Bush-Erdoğan görüşmesinde üçlü mekanizma çıktı Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı George W. Bush arasında Beyaz Saray'daki Oval Ofiste görüşme sona erdi. 1,5 saatlik görüşmede PKK'ye karşı istihbarat paylaşımı ve üçlü askeri mekanizmanın kurulacağı açıklandı Beyaz Saray’daki görüşmede Bush, PKK'ye karşı istihbarat paylaşımının yapılacağını ve Türk ve ABD Genelkurmayı arasında üçlü askeri mekanizmanın kurulacağı açıkladı. ABD Başkan Bush burada yaptığı ve istihbarat paylaşımına dikkat çektiği konuşmasında 'istihbarat paylaşımı doğru yapılırsa PKK ile mücadelenin çok rahat olacağını' belirtti. ÜÇLÜ ASKERİ MEKANİZMA Bush, PKK ile mücadelenin Türkiye ve ABD’nin ortak mücadelesi olduğunu söyledi ve Türk ve Amerikan ordularının sürekli temasta kalmasının istedi. Bush kaçırılan 8 askerin Türkiye'ye teslim edilmesinin de ortak mücadelenin ilk adımı olduğunun altını çizdi. Konuşmasında Bush PKK'nin Irak, Türkiye ve ABD'nin ortak düşmanı olduğunu ileri süren Bush, Türkiye'nin ABD'nin stratejik ortağı olduğunun da bir kere daha altını çizdi. ERDOĞAN’DAN OPERASYON SİNYALİ Erdoğan ise yaptığı açıklamada, Bush ile görüşmede ağırlıklı olarak PKK konusunu ele aldıklarını söyledi. İstihbarat paylaşmına öncelik verdiklerini belirten Erdoğan, 'Kuzey Irak’ta konuşlanan PKK'ye karşı neler yapabileceğimizi konuştuk' dedi. Erdoğan PKK konusunda ortak mücadelenin şart olduğunu belirterek, 'Tezkere Irak halkını değil PKK'yi hedef alıyor' iddiasında bulundu. Erdoğan PKK'ye lojistik desteğin kesilmesini de talep ettiğine dikkat çekerken, PKK kamplarının ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı. Erdoğan, PKK'ye karşı düzenlenecek olan olası bir ‘sınır ötesi’ operasyonun hedefinin sadece PKK olduğunu ve sivillerin bundan zarar görmeyeceklerini iddia etti. BUSH: VARSAYIMLAR ÜZERİNE KONUŞMAK İSTEMEM Bush ve Erdoğan’ın açıklamalarından sonra soru cevap bölümüne geçildi. Bir gazetecinin olası sınır ötesi operasyona ilişkin sorusuna George Bush, 'varsayımlar üzerine konuşmak istemediğini' belirtti. PKK'YE KARŞI ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ İSTEMİ Beyaz Saray’da Bush ile yapılan görüşme ardından Başbakan Erdoğan basın toplantısı düzenledi. Buradada Erdoğan, PKK ile mücadelede ulusalararası desteği göremediklerini belirterek, 'bazı Avrupa ülkeleri destek alamadık. Bu ülkeler PKK'yi terörist olarak görmüyor' diyerek PKK’ye karşı uluslararası işbirliği yapılmasını istedi. 'MEŞRU SAVUNMA HAKKIMIZI KULLANACAĞIZ Erdoğan konuşmasında, 'Türkiye ABD ve Kürtlerin de temsil edildiği Bağdat'tan PKK'ye karşı etkili ve somut adımlar atmasını istiyoruz' dedi. Uluslararası hukuktan kaynaklanan yetkiyi ve meşru savunma hakkını kullanacaklarını söyleyen Erdoğan, mekanizmalarla zaman kaybetmeyeceklerini vurguladı. 'PKK'ye karşı ABD ile birlikte adım atmaya hazırız' diyen Erdoğan PKK'ye kaşrı Türk Meclisi’nin verdiği yetkiyi kullanacaklarını söyledi. AMERİKAN BASININA PKK ELEŞTİRİSİ Ulusal Basın Kulübünde düzenlediği basın toplantısında Erdoğan Amerikan medyasının PKK’ye ‘isyancı’, ‘direnişçi’ denilmesine konusunda eleştirdi. Erdoğan ayrıca PKK’nin Amerikan ve Avrupa gençliğini zehirlediğini ileri sürdü. KİMLER KATILDI GÖRÜŞMEYE Beyaz Saray'daki görüşmeye; Başbakan Erdoğan'ın yanı sıra Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Egemen Bağış, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ertuğrul Apakan, Başbakanlık Başdanışmanı Ahmet Davutoğlu ve Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy da katıldılar. KÜRTLER PROTESTO ETTİ Bu arada Erdoğan'ın Washington'da ABD Başkanı Bush ile yapacağı görüşmeden 3 saat kadar önce Beyaz Saray önünde Kürtler bir araya gelerek Türkiye’yi protesto etti. Yaklaşık 500 Kürt Beyaz Saray önünde ’ı ve Türkiye’nin Güney Kürdistan’a yönelik saldırılarını protesto etti. 