Cizreli çocuklara cezaevinde işkence

mersinpoliscocuklaraiskence Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye getirilişinin 10. yıldönümü nedeniyle Şırnak ve Cizre'de düzenlenen protesto gösterilerinin ardından gözaltına alınarak tutuklanan çocukların, hem gözaltında hem de cezaevinde işkenceye maruz kaldığı belirtildi. Çocukların dondurucu soğukta saatlerce bekletildikleri, cinsel taciz, kaba dayak ve benzeri muamelelere maruz kaldıkları raporlaştırıldı.
Cizre'de 15 Şubat'ta düzenlenen protesto gösterilerine katıldıkları gerekçesiyle tututlanan 18 yaşından küçük Ö.P., M.A, İ.A, C.R ve S.P adlı çocuklar, Cizre Emniyet Müdürlüğü'ndeki gözaltı sürecinde ve daha sonra götürüldükleri cezaevinde kendilerini işkence yapıldığını söyledi. Lise ve ortaokul öğrencilerinin de aralarında bulunduğu, 'örgüt adına eylem yapmak', 'örgüt propagandası yapmak' gerekçesiyle mahkemece tutuklanarak önce Cizre Cezaevi'ne ardından da Diyarbakır E Tipi Kapalı cezaevinde iskence Cezaevi'ne sevk edilen çocuklar, hem gözaltında hem de cezaevlerinde yaşadıklarını Tutuklu-Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED) avukatlarına anlattı. TUHAD-FED avukatları Muharrem Şahin ve Fuat Coşacak, 11 Haziran'da yaptıkları görüşmeyi raporlaştırdı. Çocuklar gördükleri işkenceleri anlattı: 'Gözaltına alındığımızda her türlü küfür edildi. Yemek, su verilmedi. Tuvalete götürülmüyorduk ya da uzun süre bekletildikten sonra götürülüyorduk. Daha sonra yemek verilecek diye gece saat 01.00'de kaldırarak, yemeği önümüze fırlatıyorlardı. Bazen de gecenin bir vaktinde bizi uyandırarak sabaha kadar tek ayak üzerinde bekletiyorlardı. M.A. adlı bir arkadaşımızı çok dövdüler. Hatta cinsel tacizde bulundular, makata parmak attılar. Polisler nezarethane ve tuvaletleri bize zorla temizletti. Görevli polisler bize, 'Burada her şey yasak ama seks yapmak serbesttir, onu yapabilirsiniz' diyerek bizi aşağılıyordu.'
newroz2008cuneyt Gözaltında başlayan kötü muamelenin Cizre Cezaevi'ne götürüldükten sonra da devam ettiğini söyleyen çocuklar, 'Gece saat 24.00'te sadece iç çamaşırlarımızın üzerimizde kalması şartıyla arama yapacaklarını söylediler. Bizi 2-3 saat dışarıda eksi 10 derece soğukta beklettiler' dedi. Cizre Cezaevi'nden Diyarbakır E Tipi Cezaevi'ne sevk sırasında da işkencenin devam ettiğini belirten çocuklar, H.Ş'nin görevli Jandarma Komutanı, Y.K'nin de önce Cizre Jandarma Karakol Komutanı tarafından kemerle dövüldüğünü aktardı. Y.K'nin daha sonra Diyarbakır'da da tekrar dövüldüğünü ve dişinin kırıldığını belirten çoçuklar, iki ay öncesine kadar yemekleri çok az olduğu için doymadıklarını kaydetti. Çocuklar, Cezaevi Müdürü'ne, Başgardiyan'a ve psikologa söylemelerine rağmen 'İmkanlar bu kadardır' denilerek soruna çözüm bulunmadığı için personelin yemeklerinden kalan artıklarla karınlarını doyurmaya çalıştıklarını ifade etti. Murat Şahin isimli İnfaz Koruma Memuru'nun da sürekli küfürlü konuştuğu ve cinsel içerikli konuşmalar yaptığı belirtildi. DİYARBAKIR - DİHA

IRKCI CiNAYET Mi ? “Esra intihar etmedi, öldürüldü!”

