Bir 'iyi çocuğun' itirafları : infaz, bombalama, tecavüz, işkence, suikast!

idris_ozer_jitem_ajan

'İyi çocuğun' itirafları
jitem ali kaya Ergenekon operasyonuyla ilgili her gün yeni gelişmeler ortaya çıkarken, Ergenekon'un 'öncü paşaları' tarafından organize edilen JİTEM'in Bölge'deki faaliyetleri de deşifre oluyor. Şemdinli'de Umut Kitabevi'ne bomba atarken suç üstü yakalanan 'iyi çocuk' JİTEM elemanı Özcan İldeniz'le birlikte Hakkari'de faaliyet yürüten JİTEM ajanı İdris Özer, çarpıcı itiraflarda bulundu.

Bir 'iyi çocuğun' itirafları
AKP hükümeti ve yandaş medyası tarafından tam bir iktidar kavgasına semdinli_de_de_adalet_postal_altinda_20070517_jitemdönüştürülen Ergenekon operasyonuyla ilgili her gün yeni gelişmeler ortaya çıkarken, Ergenekon'un 'öncü paşaları' tarafından oluşturulan Bölge'de 'suç makinesi' olarak bilinen JİTEM'in faaliyetleri, bir bir deşifre oluyor. Şemdinli'de Umut Kitabevi'ne bomba atarken suç üstü yakalanan 'iyi çocuk' JİTEM elemanı Özcan İldeniz'le birlikte Hakkari'de faaliyet yürüten JİTEM ajanı İdris Özer, çarpıcı itiraflarda bulundu. Özer, Hakkari'de valiliğin 'yola mayın döşerken öldürüldüğü'nü belirttiği Yusuf Yaşar'ı nasıl infaz ettiklerini ve Yüksekova'da Zagros İş Merkezi'nin neden bombalandığını anlattı.derya1   
Fırat Haber Ajansı (ANF) JİTEM itirafçısı İdris Özer'in itiraflarını yayınladı. Hakkari'de genç kızları JİTEM'in tuzağına düşererek PKK saflarına 'ajan' olarak gönderen Özer, Hakkari merkezde ve Yüksekova ilçesinde birçok bombalama, infaz eylemlerinin perde arkasını anlattı. 1 Ekim 2007'de ANF'de yayınlanan Derya Ege'nin itiraflarında Özer'in sık sık adı geçiyordu. Ege, İdris Özer tarafından kandırıldığını, işkence gördüğünü, tecavüze uğradığını ve 'PKK'nin öncü kadrolarını zehirlemek için PKK saflarına gönderildiğini' anlatmıştı. Ege'nin söylediklerini doğrulayan Özer, Hakkari'de Damla -1 ve Damla-2 pastanelerinde çalışmaya başlamasıyla birlikte JİTEM, Emniyet ve MİT elemanlarıyla tanıştığını söyledi. Şemdinli'de suç üstü yakalanan JİTEM elemanı astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile birlikte çalıştığını itiraf eden Özer, Şemdinli olaylarıyla ilgili 'Bu eylem JİTEM birimine görev olarak verilmeseydi benim içinde bulunduğum Emniyet İstihbarat Birimi tarafından yapılacaktı' dedi. Hakkari Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerde yer alan O. ve İ. adlı polisler tarafından ajanlaştırılan İdris Özer, Emniyet Müdürlüğü'nde R. adlı müdürlü tanıştırıldıktan sonra 'ajan faaliyetleri'ne başladığını söyledi.gulen
Özer, Hakkari bölgesinde patlayan bombaların kimler tarafından yapıldığını da itiraf etti. Şemdinli bombalarının peş peşe patladığı dönemlerde Yüksekova'da bulunan Zagros İş Merkezi'nin bombalanma olayını anlatan Özer, iş merkezinin, isminden ve Fethullah Gülen Cemaati'ne yakınlığıyla bilinen Çağlayan Dersanesi'ne yer vermediği için Yüksekova istihbaratında çalışan A. adlı kişi tarafından roketle vurulduğunu söyledi. Özer, istihbarat çalışmalarının yanısıra infazlara da katıldığını ifade etti. Özer, emniyet istihbarat ile jandarma istihbaratın ortak gerçekleştirdiği infazla ilgili çarpıcı itiraflarda bulundu. Hakkari Valiliği tarafından '12 Ağustos 2005'te yola mayın döşerken öldürülmüştür' dediği Yusuf Yaşar'ın Özer'in de yer aldığı ekip tarafından infaz edildiği ortaya çıktı. Özer, vücuduna 20 kurşun isabet eden Yusuf Yaşar'ı kendi ekibinde yer alan O. ve İ. adlı polisler ile Şemdinli'de suç üstü yakalanan Astsubay Özcan İldeniz'in başını çektiği ekiple birlikte Şine Köprüsü'nden birAjanlar_JiTEM_ve_MiT_in_ic_yuzunu_anlatiyor_20070929_175221 kilometre sonra infaz ettiklerini vurguladı. 
Yaşar'ın infazıyla ilgili Hakkari Cumhuriyet Savcısı Fahri Turan tarafından yaptırılan otopsi raporunda Yaşar'ın, kafa ve göğüs kısmına isabet eden 20 kurşunla öldüğü yer almıştı. Hakkari Valiliği de infazla ilgili yaptığı açıklamada, Yaşar'ın HPG'li olduğunu ve 12 Ağustos akşamı yola mayın döşemek isterken çıkan çatışmada öldüğünü iddia etmişti. Yakınları, Yaşar'ın bir hafta boyunca polis tarafından takip edildiğini belirtmişti.

