“EM WE JI BIRNEKIN” Deniz ve Ablay'ı onbinler toprağa verdi…

 husnuablaycihandenizcenaze6 Diyarbakır'dan Ankara'ya giderken, Gaziantep'e 25 kilometre kala dün meydana gelen trafik kazasında yaşamını yitiren Cihan Deniz ve Hüsnü Ablay, onbinlerce kişinin katılımıyla toprağa verildi. Deniz ve Albay yan yana defnedilirken, mezarlarına karanfiller atıldı.

Sabah saatlerinde Bayramoğlu Camii'nde alınan cenaze, DTP İl binasının önünde karşılandıktan sonra kortej halinde Yeniköy Mezarlığı'na doğru yola çıktı.husnuablaycihandenizcenaze5 Onbinlerce kişinin katıldığı yürüyüşün ön  kortejinde askeri nizam şeklinde yürüyen gençler Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın posterleri ve Demokratik Konfederalizm bayraklarını açtı. Ayrıca önde kadın ve gençlerin siyahlara bürünmesi dikkat çekerken, yürüyüş güzergahı boyunca sık sık 'Ey şehîd heyfa te li erdê namîne', 'Öcalan', 'Şehîd namirin', 'PKK halktır halk burada', 'Amed onuruna sahip çık', 'Güneşin yoldaşı ölümsüzdür', 'Bijî serok Apo' şeklinde sloganlar atıldı. Ayrıca 'Em we jibîr nakin', 'Duh Avreş, îro jî Hüsnü, Cîhan, rêheval jibîr nabin' yazılı pankartlarının yanısıra Deniz ve Ablay'ın fotoğrafları ile Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın posterleri taşındı.husnuablaycihandenizcenaze2  
Güzergah boyunca alkışlarla destek
Cenaze konvoyunun geçtiği güzergahta, vatandaşların balkonlara çıkarak, zılgıtlar ve alkış çalması ise dikkat çekti. Onbinlerce kişi Ablay ve Deniz'i toprağa verdi. Cenaze törenine DTP Eşbaşkanı Emine Ayna, Ahmet Türk ve diğer DTP'li vekiller, PM üyeleri, sivil toplum örgüt temsilcileri, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ve diğer belediye başkanları, yakınları, bölge illerinden katılımlar oldu.

Onbinlerce kişinin katıldığı cenaze törenine bölge illerinden de çok sayıda kişi katıldı. Hüsnü Ablay ve Cihan Deniz yan yana defnedildi. Duaların okunmasının ardından mezarlara karanfiller atıldı. DİHAhusnuablaycihandenizcenaze
On binlerce kişi Deniz ve Ablay'ı sloganlarla karşıladı
'Onların arkasından gözyaşı dökmeyeceğiz mücadelelerini yükselteceğiz'
Yaşamları mücadele içinde geçti
Deniz ve Ablay'ın cenazeleri Amed'e getirildi
D T P'li Cihan Deniz ve Hüsnü Ablay kazada yaşamını yitirdi

Ahmet Türk : ‘Kapatma kararı Kürtleri ayırır’