5833912 Ankara'da intihar ettiği iddia edilen ve cenazesi Yüksekova'da toprağa verilen Esra Daren'in ailesi kızlarının vücudunda darp izleri olduğunu belirterek, suç duyurusunda bulundu. Aile olayın intihar olmadığını, dolayısıyla savcılıktan tekrar otopsi yapılmasını istedi.
2002 yılında Yüksekova Emniyet Müdürlüğü'nde görev yapan polis memuru V. Daren ile evlenerek Ankara'ya yerleşen 1988 doğumlu Esra (20) 16 Haziran'da Ankara'daki evinde intihar ettiği iddia edilerek cenazesi ailesine teslim edildi. Yüksekova'da toprağa verilen Daren'in ailesi kızlarının intihar etmediğini eşi tarafından öldürüldüğünü iddia etti. Daren'in otopsi işlemlerinin yeniden yapılması için Yüksekova Savcılığı'na başvuran aile, polis memuru V. Daren hakkında soruşturma açılmasını talep etti.

Sürekli Kürtlere hakaret eden Polis!..
nurheyatoztekin İddiaya göre Esra Daren 2002 yılında, polis memuru V. Daren ile evlendi. Evlendikten sonra eşi tarafından 'Kürtlerle ilişkisinin keseceksin' denilerek, evden çıkması engellendi. Ailesiyle görüşmesi de yasaklanan Daren, evliliğinin üçüncü ayında evi terk etti, ancak ncak ailesi tarafından ikna edilerek tekrar eşinin yanına gönderildi. Bunun üzerine V. Daren tayınını isteyerek, Ankara'ya yerleşti. Esra Daren ile eşi arasında Ankara'da da devam eden tartışmalar, Yüksekova'da Newroz kutlamaları sonrasında V. Daren'in Kürtlere hakaret etmesiyle daha da arttı. Yaşanan tartışmalardan sonra eve hapsedilen Esra Daren'in, ailesiyle dahi görüşmesine izin verilmedi. Bu tartışmaların ardından geçtiğimiz hafta Esra Daren'in cenazesi ailesine intihar etti denilerek verildi. Ancak aile kızlarının öldürüldüğünü düşünüyor. Kızının intihar ettiğine inanmadığını ve son zamanlarda kızının eve hapsedilmesinden dolayı kızıyla görüşemediğini söyleyen Daren'in annesi Nurhayat Öztekin, 'Kızımın evlendikten sonra eşi sürekli Kürtlere hakaret ediyordu. Bundan dolayı evliliğinin üçüncü ayında evi terk etti. Sonra tekrar ikna ederek gönderdik. Ancak bizi aradığında sürekli 'eşim bana hakaret ediyor. Televizyonda Yüksekova ile ilgili haber çıktığı zaman küfür ediyor' diyordu. Son zamanlarda artık görüşemiyordum. Kızımı eve hapsetmişti. Ben intihar ettiğini düşünmüyorum. Kesinlikle eşi öldürdü. Bu olayın peşini bırakmayacağız' dedi. Daren'in ölümünün intihar değil, cinayet olduğunu söyleyen n amcası Naif Öztekin ise, 'Ben Esra'nın cenazesini almak için Ankara'ya gittim. V. Daren'in çalıştığı Hasköy Karakolu'nda baş komiserle konuştuk. Komiser bize olayı anlattı. Sonra olay sırasında eve giden polislerle konuştuk, onlar da farklı anlattılar. Yani bilgileri kesinlikle birbirini tutmuyor. Bu olay kapatılmaya çalışılıyor. Bize otopsi raporu dahi verilmedi. Burada açık bir cinayet vardır' diye konuştu. Daren'in cenazesini yıkayan teyzesi Nurcan Uray ise, Daren'in gözlerinde, bacaklarında, ayak topuğunda ve kollarında darp izleri olduğunu söyledi. Uray, başta kadın kurumları olmak üzere, yetkilileri konu hakkında duyarlı olmaya çağırdı.

