Kurdish Information and News blog, kurd, kurdish, kurdisch, kürt, kurde, kurdistan, apo, zana, barzani, talabani, psk, pkk, dtp, kdp, ynk, puk, pdk, pik, kurdians, politika, siyaset, dogru gercek haber, sondakika, son dakika, spor, ekonomi haberleri, multimedya, rss, forum, 2009, 2010, newroz, peyamner, pukmedia, gundem, ozgurpolitika, azadiyawelat, human, blogger, blog, blogs, freedom, alevi, yezidi, sunni, suryani, iran, iraq, syria, usa, israel, united nations, europa, nato
Kuzey Irak’ta tansiyon artıyor
ABD'den para alan STK'lar
Genelkurmay sivil toplum örgütlerini de andıçladı. Rahmi Koç dahi bu andıç da yer aldı. Hangi kurum nereden para alıyor?
Taraf gazetesi yeni bir andıçı yayınladı. Bu andıç iş dünyası ve sivil toplum örgütlerine dair. Andıç da Rahmi Koç, Bülent Eczacıbaşı ve Kemal Derviş gibi isimler de yer alıyor.
Andıçta hangi STK'nın hangi yabancı vakıf ya da kurum tarafından desteklendiği belgeleniyor. Bunların başında ise TESEV ve kurucusu Bülent Eczacıbaşı geliyor.
TÜRKİYE'DEKİ STK'LARIN BAĞLANTILARI
Genelkurmay tarafından 2006 yılında hazırlanan andıçta, ABD, AB ve Musevilerin Soros Vakfı üzerinden sivil toplum örgütlerine rejimi değiştirmek ve ülkeyi bölmek için yardım ettiği iddia ediliyor.
73 sayfadan oluşan raporda ünlü spekülatör Soros'un Açık Toplum Fonu aracılığı ile desteklediği dünyadaki örgütler, Gürcistan darbesine verdiği destek, Kıbrıs'daki faaliyetleri yer alıyor.
MUSEVİ SOROS İLE PARA AKTARIMI
Türkiye'de Soros'dan para alan kişi ve kurumlarda tablolarla gösteriliyor. Türkiye'deki STK'lara maddi desteği gösteren tablonun en üstünde ABD'de başkana bağlı dış politika konularını koordine eden Ulusal Güvenlik Konseyi yer alıyor.
Rapora göre mali destek buradan Soros Vakfı ve National Endowment For Democracy gibi vakıflara aktarılıyor. Bu vakıflarda Türkiye'deki STK'lara parayı dağıtıyor.
Raporda diğer bir tabloya göre ise Soros Vakfı'nın üzerinde hiyerarşik olarak Museviler var. Soros'un da bir Macar Musevisi olduğu hatırlatılıyor.
TÜRKİYE'DE KİMLERE PARA VERİLİYOR
Tabloda bu kurumlarla ilişki içinde olan ve mali destek alan Türkiye'deki kurumlar da sıralanıyor. En başta ise TOBB, TÜSİAD; Adalet, Dışişleri ve Eğitim bakanlıkları, TESEV, Arı hareketi, Sabancı Üniversitesi, Bilgi Üniversitesi, Liberal Düşünce Topluluğu, KADER, KAMER, SODEV, ENKA okulları, Umut Vakfı, Robet Koleji, İstanbul Kültür ve Sanat vakfı yer alıyor.
KİM NE KADAR PARA ALIYOR?
Askerin raporunda Amerika ve Soros'dan para alan kurumlar ile ne kadar para aldıkları da not edilmiş.
CIA bağlantı merkezlerinden proje bedeli adı altında para alan kurumlar şöyle sıralanıyor;
*TOSAV (Doğu Ergil) : 92 bin dolar/ 6 bin 250 paund (Türk-Kürt sorununun çözümü için verilmiş)
*ANSAV (Gökhan Çapoğlu) : 189 bin 604 dolar (Parti örgütlenmesi için)
*Stratejik Araştırmalar Vakfı : 190 bin 193 dolar
*Türk Demokrasi Vakfı (Bülent Akarcalı) : 106 bin 100 dolar...
*Liberal Düşünce Topluluğu: 11 bin 500 dolar
*Türk Ekonomi ve Sosyal Etüdler Vakfına: 1 milyon 111 bin dolar.
*Arı grubu: (IRI -Uluslararası Cumhuriyetçiler Enstitüsünden para alan kurum olarak geçiyor): 278 bin 500 dolar...