ahmetturkroprtaj DTP Mardin Milletvekili Ahmet Türk, DTP'nin kapatılmasının AKP'nin kapatılmasından daha ciddi sorunlar yaratacağına dikkat çekerek, 'Bu Kürtleri ayrışma noktasına götürür' dedi. Türk, AB'yi de kapatma davaları konusundaki ikircikli tutumu nedeniyle eleştirdi.
Fransa'nın Türkiye Büyükelçisi Bernard Emie, DTP Mardin Milletvekili Ahmet Türk'ü Meclis'te ziyaret etti. Fransa'nın AB Dönem Başkanlığı'nı devralacağı 1 Temmuz öncesi Ankara'da Kürt siyasetinin nabzını tutan Büyükelçi Emıe, Kürt sorunundaki muhtemel gelişmeler, DTP hakkındaki kapatma davası ve Türkiye'nin AB üyeliği konusunda Türk'ün görüşlerini aldı. Türk, Kürt sorunu konusunda bir ilerlemenin kaydedilmediğini, Kürtlerin, dilinin, kimliğinin, kültürünün inkar edilmeye devam edildiğini söyledi. Kürtlerin kesinlikle bir ayrışmadan yana olmadığını vurgulayan Türk, temel talepleri ise, 'kimliğin güvence altına alınması', 'anadilde eğitim hakkının sağlanması' ve 'demokratik özerklikle ademi merkeziyetçiliğin geliştirilmesi' olarak sıraladı. Bu taleplerin federasyon ya da otonomi anlamına gelmediğine dikkat çeken Türk, 'İtalya'da da benzer model var. 20 bölgeye ayrılmış. Biz de sadece Kürtlerin yaşadığı bölgeler değil Türkiye'nin diğer bölgeleri için de bu projeyi savunuyoruz. Bu talepler bölünmeye yol açmaz, tam tersine birlikte yaşamayı kolaylaştırır' dedi.dtp 
Maskeler düşsün
İnkar ve güç kullanarak sindirme politikalarının Kürtlerin farklı alan ve zeminlere kaymasına yol açacağını dile getiren Türk, AB'yi eleştirerek, şöyle devam etti: 'Avrupalı dostların Kürt sorununa yeterince eğilmediğini düşünüyorum. Türkiye Kürt sorununu terörize etmeye çalışıyor. AB de soruna bu noktadan yaklaşıyor. Oysa Kürtlerin bu makul taleplerinden bir kısmı bile yerine getirilmiş olsa silahlı mücadele devreden çıkar. Kopenhag Kriterleri içselleştirilerek yerine getirilirse silahlı mücadelenin sona ereceğini düşünüyorum. Biz istiyoruz ki Türkiye'de maskeler düşsün. Bu makul taleplere Kürtler mi karşı çıkıyor? Yoksa o statükocu güçler mi? Bizim çağrımız üzerine iki yıl önce bir ateşkes ilan edildi. Ama ordu, bu süreci bozmak için operasyonlara hız verdi. Bütün bunlara rağmen biz yine de demokratik bir sürecin başlaması noktasındaki kararlılığımız ve çağrılarımızı sürdürüyoruz. Eğer devlet sivil, demokratik bir açılım geliştirirse biz de etkin rol oynayabiliriz.'Bernard Emie
'PKK, El Kaide değil'
AB'nin PKK konusundaki yaklaşımını da eleştiren Türk, 'PKK'yi bir El Kaide gibi değerlendirmemek lazım. 2 milyon insan Newrozlarda alanlarda bir sloganı atıyorsa bu realitenin görülmesi gerekir. Devletin baskıcı politikaları karşısında PKK'yi destekleyen bir realite var. Geçmişte İRA'ya da terörist muamelesi yapıldı. Peki çözüm oldu mu? Ne zaman İngiltere İRA'yla diyalog başlattı, sorun da çözüme kavuştu. Türkiye'de de bir diyalog sürecinin başlatılması gerekir. 'PKK teröristtir' demek yerine onun elindeki silahları devre dışı bırakacak demokratik adımlar atılsın. Sorunun çözümü gerçekten zor değil. Bu kolaylığı sağlayan Kürtlerin bir arada yaşama iradesidir' diye konuştu.avrupa kürdistan türkiye akpm ap
'Kürtler ayrılır'
Meclis'e geldikleri günden bu yana diyalog aradıklarını ancak Başbakan Tayyip Erdoğan'ın kapıları açmadığını vurgulayan Türk, hükümetin çözüm konusunda bir irade ve cesaret gösteremediğini kaydetti. Kürtçe'nin serbest olduğu iddialarına karşın Türk, Kürtçe konuştukları için DTP'li vekiller hakkında dokunulmazlık fezlekesi hazırlandığını belirterek, 'Demokratik çözüm isteyen bir hükümet yok. Avrupalı dostlarımıza bunu anlatmakta zorlanıyoruz' dedi. AB'yi parti kapatmaları karşısındaki ikircikli tutumu nedeniyle de eleştiren Türk, 'AKP hakkındaki davayı sık sık dile getiren AB, DTP hakkındaki açılan davayı ise pek fazla gündeme getirmiyor. Sorunların çözüm yeri olarak Meclis'i gören bir partinin, DTP'nin kapatılması, AKP'nin kapatılmasından daha fazla sorun yaratacaktır. Çünkü Kürtler ayrışma noktasına getirilmiş olacaktır. AB, HEP'in, DEP'in, ÖZDEP'in, HADEP'in kapatılmasına karşı ciddi bir tepki gösterseydi belki bugün DTP hakkında dava açılmazdı' diye konuştu.01MAYIS
Türkiye 50'lerin Fransa'sı
Büyükelçi Bernard Emie de, reformlar konusunda karşılaştıkları dirence rağmen Türkiye'yi teşvik etmeye devam edeceklerini belirtirken, Kürtlerin taleplerine ilişkin olarak ise, 'Sizi anlıyoruz. Talepleriniz konusunda gerekli mesajları aldık. Ademi merkeziyetçiliği önemsiyoruz. Sizler de hükümet üzerinde baskı kurmaya devam etmelisiniz' dedi. Kürt sorunu çözülmeden Türkiye'nin demokratik değişim ve dönüşümünün tamamlanacağını düşünmediğini ifade eden Emıe, 'Türkiye'nin merkeziyetçi yapısı bizim 1950'lerdeki jakoben durumumuza benzemektedir. Biraz karmaşık bir sistemi var' dedi. Emıe, kapatma davalarını ise halkın iradesiyle çelişkili bir süreç olarak gördüğünü ifade etti. ANKARA

