Kurdish Information and News blog, kurd, kurdish, kurdisch, kürt, kurde, kurdistan, apo, zana, barzani, talabani, psk, pkk, dtp, kdp, ynk, puk, pdk, pik, kurdians, politika, siyaset, dogru gercek haber, sondakika, son dakika, spor, ekonomi haberleri, multimedya, rss, forum, 2009, 2010, newroz, peyamner, pukmedia, gundem, ozgurpolitika, azadiyawelat, human, blogger, blog, blogs, freedom, alevi, yezidi, sunni, suryani, iran, iraq, syria, usa, israel, united nations, europa, nato
Kürt Yetkililerin görüşle önerilerini dinlememizin nedeni Irak’ta örnek bir bölge olan Kürdistan’daki güven ve huzur ortamının devamı içindir
Turklerin Irkci ve Dinci medyasi(Zaman) okurlari bir taraflarina kina yakabilir artik!
Bence ABD olası bir sınır ötesi operasyonu dahilinde Türkiye'ye diplomatik ve başka biçimlerde tepki gösterecektir.
KUZEY KURDISTAN- TURK UCAKLARINDAN SIVIL KURD HALKA GOZDAGI!
Savaş uçakları Yüksekova’da alçak uçuş yaptı
Şenol ÇAKIR/YÜKSEKOVA (Hakkari), (DHA)milliyet
TÜRK Hava Kuvvetleri'ne ait iki ‘Fantom’, Hakkari'nin Yüksekova İlçesi'nde alçak uçuş yaptı. HAKKARİ'nin Yüksekova İlçesi'nde alçak uçuş yaptı. Uçakların, Hakkari’de cumartesi günü yapılacak ‘Savaşa Hayır’ mitingi için bildiri dağıtıldığı saatte uçması dikkat çekti. Hakkari’deki mitinge Yüksekova’dan binlerce kişinin katılması için hazırlık yapıldığı belirtildi.
Malatya Eraç'da bulunan 7'nci Ana Jet Üs Komutanlığı'ndan kalkan ve halk arasında 'Fantom' olarak bilinen 2 F-4E Phantom tipi savaş uçağı, Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nde bugün saat 14.20’de alçak uçuş yaptı. Malatya'dan keşif amaçlı kalkan ve şehir merkezine büyük bir gürültü ile alçalan savaş uçakları, Yüksekova 21'inci Jandarma Sınır Tugay Komutanlığı’nın bulunduğu bölgeden tekrar gökyüzüne yükseldi.
Üç kez şehir merkezine alçalıp yükselen savaş uçaklarının bu görüntüsü heyecan yarattı. Savaş uçakların, Cumartesi günü Hakkari’de yapılacak olan ‘Savaşa hayır’ mitingine katılım için bildiri dağıtıldığı saatte alçak uçuş yapması dikkat çekti. Hakkari’deki mitinge Yüksekova’dan binlerce kişinin katılması için büyük bir hazırlık yapıldığı belirtildi.
karakolundaki askerler gelip Kasık’ın evini basarak sırayla Kasık’ın karısına tecavüz ederler. Askerler evi terk edince kadın kendini asar.
Rehn, ‘’Türk hukuki çerçevesi işkence ve kötü muameleye karşı geniş teminatlar içermektedir. Ancak hala vakalar meydana gelmektedir,
Olli Rehn: Türkiye’de işkence sürüyor
BRÜKSEL: Avrupa Birliği Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, Türkiye’de işkence ve kötü muamelenin özellikle tutuklama öncesinde sürdüğünü söyledi.
Avrupa Parlamentosu’nun üyelerinden Vittorio Agnoletto İstanbul Beyoğlu polis karakolunda Nijeryalı Festus Okey’in ölümü ve diğer bazı kişilerin de dövülmeleri iddialarıyla ilgili bir yazılı soru önergesi verdi. Agnoletto AB’nin Türkiye’deki işkence ve kötü muamele olaylarıyla ilgili ne gibi uygulamalarda bulunduğunu sordu.
YAKINDAN İZLİYORUZ
AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn ise önergeye verdiği cevapta, Komisyon’un İnsan Hakları Derneği tarafından rapor edilen kötü muamele ve işkence olaylarından haberdar olduğunu ve bu vakalarla ilgili polis araştırmalarını ‘çabukluk, tarafsızlık ve bağımsızlık’ koşulları çerçevesinde yakından izlediğini söyledi.
Rehn, ‘’Türk hukuki çerçevesi işkence ve kötü muameleye karşı geniş teminatlar içermektedir. Ancak hala vakalar meydana gelmektedir, özellikle de tutuklama başlamadan önce” diyerek, işkence ve kötü muameleyle ilgili gelişmelerin Komisyon tarafından yakından izlendeiğini kaydetti.