'İşgale Hayır', 'Terörist Türkiye' dövizleri taşıyan göstericiler, Amerikan yönetiminin Türkiye’nin Kürtlere yönelik saldırılarına izin vermemesi istedi. Beyaz Saray önündeki Kürtlerin gösterisi nedeniyle yoğun güvenlik önlemleri alındı. ABD'deki Kürt örgütleri tarafından organize edilen gösteriler Cuma günü Atlanta, San Francisco, Los Angeles, Nashville, Phoenix, Dallas şehirlerinde yapıldı. Bugün Washington’un yanısıra New York’ta da protesto gösterisi yapıldı. ANF

Kazakistan'da Kürtler diken üstünde Kazakistan'daki Çimkent'e bağlı Dolebi ilçesinde Kazaklarla Kürtler arasında çıkan kavga bir anda tüm kentte yayıldı. Kürtlere ait işyerlerine saldırı düzenlenirken, 7 Kürt köyü ablukaya alındı. İçişleri Bakanlığı ile görüşen Kürt temsilciler olayların büyümesinden endişe ediyor. Bir anda tüm Kazakistan'da gündem olan olay şöyle gelişti: 28 ekim günü bir Kürt kız çocuğuna yönelik tecavüz girişimine Kürt gençlerinin müdahale etmesiyle olaylar başladı. Kürt gençlerinin saldırganları engellemesi ve saldırganları tartaklamasıyla başlayan olaylar sonraki gün Kazak gençlerinin, bir Kürt gencinin Kazak çocuğa tecavüz girişiminde bulunduğunu iddia etmesi üzerine Kürtlere yönelik linç girişimine dönüştü. Kürtlerin evlerine saldırı Gelişmeler üzerine Çimkent Emniyet Müdürü Xibraulla Doskliyev yaptığı açıklamada, olayın 28 Ekim perşembe günü Çemkent'e bağlı Dolebi ilçesinde Kazak gençlerin Kürtleri suçlamasıyla başladığını belirterek, Mayatos köyünde 40 kişilik bir Kazak grubunun Kürtlere ait iki ev ve bir arabayı yakmasıyla büyüdüğünü ve çevre köylere yayıldığını bildirdi. Polis müdürünün basına verdiği bilgiye göre olayların sakinleşmesi için bölgede Kürt ve Kazak ileri gelenleri ile görüşmeler yapıldı. Olayın büyümesi üzerine Budenovka 2, Pervomayevski de 4, Mixaylovka da 3 olmak üzere Kürtlere ait 9 ev ve 5 araba yakıldı. İsmi öğrenilemeyen bir Kürt ağır şekilde yaralandı. Dün ise Çimkent'tin merkez pazarında bir Kürdü tartakladıktan sonra arabasının yakıldığı belirtildi. 7 Kürt köyü ablukaya alındı Görgü tanıkları bazı köylerdeki saldırılar sırasında polisler olay yerinde bulunduğu halde müdahale etmediğini söyledi. Ayrıca yaşanan olaylar üzerine bölgeye 500 polisin takviye edildiği ve 7 Kürt köyünün ise abluka altına alındığını belirtildi. Şimdiye kadar olayla ilgili iki kişinin gözaltına alındığını belirtti. Olaylar geniş bir alana yayılabilir Olaylar hakkında ANF'ye bilgi veren Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) üyesi Nadir Nadirof İçişleri Bakanlığından görüştükleri yetkililerin gelişen olaylardan bir Küt gencini sorumlu tutuklarını belirtti. Nadirof, Bakanlığın olayların kontrol altına aldığını söylediğini bildirdi. Çimkent Kürt Kültürevi sorumlusu Kazim Sadikoviç ise olayların vahim boyutlara ulaştığını, bölgedeki Kürtlerin son derece huzursuz olduğunu belirtti. Sadikoviç olayların tüm ülkede duyulduğunu ve Kürtlere yönelik saldırıların geniş bir alana yayılmasından endişe ettiklerini söyledi. İçişleri Bakanlığı ve medya sorumlu Olaylar hakkında bilgi veren Çimken Kadın Meclisi üyesi Felek Feti, gerginliğin Çimkent'e sıçraması üzerine Kürtlerin Kürt Kültürevi'nde bir araya geldiğini söylerken, polisin de Kültürevi'ni gün boyunca koruma altına aldığını belirti. Fedi, olayları Kazakların başlatmasına rağmen Kürtlere mal edildiğini ifade ederek, tüm Çimken eyaletinde