'Kadınlar arasında yeterli dayanışma bulunmuyor'
Kadınların 5 bin yıllık sömürüye maruz bırakıldığını ifade eden Konca, kadınlar arasında yeterli bir dayanışmanın bulunmadığını belirtti. Avrupa ülkelerinde baskı gören kadınların gidip derdini paylaşacağı bir uzman psikologu bulunduğunu belirten Konca, 'Bizim kadınlarımız ise duyulmaması için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu içe kapanıklık ile çözümsüz kalarak bir nevi intihar yolunu seçiyorlar' dedi.
Kurdish Information and News blog, kurd, kurdish, kurdisch, kürt, kurde, kurdistan, apo, zana, barzani, talabani, psk, pkk, dtp, kdp, ynk, puk, pdk, pik, kurdians, politika, siyaset, dogru gercek haber, sondakika, son dakika, spor, ekonomi haberleri, multimedya, rss, forum, 2009, 2010, newroz, peyamner, pukmedia, gundem, ozgurpolitika, azadiyawelat, human, blogger, blog, blogs, freedom, alevi, yezidi, sunni, suryani, iran, iraq, syria, usa, israel, united nations, europa, nato
'Bölgede Kürt erkeğinin de kadın konusunda eğitilmesi gerekiyor. Zaten mevcut olan sistem Kürt halkına elinden geldiği kadar baskı ve işkence yapıyor
'Kadınlar arasında yeterli dayanışma bulunmuyor'
Kadınların 5 bin yıllık sömürüye maruz bırakıldığını ifade eden Konca, kadınlar arasında yeterli bir dayanışmanın bulunmadığını belirtti. Avrupa ülkelerinde baskı gören kadınların gidip derdini paylaşacağı bir uzman psikologu bulunduğunu belirten Konca, 'Bizim kadınlarımız ise duyulmaması için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu içe kapanıklık ile çözümsüz kalarak bir nevi intihar yolunu seçiyorlar' dedi.
Dahası, Bağdat'ta işler yoluna girdiğinde Kürdistan'a ABD güçlerinin "yerleştirileceğine" dair söylentiler dolaşıyor.
Anayasa’da Türkiye’de Kürtler dahil çeşitli halkların ve kültürelerin yaşadığının yer almasını talep ediyorum.
- Kürt olmanın, Kürtçe konuşmanın, Kürtçe müzik dinlemenin ve Kürtçe kitap, gazete okumanın suç olmamasını istiyorum. Resmi kurumlarda başta Kürtçe olmak üzere anadilde tercümanlık servisi olsun istiyorum. Doğduğum Kürt köyünde 5 yaşıma kadar kalmama rağmen öğrenemediğim anadilim Kürtçe’yi özgürce öğrenip kullanabilecek bir ortam istiyorum.
- Köylerimizin, şehirlerimizin Kürtçe orjinal isimleriyle adlandırılmasını, Anayasa’da Türkiye’de Kürtler dahil çeşitli halkların ve kültürelerin yaşadığının yer almasını talep ediyorum. Kürt şehirlerinde okullarda Kürtçe eğitim verilmesini, belediye hizmetleri başta olmak üzere tüm yerel hizmetlerin Kürtçe de sunulmasını ve bunun önündeki yasal engellerin kaldırılmasını arzuluyorum.
- Üniversitelerin özgürce bilimsel araştırmalar yapabildiği ve üniversitelerde Kürt Kültürü Araştırma ve Geliştirme kürsülerinin açılmasını istiyorum.
- İnsanların çocuklarına başta Kürtçe olmak üzere istediği dilde isim verebilmelerini istiyorum.
- Başta DTP olmak üzere siyasi partilerin Kürtçe siyasi faaliyeti yapabilmesini ve bunun yasal güvenceye alınmasını istiyorum. Türkiye’de Kürtçe yayın yapan ulusal düzeyde radyo ve televizyonlara izin verilmesini, Kürt kültürünün geliştirilmesi için her türlü eğitsel ve sanatsal faaliyetin özgürce yapılabilmesinin sağlanmasını istiyorum.
- Devletin Kürtler’den son 84 yılda yapılan haksızlıklar, katliamlar ve inkar politikasından dolayı özür dilemesini ve böylece gerçek bir barış ortamına zemin hazırlanmasını istiyorum.
- Yasal düzenlemeler sağlanarak dağdaki Kürt gençlerinin ailelerine ve ülkelerine dönme şartlarının oluşturulmasını, siyasi tutukluların serbest bırakılmasını, düşüncelerini açıkladığı için hiçbir Kürdün, demokratın, muhalifin veya sosyalistin savcılar tarafından soruştulmamasını istiyorum.
- Son 23 yılda yaşanan çatışmalardan dolayı köylerini terke zorlanmış, evleri yakılmış milyonlarca kişiye köylerine dönebilmeleri için tazminat verilmesini ve köye dönüşün önündeki engellerin kaldırılmasını talep ediyorum.