Beş yılda 1000 namus cinayeti : Türklerde işliyor… Azmedenlerle sanıkların yarısı “malesef” Kürt!

 

 foto_ozet 2003-2008                NAMUS CINAYETLERI            1065 CINAYET

ISTANBUL 167
ANKARA 144
IZMIR 121
DIYARBAKIR 69
BURSA 58
ANTALYA 46
AYDIN 38
KAYSERI 34
SAMASUN 32
SAKARYA 30
BOLGELERE GORE NAMUS CINAYETLERI %
MARMARA 28
EGE 20
IC ANADOLU 20
GUNEYDOGU 12
DOGU ANADOLU 8
KARADENIZ 6
2003 150
2006 (Her yil artiyor 216
2008 YARISI… 117

04

Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı tarafından açıklanan Töre ve Namus Cinayetleri Raporu töre ve namus için işlenen cinayetlerin nedenleri, illere ve bölgelere göre dağılımı yapıldı. Rapora göre 2003-2008 arasında namus için 948 cinayet işlendi. 2008 yılında şu ana kadar işlenen 117 cinayet eklenince bu rakam 1065'e çıkıyor. Rapora göre 2003'te 150, 2004'te 175, 2005'te 175, 2006'da 216 ve 2007'de 220 cinayet tespit edildi. 10

Raporda son yıllarda insan hakları ve kadın hakları alanında mevzuatta sağlanan ilerlemelere karşın cinayetlerin sosyal bir olgu olarak varlığını artan bir şekilde sürdürmesi meselenin yılları aşan ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlarını içeren çok katmanlı yapısallığına bağlandı. Sorunun bugünden yarına çözülebilecek, tek boyutlu bir sorun olmadığının belirtildiği raporda çözümün ancak sistematik, kapsamlı ve uzun yılları gerektiren çabalarla mümkün olacağı belirtildi.

Raporda cinayetlerin en önemli nedenlerinin kadının ataerkil geleneksel yapıdan kaynaklanan özellikle namus kavramıyla tanımlanan cinselliğe ilişkin "kendinden beklenen rollere aykırı davranması" olduğu belirtildi.

14

Rapora göre doğrudan namus nedeniyle işlenen cinayet sayısı 300'ü geçerken bu toplam cinayetler içinde yüzde 30'luk bir dilimi oluşturdu. Yasak ilişki sebebiyle öldürülen 94, cinsel taciz sebebiyle öldürülen 71 ve tecavüz sebebiyle öldürülen 17 kişi de namus cinayetleri kapsamına alındığında bu oran yüzde 50'yi geçiyor. Aile içi uyuşmazlık, kan davası, kız alıp-verme de diğer sebepler arasında.

7455 Şimdiye kadar namus cinayetlerinin en çok Kürt illerinde işlendiği iddiasıda rapora göre doğrulanmadı. AMA…Raporda Kürt illerinde diğer bölgelere nazaran işlenen cinayetlerin oranı daha az görünmesine karşın cinayetleri işleyen kişilerin ve sanıkların yarıya yakının Kürt illerinden olduğu tespit edildi. Raporda İstanbul 167 cinayetle ilk sırada yer alırken, İstanbul'u 144'le Ankara, 121'le İzmir, 69'la Diyarbakır, 58'le Bursa, 46 ile Antalya, 38'le Aydın, 34'le Kayseri, 32'yle Samsun ve 30'la Sakarya izliyor.En fazla namus ve töre cinayetinin yüzde 28'lik bir oanla Marmara Bölgesi olurken, Ege Bölgesi'nde yüzde 20, İç Anadolu Bölgesi'nde yüzde 20, Güneydoğu Anadolu Bölgesi yüzde 12, Doğu Anadolu Bölgesi yüzde 8 ve Karadeniz Bölgesi yüzde 6.