Kürtlere yönelik bir linç kampanyasına dönüştürüldüğünü kaydetti. Halen devam eden olaylar üzerine Kazakistan Devleti İçişleri Bakanlığı bölgeye iki müsteşar gönderdi. Kürtlerden ise Almaata'da yaşayan Nadir Nadirof bölgeye giderek olaylar hakkında bilgi aldı. Olayların yayılmasında Kazak İçişleri Bakanlığı ve medyanın rol oynadığı kaydediliyor. Zira Kazak basınında olaylarda kişiler yerine Kürtleri hedef alan açıklamalar yapılmasının Türkiye'de yaşanan gelişmelerle bağlantılı olduğu sanılıyor. Konu hakkında bir değerlendirme yapan Kubinfo Internet sitesi 'Kazakların efendileri Türklerin etkisine girerek içlerinde yaşayan bir azınlığı linç ettiği' değerlendirmesinde bulundu. 'Türk amcalarımızın emirlerini uyguluyoruz' Kubinfo'nun dün yayınlanan değerlendirmesinde şunlar bulunuyor: 'Çimkent'te meydana gelen bazı rutin olayları İçişleri Bakanlığı görevlileri ve basın Kürtlere yönelik bir linç kampanyasına dönüştürdü. Anlaşılan şu ki biz Kazaklar babamız Türklerin emriyle içimizde yaşayan bir azınlığı linç ediyoruz. Ayrıca olayların Türkiye'de Kürtler ile Türkler arasında gerilimlerin yaşandığı bir dönemde gelişmesi de rastlantı değil. Bu olaylar bize 1989 Kırgızistan'da Türklere yönelik provokasyonlardan ve saldırılardan sonra 80 bin Türkün sürgün edilmesiyle sonuçlanan olayları hatırlatıyor. Bu yüzdende yakında polis ve askerlerimiz Kürtlere yönelik topyekun bir saldırı geliştirirse hiç şaşırmamak gerekir' Kazakistan sınırları içinde 35 bini resmi olmak üzere 180 bin Kürdün yaşadığı tahmin ediliyor. Bunlardan 35 binin kimliklerinde Kürt yazılmasına rağmen diğerleri Kazak ya da İranlı olarak gösteriliyor. Kazakistan son yıllarda özellikle basın üzerinden Kürtlere yönelik bir karalama kampanyası yürütüyordu. Kazakistan devleti daha önceki yıllarda PKK'yi 'terör örgütleri' listesine almış ve Kürt siyasetçi Yusuf Kaplan'ı Türklere teslim etmişti. Kazaklar birkaç ay önce de çıkardığı yeni bir yasayla Kazakistan vatandaşı olan 15 Kürdü PKK'ye katıldıkları iddiasıyla vatandaşlıktan çıkarmıştı.

PAPA 16. BENEDİKT: ‘’IRAK KÜRDİSTANI İLE TÜRKİYE SINIRINDA YAŞANAN GERGİNLİĞİN SONA ERMESİ İÇİN GÖSTERİLEN ÇABALARI DESTEKLİYORUM’’ PNA-Papa 16.Benedikt, ‘’Irak Kürdistan’ı ile Türkiye arasında yaşanan krizin barışçıl bir şekilde sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Sınırda yaşanan gerilimin konusundaki endişelerini ve hoşnutsuzluğunu dile getiren Papa 16. Benedikt, ‘’Sorunun barışçıl yollarla çözülerek sona erdirlmesi çağrısında’’ bulundu. Papa 16. Benedikt, Irak Kürdistanı ile Türkiye sıırında yaşanan gerginliğin sona erdirilmesi için çalışan taraflara destek verdiğimi söylemek istiyorum’’ dedi.

Bush, Erdoğan’ın önüne 3 ayrı senaryo koyabilir.

Bush'un üç senaryosu ne? ABD Başkanı Bush'un PKK konusunda daha net bir tavır alması bekleniyor. Bush, görüşmede Erdoğan’ın önüne 3 ayrı senaryo koyabilir. Peki çantada hangi senaryolar var? Turgut Özal’ın Kürtler konusunda danışmanlığı yapmış gazeteci ve yazar Cengiz Çandar Erdoğan ve Bush'uh görüşmesinden çıkacakları değerlendirdi. Çandar’a göre bugünkü toplantıdan üç ayrı senaryo çıkabilir. BUSH’UN ÇANTASINDA ÜÇ SENARYO VAR “Bush, Erdoğan’ın önüne 3 ayrı senaryo koyabilir. İlki Türkiye’nin sınırlı operasyonuna göz kırpar. İkincisi ‘siz karışmayın, biz hallederiz’ der, üçüncüsü ise ‘bir şey yaparsanız yaptırımı ağır olur’u ima eder” 1- ABD, Türkiye’ye kısa süreli ve sınırlı bir alanı kapsayan bir operasyon için yeşil ışık yakabilir ve bunun için lojistik ve istihbarat desteği veririz diyebilir ki, bu en iyi ihtimal. 