- Köy koruculuğunun derhal kaldırılmasını, Kürt şehirleri ve köyleri arasındaki keyfi asker ve polis kontrollerinin kaldırılarak tam bir seyahat özgürlüğü sağlanmasını istiyorum.
- Zorunlu askerliğin kaldırılmasını ve ordunun siyaset üzerindeki hakimiyetinin sonlandırılmasını, demokratik bir anayasa hazırlanmasını talep ediyorum.
- 12 Eylül darbeci genarallerinin ve onlara destek verenlerin yargılanmasını istiyorum.
- Siyasi düşünce ve faaliyetlerinden dolayı haksız yere hapse atılan, işkencelerden geçirilen, yargısız infazla yaşamları elinden alınan veya Türkiye dışına kaçmak zorunda bırakılan yüzbinlerce insandan özür dilenmesini ve maddi ve manevi tazminat verilmesini talep ediyorum.
- Kürtler’in ve sisteme muhalife anlayışların yasal alanda demokratik bir anayasa çervevesinde özgürce politika yapabilmesini ve örgütlenmesini istiyorum.
- Türkiye’de ırkçılığın anayasal bir suç olmasını, farklı kültürleri aşağılayan, dışlayan ve baskı yapan anlayışların cezalandırılmasını istiyorum.
- Türkiye’de emekçilerin mesleki örgütlenmesi önündeki yasal ve pratik engellerin kaldırılmasını istiyorum.
- Tüm baskı ve engellemelere karşın 2 milyona yakın bir oyla meclise giren DTP ve bu partinin milletvekillleri üzerindeki baskıların, soruşturmaların sonlandırılmasını istiyorum.
- Türkiye’de etnik, dini ve kültürel farklılıkları doğal kabul eden, bundan zevk alan ve bunun bir zenginlik olduğunu düşünen demokratik bir devlet ve hükümet olmasını istiyorum.
Kürtleri tanımak ve BM’nin sivil ve siyasi haklara ilişkin uluslararası anlaşma çerçevesinde Kürtlerin haklarının tanınması olduğunu kaydetti...
- Kürt kimliği, dili, kültürel ve siyasi haklarının (Kürtçe dili ile eğitim ve medya, dernek ve Kürt siyasi parti kurma özgürlüğü…) Türk Anayasası’nda kabul edilmesi,
- Uzun ve acılı savaş ve şiddet sayfalarını tamamen kapatmak için tüm PKK militanları ve siyasi tutuklular ile Kürtlere karşı katliamlara bulaşmış Türk askerleri için genel af çıkarılması,
- Ordu tarafından yıkılan 4 bine yakın Kürt köyünün yeniden inşasına ve yerlerinden edilen 2 milyonu aşkın Kürdün evlerine geri dönüşüne yardım edilmesi,
- Fransız örgütler on yıllardır süren çatışmaya son vermenin tek yolunun Kürtleri tanımak ve BM’nin sivil ve siyasi haklara ilişkin uluslar arası anlaşma çerçevesinde Kürtlerin siyasi ve kültürel haklarının tanınması olduğunu kaydetti.
'Dün İstanbul'da bir gerilla cenazesindeydim bugün asker cenazesine geldim. Hepsi de Kürt, bizim arkadaşlarımız. Artık yeter kanımızı akıttıkları'
Asker annesi isyan etti: askere gönderecek oğlum yok
Şırnak'ın Namaz Dağı bölgesinde el bombasının patlaması sonucu Piyade Çavuş Mehmet Nuri Bakıcı ile birlikte yaşamını yitiren Mardinli Piyade Er Mehmet Nuri Doğan'ın ailesi, çocuklarının Şırnak'ta askerlik yaptığına dair bilgi sahibi olmadıklarını söyledi. Anne Sabriye Doğan, 'Ben çocuğumun Patnos'ta askerlik yaptığını biliyordum. Çocuğumu öldürmek için mi askere götürdüler? Öldüreceklerse askere götürmesinler gelip kapıda öldürsünler bundan sonra ben başka çocuğumu askere göndermeyeceğim' dedi.
Şırnak'taki operasyon kapsamında Namaz Dağı bölgesine götürülen Adana Karaisalı nüfusuna kayıtlı Piyade Çavuş Mehmet Nuri Bakıcı ile Mardin Dargeçit nüfusuna kayıtlı Piyade Er Mehmet Nuri Doğan'ın dün el bombasının patlaması sonucu yaşamını yitirdiği açıklandı. Her iki cenazenin bugün Adana'da toprağa verileceği açıklanırken, Piyade Er Mehmet Nuri Doğan'ın ailesi, ölümden devleti sorumlu tuttu.