“Asker vurdu polis gizliyor”

silah_suikast Yusuf Yılmaz Akgün adındaki 2 yaşındaki çocuk, geçen yıl Küçükçekmece Kayabaşı Fenertepe mevkiinde ailesiyle birlikte piknik yaptıkları sırada çevrede sıkılan kurşunlar sonucu kolundan ve karnından yaralandı.

Yusuf Yılmaz'ın ailesi, oğullarının yaralanmasına neden olan kurşunların askeri bölgeden sıkıldığını söylemesine rağmen, polis böyle bir ihtimalin olamayacağını ve maganda kurşunu olabileceğini belirterek olayı örtmeye çalıştı. Aradan geçen bir yıla rağmen polis hala tutanak belgelerini aileye vermeyerek olayı gözlemeye çalışıyor. İHD İstanbul Şubesi'ne başvuran ve hukuki yardım talebinde bulunan Yusuf Yılmaz'ın babası Abdulhamit Akgün, emniyet tarafından tutulan olay tutanağının kendilerine ulaştırılmaması sonucu davacı ihd olamadıklarını belirtti. 1994 yılında Bitlis'in Hizan ilçesinden korucu olmamak için göç eden Akgün Ailesi, İstanbul'un Küçükçekmece İlçesi Mehmet Akif Mahallesi'ne yerleşti. Tekstil işiyle uğraşan 3 çocuk babası Abdulhalit Akgün (30), geçen yıl nisan ayında haftasonu ailesiyle birlikte Kayabaşı Mahallesi'nde bulunan Fenertepe ormanlık alanına gitti. Çocuklarının oyun oynadığı esnada bir anda askeri bölgeden üzerlerine yüzlerce kurşun sıkıldığını söyleyen Akgün, 2 yaşındaki oğlu Yusuf Yılmaz Akgün'ün bir anda çığlık attığını, karnının ve kolunun kanamaya başladığını söyledi. Oğlunun ilk muayenesinin ardından Bakırköy Devlet Hastanesi'ne kaldırıldığını söyleyen Akgün, 'Oğlum kanlar içindeydi. Bir kurşun sağ kolunu bilekten parçalamış, diğer kurşun ise karnının sağ kısmına isabet etmişti. Devlet Hastanesi'nde oğlumun tedavisini beklediğimiz sırada bir ekip sivil polis geldi. Askeri bölgeden açılan ateş sonucu oğlumun yaralandığını söyledim. Kendileri böyle bir olaya ihtimal vermediğini, maganda kurşunu olduğunu söyledi. Ve ifademi almadan çekip gitti. Bakırköy Devlet Hastanesi'nde doktor olmadığı için bizi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk ettiler. Sırf biz, üzerimize askeri bölgeden ateş açıldığını söylediğimizden kaynaklı bakmadılar' dedi. Sevk üzerine Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'ne gittiklerini, fakat hastanenin tedavi bedelinin yüksek olması nedeniyle bir milyar 800 YTL depozito ve ilaç alımını şart koştuğunu dile getiren maskelipolis Akgün, 'Üzerimizde para yoktu. Eşe dosta haber saldık ve paranın bir kısmını, ayrıca ilacı temin ettik. Olayın üzerinden yaklaşık 8 saat geçmişti ve o şekilde oğlum ameliyata alındı. Daha sonra yeni bir sivil ekip geldi. Olayı anlattık ve tutanağa yazdı. Konu ile ilgili davacı olduğumuzu belirttik. Davacı olabilmemiz için 3 ay sonra bize evrak göndereceklerini söylediler. Biz de yaklaşık bir yıldır evrakların gelmesini bekledik. Emniyete her gittiğimizde bize böyle bir olayın kendilerine bildirilmediğini, sözkonusu evraklardan haberdar olmadıklarını söylüyorlardı. Ben de herhalde bu konuyu zamanaşımıyla kapatmaya çalıştıklarını düşünerek İHD İstanbul Şubesi'ne başvurarak konuyla ilgili dava açmaya hazırlanıyorum' diye konuştu. Ayrıca o dönem hastanede bulunan basın mensuplarının haklarında asılsız haber yaptığını savunan Akgün, oğlu ile ilgili çıkan 'Küçük Yılmaz'ı, asker mi maganda mı vurdu' başlıklı haber için demeç vermediğini, olayın saptırıldığını vurguladı. İSTANBUL - DİHA
Metin İnan