2- Biz meseleyi halledeceğiz, iki üç ay süre verin, deyip yapacaklarını anlatabilir, tabii kamuoyundan gizli tutulması kaydıyla. Ama ben bu seçeneği zayıf bir ihtimal olarak görüyorum. 3- İtidal tavsiye edebilir, yani bizden izinsiz bir işe kalkarsanız diye, gizli ama anlaşılır mesajlar verebilir. İKİNCİ SEÇENEKTE KAMUOYUNUN TEPKİSİ DURMAZ Kriz yönetimi bu demek zaten. Türkiye’deki öfke hem şehitlerle hem de manipülasyonla büyüyor. Bunu başbakanın sözleri ve medya körüklüyor. O kaynaklar Bush tarafından tatmin edilirse kamuoyu yönlendirilebilir. ÜÇÜNCÜ SEÇENEĞE ERDOĞAN NASIL TEPKİ VERİR? Bu, uyarının sonundaki maliyeti hesaplamaya bağlı. Oradan çıkacak maliyetin hesabı şimdikinden daha ağır ise kriz yönetimi ona göre belirlenir. RİCE SIKBOĞAZ ETMEYİN DEDİ Rice zaten Irak toplantısı için Türkiye’ye gelecekti. PKK meselesini konuşmak için biraz daha erken geldi. “Bu meseleye önem veriyoruz” mesajı vermek istedi. Ama yanında askeri yetkili yoktu. Bu konunun kısa vadeli askeri çözümü yok, bizim başkanı çok sık boğaz etmeyin demek. Kaynak: Akşam

Dr.FUAD HÜSEYİN: ‘’KÜRT LİDERLİĞİNİN ASKERLERİN SERBEST BIRAKILMASI İÇİN GÖSTERDİĞİ ÇABALAR KARŞILIKSIZDIR’’ PNA-Federal Kürdistan Bölge (FKB) Divanı Başkanı Dr. Fuad Hüseyin, PKK tarafından alıkonulan 8 Türk askerinin Kürt Liderliğinin çabaları sonucunda serbest bırakılmalarıyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, ‘’Bir grup Türk medyasının Kürt Liderliğine haksız saldırılarına rağmen Kürt Liderliği onlara dostluk elini uzatıyor’’ dedi. Hüseyin, ‘’Türk askerleri bugün sabahın erken saatlerinde Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanı ve Kürdistan Bölgesi İçişlerinden Sorumlu Bölge Bakanı’nın hazır bulunmasıyla serbest bırakıldılar’’ dedi. Hüseyin, gazetecilere yaptığı açıklamada, Türk askerleri, saat 02.00 civarında Kürdistan Bölgesi İçişlerinden Sorumlu Bölge Bakanı Kerim Sincari ve Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanı Osman Hacı Mahmud’un da hazır bulunmasıyla serbest bırakıldı’’ dedi. Hüseyin, ‘’Kürt Liderliğinin Türk askerlerinin serbest bırakılması için gösterdiği çabaların karşılıksız ve şartsız olduğunu, bunun sadece insani olduğu ve bunun dostluğun bir gereği olduğunu’’ söyledi. Hüseyin, ‘’Askerlerin ailelerine ulaşacağını ve bunun da kendileri için mutluluk verici olduğunu ve kendilerini tebrik ettiklerini’’ söyledi.

BU NE YAMAN CELISKI!

Gönül:Türkiye’de altı bin şehidimiz(!) var. Acımız büyük. Öldürülen terörist(!) sayısı ise 33 bin civarında!!! Gönül,bu konuda ABD üzerine düşeni ve gereken uyarıları yapmalı. Bu işi halletmeli. Mahalli kanallar bu sese kulak verecektir. Ayrıca Türkiye’nin bir operasyonu gündeme gelirse ABD’nin Türk askeri ile karşı karşıya gelmemesi gerekir. Bu iletilecek" diyor. Gönül, heyecanlı. Başbakan’ın kararlılığı ve etkinliği nedeniyle bir o kadar da umutlu. Teröristlerin halktan destek alamadığını sevinerek ifade ediyor ve önemli bir ayrıntı veriyor: "Genel olarak gerilla savaşlarında bir terörist ölür, karşısında dört-beş şehit verilir. ABD için Vietkong’da böyle olmuştur. Başka yerlerde de. Oysa Türkiye’de altı bin şehidimiz var. Acımız büyük. Öldürülen terörist sayısı ise 33 bin civarında; bu terörün halktan destek almadığının kanıtı." PAŞA: DOSYALARIM HAZIR Ve Saygun Paşa ilk kez böyle bir ziyarette Başbakan’ın yanında üst düzey bir komutan. "Ben talimat aldım. Bu göreve gidiyorum. Dosyalarım hazır. Amacımız sorunun çözümü" diyor. Onun gözlerinde de, hem Türk halkının askerine güveninin rahatlığını, hem de kararlılığı görüyorum. Türkiye, hükümeti ve askeri ile ABD’de teröre çözüm arıyor. En üst noktada son görüntü bu.

