KÜRDİSTAN VE SEMİLAND BERABERE KALDI

kurdstar spor PNA-Devletleri olmayan halklar için düzenlenen ulusararası Viva World Cup 2008 maçlarında Kürdistan Milli Takımı Samiland’la oynadığı ilk karşılaşmada 2-2 berabere kaldı.

Viva World Cup 2008 maçlarında Kürt ekibi Samiland karşısında ilk yarısını 1-0 önde tamamladığı maçta, ikinci yarıda Samiland"ın ard arda gelen iki golüyle karşılaşma 2-1 oldu.

Maçın 70. dakikasına 2-1 yenik giren Kürt ekibi 71. dakikada beraberliği yakaladı. Maçta başka gol olmayınca karşılaşma 2-2 berabere bitti.

Kürdistan Milli Takımı ikinci maçını Çarşamba günü Padania ile oynayacak.

Umutları 'cesetlere' kaldı

Binlerce kişinin faili meçhul cinayete kurban gittiği, binlercesinin de kaybedildiği Türkiye'de hâlâ gerçekler gün yüzüne çıkarılmış değil. Mehmet Can Ayşin de gözaltına alınan ve bir daha kendisinden haber alınmayanlardan. Lice'nin Kılıçlı köyünde 1994'te gözaltına alınan Ayşin'in 'en azından cesedine ulaşmak' amacıyla ailesi çabalarını sürdürüyor. Ayşin'in gelini Ferman Ayşin, Lice'de iki cenazenin gömülü olduğunun ortaya çıkması üzerine İHD'ye başvurarak 'cesetlerde inceleme yapılması' talebinde bulundu. 14 yıldır bulunan cesetlerin peşinden koşan gelin Ayşin, kayınpederinin en azından cesedinin kendilerine verilmesini istiyor.kayiplarini_ariyorlar

