Kürtler; Yahudilere benzeyecek mi?....

jews-vienna Kürtler ile Yahudilerin kaderlerini bir birine benzetenler çoktur.. Komşu milletler ve dinler tarafından itilen, türlü acılara, katliamlara maruz bırakılan bu iki kavim; bir takım yanlarıyla, bir birlerine çok benzerler...Yahudiler; yüz yıllarca kendilerini kuşatan milletler -dinler-tarafından hor görüldüler...Katliamlara uğratıldılar, dünyanın dört bir yanına sürgün edildiler...vanpolis

Bin yıllardan beridir, kendi toprakları üzerinde yaşayan Kürtlerde; komşuları olan Araplar, Türkler ve Farslar tarafından hor görülmektedirler..Bu gün; Kürtlerin vatanı; Türk, Arap ve Fars ırkçılığının atış poligonuna döndürülmüştür....

Çok uzaklara gitmeye gerek yoktur, eğer Dahok’ta kaldığınız otelin penceresinden baktığınızda;İran ordusunun attığı top selerini duyamıyorsanız, gökyüzünde Türk savaş uçaklarının salvolarını görürsünüz...

Diyarbakır’da misafirseniz, Bingöl yada Dersim dağlarını bombalamak için havalanan, Türk jetlerinin gürültüsü, sabah uykunuzu haram edebilir...

Kürt milletininin varlığını inkar ve demokratik haklarını red edenlerin başında Türk ırkçılığı gelmektedir...Türk ırkçılığının amacı, gerçekleri aramak yerine, Kürtlerin varlığını yok sayarak, meseleyi terör sorununa indirgeyerek, Kürtleri yok etmektir... Bu yüzden de, Türkiye’de hükümet edenler (Kemalist Diktatörlük) Türkiye’yi 1930’ların Almanya’sına dönüştürmek niyetindedir...

Son dönemlerde; Alman faşizminin,Yahudilere karşı işlediği suç ve cinayetlerin, provaları, Türkiye’nin şehir ve kasabalarında; Kürtlere karşı uygulanmaya başlandı....

Örneğin; Kemalist mahkemeler, Kürtlerin öldürülmesini mübah görebiliyor;insanları Kürt öldürmeye kışkırtan gazeteler hakkında, görevsizlik kararı verebiliyor....

Kürt şehirlerinde, Türk askeri birlikleri, ellerinde silahları ve bayraklarıyla, ‘’ne
mutlu Türküm diyene’’ sloganları eşliğinde yürüyüşler yaparak, Kürtleri tahrik ediyor...Almanya’nın tarihine biraz aşina olanlar bilirler,1937-1938 lerde sivil Alman faşistlerinin en büyük eğlenceleri, ellerindeki bayraklarla şehir ve kasabalarda; ırkçı sloganların eşliğinde toplu mitingler yapmaktı...Kürt karşıtı ırkçı gösteri

Geçtiğimiz günlerde, Balıkesir’in;Altınova ilçesinde; Kürtlere yapılan saldırılar da, Türkiye’nin giderek, 1930’ların Almanya’sına dönüştürülmek istendiğinin kanıtıdır..

Altınova’da; adli bir olay bahane edilerek, can ve mal güvenlikleri Türk devletinin ‘’güvencesinde’’olan Kürtlerin, işyerleri kundaklanmış, evleri ve arabaları yakılmış, eşyaları talan edilmiştir...

Bu durum; 9-10 kasım 1938 de Kristal gece olarak tarihe geçen, Yahudi kırımıyla büyük paralelikler taşıyor..1938 ‘de Alman faşistleri, can ve mal güvenlikleri Alman devletinin güvencesinde olan, çaresiz Yahudilere saldırarak onların mallarını yağmalamış, evlerini yakıp yıkmıştır...Direnen Yahudiler; tutuklanarak, ölüm kamplarına gönderilmiştir...

Bu olaydan sonra, Alman faşizmi sistemli olarak, Yahudi soykırımına başlamış, Yahudi çocuklarının; Alman okullarında okutulması yasaklanmış, Yahudi vatandaşların sosyal güvence hakları, iptal edilmişti...manset

Dünya’nın sesizliği; Yahudilerin dağınık ve güçsüzlüğü; Alman faşizmini daha da azgınlaştırmış, 1942 yılında çıkarılan bir kanunla;Yahudiler, göğüslerinde uzaktan belli olabilecek bir şekilde, Davut Yıldızı taşımaya mecbur edilmişlerdi..

Yukarıda sıraladığım olaylar; başta Türk ırkçılığı olmak üzere bölgedeki, Arap ve Fars ırkçılığı tarafından hayin bir kıskaca alınan Kürt milletinin, uygar dünyanın gözleri önünde, sindirilerek, yok edilmeğe çalışıldığının göstergeleridir....

Türkiye’nin şehir ve kasabalarından tehlike sinyaleri geliyor..Kürtlerin mal ve can güvenliğini sağlamakla yükümlü olan Valiler; ırkçı gürühların taşkınlıklarına müsamaha gösteriyorlar..Kemalist diktatörlük; denetimi altındaki resmi ve sivil güçlerini harekete geçirterek, Kürtleri sindirmeye, yok etmeye hazırlanıyor....

Doğrusu;Türk, Arap ve Fars ırkçılığının, Kürt milletine karşı uyguladığı sinsi planın karşısında, Kürtlerin; Yahudilere benzemekten başka çareleri kalmamıştır.