PROJELER FİNANSE EDİLİYOR
Olli Rehn, Türkiye’ye yönelik olarak, AB’nin ve Demokrasi ve İnsan Hakları İçin Avrupa Girişimi adlı kuruluşun, katılım öncesi yardımlar çerçevesinde finanse ettiği önemli sayıda proje bulunduğunu, bu projelerin işkence ve kötü muameleyi önlemeyi amaçladığını belirtti. Rehn, projelerin adli tıp, işkence mağdurlarının tedavisi ve insan hakları eğitimi alanlarında devam ettiğini de kaydetti.
SORU ÖNERGESİ
Avrupa Parlamentosu sol grup üyesi Vittorio Agnoletto soru önergesinde, Türk hükümetinin işkence karşıtı politikalarıyla ilgili resmi açıklamalarına karşın Beyoğlu’ndaki polis merkezinde işkence olaylarının Türkiye’deki İnsan Hakları Derneği tarafından rapor edildiğini vurguladı.
Rapordaki Nijeryalı Festus Okey’in 20 ağustosta burada öldürüldüğü, Nezir Cirik ve Arif Cirik’in 10 ağustosta dayak yediği, 26 temmuzda gazeteci Öznur Dağ’ın, Sezai Yakar adlı kişi gibi fiziksel şiddete maruz kaldığını soru önergesinde yer veren Agnoletto daha birçok olayın kesin tarih ve isimlerle belirlendiğini kaydetti.
Temmuz ayında polisin görev ve yetkilerini belirleyen yasada yapılan, işkence ve kötü muamelenin önlenmesine yönelik değişikliğe değinen, Türkiye’de işkencenin sadece bu olaylardan ibaret olmadığını belirten Vittorio Agnoletto önergesinde, “Komisyon, Türkiye’deki işkenceyle mücadeleyi finanse etmek için hangi özel girişimlerde bulunmakta, hangi programları uygulamaktadır? Komisyon, Türk yetkililere, İstanbul Beyoğlu’ndaki polis merkeziyle ilgili ciddi durumu aktarmakta mıdır? AB-Türkiye katılım müzakereleri çerçevesinde, Komisyon’un Ankara’nın işkenceye karşı yasal reformlar yapmaya başlaması konusunda hangi koşulları bulunmaktadır ve Türk Hükümeti’nin bunlara karşı reaksiyonu ne olmuştur?” soruların yanıtlanmasını istedi.
ANF NEWS AGENCY
Cyber Median's Guerillas
CINAYET!
‘’Adapazarı Kürtlere mezar olacak’’
Bu buluşmaya DTP'liler çağrılmadı. Onun yerine DTP'li vekillerle gizli akşam yemekleri organize edildi.
Görüşmede konuşan Negroponte, Kürdistan Bölgesini demokratik bir bölge ve ABD’nin müttefiki olarak nitelendirdi.
Genel hatlarıyla olumlu ama Kürd kimliğinin Türk Devleti tarafından anayasal kabulune net ifadelerle değinilmediği için eksik bir plandır.
Basında genel başkanımızın gözaltına alınmamak için yurtdışına çıktığı yolundaki haberler gerçek dışıdır...
DTP’den Nurettin Demirtaş’ın gezisi hakkında açıklama
ANF-ANKARA (28.11.2007)- DTP tarafından, Genel Başkan Nurettin Demirtaş’ın gözaltına alınmamak için yurtdışına çıktığı yönündeki haberleri “gerçek dışı ve manipülasyon amaçlı” olarak değerlendirildi.
DTP tarafından yapılan yazılı açıklamada, Emine Ayna ile Eşbaşkanlık görevine getirilen Nurettin Demirtaş’ın diplomatik çalışmaları yürütmesinin daha önce kararlaştırıldığı hatırlatılarak, Demirtaş’ın bu çerçevede Avrupa ülkelerinde çeşitli siyasi temaslarda bulunmak ve partinin Demokratik Özerklik projesini anlatmak üzere yurtdışında bulunduğu belirtildi.
Demirtaş’ın temaslarını tamamlamasının ardından Türkiye’ye geri döneceği belirtilen açıklamada, “Basında genel başkanımızın gözaltına alınmamak için yurtdışına çıktığı yolundaki haberler gerçek dışıdır. Sayın Demirtaş, 18 Kasım günü yurtdışına çıkmış, gözaltı olayları ise 22 Kasımda sonraki bir tarihte başlamıştır. Bunun yanı sıra bu olayla ilgili ne Genel Başkanımız Sayın Demirtaş’a, ne de avukatlarına herhangi bir bilgi ulaşmamıştır. Dolayısıyla söz konusu davayla bir ilgisi bulunmamaktadır. Sayın Demirtaş’ın ülkeye döndüğünde gözaltına alınıp tutuklanacağı ve bu nedenle yurtdışına kaçtığı yolundaki haberler manüpülasyon amaçlı, gerçek dışı haberlerdir” dedi.
