Leyla Zana Londra'da parlamentoda konuşacak
Katkıda Bulundu rizgarionline
Kurdish Information and News blog, kurd, kurdish, kurdisch, kürt, kurde, kurdistan, apo, zana, barzani, talabani, psk, pkk, dtp, kdp, ynk, puk, pdk, pik, kurdians, politika, siyaset, dogru gercek haber, sondakika, son dakika, spor, ekonomi haberleri, multimedya, rss, forum, 2009, 2010, newroz, peyamner, pukmedia, gundem, ozgurpolitika, azadiyawelat, human, blogger, blog, blogs, freedom, alevi, yezidi, sunni, suryani, iran, iraq, syria, usa, israel, united nations, europa, nato
'Türkiye, Kürdler ve Avrupa Birlği: Barış ve diyalog için bir dava'
Leyla Zana Londra'da parlamentoda konuşacak
Katkıda Bulundu rizgarionline
Türkiye'nin Ortadoğu'daki rolü sorunlu
BUYUTMEK ICIN TIKLA
Yaklaşık bir asırdır Kürdler ellerindeki bağımsızlık kozunu atarak ilk defa zafere yaklaşıyorlar. Kürdlerin değişim için şimdi bir şansları var.
Gönderen: rizgarionline Tarih: 21.04.2008 Saat: 12:21
Katkıda Bulundu rizgarionline
William Grimes*/ Irak ile ilgili senaryo şu şekilde devam etmeliydi: Diktatör devrilir, baskı altındaki kitleler kutlama yapar, demokrasi kök salar ve minnettarlık yağmuruna tutulan ABD, düşman Orta Doğu'da Batı destekli yeni bir müttefiki kucaklar. Quil Lawrence "Görünmez Ülke" eserinde tam olarak bu şekilde olduğunu savunuyor, ancak bunu görebilmeniz için kuzeye, Irak'ın üç Kürd eyaletine bakmanız gerekiyor. Lawrence şöyle yazıyor: "Amerikalılar, Arap Irak'ta gözler önüne serilen korkunç iç savaştaki zorluklar nedeniyle mıhlanmış bir şekilde
duruyor, ancak Irak Kürdistanı'nın, Amerika'nın bölge için belirlediği hedeflerin ne olduğunu yavaş yavaş anlamaya başladıklarını güç bela fark ediyorlar."
Lawrence mantıklı bir şekilde, Kürd tarihini kısaca gözden geçirerek ve her Kürd sözcüsünü rahatsız eden soruya cevap vererek başlıyor: Tam olarak Kürd nedir? Birçok cevaba bağlı.Türk Hükümeti yıllarca milyonlarca Kürdün varlığını basitçe reddederek onları "dillerini unutmuş dağdaki Tükler" olarak nitelendirdi.
Lawrence, eserinin büyük bir kısmında Kürdistan'ın aşiret temelli iki büyük partisini ve onların Hüseyin sonrası dönemde konumlarını belirlemek için yaptıkları hileleri anlatıyor. Mesud Barzani'nin 1975'ten beri liderliğini yaptığı Kürdistan Demokratik Partisi, kurucusu coşkulu ve karizmatik lider Celal Talabani olan Kürdistan Yurtseverler Birliği ile rekabet ediyor. Uzmanlar bile iki partinin programları arasında bir fark bulamıyor.
Lawrence, Kürdler için en iyi yolun "sakince bölünme" olduğunu söylüyor. Kürdlerin yalnızca yüzde 2'si Irak'ın bir parçası olarak kalmak istiyor, ancak bir bağımsızlık ilanı,komşu güçlerin silahlı müdahalesine neden olur. Lawrence onların gizlenerek ve Sünniler ile Şiiler arasındaki ihtilaftan yararlanarak, ayrı olarak gelişmeye devam edebileceklerini ve biraz şansla ABD'yi Kürdistan'da kalıcı bir askeri üs kurmaya ikna edebileceklerini söylüyor.
Lawrence, Kürd liderlerin zihinlerini okuyarak, eserinde, "ABD himayesini devam ettirmek onlar için kilit nokta ve bunu yapmak için biraz görünmez kalmak zorundalar. Kürdler isim haricinde bir ülke için her şeye sahip olabilirler ve bu yolla komşuların hiçbirisi onları haritayı yeniden çizmeye çalışmakla suçlayamaz" şeklinde yazıyor.
Yaklaşık bir asırdır Kürdler ellerindeki bağımsızlık kozunu atarak ilk defa zafere yaklaşıyorlar. Kürdlerin değişim için şimdi bir şansları var.
*The New York Times gazetesi
Hazırlayan: Kaya Vural
Devletin Kürt filmi
1925’ten 2007’ye kadar devlet ‘’Kürt sorunu’’ üzerine 70 rapor hazırlatmış, sonuç ortada...
