Kürtlerle Maliki arasında “milis” gerginliği

korucular ANF BAĞDAT / Irak’ın Şii Başbakanı Nuri El Maliki’nin Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgelerde milis güçlerinin oluşturulması planı, Kürtlerle Maliki arasında gerginliğe yol açtı. Bölge Başkanı Mesut Barzani, “Bu ateşle oynamaktır” dedi.

Nuri El Maliki, hükümet yanlısı yerel aşiretlerin silahlandırılarak milis güçlerinin oluşturulmasına karşı Kürtlerin tepkilerinin “üzüntü verici” olduğunu söyledi. Kürtler, milis güçlerinin Kürt çoğunluklu bölgelerde oluşturulmasını reddederek Başbakan’ın bu “korucular”dan yararlanarak Kürdistan Bölgesi’nin Dohuk, Süleymaniye ve Hewler dışına çıkmasını engellemek istediğini kaydediyor.

Maliki yaptığı yazılı açıklamada “Silahlı kuvvetlerin güvenliği sağlamak için gelmelerinden önce güvenliksizlik ortamı yaşayan bölgelerde düzen ve yasayı korumak için bu grupları kurmaya ihtiyaç” olduğunu savundu. Genellikle “Sahwa” (Arapçada “Uyanış”) olarak bilinen bu milisler çoğunlukla aşiret savaşçılarından oluşuyor.

Amerikan ordusunun teşvik ettiği bu milis güçleri ilk olarak Sünnilerin çoğunlukta olduğu El Anbar eyaletinde 2006 yılı sonunda, ABD’nin finanse ettiği yerel aşiretler isyancılara bölgeden çıkardığında oluşturulmuştu. 

Bu milis güçlerine “Irak’ın Çocukları” veya “Dayanışma Konseyleri” adı da veriliyor. Maliki’ye göre Kürtlerin iki partisi YNK ve KDP de dahil tüm taraflar bu grupları olumlu karşılamıştı. Maliki, “Ancak bu destek, bazı egoistler bu yerel konseylerin ulusal çıkarlara aykırı olan kendi projeleri için bir tehdit oluşturabilmesinden dolayı karşıtlığa dönüştü” dedi.

Hafta başında YNK ve KDP yayınladıkları ortak bir bildiri ile konsey olarak adlandırılan bu milis güçlerinin “anayasaya aykırı” silahlı gruplar olduğu tepkisinde bulunmuştu.

Her iki parti hangi nedenle olursa olsun Irak ve ’da, özellikle de tartışmalı bölgelerde silahlı grupların oluşturulmasına karşı olduklarını açıklamışlardı. YNK ve KDP hükümet yanlısı bu milis güçlerini Saddam Hüseyin rejiminin kurduğu Kürt milislere benzetti. Kürtler milis güçlerinin Musul ve Kerkük gibi tartışmalı bölgelerde oluşturulmasını istemiyor.

Kürdistan Bölge Başkanı Mesut Barzani Çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Kürtler çoğunlukla oldukları yerlerde bu ‘konseylerin’ oluşturulmasını reddediyor. Bazı bölgeler de kendilerini kanıtlasa da diğer yerlerde gerekmiyor. ve tartışmalı bölgelerde olmalarının hiçbir nedeni yok. Bu ateşle oynamaktır” dedi.

Temel Şii partisi Irak Yüksek İslami Konseyi de hükümet yanlısı silahlı grupların ülkenin Şii çoğunluklu güneyinde kurulmasına karşı çıkarak bunu federal iktidarın yasadışı yayılımı olarak değerlendirdi. Bu milislere 31 Ocak’ta 14 eyalette yapılacak eyalet seçimleri sırasında rol verilmesi öngörülüyor.