Törende, Başbakan Neçirvan Barzani, Rusya bayrağını kendisi göndere çekti.
RUSYA FEDERASYONUNUN HEVLER KONSOLOSLUĞU RESMEN AÇILDI.
28-Nov-07 [16:40]PNA-Rusya Federasyonunun Hevler konsolosluğu, Federal Kürdistan Bölge (FKB) başbakanı Neçirvan Barzani’nin katıldığı resmi bir törenle açıldı. Törene, FKB Başbakanı Neçirvan Barzani’nin yanısıra Rusya Federasyonun Bağdat büyükelçisi, Irak Devlet Başkanı Celal Talabani’nin temsilcisi, Federal Kürdistan Bölge Başkanı Mesut Barzani’nin temsilcisi, Rusya Devlet başkanı Viladimir Putin’in temsilcisi ve PDK ile YNK’nin politbüro üyeleri katıldı.
Törende, Başbakan Neçirvan Barzani, Rusya bayrağını kendisi göndere çekti.
Açılış töreninde bir konuşma yapan Başbakan Neçirvan Barzani, ölümsüz lider Mustafa Barzani’nin Rusya’daki tarihi mücadelesinden, çalışmalarında ve Kürdistan Bölgesi ile Rusya arasındaki dolu geçen ilişkilerinden bahsetti.
Başbakan egitim, kültürel ve toplumsal çalışmaların ilerletilmesinin yanında iki taraf arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi gereğine dikkat çekti.
Başbakan, ‘’Irak Perol Bakanı’nın konuşmalarına hiç bir önem vermeyeceklerini çünkü yabancı petrol şirketleri ile imzaların atıldığını ve bunun..
Kars Halk Meclisi Sözcüsü Mahmut Alınak'ın 22 Temmuz seçimlerinde Kars'ın Digor İlçesi'nde yaptığı Kürtçe konuşma davalık oldu.
Mahmut Alınak'a 'Kürtçe konuşma' davası
22 Temmuz seçimlerinde Kars Bin Umut Bağımsız Milletvekili Adayı olan Mahmut Alınak'ın Digor'da düzenlenen mitingde yaptığı Kürtçe konuşmayla ilgili yürütülen soruşturma tamamlandı. Digor Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan ve Sulh Ceza Mahkemesi'ne sunulan iddianamede, mitingde Türkçe dışında bir dili kullanan Alınak'ın 'yasaklara aykırı hareket ettiği' belirtilerek, bu nedenle cezalandırılması istendi.
KARS - ANF
İngiliz polisi çete vurgunlarından elde ettiği milyonlarca doları PKK ’ya aktaran Londra merkezli çete lideri “The Boss ”un (Patron) peşine düştü
HAYIRSEVER INGILIZ HIRSIZ MODERN ZAMANIN ROBIN HOOD'U CUNKU PARASINI PKK'YE GONDERIYORMUS...
Avusturya İmparatoriçesi Sisi ’ye ait mücehver kaplı bir broşu sergilendiği müzeden çalarak adını suç tarihine yazdıran Kanadalı soyguncu Gerald Blanchard , daha sonra gerçekleştirdikleri banka ve kredi kartı vurgunlarından ele geçirdikleri milyonlarca doların PKK ’ya aktarıldığını itiraf etti. İngiliz The Times ve Daily Telegraph gazetelerinin haberlerine göre, Ocak 2007’de yakalanan ve kasım başında hapse atılan Blanchard ’ın 7 kişilik çetesiyle birlikte gerçekleştirdiği soygunlar İngiltere ’de faaliyet gösteren “The Boss ” (Patron) takma isimli çete reisi tarafında organize edildi.
ÇETELERİN PARASI PKK ’YA
Bilgisiyar uzmanı Kanadalı soyguncunun binlerce sayfalık ifade ve gizli telefon kayıtlarından elde edilen bilgiler, “The Boss ”un varlığını ortaya koyuyor. Kanada polisine göre “Patron” Avrupa çapında Blanchard ’ın çetesi gibi pek çok çeteyi yönetiyor ve tüm parayı PKK ’ya aktarıyor. Kanada polisine göre, “The Boss ” soygun ve vurgunların zeminini hazırlıyor, Blanchard ’ın liderliğini yaptığı, “Gerald Blanchard Suç Örgütü” eylemleri gerçekleştiriyor ve ele geçirilen paranın büyük bölümü “The Boss ”a, ondan da PKK ’nın Kuzey Irak ’taki kasalarına aktarılıyordu. “Sisi yıldızı” soygunundan beri Kanada polisinin peşinde olduğu Blanchard ve çetesi, Avrupa ‘da yürütülen eşzamanlı operasyonla yakalandı.