Kayıplarını cesetlerde arıyorlar
İnsan Hakları Derneği'ne yapılan bir başvuru Türkiye'ye bir dönem damgasını vuran kayıpların durumunu da gözler önüne serdi. 14 yıl önce gözaltına alınan ve bir daha haber alınamayan Mehmet Can Ayşin'in gelini Ferman Ayşin, Lice'nin Sise ve Dibek köyleri arasında iki cenazenin gömülü olduğunun ortaya çıkması üzerine İHD'ye başvurarak, 'Cesetlerde inceleme yapılması' talebinde bulundu. 14 yıldır bulunan cesetlerin peşinden koşan gelin Ayşin, kayınpederinin en azından cesedinin kendisine verilmesini istiyor.
Mehmet Can Ayşin, 1994 yılında gözaltına alındı. Aradan geçen 14 yıl boyunca kendisinden hiç haber alınamadı. Ayşin'in yakınlarının yaptığı her başvuru reddedilirken, yakınları tehdit edildi. Karakollardan ve mahkemelerden bir sonuç alamayan Ayşin Ailesi, şimdi cesetlerde Mehmet'i arıyor. Lice'ye 25 kilometre mesafede bulunan Kılıçlı köyü 7 Mayıs 1994 tarihinde Bolu'dan gleen komando taburuna bağlı askerler tarafından basıldı. Köydeki herkesi gerekçe göstermeksizin gözaltına alan askerler, köy dışında kadın ve çocukları serbest bıraktı. Erkekler ise Kulp yolu üzerindeki askeri birliğe götürüldü. Olaydan bir gün sonra köyün erkekleri serbest bırakılırken, 8 kişi gözaltında kaldı. Gözaltındakilerden biri de Ferman Ayşin'in kayınpederi Mehmet Can Ayşin'di. 9 çocuğuyla köyde ikamet eden Ayşin'in gözaltından çıkarılmaması üzerine, gelini Ferman Ayşin askeri yetkililere ve Diyarbakır'daki savcılıklara başvurdu. Ancak başvurusu kabul edilmedi. Karakola başvuruda bulunan Gelin Ayşin gözaltına alındı ve tehdit edildi. Gelin Ayşin, serbest bırakıldıktan sonra dönemin OHAL Valiliği'ne başvurdu. 10 ve 11 Mayıs günlerinde 4 kişi daha serbest bırakıldı. Geri kalan 4 kişi ise bu kez Lice YİBO'da bulunan askeri birliğe götürüldü. 3 gün sonra bu kişiler de serbest bırakıldı, ancak serbest bırakılanlar arasında Mehmet Can Ayşin bulunmuyordu. Beraber gözaltına alındıkları Vehbi Orakçı ile Muhittin Ayşin, Mehmet Can Ayşin'in kendileriyle birlikte olduğunu ancak serbest bırakılırken Ayşin'i görmediklerini anlattı. Ayşin Ailesi bu olaydan sonra bir daha Mehmet Can'dan haber alamadı. Başvurdukları her kapı ise yüzlerine kapandı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptıkları suç duyurusu üzerine konuyla ilgili dava açıldı. Dava 14 yıldır halen sürüyor.cudi gabar
Mehmet Can Ayşin'in yaşamından ümidin kesen Ayşin Ailesi artık cesedini aramaya başladı. Gelin Ferman Ayşin, kentte ne zaman toplu mezar ya da kimsesiz bir ceset haberi duysa kurumlara başvurarak, inceleme talep ediyor. Kentte bir süre önce Lice Sise ve Dibek köyleri arasında iki cenazenin gömülü olduğu ortaya çıktı. Bu haberi duyan Ferman Ayşin, bu kez Diyarbakır İHD'ye başvurdu. Ayşin, başvurusunda cenazenin kimlik tespitinin yapılmasını istedi. İHD avukatları da savcılıktan kimlik tespiti talep edecek. Cesedin Mehmet Can Ayşin'e ait olması hiçbir şeyi değiştirmese de Ayşin Ailesi en azından Mehmet Can'ın mezarını yapmak istiyor. DİYARBAKIR / ANF

Jandarma her zamanki gibi

  • hrant_dink_davasi_izleme Hrant Dink davasının 6. duruşması, dün İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Basına ve kamuoyuna açık olarak görülen duruşmada ifadesi alınan Yasin Hayal'in eniştesi Coşkun İğci, Hayal'in Dink'i öldürüceğini iki jandarma istihbaratçısına bildirdiğini tekrar söyledi. 'Jandarma görevlilerinin Hayal değerlendirmesi nedir?' sorusunu İğci, 'Arkadaşlar her zamanki gibi soğukkanlı' diye yanıtladı.

 
Jandarmaya söylemeyen yok!