‘Köye dönüş sağlanmalı’

34571cbf854abb4fb32232aer Kürdistan’ta yaklaşık 30 yıldır süren çatışma ortamı ve göçler, yeni sorunlara neden olmaya devam ediyor. Akdeniz Göç-Der Yönetim Kurlu Üyesi Sosyolog Doğan Munzuroğlu, zorunlu göç sonucu metropollere gelen toplumun doğal olarak entegrasyon sorunu yaşadığını belirtti. Munzuroğlu, “Bu göçün doğurduğu sorunlar Kürt ve Türk toplumu arasında sorunlara neden oluyor. Bu sorunlar sürdükçe de Türkler ve Kürtler arasındaki iç barış tehlikede olacaktır” dedi.goc_yoksulluk

‘Kültür şoku’nun sonuçları Öncelikle Kürt toplumunun bölgede yaşanan çatışmalar sonucu göç ettiği metropollerde bulunan toplumsal kesimle arasında ‘kültür şoku’ yaşandığını belirten Munzuroğlu, “Kürt toplumu, başka bir kültür içinde erimeyle karşı karşıya kalıyor ve bu erimeyi kimi kesim doğal bir asimilasyon olarak benimserken, erimeyi kabul etmeyen kesim ise gettolaşıyor. Bu gettolaşmaysa toplumsal doku içinde milliyetçilikle karşılıklı olarak geliştiği için bu merkezler arası yaşanan sürtüşme toplumsal gelişimin önüne engel oluyor” dedi.sirnak2ig6

Göçzedeler arasında sorun Göçler sırasında aile içerisindeki kadın, erkek ve çocuklar arasında yaşanan statüler ve roller arası ilişkilere de değinen Munzuroğlu, Kürt toplumunun bölgede toprağa dayalı ataerkil bir yaşam sürdüğünü, fakat bu yapının göç ile birlikte değişikliğe maruz kaldığını belirtti. Göç öncesi kadın, erkek ve çocuk arasında toprağa dayalı kolektif bir yaşamın olduğunu ve bu yaşamda roller konusunda herhangi bir karmaşanın olmadığına vurgu yapan Munzuroğlu, “Büyük bir çoğunluğu buraya hiç bir varlığı kalmadan geldi ve burada sıfırdan bir yaşam kurmaya başladı. Burada eskisi gibi roller belirli değildi. Metropollerde yaşayan kadın ve çocukların baba ile aynı haklara sahip olma durumu, kemikleşen ataerkil yapı iç sorunlar yaşadı. Bunun diğer faktörlerle bileşimi dışarıya farklı patlamalar şeklinde yansıdı” dedi.157 hektarlık Munzur 2004

Kimlik bunalımı baş gösteriyor Toplumun kök hücresi olan ailede yaşanan bu krizlerin neden olduğu sorunların önemine vurgu yapan Munzuroğlu, “Bu sorunlardan kaynaklı, ailede kadın, çocuk ve erkek arasında ortak ilişki yok oluyor ve bunun sonucunda bir çok negatif örgütlenmeye açık hale geliyor” diye konuştu. Yaşanan sorunların aynı zamanda kimlik bunalımını da beraberinde getirdiğini kaydeden Sosyolog Munzuroğlu, “Göçmenler burada yaşayan yerli halkın duruşu ve kendi toplumsal yaşantısı arasında kalıyor. Sonuç olarak yeni bir tip doğuyor. Ve bu tip iki toplum arasındaki kimlik bunalımını ifade ediyor” diye konuştu.panorama kurt

Dönüş olanakları sağlanmalı Bu ailelerin geriye dönüş yapabilmesi için çeşitli yasalar çıkartıldığını fakat bu yasalarla da bu ailelere gerekli olanağın sağlanmadığını belirten Munzuroğlu, gelecekte bu durumun ağır sancılara neden olacağına dikkat çekti. Munzuroğlu, şunları dile getirdi: “Bu aileler ile burada bulunan toplum kendi istekleriyle bir araya gelmemiş. Bu aileler zorunlu göç sonucu buralara gelmiş ve haklar konusunda bir eşitlik sağlanmadığı için birbiriyle entegrasyon sorunu yaşıyor. Eğer Türk-Kürt iç barışı korunmak isteniyorsa bir an önce bu toplumlar arası gelir dağılımı, dil, kültür ve en doğal hakları konusunda bir iyileştirmeye gidilmesi gerekiyor. Aksi bir durum iç barışa yönelik telafisi mümkün olmayan zararlar verir.” MURAT KOLCA/ASMİN DENİZ/ DİHA/MERSİN YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Kardeş Türküler

Türkiye’de çok kültürlülüğün kültürel ve politik serüveninin iz düşümü olan Kardeş Türküler, 15 yıllık birikimini seyircisi ile paylaşıyor.kardesturkuler

Kardeş Türküler’in 15 yıllık serüveni Türkiye’de çok kültürlülüğün kültürel ve politik serüveninin iz düşümü gibi. 1993 yılında Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nun bir projesi olarak sahneye çıkan Kardeş Türküler, 15 yıllık serüveni ve birikimini sahnelemeye hazırlanıyor. 1993 yılında ilk kez sahneye çıkan ve 1997’de ilk albümleri olan ‘Kardeş Türküler’de çok kültürlülüğü notalarda işlemeye başlayan Kardeş Türküler, 1999’da ‘Doğu’, ‘Vizontele’ ve ‘Vizontele Tuuba’nın soundtrakleri, Şivan Perwer ile ortak hazırlanan ‘Roj û Heyv’, 2002’de ‘Hemavaz’ ve 2005’de ‘Bahar’ ile 15 yıla etkileyici bir arşiv bırakmayı başardı. Kuruçeşme Arena’da yarın akşam verilecek konserde Kardeş Türküler 15 yıllık birikimini seyircisi ile paylaşacak. Başlangıçtan bu yana Kardeş Türküler repertuarından en sevilen şarkıların seslendirileceği programda BGST Dansçıları gösteriye katılacak. Gecede sahne alacak konuk sanatçılar arasında Esma Redzepova, Neşet Ertaş, Leman Sam, Birol Topaloğlu, Aynur, Erdal Erzincan, Pakrat Estukyan ve Ertan Tekin gibi isimler olacak. Grubun 15 yıllık macerasını ele alan ‘Kardeş Türküler- 15 Yılın Öyküsü’ adlı kitap da konserle aynı gün kitapçılarda olacak.Kardeş Türküler

‘Hepimizin kendine özgü bir rengi var’ 15 yıllık serüvenlerini anlatan Kardeş Türküler’in solisti Vedat Yıldırım, Kardeş Türküler’in müzikalitesi olmakla beraber, kültürel ve politik bir serüveni de olduğuna dikkat çekti. Kardeş Türküler’in vücut bulmaya başladığı 90’lı yılların kimlik siyasetinin güçlendiği bir dönem olduğunu söyleyen Yıldırım, “Türkiye’de düşük yoğunluklu bir savaş yaşanıyor. Bir yandan çok kültürlüğe dair bir tartışma başlıyor. Diğer taraftan yasal düzenlemeler ile kitapların, kasetlerin çıkmaya başladığı bir dönem. Farklı kültürlere farklı inançlara dönük bir takım tartışmaların yürüdüğü bir dönem” dedi. Kardeş Türküler’in tipik bir grup olmadığına dikkat çeken Yıldırım, birçok kültürü ve kimliği temsil eden, daha kapsamlı geçişken ve kültürel odaklarla iç içe geçen bir proje olduğunu söyledi.kardes_turkuler_konser_b01  Kardeş Türküler’i takip eden dinleyen kitlenin müzik zevkinin ötesinde nasıl bir Türkiye’de yaşamak istediklerinin de bir portesini bulduğunu belirten Yıldırım, 15 yılı “Farklılıklar var. Yemeklerimiz, müziklerimiz, hepimizin kendine özgü bir rengi var. Bir taraftan da bir melezleşme var. Birlikte yaşamanın verdiği bir aradalık da var” dedi.

‘Kültürel hiyerarşi asimilasyonu getirir’ Türkiye’de birçok sorunun devam ettiğini belirten Yıldırım, şöyle konuştu: “Kürtler var mı yok mu meselesini aştık. Şu anki problem uzun yıllara yayılmış bir kültürel hiyerarşi meselesi. Aslına baktığımızda etik olarak da karşı çıkılması gereken bir durumdur. Senin dilin, senin kültürün daha üstün olabilir mi? Olmaz böyle bir şey. Hiyerarşiyi yok saymak gerek aslında ama Türkiye’de bunun dili henüz kurulabilmiş değil. Bu da uzun vadede bir asimilasyon demektir. Dillerin unutulması demektir. İşte çocukların dilerini öğrenmemesi demektir.” Yıldırım, bunları açığa çıkartmak için herkesin kendi dünyasında mücadele vermesi gerektiğinin altını çizdi. Kardeş Türküler’in 15 yıllık deneyiminde önyargılardan sıyrılmayı öğrendiğine dikkat çeken Yıldırım, “Aslında tanıma denilen şey önemli. İnsanların tarihinden gelen ön yargıları vardır. Bu önyargıları bir kenara bırakıp insanları anlamak, insanlarla konuşmak gerekir. Sadece kültürel alanda değil, kadın erkek meselesinden tutun birçok şeye dair tanımak çok önemlidir” diye konuştu.Kardeş Türküler1

‘Pozitif ayrımcılıklar lazım’ 15 yıllık çalışmalarında Kürtçe konusunda yaşanan sıkıntılar da değinen Yıldırım, Kürtçe’nin sokakta, kamusal alanda kullanımının rahatsızlık verdiğini belirterek, “Kürtçe dergiler ve gazeteler çıkıyor. W, Q, X harfleri kullanılabiliyor. Burada problem yok ancak kamusal alanda kullanılmıyor. Kendi evinizde konuşun diyorlar. Gidin kendi konser mekanlarınızda icra edin ama ortalıklarda, kamusal alanda, sokaklarda icra etmeyin diyorlar. Zaman içinde Kürtçe çok baskı altında tutulmuş” dedi. Çok kültürlülüğün Türkiye’de önemli bir mesele olduğunu söyleyen Yıldırım, “İnsanlara sorduğunuzda herkes istiyor ama bunu hayatta yapabilmek çok zor oluyor. İnsanlar kendi hayatlarına gömülüyor. Kendi hayatlarını diğer başka renkleri düşünerek başka bir kültür haline getirebiliyor. Pozitif ayrımcılıklar lazım. Sürekli bir hassasiyet lazım. Kürtçe yayın yapan televizyonlarda da belli bir arayış var ama yetersiz. Sistematik yapılmıyor” dedi. UYGAR GÜLTEKİN/SERTAÇ KAYAR/ DİHA/İSTANBUL

15 yıllık birikim kitaplaştı Kardeş Türküler’in 15 yıllık deneyimlerini paylaşmak ve bu konuda fırsatlar yaratmak istediklerini belirten Kardeş Türküler solisti Fehmiye Çelik ise Kardeş Türküler’in kamusal alana açılmasını önemsediklerini söyledi. Çelik, “Gündelik yaşamda çoğulculuğu farklılıklarla bir arada yaşamak önemlidir. Edindiğimiz deneyimleri paylaşabilmek çok önemli. Konserlerin bir buluşma zemini olmasına çalışıyoruz. Atölyelere önem veriyoruz. Keşke daha çok olanaklar olsa. Bu birikimlerden bizler de çok şey öğreniyoruz” dedi. 15 yıllık Kardeş Türküler serüvenini kitaplaştıracaklarını belirten Çelik, “Birçok dostumuz söyleşileri ile bu kitaba destek verdiler” dedi. Çıkardıkları kitabın Kardeş Türküler gibi çok kültürlülüğü, çok dilliliği ve çok inançlılığı savunduğunu kaydeden Çelik söyleşilerde herkesin kendisini anadilinde ifade ettiğini belirtti. Çelik, “Kardeş Türküler 15. yılında Türkiye’nin arka planında akanları anlatmaya çalıştı” dedi. YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Rojin:Medya patronları aranıp korkutuluyor bence

rojinsiahs6 Rizgarî Online/Albüm ve kasetlerinde Kürdçe ile Türkçe`yi bir arada kullanan Rojin, dördüncü albümü Deq (Dövme) ile müzik marketlerdeki yerini aldı. Rojin, Sezen Aksu'dan Kürtçe bir şarkıya düet yapmak için söz aldı. Sanatçı Yeni Şafak gazetesine verdiği mülakatta albümüne çocukken annesinin vücudunda gördüğü, kül, süt ve iğne kullanılarak yapılan ve özellikle Urfa, Mardin yörelerinde rastlanan geleneksel dövmelerden esinlenerek “Deq” adını vermiş. Gazetenin haberinde şunlar kaydedildi.” Urfa ve Mardin'de yüzüne ellerine “Deq” yapmış kadınlar görmek mümkün hala. Ancak Rojin'in albüme adını veren şarkısını televizyonlarda izlemek imkansız. Bugüne kadar çıkardığı üç albümün Kürdçe şarkılarına yer vermeyen televizyon kanalları, aynı tutumlarını bugün de sürdüyorlarmış. Ancak Rojin de boş durmamış şarkılarını televizyonlarda yayınlatmak için çareler aramış. “Benimle Kürtçe bir şarkıda düet yapması için tanınmış birçok sanatçının kapısını çaldım. Yalnızca Sezen Aksu'dan olumlu bir cevap alabildim” diyen Rojin'le, müziğini, televiyonlarla mücadelesini, Kürtler ve Türklerle ilişkilerini konuştuk. rojin

Sezen aksu cesur bir kadın İmza attığı 'Si' ve 'Ya Hep Ya Hiç' isimli Kürtçe albümleriyle büyük başarı yakalayan Rojin, üçüncü albümünde Sezen Aksu'nun bir şarkısını seslendirme kararı almış ve “Vazgeçtim” isimli hit şarkıyı 'Nemadıvım' adıyla yorumlamıştı. O dönemde Sezen Aksu'nun şarkısının Kürtçe seslendirilmesinden büyük memnuniyet duyduğunu ve tek kuruş telif ücreti almadığını söyleyen Rojin, “Deq çıkmadan Kürtçe bir şarkıda düet yapmak için önce ismini vermek istemediğim tanınmış birçok şarkıcının kapısını çaldım ama çok gülünç bahanelerle beni reddettiler. Ancak Sezen Aksu'nun sözü var, o çok cesur ve yürekli bir kadın” diyor.rojin_2005_11_23_h1m26s48 

Geçtiğimiz yıl Tv 8'de program sunan Nilgün Belgün Rojin'i arayarak, programa davet etmiş. Ancak birkaç gün sonra program yetkilileri tekrar arayarak Kürtçe okuduğu için programa alamayacaklarını söylemişlerdi. Yine bir kanalda Kürtçe şarkı söylemeye başladığında apar topar reklama girilerek, Kürtçe söylememesi konusunda uyarılmış Rojin. Başından buna benzer onlarca olay geçtiğini anlatan Rojin'i en çok sinirlendiren şey ise bu kanalların yayınladığı İngilizce şarkılar. Bu ülkenin bir dili olan Kürtçe'nin yasaklanıp gerçekten yabancı olan dillere hayranlık beslenmesine katlanamadığını söyleyen Rojin, “Bize sundukları tek gerekçe 'Aman ha başımız belaya girer', bu konuları konuşmaktan sıkıldım ama dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz” diyor. Geldiğimiz nokta Kürtçe klip yayınlatmak için Rojin'in televizyon kanallarıyla girdiği amansız mücadele. Rojin'e, Kürtçe bir klip yapacağını söylediği için Ahmet Kaya'nın başına gelenleri hatırlatıp yine de kendisini şanslı sayması gerektiğini söylediğimizde ise, bu uğurda başına gelenlerin Ahmet Kaya'dan aşağı kalır bir yanı olmadığını öğrendik. Yaşadığı olayları basına yansıtmak istemediğini söyleyen Rojin'in bugüne kadar sokaklardan afişleri de toplatılmış, sahnede şarkı söylerken bir saldırgan tarafından yaka paça indirilmek de istenmiş, yasadışı örgütlere yardım yataklık etmek suçlamasıyla hakkında gıyabi tutuklama kararı da çıkarılmış. “Magazin gazetecilerinin düzenlediği gecelere gitseydim çatal bıçak da atılırdı” diyen Rojin, özellikle bir konunun altını çiziyor: “Şarkılarımda hiçbir politik mesaj yok.”

rojinyahepyahictt0 Türk medyasından gördüğü tavrın bir benzerini de bazı Kürdlerden gördüğünü söyleyen Rojin, bu konuda da çok dertli. Diğer taraftan da Türkçe söylemesine bozulanlar olduğunu açıklayan Rojin şunları söylüyor: “Bana diyorlar ki 'Türkçe'ye hizmet eden binlerce şarkıcı var sen niye Türkçe söylüyorsun.' Ben bunu çok cahilce buluyorum. Son zamanlarda 45 bin tane satan bir tane Kürt şarkıcı getirin bana. Bugün Türkiye'nin büyük starları bile 20-30 binde kalıyor. Bir yandan Türk medyası yer vermemeye çalışıyor diğer yandan bazıları gelip 'taraf olmayan bertaraf olur' diye eleştiri yapmaya çalışıyor ama kimin bertaraf olduğunu görüyoruz.” Televizyonlarda Kürtçe şarkı söylemenin önünde yasal hiçbir engel olmadığını hatırlatan Rojin'e göre, televizyonların kendi kendilerine yaptıkları bir kısıtlama söz konusu. Bu durumu “kraldan çok kralcılık” olarak tanımlayan Rojin, “Medya patronları aranıp korkutuluyor bence. Karşılarına geçip böyle bir yasa var kardeşim diyecek yürekli bir televizyoncu yok” diyor.“ RO/Akt:Zilan Dersim