SAHTE KARTLARLA SOYGUN
Yakalandığı zaman bilgisayarında sahte kartlar düzenlemek için kullanılan onbinlerce İngiliz banka müşterilerine ait kredi kartı numaraları ve PIN numaraları da ele geçirildi. Çıkartıldığı mahkemede 16 soygun ve kredi kartı dolandırıcılığından suçlu bulundu ve 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kanada ’da hapis yatan 35 yaşındaki Blanchard soygunlarda kullandıkları tekniklerden ötürü “dâhi çocuk” olarak tanınıyor. İngiliz The Times gazetesine göre, şimdi gözler, bağlantılı olduğu çetelerden gelen paraları PKK ’nın kasasına akıtan The Boss ’un (Patron) bulunması yönünde çağrı yapılan Scotland Yard ’a çevrildi.
SCOTLAND YARD BİLİYOR
DAILY Telegraph ’a konuşan Kanada hükümetinin avukatı Sheila Leinburd, “İngiliz yetkililer Patron’un kim olduğunu biliyordu ancak Kanada polisine söylemedi. Blanchard ’ın avukatı, müvekkilinin vurgunundan elde edilen paraların, kendi tabiriyle Irak ’taki ‘özgürlük savaşçılarına gittiğini’ söylemişti. Paranın terörizme destek için kullanıldığını biliyorduk” dedi.
Büyük vurgunu çarşafla yaptılar
KANADA polisinin dâhi soyguncu olarak tanımladığı Gerald Blanchard , Patron’un emriyle geçen yıl 7 adamıyla beraber Mısır ’a gitti. Patron’un verdiği kredi kartı detayları ve şifrelerini kullanarak, İngiltere ’deki on binlerce banka hesabından para hortumladı. Sahte ATM ve kredi kartlarıyla, makinelerden 10 gün boyunca para çeken çete, güvenlik kameralarına yakalanmamak için de kara çarşaf giydi. Blanchard çetesi, milyon dolara yakın parayı “Patron”a teslim etti. Daily Telegraph , bir telefon kaydında, Blanchard ’ın, “Patron bu parayı, Kürt savaşçıları ve muhtemelen başka terörist grupları finanse etmekte kullanmayı düşünüyor” dediğini yazdı.
Sisi ’nin yıldızını çalmıştı
KANADALI soyguncu Blanchard adını tarihe yazdıran soygununu 1998’de gerçekleştirdi. Blanchard ve çetesi Viyana ’da Avusturya İmparatoriçesi Elisabeth ’in (Sisi ) öldürülüşünün 100’üncü yıldönümü anma törenlerinde Schonbrunn Kalesi ’nde sergilenen Sisi ’ye ait elmas ve incilerle süslü çok değerli bir broşu çaldı. “İmparatoriçe Sisi ’nin Yıldızı” olarak da bilinen broş alarmlı kutunun içinden ustalıkla çalınıp, yerine kalenin hediyelik eşya satan dükkanından satın alınan sahte versiyonu kondu. Broşun sahte olduğu ancak 1 ay sonra anlaşılabilmişti. Broş, geçen haziran ayında, Blanchard ’ın büyükannesinin Winnipeg ’deki evinin duvarına gizlenmiş olarak bulundu.
İNGİLİZ The Times gazetesine göre Kanadalı soyguncu dünyayı dolaşırken 8 sahte kimlik kullandı. Kendisini gizlemek için makyaj yapan, takma bıyık ve sakal takan Blanchard sahte basın kartları düzenleyip ünlü popçu Christina Aguilera ile röportaj yaptı ve hatta Monaco Grand Prix ’ini gazeteci olarak izledi. Kanada hükümetinin avukatı Leinburd, lüks bir yaşam süren Blanchard ’ın çok karizmatik olduğunu belirtirken, “Çetesi de tıpkı Ocean ’s 11 filmindeki gibi soygunlar yapıyordu. Yaptıkları işler o filmdeki gibi deha gerektiriyordu. Ve o ele geçirdikleri paranın terörizmin finansmanında kullanıldığını biliyordu” diye konuştu.
Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce (AİHM) sonuçlandırılan bazı davalarda suçlu bulundu.
Başkan Barzani, ''Kudsiyetin barışın ve kardeşliğin sağlanması yönünde başarılı bir şekilde ilerlemesi'' temennisinde bulundu.
Geçmişte, dokunulmazlıklarımız gündeme geldiğinde komisyon başkanı kürsüye çıkıp şunu söyledi; "Sizin bir tek hakkınız var, hizmet etme ve susma!
"Ben ve burada yaşayan birçok kişi onları terörist olarak görmüyoruz. Türkiye'deki Kürdlerin hakları için savaşıyorlar."