*Ulusal Demokrasi Enstitüsü'nün ise Yeni Forum Dergisi'ne 150 bin dolar artı 11 bin 766 dolar aktardığı yazılıyor. Bu enstitünün Türkiye'deki diğer STK'lara ise 824 bin 900 dolar verdiği not ediliyor.
(Haber: Mehmet Baransu/ Taraf)
TURKCU FASIZM SIMDIDE ANADOLUDAKI CERKES ABHAZ VE SEBATAYLARA YONELIYOR...
Genelkurmay'ın 2006 yılında hazırladığı 72 sayfalık Sivil toplum örgütleri raporunda Sabetayistler notunun düşüldüğü kısım dikkat çekici. Bu kısımda isimler de sıralanıyor.
TESEV, Nafis Can Paker başlığının altında şu isimler SABETAYLAR olarak not edilmiş;
Sabetayist nedir?
Bir Yahudi olan Sabetay Sevi'ye inanlara
Sabetayist deniyor.
Sabetayistler, Mesih gelene kadar bulundukları toplum içinde gizlenerek yaşamayı felsefe ediniyorlar. Müslümanlarla yaşıyorlar, müslüman isimleri koyuyor, namaz kılıp, oruç tutuyor
hatta haca gidiyorlar. Bu kişiler Yahudi dönmesi olarak niteleniyor. Ancak özünde Yahudilik inancını gizli olarak devam ettiriyorlar.
Nebahat Akkoç, Murat Belge, Osman Kavala, Ömer Madra, Eser Karakaş, Neşe Düzel...
SEZEN AKSU DA LİSTEDE
TESEV Başkanı Can Paker'in adının ortada büyük olarak yazıldığı belgede yer alan diğer isimler de şunlar;
Bülent/Nejat Eczacıbaşı, Sabancı Holding, Mehmet ve Canan Barlas Ahmet İnsel, Nabi Avcı Ömer Dinçel, Salim Uslu, Oktay Ekşi, Sezen Aksu, Zülfü Livaneli, Taha Akyol, Özdem Sanberk, Şahin Alpay, Kürşat Bumin, Nadire Mater ve Eyüp Can...
Raporda, bu isimlerin karşılarında ise irtibatlı oldukları kişiler ile nerelerde çalıştıkları not edilmiş. (Haber: Mehmet Baransu/ Taraf)
Ergenekon'cular nereli?
07 Nisan 2008 Pazartesi 16:00
Ergenekon'a bulaşmış olanların kökenlerine bakınca şaşırtıcı bir tesadüf çıktı: Kökenleri... İşte memleketleri...
Son dönemde Ergenekon yazılarıyla dikkat çeken Şamil Tayyar yeni iddialarda bulundu. Bu kez Nuriye Akman'a konuşan Tayyar Ergenekon soruşturmasında son noktaya gelindiğini belirterek "Ötesi Türkiye'de kan gövdeyi götürebilecek, çok büyük siyasi cinayetlerin işlenebileceği bir süreci tetikleyebilir." diyor. Tayyar Ergenekon'daki isimlerin çoğunun Kafkas kökenli olduğuna da dikkat çekti.
YENİ BİR İDDİA: ERGENEKON'DAKİLER KAFKAS KÖKENLİ
Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan, bunlarla doğrudan ya da dolaylı ilintili olan tüm isimlerin şeceresini döktüğünüz zaman, Abhaz ve Çerkez ağırlıklı bir yapılanma ortaya çıkıyor.
Bu kesimin MİT içinde de bir dönem çok ciddi ağırlığı olduğunu herkes biliyor. Belki bu aidiyet, kendilerine bir kolaylık da sağlıyor.
Yani 'aynı kökenden insanların yoğun olarak bu hareketin içinde yer almasının siyasi anlamı var mı, tesadüf mü?' bunun araştırılması gerekir.
İDDİANAME MANİFESTO GİBİ OLACAK
Biraz sabırlı olmakta fayda var. Ortaya, bir manifesto niteliğinde çok önemli değerlendirmelerin de içinde olacağı, yakın tarihimize ışık tutacak bir iddianamenin çıkacağını düşünüyorum.
ERGENEKON SORUŞTURMASI BURADA BİTER
İlhan Selçuk'un tutuklanması, Ergenekon soruşturmasının nereye kadar gideceği konusunda bir test olmuştur. Bana göre gelinen en üst noktadır. Daha yukarıya çıkacağını zannetmiyorum. Bu haliyle bile bir iktidar partisinin kapatılması gibi bir süreci doğuran gelişmeler yaşandı. Daha ötesi Türkiye'de kan gövdeyi götürebilecek, çok büyük siyasi cinayetlerin işlenebileceği bir süreci tetikleyebilir. O nedenle, bu iş burada noktalanacaktır. Bir iddianame hazırlanacak. Kapatma davasından önce bu zaten sonuçlanacak.