'70 yıl sonra Dersim 1938'

'En kapsamlı jenosit Dersim'de uygulandı'
Avrupa Parlamentosu'nda gerçekleşen '70 yıl sonra Dersim 1938' konferansı sonuç bildirgesinde Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı jenosidinin 1937-38'de Dersim'de uygulandığı kaydedildi.
Dersim Katliamı 70. yılında Avrupa Parlamentosu'nda düzenlenen bir konferansla anıldı. Konferansa DTP Dersim Milletvekili Şerafettin Halis, Dersim Belediye Başkanı Songül Abdil Erol, Dersim Yeniden İnşa Derneği Başkanı Süleyman Ateş ve Die Linke (Sol Parti) Avrupa Parlamentosu Milletvekili Feleknas Uca katıldı.
Türkiye tarihiyle yüzleşmeli
Türkiye'nin engellemelerine rağmen gerçekleşen konferansta Türkiye'nin tarihine ışık tutuldu ve günümüzde Kürt sorunu tartışıldı. Konferans sonuç bildirgesinde Türkiye'nin, çağdaş, demokratik kriterlere ulaşması için öncelikle geçmiş tarihiyle yüzleşmesi gerektiğinin altı çizilerek, 'Avrupa Birliğine üye olmak isteyen, dünya barışına hizmet etme iddiasında olan Türkiye'nin öncelikle kendi iç barışını sağlaması, demokratik, çoğulcu ve insan haklarına saygıyı esas alan bir politika izlemesi, kendisinden beklenen en asgari tutumdur' denildi.
Dersim'de soykırım yaşandığının kaydedildiği sonuç bildirgesinde, 'Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı jenosidi 1937-38'de Dersim'de uygulandı. 1935'te çıkarılan 37 maddelik 'Tunceli Kanunu”, on yıllar sonra kimsen açılan Genelkurmay belgeleri, Meclis konuşma tutanakları, 4 Mayıs 1937'de Bakanlar Kurulu'nun aldığı karar ve döneme ait çeşitli resmi belgeler, tanık ve mağdurların anlatımları bu jenosidi kanıtlamaktadır' ifadeleri kullanıldı.'70 yıl sonra Dersim 1938'
Seyit Rıza ve diğerleri nerede?
Sonuç bildirgesine göre 70 yıl sonra Dersim Konferansı katılımcıları şu taleplerde bulundu:

  •  
    Terkiye Cumhuriyeti Devleti kendi tarihiyle yüzleşmeli, jenosit mağdurlarına karşı uluslararası hukuktan doğan sorumluluklarını yerine getirmelidir.

  • 17 Kasım 1937'de Elazığ'da idam edilen Seyit Rıza, oğlu ve diğer Derimliler basta olmak üzere, mezar yerleri bilinmeyen kimsilerin cesetlerine ne yapıldığı açıklığa kavuşturulmalı, ailecelerine bilgi verilmelidir.

  • Jenosit sırasında askerler tarafından kaçırılan ve kendilerinden bir daha haber alınamayan çocukların akıbetleri açıklığa kavuşturulmalıdır.

  • Türkiye, AB ülkeleri, ABD ve Rusya Federasyonu'nun elinde bulunan Dersim Jenosidine ilişkin tüm arşivler kamuoyuna açılmalıdır.

  • Dil, kültür, inanç ve kimlik alanında yapılmış tahribatın etkisini azaltabilmek amacıyla özel bir rehabilitasyon programı uygulanmalıdır.

  • Bölgeyi insansızlaştırma ve yasanmaz bir hale getirmeyi amaçlayan barajların yapımı derhal durdurulmalı, doğaya zehir saçan siyanürlü altın isletmesi kapatılmalı, doğanın korunmasına donuk önlemler alınmalıdır.

  • Dersim Jenosidinin unutulmaması, gerçeklerin tüm çıplaklığıyla ortaya çıkması için basta AB olmak üzere ilgili tüm kurumlar Türkiye nezdinde girişimlerde bulunmalıdır.ANF

Ayrım yapmıyormuş yalanı

tayyiperdogan2627 Erdoğan DTP’li belediyelerin hiçbir ayrımcılığa tabi tutulmadığını iddia etmesine rağmen, AKP Hükümeti tarafından bugüne kadar Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin 8 projesi ya engellendi ya reddedildi ya da 2009 sonrasına ertelendi.