Wieland Schneider*/ Kuzey Irak Ordusu Kandil Dağları Çevresinde Bir Çember Oluşturdu. PKK'ya Karşı Askeri Harekat Sınırlı Kalacak.
Haval ayağını gazdan çekiyor, çeşitli yöntemler uyguluyor ama nafile. Nissan marka beyaz cip, dağlara giden yolu dolduran deliklerin üzerinden bata çıka gidiyor. "Önümüzdeki bu bölgeye Bnari Kandil diyoruz. Birkaç hafta önce burası PKK savaşçıları ile doluydu." Haval kahverengi tepelerin arasından onların ardındaki dağlara kadar giden ovaya işaret ediyor. Dik tepelerin zirveleri bulutların ardında kayboluyor. Kandil dağları Türk sınırına kadar uzanıyor, tam Türkiyeli Kürd yeraltı örgütü PKK'nin kampları için uygun bir alan.
Bir tavuk çiftliğine ait barakalar gördüğümüz son sivil bina. Bundan birkaç yüz metre ötede Irak sınır birliklerinin kampı ile karşılaşıyoruz. Kosina Kampı yüksek duvarları ve nöbetçi kuleleri ile Orta Çağ'dan kalma bir kaleyi andırıyor. Burası Kuzey Irak'taki özerk Kürd bölgesinin son dış karakolu. Bunun ardında PKK'nin bölgesi başlıyor. Ancak Kosina sınır askerlerinin kontrol noktasında (checkpoint) gezimiz sona eriyor.
İran'dan Top Mermileri
Ellerinde kalaşnikoflarla bekçi kulübesinden çıkıyorlar. "Dur, buradan öteye geçemezsiniz." Askerlerden bazılarının üzerinde Irak sınır birliklerinin açık renkli üniforması, bazılarının üzerinde ise iç güvenlikten sorumlu Kürd birlikleri ASAISH'in yeşil üniforması var. Bir süre tartıştıktan sonra kampın kumandanını çağırıyorlar. Siyah bıyıklı ve dostça bir çehreye sahip biri geliyor ve kendini sınır birliklerinden Yarbay Mohammed olarak tanıtıyor.
Yarbay bize pek yardımcı olamayacağını belirtiyor ve gülümsüyor. Ancak bize çay ikram edebileceğini söylüyor. Çay bardağını elinde tutarken, "Kandil'e giden yol kapalı" diyor ve bunun üst düzeyden gelen bir emir olduğunu, başka birşey söyleyemeyeceğini söylüyor. Yalnız kontrol noktasında fotoğraf çekmeye izin var, ama dağları çekmek yasak. Ayrıca kontrol noktasından geçen sivillerin de fotoğrafını çekmememiz gerekiyor.
Fatimah bu sivillerden biri. Kontrol noktasının öte yanında, PKK bölgesindeki Kalby köyünde yaşıyor. Fatimah önce pek konuşmak istemiyor gibi görünüyor. ABD'nin Türkiye'ye gizli servis bilgilerini verme vaadinden bu yana, bölgede Batı'dan gelen yabancılara şüpheyle bakılıyor. Ancak 50 yaşındaki kadın bir süre sonra konuşmaya başlıyor.
Şu sıralar köylerdeki yaşamın zorlaştığını söyleyen Fatimah, "Bundan iki hafta önce köye top mermileri indi. Sanırım İran'dan atılmışlardı" diyor. Türk sınırı Türk toplarının köylere ulaşamayacağı kadar uzakta, oysa İran sınırı çok yakın.
İran birlikleri geçtiğimiz haftalarda PEJAK'ın kamplarının bulunduğunu tahmin ettikleri noktaları ateşe tuttular. PEJAK, PKK'nin bir nevi kardeş örgütü ve İran'daki Kürd bölgelerinde savaşıyor. Onların kampları da Kandil dağlarında.
Kalby'deki köylüler çobanlık yapıyor, yani kendilerini besleyecek durumdalar. Ama Fatimah geçtiğimiz günlerde durumun kötüleştiğini anlatıyor. Bunun nedeni: Kürt resmi makamları PKK bölgesine geniş çaplı yiyecek sevkiyatına izin vermiyor.
Topyekün Abluka Talimatı Verildi
Kürdistan Yurtseverler Birliği KYB üyesi Mohammed Yasta Ali "Her şeyi abluka altına alma talimatı verildi. Bölgeye hiç bir şey girmeyecek, yiyecek olsun, PKK'li olsun, gazeteci olsun" diyor. KYB'nin ana karargahı Kosina Kampından birkaç kilometre ötede.