'Kürdistan yek e, Kurd biran e'

Silopi'de onbinler operasyona hayır dedi Özgür Gündem Silopi'de düzenlenen 'Barış ve Demokrasi' mitinginde sınır ötesi operasyona karşı tepkiler dile getirilerek, Kürt sorununun sınır ötesi operasyonlarla çözülemeyeceği sorunun PKK ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın muhatap alınması ile çözüleceği mesajı verildi. Silopi'de Süleyman Demirel İlköğretim Okulu'nun yanındaki boş alanda sınır ötesi operasyona karşı DTP öncülüğünde düzenlenen ve bazı sivil toplum örgütlerinin de destek verdiği 'Barış ve Demokrasi' mitingi sona erdi. Yaklaşık 30 bini aşkın kişinin katıldığı mitingte, sık sık 'Biji Serok Apo', 'Biji Aşiti', 'Öcalan', 'Sayın Öcalan', 'PKK halktır halk burada', 'Kürdistan yek e, Kurd biran e' ve 'Türkeşin itleri yıldıramaz bizleri' sloganları atılarak, 'Habur kapanmasın', 'Bekle Bursa HPG geliyor', 'Botan Omera'yı selamlıyor', 'Beritanla partileşelim, Zilanla özgürleşelim', 'Bekle HPG geliyor' dövizleri taşındı. 'Erdoğan Botan'a gelsin' Saygı duruşu ile başlayan mitingde ilk olarak söz alan DTP Şırnak İl Başkanı İzzet Belge, sınır ötesi operasyonla karşı karşıya olunduğunu hatırlatarak, 'Bu kararla kalmayıp bütün metropollerde şoven duygularla halkımızı ve halkımızın değerlerine saldırdılar. Bu zulme artık yeter. Köleliğe artık yeter diyoruz. İstanbul'da Irak'a komşu ülkelerle toplantı düzenleniyor. Bu toplantının asıl amacı Ortadoğu'nun kadim halkı olan Kürt halkının asimile etmeye dönüktür. Erdoğan Irak, İran ve Avrupa'da dolaşıyor. Kendisini Botan'a davet ediyoruz, halkın gerçekliğini burada görsün' şeklinde konuştu. Silopi Barış ve Demokrasi Mitingi fotoğrafları için tıklayınız 'Çözüm demokratik özerklik' 'Ya onurlu bir yaşam, ya da şerefli bir ölüm' diyen Belge, çözümün demokratik özerklik olduğunu söyledi. Ne ülkede ne de sınırın ötesinde operasyon istemediklerini dile getiren Belge, 'Basın mensupları savaşan güçlere mikrofon uzatıyor, gelin bu halka mikrofonları uzatın ve gerçekleri görün' dedi. Korucubaşı Hazım Babat'ın Şırnak'ta yaptığı konuşmasına değinen Belge, 'Her türlü pisliğe bulaşmış insanların halka ahlak dersi vermesi çok tehlikelidir. Bu bölgede hırsızlığın, fuhuş, esrar kaçakçılığını yapan kişidir' dedi. Qamişlo'da demokratik tepkiye tahammül edemeyen Suriye'nin Kürt yurttaşları katlettiğini ifade eden Belge, olayı kınadı. 'İç barışı sağlayan dinamiklerimiz var' DTP Şırnak Belediye Başkanı Ahmet Ertak'ta, 'Ya farklılıkları görerek, özgürlükleri tanıyacağız ya da yaşananlar böyle devam edecek' diyerek, İstanbul'da Irak'a komşu ülkeler toplantısına katılan temsilcilerin toplantı yaptığı sırada böylesi bir mitingin olmasının önemli olduğuna işaret etti. Gözyaşı ve savaş naraları istemediklerini dile getiren Ertak, 'Onurlu bir barıştır istemimiz. Barışın teminatı herkesin dili kültürü ile bu coğrafyada özgür olmasından geçer. Türkiye'yi ve Ortadoğu'yu yönetenlere sesleniyoruz; Türkiye'de iç barışı sağlayacak dinamiklerimiz var. Dünyanın öbür ucundan birilerinin bizi barıştırmak için gelmesine gerek yok. Biz barıştan yana, halkların kardeşliğinden yana olan herkese çağırıyoruz, gelin savaşın önüne geçelim' şeklinde konuştu. 'Doğudan güneş yükselir batıya yansır' DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'da Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne miras kalan Kürt sorunu nedeniyle 29 isyan yaşandığını hatırlatarak, '84 yıldır sesimizi dilimizi zorla bastırmaya çalıştılar buna muvafaf olamadılar. 24 yıldır yaşanan çatışmalar, Botan'dan tümtüm Türkiye'yi etkilemiştir. Bu çatışmayı yöneten generaller ve basına verdikleri demeçlerle, 'Kürt halkı olduğunu bilmiyorduk, onların bir dili olduğunu bilmiyorduk, baskı ve zulüm ediyorduk, yanlış yaptık' diyorlar. Bu itiraf karşısında gerçeği gördükleri için onlara saygı duyuyorum. Sınırdan batıya kardeşlik mesajı vermeliyiz. Doğudan güneş yükselir batıya yansır' dedi. 