 

jitem iskence bombalama tecavuz suikast

Bombanın talimatı komutandan!

Ergenekon oluşumu sadece AKP hükümetine karşı ortaya çıkmış 'darbe' örgütü olarak lanse edilmeye çalışırken, Ergenekon'un Bölge'deki 'tetikçisi' JİTEM'in 2005-2006 yılında 'boş' durmadığı ortaya çıktı. Hakkari, Şemdinli ve Yüksekova'da 2005-2006 yılında peş peşe bombalar patlatan JİTEM tetikçisi İdris Özer, itiraflarını sürdürdü. Özer, Şemdinli Umut Kitabevi'ne atılan bombanın talimatının dönemin Hakkari İl Jandarma Komutanı E.K. tarafından verildiğini söyledi. Özer, pastanelerin nasıl fuhuş yerlerine dönüştürüldüğünü ve JİTEM'in işkence evini anlattı.
Fırat Haber Ajansı (ANF) JİTEM tarafından ajanlaştırılan ve daha sonra HPG'liler tarafından yakalanan İdris Özer'in itiraflarını yayınlamayı sürdürüyor. Şemdinli'de suç üstü yakalanan 'iyi çocuk' astsubay Özcan İldeniz ile aynı ekipte birçok bombalı saldırıya katılan JİTEM itirafçısı Özer, Şemdinli'de patlayan bombalarla ilgili çarpıcı itiraflarda bulundu. Özer, Şemdinli'de Umut Kitabevi'nin bombalanması talimatını 'Hakkari Dağ Komando Tugay Komutanı tarafından dönemin Hakkari İl Jandarma Alay Komutanı E.K.'nin verdiği'ni vurguladı. E.K'nin görevi JİTEM elemanlarına ilettiğini belirten Özer, şunları anlattı: 'Bu eylem İl Jandarma Alay Komutanlığı'na verilmeseydi bize yani O.'nun grubuna verilecekti. Ben, O. ve İ. gidecektik Şemdinli'ye. Albay E.K. görevi kendi elemanları olan Ali Kaya, Özcan İldeniz ve onlarla birlikte çalışan Faysal Ateş'e verdi. Olay olduğunda ben Yüksekova'daydım. Bütün ekip bombanın patlayacağı zaman Yüksekova ve Şemdinli'de toplanmıştı. Bir aksilik çıktığında herkes orada olacaktı. İçlerine doğmuştu sanki bir aksilik çıkacak diye. Öyle de oldu zaten. İş yüzlerine bulaştı.'
Pastaneler fuhuş yuvası Özer, JİTEM ve emniyet istihbaratının genç kız ve erkekleri tuzaklarına düşürmek için pastaneleri kullandığını söyledi. Özer, başta kendisinin çalıştığı Damla Pastanesi olmak üzere birçok pastanenin fuhuş yeri gibi kullanıldığını ve buralardan gençlerin JİTEM'in ağına çekildiğini belirtti. Hakkari başta olmak üzere Bölge'nin birçok kentine JİTEM tarafından hayat kadınlarının getirildiğini söyleyen Özer, getirilen kişilerin yalnız fuhuş için çalışmadıklarını, aynı zamanda bir JİTEM ajanı rolü oynadığını ve JİTEM'e eleman kazanmada kullanıldıklarına dikkat çekti.