Türkiye Başbakanı Erdoğan, Amed, Dersim, Van, Yüksekova ve Hakkari illerine yaptığı ziyaretlerde kitlesel olarak protesto edilmişti. Buna tepki olarak “Beğenmeyen çeker gider” açıklamalarıyla büyük tepki toplayan Erdoğan, “Paraysa paranı alıyorsun hemen. Bir tanesi çıkıp diyemez ‘AKP iktidarı ayrım yapıyor bize’ diye” şeklinde DTP’li belediyeleri suçladı.
Ayırım yapılıyor
AKP Hükümeti, kendi belediyelerinin bütün krediyle desteklenen projelerini anında onaylıyor. Kaynak kesintilerinde minumum payı esas alıyor. Borçlanma limitleri yükseltip, merkezi yatırımlarla destekliyor. Ancak DTP’li belediyeler için bütün negatif faktörler devrede: Kesintiler en yüksek seviyede tutuluyor. Borçlanma limiti sıfır. Merkezi destek yok. Uluslararası kredi desteği engelleniyor. Büyük projeler erteleniyor.
Amed örneği
Sadece DTP’li Amed Büyükşehir Belediyesi’nin 8 büyük projesi ya engellendi ya reddedildi ya da 2009 yılı sonrasına ertelendi. DTP’li Amed Büyükşehir Belediyesi’nin engellenen projeleri şöyle; Türkiye’nin 16 büyük şehir belediyesinden biri olan Büyükşehir Belediyesi, Katı Atık Entegre Tesisi olmayan tek belediye. Amed halen vahşi depolama yöntemi ile çöplerini bertaraf ediyor. Büyükşehir Belediyesi 2006 yılında Katı Atık Entegre Tesisi Projesi hazırladı ve finansmanı için Çevre ve Orman Bakanlığı’na sundu ve Avrupa Birliği’nin altyapının uyumlulaştırılması için Çevre Bakanlığı emrine verdiği 400 milyon Euro’luk fondan yararlanmak istedi. AB kriterlerine uygun proje getirenlere bu kaynaktan yüzde 75’i hibe olmak üzere verileceği belirtildi. Büyükşehir Belediyesi proje dosyasını detaylı olarak hazırladı ve Bakanlığa gönderilen 44 proje içinde ilk üçe girdi. Proje değerlendirme toplantılarında övüldü. Ancak 3’üncü sırada gösterilen ve resmiyet kazanacak olan DTP’li Büyükşehir Belediyesi’nin 22 milyon Euro’luk Katı Atık Projesi bir anda Bakanlık kararı ile listeden çıkarıldı. Amed’e haksızlık yapıldığı yönünde itirazlar ve bakan, milletvekilleri nezdinde girişimler sonucu proje 8’inci sıraya yerleştirildi. Başbakan, “Ayrımcılık yok” dese de övgüyle söz edilen proje, 3’üncü sıradan 8’inci sıraya alınarak 2009-2013 yatırım programına alındı.
‘Almanya ‘tamam’ dedi Hükümet reddetti’