Burası Irak Devlet Başkanı Celal Talabani'nin partisi KYB'nin kalesi gibi. Ana karargahın önünde bir grup yaşlı adam bir şeyler tartışıyor. Üstlerinde yıkanmaktan rengi solmuş ceketler var, sırtlarında ise kalaşnikoflar. Cadde beyaz başörtülü küçük kızlarla dolu. Öğle vakti okuldan çıkmış eve gidiyorlar. KYB üyesi, Kandil bölgesini çember içine alma talimatının iki hafta önce verildiğini söylüyor. "Ama köylülerin geçmesine izin veriyoruz. Onların dış dünya ile ilişkilerini kesemeyiz" diyor. PKK bölgesinde nüfusları 500'e varan 50 kadar yerleşim bölgesi var.
Bunlar Terörist Değil
Kürd bölgesel yönetimi Kandil'i çember içine alarak, Türkiye'yi Kuzey Irak'a askeri harekatta bulunmaktan alıkoymak istiyor. Geniş çaplı bir harekat yapılmasa bile, dağlardaki PKK kamplarına nokta operasyonlarının yapılması olasılığı giderek artıyor. Türk medyasına bakılırsa, harekat kasım içinde gerçekleşecek; özel birliklerin Irak sınırı yakınlarına kaydırıldığı belirtiliyor.
Ahmet hiç endişelenmiyor. 45 yaşındaki adam Peşdar'ın batısındaki Betwen bölgesinde küçük bir köyde yaşıyor. Köyün 20 km ötesinde PKK bölgesi başlıyor. Türk ordusu bu yüzden burayı da vurur mu? "Göreceğiz. Buraya kolay kolay asker getiremezler. Askerin sürekli burada tutulması güç olur. Türk sınırı çok uzakta."
Peki PKK savaşçıları hakkında ne düşünüyor? "Ben ve burada yaşayan birçok kişi onları terörist olarak görmüyoruz. Türkiye'deki Kürdlerin hakları için savaşıyorlar."
Ahmet şimdiye kadar asilere rastlamadığını söylüyor. "Onlar dağlarda. Burası çember içine alınmadan önce de buraya hiç inmezlerdi."
PKK'nin Şarkısı
Sonra birdenbire muzip muzip gülümsüyor. "PKK savaşçılarını mı görmek istiyorsun? İşte bak oradalar" diyor ve televizyon ekranını gösteriyor. Üniformalı kadınlar ile erkeklerin karda yürüdükleri, müzik enstrümanları çaldıkları ve şarkı söyledikleri görülüyor. PKK'nin gerilla savaşını öven popüler şarkının adı "Ha Gerilla." Bunu gösteren müzik videosu Mezopotamya kanalında gösteriliyor.
Ahmed, "Programı yalnız Irak'ta değil her yerde izleyebilirsiniz. Uydu üzerinden Avrupa'dan yayın yapıyor" diyor.
* Die Presse/17 Kasım 2007
Hazırlayan: Kaya Vural
AKP KURD MEBUSLARI KURDLERE VE KURDISTANA KARSI KULLANACAK!
askerler “Tek Bayrak, Tek Devlet, Tek Millet, Tek Dil”, “Bayrak İnmez, Vatan Bölünmez”, “Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez” ve “Ne Mutlu Türküm Diyene”
Polisin müdahalesine gençler molotof kokteyli ve taşlarla karşılık verdi.
"Siz Türk değil misiniz? Çekin gidin. Türkiye'de yaşıyoruz, burası da Denizli. Hepiniz Türk'sünüz, bu milletin ekmeğini yiyorsunuz"
Denizli'de Kürtçe döviz taşıyan kadınlara saldırı yapıldı
Denizli - Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla bugün Denizli'de düzenlenen eylemde Kürtçe dövizler açıp slogan atan genç kadınlara tepki gösteren bazı gençler, "Burası Türkiye" diye bağırdığı öğrenildi.
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü'nde, Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) ile Demokratik Toplum Partisi'nden kadınlar, ellerinde çoğu Kürtçe yazılı dövizlerle Candoğan Parkı önünde toplandı.
Eylemciler, polisin geniş güvenlik önlemleri arasında sloganlar atarak Delikliçınar Meydanı'na kadar yürüdü. Meydanda dövizleri kaldırıp kadına şiddeti protesto eden eylemciler, daha sonra kadına şiddeti anlatan bir tiyatro oyunu sergiledi.
Vatandaşların meraklı bakışları arasında eylemlerini sürdüren eylemcileri izleyen bir grup genç, eylemcilere tepki gösterdi. "Siz Türk değil misiniz? Çekin gidin. Türkiye'de yaşıyoruz, burası da Denizli. Hepiniz Türk'sünüz, bu milletin ekmeğini yiyorsunuz" diye bağıran gençleri, polisler meydandan uzaklaştırdı.
Kürd gösterisinin ardından ülkücüler Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği'ni basarak ateşe verdi.
Gruba müdahale eden yüzlerce polisin daha sonra 'Her şey vatan için', 'Ne mutlu .... diyene' şeklinde slogan atması dikkat çekti.