Önce işkence sonra tecavüz Daha önce itirafları basına yansıyan Derya Ege'yi JİTEM'in ağına düşürdüğünü ve işkencelerden geçirdiğini itiraf eden Özer, O. adlı istihbaratçıdan aldığı talimatla Ege'yi 'Dağa göndereceğim' diye kandırıp onu JİTEM eğtimlerine çektiğini söyledi. Özer, JİTEM'in 'PKK yöneticilerine zehir vermek için PKK saflarına gönderme' talebini reddeden Derya Ege'yi işkenceden geçirdiklerini dile getirdi. Ege'ye Yüksekova'da bir evde elektrikli işkence yaptığını ve vücudunda sigara söndürdüğünü belirtten Özer, aynı ektipte çalıştığı O. ile İ.'nin de Ege'ye tecavüz ettiğini ifade etti. İşkence ve tecavüzden sonra PKK saflarına gitmeyi kabul eden Ege, kendisine verilen görevi şöyle anlatmıştı: 'Listeyi önüme getirdiler. Listenin başında Duran Kalkan, Murat Karayılan, Atakan, Alişer ve Çektar yazılmıştı. Ya sen suikast yapacaksın ya da zehri yanında götürüp zehirleyeceksin dediler. Biraz korkak olduğum için bana zehiri verdiler.'

BiR AJANIN İTİRAFLARI - 3

Şemdinli’de Seferi Yılmaz’ın işlettiği Umut Kitapevi’ne atılan bombadan sonra Şemdinli halkı Astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile Veysel Ateş’i yakalayarak güvenlik güçlerine teslim etmişti. Bu kişilere ait ele geçirilen otomobilde ise silah, bomba, öldürülecek kişilerin listesi, bombalanacak yerlerin krokisi bulunmuştu. Suç üstü yakalanan JİTEM timini korumak için “onları tanıyorum, iyi çocuklardır!” diyen şu anki Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın da bu sözleri de JİTEM eylemlerinin ordunun en üstün bile haberi dahilinde yapıldığını ortaya çıkartmıştı. JİTEM’ci İdris Özer, Şemdinli olaylarını ve eğer bu olay başarılı olsaydı sıranın kimlere geleceğini anlattı.

‘YÜZÜNE GÖZÜNE BULAŞTIRDILAR’
İdris Özer’in verdiği ifadelerden dikkat çekici biri diğer konusu ise Şemdinli olayları ile ilgili söyledikleri. Şemdinli olayını yapanların jandarmaya bağlı JİTİM timi olduğunu belirten Özer, bu time görev verilmeseydi eğer kendi timlerinin o saldırıyı yapacağını belirtiyor. Özer “bu saldırı başarılı olsaydı, DTP il başkanı Sabahattin Sıvacı ve DTP’li belediye başkanı Metin Tekçe’yi bizzat ben öldürecektim’ diyor. JİTEM’ci İdris Özer Şemdinli olayları konusunda şunları anlatıyor:

“Şemdinli’de aslında hedefte Seferi Yılmaz’ın yanı sıra Metin Tekçe, Sabahattin SIVACI da vardı. Sabahattin Sıvacı, DTP il başkanı olduğu için, Metin Tekçe ise Belediye başkanı olduğu için hedef alınacaktı. Amaçları Sabahattin Sıvacı’nın arabasına C-4 koyup patlatmaktı. O zaman Sabahattin Sıvacı’nın Toyota marka bir arabası vardı. Niyetleri C-4’ü arabasının arkasına yerleştirmekti. Arabası sürekli binanın önünde duruyordu geceleri. Arabaya orada bomba konacaktı. Tabii bana yaptıracaklardı. Metin Tekçe’ye ise silahlı suikast düşünülüyordu. Onu da bana yaptıracaklardı. Metin Tekçe eve giderken yolda silahlı suikastla öldürülecekti. Ondan önce Seferi Yılmaz olayı (Umut kitapevinin bombalanması) patlak verdi. Ama başaramadılar ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Bu yüzden diğer planlar da ertelendi.”

UMUT KİTAPEVİ’NİN BOMBALANMASI
Şemdinli’de Umut Kitapevi’nin bombalanması talimatının ismini bilmediği tugay komutanı tarafından Hakkari İl Jandarma Alay komutanı Erhan Kobat’a verilir. Erhan Kobat görevi yapmaları için JİTEM elemanlarına havale eder. Bu görev askeriye verilmemiş olsa eğer İdris Özer’in de içinde bulunduğu ekip tarafından gerçekleşecektir. “Bu saldırının emrini veren Tugay komutanıydı. Ondan sonra o da emri Hakkari il jandarma alay komutanı Erhan KOBAT’a vermişti. Bu olay il Jandarma alay komutanlığına verilmeseydi biz yapacaktık. Oktay’ın grubuna bu görev verilecekti. Ben Oktay ve İsmail gidecektik Şemdinli’ye. Sonradan Jandarmadan Erhan Kobat görevi kendi elemanlarına JİTEM’e verdi. Ali Kaya, Özcan İldeniz onlarla birlikte çalışan itirafçı Veysel Ateş’e verdi. Bunlar da Şemdinli olayı olarak bilinen Seferi Yılmaz’ın sahibi olduğu Umut Kitabevine bombalı saldırıyı gerçekleştirdiler. Olay olduğunda ben Yüksekova’daydım. Bütün ekip bombanın patlayacağı zaman Yüksekova ve Şemdinli’de toplanmıştı. Bir aksilik çıktığında herkes orada olacaktı. İçlerine doğmuştu sanki. Öyle oldu zaten. İş yüzlerine bulaştı.”

KORUCULARI İMHA OPERASYONU
Ajan İdris Özer, içerisinde bulunduğu ekibin korucularla ilgili bazı planlar içerisinde olduğunu da belirtiyor. Kimi korucu başlarıyla konuşan Oktay adlı grup sorumlusu İdris Özer ile yaptığı konuşmalarda korucuların birçoğunun PKK ile çalıştığını ve ölümü hak ettiğini sık sık vurguluyor. “Devletin korucular üzerinde başlatmaya çalıştıkları bir imha operasyonu da vardı. Korucuların artık PKK ile işbirliği içerisinde çalıştıklarının ortaya çıktığını ve operasyona çıkmak istemediklerini belirtiyorlardı. Korucu başlarından Tahir Adıyaman, Hasan Çulan’ın da bu operasyondan haberi vardı. Onlarla da konuşmuşlardı. Hatta hedefteki korucuların isimlerini bunlar verecekti. Bunları öldürüp PKK’nin üzerine atacaklardı.”