-Engellenen bir diğer proje ise Katı Atık Yönetimi Etüt Projesi oldu. Alman Kalkınma Ajansı (KFW) ile 500 bin Euro’luk hibe anlaşması yapılmış, ancak bu hibe DPT’nin 14 Şubat 2005 tarihli yazısı ile projenin İller Bankası’ndan alınabilecek krediyle yapılabileceği görüşüne dayanılarak reddedildi.
- Dicle Vadisi Rehabilitasyonu Etüt Projesi için Türk-İspanyol Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolü kapsamında 350 bin Euro hibe sağlanmasına karar verilmesine rağmen, bu proje Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından 3 Nisan 2005 tarihli yazı ile projenin 2005 yatırım programında olmaması gerekçe gösterilerek reddedildi.
-Diş İmplant Projesi için Güney Kore Büyükelçiliği ve EAID (Avrupa-Asya Diş Hekimliği Akademisi) ile hibe anlaşması yapılmasına rağmen Sağlık Bakanlığı’nın 20 Haziran 2005 tarihli yazısında yabancı hekimlere çalışma izni verilemeyeceği gerekçesiyle bu proje de reddedildi.
- Suriçi Tramvay projesi için Deutsche Bank ile 5 milyon Avro (15 yıl vadeli 5 yıl ödemesiz) kredi anlaşması yapılmasına rağmen İller Bankası Genel Müdürlüğü 16 Mart 2005 tarihli yazısı ile teminat veremeyeceğini bildirdi ve proje rafa kaldırıldı.
-Kentsel Gelişim Projesi, 2005 Türkiye-AB Malî İşbirliği Programı’na sunulmuş ve Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği’nce 9 milyon 926 bin Euro hibe sağlanmasına karar verilmesine rağmen, 18 Nisan 2005 tarihli DPT yazısında hibenin 6 milyon Euro’ya indirilmesi ve kalan miktarın diğer illere dağıtılması kararlaştırılmıştır. Ancak diğer illerden proje sunulamadığı için geriye kalan yaklaşık 4 milyon Euro hiçbir bölge belediyesine kullandırılmadı, sağlanan hibe heba oldu.
-Aziziye Kentsel Dönüşüm Projesi için Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası ile 30 milyon Euro kredi anlaşması konusunda görüş birliğine varılmış, ancak yine DPT yatırım programında yer almadığı için resmi anlaşmalar yapılamadı.
Diyar A.Ş Genelgesi
Amed dışında neredeyse tüm Büyükşehir belediyelerinin kamu şirketleri bulunuyor. Büyükşehir Belediyesi’ne hibe yoluyla devredilen ve kentin kalkınmasında önemli bir işlev yüklenen Diyar A.Ş. ise hakkında dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu imzalı bir genelgeyle lağvetme kararı alındı.kazim-kurt
HİKMET ERDEN/ DİHA/AMED