Kürt asıllı Mısırlı yönetmen Ali Bedirhan , Peşmerge filminde oynaması için ünlü aktör Antonio Banderas’ı ikna etmek için yoğun bir çaba başlatmıştı..
Kaplan, 'Hastaneye gelir gelmez kardeşini ve beni döven polisler hakkında suç duyurusunda bulunmamız için rapor istedik. Ancak vermediler'
'Batmanlıyım' deyince dövülerek gözaltına alındı
İstanbul'da sokakta kimliğini isteyip nereli olduğunu soran polislere 'Batmanlıyım' diyen Davut Kaplan adlı genç, polislerin saldırısına uğradığını ileri sürdü. Kaplan, o sırada olay yerinden geçen ağabeyinin polislere tepki göstermesi üzerine onun da gözaltına alındığını belirtti. 3 gündür Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde yatmakta olan Kaplan, gözaltında da darp edildiklerini iddia etti.
21 yaşındaki Davut Kaplan, 22 Kasım Perşembe günü kardeşi Muhammet Ali Kaplan'ın sınav tarihlerine bakmak için Kartal Soğanlı'da bulunan okula gittiğini ve okul girişinde birkaç polisin kimliğini görmek istediğini söyledi. Kardeşinin polislere neden kimlik istediklerini sorunca polislerin kardeşine küfrettiğini belirten Kaplan, aynı polislerin kardeşini takip ettiğini ve yolunu kesip nereli olduğunu sorduklarını söyledi. Kaplan, kardeşinin 'Batmanlıyım' demesi üzerine polislerin kardeşini dövmeye başladığını iddia etti. O sırada oradan geçerken polislerin kardeşini dövdüğünü gördüğünü söyleyen Kaplan, polislere tepki göstererek kardeşini neden dövdüklerini sorduğunu dile getirdi. 'Bir anda hepsi bana saldırdı. Ellerimi kelepçeleyip bana yumruk ve coplarla vurmaya başladılar' diyen Kaplan, kardeşiyle birlikte Yakacık Polis Karakolu'na götürüldüklerini söyledi.
'Karakolda 'darp edilmedik' diye imza attırdılar'
Polislerin kendilerini karakolda dövmeye devam ettiklerini belirten Kaplan, muayene için Kartal Yavuz Selim Hastanesi'ne götürüldüklerini söyledi. Kronik şizofren olduğunu ve psikiyatriste sevk edilmek istediğini polislere söylediğini ifade eden Kaplan, ne polislerin ne de kendisini muayene eden doktorun isteğine kulak verdiğini dile getirdi. Muayenenin ardından yine karakola götürüldüklerini kaydeden Kaplan, kendilerine karakolda darp edilmediklerine dair bir kağıt imzalatıldığını iddia etti.
Yaşadıklarının ardından kriz geçiren Kaplan, şu an Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde tedavi görüyor. 3 gündür hastanede yatan Kaplan, 'Hastaneye gelir gelmez kardeşini ve beni döven polisler hakkında suç duyurusunda bulunmamız için rapor istedik. Ancak vermediler' dedi.
Sağ gözü, kulağı ve şakaklarındaki morluklar ile bileklerinde kelepçeden ötürü yaralar bulunan Davut Kaplan, kardeşi Muhammet Ali Kaplan'ın ise boğazının sıkıldığını ve kolunda morluklar bulunduğunu söyledi. CEREN SARAN - İSTANBUL (DİHA)
SERT SOGUGA DAYANAMAYAN ISGALCI ORDU GUCLERI SINIR IHLALI SEVDALARINI BASKA BAHARA ERTELIYOR OLABILIRLER MI?
Ortadoğu’da Kürt yetimleri için adalet yoksa, kimse için olmayacaktır... Bu bir abartı ve meydan okuma değildir.
Kürdistan yetimleri
Hasan BildiriciTarih: 24 Kasım 2007 Cumartesi
Türk devleti günahkar ve suçlu bir devlettir. Türk devleti suçlarından ve günahlarından kaçamaz. Türk devletinin üstünde hükümranlık sürdürdüğü topraklar şehirleri, köyleri ve katliam mağduru halklarıyla bir uygarlıklar mezarlığıdır. Bilinen acılı hayat hikayelerin çok fazlası toprağın altında saklıdır.
Bugün MHP Genel Başkanlığını yapmakta olan Devlet bahçeli dahi Türk devletinin yetimidir. Dedesi devlet tarafından asılmış bir Türk yetimidir Bahçeli...
Kürdistan topraklarının altı vıcık vıcıktır. Kandır, irindir, feryattır, süngülenmiş çocuk, uçurumlardan atlamış Kürt kızı, daha acılı olsun diye oğulları babalarından önce asılmışların gözyaşlarıdır. Kürdistan toprakları insan karışımı bir acıdır... Mezar yerleri bilinmeyen Seyit Rıza, Şeyh Sait’tir... Bir soluk sürgün, hasret ve ölümdür.