PASTANELER FUHUŞ YUVASI
Başta kendisinin çalıştığı pastane olmak üzere birçok pastane ve işyerinin fuhuş yeri gibi kullanıldığını ve buralardan gençlerin JİTEM’in ağına çekildiğini itiraf eden İdris Özer, bu pastaneler için şunları belirtiyor: “Genellikle bu postanelere bölge dışından gelen insanlar takılırdı. İşte polisidir, JİTEM’idir, istihbaratçısıdır. Benim çalıştığım Damla pastanesinin sahipleri Artvin’lidir. Yaklaşık 35-40 senedir Hakkari’de kalıyorlar. Oğulları Serdar Yaşasın bunlarla içli dışlıdır. Bizim ekibimizdekiler sürekli pastaneye gelirlerdi. Pastaneye gidiş gelişlerinin amaçları kimi gençleri düşürmek, zayıf insanları açığa çıkarmaktı. Damla pastanesinin aile salonu şu an kapanmış durumda, ama daha önce bu pastanenin birinci katı tam bir fuhuş yuvasıydı. Her türlü pislik yapılıyordu. Yerlisi yabancısı herkes gelip istediğini yapıyordu. Bu son zamanlarda damla pastanesinin aile salonu kapanınca fuhuş çetesi Nazlı pastanesine kaydı. Çünkü onun aile salonu daha uygun! İnsanlar artık orada buluşuyorlar.”

JİTEM’E ÇALIŞAN HAYAT KADINLARI
Hakkari’ye ve Kürdistan’ın birçok şehrine bu örgütler tarafından hayat kadınlarının getirildiğini belirten Özer, bunların yalnız fuhuş için çalışmadıkları, bu şebekenin aynı zamanda JİTEM’e ajanlık yaptığını, istihbarat topladığını ve eleman kazandığını ekliyor. “Yüksekova ve Hakkari’ye bazı bayanlar da getirmişler. Örneğin bunlardan biri Azeridir, diğeri de Türk. Birinin ismi Azize diğerinin ismi Leyla’dır. Bunlar şimdi Yüksekova’da fuhuş yapıyorlar. Bunların amaçları yalnız fuhuş yapmak değil, milleti örgütleyip devletle ilişkilendirmektir. Elif diye biri de var. Elif’e ev ayarlanmamış hala. Ayda bir Hakkari’ye gelir bir iki hafta kalır. Ümit ve Şenler Otellerinde kalıp gider. Elif şu anda Van’da, ama Azize ile Leyla Yüksekova’da. Çarşının sonunda bir fırın var fırının ismini iyi hatırlamıyorum, fırının karşısında bir lojmanda kaldıklarını biliyorum. Oktay ise şimdi Antalya Alanya’da görev yapıyor. Arabası da 34 VE 9144 Peugeot 307 kırmızı bir taksidir. İsmail ise Ankara’da Bakanlıkta görev yapıyor. Hasan Başçavuş o da Antalya merkez de kalıyor. Seferi Binbaşı ise şu an Ankara’da kalıyor.”

DERYA’NIN AJANLAŞTIRILMASI
Ajan İdris Özer daha öncesinden basına yansıyan ve Roj TV’de yayınlanan Zehir Oyunu adlı programda da konuşan Derya EGE adlı bayanı JİTEM ağına düşürüp işkencelerden geçiren kişiydi. Derya Ege’nin başından geçen olayları bir de kendisi anlatan Ajan İdris Özer’in söyledikleri Derya Ege’ninkileri tamamen teyit eder nitelikte. Derya Ege’yi dağa göndereceğim diye kandırıp onu yine dağa gitmeden önce eğitime alıyormuş gibi hareket ederek JİTEM eğitimlerine çeken Özer, bu süreçte başından sonuna kadar talimatları an ve an Oktay adlı şahıstan almaktadır. “Suzan da, Derya da o ara ben de dağa gitmek istiyorum diyordu. Derya çok baskı yapınca Derya’ya ‘ben partinin milisiyim’ dedim. Tabii bunları bana Oktay söylüyordu. Bu durumu Oktay’a aktarmıştım. Oktay bana ‘Şivan’ kod ismini kullandığını söyle dedi. Sonra ben onları Oktaygille tanıştıracaktım. ‘Dağdan iki kişinin geleceğini söyleyerek bizimle tanıştır’ demişti Oktay. Ben de öyle yaptım.

