Bir kez daha parti ve kişilerin çıkarlarını esas alan acılı tarih ve olumsuzluk tekrarlandı.

PJAK: Kürt hükümeti geri adım attı ANF KANDİL (13.11.2007)-Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK), Kürdistan Federe Bölge Hükümeti’ne sert eleştirilerede bulunarak, ‘’Kürt hükümeti Türk devletini destekleyen son tavrı ile geri adım attı’’ dedi. PJAK silah silah bırakma çağrılarının teslim ve tasfiye amaçlı olduğunu belirtti. Türkiye’nin işgal tehditleri ve Kürt hükümetinin tavrına dikkat çeken PJAK, ‘Türk Başbakanı Tayyip Erdoğam ve ABD Başkanı George Bush arasında yapılan görüşmede, Türkiye Amerika’nın desteğini almanın memnuniyetini yaşadı’ derken Kürt hükümetine de sert eleştiriler yaptı. PJAK, “Başta işgale karşı olan Kürdistan Bölgesel Hükümeti, bu tavrından geri adım attı. Sadece ulusal birlik ve her tür dağılmaya karşı değil, ulusal imkanların korunması karşısında da Kürt halkının umudu kırıldı. Bir kez daha parti ve kişilerin çıkarlarını esas alan acılı tarih ve olumsuzluk tekrarlandı. Kürt hükümetinin Türk devletini destekleyen son tavrı, PÇDK ve diğer kurumlara baskılar, ilk aşamayı oluşturuyor. PKK ve PJAK güçlerinin bulunduğu Medya Savunma Alanları’na ambargo uygulanması, çembere alınması ve gidiş gelişlerin yasaklanması, PKK’ye karşı Türkiye faşist devletine destek vermenin ikinci aşamasını gösteriyor” dedi. KÜRT HÜKÜMETİNE SERT ELEŞTİRİ Kürdistan Bölgesel Hükümeti’nin başta ulusal bir duruş göstererek Türkiye’nin işgal planlarına karşı çıktığına işaret eden PJAK’ın açıklaması şöyle: “Bush ve Erdoğan görüşmesinden sonra onlara da bir rol verildiği anlaşılıyor ve onların (Kürt hükümeti) açıklamalarından Türkiye kendilerini tanır ve meşru görürse işgale destek vermeye hazır oldukları anlaşılıyor. Şimdi öyle bir süreçteyiz ki, Türkiye’nin olası işgali sadece PKK’yi değil, Kürt ulusal kazanımlarının tümünü ve Kerkük sorununun çözümünü engellemeyi hedefliyor.” Kürt sorununun diyalog ve demokrasi ile çözülebileceğini ifade eden PJAK, bunun tüm Ortadoğu halkları ve Kürtlerin istemi olduğunun altını çizdi. Kürt sorununun çözümü için diyalog ve barışçıl yolların PKK ile PJAK’ın temel aldığı çözüm olduğunu belirten PJAK, kendilerini en fazla üzen durumun “Kürt hükümetinin kendilerini şartsız ateşkese çağırması, Kürdistan’ın yüksek dağlarını terk etmelerini istemesi ve teslim olmayı çözüm olarak görmeleri” olduğunu vurguladı.

Iraklı yetkili: Türk helikopterleri boş köyleri vurdu ZAXO (13.11.2007)-Türk ordusunun Güney Kürdistan’da PKK varlığını bahane ederek bombaladığı bildirildi. Iraklı yetkili Türk helikopterlerinin boş köyleri vurduğu ve herhangi bir can kaybının olmadığını kaydetti. Alınan bilgilere göre Türk uçakları sınır ihlalinde bulunarak Güney Kürdistan topraklarını bombaladı. Türk ordusuna bağlı savaş uçakları, Zaxo kenti kırsal alanında bulunan Haftanin bölgesine Varsoran Köyü ile Geliyê Pissaka bölgeleri ile Şeladizê İlçesi'ne bağlı Avaşin ve Nergula Köyü kırsal alanına yoğun bombardıman yaptığı bildirildi. Bölgede hava saldırısının sürdüğü öğrenildi. Türk ajansları Türk jetlerinin sabaha karşı saat 02.00'de sınırı geçerek Irak hava sahasına girdiği ve eski bir karakol binası ile bazı hedefleri vurduğunu ileri sürdü. AncaK “Jet” ifadesini kullanmayan Irak’lı bir yetkili de Türk helikopterlerinin Irak sınırındaki bir köye saldırı düzenlediklerini söyledi. AP ajansına konuşan sınır bölgesi denetiminden sorumlu Irak ordusu Albayı Hüseyin Tamir, hava saldırısının Zaxo yakınlarında terkedilmiş köylere yönelik yapıldığını belirtti. Saldırı sonucu can kaybının olmadığını söyleyen Tamir ‘’orda sadece boş köyler var ve orada PKK güçleri yoktur’’ dedi.