Kürdistan, katillerinden mutlaka hesabı sorulması gereken kanlı bir tarihi dosyadır. Kürdistan, Kürt yetimlerinin alnına düşülmüş namustur, şereftir... Kürt halkı, ataları Türk devleti tarafından öldürülmüş bir yetimler ordusudur.
Kürdistan yazıktır, çaresizdir, halkı ölüm ve yoksulluğa mahkum edilmiş bir kimsesizler yurdudur. Konaklarında mezopotamya kültürlerinin en ileri gelenlerini ağırlaşmış Kürt beylerinin çocukları acımasız Türk hoyratlığı altında sokak çocuğudur, tinercidir; ayakkabı boyacısı, mendil satıcısı, cepçidir.
Kürdistan yazık bir yurttur, çaresizdir, dili bölünme nedeni, kültürü ayrılıkçılık, renkleri bölücülüktür.
Adı yasak edilmiş Kürdistan, okul kapılarında ana dilini dahi konuşamadığı halde iktidar partilerine ve militarist güçlere uşaklık yapan hainlerle doludur.
Kürdistan; onuru, şerefi, doğası ve yaşamıyla ayaklar altına alınmış bir yurttur.
Kürdistan, ölen anasının adını anmaktan dahi korkan yetim bir çocuktur.
PKK, katliam sanığı Türk devletinin yüzyıllık günahlarına bir itirazdır. PKK, Türk devletinin Diyarbakır vahşetinde dölünü almış, faili devlet olan cinayetler karşısında dişlerini kayalara gömmüş, yıkılan köylerin tozu dumanıyla yüzünü yıkamış, dağların dondurucu soğuğunda el ve ayaklarını yakmış, aç karınlarını ağaç kabuklarıyla doyurmuş bir çile hareketidir.
Şimdi Türk devleti, kendi vahşetinin sonucu olan PKK’yi yaşamının tam orta yerinde tümüyle boğmayı aklına koymuştur...
Kürt halk yaşamı üzerinde Türk ırkının ebedi varlığını ilan etmek Türk devletinin nihai amacıdır. Bir uygarlıklar katili olan devlet, böylece ufak tefek sıyrıklarla Kürt dosyasını ucuza kapatacağını ummaktadır.
Fakat Türk devletinin, yüz yıllık tarihin her döneminde yetim bıraktığı Kürdistan çocukları her yerdedir.
O çocukların acısından ne Amerika ne Avrupa anlar.
O çocukların acısını ne cep dolduran ticari anlaşmalar, ne Türk yönetimi sınıfını rahatlatan reformlar, ne petrol fiyatları, ne üç kağıtçı Kürtlerin makam ve para hırsı dindirir.
Bu yetim çocuklar kendi acıları üzerine akbabalar gibi üşüşen karanlık ilişki sahiplerinin ne mal olduklarını ve ne tür karanlık işler çevirdiklerini çok iyi bilirler...
Devletin ve işbirlikçi akbabaların şunu çok iyi bilmesi gerekir ki, Kürdistan halkı Türk devletinin yetimidir. Bu yetimler sürüldükleri şehirlerde sokak çocuğudur... Sürgündür, hapistir, dağların kahredici belasına sığınmış gerilladır... Ölümdür, yitik mezardır... Kısacık ömürleri kabusa dönüştürülmüş olanların toplamıdır.
Ortadoğu’da Kürt yetimleri için adalet yoksa, kimse için olmayacaktır...
Bu bir abartı ve meydan okuma değildir.
Kürt yetimleri katliam sanığı devletten yeni katillikler değil Kürt katillerini istemekte ve dünyadan adalet beklemektedir.
Bu yoksa çözüm de yoktur.
Kürt yetimleri Kürdistan’ı katledenlerin peşini bırakmayacaktır...
Hasan Bildirici
bildiricihasan@hotmail.com
'Bölgede Kürt erkeğinin de kadın konusunda eğitilmesi gerekiyor. Zaten mevcut olan sistem Kürt halkına elinden geldiği kadar baskı ve işkence yapıyor
'Kadınlar arasında yeterli dayanışma bulunmuyor'
Kadınların 5 bin yıllık sömürüye maruz bırakıldığını ifade eden Konca, kadınlar arasında yeterli bir dayanışmanın bulunmadığını belirtti. Avrupa ülkelerinde baskı gören kadınların gidip derdini paylaşacağı bir uzman psikologu bulunduğunu belirten Konca, 'Bizim kadınlarımız ise duyulmaması için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu içe kapanıklık ile çözümsüz kalarak bir nevi intihar yolunu seçiyorlar' dedi.