Aradan bir hafta geçtikten sonra Derya’yı arayıp konuştum, gitmeden önce biraz eğitim alması gerektiğini söyledim. O da tamam dedi. Ben de Oktay’a ‘tamamdır, gelecek’ dedim. Oktay bana yarın sabah pastanenin önüne bir araba getireceğini o araba ile Derya’yı alıp eğitime getirebileceğimi söyledi. Derya’yı alıp Tugay’a götürdüm. Derya’ya silah eğitimini M-16’yla vermemi istediler. Bu silahların eğitimini verdim. Ondan sonra karate boks gibi eğitimler verdim. Bir iki hafta böyle sürekli gidip gelmeye başladık. Derya’ya Nalan denilen o bayan polis de sağlık dersini veriyordu. Hem silah hem de spor eğitimini ben ve Oktay verdik.”

İŞKENCE EVİNE GİDİŞ
Tıpkı Derya’nın anlattığı gibi eğitim seanslarından birinde Derya Ege’ye hedefi vuramadığı için silahının dipçiği ile darbe indiren İdris Özer, bu kez Derya ile çok sert konuşmaktadır. Bu durumun ardından Derya Ege de bazı şeylerin ters gittiğini anlar ve İdris Özer ve şebekesi ile ilişkisini bir süreliğine keser. Ama kısa bir süre sonra Derya’ya tekrar ulaşan İdris Özer, Derya’yı zorla kaçırarak Yüksekova’daki o işkence hane olarak kullandıkları eve götürür. “Derya bir şeylerin ters döndüğünü biliyordu. Eve geldim. Derya’ya hiçbir şekilde ulaşamadım artık. Cevap vermiyordu telefonlara. Evlenmişti. Bir gün Oktay aradı beni Hakkari’ye çağırdı. Derya’nın boşandığını tekrar eve döndüğünü söyledi. Derya’yı bulmamı istedi. Ajanlaştırıp onu göndermeyi düşünüyorlardı. Ben de Derya’yı arayıp ‘yarın görüşebilir miyiz?’ dedim. Sürekli baskı yaptım en son ‘tamam’ dedi. Ben de Oktay’ı aradım tamam dediğini buluşacağımızı belirttim. JİTEM’in kullandığı kendi arabasını verdi. Doblo marka siyah camlı içi perdeliydi. Ondan sonra ben onu arabaya aldım aşağı indik. Derya ‘nereye gidiyoruz’ dedi. Dedim ‘aşağıya kadar inip geleceğiz’ dedim. Derya ‘dur ben inmek istiyorum’ dedi. Arabanın kapısını açıp elini kolunu bağladım, gözünü bağladım ağzını bağladım. Onu Yüksekova’ya götürdüm. Noktaya vardığımda bizi bekleyen bir Doblo daha vardı bize selektör yaptı. Top sahasının arkasında tek katlı bir evin bahçesine götürdüler beni. Evden içeri girdiğimde içeride bir başörtülü kadın ve birkaç çocuk vardı. Kızdım onlara çıkın dışarı dedim. Çıktılar Derya’yı içeri aldım Çekyat’a yatırdım. Ev böyle tek katlı toprak, ama beyaz badanalıydı. Ev dayalı döşeliydi. Arka odası işkence odasıydı. Orada bir çekyat ve elektrik vermek için iki kablo vardı.”