'Habur kardeşlik köprüsüdür' Konuşmasında annelere seslenen Kaplan, 'Savaşın bitmesini 8 askerin teslim edilmesini istiyor musunuz?' sorusuna kitle hep beraber 'Evet' yanıtını verdi. Bu meydanlarda verilen cevabın Türkiye'de bütün insanların cevabı olduğunu belirten Kaplan, şunları söyledi: 'Peki Başbakan'a bunun için ne yaptınız. Savaş isteyen milletvekillerine seslenmek istiyorum. Bin yıldır bir arada yaşayan halkları birbirine kırdırmak isteyenler hain ve bölücüdür. Burası Habur Sınır Kapısı sadece ekmek kapısı değil, kardeşlik köprüsüdür. Habur'un öbür yanındaki kardeşlerimize niye namlu uzatıyoruz niye savaş istiyorsunuz?' 'Kürt fobisinden kurtulmalıdır' Erdoğan'a sesleyen Kaplan, 'Gelin hep beraber Ortadoğu stratejisini birlikte oluşturalım. Habur barış ve kardeşliktir, bunun aksi yıkım ve savaştır' dedi. İstanbul'da Irak'a komşu ülkelerle yapılan toplantıya değinen Kaplan, 'Ortadoğu'nun devletsiz halkı olan Kürtlerle çıkacak savaş, yüzyıla yayılacak bir felakettir. Bu felaketin ötesi bir durumdur. ABD, AB ve dünyaya sesleniyorum. 3. Dünya Savaş kışkırtıcılığını bırakın. Başbakan herkesin meşru gördüğü Talabani'yi Kürt olduğu için kabul etmiyor. Türkiye Kürt fobisinden kurtulmalıdır. Orada bir Kürt statüsü var, bunu kimse inkar edemez' dedi. Kaplan, son olarak 'Uçaklarınız, F16'larınız kendi çocuklarınızı bombalamasın' mesajını verdi. 'Kardeşlik köprüsünü yıkmanıza izin vermeyeceğiz' DTP Eş Başkan Vekili Selma Irmak'ta, 'Yine ülkemize ve kardeşlerimize bomba yağdırıyorlar. Hep beraber savaşa zulme artık yeter diyoruz' diyerek başladığı konuşmasında, operasyonlarla Kürtlerin bitmeyeceğini vurguladı. Savaşlarla bu sorunun çözülemeyeceğine dikkat çeken Irmak, şunları kaydetti: '24 defa sınır ötesi operasyon yaptınız ama sonuç alamadınız. Çözüm demokrasi ve özgürlüklerin daha çok genişletilmesindedir. Silopi kardeşlik köprüsüdür. Bu köprüyü yıkmanıza izin vermeyeceğiz. Ve bu köprüden geçemeyeceksiniz. Hikayeleriniz bir ve çocuklarınız beraber oynadığı bir coğrafyada kimse bu halkları birbirinden ayıramaz. Buna yeltenenler haindirler. Kürtler ayrılık istemiyor. Kürtler ortak yaşam ve ortak vatan diyorlar.' Irmak, kitleye hitaben, 'Soruyorum size ne istiyorsunuz' sorusuna kitle de hep bir ağızdan 'Özgürlük' dedi. 'AKP Milletvekilleri ihanet ediyorlar' 'Yüreğimizi tek parça yapıp, insan bedenlerinden oluşturulan canlı kalkanlarla, savaşa hayır diyelim' diyen Irmak, Erdoğan, Gül'e ve Genelkurmay'a seslenerek, 'Bu yanlışlıktan vazgeçin. Kıyamet etkisi yaratacak bu girişimden vazgeçin. Çözüm operasyonda değil meclistedir. Kürtlerin meclisteki temsilcilerini dinleyin ve hep beraber Cumhuriyet'i demokratik bir öze kavuşturalım. Bugün Ankara'da savaşa ve tezkereye hayır diyen Silopi'den selam yolluyorum. Kürt artık eski Kürt değildir, Amerika, Türkiye ve Avrupa ve diğer zihniyetler, kendi Kürdünü yaratmak istiyor. Ancak bizim Kürt profilimiz onurlu ve özgür Kürttür' şeklinde konuştu. AKP'li Kürt milletvekillerine de seslenen Irmak, 'Onurunuza sahip çıkın. Şeyh Sait, Seyit Rıza ve Bedirhanilerin kendi kanlarında olanlar maalesef ihanet ediyorlar. Kürt halkının sembolleşmiş ihanetçisi İdrisi Bitlisi olmak istemiyorsanız, şerefinize ve onurunuza sahip çıkın' dedi. Anayasa'nın halkın gerçek ve somut taleplerine göre şekillenmesi gerektiğini de dile getiren Irmak, bu temelde halkın formülasyonun 'demokratik özerklik' olduğunu söyledi. 'Öcalan'ı selamlıyorum' 'Barış stratejisinin mimarı Öcalan'ı selamlıyorum' diyerek konuşmasına başlayan DEP eski Milletvekili Selim Sadak, 'Kendini Genelkurmay zannedenlerden hiç bir şey anlamıyoruz. Bu halkın taleplerini anlamayanlar pişman olacaktır. Bu halk namusundan, birlikteliğinden, onurundan vazgeçmeyecektir. Genelkurmay, Başbakan, Meclis ve DTP dışında ki siyasi partiler 'saldırın' diyor. Ancak onurlu halkımız barış diyor' dedi. Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın 'Söz bitti' açıklamasına atıfta bulunan Sadak, 'Sözün bittiği yerde felaket başlar, insanlık dışı muamele başlar, onun için sözü bitirmeyin. Bu halkın sosyolojik yapısından habersiz, olan siyasi yapısından habersiz olan birilerinin sözleridir. Bu sözün altından kalkamazsınız. '20 yıllık mücadelede PKK saflarına katılımı durduramadık' bir itiraftır. Asker paşa artık bu yüzden vazgeç diyorum' şeklinde konuştu. 