Şöyle de denilebilir:‘’Sorunu çözmek için hazırlanan her rapor, yeni bir sorun haline gelmiş!’’
Devletin Kürt filmi/Hasan Pulur-Milliyet
İLK bakışta kitabın adı sanıp beğeniyorsunuz, ‘’Belma Akçura kitabına iyi isim bulmuş!’’ diyorsunuz. (x)
Meğer devletin de bir ‘’Kürt filmi’’ varmış, çekimlerine başlanmış, müdahaleler yüzünden uzadıkça uzamış, sonunda ‘’Şimdi zamanı değil!’’ diye arşive konmuş...
Herhalde ‘’Arşive konmuştur’’ diyoruz çünkü ‘’filmin imha edildiğini’’ gösteren bir bilgi yok.
Belma Akçura’ya göre, 1925’ten 2007’ye kadar devlet ‘’Kürt sorunu’’ üzerine 70 rapor hazırlatmış, sonuç ortada...
Şöyle de denilebilir:
‘’Sorunu çözmek için hazırlanan her rapor, yeni bir sorun haline gelmiş!’’
* * *
BELMA Akçura’nın kitabında kişilerin ve kurumların bu konuda neler dedikleri var.
Mesela kimler ne demiş?
ATATÜRK: Türkiye’nin halkı mevzubahis olurken, onları da (Kürtler) beraber ifade lazımdır. İfade olunmadıkları zaman bundan kendilerine ait mesele ihdas etmeleri her zaman varittir.’
İNÖNÜ: Erzincan’ın Kürt merkezi olmasıyla, asıl korkuncu, Kürdistan’ın meydana gelmesinden ciddi biçimde kaygılanmak yerindedir.
BAYAR: Bölgede yaşayanlara yabancı bir unsur oldukları resmi ağızdan ifade edildiği takdirde, bizim için elde edilecek sonuç bir tepkiden ibaret olabilir.
ÖZAL: Kürt meselesini mutlaka çözeceğim, bu benim milletime yapacağım son hizmetim olacaktır.
TÜRKEŞ: Biz ne kadar Türksek, onlar da o kadar Türktür, onlar ne kadar Kürtse, biz de o kadar Kürdüz.
DEMİREL: Yani şimdi biz, Kürt halkına kötü davranıyoruz da Türk halkına daha iyi mi davranıyoruz?’’
* * *
PEKİ, şimdi iktidarda olanlar, Kürt sorununa bakması gerekenler nasıl bakıyorlar,
mesela Başbakan Erdoğan?
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan Moskova gezisinde (25 Aralık 2002) Moskova’daki Türk iş merkezinin inşaatını geziyor. Kürt kökenli inşaat işçisi Zülfikar Boran ile Kürt sorununu tartışıyor:
Erdoğan: Sorun var diye inanmayacaksın, sorun yok diye inanacaksın. Sorun var diye inanırsan, sorun olur. Sorun yok dersen, sorun ortadan kalkar. Biz diyoruz ki, bizim için böyle bir sorun yok.
Boran: Siz Türkiye’de tek başına iktidara geldiniz ama iktidardan da gidersiniz. Yani siz böyle bakmayın, ben çalışan bir insanım ama siyasete bakınca... Ecevit de, diğerleri de işbaşına geldiler ama böyle de gittiler. Siz de sorunları görmezlikten gelirseniz...
Erdoğan: Ben böyle bir sorunu var kabul etmiyorum. Yok böyle bir sorun, diyorum. Bak, ben Siirt’ten evliyim, huzurluyum diyorum, bitti. Böyle yaklaş olaya. Böyle yaklaştığın sürece problem kalmaz.
Boran: Bunu pratikte biliyorum da Sayın Başbakan... Türk arkadaşlar var, biz kardeşçe beraber yaşıyoruz, çalışıyoruz gerçekten...
Erdoğan: ‘Türkiyeliyiz hepimiz’ diyeceğiz.
Boran: Elbette, Türkiye için canımızı da veririz.
Erdoğan: Ha, o kadar! Ama ben diyeceksin Kürdüm, Türk de ben Türküm diyecek.
Boran: Nasıl olsa fark etmiyor.
Boran: Ama biz kardeşiz, diyeceksiniz. (Boran’a sarılarak) ben seni Allah için seviyorum.
* * *
Böyle bir yaklaşımın, değil Kürt sorununu, başka herhangi bir sorunu çözeceğine inanıyor musunuz?
Sorun var, diye inanmayacaksın, sorun yok, diye inanacaksın...
Böyle yaklaşım olur mu, böyle bir sorunu ‘’Benim eşim de Siirtli diyerek’’ çözmek mümkün mü?