01

Namus Cinayetleri

"Namus Cinayetleri"nde bugüne kadar hayatını kaybeden kadınların sayısı bilinmiyor.

Kadın örgütleri, sivil toplum örgütleri ve meslek örgütlerinin uzun yıllar süren mücadelesi sonucu, 2005 yılının Haziran ayında yapılan değişiklikle, "Namus Cinayetleri"ni adeta teşvik eden Türk Ceza Kanunu'nun 462.maddesi değiştirilmiş, cinayeti işleyen, cinayete azmettiren ya da ölüm kararını alan tüm aile bireylerine ağır hapis cezaları getirilmiştir.

Ancak yasa değişikliğine rağmen bazı hakimler hala suçlulara "ağır tahrik indirimi" uygulayarak az ceza vermekte, çoğu genç kız ve kadın aileleri tarafından intihara zorlanmaktadır.

NOT: Multimedya www.sakliyuzlerfilm.com sitesinden alinmistir.

BUSH VE ZEBARİ BİRARAYA GELDİ: ABD-IRAK STRATEJİK ANLAŞMASI ELE ALINDI

BUSH VE ZEBARİ bush and zebari PNA-Irak Dışişleri Bakanlığı, iki ülke arasındaki yeni güvenlik anlaşmasıyla ilgili bekleyen konular üzerinde uzlaşılmaya çalışıldığı açıklamasında bulundu. Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari’nin, Washington’da ABD Başkanı George W. Bush ile görüşmesinden sonra yapılan açıklamada, tarafların, ihtiyaçlara yanıt verecek anlaşmaya varmak amacıyla bekleyen konulara uygun çözümler bulunması konusunda anlaştığı kaydedildi.

Açıklamada, Başkan Bush’un, stratejik öneme sahip anlaşmayı imzalamak amacıyla yürütülen görüşmeler sırasında Irak Hükümetince gündeme getirilen endişeleri anlayışla karşıladığını ifade ettiği belirtildi. Zebari’nin de beklenen anlaşmanın, BM’nin sorumluluğunun sona ermesinden sonra yasal boşluklarla riske girebilecek siyasal ve güvenlik alanındaki son kazanımları korumak açısından hayati önem taşıyacağını söylediği kaydedildi.

Zebari, Washington’da ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, iki ülke arasında çıkmaza giren, 31 Temmuz’dan sonra Irak’taki güvenlik düzenlemesine ilişkin görüşmelerin, anlaşmayla sonuçlanacağı konusunda umutlu olduğunu belirtmişti.

BM’nin Irak’taki güvenlik operasyonlarında sorumluluğu ABD’ye vermesine ilişkin düzenleme, Temmuz sonunda süresini dolduracak. ABD ve Irak, o tarihten sonraki güvenlik düzenlemesinin niteliğini bir süredir müzakere ediyor, ancak Irak, ABD’nin isteklerinin kendi ulusal egemenliğini ihlal ettiğini kaydederek, yeni düzenlemede daha fazla rol ve sorumluluk istiyor.(ajanslar)

AVRUPA KONSEYİ: ‘’TÜRKİYE’DE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ İLE İLGİLİ YENİ ENDİŞELER VAR’’

POLAND/
PNA-Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Terry Davis, "Türkiye’de ifade özgürlüğüyle ilgili yeni endişeler olduğunu" ifade etti.

Davis, yaptığı yazılı açıklamada, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinde yapılan değişikliklerin "yeni umutlar" doğurduğunu, ancak "bir yayıncı, bir şarkıcı ve çocuk korosuyla ilgili davalar açılmasının bu umutlara gölge düşürdüğünü" kaydetti.

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, "Türkiye’nin bir dostu olarak Türk yetkililerine, gerçek bir demokrasi için ifade özgürlüğüne saygı gösterilmesinin gerekli olduğunu hatırlatmak isterim. Ayrıca bu hak Türkiye’nin de 1950 yılında Avrupa Konseyine katılımından bu yana taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesiyle koruma altına alınmıştır" ifadelerini kullandı.