'Muhatap Öcalan'dır' HPG tarafından alı konulan 8 askerin sağ salim teslim edileceğini söyleyen Sadak, şunları belirtti: 'Çünkü onlar bu acının ne olduğunu biliyorlar. Bu dönem milletvekillerine saldıracaklar ama seçilmişler başlarını öne eğmeyecekler. Kürtlerin içinde hainler vardır, bunlar ajanlık işleri bittiği zaman, devletin tuvaletçisi bile olamazlar.' Savaşın yükünün çok ağır olduğunu belirten Sadak, sorunun Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve PKK'nin muhatap alınması ile çözülebileceğinin altını çizdi. Silopi Belediye Başkanı Muhsin Kunur'da barış ve özgürlük dileklerinde bulunarak, mitinge katılanlara teşekkür etti. ŞIRNAK (DİHA)

Ayak takımı Hüseyin İnan/Kurdistan-Post Ayak takımından Kürtlere kardeş olmaz. Onların kardeşleri Saddam’dı, Amedinejad ve B. Esad. Hayrını görsünler. Bütün varlığını Kürt halkının inkarı ve imhası üzerine inşa etmiş bir halk, bir devlet ile kardeşlik mümkün mü? Yazılı, sözlü ve görseli ile tüm Türk medyası Kürt halkına günlerdir hakaret yarışında. Bu hakaret, ırkçılık ve tehditler öyle bir noktaya vardı ki, artık aynı medyanın kimi mensupları bile bundan rahatsız olduklarını gizlemiyorlar. Bu ırkçılığın başını ise Hürriyet gazetesi ve onun yayın yönetmeni E. Özkök çekiyor. Öyle bir noktaya ulaştı ki bu saldırılar, Mesut Barzani bile Özkök’ün adını cebinde taşıyor. Adamlarda öyle bir ırkçılık var ki Naziler bile onları kıskanıyor... Sadece Türk medyasının mensupları değil ırkçılık yapanlar, aynı zamanda okuyucuları da ırkçı. Uzun zamandır takip ediyorum, Hürriyet gazetesi’nin İnternet sayfalarında Kürtlere yönelik bir saldırı olduğunda bu gazetenin sayfalarına yorumlarını gönderen okuyucuların hakaretlerinden geçilmiyor. Özellikle gerillalar öldürüldüğünde bir yerlerine kına yakan bu okuyucular, dün de Qamişlo’da, Türkiye’nin Güney Kürdistan’a olası işgaline karşı bir protesto düzenleyen Kürtlerin üzerine Suriye askerleri tarafından açılan ateş sonucu 3 kişinin öldürüldüğü haberine yoğun bir şekilde iğrenç yorumlarda bulundular. Şimdi Hürriyetin haberine bir bakın: “Suriye'nin Türkiye sınırındaki Kamışlı Kasabası'nda yapılan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’a yönelik olası operasyonunu protesto gösterisinde güvenlik güçlerinin ateş açarak 3 kişinin ölümüne neden olduğu öne sürüldü” Ve bu habere gelen yorumlar, aynen yazıyorum: “Ayni protosto olaylari Türkiyede olursa polise vur emri verilmeli. Pisliklerin kökü kazinmali” “Vuranin eline saglık, üc pislik daha temizlendi” “İşte dostluk böyle olur. Bravo Suriye. Cesaretine kuvvet” “Türkiyenin yapamadığını yapıyorlar helal olsun” “İyi olmuş bizim bu başımıza gelenlerden sonra hala kalkıp böyle gösteriler yapıyorlarsa Suriye kolluk kuvvetleri keşke hepisini öldürseydi” “Oh çok iyi olmuş..bravo suriye polisi...” “Ellerin dert gormesin Suriye..yanliz biraz daha fazlasini oldurseydin mukemmel olurdu bu yaptigin” “Gebersin namussuzlar” “Darısı Türkiyede yasadışı gösteri yapanların basına” “Yuh yahu bir Suriye kadar olamadık” “Ellerine sağlık gomşiiii” “NE KADAR SAĞLAM KOMŞULARIMIZ VARYA İT İTİ ISIRMAZ AMA BÖYLE ÇOK İYİ OLMUŞ DEVAM ETSİNLER GERÇEKŞUKİ PKK YA SIKILAN KURŞUNA ACIYORUM ASLINDA GAZ KULLANMALI YADA AÇ BIRAKILIP ACI ÇEKSİNLER SÜRÜNSÜNLER MİLLİ GELİRİMİZİ KURŞUN OLARAK BU DEYYUSLARA HARCAMAYALIM” “Ortalarına bi bomba atsaydılar keşke...” “Yani zorla bizi ayağa kaldırtıp basraya dökülmek istiyorlar!!!ama bilinsinki hızımızı alamayabiliriz!!!” “İlahi adalet tecelli etmiş.türke, türklüğe düşman olanın sonu her zaman ölüm olur.sana ne ırak operasyonundan protesto ediyorsun suriye polisine alkış daha çoğunu öldürselerdi keşke” “Oh çok iyi olmuş ellerine sağlık.