‘VÜCUDUNDA SİGARA SÖNDÜRDÜM’
Derya Ege’ye yaptığı işkencelerle ilgili de konuşan İdris Özer bunları Oktay’ın talimatı üzerine yaptığını iddia ediyor. Daha sonra Oktay ve İsmail adlı polisin gelerek Derya’ya tecavüz ettiğini iddia eden Özer, kendisinin bu süre içerisinde evin dışında olduğunu söylüyor. “Bir ara Oktay’a beni telefon ile aradıklarında Derya’nın su istediğini söyledim. Bana dedi ki ‘ne suyu işe işediğini ver” dedi. Ben de öyle yaptım. Ben Derya’yı ajan olması ve Medya Savunma Alanları’na gitmesi için ikna etmeye çalıştım. Derya sürekli ‘ben gitmek istemiyorum’ diyordu. Oktay bana ‘elektrik ver’ diyordu. Ben de elektriği belinden aşağı verdim affedersiniz bilinen bölgenin biraz yukarısına elektrik verdim. Oktay’a ‘gitmek istemiyor’ dedim. Oktay tamam dedi biz konuşuruz. Ertesi gün Oktaygil geldi. Beni dışarı çıkardılar. İçeri girdiler ondan sonra Derya’nın sürekli sesi gelmeye başladı. Derya bağırıyordu. İçeride ona tecavüz ettiler. Bunu Oktay’ın kendisi söyledi bana. Dedi ki ‘artık gidecek. Mecburdur, istiyorsa gitmesin ona tecavüz ettik.’ Derya ilerleyen günlerde yine vazgeçmeye başlamıştı. Oktay’ı aradım ‘yine vazgeçiyor’ dedim. Ona ‘tekrar elektrik ver, sigara bas vücuduna’ dedi. İşkence yapmamı söyledi. Ben de tekrardan ona işkence yaptım. Vücudunda üç tane sigara söndürdüm. Elini böyle arkasından çevirmiştim kolu kırılmıştı. Ondan sonra tekrar ‘tamam ben gideceğim’ dedi.”

EGE İÇİN SON HAZIRLIKLAR
Derya Ege’yi Medya Savunma Alanları’na göndermeden önce son hazırlıkları da bizzat İdris Özer yapar. Hedeflerini, neler yapacağını sıkı sıkıya tembihlediği Derya’ya zehirleri de bizzat kendisi teslim eder. “Ertesi gün beş tane fotoğraf getirdi Oktay. Biri Murat Karayılan’a aitti. İkincisi ise Duran Kalkan’a ait, üçüncüsü Alişer’e ait, dördüncüsü Atakan’a ait beşincisi ise Çektar isimli gerilla komutanlarına ait resimlerdi. Murat Karayılan ve Duran Kalkan zaten örgütün üst düzey yöneticileri oldukları için, Çektar ve Alişer de dergilerde, yayınlarda sürekli yazıları, boy boy fotoları çıktığı, Türkiye’yi tehdit ettikleri için hedef alınacaktı. Öyle diyorlardı. Bunlara suikast düzenlenecekti. Ben bunların hepsini Derya’ya anlattım. Derya da artık zaten kabul etmişti. Mecbur kalmıştı. Gitmeden birkaç gün önce Oktay elinde bir poşet ile geldi. İçinde şişe vardı bir de kağıt parçası. Bu kağıtta nasıl kullanıldığı yazıyordu. Dozajı nasıl verileceği falan yazılıyordu. İki çeşit zehirdi. Bunları Derya’ya vermemi istedi. Vücuduna dinleme cihazı falan takmak çok zaman alacağı için o yapılmamıştı. Sonra dedim Derya artık buraya kadar artık nasıl gidiyorsan git. Hedefini unutma!”

DERYA’NIN YAŞADIĞI ŞOK
Zehir oyunu programının ardından Derya EGE’ye ve Kürt gençlerine yaptığı işkence, tecavüz ve baskıyla hem halkta hem de gerilla güçleri içerisinde öfkeleri üzerine çeken İdris Özer, HPG gerillalarınca Derya EGE ile de yüzleştirildi. Derya Ege İdrisi karşısında görünce büyük bir şok yaşadı. Ardından da Özer’e sözlü tepki gösterdi. İdris Özer’in ise Derya Ege’nin yüzüne bakmakta zorlandığı, çekindiği ve tepkisiz kaldığı gözlemlendi.
BİTTİ ALTERNATİF

0 Yorum: