OSMAN: KÜRDİSTAN İTTİFAK LİSTESİ ,DİĞER LİSTELERLE İTTİFAKINI GÖZDEN GEÇİRECEK’’

15-Aug-08 [20:5]PNA-Kürdistan İttifak Listesinden federal Irak meclisine üye Dr. Mahmut Osman ,Kürdistan İttifak Listesinin ülkedeki yerel seçim yasasına ilişkin şuan ince detaylı arayışlar içinde olduğunu belirterek listelerinin diğer grup ve listelerle sürmekte olan ittifakını gözden geçireceğini söylediEswat Irak Habar ajansına  konuşan Osman , Kürdistan İttifak Listesinin boykutuna rağmen meclisten geçen yerel seçimler  yasa tasarısının ardından ittifakta olduğumuz taraf ve grupları gözden geçirmemizi gerekli kıldığını kaydetti.

Osman ayrıca bir çözüm yolunun bulunması için meclisteki farklı gruplarla arayışlar içinde olduklarını  da belirtti.

Kürdistan - SALİH: ‘’ ANAYASA BİRLİKTE YAŞAMA GARANTİSİDİR, 140.MADDE DE UYGULANMALI’’ 

15-Aug-08 [18:7]PNA- Mansur Cihani/Tahran:

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere üstdüzey bir heyet ile Tahran’da bulunan federal Irak başbakan yardımcısı Dr. Berhem Salih , Irak’ta anayasanın ülkedeki farklı etnik ve dini grupların birlikte yaşama garantisi olduğunu belirterek anayasanın Kerkük ve diğer koparılmış bölgelerle ilgili 140. maddesinin de uygulanması gerektiğinin altını çizdi.

İran başkenti  Tahran’da PNA muhabiri Mansur Cihani’nin  sorularını yanıtlayan Salih ,  Kerkük’ün hem Kürdistan halkı için hem de Irak’ın geneli için bir kader meselesi olduğunu dikkat çekerek ‘’Bütün kesimler anayasaya saygı gösterilmesi gerektiği noktasındaki gerçeği iyi bilmeli , anayasada Kerkük ve diğer koparılmış bölgelerin sorununun çözümüne ilişkin çok açık ve seçik bir madde bulunuyor  o da 140. maddedir ki bu madde de  uygulanmalı’’ şeklinde konuştu.

Anayasaya saygı duymak sadece Kürdistan halkının kazancında olmadığını  hatırlatan Salih,  anayasayı temel almak , uygulamak  ve o na tabi olmak  Irak’taki bütün oluşumların çıkarına olduğunu vurguladı.

Başbakan yardımcısı Salih, diktatör baas rejimi döneminde Kerkük ve diğer koparılmış bölgelerde özellikle  Kürt halkına yönelik  yapılan etnik temizlik ve zulmün  açtığı yaraların sarması için 140.maddenin uygulanmasının şart  olduğunun  altını çizdi.

Şengal katliamı unutulmuyor

    PEŞMERGE GÜCÜ KOPARILMIŞ BÖLGELERİN SINIRLARINDAN ÇEKİLMİYOR
    İNGİLTERE’NİN HEWLER BAŞKONSOLUSU BRUS: “140. MADDEYİ DESTEKLİYORUZ’’
    Kerkük ve Bush'un beklentisi
    Kerkük üzerinden nüfuz savaşı
    Şii Lider Sistani: “KERKÜK’ÜN GELECEĞİNİ KERKÜK HALKI BELİRLEYECEK”
    Türkiye, Irak’ı siyasi krizin eşiğine getirdi
    Dr.MAHMUT OSMAN: ‘’IRAK’TAN KERKÜK’E GÜÇ KAYDIRMAK ARAPLAŞTIRMA ANLAMI TAŞIYOR’’
    Kandil’den Kerkük mesajı:Sömürgeciler Kürtleri denetim altında bulundurmak için Kerkük’ü enegelliyorlar”
    Türkiye, Saddam Hüseyin rejimininden sonra Kürtlerin bütün kazanımlarını azaltmak için her yolu deniyor
Erdoğan, Irak'ta verdiği mesajlarla Kürt sorununda çözüm istemediğini yineledi. Şengal Katliamı: 500 ölü, 400 yaralı

50 HÜCRE EVİ DAHA VAR

image Rizgarî Online/Ajanslar, adı birçok “faili meçhul” cinayet, uyuşturucu ticareti ve köy yakma olaylarıyla anılan JİTEM'in kurucularından emekli Türk Albayı Arif Doğan`in dün çıkarıldığı mahkemede tutuklandığını bildirirken, Yeni Şafak ve Star gazetesi oldukça önemli bir iddiada bulunarak: “Albay Arif Doğan'ın Beykoz Çavuşbaşı'ndaki emlak dükkanında ele geçirilen çuvallar dolusu belgelerin JİTEM ve PKK arşivi olduğu ortaya çıktı” ğını kaydederek:”Ergenekon soruşturması kapsamında Ankara'da gözaltına alınan emekli Albay Arif Doğan'ın Beykoz Çavuşbaşı'ndaki emlak dükkanında ele geçirilen çuvallar dolusu belgelerin JİTEM ve PKK arşivi olduğu ortaya çıktı. Sağlık sorunları nedeniyle Ankara'da sorgulanan Doğan'ın Sedat Peker'e 'reisim' diye hitap ettiği belirlendi.“ Diye yazdılar.
Zaman,Yeni şafak, Star ve Milliyet gazetesinde JITEM komutanı Arif Doğan`la ilgili yayınlanan haberlerlerde şunlar kaydedildi:
ANKARA'DA SORGULANIYOR
Önceki gün Ergenekon soruşturması kapsamında Ankara'da yapılan operasyonda gözaltına alınan emekli Orgeneral Veli Küçük'ün sağ kolu emekli Albay Arif Doğan kalp ve tansiyon sorunları nedeniyle İstanbul'a getirilmedi. Doğan'ın sorgusu Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde sürüyor. Ankara'da gözaltına alınarak İstanbul'a getirilen ve işyeri sahipleri olduğu öğrenilen Sadettin S. ve İslam Ö'nün ise sorgularında "Biz uzun zamandan beri Beykoz'da yaşıyoruz. Arif Doğan'ı da buradan tanıyoruz. Kendisi bize 4 ay önce gelip bir depo istedi. Biz de anahtarı verdik. Ancak depoya neleri bıraktığını bilmiyorduk" dedikleri öğrenildi.
BELGELER İNCELENİYOR
Beykoz Çavuşbaşı'ndaki bir emlak dükkanına önceki akşam baskın yapan polis, 9 çuval belgenin yanı sıra 2 kaleşnikov marka uzun namlulu silah, iki av tüfeği, 2 adet tabanca, 2 binin üzerinde bu silahlara ait mermi, 9 adet uçaksavar mermisi, 15 adet boş uçaksavar mermisi ele geçirilmişti. Belgelerin JİTEM ve PKK arşvi olduğu ve detaylı incelemesinin sürdüğü öğrenildi. Emniyet yetkilileri, belgelerin JİTEM ve PKK bağlantılarını deşifre edilebileceğini, birçok faili meçhul cinayeti aydınlatabileceğini söylediler.
Peker'e reisim diyor
Emekli Albay Arif Doğan'ın Ergenekon sanıkları arasında bulunan Sedat Peker'e sürekli 'reisim' diye hitap ettiği ortaya çıktı. 2003'te gerçekleştirilen Peker'e yönelik Kelebek Operasyonu kapsamında yapılan telefon görüşmelerinde, Doğan'ın sık sık Sedat Peker'e 'reisim' diye de hitap ettiği tespit edildi. “(Yeni Safak gazetesi/16 Agustos 2008)
Tutuklanan Jitemci Doğan insan kaçakçılığının da başındaydı
Ergenekon operasyonu kapsamında önceki gün gözaltına alınan emekli Türk Jandarma Albayı Arif Doğan, dün Ankara'da çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Zaman gazetesinin haberinde şunlar kaydedildi: “Beykoz'daki işyerinde iki Kalaşnikof, bir pompalı tüfek bin adet uzun namlulu silah mermisi ve bir kamyon gizli belge ele geçirilen Doğan'ın, Türkiye'deki insan ve akaryakıt kaçakçılığını organize eden grubun başında olduğu ileri sürüldü. İddianın sahibi ise bir dönem JİTEM'in içinde yer alan ve istihbarat görevlerinde bulunan M.D. Zaman gazetesine açıklamalar yapan M.D.'ye göre, Jandarma İstihbarat Başkanlığı döneminde emekli general Veli Küçük ve öldürülen binbaşı Ahmet Cem Ersever ile birlikte JİTEM'in kurucuları arasında yer alan Doğan, Ersever'in öldürülmesinde de görev aldı. Ersever'in, Veli Küçük'lerle ayrı düştüğü için öldürüldüğünü ileri süren M.D., yaşanan süreci şöyle aktardı: "Ama Arif Doğan ayrılmadı Veli Küçük'ten. Ersever'in işini de Arif Doğan'a verdiler. Türkiye'nin neresinde kaçak mazot varsa Doğan orada. Kırsalda bir jandarma karakolu bağlanacaksa, mazot inecek ya da insan kaçakçılığı olacaksa, Doğan oradadır. Doğan önemli bir isim. 10 tane koruması var. Bütün işlerini emekli binbaşı Ahmet Ş'ye yaptırır. Olay sadece Veli Küçük ya da Eruygur meselesi değil ki. Onların altta kullandığı insanların hayatı söz konusu."
Ergenekon operasyonunun genişlemesiyle birlikte kirli ilişkilerin perde arkası da yavaş yavaş aydınlanmaya başladı. Önceki gün gözaltına alınan ve dün tutuklanan emekli Albay Arif Doğan, Veli Küçük ve Cem Ersever'in yakın arkadaşı. İsminin açıklanmasını istemeyen eski JİTEM elemanı M.D., işyerinde adeta cephanelik bulunan Arif Doğan'ın makam arabasıyla dolaştığını belirtiyor. Lüks otellerde yaşayan Arif Doğan hakkındaki iddiaları Türkiye'yi sarsacak nitelikte: "Bu memlekette mazot kaçakçılığı yapıp da PKK'ya pay vermemek mümkün mü? Bunlara da yol veren Arif Doğan. JİTEM'in kurucularından biri. Cem Ersever'in hem arkadaşı hem de öldürülmesinde görev yaptı. Cem Ersever, Veli Küçük'lerle ayrı düştüğü için öldürüldü. Ama Arif Doğan ayrılmadı Veli Küçük'ten. Cem Ersever'in işini de Arif Doğan'a verdiler. Türkiye'nin neresinde kaçak mazot varsa Arif Doğan orada. Kırsalda bir jandarma karakolu bağlanacaksa, mazot inecek ya da insan kaçakçılığı olacaksa, Arif Doğan oradadır. Bütün işlerini eski bir binbaşı olan Ahmet Ş.'ye yaptırır. Olay sadece Veli Küçük ya da Eruygur meselesi değil ki. Onların altta kullandığı insanların hayatı söz konusu. Veli Küçük, kimlerle ilişkide değil ki? PKK'lılarla da mazot kaçakçılarıyla da irtibatı vardı. Arif Doğan çok önemli bir isim. Türkiye'de PKK'nın yaptığı tüm mazot ticaretinden pay alıyor ve yol veriyor. Mehmet G.'yi de araştırın. O da PKK'nın iyi bir finansörü. Bu da büyük bir kaçakçı. Bundan beş ay önce içeri aldılar, üç gün sorguladılar ve bıraktılar. Arif Doğan'ın 10 tane silahlı koruması var."
Depoyu 3 ay önce kiralamış
Dün akşam saatlerinde tutuklanan emekli Albay Arif Doğan'ın bomba, silah, mermi ve bir kamyon belgeyi sakladığı depoyu 3 ay önce kiraladığı belirlendi. Doğan'ın yaklaşık 9 yıldır bu mahallede yaşadığı ve muhtemel bir operasyonda ele geçmemesi için evindeki mühimmatı ve belgeleri buraya taşıdığı iddia edildi. Ele geçen belgeler arasında resmî yazışmaların fotokopileri ile Arif Doğan'ın irtibat kurduğu kişilerle ilgili tuttuğu notlar da bulunuyor. Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz, dün sabah saatlerinde İstanbul Emniyeti'ndeki Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne gelerek operasyonu yürüten emniyet yetkilileriyle görüştü. Arif Doğan'ın deposuyla ilgili 2 kişinin gözaltına alınarak sorgulandığı öğrenildi.
İnsan kaçakçılığına göz yumuluyor
Economist dergisinin bu haftaki sayısında, Türkiye'nin uluslararası insan kaçakçılığındaki rolü ele alındı. Avrupa ile Asya arasında yer alan Türkiye'nin geçiş ülkesi özelliği taşıdığına dikkat çekilen haberde, şu ifadeler kullanıldı: "Avrupa Birliği üyeliğine aday olan Türkiye, mal ve insan kaçakçılığını sınırlaması için baskı altında. Ancak farklı alanlarda farklı sonuçlar alındı. Yasadışı göçmenlerin çoğunluğunun kullandığı sert coğrafyayı kontrol etmek zor. Tabii yolsuzluğu da. Batılı hükümetlere göre Türkiye'nin bu alandaki uygulamaları gelişigüzel. Bazı yasadışı girişlere göz yumulurken, bazılarını engellemek için aşırı güç kullanılıyor. Eski Sovyet cumhuriyetleri ve Orta Asya'dan Batı ülkelerine yönelik fuhuş amaçlı insan kaçakçılığı yapan karanlık bir sektör de var." (Zaman gazetesi)
Ergenekon’un arşivi Arif Doğan’da çıktı
Terör örgütü Ergenekon’un gizli arşivi Veli Küçük’ün sağkolu emekli albay Arif Doğan ile bağlantılı olarak basılan Çavuşbaşı’ndaki emlakçıda çıktı. 9 çuval belgenin bir çok faili meçhulu aydınlatacağı bildirildi
EMEKLİ Tuğgeneral Veli Küçük’ün sağkolu Ankara’da yakalanan JİTEM kurucusu emekli albay Arif Doğan ile İstanbul’da gözaltına alınan iki kişinin Ergenekon’un silahlı hücresi olduğu ortaya çıktı. Çavuşbaşı’ndaki hücre evinde kalaşnikof ve tabancaların yanı sıra 9 uçaksavar mermisi, 15 boş uçaksavar mermisi ve örgütün arşivini oluşturan 9 çuval belge de bulundu. Belgeler arasında çok sayıda faili meçhul cinayetle ilgili bilgiler yer aldığı öğrenildi.
50 HÜCRE EVİ DAHA VAR
DOĞAN hakkındaki soruşturma İstihbarat Dairesi eski Başkanı Bülent Orakoğlu’nun verdiği bilgiler doğrultusunda başlatılmıştı. Soruşturma kapsamında önceki gün Beykoz Çavuşbaşı’nda bir emlak dükkanına baskın düzenlendi. Baskında 9 çuval dolusu doküman, 2 kalaşnikof tüfek, 2 av tüfeği, 2 tabanca, 2 binin üzerinde bu silahlara ait mermi, 9 uçaksavar mermisi, 15 boş uçaksavar mermisi ve 500 kilogram hintkeneviri bitki kırıntısı ele geçirildi. Emekli Albay Doğan’ın Ergenekon örgütünün silahlı bir hücresinin başında olduğu belirlendi. Polis ekipleri, Doğan gibi silahlı olan en az 50 hücrenin daha olduğu görüşünde.
Ankara’da gözaltına alınan Doğan kalp yetmezliği ve tansiyon nedeniyle seyahat edemediği için Ankara Emniyeti’nde sorgulandı.
Doğan’ın ‘Ergenekon operasyonundan sonra bu evraklar ile silahların sık sık yerini değiştirdim. Bir kaç ayda beş adres değiştirdim. Yakalanma endişesi ile yaptım. Son olarak Beykoz’a bıraktım’ dediği iddia edildi. İstanbul’da gözaltına alınan diğer iki şüphelinin ise gasp ve yaralamadan sabıkalı oldukları ve esrar kullandıkları iddia edildi. İki şüphelinin Danıştay saldırısına karışan Tekin Irşi, İsmail Sağır ve Osman Yıldırım profili ile birebir benzerlik taşıdığı öne sürüldü. Emlak dükkanının sahipleri Sadettin S. ve İslam Ö.’nün polise ‘Arif Doğan, Beykoz çocuğudur. Onu çocukluğundan beri tanırız. Bize depo olup olmadığını sordu. Biz de ‘bizim işyerlerinin deposunu kullanabilirsiniz’ dedik. Biz içinde ne vardır diye bakmadık, eskiden beri arkadaşımızdır. Malzemeleri askeri giysili kişiler getirdi’ dedikleri ifade edildi.
ZEKERİYA ÖZ BİZZAT İNCELİYOR
BEYKOZ’DAKİ hücrede bulunan 9 çuval JİTEM arşivi çıktığı öğrenildi. Arşivleri Savcı Zekeriya Öz emniyette bizzat incelerken, belgelerde örgütün faili meçhul cinayetleri başta olmak üzere çok sayıda ‘faaliyete’ ilişkin bilgi yer aldığı PKK’nın eğitim ve psikolojik harekat bilgilerinin de bulunduğu kaydedildi. Doğan ise gece hakkında verilen tutuklama kararının ardından Keçiören Adli Tıp Kurumu’nda sağlık kontrolünden geçirildi. Üzerinde pijamasıyla gelen Doğan, bombalar konusunda, ‘Bomba falan yok. Diğer malzemeler var. Vatan haini miyim ben. Evrak var başka birşey yok. Ergenekon’a zorla yerleştirmeye çalışıyorlar ama ben girmiyorum. Bilmiyorum ki Ergenekon’un ne olduğunu. Her tarladan bir tezek her köyden bir p..k gelmiş oluşmuş bir Ergenekon. Ne bileyim ben Ergenekon’’ şeklinde konuştu.
Küçük’ün sağ kolu Jitem kurucusu
Jandarma İstihbarat Dairesi bünyesinde 1987’de oluşturulan, varlığı uzun süre reddedilen JİTEM’in Veli Küçük ile birlikte iki kurucusundan biri olan Arif Doğan’ın Veli Küçük ile ilişkisi 1980’de başladı. Ancak Cem Ersever ile Küçük arasında meydana gelen fikir ayrılığı nedeniyle Doğan’ın Veli Küçük’ün tarafına geçtiği ve uzun yıllar JİTEM Bölge Komutanlığı yaptığı öğrenildi. Küçük’ün adeta sağ kolu konumunda olan Doğan’ın Sedat Peker ile de bağlantılı olduğu ortaya çıktı.
Doğan’ın Sedat Peker’e sürekli Reisim diye hitap ettiği belirlendi.”Star gazetesi)
Emekli Albay Doğan: JİTEM’in uygulacısıydım
Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Doğan ifadesinde “Ergenekon’la alakam yok. 21 yıl dağlarda görev yaptım. JİTEM’in dağlarda uygulayıcısıydım” dedi. Doğan, Ümraniye’deki bombaların da Ersever’e ait olduğunu belirtti. Milliyet gazetesi) RO/Zilan Dersim

Irak parlamento heyeti Kandil’de

 

ANF -Türk ve İran saldırılarında göçe maruz kalan Kandil sakinlerine Irak parlamentosunun maddi yardımının ulaştırılması amacıyla Jarawe nahiyesine bir heyet gitti.

Alınan bilgilere göre heyet dün akşam Jarawe nahiyesine ulaştı. Jarawe Belediye Başkanı Azad Wisu, İran ve Türkiye saldırılarında zarar gören Kandil’deki 120 aileye 100 bin dinar parasal yardım gönderildiğini belirtti.

Azad Wisu, bu yardımların saldırılardan dolayı evlerini terk etmek zorunda kalan ve Jarawe nahiyesi sınırında çadır kuran ailelerle verildiğini kaydetti.

Wisu, “Bu yardım Irak parlamentosunun özel toplumsal bütçesinden verildi ve Irak parlamento üyesi Beyazid Hesen Abdullah tarafından ulaştırıldı”  dedi.

Karayılan’la Çay İçmek

Ve AKP'nin dördüncü dönemi

Akan kanı gören yok

Kandil'de vurulan bir köy tamamen boşaltıldı

Irak: “Türkiye Kandil'de yasaklı gazlar kullandı”

Barzani'den PKK'ya mektup, AB'de Kürt sorununa çözüm baskısı

Kürt önergesi Alman parlamentosunda

TSK'ye ait olduğu belirtilen Eylem Planı'nda öncelikli hedef Kürtler oldu.

İRAN ORDUSU, KÜRDİSTAN BÖLGE SINIRINI YİNE TOP ATEŞİNE TUTTU...

Bombardıman altındaki Kandil'den izlenimler...

IRAN SALDIRILARINDA IKI SIVIL YASAMINI YITIRDI

Eskiden evlerimizi Saddam (Hüseyin) yıkıyordu, şimdiyse Türkler

Gerilla Kazanlardan 1 ton TNT elde etti

ABD'nin "Kürt" politikasında değişim

Türkiye Kurdistan'da zararlı ve boş bir işe girişti

PKK’yı durdurabileceği sanılmamalı. PKK militanlarının yenilgiye uğratılması için kendileriyle karada hesaplaşmak gerekecek

Görünen o ki Amerikalılar, Iraklı Kürtler ve Türkler, Türkiye ve Irak'taki PKK'nın askeri ve siyasi olarak hedef alınmasında anlaştı.

'9 gencin üzerine 10 bin kişilik ordu gönderiliyor'

Berfin...

AHMET ALTAN Ahmet Altan-Taraf

Şakaklara doğru masumca dağılmış kaşları, bakışlarında hüzünle öfkenin karıştığı yeşil gözleri, küs dudakları, yalnız duruşu ile bir çocuğu anımsatıyor bu isim bana, bir de yamaçlara birikmiş karları, dağlardaki mor kayalıkları, ıssız mezraları ve ihanete uğramış insanları anımsatıyor.

Bu ismi duyduğumda ben bir Kürt oluyorum.

Horlanan, hırpalanan, bela yıldırımlarıyla vurulan bir ırkın çocuğuyum.

Kızıldeniz’i yaramayan bir Musa, çarmıhından inemeyen bir İsa, hicret edemeyen bir Muhammed’im.

Çaresizim.

Öfkeliyim.

Yalnızım.

Bu ismi duyduğumda ben bir Kürdüm.

Kardelen çiçeği demek Berfin.

Ben, bu ismi duyduğumda bir türküyüm, bir ağıtım, dağbaşlarında bir kaval sesiyim.

Boynubüküğüm biraz.

Kederliyim.

Hep ihanete uğradım, hep hain ben oldum.

Çocuklarımı öldürdüler, bana katil dediler.

Evi yakılan benim, sürgüne gönderilen benim, oğlunun ölü bedeni akşam vakti bir kağnıyla getirilen benim.

Ne şarkı söylettiler, ne ağlamama izin verdiler.

Ben bir Kürdüm ve hep bir Kürtten başka bir şey olmamı istediler.

Çocuklarıma anamın adını koyamayanım ben.

Berfin, kardelen çiçeği demek.

Ve, ben bu ismi duyduğumda bir Kürt oluyorum.

Gene yasaklamışlar Berfin adını.

Yasalar, hükümet, parlamento, bunlar umurunda bile değil yasakçıların, bir isimden korkup kendi yasalarını çiğniyorlar.

Berfin dedirtmiyorlar çocuklara.

Gizli efendiler onlar, yüzlerini saklıyorlar, kimliklerini gizliyorlar, devletin derinlerinde dolaşıp kendi yasalarına ihanet ediyorlar, çocuklardan korkuyorlar, türkülerden, çiçeklerden, renklerden, isimlerden korkuyorlar.

Benim kanımdan onlar ve beni utandırıyorlar.

Ben onlardan değilim artık.

Ben, çocukların ismini yasaklayanlardan değilim.

Ezenlerden değilim ben.

Ezilenlere katılıyorum.

Berfin dendiğinde ben bir Kürt oluyorum.

Ve, ben isyanı artık Türkler’den bekliyorum.

Kürt çocuklarına Berfin denilmesini yasaklayanlara karşı çıkacak Türkler’in sesini duymak için bekliyorum.

Bir haksızlığa karşı çıkacak benim ırkımdan kimse yok mu?

Çocuğuna annesinin adını koyamamanın kederini ve öfkesini paylaşacak bir Türk yok mu, yok mu benim kanımdan kimse haksızlığa karşı çıkacak?

Yok mu bu suskunluktan utanacak, ezenlerin arasında kendi künyesine rastlamaktan rahatsızlık duyacak biri?

Berfin, kardelen çiçeği demek.

Çocuklara Berfin adının konmasını gene yasaklamışlar.

Kaç yıldır korkuyor bu insanlar bir kardelen çiçeğinden.

Kaç yıldır çocuklardan korkuyorlar.

Berfin adını duyduğumda ben bir Kürt oluyorum.

Kızıldeniz’i yaramayan bir Musa, çarmıhından inemeyen bir İsa, hicret edemeyen bir Muhammed’im.

Ben, dağlarda bir Berfin’im.

Ve korkuyorum, korkusunu gördükçe korkakların.

Öfkeliyim.

Çaresizim.

Yalnızım.

* Ben bu yazıyı beş sene önce yazdım. O zaman da Berfin yasaktı, şimdi de Berfin yasak. Ve ben hâlâ biraz öfkeli, biraz çaresiz ve biraz yalnızım.

Parklara Kürtçe çiçek isimlerinin verilmesi bile yasaklandı

YORUM - Kafkasya savaşları ve Kürtler

battalaziz Kafkas'lar yine karıştı...Çeçenistan’ı yerle bir edip kendisine bağımlı bir yönetim oluşturan Rusya; şimdi de pençesini, Gürcistan’a geçirdi...Yarın hedefte kimin olacağını Rus stratejistler ve Allah bilir...Azarbeycan ya da Dağıstan, listenin başında yer almıyorsa, sonunda da değildir...

Gürcistan yönetiminin açık tavırlarından ötürü, şimdiye kadar gizli oynanan oyunun kartları, masaya saçıldı... Artık kimin ne alıp, ne kadar vereceğini, güçler dengesi belirleyecektir... Ancak tarihteki benzer olaylardan hareket edersek; Rusya’nın kazançlı çıkabileceğini tahmin edebiliriz... Zorun kullanıldığı paylaşım savaşlarında; zor kullanmada teredütsüz davranan Rusya’nın, kazançlı çıkacağı açıktır...

Bu durumda kaybedenler mazlum milletler olacaktır... Kısa vadede çok çekici gelen Ostesya’nın bağımsızlığının, ilerde Rusya tarafından manipule edilmeyeceği konusunda herhangi bir garanti yoktur.. Bu yüzden; Çeçenistan’ı yerle bir eden Rusya’nın, bağımsızlık havarisi kesilmesi kadar; Osetlerin de, Gürcüstan tarafından vaad edilen geniş muhtariyet önerilerini red etmesi de, düşündürücüdür...

Doğrusu bir Kürt olarak, bu konuda tartışmalara girerek, analizler yapmanın yararı olur mu?... bilmiyorum.... Ancak yine de konuyla ilgili bir kaç şey söylemek gerekir; Çünkü; genellikle Kafkasya'da başlayan savaşların sonunda, kabak hep biçare Kürtlerin başına patlar... Bizde 93 harbi olarak bilinen Rus - Osmanlı savaşlarında; Kürdistan’ın Serhat bölgeleri yakılıp, yıkılmıştır..Sarıkamış yenilgisinde can veren askerlerin ekserisi, Kürt aşiretlerinden toplanan tecrübesiz askerlerdi... İran - Rus savaşlarında da yakılıp, yıkılan doğu Kürdistan’ın, köy ve kasabalarıydı....

Bir de; Kürt milleti olarak yaşadıklarımızı ve tarihin önünde cereyan eden bir tecrübeyi aktarmanın yararlı olabileceğini düşünüyorum.. 1945’lerde Rusya, İran’ın yarısını işgal etmiş; kendisini mazlum halkların hamisi olarak ilan etmişti; 1946’da Azerbeycan Cumhuriyeti ve Kürdistan’da da Mahabat Kürt Cumhuriyeti'nin kurulmasına destek olmuştu... İran’daki mazlum Kürtler ve Azeriler; Rusya’nın özgürlük vaadlerine aldanmış, seferber olmuşlardı...Ne varki İngilizler ve İran’la anlaşan Ruslar’ın, özgürlük anlayışları 8 ayda değişmiş, bu iki taze cumhuriyeti ve mazlum halkları yüzüstü bırakarak, Azarbeycan ve Doğu Kürdistan’dan çekilmişlerdi...

Rusların bu tuzağı, Kürt ve Azeri önderlerinin asılmasıyla, on binlerce Azeri ve Kürd’ün katledilmesiyle sonuçlanmıştı...

Bugün,ortada buna benzer bir oyunun olduğunu söylemek kesin değildir, ama kesin olan bir şey varsa, o da Kafkaslardaki bu gelişmelerin Türkiye’yi de yakından etkileyeceğidir...Bu etkiler daha çok iki noktada kendisini hissetirecektir...

Birincisi; yakın Coğrafyada olduğu için Türk devletinin bölgeyle ilgisi ve sömürgeci çıkarlarıdır...

İkincisi de; Türkiye'de yaşayan, Gürcü ve Çerkez azınlıklar arasında çatışmaları ateşleyebileceğidir... [Bunun ilk işaretlerini bizim site de de yanınlanan, 56 Kafkas-Derneğinin (KAF-DER) yazdığı bildiride de görmek mümkündür...]

Türkiye’de yaşayan Gürcüler henüz bir reaksiyon göstermediyseler de, onların da Karadeniz’in diğer yakasında yaşanan trajediye sesiz kalmaları beklenemez... Türkiye’de yaşıyan Gürcüler de; şu ya da bu şekilde tepkilerini belirtecekler...

Tabii ki yukarıdaki azınlıklarla, komşuluk ilişkileri içinde yaşadıkları için Kürtler de bu gelişmelerden etkileneceklerdir.. Eğer Kürtler; Kürt temsilcileri; taraf olmak yerine adil ve etik davranmak istiyorlarsa; her şeyden önce Gürcistan'daki durumu; çok yakından ve detaylı incelemek zorundadırlar.. Rusya’nın; Osetya’ya vaadetiği bağımsızlık ile; Gürcüstan’ın geniş muhtariyet talebi arasındaki farklılıkları iyi incelemelidirler...

Bir de; Gürcü ve Abhazların (Çerkezlerin) Türkiye'deki yandaşlarının özgürlük konusundaki propoganda ve tutarlılıklarına dikkat etmeleri gerekir... Yıllardır, Kürt milletinin milli ve demokratik haklarını, Türk şövenizmiyle işbirliğine girerek önlemeye çalışan, Türkiye’de ki azınlık temsilcilerinin; başka ülke vatandaşlarının milli hakları konusunda tizilik gösterme sebepleri, iyice gözden geçirilmelidir...

Kürtlerin milli hakları söz konusu olduğunda kalemine sarılarak, vatandaşları; Kürt mazlumlarına karşı kışkırtan azınlık temsilcilerinin (Taha Akyol ve Ümit Özdağ v.b), özgürlük ve adalet konusunda ne kadar tutarlı olabilecekleri iyi tartılmalıdır...

Bugün; kendi milli- demokratik sorunlarını çözebilmekle meşgul olan Kürt milletinin; bölge barışını sağlamak için fazla katkılarının olabileceğini düşünmek zordur... Ancak Kürtlerin; Türkiye’de yaşayan çeşitli azınlıkların barış ve güven içinde yaşayabilmeleri için kısıtlı ve dolaylı etkileri olabilir...

Bu durumda Kürtler; uzmanlık alanları olan, hak, adalet ve özgürlük gibi değerlerin ışığında, komşu halklara gereken destek ve öneriyi adilce sunmaktan kaçınmamalıdır...

10 Ağustos 2008
Battal Aziz

Barışseverler alanlara çıkıyor

Taymaz: Türkiye sadece silah satmadı, Gürcistan'ın saldırı kapasitesini de geliştirdi

Abhazya Milletvekili Soner Gogua: Gürcüleri Türkiye cesaretlendirdi

YORUM - Kafkas kökenlileri tutarlı olmaya davet ediyoruz

Gürcistan, savaşa Türkiye ve ABD tarafından hazırlandı, Türk savaş gemisi Batum`da…

İran dilli bir halk olan Osetinler Kürtlerin ırk kardeşleridir

Gürcü subayların üniformaları bile TSK’dan

KARASIN: GÜNEYE OSETYA’DA 2 BİNDEN FAZLA KİŞİ ÖLDÜ

'NATO, ABD ve Türkiye hazırladı'

Güney Osetya ve Abhazya için

Kafkasya'da savaş başladı

YORUM - Abant Platformu ve sömürgeci tezlerin yeni versiyonları

YORUM - Belçika dağılırken Kürdistan ne olacak?

Bağımsız Kürt Devletleri

Erbil’e konsolosluk akını

Fransız Albay Türk işgalini değerlendirdi

Göç mağduru Rusya Kürtleri

Susan George: ABD için Avrupa'nın önemi kalmadı

NYT: ‘’BAĞIMSIZ KÜRT DEVLETİ KURULACAK: 20 BİN ABD ASKERİ BAĞIMSIZ KÜRT DEVLETİNİ KORUYACAK’’

Törende, Başbakan Neçirvan Barzani, Rusya bayrağını kendisi göndere çekti.

Kürt bilim adamından petrolde yeni buluş

Ayrılamazlar, çünkü Türkler , Kürtler ve İranlıların yeni sınırların çizilmesinde anlaşmaları imkânsız.

TÜRKİYE'DE 50'Yİ AŞKIN DEMOKRATİK KURUM KUNDAKLANDI

JIRINOVSKI’DEN TURKİYE’YE SERT TEPKİ: ‘’TÜRKİYE’YE 21.YÜZ YILDA BAĞIMSIZ BİR ÜLKENİN TOPRAKLARINA GİRİLMEMESİ GEREKTİĞİNİ SÖYLEMEMİZ GEREKİYOR’’

RUSYA ULUSLARARASI ŞURA KOMİSYONU: ‘’OPERASYONLAR TÜRKİYE, SURİYE VE İRAN KÜRTLERİNİ AYAKLANDIRIR; BİR KAÇ DEVLET KURULABİLİR’’

RUSYA PARLEMANTO BAŞKANI YARDIMCISI: ‘’BÜYÜK KÜRDİSTAN HARİTASINI KENDİ ELLERİMLE ÇİZDİM ANCAK PENTAGON ONU BENDEN ÇALDI’’

ABD, Avrupa, Rusya ve Arap Birliginden Turkey'e uyarı

Komeleyê Jîyanêweyê Kurdistan

Sovyet Kürtlerinin Büyük Özlemi: Kızıl Kürdistan

İlk defa Güney Kürdistanlı bir futbolcu devler liginde

image Kürdistan - İLK DEFA BİR KÜRT FUTBOLCU DEVLER LİGİNDE TOP KOŞTURACAK     15-Aug-08 [15:5]
PNA-Kıbrıs’ın Anorthosis Famagusta takımı, Katar’ın Alkhor takımında oynayan Kürt yıldız futbolcu Mela Hawar’ı transfer etti. Anorthosis Famagusta, UEFA Şampiyonlar Ligi 2008-09 sezonunda katılıyor. Böylece ilk defa bir Kürt oyuncu Devler Ligi’nde oynayacak.

Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin 2007-2008 sezonunun şampiyonu Anorthosis Famagusta Şampiyonlar Ligi’nde 1. ön eleme turunda mücadele ediyor.

Salı günü Yunan Olympiacos takımıyla ilk maçını oynayan Anorthosis Famagusta Olympiacos’u 3-0 yendi.

Anorthosis Famagusta, Olypiacos’la 27 Ağostus’ta deplamasnda oyanayacak.

Anorthosis Famagusta, Irak Milli Fotbol Takımınında formasını giydiği Dohuklu yıldız oyuncu Hawar’ı Katar takımından transfer etti.

Hawar’ın sağlık kontrolünden de geçtiği belirtildi.

Diyarbakır Türkiye Folklor yarışmasında birinci oldu

Kürdistan Dünya Dördüncüsü! “Viva Dünya Kupası Padania’’nın”

KÜRDİSTAN MİLLİ FUTBOL TAKIMI İLK ANTRENMANINI YAPTI

KÜRDİSTAN MİLLİ TAKIMI DÜNYA KUPASI İÇİN İSVEÇ'E GİDİYOR

KOMKAR İNGİLTERE 6. KEZ BİRİNCİ OLDU

Terim'in Claudia Roth'u korkutan sözleri

Türk Tümen Komutanı'ndan Gever halkına hakaret!

TESEKKURLER TURKIYE TESEKKURLER HURRIYET...

Vali Yardımcısı haddini aştı: Bitlisliler hırsızdır

Bitlis Vali Yardımcısı Hakan Burak Uz'un bir toplantıda sarf ettiği 'Bitlis halkının yüzde 80'i hırsızdır, bu insanlara güvenmiyorum' sözleri kentte büyük tepkiye neden oldu.
5233 Sayılı 'Terörle Mücadele Kapsamında Doğan Zararların Karşılanması Kanunu' hakkında yapılan başvuruların değerlendirilmesi sırasında Bitlis Vali Yardımcısı Hakan Burak Uz'un Bitlis Barosu'na bağlı 2 avukata söylendiği belirtilen 'Bitlis halkının yüzde 80'i hırsızdır, bu insanlara güvenmiyorum' sözleri tepkilere neden oldu.
Bitlis Barosu Başkanı Av. Mezher Yürek, sözkonusu iddiaların kendilerine de yansıdığını doğrulayarak, sarf edildiği iddia edilen sözlerin bir devlet adamına yakışmadığını söyledi. Bitlis Vali Yardımcısı Hakan Burak Uz'un söylediği iddiasının araştırılması ve gerekenin yapılması gerektiğini belirten Yürek, 'Bitlis Vali Yardımcısı Hakan Burak Uz'un şaşırtan başka icraatları da vardır. Göreve geldiği günden bu yana 5233 sayılı 'Terörle Mücadele Kapsamında Doğan Zararların Karşılanması Kanunu' hakkında yapılan ve değerlendirmeye alınarak onaylanan birçok başvurunun parasının çıkmasına ve ödeneğinin gelmesine karşın sudan sebepler çıkarmasıdır. Vali Yardımcısı Uz'un gelişinin ardından kabul edilen ve ödemeleri bankaya yatırılan birçok başvuru geri çekilerek oyalandı. Bu başvurulardan henüz değerlendirmeye alınmayan birçok başvuru ise reddedildi. Halbuki gönderilen genelgelerde alınacak kararlarda ve toplanacak verilerde tamamen vatandaşın lehine uygulama yapılacağı ve vatandaşın beyanatının esas kabul edileceği belirtilmesine karşın Uz'un uygulamaları sonucu sistem tamamen tıkanmıştır. Kendisinden önce kabul edilen dosyaları dahi yeniden incelemeye tabi tutturması devlette devamlılık ilkesine aykırıdır' dedi.
Uz'un sözlerinin tartışma yaratması üzerine AKP Bitlis Milletvekili Vahit Kiler, açıklama yapmak zorunda kaldı. Yazılı açıklama yapan milletvekili Uz'un görevden alınması için elinden geleni yapacağını savundu.
Uz'un kaymakamlık görevindeki icraatları
Bitlis Vali Yardımcısı Uz'un bir önceki dönem kaymakamlık yaptığı Ağrı'nın Tutak ilçesinde de benzer olaylara neden olduğu öğrenildi. Doğrudan Gelir Desteği adı altında çiftçilere ödenmesi gereken yaklaşık 40 milyon YTL'lik fonun sudan sebeplerle reddedilerek sadece 4 milyon YTL'sinin ödendiği bildirildi. Adının açıklanmasını istemeyen yetkili, Uz'un elinde tespihle gezdiğini, külhanbeyi tavırlar sergilediğini söyledi. Aynı kaynak, Uz'un Tutak'ta birçok kurum amiriyle sorunlar yaşadığını, Kürtlere karşı bir tavrı olduğunu, hakkında çeşitli davalar açıldığını da aktardı. BİTLİS / DİHA

Akp’nin Atadığı Vali Yardımcısı : “Bitlis halkının yüzde 80’i hırsızdır, bu insanlara güvenmiyorum”

Valinin dikkatine: Emrah kör oluyor

Diyarbakır Valisi mi AKP ‘lilerle cemaatlerin Valisi mi?

DİYARBAKIR’da 28 bin çalışan var, 312 bin kişi iş arıyor, Gıda yardımı için 207.249 kişi valiliğe başvuruyor.

Hakkâri Valiliği,Diyanet ve Gülen Cemaati Şemdinli’ye El Attı

AKP’nin katilleri ödüllendirildi

AKP hükümeti hesap vermeli

Edip Akbayram: ‘AKP konserine çıkmam’

AKP'nin ekonomik paketinden Dersim'e 1400 silah düştü

Economist: AKP Kürtleri kazanmak için İslamı kullanıyor

Erdogan, Asker, Medya ve Yargı, DTP'yi Hedefe Koydu

DTP:AKP Kürtleri yoksullaştırarak satın almaya çalışıyor!

İnsaf! Ömür 10 yaşındaydı

Panzerle öldürmeyi unutturmak istiyorlar

Kürt işçilerin Ordu ve Trabzon’a girişi yasaklandı!

Polisler: Her polis için 10 Kürdü öldüreceğiz

Takdir sizin

Parklara Kürtçe çiçek isimlerinin verilmesi bile yasaklandı

Erdoğan-Başbuğ mutabakatının asıl hedefi Kürtlere yönelik baskılar

Mutabakatın esası
Ergenekon'un 'sivri uçları'nın törpülenmesi ve AKP'nin kapatılmamasıyla gün yüzüne çıkan Erdoğan-Başbuğ mutabakatının asıl hedefi olan Kürtlere yönelik baskılar adım adım devreye konuldu. Adana, Diyarbakır, Batman ve Ağrı'da DTP'lilere yönelik gözaltı operasyonu başlatıldı
DTP'ye dört ilde 50 gözaltı
'İkinci Dolmabahçe mutabakatı' olarak tanımlanan Erdoğan-Başbuğ'un 24 Haziran görüşmesinden sonra, PKK ve Kürtlere dönük yeni planlar uygulamaya konuldu. Sonbaharda yapılması büyük bir ihtimal olan kara harekatı öncesi DTP'lilere yönelik baskılar da arttırıldı. Adana, Diyarbakır, Batman ve Ağrı'da il başkanları ve belediye başkanlarının da aralarında bulunduğu 50 DTP'li gözaltına alındı.
Bu filmi daha önce izlemiştik
DTP'lilere yönelik baskılar, 4 Mayıs 2007'de Erdoğan-Büyükanıt görüşmesinin ardından başlayan süreci andırıyor. Bu görüşmeden sonra, gözaltına alınmayan, tutuklanmayan, hakkında dava açılmayan DTP'li kalmadı. Sur, Cizre, Misis belediye başkanları görevlerinden alındı, tüm belediye başkanları hakkında peş peşe davalar açıldı, milletvekilleri hakkında fezlekeler hazırlandı.
Ergenekon'a müdahil olmayın mesajı!
Bugünkü baskıların, DTP'nin Ergenekon davasında mağdur aileleriyle birlikte Ankara'ya yürüyüş düzenleme ve müdahil olma kararını almasından hemen sonraya denk gelmesi dikkat çekici. Gözaltı operasyonunun, devletle bağlantısı olduğu belgelerle kanıtlanan Ergenekon'da, gerçek mağdurların hakikat ve adalet için başlattıkları müdahil olma girişimini kırmaya yönelik olduğu belirtiliyor.
İkinci mutabakat devrede

Geçen yıl Erdoğan-Büyükanıt'ın Dolmabahçe'de yaptıkları görüşmeden sonra Kürtlere yönelik başlatılan topyekžn saldırı konseptinin ikinci ayağı da devreye girdi. Kapatma davası ve Ergenekon operasyonuyla birlikte hükümet ile ordu arasında oluşan ve 'İkinci Dolmabahçe mutabakatı' olarak adlandırılan Erdoğan-Başbuğ'un 24 Haziran görüşmesinden sonra da aynı uygulama devreye konuldu. Sonbaharda yapılması büyük bir olasılık olarak beklenen bir kara harekatı öncesi DTP'lilere yönelik bir saldırı ve baskı dalgası daha başlatıldı. Adana, Diyarbakır, Batman ve Ağrı'da il başkanları ve belediye başkanlarının da aralarında bulunduğu 50 DTP'li gözaltına alındı.
AKP ile ordu arasında kapatma davasıyla birlikte oluşan mutabakatla Kürtlere yönelik saldırı dalgası da devreye konuldu. PKK'ye yönelik askeri operasyonların yoğunlaştırıldığı bugünlerde DTP'ye yönelik gözaltı ve tutuklama operasyonlarına da hız verildi. Önceki geceden itibaren Adana, Diyarbakır, Batman ve Ağrı'da eşzamanlı gözaltı operasyonları başlatıldı. Adana'da 43 kişi gözaltına alınırken, Diyarbakır'da 3, Batman'da 3 ve Ağrı'da da 1 kişi gözaltına alındı.
Adana'da dün gece kent merkezinde birçok mahallede ev baskınları yapıldı. Baskınlar sonucu DTP'li Misis Belediye Başkanı Burhan Aras, Küçükdikili Belediye Başkanı Leyla Güven Yakapınar eski Belediye Başkanı Osman Keser, DTP İl Başkanı Zeki Karataş, Küçükdikili Belediyesi Meclis Üyesi Maruf Aras, DTP Seyhan İlçe Başkanı Mehmet Nardan, DTP Yüreğir İlçe Başkanı Durmaz Özmen, Abdurrezak Turgay, Servet Turgay, Hasan Özmen, Resul Aydoğdu, Mehmet Çetinkaya, Sabahattin Meşe, Mustafa Koç, Adnan Uygur, İsa Bulut, Zülküf Tezkorkmaz, Arif Atalay, Muhmat Şahin, Süphan Uğurlu, Ubeyt Temel, Hasan Özmen, Erhan Gündoğdu, Suphi Türkmen, Sebahattin Okutucu, Arif Atalay, Yusuf Orak, İzzettin Bahadır, Tahir Kanık, Salih Sun, Hüseyin Beyaz, Vasiye Akgül, Ali Yasak, Şefik Özbek, Adil Özçiftçi, Salih Arpa, Züleyha Marangoz, Mehmet Ayhan, Mustafa Koç, Ali Örküt, Mahmut İşlek, Sabahattin Yıldız ve soyadları öğrenilmeyen Ramazan ile Rezan adlı 2 kişi gözaltına alındı. Gözaltı operasyonlarıyla birlikte DTP il binası dün sabah saatlerinden itibaren abluka altına alındı. Öte yandan sabah saatlerinde gözaltına alınan Hüseyin Beyaz'ın darp edilmesinden dolayı kolunun kırık olduğu ve Adana Devlet Hastanesi'nde tedavi edildiği bildirildi. Gözaltılardan sonra DTP il ve Seyhan ilçe binalarına gelen polisler, yönetim karar defterlerini aldı.
Diyarbakır, Batman, Ağrı Adana'nın yanısıra Diyarbakır, Ağır ve Batman'da da gözaltı operasyonları yapıldı. Diyarbakır'da polisler, Ferit Orak adlı bir yurttaşı evine baskın düzenleyerek gözaltına aldı. Bağlar'ın Sento Caddesi üzerinde bulunan Demir Apartman'ındaki eve baskın düzenleyen polisler, evde yaptıkları aramadan sonra Ferit Orak'ın annesi Besra Orak, 'Polisler gelip evi dağıttılar. Dağıttıkları eşyaları bizlere toplatmak istediler, fakat biz toplamayacağımızı söyledik, daha sonra kendileri dağıttıkları eşyaların bir kısmını topladılar' dedi. Orak, baskında kanepede oturan polislerden birisinin ise kendisini, 'Bu ikinci gelişimiz, üçüncü gelişimizde neler yapacağımızı tahmin edemezsiniz' sözleriyle tehdit ettiğini söyledi. Diyarbakır'da ayrıca 3 kişi de 15 Ağustos kutlamasına katıldıkları iddiasıyla gözaltında alındı. Batman'da ise Batman Belediye Meclis Üyesi Bülent Kurt ile YDG üyeleri Sümmeye Gök ve Seyfettin Kurt gözaltına alındı. Kurt'un gözaltına alınma gerekçesi ise öğrenilemedi. YDG üyleri de evlerine yapılan baskın sonucunda gözaltına alındı. Ağrı'da ise DTP Ağrı İl Binası'na baskın düzenleyen polis İl Başkanı Murat Öztürk'ü gözaltına aldı. Öztürk emniyetteki sorgusunun ardından akşam saatlerinde serbest bırakıldı.
Mersin'de 3 tutuklama
Mersin'de önceki gün evlerine düzenlenen baskında gözaltına alınan 3 kişi, 'Terör amaçlı propaganda yapmak' suçlamasıyla tutuklandı. DTP Mersin İl Yöneticisi Osman Aka'nın oğlu Yasin Aka (21) ve yeğeni M.A (17) ile Mesut Eksik (21) emniyetteki sorgularının ardından savcılığa çıkarıldı. Savcılıkça ifadeleri alınan 3 kişi, tutuklanma talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi'ne sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan 3 kişi, 'Yasadışı gösteriye katılmak', 'Molotof kokteyli hazırlamak ve atmak', 'Terör amaçlı propaganda yapmak' suçlamalarıyla tutuklanarak, Silifke E Tipi Kapalı Cezaevi'ne götürüldü. Aynı soruşturma kapsamında geçen hafta 7 çocuk gözaltına alınmış ve daha sonra serbest bırakılmıştı. ALTERNATİF

Newrozu Heyeti: Türkiye Kürtleri imha etmeye çalışıyor

Ergenekon’un gerçek mağdurları Kürtler Ankara’ya yürüyecek

Osmanlı'dan AKP'ye... Çözüm Getirmeyen YAKLAŞIMLAR...

AKP’nin katilleri ödüllendirildi

AKP medyasının yeni dönem görevi

AKP hükümeti hesap vermeli

Economist: AKP Kürtleri kazanmak için İslamı kullanıyor

BAYDEMIR ERDOGAN'LA KUZEY KURDISTANDA KI AKP'NIN 6 YILINI DEGERLENDIRDI : Kimseyi bilmiyorum ama artık ben kanmayacağım !

Hizbülvahşet'in hamisi TSK ve Ergenekon : Hizbullahçılar PKK'ya karşı askeri birliklerde eğitildi

Kürdistan’da geliştirilen Islamcı Hareket

Hizbullah-Ergenekon ilişkisi, devlet ilişkisidir

'Bayraklar, Peçeler ve şeriat'

İşte suç örgütü değil denilen TSK'nin vukuatları

Bir 'iyi çocuğun' itirafları : infaz, bombalama, tecavüz, işkence, suikast!

Beyaz soykırım : Kürtlere siyasi ve askeri asimilasyon

Adaletin bu mu Adalet?

Siyasal İslam ve Kürtler

Ordu ve Akpden Kuzey Kurdistan'a Islamo Fasist tezgah

İzmir, Sakarya, Aydın, Balıkesir, Mersin, Gebze… Lincin son durağı Adana

Diyarbakır’da muhbirlik eğitimi

ERGENEKON = T.C.

Aslan payı askere

'Kürt meselesini düşünmezseniz yoktur. Bak ben düşünmüyorum'

Savcı emrini soruşturuyor!

image İzmir Tire Cezaevi'nde tutuklu yakınlarının çırılçıplak soyularak aramadan geçirilmesi skandalına bir skandal daha eklendi. Adalet Bakanlığı, cezaevindeki 'sıkı arama'nın talimatını veren Başsavcı Alper Sürgen'ü soruşturma için görevlendirdi.
Hem suçlu hem de savcı
İzmir Tire Cezaevi'nde kadın mahkum yakınlarının çırılçıplak soyulması skandalı için başlatılan soruşturma, duyanları da şaşkına çevirdi. Aramanın bu şekilde yapılması emrini veren Tire Başsavcısı Alper Sürgen'in, soruşturmayı da yürüttüğü ortaya çıktı. Sürgen, emri verdiğini kabul ederken, sorunun cezaevi görevlilerinden kaynaklandığını öne sürdü.
Geçen ay Tire Cezaevi'ne giden kadın mahkum yakınları insanlık dışı bir uygulama ile karşılaştı. Kadın mahkum yakınları, arama bölümünde çırılçıplak soyuldu. Bayanların cinsel organlarına bakılarak, arama yapıldı. Bu sırada siyasi mahkumlardan Mehmet Deste'yi ziyarete gelen kızkardeşi de sözkonusu aramaya tabi tutuldu. Deste, bir mektup yazarak skandalı duyurdu.
Soruşturma emri de aynı savcıdan Adalet Bakanlığı olay üzerine adli ve idari soruşturma başlatıldığını açıkladı. Ancak bu soruşturma başka bir skandalı da beraberinde getirdi. Adalet Bakanlığı'nın talimatı üzerine Tire Başsavcısı Alper Sürgen, soruşturma başlattı.
Ancak, mahkum yakınlarının bu şekilde aranması izninin Sürgen tarafından verildiği ortaya çıktı. 'Sıkı arama emri' verdiğini kabul eden Sürgen, cezaevinde uyuşturucu bulunduğunu ve bu nedenle cezaevi görevlilerine 'Aramaları daha dikkatli yapın' diyerek, uyardığını söyledi.
Sürgen, sözkonusu emrinin cezaevi görevlileri tarafından abartılması sonucunda mahkumların soyularak aranması olayı ile karşılaşıldığını belirtti. Sıkı arama ile ilgili soruşturma da halen sürüyor. Başsavcı, verdiği emri 'hassasiyetle yerine getiren', cezaevindeki kadın polis memuru hakkında soruşturma başlattığını söyledi. Memur hakkındaki soruşturma devam ediyor.
'Neden kamuoyuna yansıttın?' Cezaevindeki skandallar bununla da bitmedi. Olayın ortaya çıkması üzerine, mahkumlardan Mehmet Deste sorgulandı. Cumhuriyet Savcısı Mustafa Kazankaya tarafından sorgulanan Deste, 'Bunu neden kamuoyuna yansıttın' sorusuyla karşılaştı. Savcı Kazankaya ise, 'Biz müşteki olarak Deste'nin ifadesini aldık' diyerek, kendisini savundu.
Mehmet Deste, bu nedenle kendisinin başka bir cezaevine sürgün edilmesi ve hakkında disiplin soruşturması başlatılması tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu söyledi. AKP hükümetinin Adalet Bakanlığı'nın başlattığı idari soruşturmada ise bir adım bile atılmadı. İZMİR / ANF
Siirt E Tipi Kapalı Skandalevi
Tutuklu ve hükümlülere yönelik geliştirilen hak ihlalleri ile gündemden düşmeyen Siirt E Tipi Kapalı Cezaevi'nde bir skandal daha ortaya çıktı. Tutuklu ve hükümlülere yakınları tarafından posta yolu ile gönderilen paraların sahiplerine ulaştırılmayarak aylarca bekletildiği bildirildi.
Tutuklu bulunan 77 yaşındaki karaciğer kanseri hastası Ali Çekin'in aylarca tedavi edilmeyerek, onca girişime karşın serbest bırakılmaması ve ölümüyle gündeme gelen Siirt E Tipi Kapalı Cezaevi yönetiminin özellikle PKK'li tutuklu ve hükümlülere posta yolu ile gelen para ve mektupları aylarca beklettiği ortaya çıktı. Cezaevinde 6 yıldır tutuklu bulunan Şahin Yıldırım'ın babası Mehmet Yıldırım, 21 Temmuz'da oğluna posta yoluyla gönderdiği paranın halen ulaştırılmadığını belirterek, yetkililer hakkında suç duyurusunda bulundu. İHD İstanbul Şubesi'ne başvuran Yıldırım, Siirt'e maddi imkansızlıktan dolayı gidemediğini ve bu nedenle parayı posta yolu ile göndermek zorunda kaldığını belirtti.
21 Temmuz'da posta yoluyla göndermiş olduğu paranın henüz oğluna verilmediğini belirten Yıldırım, aynı durumun diğer tutuklu ve hükümlüler için de geçerli olduğunu ifade etti. Geçtiğimiz günlerde Siirt E Tipi Kapalı Cezaevi'ndeyken sağlık sorunlarından dolayı tedavi edilmeyerek yaşamını yitiren Çekin'e de değinen Yıldırım, 'Siirt Kapalı Cezaevi yönetimi tutuklu ve hükümlülere zaman zaman su vermiyor. Bu durumun son zamanlarda daha da arttı. Yaşanan su sıkıntısı nedeniyle bazı mahkumlar böbrek rahatsızlığı çekiyor. Cezaevindeki mahkumlar üzerinde uygulanan politika 'izolasyon ve tecrit' politikasının bir ürünüdür' dedi.
Konu ile ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu belirten Yıldırım, cezaevindeki uygulamalardan dolayı tutuklu ve hükümlülerin yanı sıra dışarıda olan ailelerin de işkence çektiğini söyledi. İSTANBUL – DİHA FIRAT ÇAĞIN

Ahmedinejad Gül görüştü : Kürtler tamam, doğalgaz zor!

gul ahmedinejat iran turkey

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın tartışmalı Türkiye ziyareti dün başladı. Ziyaretin temel gündemi, PKK ve PJAK'a karşı işbirliği, bölgesel ilişkiler ve enerji konuları oldu
1-2 Haziran'da PKK ve PJAK'a yönelik ortak hava operasyonu düzenleyen Tahran ve Ankara'nın dünkü görüşme masasında yine PKK ve PJAK'a karşı mücadele vardı. Operasyonların fiilen birleştirilmesinden resmi olarak söz edilmedi ancak birlikte hareket etmenin sinyalleri verildi. Doğalgaz konusunda Rusya'ya olan bağımlılığının daha fazla artmaması için İran kartını elinde tutan Türkiye'ye ABD'den uyarı geldi. Türkiye'nin görüşmelerde Washington'un 'sözleri'ni de aktardığı belirtiliyor.
Ahmedinejad'a Ankara onayı
İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, üç yıl önce iktidara geldiğinden beri ilk kez Türkiye'yi ziyaret ediyor. Çalışma ziyareti olarak adlandırılan gezi dün başladı ve bugün bitecek. Ziyaret yalnızca İstanbul'u kapsıyor olması ile tartışılmış, Ahmedinejad'ın Anıtkabir'e gitmemesi eleştirilmişti.ahmedinejad_abdullah_gul
Çırağan Sarayı'nda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından ağırlanan Ahmedinejad, daha sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan ile görüşecek. Bugün Cuma namazı ardından İstanbul'dan ayrılacak olan Ahmedinejad'la yapılacak görüşmelerde gündem yüklü. Ziyaretin gündeminde PJAK'a karşı işbirliği, bölgesel ilişkiler ve enerji konularının olduğu söyleniyor. Anıtkabir ziyareti sıkıntısı olmasın diye İstanbul'a alınan ziyaret için, Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan yazılı açıklamada, 'Konuk Cumhurbaşkanı, Sayın Cumhurbaşkanımızın yaz çalışma programı çerçevesinde İstanbul'da ağırlanacaktır' denildi. İran lideri de bazı Türk televizyonlarında yapılan mülakatlarda, Türk liderlerin yazın İstanbul'da olması nedeniyle buranın tercih edildiğini belirtti. Ziyarette doğalgaz başta olmak üzere, enerjide işbirliği konusunda bazı adımlar atılıp atılamayacağı henüz meçhul. ABD'nin, İran'ın nükleer programı hakkında yaşanan anlaşmazlık nedeniyle Türkiye'nin değil doğalgaz arama, çıkarma, işletme anlaşması imzalamasını; aldığı doğalgazın miktarını bile artırmasını istemediği biliniyor. Türkiye ise Rusya'ya olan bağlılığının daha fazla artmaması için İran kartını elinde tutmak istiyor.
ABD'nin endişeleri İngiltere'de yayımlanan iş çevrelerinin gazetesi Financial Times da ABD'nin bu konuda Türkiye'yi uyardığını hatırlatarak, 'Bu ziyarette, İran'ın Türkiye'ye sattığı doğalgazın miktarının arttırılmasına karar verilmesi bekleniyor' diye yazıyor, 'Bu Ahmedinejad'a, ülkesine yönelik baskıları dağıtmaya çalıştığı bir dönemde çok ihtiyaç duyduğu bir diplomatik destek sağlayacaktır.' Ankara ve Tahran iyi ilişkilere sahip; özellikle de enerji ve Kürtlerle mücadele gibi ortak çıkarlarının olduğu alanlarda. Ancak İran'ın nükleer programı ile ilgili restleşme, bu ilişkiyi sınıyor. Ahmedinejad'ın ziyaretinde bu programın da gündeme gelebileceği; ancak somut ilerleme beklentisinin olmadığı belirtiliyor. Nitekim, Ahmedinejad, Türkiye'nin çabalarının 'arabuluculuğa' dönüşmesini istemediğini açıkça belirtti. İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ın istemesine rağmen, ancak üç yıl sonra Türkiye'ye gelebilmesi, ABD ve İsrail'in karşı çıkması yüzündendi. Ancak Ankara'nın, İran'ın yaklaşımlarını ABD'ye ilettikten sonra tarafların çoklu bir masada biraraya gelmesi, AKP hükümetini bu konuda cesaretlendirmiş olmalı. Ancak Ahmedinejad, haklı olarak bunun ABD ile İran arasında arabuluculuğa dönüşmeyeceğinin altını çiziyor. İran gibi köklü bir devletin, Türkiye gibi sıradan bir arabulucuya ihtiyacı yok.
Özel harp subayı Ahmedinejad'ın mevcut inancı gereği, Anıtkabir'i ziyaret etmeyişi kendi takdiridir. Herkesin, her milletin kendi kutsalına saygı göstermek lazım. Gazetecilerin Ahmedinejad'ı bu konuda sıkıştırmaya kalkmaları, saygısızlığın dik alasıdır. Burada esas araştırılacak olan şey, Ankara'nın Ahmedinejad'ı buna rağmen kabul etmesinin arkasındaki saiklerin neler olduğudur. Tahran'ın zaten bildiği ABD'nin sözlerini Ahmedinejad'a aktarması, İran'ı etkilemeyeceği gibi, ileride Washington'da İran'a karşı birlikte hareket etme beklentisi yaratacaktır. 'Madem ikna edemediniz, öyleyse birlikte savaşalım' denilecektir. Bu arada, muhtemelen Tahran, Türkiye'nin PKK ile mücadelesine, Ankara da İran'ın PJAK ile mücadelesine saygı duyduğu, görüşmeler sonrasında yapılan basın açıklamalarında yer alacak; ancak Tahran'ın bu savaşta Ankara'dan özel yardım isteyeceği sanılmamalı. Her ne kadar tersi hep olsa da. Bu arada, tarafların Kürt gerillalara karşı yaptığı operasyonların fiilen birleştirilmesinden resmi olarak söz edilmeyecek; çünkü bu söylem İran'ı pek rahatsız etmese de, uzun vadede Ankara'nın ABD nezdinde başını ağrıtır. Son olarak, Ergenekon operasyonu üzerine uzmanlaşmakta olan gazeteci arkadaşlarımıza bir kıyak yapalım: Bırakın şu Anıtkabir ziyaretini falan, işte karşınızda en hakikisinden bir özel harp subayı. 'Kimleri, nasıl öldürmüşler; nasıl yöntemler kullanmışlar' bir sorun. Kim bilir belki buradaki faili meçhul cinayetlerin çözümünde birkaç milim yol alırsınız...
Ziyaret İstanbulluları bezdirdi
Türkiye'ye gelen İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad için alınan yoğun güvenlik önlemleri İstanbulluları canından bezdirdi. Ahmedinejad dün özel uçakla saat 13.25'te Atatürk Havalimanı'na indi. Burada resmi törenle karşılanan Ahmedinejad, Devlet Konukevi'ne bir süre dinlendi. Ahmedinejad'ın İstanbul'a gelişi nedeniyle havaalanı ve çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Bazı binaların çatılarına keskin nişancılar yerleştirildi. Çırağan Sarayı'na kadar kullanacak güzergah da araç trafiğine kapatıldı. Trafiğin kapatılması nedeniyle saatlerce araçların içinde bekleyen İstanbullular adeta canından bezdi. Ahmedinejad daha sonra konvoy eşliğinden geldiği Çırağa Sarayı'nda Cumhurbaşkan Gül tarafından karşılandı. Gül ve Ahmedinejad'ın baş başa görüşmelerinin ardından heyetler arası görüşmeler yapıldı. Çırağan Sarayı Enderun Salonu'ndaki görüşmeye, Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, İran Dışişleri Bakanı Menuçehr Mutteki ile İran heyetinden bazı temsilciler katıldı. Bu arada Ahmedinejad'ın ziyaretinin İstanbul'da gerçekleşmesi, Meclis gündemine de girdi. DSP İstanbul Milletvekili Hüseyin Mert, Başbakan Erdoğan'ın yanıtlaması isteğiyle Meclis Başkanlığı'na verdiği soru önergesinde, 'İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ın Türkiye ziyaretinin İstanbul'da gerçekleşmesi, hükümetinizin mi önerisi yoksa Ahmedinejad'ın bir talebi midir?' diye sordu.HÜSEYİN AYKOL

'ABD'nin PKK desteği, İran’la ilişkilere bağlı'

Türkiye-İran arasında ittifak var...

Eşzamanlı saldırılar arttı

Kerkük'te İran, Türkiye, Suudia Arabistan'ın anti-Kürt ittifakı ve ITC parmağı

ALUSİ, İRAN VE TÜRKİYE’NİN KÜRDİSTAN BÖLGESİNE YÖNELİK SALDIRILARININ DURDURULMASINI İSTEDİ

Karayılan: Ankara ve Tahran yeni saldırılar planlıyor

TSK'den sevkiyat, İran'dan top atışı

ABD SESSIZ : "TÜRKİYE İLE İRAN'IN ORTAK OPERASYONLARINDAN HABERİMİZ YOK"

Türk-İran işi

KÜRT PARLAMENTERLER TÜRK VE İRAN OPERASYONLARININ DURDURULMASINI İSTEDİ...

Barzani: Türk ve İran bombardımanı durmalı

Basın düşmanları: Türkiye, İran, Suriye

Debkafile: “Cheney, İran için Türkiye’ye gidiyor“

Kürtler, Türkiye, İran, Irak ve Suriye başta olmak üzere yaşadıkları her yerde Newroz ateşini yakmaya başladı.

300 Aydın : Ergenekon Derinleştirilsin

sansurlu_ergenekon

Bianet /Aralarında akademisyen, akademisyen, hukukçu, hak savunucuları, sanatçı ve gazetecilerin bulunduğu 300 kişi, Ergenekon davasının karartılmaması, tersine derinleştirilmesi isteğiyle bir bildiri yayımladı.

"Ergenekon iddianamesi ahtapotun kollarından birini yakalamıştır. Ancak, diğer kollara ve gövdeye ulaşmakta kendini sınırlamış kaygısı uyandırmaktadır" diyen aydınlar bu davayla Susurluk ve Şemdinli'de kaçırılan fırsatı yakalama olanağı doğabileceğini söylüyor.

Kazananın yurttaşlar, "demokrasimiz ve geleceğimiz" olacağını ifade eden aydınlar, demokratik, özgür, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına dayalı bir ülkede yaşamak isteyen herkesi davanın takipçisi olmaya çağırdı.

Bildirinin tam metni şöyle:

Yıllardır gözlerimizin önünde cereyan eden faili meçhul cinayetlerin, siyasi suikastlerin, devletin içine yuvalanmış çetelerin, halkı birbirine düşürmeyi amaçlayan hain provokasyonların, açık ya da örtülü darbelerin ülkemiz üzerine yaydığı karanlığın bir ucundan da olsa delinmesi olanağı Ergenekon davası ile Türkiye demokrasi güçlerinin önüne çıkmış bulunuyor.

Eleştirilebilecek yanlarına, eksikliklerine ve bazı tartışmalı kurgulamalarına rağmen Ergenekon İddianamesi özünde çok önemli suç iddiaları ve belgeleri içermektedir. Bu suçlar bütün derin bağlantılarıyla ortaya çıkarılabildiği takdirde, temiz toplum olma yolunda Susurluk’ta, Şemdinli’de elimizden kaçırdığımız fırsatı yakalama olanağı doğabilir. Yıllardır apaçık bildiğimiz olayların ve bu olayların ardındaki mihrakların aydınlatılarak adalet önünde hesap vermelerinden kazançlı çıkacak olan ne günün siyasi iktidarı, ne de şu veya bu siyasal çevredir. Kazanan biz yurttaşlar, demokrasimiz ve geleceğimiz olacaktır.

Ergenekon İddianamesi ahtapotun kollarından birini yakalamıştır. Ancak, diğer kollara ve gövdeye ulaşmakta kendini sınırlamış kaygısı uyandırmaktadır. Bu kaygı giderilmelidir. Örneğin askeri yargı, savcılığın gönderdiği belge ve bilgileri dikkate alarak yargılama sürecini işlettiği ve gereğini yerine getirdiği takdirde, Türkiye’yi kuşatan ve giderek derinleşen karanlığın aydınlanmasında önemli bir adım daha atılmış olacaktır. Ergenekon davasının, her türlü uzlaşmanın ötesinde toplumsal ve siyasal ufkumuzun aydınlanması davası haline gelebilmesi için siyasi irade şimdi her zamankinden daha gereklidir. Asker-sivil bütün kurum ve kuruluşlar da davanın karartılmaması ve mutlaka derinleştirilmesi için aynı kararlılığı göstermelidir.

Bu davanın hayati önemine inanan bizler, hukuki / adli sürecin kamu vicdanını her yönden rahatlatacak şekilde, yargı bağımsızlığı çerçevesinde, adil ve titiz yargılama ilkelerine sonuna kadar uyularak sürdürülmesini diliyoruz. Türkiye demokrasi güçlerinin, karşılarında bir siyasal kanadın değil devlet içine yuvalanmış çetelerin ve darbeci zihniyetin bulunduğunun bilinciyle Ergenekon davasının derinleşmesi ve öze varması için ortak mücadele vermeleri gereğine inanıyoruz. Demokratik, özgür, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına dayalı bir ülkede yaşamak isteyen tüm yurttaşları, aklının ve vicdanının sesini dinleyerek davanın takipçisi olmaya çağırıyoruz.