ERGENEKON'UN AK PARTİ İÇİNDEKİ AYAKLARI
Benim zihnimde çok önemli bir iki isim var. Ama bunları belgelendirebilecek bir durumda değilim. Eğer olursa her ne pahasına olursa olsun bunları da yazmayı düşünüyorum. Kuşkusuz bu kadar büyük bir siyasi partinin içine el atmamaları düşünülemez.
Asıl terörizm Türkiye'de Kürtlere karşı uygulanıyor
Asıl terörizm Türkiye'de Kürtlere karşı uygulanıyor
Kürtlerin en ufak demokratik taleplerine bile şiddetle karşılık verilen Türkiye'de, baskıların sonu gelmiyor. Son bir haftada 40'tan fazla Kürt tutuklanırken, Newroz kutlamaları sırasında Van, Yüksekova ve Siirt'te estirilen polis terörüne yönelik tepkiler de sürüyor. DTP konuyu Meclis'e taşıdı. Bu arada gösteriler sırasında polisin Belçika yapımı FN303 tipi silah kullandığı ortaya çıktı. İlk kez Newroz'da kullanılan silah, 'ölümcül' bir 'isyan bastırma silahı' olarak biliniyor.
'İsyan bastırma silahı' devrede
Newroz kutlamalarında polisin terör estirdiği Van, Hakkari ve Siirt'te gerçek mermi, panzer, cop ve gaz bombasının yanı sıra, 'ölümcül' olan ve 'ayaklanma bastırma silahı' olarak nitelendirilen FN303 silahının ilk kez kullanıldığı belirlendi. Özellikle Kürt illerinde kullanılan silahın, Van Emniyet Müdürlüğü tarafından Newroz için özel olarak getirtildiği ortaya çıktı
Milyonlarca Kürdün temel demokratik taleplerini dile getirdiği Newroz kutlamalarını hazmedemeyen devlet güçlerinin saldırısı sonucu 3 kişi yaşamını yitirdi, yüzlerce kişi yaralandı. Binlerce kişi gözaltına alındı, yüzlercesi de tutuklandı. Polisin terör estirdiği gösteriler sırasında kullanılan silahlar ise oldukça dikkat çekiciydi. Polisin, uluslararası alanda hukukçuların 'ölümcül' diye tabir ettiği ve 'ayaklanma bastırma silahı' olarak da nitelendirilen FN303 tipi silahı kullandığı ortaya çıktı. Türkiye'nin, 2008 yılı itibariyle bu silahı başta Kürt illerinde olmak üzere, Kürtlerin eylem yapabileceği yerlerde kullanmak amacıyla aldığı belirlendi. FN303 silahını İngiltere İrlandalılara, İsrail Filistinlilere, ABD ise muhaliflerine karşı kullandı. 2004'te bir kişinin ölümüne neden olduğu için ABD'nin Boston Eyaleti'nde yasaklandı.
Emniyet Genel Müdürlüğü, Kürtlerin bütün demokratik eylemlerine karşı sürekli olarak panzer, gerçek mermi ve silah, gaz bombası, biber gazı, cop gibi silah ve araçlar kullandı. Polisin demokratik eylemleri bastırmasında daha etkili olması amacıyla son olarak Belçika yapımı FN303 tipi silah alındı. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün, 2008 yılı itibariyle silahı İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Mardin, Şırnak, Adana, Mersin, Van, Hakkari ve Dersim'de kullanacağı belirlendi. Tanesi 2 bin dolara alınan silah, 10 ilin çevik kuvvet müdürlüklerine şubat ayından itibaren gönderildi. FN303 tipi silah, yarı otomatik, hava sıkıştırması ile ateşlenen 2.3 kg ağırlığında ve 17.27 mm çapında mermi atabilen bir silah. Silahın temel kullanım amacı, 'isyan bastırmak' olarak biliniyor. Bu da 'ateşli silah kullanmayan her sivilin hedef olabileceği' anlamına geliyor. Silahın Kürt illerinde kullanılması ise, 'devlet isyan bastıracak' yorumuna yol açtı.