Washington, Kürtler yerine Türkler’i seçer İhsan DÖRTKARDEŞ/ (DHA) AMERİKAN Enterprise Ensitüsü uzmanı Michael Rubin, ABD'nin PKK konusunda sağlıklı istihbarata sahip olmadığını, PKK'nın taktik değiştirdiğini, eylemlerinde Kürt Peşmergeler arasında ilişki olduğunu savundu. Türkiye'nin 10 yıl önce izlediği Suriye politikası gibi kararlı olması gerektiğini anlatan Rubin, Iraklı Kürtler'in Washington'u ‘Ankara’ ve ‘Erbil’ arasında seçime zorlaması halinde Washington'un Ankara'yı tercih edeceğini söyledi. ABD'deki Türkiye Michael Rubin, Amerika’nın Sesi Televizyonu’nun sorularını yanıtlarken Bush- Erdoğan görüşmesinde gerçek bir krizin değerlendirildiğini, ABD’nin istediğini elde ederek ortamın sakinleşmesini sağladığını söyledi. Rubin, “Türkiye, ABD’nin PKK’ya karşı somut adım atmasını sağlamak istiyordu, bunu aldı mı bilemiyorum. Türkiye ile ABD istihbarat paylaşımı ve silahlı kuvvetler arasında daha sıkı irtibat sağlanması konusunda anlaştı. Ama, PKK konusunda ABD’nin çok fazla istihbarata sahip olduğunu düşünmüyorum'' diye konuştu. Rubin, biri genel diğeri uydulardan elde edilen olmak üzere iki farklı istihbarat olduğunu, Türkiye'nin bu bilgilere sahip olduğunu belirterek, şöyle dedi: “Türkiye'nin elinde Türk uçakları ve kaynaklarından alınan istihbarat var. Türkiye’nin, saldırıların engellenmesinde kullanabileceği istihbarata ihtiyacı var. Bu da, insan kaynaklarından sağlanır. ABD bu alanda yetersiz. Örnek vereyim: 2003 yılı Ekim ayında, Diyana’nın (Kuzey Irak’taki bir kent) kuzeyinde PKK bana silah çekti. Bana refakat edenler ortamı sakinleştirdi. ABD’ye döndüğümde bu bilgiyi yetkililere ilettiğimde, bana ’orada PKK üyeleri mi var?’ dediler. Eğer o bölgede 30 PKK’lı teröristin bulunduğunu; ve orada kalıcı yapılar inşa ettiklerini bilmiyorsanız, o zaman sizin elinizdeki istihbarat ne kadar sağlıklı olabilir?'' Rubin, Başkan Bush'un istihbarat paylaşımı sözü vermesi üzerine, yönetimin bu sorun üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırmasını beklemediğini vurgularken, “2004 yılı Haziran ayında, İstanbul'daki NATO zirvesinde Başkan Bush, PKK tehdidiyle mücadele etme sözü vermişti. Madem istihbaratımız vardı, neden bu istihbaratı NATO müttefikimiz Türklerle paylaşmıyorduk?'' diye sordu. ABD’li uzman, Washington’un elinde çok fazla istihbarat bulunduğuna inanmadığını kaydederek, şöyle konuştu: “Silahlı kuvvetler arasındaki iletişim sorunu daha ziyade bürokratik. ABD’nin Avrupa Kuvvetleri Komutanlığı, Türk Genelkurmay Başkanlığı ile iletişim içinde. Oradaki komutanlar bu sorunu anlıyor. Ama, Irak’tan sorumlu olan Merkezi Kuvvetler Komutanlığı tamamen farklı bir bürokrasi. Oradaki komutanlar bu sorunu anlamıyor. Kuzey Irak’taki ABD birliklerinin komutanı Tümgeneral Benjamin Mixon, görevinden ayrılmadan önce PKK’ya karşı hiçbir şey yapmadıklarını söyledi. Bu açıklama, Merkez Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki düşünce şeklini diplomatik nezaketlere başvurmadan, yalın bir şekilde yansıtıyor.'' ABD KİMİ TERCİH EDER ? ABD’nin Türkiye uzmanı Rubin, Türkiye'nin Barzani ile diyalogu olduğunu, peşmergelerin eğitiminde rol aldığını ve ayrıca Irak Kürdistan Demokrat Partisi’nin Ankara’da bürosunun bulunduğunu, asıl sorunun ‘3 ilin valisi' konusundaki Barzani’nin kendisini ‘devlet başkanı' olarak görülüp görülmemesi olduğunu söyledi. ABD'li uzman, şöyle konuştu: “Barzani, kendisini Cumhurbaşkanı Gül'ün, Başbakan Erdoğan’ın muhatabı zannediyor. Böyle bir şey yok. Ama, Barzani çok zor bir ders alacak. Bunu söylediğim için Kürtler beni çok eleştirdi. Eğer ABD’yi, Erbil ve Ankara arasında seçime zorlalarsa, ABD, Ankara’yı tecih edecektir. Ben, AKP’nin bazı politikalarını çok eleştirdim. Ama, Türkiye ve ABD’nin güçlü bir ilişkisi var. Son 5-6 yılda yaşanan sorunlara rağmen, ABD stratejik müttefiki olan Türkiye’yi unutmayacak. Barzani de bunu anlayamıyor. Barzani’nin bu mesajı almıyor. Belki bir gün alır. 10 yıl önce de Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad, Türkiye’nin kararlı bir tutum sergilemesi sonucu bu mesajı almıştı. Türkiye, ciddi olduğunu göstermeli. Geri adım atmamalı. PKK kuzey Irak’ta konuşlandığı sürece saldırılar olacak. Bunun yanı sıra, Türkiye terör konusunda seçici bir yaklaşım sergilememeli. Nasıl Amerika Türkiye’yi bu konuda desteklemeliyse, Türkiye de, örneğin, ‘Hamas meşru bir örgüttür’ dememeli. Ankara’ya davet ederseniz, yarın öbür gün, bazıları PKK’yla Hamas arasında ne fark var derler. Hele, şimdi Meclis’te ‘PKK’lılar kardeşimizdir’ diyen milletvekilleri varken.'' Michael Rubin, ABD’nin, Kuzey Irak’taki Kürtler’e bu konuda adım atması için neden baskı uygulayamadığının sorulması üzerine beceriksizlik olgusunun küçümsenmemesini istedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “ABD hiçbir zaman koordineli bir şekilde çalışmamıştır. Başarısı genelde rastlantılar sayesinde gelişir. Zayıf bir Ulusal Güvenlik Konseyi, zayıf bir Dışişleri Bakanlığı olduğu sürece, büyük stratejiler geliştiremezsiniz. Başkan, son döneminde, sadece en acil krizle ilgileniyor. Partiler ise, daha ziyade 2008 seçimlerine odaklanmış durumda. Beyaz Saray da sükunet istiyor. Türkiye- ABD ilişkilerinin iyileşme sürecine girdiğini düşünmüyorum. Ermeni tasarısının en azından 1 yıl süreyle rafa kaldırılmış olması iyi bir gelişme. Ben Türk-Amerikan ilişkilerinin iyileşmesini istiyorum. Ama sanırım, bu hem Washington’da hem de Ankara’da iktidar değişimiyle mümkün olur. Siyaset ve diplomasi sadece konular üzerinden yürütülmez. Bazen kişiliklere de bağlıdır. Korkarım, ilişkilerin 1990’lı yılların sonundaki düzeye gelmesi için daha çok zaman var.'' “Barzani, Arafat'ın kartını oynuyor'' ABD'li uzman Michael Rubin, Irak’taki Kürtler’in PKK’ya karşı neden harekete geçmediğine ilişkin soru üzerine şöyle dedi: “Bence Barzani, Yaser Arafat’ın oynadığı kartı oynuyor. Yani hem diplomatlarla görüşüyor, hem de saldırılara göz yumuyor. Bunu koz olarak kullanmaya çalışıyor. Barzaniler’le, Talabaniler’le konuştuğunuz zaman şöyle diyorlar: ‘Türkiye biraz daha siyasi ödün verse, o zaman anlaşmaya varabiliriz.’ Bu hiç mantıklı değil. PKK gibi bir grupla uzlaşma olmaz. PKK uzlaşmaz, Maocu ve ideolojilerini zorla kabul ettirmek isteyen bir örgüt. Öte yandan böyle bir adım atmak son dererce tehlikeli bir örnek oluşturur. Danışmanları, Barzani’ye, sadece duymak istediği şeyleri söylüyor. Barzani’nin her şeyi anladığını zannetmiyorum. Kuzey Irak’a yapılan yatırımlara bakıp, Türkiye’nin ciddi olmadığını düşünüyor olabilir. Öte yandan başka bir sorun daha var: 21 Ekim’de düzenlenen saldırıda, PKK çok farklı bir taktik izledi. Kullandığı taktikler, ABD’nin Kuzey Iraklı peşmergelere öğrettiği taktiklere benziyor. Burada çok büyük bir sorun var: Peşmergeler, bu saldırının koordine edilmesinde rol aldı mı? Aralarında kesinlikle bir ilişki olduğunu düşünüyorum. Barzani’nin saldırı emri verdiğini zannetmiyorum. Ama, eğer insanlarınızı sürekli kışkırtırsanız, bazı peşmergelerin bağımsız olarak böyle bir adım atmış olması mümkün. Barzani bu saldırıya göz yumdu. Ve bu konuda bir şey yapılması gerekiyor.

KURDISTAN HABERLERI...

BAŞBAKAN BARZANİ AB’NİN IRAK BÜYÜKELÇİSİ OSİTALO’YU KABUL ETTİ: KÜRDİSTAN BÖLGESİ İLE AB ARASINDAKİ İLİŞKİLER ELE ALINDI. 13-Nov-07 [11:26] PNA-Federal Kürdistan Bölge (FKB) Başbakanı Neçirvan Barzani, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Kürdistan Bölgesi’ne gelen Avrupa Birliği’nin (AB) Irak Büyükelçisi İlka Ositalo’yu kabul etti. Ositalo, dün ayrıca Federal Kürdistan Bölge Başkanı Mesut Barzani ve FKB Dışilişkiler Sorumlusu Felah Mustafa tarafından kabul edilmişti. Başbakan Barzani ve Ositalo arasında gerçekleşen görüşmede, genelde Irak’taki siyasi süreç ve güvenlik durumu, özelde de Kürdisrtan Bölgesi’nin durumu çeşitli açılardan değerlendirildi. Görüşmede ayrıca, Kürdistan Bölgesi ile AB arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi, AB’nin yardım programı ve Irak’taki rolü değerlendirildi. MÜFTÜ VE CAMP BİRARAYA GELDİ: TÜRKİYE’NİN SINIR ÖTESİ OPERASYON TEHDİTLERİ KONUSU ELE ALINDI. 13-Nov-07 [11:40] PNA-Federal Kürdistan Bölge (FKB) Parlamentosu Başkanı Adnan Müftü, İngiltere’nin Kürdistan Bölgesi konsolosu Elliza Camp’ı kabul etti. Parlamento Başkanı Müftü ile Camp arasında dün gerçekleşen görüşmede, Kürdistan, Irak ve bölgedeki siyasi gelişmeler değerlendirildi. Türkiye’nin olası bir sınır ötesi tehditleri ve bu tehditler karşısında Kürdistan Bölgesi yönetiminin tavrı da ele alındı. Görüşmede, Federal Kürdistan Bölgesi ile İngiltere arasındaki ilişkilerin dahada ilerletilmesi konusundan bahsedilirken, İngiltere konsolosu Camp, Türkiye’nin tehditleri karşısında Kürdistan Bölgesi yönetiminin olaya hakimiyetinin önemli bir rol oynadığına dikkat çekti.

SINIR IHLALI HAKKINDA ANNAN: ‘’ASKERİ HAREKATIN MACERA OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM’’ 13-Nov-07 [14:12] PNA-Birleşmiş Milletler (BM) eski Genel Sekreteri Kofi Annan, "Askeri hareketler konusu beni son derece korkutuyor. Bunun birazcık macera olacağını düşünüyorum" dedi. Türkiye’de TÜSİAD ve Kal-Der tarafından 'Küresel Rekabet ve Dünya Vatandaşlığı' başlığı ile düzenlenen 16. Kalite Kongresi'nin 'Neredeyiz' konulu özel oturumunda konuşan Annan, Türkiye'nin Kürdistan Bölgesi’ne müdahalesine sıcak bakmadığı yönünde mesajlar verdi. Annan, ‘’günümüz dünyasına bakıldığında en çok endişe veren bölgenin, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölge olduğunu’’söyledi. Annan, 10 yıl önce Orta Doğu bölgesindeki ihtilaf ve çatışmalardan bahsedildiğinde genelde İsrail ve Filistin arasındaki çatışmaların işaret edildiğini, bugün ise bölgede pek çok çatışma bulunduğunu ve bunların birbirini besler nitelikte olduğunu kaydetti. İsrail ve Filistin, Suriye ve İsrail, İsrail ve Lübnan arasındaki sorunların yanı sıra Filistin'de Hamas ve El Fetih arasındaki çatışmalara, Irak'taki sorunlara, Lübnan'daki gerilimlere, İran'daki nükleer sıkıntılara, Sünni ve Şiiler arasındaki uçurumlara dikkati çeken Annan, buradaki sıkıntıların sadece bölgeyi değil, çok geniş bir coğrafyayı etkilediğini dile getirdi.  

SARKOZY, TÜRKİYE’Yİ YINE REDDETTİ:  ’’TÜRKİYE, AVRUPA’YA AİT DEĞİL...’’ 13-Nov-07 [17:18]PNA-Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy Avrupa Parlamentosu’nda basına kapalı bir oturumda yaptığı konuşmada bir kez daha Türkiye’nin AB’ye girişine karşı olduğunu söyledi. Sarkozy, Türkiye’nin Avrupa’ya ait olmadığını belirtti. Elysee Sarayı, Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki konuşmasına ilişkin bir bildiri yayımlandı. Bildiride Sarkozy’nin konuşmasında Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduğunu dile getirdiği belirtildi. Elysee Sarayı, “Cumhurbaşkanı Fransa’nın tavrını açık bir şekilde dile getirdi. Türkiye’nin Avrupa’da değil ama Küçük Asya’da olan 100 milyonluk nüfusa sahip bir ülke olduğunu ve Avrupa sınırlarının Suriye’de bulunduğunu küçük Fransız öğrencilere anlatacak kişi olmak istemediğini söyledi” dedi. AP’de Sosyalist Grup Başkanı Martin Schulz Sarkozy’nin konuşmasına ilişkin bilgi verdi. Schulz’a göre Sarkozy, “Türklere AB’ye girebileceği sözünü vermek riyakarlıktır” ifadesini kullandı. Kendisi ile birlikte Türkiye’nin AB’ye üye olmasının mümkün olmadığını ifade eden Sarkozy’nin “Türkiye Avrupa’ya ait değil” dediği kaydedildi. Schulz, “ama ona Fransa dönem başkanlığı sırasında Türkiye ile müzakereleri durdurup durdurmayacağını sorduğumda, biraz belirsizdi” diye konuştu.

Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek toplantı sonrası, "Direktifse direktif veriyoruz, vereceğiz" dedi

Turk Medyasi: Gabar dağında 1'i üsteğmen 4 asker öldü. Şırnak’ın Gabar Dağı ve Bestler Dereler kesiminde yuvalanan PKK'lilerin teröristlere karşı güvenlik güçleri geniş kapsamlı operasyon başlattı. Öğlen saatlerinde Gabar Dağı'nda bir grup teröristle karşılaşan askerler, ‘teslim ol’ çağrısında bulundu, buna ateşle karşılık verince çatışma çıktı. PKK'lilerin açtığı ilk ateşle 1 üsteğmen ile 3’er oldu. 2 güvenlik görevlisi yaralandı. Çatışma bölgesine Sikorsky tipi helikopterlerle özel eğitimli komandolar indirilirken, Kobra tipi helikopterler de operasyona havadan destek verdi. Harekat için düğmeye mi basıldı? Rizgarî Online/Türk medyasında genişçe yer alan ve bazı gazetelerde sür manşetten verilen habere göre, “sınırötesi operasyon”a ilişkin olarak Ankara’da ani bir gelişme ve hareketlilik yaşandı. Yapılan haber yorumlarda; Türk Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında dün toplanan ve 5 saat 40 dakika süren Bakanlar Kurulu toplantısında, “sınırötesi operasyon”a yönelik TSK'ya verilecek siyasi direktifin ayrıntıları masaya yatırıldı. Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek toplantı sonrası, "Direktifse direktif veriyoruz, vereceğiz" dedi. Toplantı sonrası Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun da Başbakanlık'a sürpriz bir ziyaret yaparak yarım saat Erdoğan'la görüştü. Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek toplantı sonrası, "Direktifse direktif veriyoruz, vereceğiz" dedi. Türk medyası:bu beklenmeyen ziyareti ; “Bakanlar Kurulu toplantısında TSK'nın Federe Kürdistan bölgesine yapacağı ‘sınır ötesi operasyon’a yönelik siyasi direktif için düğmeye basıldı” biçiminde yorumladı. RO/Ömer Kaçar

LE FİGARO:  ‘’KÜRDİSTAN BÖLGESİ BAĞIMSIZLIĞA KOŞUYOR’’ 13-Nov-07 [13:20] PNA-Fransa'nın en etkili gazetelerinden Le Figaro, ‘’Federal Kürdistan Bölgesi (FKB)’nin Bağımsız bir Devlet olma yolunda hızla ilerlediğini’’ yazdı. ‘’Bağımsız Kürdistan Devleti hayalinin her zaman düşünülen, ama asla dile getirilmeyen bir gerçek olduğu’’ belirtildi. Bugünkü sayısında başkent Hewler’deki muhabiri Adrien Jaulmes’un Federal Kürdistan Bölgesi izlenimlerini yayınlayan Le Figaro, ‘’Bölgedeki hızlı gelişmenin, bağımsız Kürdistan Devleti işaretleri verdiğini’’ belirtti. ‘Kürdistan bağımsızlığa koşuyor’ başlıklı haberde, Kürdistan Bölgesi’ndeki şehirler ayrıntılı bir şekilde ele alınırken, FKB Başkanı Mesut Barzani ve Irak Devlet Başkanı Celal Talabani’nin artık geçmişe sünger çekerek birbirlerine paralel çalışma yürüttüğüne değinildi. Le Figaro’nun haberinde, ‘’Bağımsız Kürdistan Devleti hayalinin her zaman düşünülen, ama asla dile getirilmeyen bir gerçek olduğu’’ kaydedildi. Yazı, bölgedeki okulların eğitim anlayışında, Amerika’nın Irak’a müdahalesinin ardından yaşanan gelişmelerden bu yana büyük değişiklik olduğunu dile getirerek, artık okullarda Arap kültürü övgüsünün büyük ölçüde azaltıldığı, yerine, Kürt tarihinin önemli olaylarının ayrıntılarla incelendiği belirtildi. Buna göre tarih derslerinde Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin Kürtler’e bir bağımsız devlet sözü verdiği bir antlaşma olarak tanıtılırken, Lozan Barış Antlaşması’nın, bu sözün tutulmayışının bir belgesi olarak öğretildiğinin altı çizildi. Öte yandan, dünyada Kürt tezlerini savunan politikacıların da unutulmadığı, Hewler’de bir ‘’François Mitterand Caddesi’’, Dohuk’taysa bir ‘’Danielle Mitterand Meydanı’’ olduğu belirtildi. Le Figaro’nun haberinde bölge, Irak’ın tamamı düşünüldüğünde, ekonomik olarak en güçlü ve en düzenli coğrafya olarak tanımlanırken, Kürtler ile birlikte yaşayan Türkmen ve Hıristiyan azınlıkların da barıştan nasiplendiği ve bunun da başkalarını kıskandıran bir durum olduğu belirtildi.