İmzacılar: Abdi Özdiken (Bilişimci), Abdullah Keskin (Sinemacı), Adalet Dinamit (Yönetici), Adnan Özyalçıner (Yazar), Adnan Tonguç (Yazar), Ahmet Aykaç (Prof. Dr.), Ahmet Çakmak (Prof. Dr.), Ahmet Dindar (Avukat), Ahmet İnsel (Prof. Dr.), Ahmet İsvan, Ahmet Kardam, Ahmet Telli (Yazar), Ahmet Ümit (Yazar), Akşin Somel (Prof. Dr.), Ali Akay (Küratör), Ali Deniz Ceylan (Avukat), Ali Kerem Saysel (Akademisyen), Ali Nesin (Prof. Dr.), Ali Uçansu (Diş Hekimi), Arif Ali Cangı (Avukat), Aslı Erdoğan (Yazar), Ayda Arel  (Prof. Dr.), Aydın Cıngı, Aydın Engin (Gazeteci), Ayetullah Sevgir, Ayhan Aktar (Prof. Dr.), Ayhan Bilgen (Mazlum, Der), Ayhan Çabuk (Van Baro Bşk.), Ayhan Kaya (Akademisyen), Ayhan Ongun (İSİDEF Gn. Sek.), Ayla Gürsoy (Prof. Dr.), Aylin Aslım (Müzisyen), Ayşe Berktay (Çevirmen), Ayşe Buğra (Prof. Dr.), Ayşe Erzan (Prof. Dr.), Ayşe Gül Altınay (Akademisyen), Ayşe Hür (Tarihçi, Yazar), Ayşe Kadıoğlu (Akademisyen), Ayşe Soysal (Prof. Dr.), Ayşegül Devecioğlu (Yazar), Ayşegül Kaya (Avukat), Ayşen Anadol (Çevirmen), Bahri Bayram Belen (Avukat), Barış Pirhasan (Yönetmen), Baskın Oran (Prof. Dr.), Bennu Yıldırımlar (Oyuncu), Beral Madra (Küratör), Beril Dedeoğlu (Prof. Dr.), Betül Tanbay (Prof. Dr.), Bircan Yorulmaz, Burhan Şenatalar (Prof. Dr.), Bülent Arınlı (Belgesel yönetmeni), Bülent Atamer (Kimya mühendisi), Bülent Aydın (Gazeteci), Bülent Erkmen (Tasarımcı), Büşra Ersanlı (Prof. Dr.), C. Murat Özgünay, Celal Yıldırım (Dişhekimleri Birliği Bşk), Celalettin Can (78'liler Vakfı), Cem Terzi (Prof. Dr.), Cemal Polat (Sendikacı), Cengiz Aktar (Akademisyen), Cenk Soyer (Mühendis), Cevdet Uçungan (Kars Baro Bşk.), Cuma Boynukara (Tiyatro yazarı), Cüneyt Ozansoy (Akademisyen), Çağatay Anadol (Yayıncı), Çiğdem Mater (Gazeteci), Çiğdem Yalçın Pamukçu (İHOP), Derya Sazak (Gazeteci), Dilara Kahyaoğlu (Eğitimci, sanatçı), Dilek Özcengiz (Prof.Dr.), Doğu Ergil (Prof. Dr.), Emel Ataktürk (Avukat), Emine Uşaklıgil (Yönetici), Emre Gönen (Akademisyen), Enis Rıza (Belgesel yönetmeni), Enver Sezgin , Ercan Karakaş (SODEV), Erdağ Aksel (Akademisyen), Erdal Karayazgan, Erdal Yavuz (Akademisyen), Ergin Cinmen (Avukat), Ergun Gümrah (Yönetici), Erkan Şen, Erol Katırcıoğlu (Prof. Dr.), Erol Kızılelma (SODEV), Ersin Kalaycıoğlu (Prof. Dr.), Ersin Salman (İletişimci), Ertuğrul Cenk Gürcan (Akademisyen), Ertuğrul Kürkçü (Yazar), Esra Güçlüer, Esra Koç, Esra Mungan (Akademisyen), Fahri Aral (Yayıncı), Faruk Arhan (Gazeteci), Fehim Caculi (Yönetici), Feray Salman  (İHOP), Ferdan Ergut (Akademisyen), Ferhat Kentel (Akademisyen), Ferhunde Özbay (Prof. Dr.), Fethiye Çetin (Avukat), Feza Kürkçüoğlu, Fikret Adaman (Prof. Dr.), Fikret Adanır (Prof. Dr.), Filiz Kardam  (Akademisyen), Filiz Kutlar (Sanatçı), Fuat Keyman (Prof. Dr.), Füsun Çeliköz, Füsun Üstel (Prof. Dr.), Gencay Gürsoy (Prof. Dr.), Gonca T. Demir (Avukat), Gül Efem (Akademisyen), Gülay Günlük Şenesen (Prof. Dr.), Gülay Toksöz (Prof. Dr.), Gülen Aktaş (Prof. Dr.), Gülseren Onanç (Kagider), Günay G. Özdoğan (Prof. Dr.), Gündüz Mutluay (Yayıncı), Gürol Irzık (Prof. Dr.), Hacer Ansal (Prof. Dr.), Hakan Tahmaz, Haldun Sural (Akademisyen), Hale Bolak Boratav (Akademisyen), Halil Berktay (Prof. Dr.), Halil Ergün (Sanatçı), Haluk İnanıcı (Hukukçu), Hasan Kuruyazıcı (Mimar), Hasan Öztoprak (Yazar), Hasan Yazıcı (Prof. Dr.), Haydar Ergülen (Şair, yazar), Huri Özdoğan (Prof. Dr.), Hülya Gülbahar (Avukat), Hürriyet Karadeniz, Hüseyin Çakır, Hüseyin Öntaş (Avukat), Hüsnü Öndül (İHD Gn. Bşk), Ilgın Su, Işıl Gürsoy Uyar, Işıl Kasapoğlu (Tiyatrocu), Iştar Gözaydın (Akademisyen), İbrahim Betil, İbrahim Kaboğlu (Prof. Dr.), İhsan Çaralan (Gazeteci), İlhan Tekeli (Prof. Dr.), Jale Parla (Prof. Dr.), Jülide Kural (Oyuncu), Kadri Salaz (İşadamı), Kemal Gökhan Gürses (Karikatürist), Koray Çalışkan (Akademisyen), Koray Doğan Urbarlı, Kuvvet Lordoğlu (Prof. Dr.), Lale Mansur (Oyuncu), Lale Tayla (Gazeteci), Levent Korkut (ai Türkiye Başkanı), Leyla İpekçi (Yazar), M. Ali Özel (Siirt Baro Bşk.), M. Zait Söylemez (Muş Baro Bşk.), Macit Koper (Sanatçı), Mahir Günşıray (Sanatçı), Mahmut Güven (Mardin Baro Bşk.), Mahmut Ortakaya  (Dr.), Manuel Çıtak (Fotoğraf sanatçısı), Markar Eseyan (Gazeteci), Mebuse Tekay (Avukat), Mehmet Ali Aslan (Avukat), Mehmet Altan (Prof. Dr.), Mehmet Dağ, Mehmet Demir (Gazeteci), Mehmet Görgeç (Malatya Baro Bşk.), Mehmet Güleryüz (Ressam), Mehmet Karaca, Mehmet Salmanoğlu, Melek Göregenli (Prof. Dr.), Melek Ulagay (Belgesel yönetmeni), Meral Danış Bektaş (Avukat), Meral Okay (Sanatçı), Meral Tamer (Gazeteci), Meryem Kavak (Avukat), Mesut öztürk (Van eski Belediye Bşk.), Mesut Yeğen (Akademisyen), Meşher Yürek (Bitlis Baro Bşk.), Mete Çubukçu (Gazeteci), Mete Tuncay (Prof. Dr.), Mithat Sancar (Prof. Dr.), Muharrem Erbey (İHD Diyarbakır Bşk.), Murat Aksoy (Gazeteci), Murat Belge (Prof. Dr.), Murat Çelikkan (Gazeteci), Murat Morova (Ressam), Murat Paker (Akademisyen), Murathan Mungan (Yazar), Müfit Erkarakaş (Yönetici), Müge İplikçi (Yazar), Müslüm C. Akalın (Urfa Baro Bşk.), Nabi Yağcı, Nail Satlıgan (Akademisyen), Nazan Aksoy (Prof. Dr.), Necip Korkmaz (Hakkari Baro Bşk.), Necmiye Alpay (Yazar), Nedim Hazar (Yönetmen), Nesrin Sungur (Prof. Dr.), Neşe Erdilek (Sosyolog), Nihal Saban (Prof. Dr), Nil Mutluer (Akademisyen), Nuray Uzunören (Prof. Dr.), Nurcihan Hamişoğlu (HYD), Nurdan Arca (Film yönetmeni), Nurhan Yentürk (Prof. Dr.), Nuri Ödemiş (Bilişim uzmanı), Nurşirevan Elçi (Av. Şırnak Baro Bşk.), Nüket Esen (Prof. Dr.), Nükte Devrim Bouvard (Gazeteci), Okan Akhan (Prof. Dr.), Orhan Alkaya (Şair), Osman Kavala, Osman Köker (Yazar), Oya Baydar (Yazar), Oya Köymen (Prof. Dr.), Ozan Erözden (Akademisyen), Öget Öktem Tanör (Prof. Dr.), Ömer Faruk Gergerlioğlu (MazlumDer Gn. Bşk.), Ömer Laçiner (Yazar), Ömer Madra (Açık Radyo), Ören Altmışyedioğlu (Avukat), Özlem Dalkıran (HYD), Özlem İşbilir (Editör), Pelin Batu (Sanatçı), Pınar Selek (Sosyolog), Ragıp İncesağır (Sanatçı), Raşit Tükel (Prof. Dr.) , Rauf Kösemen (Tasarımcı), Reşat Apak (Prof. Dr.), Reşit Canbeyli (Prof. Dr.), Rezzan Tuncay (Prof. Dr.), Rıdvan Akar (Gazeteci), Rojbin Tugan (Avukat), Sami Evren (KESK Gn. Bşk), Sedat Özevin (Batman Baro Bşk.), Sefa Feza Arslan (Akademisyen), Selim Badur (Prof. Dr.), Selim Mahmutoğlu, Sema Kılıçer (HYD), Semih Kaplanoğlu, Semra Somersan (Akademisyen), Sennur Sezer (Şair), Serap Aksoy (Sanatçı), Serdar M. Degirmencioglu (Akademisyen), Sermet Koç (Prof. Dr.), Serra Yılmaz (Oyuncu, çevirmen), Sezgin Tanrıkulu (Diyarbakır Baro Başkanı), Sibel Irzık (Prof. Dr.), Sinan Gökçen (Gazeteci), Sungur Savran (Yazar), Şaban Dayanan (İHD), Şahika Yüksel (Prof. Dr.), Şanar Yurdatapan (Müzisyen), Şebnem İşigüzel (Yazar), Şebnem Korur Fincancı (Prof. Dr.), Şehbal Şenyurt (Belgesel yönetmeni), Şevket Pamuk (Prof. Dr.), Şeyhmus Diken (Yazar), Tahsin Yeşildere (Prof. Dr.), Tan Oral (Karikatürist), Taner Akçam (Yazar), Tanıl Bora (Yazar), Tarhan Erdem (Yazar, araştırmacı), Tarık Ziya Ekinci (Dr.), Tatyos Bebek (Diş Hekimi), Teoman Pamukçu (Akademisyen), Timur Akçalı (Akademisyen), Timur Demir (Ağrı Baro Bşk.), Toktamış Ateş (Prof. Dr.), Tuba Çandar (Yazar), Tuğrul Eryılmaz (Gazeteci), Turgut Tarhanlı (Prof. Dr.), Tülay Ateş (Avukat), Umur Coşkun (Yönetici), Ümit Fırat (Yazar), Ümit Kardaş (Avukat), Ümit Kıvanç (Yazar), Ümit Şenesen (Prof. Dr.), Ünal Ünsal (Emekli Büyükelçi), Vasıf Kortun (Sanatçı), Vecdi Sayar (Gazeteci-Yazar), Vedat Yılmaz (Dr.), Veysel Eşsiz (Akademisyen), Viki Çiprut (Gazeteci), Yakın Ertürk (Prof. Dr.), Yalçın Ergündoğan (Gazeteci), Yaman Aksu (Yazar), Yılmaz Ensaroğlu (Mazlum Der), Yiğit Bener (Yazar), Yusuf Alataş (IHD), Yücel Sayman (Avukat), Yüksel Selek, Zafer Kıraç, Zakarya Mildanoğlu  (Mimar), Zeynep Ekener (HYD), Zeynep Gambetti (Yazar). (TK/EZÖ)

Facebook'da ırkçı örgütlenmeler

İZMİR (14.08.2008)- Dünyanın en büyük iletişim ağlarından Facebook, ırkçı grupların faşist duygularını dile getirdikleri, bir araya geldiği bir platform halini aldı. Ağda, Özellikle Kürt ulusuna dönük faşist söylemler öne çıkarken coğrafyamızda yaşayan diğer ezilen uluslara dönükte şovenist yaklaşımlar sergileniyor.

Bu gruplardan “En iyi Kürt ölü Kürt’tür”, “Kürt sorunu yok, Kürt istilası var”, “Kürtlere soykırım yapılsın diyenler” faşist söylemleri ile en dikkat çekenleri. Yüzlerce üyesi olan “En iyi Kürt ölü Kürt’tür” grubunun açıklama yazısında ise şu ifadelere yer veriliyor: “Bu grup, Türk kimliğini kabul etmeyen, ‘Ben Kürt oğlu Kürdüm’ diyen, ama bir yandan da bu vatanın olanaklarından yararlanan Kürtlere karşı kuruldu. Kürtlerin bu ülkede başımıza neleri sardığını biliyor musunuz?   Ülkemizdeki suç oranlarının; fuhuş ve kadın ticaretinin yüzde 98.2’si, uyuşturucu ve silah kaçakçılığının yüzde 96.4’ü, çeteleşme, mafya, gasp, hırsızlık, dolandırıcılık, zorla alıkoyma suçlarının yüzde 79.7’si, dolandırıcılık suçlarının yüzde 68.9’u, cinayet suçlarının yüzde 68.4’ü, tecavüz suçlarının yüzde 87.6’sı, taciz suçlarının yüzde 94.2’ü onlar tarafından yapılıyor. Şehirdeki mazlum yüzlü çakal!.. İçimizdeki dost görünümlü hain, dağdaki şerefsiz terörist!!.. Kürtleri ülkemizde istemiyoruz!!!.. Bu düşünceye sahip olan her Türk evladı demek, bu suç oranlarının yok olup silinmesi demektir!!..”

Irkçı ve faşist düşünceleri internet ağı üzerinden genç beyinlere aşılamaya çalışan grubun sayfasında Kürtlere yönelik birçok hakaretin ve şovenist söylemin yanı sıra üyeler tarafından yazılmış “Ben ırkçı değilim, sadece Kürt düşmanıyım” şeklindeki ilginç yazılarda dikkat çekiyor.

Buduncular sahnede

Daha önce İzmir’de düzenledikleri “Kürt Nüfus Artışı Durdurulsun” çağrılı imza kampanyasıyla gündeme gelen ve geçtiğimiz aylarda kendisini fesheden Türkçü Toplumcu Budun Derneği yöneticileri de ırkçı imza kampanyalarını Facebook üzerinden sürdürüyor.

Derneğin feshedilmeden önce başkanlık görevini yürüten Cenk Tozkoparan, grubun yöneticilerinden biri. Grubun giriş sayfasında “Son elli yılda hiçbir Türkçünün, ve ırkçının yapamadığını Cenk Tozkoparan 10 yılda yaptı” ifadeleri kullanılırken, “Kürt Nüfus Artışı Durdurulsun” kampanyasına destek vermek isteyenlerin isimlerini gruba eklemeleri çağrısı yapılıyor.

Türkçü Toplumcu Buduncu derneği hakkında, “kürt nüfusunun artışı durdurulsun” telebi ile ürütüğü imzxa kapmanyasından dolayı İzmir Barış girişimi, ÇHD, İHD'ninde aralarında olduğu kurum ve kişiler tarafından dava açılmıştı. İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği’ ve ‘halkı aşağıladığı’ gerekçeleriyle açılan davaya, Çingene Hakları Merkezi ve Helsinki Yurttaşlar Derneği de müdahil olarak katılıyor.

 

Kürt düşmanlığı Facebook'ta : “En iyi Kürt ölü Kürt'tür, Kürtlere soykırım yapılsın”

Facebook’ta polis mesajları

En iyi Kürt ölü Kürttür

Türk adaletinden (!) Türklere “Kürde ölüm tehdidi” özgürlüğü!

Ergenekon milisleri Kürtleri temizleyecekti!

Bir askerden vahşet itirafları

Çeyrek asır

pkk-mahsun_korkmaz_agit PKK'nin 15 Ağustos 1984'te Eruh ve Şemdinli eylemleriyle başlayan süreç 25. yılına girmiş bulunuyor. Çeyrek asır, dile kolay; Kürt halkı kesintisiz olarak bir çeyrek asırdır direniyor. Hem de kan-ter içinde bu direnişi sürdürüyor. İlk defa bir Kürt isyanı yenilmeden ve kesintiye uğramadan bir çeyrek asırdır devam ediyor. Bunun herkes açısından ortaya çıkardığı sonuçlar vardır. 25. yıla girerken herkesin bu gerçeği iyi değerlendirmesi ve ona göre davranması gerekiyor.
Bir kere, PKK isyanı, Türk devletinin birkaç ayda veya birkaç yılda Kürt isyanlarını ezme ve bastırma geleneğine son vermiş durumdadır. Türkiye tarafının her şeyden önce bu gerçeği görüp kabul etmesi ve buna göre bir tutum geliştirmesi gerekir. Deve kuşu misali başını kuma sokarak bu gerçeği görmeden hareket etmek, sahipleri açısından en başta kaybetme etkeni olur. Çünkü geçen yirmi beş yıl boyunca devlet, ordusuyla, toplumuyla, ekonomisiyle, diplomasisiyle, kısaca her şeyiyle 'Ezip köklerini kazıyacağım' diye hareket etmiş, ancak çeyrek asır geçmesine rağmen bunu başaramamıştır. Bunu görmeyip de sanki yeni başlıyormuş gibi, 'ezip köklerini kazıyacağım' sözünü tekrarlaması artık hiç inandırıcı ve güven verici olmamaktadır. Artık bu deve kuşu politikasından ve ezberlenmiş tekrardan vazgeçmek gerekiyor. Yirmi beş yıldır başarılamayan daha ne zaman başarılacak!
Bir de bu yirmi beş yılda yürütülen ezme ve imha etme çabalarının Türkiye toplumuna ödettiği çok ağır bir bedel vardır. İmralı mahkemesi sürecinde '35 bin kişinin ölümünden' söz edilmişti. Geçen hafta Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in basına yansıyan açıklamasına göre, devletin savaş masrafı '300 milyar dolar' olmuştur. Devlet içerde ve dışardaki tüm itibarını bu kirli savaşta tüketmiştir. Şimdi artık toplum daha fazlasını kaldıramıyor. Onlarca yıllık geleneği şimdiden yok edilmiş bulunuyor. Türkiye toplumu feryat ediyor, 'Bitsin artık bu savaş' diyor. Toplumun bu gerçeğini hiçbir psikolojik savaş yöntemi örtemiyor.
Peki, yirmi beşinci yıla girerken Türkiye'yi yönetenler, toplumun yaşadığı bu gerçeği görüyorlar mı? Kuşkusuz görüyorlardır. Çünkü toplumun yaşadığı ağır travmayı görmemek mümkün değil. Zaten sivil-asker yöneticiler neredeyse toplumun içine çıkamıyorlar. Her birinin neredeyse bine yaklaşan koruması var. Öyle görülüyor ki, içten içe izledikleri politikanın başarılı olacağına dair inançları da yoktur. Buna başta Başbakan olmak üzere AKP yöneticilerinin ve generallerin yüzünden okumak mümkün. Ancak hiçbirisi bu gerçeği ifade edemiyor. Çünkü bunu söylemek 'ihanet' sayılıyor. Türkiye'nin zenginliklerini sömüren iç ve dış odaklar sürekli savaşı tahrik ediyor. Bunun çok ağır bedelini de emekçi ve yoksul Türkiye halkı ödüyor.
Elbette çeyrek asır direnmek Kürt halkı için de kolay ve bedelsiz olmamıştır. O direniş ki, gerçek anlamda karıncanın file karşı mücadelesini ifade etmektedir. Özgür yaşam istemi ve iradesinden başka bir şeyi olmayan bir halkın dünya gericiliğiyle savaşması anlamına gelmektedir. Bu anlamda yirmi beş yılın ağır bedelini ödeyen aslında Kürt halkı olmuştur. Yirmi bine yakın genç evladını bu direnişte bedel vermiştir. Öldürmemiş, kendisi ölmüş; yerinden yurdundan olmuş, zindanlara dolmuş ve işkenceden geçmiş; aç, susuz, yoksul, bilinçsiz ve örgütsüz olmasına rağmen, büyük bir cesaret ve fedakarlıkla bu çeyrek asırlık direnişi yürütmüştür.
Kısaca çeyrek asırlık direnişi Kürt halkı, büyük zorluklarla boğuşarak ve ağır bedeller ödeyerek gerçekleştirmiştir. Ancak yaşadığı zorluklar, ödediği bedeller asla boşa gitmemiştir. Kürt toplumu bu çeyrek asırlık direnişle adeta dünyaya yeniden doğmuştur. Yirminci yüzyıl sisteminin kendisine biçtiği 'yok sayma ve yok etme' fermanını yırtarak, 'var olma ve özgür yaşama' tarihini başlatmıştır. Köleliği, teslimiyeti, örgütsüzlüğü kırmış, ulusal ruh, bilinç, örgütlülük ve birlik yaratmış; özgür, bilinçli, iradeli, örgütlü bireyi ve toplumu ortaya çıkarmıştır. Ulusal Diriliş Devrimi'ni başarmış, Demokratik Devrim sürecini geliştirmiştir. Geçen çeyrek asır Kürt tarihinin belki acısı, zorluğu çok dönemlerinden biri olmuştur, ancak bunun karşılığı olarak en bilinçli, örgütlü, mücadeleci, onurlu, özgür, demokratik ve gelecek tasarımı olan bir dönemi olduğu da kesindir.
Kürtler, çağdaş anlamda özgürlük bilincini, örgütlülüğünü ve direnişini 15 Ağustos sürecinde yaratmışlar ve geliştirmişlerdir. Yani 15 Ağustos sürecinin yarattığı halk konumundadırlar. Onun için Kürt bireyi ve toplumu bu tarihi kendisi açısından bir 'Milat' olarak görmektedir. 15 Ağustos ile yeniden doğduğuna inanmaktadır. Bu inanç ve bilinç, geçen yirmi beş yıl boyunca hiç azalmamış, tersine yıldan yıla daha da büyümüş ve kökleşmiştir.
agit_mahsun_korkmaz_15_ag Şimdi yirmi beşinci 15 Ağustos yılına Kürtler bu temelde giriyorlar. Ulusal-demokratik direniş daha yaygın ve derin bir biçimde sürüyor. Direnişin acısı ve ağır bedeli devam ediyor. Bunlar kuşkusuz Kürt toplumunu çok ciddi bir biçimde zorluyor. Ancak çeyrek asırlık direniş tecrübesiyle Kürtler zorlukları yenmeyi öğrenmiş bulunuyorlar. Neden acı çekip bedel ödediklerini çok iyi biliyorlar. Bu bilinçle de her zaman kendilerini yenileme gücünü ve kararlılığını yaratıyorlar. Çeyrek asılık direnişin ortaya çıkardığı bilince, tecrübeye, örgütlülüğe ve Önderliğe dayanarak yeni mücadele süreçlerine adım atıyorlar.
Kürtler çeyrek asırlık ulusal-demokratik direniş içerisinde kendilerini yeniden yaratmışlardır. Bilinciyle, partisiyle, gerillasıyla, örgütlülüğüyle yeni bir Kürt toplumu doğmuştur. Bu doğuşta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile Agit isminde temsilini bulan 'Şehitler' gerçeği belirleyici bir rol oynamıştır. Artık bu gerçekleri yok saymak, geçen çeyrek asrı tarihten silmek mümkün değildir. Bu olgunlukla Kürtler, bu gerçeklerin herkesçe kabul edilmesini ve demokratik bir yaklaşımı göstermelerini beklemektedir. Bu temelde kardeş  halklarla ilişkilenmeye hazır olduklarını herkese göstermektedirler. Bunu gerçekleştirmek için yirmi beşinci yılda da Kürtler direnişe devam etmektedirler. Bugün 15 Ağustos direniş süreci ædî Bes e hamlesiyle sürmektedir. Ruh, bilinç, amaç bu temelde yaşamaktadır. Başarı azmi, inancı ve kararlılığı çok daha güçlüdür. Yirmi beşinci yılda da kazanan Kürt halkının demokratik direnişi olacağı kesindir.
Bu inançla Ulusal Direniş Bayramı'nı kutluyor, yirmi beşinci yıl mücadelesinde başarılar diliyoruz!imageSelahattin Erdem