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin 8'i tutuklu 19 sanığın yargılandığı davanın 6. duruşması, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Ogün Samast'ın 18 yaşını doldurması üzerine ilk kez basına ve kamuoyuna açık olarak görülen duruşmaya basın yoğun ilgi gösterirken, Tekirdağ, Kocaeli ve Edirne F Tipi cezaevlerinde tutuklu olan sanıklar, geniş güvenlik önlemi altında Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne getirildi. Duruşmada ifadesi alınan Yasin Hayal'in eniştesi Coşkun İğci, Hayal'in Dink'i öldüreceğini öğrendiğinde durumu iki jandarma istihbaratçısına bildirdiğini söyledi.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Ogün Samast, Erhan Tuncel, Yasin Hayal, Zeynel Abidin Yavuz, Ersin Yolcu, Ahmet İskender, Mustafa Öztürk, Tuncay Uzundal ve tutuksuz yargılanan Coşkun İğci, Erbil Susaman, Veysel Toprak ve Salih Hacı Salihoğlu katıldı. Mahkeme heyeti, duruşmada, Coşkun İğci'nin Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi'nde talimatla alınan ifadesini okudu. İğci bu ifadesinde, 'Yasin Hayal'e cinayete karışmaması konusunda uyarıda bulunduğunu ve bu durumu jandarmada görevli iki istihbaratçıya bildirdiğini' söyledi. Aynı ifadede, 'Hayal'in silah almak için biriktirdiği 300 YTL'yi alarak silah almasını engellemeye çalıştığını ve bu olayları da jandarma görevlilerine bildirdiğini' söyleyen İğci, jandarma görevlilerince kendisine sözkonusu parayı Hayal'e iade etmesinin söylendiğini aktardı. İğci daha sonra bu durumu sorduğu jandarma görevlilerinden, 'Yasin bu olayı yapacak kişi değil. Yasin'i takip ederiz, bu işi çözeriz' yanıtını aldığını belirtti. Mahkeme heyetinin bu ifadeyi okumasının ardından taraf avukatları Coşkun İğci'ye çeşitli sorular sordu. Coşkun İğci, sorular üzerine jandarmada görevli olduğunu söylediği istihbaratçıları 2004'ten beri tanıdığını ve Dink cinayetinin ardından bu görevlilerle 5-6 kez görüştüğünü de söyledi. Bir başka soru üzerine İğci, 'Yasin'i koruyabilmek için böyle bir eyleme katılacak diye durumu jandarmaya bildirdim. 'Parasını iade et' demeleri üzerine de parasını iade ettim' dedi. İğci, 'Jandarma görevlilerinin Yasin Hayal'le ilgili değerlendirmesi nedir?' şeklindeki soruyu, 'Eğer bir etkim olabilseydi Yasin'i engellerdim ama arkadaşlar her zamanki gibi soğukkanlı cevap verdiler' diye yanıtladı. Jandarma görevlilerinin, 'Yasin Hayal'i, vukuatlı bir kişi olduğu için jandarma bölgesinde sürekli gözetim altında tuttuklarını söylediklerini' belirtti. Mahkemeye açıklamalarda bulunan Erhan Tuncel, 17 Kasım 2006'da emniyetle ilişiğinin kesildiğini gösteren emniyet istihbarat raporuna itiraz etti, 'Bu rapor diğer görevlileri aklamak için düzenlenen bir rapor nedense cinayetten sonra emniyet anlaşılmaz şekilde sesli şekilde düşünür oldu' dedi. Tuncel, 'Dink cinayeti öncesi hiçbir zaman yazılı bir rapor istenmediğini mahkeme başkanının duruşmada okuduğu istihbari bilgilerin bir aya yayılan bilgilerin toplamına ilişkin bir rapor olduğunu' söyledi. Tuncel, 'Böyle bir iddianameyi kabul etmem mümkün değil, 1,5 yıldır cezaevindeyim, psikolojim bozuldu, maddi gerçekliğin ortaya çıkması en çok benim işime yarar. Kabul etseniz de etmeseniz de ben burada birilerini temsil ediyorum' dedi Avukat Fikret İlkiz'in 'Siz kimi temsil ediyorsunuz?' sorusuna Tuncel, 'Ben nereden bakarsanız bakın bir haber elemanıyım' diye cevap verdi. Tuncel'in her fırsatta bir yerlere mesaj göndermeye çalıştığını söyleyen müdahil avukatlardan Kezban Hatemi, 'Tuncel'in 26 Haziran 2007'de mahkemeye gönderdiği dilekçesinde adı geçen görevlilerin huzurda dinlenmesini talep ediyorum' dedi. Duruşmada söz alan Yasin Hayal ise, duruşmaya ilk kez katılan basına 'selam ve saygılarını ileterek' konuşmasına başladı. Daha sonra Hayal, şunları söyledi: 'Yüce Türk milletinin lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nu selamlıyorum. Ey Müslümanlar, ey Alperenler kalbinizi ferah tutun. BBP iktidara gelene kadar kervan yürüyecek.'ALTERNATİF