Türkiye ABD'ye rağmen harekete geçti

“Bölgesel oyuncular, Washington’un bıraktığı boşluğunu doldurmayı amaçlıyor" Rizgarî Online/Financial Times gazetesi, “Bölgesel oyuncular, Washington’un bıraktığı boşluğunu doldurmayı amaçlıyor" yorumunu yaptı. Gazete, “Türkiye’nin müdahalesi, önemli ve iki düşmanın, savaş yerine barışı konuşmalarını sağladı" diye yazdı.Financial Times’in Ortadoğu Editörü Roula Khalaf imzası ile yayınlanan analizinde Bush Yönetiminin ikinci döneminin sonuna doğru gücünün zayıfladığı, Arap-İsrail barışının şansını “öldürdüğüö yolundaki görüşlerine dikkat çekerken, “Bölgesel oyuncular, Washington’un bıraktığı boşluğu doldurmayı amaçlıyor" başlığını kullandı. Ortadoğu’da yaratılan siyasi boşluğun, bölgedeki önümüzdeki altı aylık dönemi her zamankinden daha oynak hale getirdiğini belirten gazete, Lübnan’da sağlanan mutabakat ve Türkiye’nin aracılığı ile Suriye ile İsrail arasında yapılan dolaylı görüşmelere işaret etti. Türkiye ABD'ye rağmen harekete geçti İngiliz gazetesi, Lübnan mutabakatının açıklandığı gün diğer bir bölgesel oyuncu Türkiye'nin Ortadoğu barış sürecine müdahale ederek İsrail ve Suriye’yi 2000’dan beri ilk barış görüşmelerine götürdüğünün ortaya çıktığı"nı belirterek, şöyle devam etti: “Ankara, görüşmeleri lanse etmek için iki oyuncu ile olan yakın ilişkisinden yararlandı ve ABD’nin Suriye barış yolunun canlandırılmasına tam karşı çıkmasa da pek sıcak bakmamasına rağmen harekete geçti. ABD’nin yaklaşımı, Şam’ın bölgedeki haylaz davranışının ödül değil ceza hak ettiği yönündeydi. Türk müdahalesi ise önemlidir ve iki düşmanın, savaş yerine barışı konuşmalarını sağladı." Aynı gün yapılan Lübnan mutabakatı ve Suriye-İsrail görüşmelerine ilişkin açıklamalarının bazı ilginç soru işaretlerini yarattığını kaydeden gazete, bunların ardından İsrail ile Hizbullah arasında yapılan tutuklu değişimini anımsatarak şunları yazdı: Washington göründüğünden daha mı aktif? “Bütün bunlar, ABD’nin Suriye ile pişirdiği ve Washington’un göründüğünden çok daha aktif olduğu anlamına gelecek gizli bir pazarlığın bir parçası mıdır? Veya iki girişimin zamanlaması, Ortadoğu’nun ABD’yi görmezlikten geldiği görüşünü güçlendiren bir tesadüf müdür?" Financial Times, Bush Yönetiminin bölgedeki sicili dikkate alınarak bölge oyuncularının, yeni ve daha çok işbirliğini yapacak bir Amerikan yönetimini beklerken zaman kazanmak amacıyla Ortadoğu’daki çok sayıda krizi dondurmaya çalışmış olabileceği yorumunu da yaptı. (anka) RO/Akt:Zilan Dersim

YouTube, Türk yargısının yasağını kaldırmak için harekete geçti

Rizgarî Online/Video paylaşım sitesi YouTube, Türk yargısının “Atatürk`e hakaret” eden ses ve görüntüleri gerekçe göstererek Türkiye`de erişiminin yasaklanması nedeniyle, Türk yetkililerle bu konuda görüşmenin sürdüğünü açıkladı. Kullanıcıların YouTube'a erişebilmeleri, “uygunsuz içeriğe sahip olduklarını düşündükleri videolar konusunda uyarı mesajları göndererek, bu içeriğin hızlı bir şekilde çıkarılması konusunda yardımcı olmalarının site açımızdan büyük önem taşıdığı belirtildi. Ufak bir grubun yarattığı uygunsuz içeriğin, çoğunluğu oluşturan bir grubun YouTube kullanımını, tecrübesini olumsuz etkilememesi gerektiği” belirtilerek, “Son bir yıldır, uygunsuz içeriğe sahip olan az sayıda video ile ilgili problemleri çözüme ulaştırmak, uyarı mesajları gönderilen videoların çıkarılması için Türk yetkililerle yakın bir şekilde çalışmaktayız. Türk yetkililer ile bu sorunların giderilmesi konusunda görüşmelerimizi düzenli olarak devam ettirmekteyiz" ifadesi kullanılan açıklamanın devamında şunlar kaydedildi: "Türk kullanıcılarımıza çok önem veriyoruz ve Türkiye'den yüklenen birbirinden yaratıcı videoların YouTube'da yer alması bizleri çok mutlu ediyor. Türkiye'den kullanıcılarımızın şu anda YouTube'a erişemiyor olmasından dolayı üzgünüz. Son kapatma kararına neden teşkil eden videoları inceledik ve YouTube kullanım koşulları doğrultusunda gerekli aksiyonları aldık. YouTube'a Türkiye'den kısa bir süre içerisinde erişimin tekrar sağlanmasını bekliyoruz. YouTube olarak Türk kanunlarına aykırı olabilecek içeriğe ilişkin sorunları gidermek amacı ile yetkililerle işbirliğine her zaman hazırız." Açıklamada ayrıca, YouTube'da video ile ilgili uyarı mesajı nasıl gönderileceğine ilişkin olarak, "İçerik kurallarına aykırı videolar videonun altındaki 'flag' butonu tıklanarak, kullanıcı tarafından işaretlenmektedir. "Flag" bölümü tıklandıktan sonra, seçenek penceresinden videonun hangi nedenlerden uygunsuz bulunduğu sunulan seçeneklerden belirtilmelidir. (Örneğin videonun içeriğinde bir kişiye hakaretler var ise 'hate speech' seçeneği tıklanmalıdır) Bu uyarıyı takiben gerekli incelemeler yapıldıktan sonra uygunsuz içerikteki videolar yayından kaldırılmaktadır" denildi. RO/Kaya Vural

"Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De!"

Rizgarî Online/"Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De!" grubu, İstanbul'da 7 Haziran Cumartesi günü "Dur De" adlı bir forum düzenleyecek.Kısa film gösterimi yapılacak etkinlikte Kardeş Türküler konser verecek, aktivistler konuşacak. Konuyla ilgili yapılan açıklamada "Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De! grubu 301'e, darbelere, e-muhtıralara, y-muhtıralara, Ergenekonlara Dur De! demek için 7 Haziran Cumartesi günü herkesi tütün deposuna çağırıyor" denildi. Cumartesi saat 17.00'de 'Lüleci Hendek Caddesi 12, Tophane' adresinde gerçekleştirilecek etkinliğin programı ise şu şekilde: "17.00 - 19.00 Aktivistler konuşuyor 19.00 - 19.30 Kısa film gösterimi 19.30 - 20.30 Kardeş Türküler (Vedat Yıldırım ve arkadaşları)" kampanyaya bugüne kadar destek veren ve bir bölümü foruma katılacak olan kişilerden bazıları ise şu şekilde açıklandı: "Ahmet İnsel, Aydın Cıngı, Ayhan Bilgen, Ayşe Buğra, Ayşe Hür, Baskın Oran, Bilge Contepe, Bülent Somay, Cengiz Alğan, Doğan Tarkan, Eren Keskin, Ergin Cinmen, Erol Kızılelma, Etyen Mahçupyan, Ferhat Kentel, Fethiye Çetin, Funda Ata, Hakan Tahmaz, Harun Tekin, Hilal Kaplan, Kadir Cangızbay, Kerem Kabadayı, Lale Mansur, Mehmet Ali Alabora, Metin Boran, Musa Çam, Mustafa Alabora, Osman Kavala, Ömer Madra, Pelin Batu, Ragıp İncesağır, Roni Margulies, Saruhan Oluç, Sebahat Tuncel, Selim Deringil, Sinan Özbek, Şebnem Korur Fincancı, Şevval Sam, Tayfun Mater, Turgay Oğur, Turgut Tarhanlı, Ufuk Uras, Ümit Şahin, Yetkin Dikinciler, Yıldız Ramazanoğlu, Yıldıray Oğur, Yıldız Önen, Zeynep Tanbay. RO/Cemil Süphan

KERKUKİ: ''140.MADDENİN UYGULANMASI ZOR DEĞİL...''

 PNA-Federal Kürdistan Bölge parlamento başkan yardımcısı Dr.Kemal Kerkuki, Kerkük ve diğer koparılmış bölgelerle ilgili Irak anayasasında yer alan 140.maddenin uygulanmasının hiç zor olmadığını dikkat çekti. Kerkük 'ten ABD ve Irak güvenlik güçlerinden ortak bir heyeti kabul eden Kerkuki , 140.maddenin uygulanması ile ilgili sürdürülen son çalışmalara değindi. 140.maddenin uygulanmasının zor olduğuna ilişkin dile getirilen söylemleri reddeden Kerkuki '' 140.maddenin uygulanması o kadar zor değil yeterki bölgedeki halka demokratik hakları verilerek kendi bölgelerinin kaderinin kendileri belirleme imkanı verilsin'' şeklinde konuştu.

New York Times’te Kürt sorununa çözüm çağrısı

ANF-NEWYORK (04.06.2008) - Kürt sorunun barışçıl yollardan çözümünü isteyen, aralarında DTP milletvekilleri, Belediye Başkanları, yazar, aydın ve çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisinin bulunduğu 1000 kişinin imzasını taşıyan ilan bu kez New York Times gazetesinde yayınlandı. Daha önce Le Monde ile İnternational Herald Tribune gazetesinde yayınlanan ‘Türkiye’deki Kürt sorununun barışçıl yollardan çözümü için çağrı” başlıklı ilan bugünkü ABD New York Times gazetesinde yayınlandı. Paris Kürt Enstitüsü ve Washington Kürt Enstitüsü tarafından gazetede yayınlanan tam sayfa ilanda Kürt milletvekilleri, DTP'li belediye başkanları, gazeteci, yazar, aydın ve sivil toplum örgüt temsilcilerinden oluşan 1000 kişinin imzası bulunuyor. “Aşağıda imzası bulunanlar bizler, Kürt olduğumuzu, atalarımızın topraklarında Kürt olmanın onuru ile yaşamak ve kendi kültürümüzü özgürce ifade ederek kabul görmek istediğimizi ilan ederiz” sözlerinin yer aldığı ilan metninde Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bu yana Kürt kimliğini inkar ettiği ve Kürtlerin temel haklarından yoksun olduğu belirtildi. Türkiye’nin Kürt sorununu hala inkarcılık ve askeri yöntemlerle çözmeye çalıştığına dikkat çekilen metinde, bu ısrarın artık bölgesel istikrarı tehdit eden bir düzeye geldiği vurgulandı., Kürtlerin savaş ve şiddeti bir kader olarak yaşamayı reddettiği belirtilen metinde Türkiye’den Kürt kimliğini anayasal olarak tanımasını, Kürt inkarına bir son verilmesini, her seviyede Kürtçe eğitime olanak sağlanmasını talep etti. Türkiye’ye genel bir af ilan etme çağrısı yapılırken Kürt sorunun çözümü için Bernard Kouchner, Tony Blair, Martti Ahtisaari ve Felipe Gonzales gibi isimlerin de arabulucu olması istendi.

Erbil’e konsolosluk akını

Irak Kürdistan bölgesinin başkenti Erbil, birçok devletin giderek daha fazla ilgisine mazhar oluyor. Kentte BM Ofisi, İngiltere, Hollanda, Rusya ve İran Konsoloslukları ile Avusturya, İtalya ve Çek Cumhuriyeti ticari ataşelikleri bulunuyor; Beril Dedeğlu-Star/Irak Kürdistan bölgesinin başkenti Erbil, birçok devletin giderek daha fazla ilgisine mazhar oluyor. Kentte BM Ofisi, İngiltere, Hollanda, Rusya ve İran Konsoloslukları ile Avusturya, İtalya ve Çek Cumhuriyeti ticari ataşelikleri bulunuyor; Yunanistan, Çin, Danimarka, Birleşik Arap Emirlikleri ve Lübnan konsolosluk açmak için sıraya girmiş durumdalar. Son olarak Fransa bu kervana katıldı ve geçen hafta Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner Irak’a gitti. Konsolosluklar, açıldıkları ülkede kendi vatandaşlarının haklarını korur ve hizmetlerini yerine getirirlerken aynı zamanda o ülkenin ekonomik ve siyasal bilgilerini kendi merkezlerine aktarırılar; işleri budur. Bu çerçevede, örneğin Fransa’nın Erbil’deki Fransız vatandaşlarının işlerini görmek için açıldığı düşünülebilir. Yani o kadar çok Fransız vardır ki, hepsinin iş ve işlem görmek için Bağdat’a gitmeleri zor oluyordur, Erbil’de konsolosluk açılır. Aynı durum Çinliler için de geçerli olabilir. Ama burada iş görmeye değecek kadar Fransız bulunmayabilir. O zaman konsoloslukların ikinci işlevinin Erbil’de daha öne çıktığı anlaşılır. Önce ekonomik ve siyasal bağlar kurulur, sonra yatırımlar yapılabilir, dolayısıyla hizmet görmeyi gerektirecek kadar Fransız vatandaşı da bölgeye gelir. Tabii bu arada mesela İngiltere ya da ABD menşeli işletmeler Fransızları da aralarına alırlarsa bunlar olur. Yani zavallı Kouchner’in Irak ziyareti sırasında yer minderlerinde uzun bacaklarını nereye koyacağını bilemeden oturmaya razı olması boşuna değil, yeter ki konsolosluk açılsın. Yetmiş iki milletin bölgeye ‘resmi’ ilgisi gayet tabii petrol, kalkınma, yatırım derdiyle ilgili. Ayrıca bir ülke kısmen bakir bir yere el attıysa, rakibinin onu takip etmemesi de düşünülemez. Bununla birlikte bu resmi ilgiler, bazı siyasal göstergelerin ifadesi olarak da görülebilir. Bir yandan yakın bir gelecekte Erbil’de çok ciddi bir istikrarsızlık ya da çatışma ihtimali olmayacağı düşünülebilir. Bu ne kadar gerçekçi bir çıkarsamadır bilinmez, çünkü bölgenin kendisi hakkında hiçbir istikrarın garantisi bulunmuyor. İkinci olarak, ola ki Kuzey Irak kendisini Irak’tan koparacak bir yola sürüklendi, o zaman da bu konsolosluklar bir tür uluslar arası meşruiyet zemini olur diye akla gelebilir. Bu da belli olmaz, öyle bir kaotik ortam doğar ki, herkes pılısını pırtısını toplayıp kaçabilir. Tüm ihtimallere rağmen son dönem konsolosluk girişimlerinin daha çok Kuzey Irak’ın dünyaya açılma, küresel ekonomik ve siyasal dinamiklere katılma süreci olarak okunması olanaklı. Erbil, nüfus oranları ve idari aidiyet bakımından sorunlu bir kent; farklı etnik ve/veya dinsel kesimlerin uzlaşmaz beklentileri bakımından Kerkük gibi sıkışmış bir şehir. Bu sıkışmışlığın sadece Kuzey Irak değil, bütün Irak için sorun oluşturduğu ortada. Küresel süreçlere dahil olma, dışa daha çok açılma belki bu sıkışmışlıktan kurtulmanın zeminini yaratabilir. Ama öte yandan, bölgenin siyasal ve ekonomik ağırlık dağılımını daha da olumsuz etkileyecek yeni durumlara da yol açabilir. Koşullar ne olursa olsun, birçok devletin tercihi ‘resmi’ olarak bölgede var olmak, Erbil’de görünür hale gelmek. Türkiye’nin ise, Kuzey Irak’ta resmi temsilciliği bulunmuyor, faaliyetler ABD üslerindeki irtibat bürolarından yürütülüyor. Meselelere uzun bir süre sadece ‘Türkmen-Kürt’ nüfus dengesinden, soydaşlık politikalarından ve PKK üzerinden bakmanın epey zaman kaybettirdiği ortada. Kuzey Irak’ta görünür olmak, örtülü var olma yolları tıkandığında araçları yitirmeme anlamına gelebilir. Her gecikenin yerine de başkası yerleşebilir.

Demokrasi Platformundan Kürtlere layık onurlu tavır

Kürtler'den özür dile Baykal Kurdistan-post Bugün Urfa'da bulunan ve bir dizi incelemeler yaptıktan sonra yarın sabah saatlerinde Diyarbakır'a gelip sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelmeyi planlayan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Deniz Baykal'a ret cevapları gelmeye başladı. BAYKAL KÜRTLERDEN ÖZÜR DİLESİN Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Öncü, bu tutumlarının ''Deniz Baykal Kürtlerden özür dilemediği müddetçe'' devam edeceğini söyledi. Deniz Baykal'ın davetini Diyarbakır'da bulunan 40 Sivil Toplum Kuruluşu (STK) temsilcisi protesto edip geri çevirirken konu ile ilgili basın açıklaması yapan Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Ali Öncü, Diyarbakır'ın yeniden keşfedildiğini belirterek, BAYKAL'A TOPLU PROTESTO "Başbakan'ın ardından, BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu ve şimdi de CHP Lideri Deniz Baykal bölgemize geliyor. Diyarbakır insanlık tarihinden beri var oldu ve yeniden keşfedilmektedir diye değerlendiriyorum. Ama Diyarbakır gerçeklerini hala yaşamaktadır. CHP Lideri Deniz Baykal'ın Diyarbakır'a gelişiyle ilgili bize bağlı 32 sivil toplum kuruluşu ve ayrıca bize bağlı olmayan 8 sendika ile birlikte 40 tane sivil toplum kuruluşu Deniz Baykal ile görüşmeme kararı almıştır. Demokrasi Platformu olarak; Kürt sorununu ekonomik ve bölgesel kalkınma sorunu, terör ve asayiş sorunu şeklinde gördükçe, Kürtlerin kendi hakları ile birlikte var olma haklarını ve var olmalarını red ve inkar ettikçe, parlamentodaki (TBMM) temsilcilerini yok saydıkça, emekten yana olmadıkça, barış ve demokratik çözümü ortaya koymadıkça, barış ve diyalog politikaları yerine çatışma ve gerginlik politikasında ısrar ettiği müddetçe, Deniz Baykal ve diğer partilerin toplantılarına katılım sağlamayacağımızı, protesto edeceğimizi bildiririz" dedi. Diyarbakır Baykal'la görüşmeyecek  

Bin 558 çocuğa Kürtçe soruşturması

Amed’de Jandarma Sorumluluk Bölgesi içinde 2006 ve 2007 yılları arasında toplam bin 558 çocuk hakkında Türk Ceza Kanunu’nun(TCK) 222. maddesini içeren, ‘Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanunun Koyduğu Yasaklara Muhalefet suçu’ndan soruşturma açıldı. Bu ‘suç’ çocukların siciline işlendi. Diyarbakır İl Jandarma Alay Komutanlığı tarafından yayınlanan, yıllara göre suç istatistiğinde, son iki yılda Jandarma Sorumluluk Bölgesi’ne giren kırsal alanda toplam bin 558 çocuk hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 222. maddesi uyarınca işlem yapıldı. 2006 yılında 812, 2007 yılında da 746 çocuk hakkında, ‘Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanunun Koyduğu Yasaklara Muhalefet suçu’ndan soruşturma açıldı. Amed’e bağlı 13 ilçe ve 14 beldeyi kapsayan Jandarma Karakolları’na yansıyan bu suç nedeniyle tutuklanan çocuk olmazken; TCK’nin ‘222. Sayılı Kanuna Muhalefet suçu’ çocukların siciline işlendi. 222 madde neyi içeriyor? Türk Ceza Kanunu’nun 222. maddesi şöyle: “25.11.1925 tarihli ve 671 sayılı Şapka Iktisası Hakkında Kanunla, 1.11.1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanunun koyduğu yasaklara veya yükümlülüklere aykırı hareket edenlere iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir.” TAYLAN ESMER / ANF/AMED