'Ölümcül' silah
Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 10 ilde kullanmayı planladığı FN303 tipi silah, aynı zamanda biber gazı sıkıyor. Biber gazının insanlar üzerindeki olumsuz etkileri birçok raporla tespit edilmiş durumda. Los Angeles Times Gazetesi'nin 18 Haziran 1995 tarihli sayısındaki bir habere göre, 1990-1995 yılları arasında biber gazı nedeniyle 61 ölüm vakası rapor edildi. Hukukçular ise, 'hem cephane içeriği hem de sahip olduğu hız ve yüksek moment taşıyan mermi içeriği' dolayısıyla silahın 'ölümcül' olduğuna dikkat çekiyor. FN303 tipi silahın atacağı biber gazı ya da gaz fişeğinin benzeri daha önce Türkiye'de de pek çok ölüme neden oldu. 28 Mart 2006'da Diyarbakır'da yapılan gösterilerde yaşamını yitiren kişilerden 3'ünün gaz fişeği yaralanmasına bağlı olarak öldüğü tespit edilmişti. 22 yaşındaki Tarık Ataykaya, 17 yaşındaki Mahsum Mızrak ve 8 yaşındaki İsmail Erkek'in otopsi raporlarında, gaz fişeği yaralanmasına bağlı kanama ve beyin tahribatı nedeniyle öldüğü belirtilmişti.
Bu 'enstrüman' öldürüyor!
Van, Hakkari ve Siirt'te Newroz kutlamalarına yapılan saldırılar sırasında FN303 tipi silahın kullanıldığı belirtiliyor. 3 kişinin yaşamını yitirdiği olayları Meclis gündemine taşıyan DTP'li milletvekilleri de dikkatleri bu silahlara çekti. Özellikle DTP'li Fatma Kurtulan'ın Van'daki devlet terörünün incelenmesi amacıyla Meclis'te verdiği önergede yer alan bilgiler, FN303 tipi silahın ne amaçla kullanıldığını gözler önüne seriyor. Önergede, Van İl Emniyet Müdürlüğü'nün, olaylardan bir gün önce Belçika'dan alınan yeni silahların tanıtımını yaptığına dikkat çekilerek, Van İl Emniyet Müdürü Salih Kesmez'in, 'Bu silahlar inşallah kullanılmaz. Ama ola ki kötü niyetliler olursa tabii bütün enstrümanlarımızı da kullanacağız. Biz özellikle Nevruz'a yetiştirelim dedik. Çünkü toplu gösteri olursa ancak Nevruz'da olur' şeklindeki sözleri hatırlatıldı.
'Saldırı planlı'
Önergede, şunlara yer verildi: 'Bir gün sonra meydana gelen olaylarda bu yeni silahların kullanıldığı ve onlarca insanın yaralanmasına yol açtığı iddiası bulunmaktadır. Bu silahların Newroz'dan önce Van'a yetiştirilmesi ve ilk kez bu olaylarda kullanılmış olması iddiaları, Newroz kutlamalarına dönük müdahalenin önceden planlandığı yönündeki kuşku ve kaygılarımızı artırmaktadır.' Ayrıca önergede, Van'da Newroz kutlamalarına izin verilmediği, bunu protesto eden halka, devlet güçlerinin gaz bombaları, ateşli silahlar ve plastik mermilerle saldırdığı belirtildi. Önergede, olaylardan çoğu ateşli silahlarla olmak üzere 25 kişinin yaralandığı ve Zeki Erinç ile Ramazan Dağ'ın yaşamını yitirdiği kaydedildi. Önergede, ev baskınlarında ateşli silahların kullanıldığına dair mağdurların ifadelerinin bulunduğu ifade edildi. DTP'li Gültan Kışanak ve Özdal Üçer ile Hakkari Bağımsız Milletvekilli Hamit Geylani de önergeleriyle sorumluların görevden alınmasını istedi.
'Sözleşmelere aykırı'
Meclis Araştırma Komisyonu'nun kurulması için bir önerge de DTP Grup Başkanvekilli Selahattin Demirtaş tarafından verildi. Önergede, olaylarda 3 kişinin yaşamını yitirdiği, 7'si ağır ve çoğu silahla olmak üzere 187 kişinin yaralandığı, bin 200 kişinin gözaltına alındığı belirtilerek, polisin FN303 tipi silahları kullandığı kaydedildi. Bu durumun ulusal ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğuna dikkat çekildi. HABER MERKEZİ
Bu yazı 7 - 13 Nisan 2008 tarihli YedinciGün gazetesinde yayınlanmıştır.