Hakkari’ye yatırım yapmış!
Tugay ve Alay’ın bulunduğu kentte, 2005 yılında bir de Tümen eklendi. Her yıl Bolu, Kayseri, Denizli ve Edirne’den askeri birlikler sevk ediliyor. 85 yıllık T.C, geçici güvenlik bölgeleri ile kuşattığı kente, eğitim, sağlık ve ulaşım hizmetini bile normal seviyeye çıkaramadı. Erdoğan’ın gereken bütün yatırımların yapıldığını savunuğu Hakkari, 30 yıldır silahların gölgesinde. OHAL’in fiili olarak devam ettiği, adeta askeri bir cezaevini andıran kente tek bir yatırım yapıldı: Askeri taburlar! Tarihi ve turistik mekânlarıyla tanınan Hakkari, 1978 yılında ilan edilen sıkıyönetim, 1980 askeri darbesi ve 1987 yılında ilan edilen OHAL uygulamasından bu yana askeri yöntemlerle idare ediliyor. Daha önceleri turistlerin çadır açtıkları dağlarda ve yaylalarda şimdi asker kulübeleri bulunuyor. 1999 yılında OHAL’in resmi olarak kaldırılmasına rağmen, OHAL fiili olarak geçici güvenlik bölgesi uygulamasıyla devam ediyor. Binlerce askerin konumlandığı Hakkari’ye yapılan tek yatırım ise askeri yığınak!
Tarihi askerler işgal etti
Hakkari ve Bay kalelerine, Merzan Mahallesi sırtlarındaki tepe ile Gopsı ve Berçelan yaylasına giden yol üzerinde kurulan asker ve özel tim kulübeleriyle cezaevi görüntüsünün verildiği kentte, 1999 yılından sonra sürekli asker yığınağı yapılmaya devam edildi. Tugay ve Alay’ın bulunduğu kentte, 2005 yılında bir de Tümen eklendi. Aralıksız süren operasyonlar nedeniyle her yıl Bolu, Kayseri, Denizli ve Edirne’den askeri birliklerin sevk edildiği kentte, özel harekat timleri, korucular ve polislerin de sayıları bir hayli kabarık.
Hastalar Van’a sevk ediliyor
Hakkari ve ilçelerinde sağlık alanında yaşanan ciddi sorunlar da devam ediyor. Kentteki hiçbir hastanede yoğun bakım ünitesi bulunmuyor. Uzman doktor yetersizliği nedeniyle hastalar daha çok Van’a sevk ediliyor. Çukurca İlçesi ile Derecik Beldesi’nde hastane olmaması nedeniyle de vatandaşlar büyük sıkıntı yaşıyor. SES Hakkari Şube Başkanı Musa Bor, sağlık alanında ciddi adımların atılması gerektiğini belirtti. Bor, kente gelen doktorların askerlik yapar gibi gitmek için gün saydığını dile getirerek, “Burada yeni iki hastane yapıldı. Ama hem araç gereç hem de personel alanında ciddi sıkıntılar yaşanmakta. Hastaların büyük bölümü Van’a sevk ediliyor. Bu da vatandaşlara ekonomik olarak büyük bir yük oluyor. Kalıcı çözümler bulunmalı” dedi.
Olmayan üniversiteye rektör atandı
Hakkari eğitim alanında da Türkiye’de başarısız iller arasında son sıralarda yer alıyor. Üniversite yapılması kararına rağmen inşaatı bile yapılmaya başlanmayan üniversiteye sık sık rektör ataması yapılıyor. Son olarak Rektör Prof. Dr. İbrahim Belenli için sadece küçük bir oda tahsis edilerek, üniversitesinin alt yapı çalışmasını yürütmesi istendi. Bin 500 öğretmen açığının bulunduğu kentte, açık vekil öğretmenlerle giderilmeye çalışılıyor. Eğitim Sen Hakkari Şube Başkanı İsmail Ata, eğitim alanında Hakkari’de bir çöküşün olduğuna dikkat çekerek, şunları kaydetti: “Buraya gelen öğretmenler zorunlu eğitimi bitirdikten sonra kaçıyor. Bunun için şuan köylerin büyük bölümünde eğitimle alakası olmayan insanlar atanmış ve bunlar öğrencilere ders veriyor. Yine Hakkari’nin hiçbir okulunda bilgisayar sisteminden öğrenciler yararlanmamakta. Binaların büyük bölümünde sorunlar yaşanıyor. Barınma sorunu en büyük sorun olarak insanların karşısına çıkıyor. Bu kadar sıkıntılar içinde öğretmenler sürgün edilirken, sorunun çözümüne yönelik hiçbir adım ise atılmıyor.”
Kurt: Bol bol dağlar bombalanıyor
Hakkari Belediye Başkanı Kazım Kurt ise Erdoğan’ın dünyanın parasını aktarsa bile Hakkari’yi almaya gücünün yetmeyeceğini söyledi. Kurt, Başbakan’ın halkın iradesini teslim almak istediğini; ancak bunu asla başaramayacağını dile getirerek, Erdoğan’a halkın 2 Kasım’da gereken dersi verdiğini söyledi. Başbakan’ın Hakkari’de aldığı tepkiye karşı ne yapacağını bilemediğini ifade eden Kurt, şunları kaydetti: “Ancak bunu iyi bilmelidir. Önümüzdeki seçimde de halk gereken cevabı en sert şekilde verecektir. Bizim yaptığımız hizmetler ortadadır. Eğer Başbakan bir sorunu dile getirecekse bunun en önemli örneği Van Belediyesi’dir. Oradaki yolsuzluklar ortada olmasına rağmen kimse ses çıkarmıyor. Başbakan’ın Hakkari’ye yaptığı tek yatırım bol bol dağları bombalamasıdır. Başbakan saygısızlıktan bahsediyor. Eğer bir saygısızlık varsa nüfusu 40 milyon olan bir halka ‘Çek git’ diyenin yaptığıdır.”
SIDDIK GÜLER/ DİHA/HAKKARİ YENİ ÖZGÜR POLİTİKA