Öyle veya böyle geberecekler nasıl olsa” “SURİYE GÜVENLİK GÜÇLERİNİ KUTLAMAK GEREK. KEŞKE BU GÖSTERİYE KATILANLARIN HEPSİNİ İMHA ETSELERDİ. ZİRA BUNLAR DA BİZDEKİ VE IRAK'TAKİ BARZANİ VE TALABANİ'NİN DESTEKLEDİĞİ AYRILIKÇI TERÖRÖST GRUBUNUN DEVAMIDIRLAR. HEPSİNİN İHMA EDİLMELERİ KAÇINILMAZDIR” “Sevindim ama az gebermis biraz dah cok olsa idi” Müdahale dedigin böyle olur, peki biz ne zaman müdahale edecegiz terörist ve yandaslarina?” “GEREĞİ BU.İSTERDİMKİ ORADAKİLERİNİN TAMAMI GEBERTİLSİN. GÖSTERİCİ VE PROTOSTOCULAR” “Ellerine Sağlık. Bu millet bağlı bulunduğu her ülkenin başına beladır. Asalakça yaşamaya alışmışdır. Ermeniler gibi bunlarıda İran, Suriye, Irak birleşerek Çorak bir alana tehcir etmeliyiz” *** Mideniz bulandı değil mi? Bu kadar ırkçı olamazlar diyorsunuz? Yüz yıllardır birlikte yaşadığımız, et ve tırnak kardeşliğinin son durağı işte burası. Kürtler bu faşist güruhu iyi tanımalı. Ve bunlardan kardeş olunmayacağını artık anlamalı. Bunların “et ve tırnak” kardeşliği şöyle oluyor: Burada et Türkler, tırnak ise Kürtler. Tırnak uzadıkça kesilip atılır. Bunlardan Kürde kardeş olmaz, ama cellat olmaya hepsi dünden gönüllü. Daha öncesini unutalım! Şu 84 yıllık TC tarihinde kaç yüz bin, kaç milyon Kürt, devlet terörüyle öldürüldü? Bileniniz var mı? Yok. O kadar çok Kürt öldürdüler ki, istatistik tutmaya dahi değer bulmuyorlar. Niyetlerinde en ufak bir değişiklik yok. Kürt’ten nefret ediyorlar. Sanatçısından politikacısına, askerinden polisine, öğretmeninden öğrencisine, işçisinden işverenine, gazetecisinden okuyucusuna, aydınından cahiline, köylüsünden şehirlisine kadar hepsi Kürtlerden nefret ediyor. Bütün çapulculuklarına, barbarlıklarına, Aziz Nesin’in dediği gibi yüzde 60 aptallıklarına rağmen, kendilerini Nazi Almanya’sı gibi üstün ırktan sayıyorlar. Ve Kürtleri de aşağı ırktan gördükleri ve yenemedikleri için de nefret ediyorlar. Ne demişler zulmünüz ve nefretiniz artsın... Bunca zulme rağmen Kürtler Türklere düşmanlık beslemedi. Kardeşiz dediler. Ama artık yeter... Son 25 yıllık savaşta 30 bin TC vatandaşı öldürüldü deniyor. Bunlardan 20 bini PKK militanı, devlet tarafından öldürülen, cesetlerine işkence yapılan, kulakları ve parmakları Türk askerleri tarafından koleksiyon olarak kesilenler, toplu mezarlarda, çöplüklerde gömülenler, cesetleri köpeklere atılanlar. Bunların ailelerine de TC devleti 25 yıldır zulüm ediyor. Bu öldürülen 30 binden 5 bini faili devlet olan Kürt kökenli sivil vatandaşlar. Çocuk, gazeteci, politikacı, köylü, işçi, emekli vs. Geriye kalan 5 bini Türk ordusunda asker, polis, korucu... bunların içinde en azından 2 bin 500’ü yine Kürt. Devşirmesi ve ‘öztürk’ü ile topu topu 2 bin 500 Türk kalıyor geriye, bu kirli savaşta ölen. Durum böyle iken Kürtlerin Türklere düşman olması gerekmez mi? Ama “hem suçlu hem de güçlü” olmaya çalışanlar maalesef yine Türkler. Kimse bana Türkiye’de Türkler azınlıkta falan edebiyatı yapmasın. Kendisini Türk hissediyorsa gerisi önemli değil. Türkün ne Müslüman’ı, Kürdü kardeş olarak kabul ediyor, ne de sosyalist olanı. Örnek mi? Sosyalist Yalçın Küçük ile Müslüman Tayip Erdoğan. Laik Yaşar Büyükanıt ile liberal Ertuğrul Özkök. Ey bırakın artık Türkiye’deki 40 – 50 milyonluk Türk nüfus içinde İsmail Beşikçi, Akın Birdal ve Haluk Gerger gibi beş on tane namuslu Türk de çıksın. Durum böyle iken. Şimdi, şu yukarıda Kürtler hakkındaki yorumlarına yer verdiğimiz bu it sürüsü, ayak takımı, faşist güruh ile Kürtlerin kardeş olduğunu söyleyebilecek olan var mı? Bu sürüyü, ancak çakallar kendilerine kardeş kabul eder. Namuslu, onurlu kendisine güvenen biri, kendisinden zayıf olan bir diğerine karşı hoşgörülü olur. Ona zarar vermek istemez. Asaleti buna izin vermez. Ama korkak, iğrenç, adi, aşağılık, kişiliği zayıf olanlar ise kendisinden güçsüz olanlara en olmadık zulmü reva görürler. Kendisinden güçlü olana da boyun eğer, yalakalık yaparlar. Türkiye’de şu anda olan da tam budur. Kürtler söz konusu olduğunda acımasız faşist oluyorlar. ABD, İsrail ve diğer güçlü olanlar söz konusu olduğunda, yalakalık ve soytarılık yapıyorlar. Sizler Kürtlere karşı nefret ekerken, hoşgörü biçeceğinizi mi sanıyorsunuz?