ARTIK ANALAR AĞLAMASIN
Adana'nın Seyhan İlçesi'ne bağlı Yenibey Mahallesi'nde oturan anne Sabriye Doğan, oğlunun asıl görev yerinin Ağrı'nın Patnos İlçesi olduğunu belirterek, 'Oğlumun dağ komandosu olduğunu bile bilmiyordum, çünkü bana Piyade Er dediler. Neden çocuğumun eline bombayı verdiler? Belki bilmiyordu. Onlar sebep oldu çocuğumun ölümüne. Neden operasyona gönderdiler? Bana söylemediler oğlumu operasyon için gönderdiklerini. Ben bilmiyordum. Oğlumun Patnos'ta olduğunu sanıyordum. Oğlum da bana bir şey söylemedi. Söyleseydiler ben gidip getirecek miydim? Çocuğumun ölümünden devlet sorumlu. Yeter artık çocuklarımız öldürülmesin. Artık anneler ağlamasın. Ben bu acıyı sonsuza dek unutamam' diye konuştu.
Oğlunun ölümünden devlet yetkililerini sorumlu tutan acılı anne, şöyle devam etti: 'Başbakan Recep Tayip Erdoğan'a ve Deniz Baykal'a söylüyorum; Neden benim oğlum Şırnak'a gönderildi? Madem bu kararı alıyorlar kendi oğullarını göndersinler. Birini öldürdüler ben de diğerlerini göndermeyeceğim askere. Bakanlar göndersin çocuklarını. Çocuklarımızı askere diye götürüyorlar, öldürüyorlar. Amaçları öldürmekse gelsinler kapıda vursunlar. 'Tabutlar içinde gelsin' diyorlar, demek ki çocuklarımızın ölümüne seviniyorlar' dedi.
Olayın üstünden 3 gün geçtikten sonra haber aldıklarını belirten Doğan, oğlunun ölümünden şüpheli olduğunu dile getirerek, 'Benim çocuğum bombayla mı öldü yoksa şehit mi oldu? Yoksa onlar mı öldürdü? Ben nereden bileyim? 3 gündür olay olmuş yetkili kimse kapıma gelmedi' diye konuştu.
'HİÇBİR DEVLET YETKİLİSİ GELMEDİ'
Devletin Kürtler ve Türkler arasında ayrımcılık yaptığını ifade eden anne Doğan, şöyle devam etti: 'Türklerin çocuklarına ayrı muamele yapıyorlar. Bizim çocuklarımıza ayrı muamele. Türklerin çocukları özel günlerde özel uçaklarla evlerine gönderiyorlar. Ya benim çocuğum? 3 gündür kimse bir haber bile vermedi. Ben bir yıldır oğlumu görmedim. Madem Kürtler bir yana Türkler bir yana diyorlar artık yeter bizi öldürüyorlar bombalıyorlar. Nereye kadar bu savaş artık dursun.'
Baba Ahmet Doğan, kendisinin de oğlunun Şırnak'ta askerlik yaptığını ölüm haberini alarak öğrendiğini söyledi. Doğan operasyonların durdurulmasını ve Kürt sorununun barışçıl yollarla çözülmesini isteyerek, şunları belirtti: 'Bizim ciğerimiz yandı başkaların ciğeri yanmasın. Bu sorunu barışçıl yollarla çözsünler artık. Ne yapacağımızı şaşırdık. Çocuklarımızı askere göndersek cenazeleri geliyor, göndermesek bizi rahat bırakmıyorlar.'
Er Doğan'ın kardeşi Abdulhamit Doğan ise ağabeyinin Şırnak'ta görev yaptığını bildiğini, ancak anne ve babasına söyleyemediğini aktardı. 'Çünkü 24 saat abimden söz ediyordular. Onların tedirgin olmasını istemedim. Zaten 1-2 hafta sonra dönecekti' dedi. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın kendilerine başsağlığı mektubu gönderdiğini belirten Doğan, 'Abim öldükten sonra ne olsa boş' diye konuştu.
BİR GERİLLA BİR ASKER CENAZESİNE KATILDIM
Piyade Er Doğan'ın çocukluk arkadaşı Hüseyin As ise Doğan'ı İstanbul'da kendisinin askere uğurladığını belirterek, 'Mehmet Nuri askere gitmek istemiyordu aslında. Ailesinin baskısı yüzünden gitti. Ben onun öyle öldüğüne inanmıyorum. En son pazar günü konuştum ve bana mutfakta görev yaptığını söyledi. Mutfaktaki birinin bombayla ne işi olabilir' dedi. Yaşanan çatışmalardan en çok Kürtlerin zarar gördüğünü ifade eden As, 'Dün İstanbul'da bir gerilla cenazesindeydim bugün asker cenazesine geldim. Hepsi de Kürt, bizim arkadaşlarımız. Artık yeter kanımızı akıttıkları' diye konuştu.ADANA-ANF