Kürtler; ya 1938 Almanya’sındaki Yahudiler gibi dağınık ve güçsüz durarak, göğüslerine;kendilerini simgeleyen bir işareti takarak, tepkisiz ve sürünerekyaşamanın yolunu tutacaklar, ya da bu gün, İsrail’deki; Yahudiler gibi bir birlerini koruyarak, bir birlerine kenetlenerek ve ölümleri pahasına bile olsa, direnerek, onurla yaşamayı seçeceklerdir....

6 Ekim 2008 Battal Aziz.... Rizgari

DTP Fatih İlçe binasına silahlı saldırı

dtp kongre İSTANBUL / Bêzelê Jandarma Karakolu'na yapılan saldırının ardından dün gece DTP Fatih İlçe binası kurşunlandı.


Edinilen bilgiye göre, dün gece saat 22.30 sıralarında 50 kişilik bir grup "Şehitler ölmez vatan bölünmez" sloganlarını atarak DTP Fatih İlçe binası önünde toplandı. Küfürler savurarak bina önünde sloganlar atan grup bir süre sonra polis müdahalesiyle dağıldı. Polisin bina önünde güvenlik önlemi alırken bu sırada kimliği belirlenemeyen bir kişi silahla DTP İlçe binasına saldırdı. Binaya 5-6 el ateş eden saldırgan polis tarafından gözaltına alınırken, binanın alt katında bulunan evin camları kırıldı.
ANF NEWS AGENCY

 

Polis BDP ilçe binasının açılışını yasakladı

 

Rojaciwanlincgirisimi İZMİR / Barış ve Demokrasi Partisi'nin (BDP) Dikili'de kundaklanan ilçe binasının yarın gerçekleştirilecek açılışı, İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yasaklandı.
Kundaklanan BDP Dikili İlçe binasının onarımdan geçirildikten sonra yarın gerçekleştirilmesi düşünülen açılışı, İzmir Emniyet Müdürlüğü'ne takıldı. BDP İzmir İl Başkanı Ahmet Demiroğlu, İl Emniyet Müdür Yardımcısı tarafından telefonla arandığı ve açılış etkinliğinin yasaklanacağı bilgisini ilettiğini kaydetti. Demiroğlu, sadece telefonla bilgilendirildiklerini, ancak herhangi bir yazılı resmi bildirimin kendilerine henüz gönderilmediğini belirterek, yarın Dikili'de kitlesel olarak açılışı gerçekleştireceklerini söyledi.
DTP PM Üyesi Av. Mustafa Rollas, Altınova'da Kürtlere yönelik saldırıları, Kürtlerin ev ve işyerlerinin yakılıp yıkılmasını, DTP'nin Sarayköy İlçe binasının taşlanmasını, BDP'nin Dikili İlçe binasının kundaklanmasını engelleyemeyenlerin kundaklanan bir partinin ilçe binasını açmasını yasaklamasına tepki göstererek, bu tavrı kınadıklarını ifade etti.
ANF NEWS AGENCY

Metropollerdeki Kürtler tehlike altında

Kürt işçilere linc trabzonResimler arsivdir-Sozkonusu haberle ilgili degildir!  Rojaciwan / Balıkesir’in Altınova beldesinde olduğu gibi Kürtlere yönelik linç girişimleri Türkiye’nin birçok kentinde artması dikkat çekiyor. Ege, Trakya, Marmara ve Karadeniz’de Kürtlere yönelik son iki yılda onlarca saldırı yapıldı.


Bezele karakoluna HPG gerillaları tarafından eylem yapılması nedeniyle dün Türkiye’nin birçok kentinde Kürt karşıtı ırkçı gösteriler düzenlendi. ‘Kahrolsun Kürtler’ sloganlarının atıldığı gösterilerin önümüzdeki günlerde sürmesi bekleniyor. İşte dün yapılan gösterilerden bazıları şöyle:

bozuyuk-lincgirisimi-1 ANKARA / Ankara'da bir grup, Meclis önünde, Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki Bezele Jandarma Karakoluna düzenlenen eylemi bahane ederek gösteri düzenlendi.

TBMM'nin Dikmen kapısı önünde, saat 00.30 sıralarında, ellerinde Türk bayrakları ile toplanan yaklaşık bir grup, "Kahrolsun PKK", "PKK Meclisten defol", "Şehitler ölmez vatan bölünmez" şeklinde slogan attı. TBMM önünde yaklaşık bir saat bekleyen grup daha sonra dağıldı.


İZMİR / İzmir'in Kemalpaşa İlçesine bağlı Bağyurdu beldesinde de bir yürüyüş düzenlendi. Bağyurdu meydanında toplanan yaklaşık 300 kişi ve 50 araçlık konvoy ile Belde merkezinden ‘şehitler ölmez, vatan bölünmez', ‘Kürtler defol' slongaları atarak Bağyurdu Jandarma Karakolu'na kadar yürüdü.
Yine İzmir'in tarihi Kemeraltı Çarsı esnafı, dükkanlarına Türk bayrağı astı. Esnaf astığı bayrakları ölen askerlerin intikamı alınıncaya kadar indirmeyecekleri söylediler.

Öte yandan Tire Ticaret Odası tarafından bir açıklamada ise pazartesi günü ilçede bir gösteri düzenleneceği belirtildi.linc2

 
ESKİŞEHİR / Kentte yayınlanan yerel Haber 26 Gazetesi sahibi Ali Akyüz, gazetesinin
bulunduğu Ticaret Sarayı binasının girişine üzerine "Teröre lanet olsun. Güneydoğu'da 15 şehit daha. Hala uyuyanları uyandırma servisi" yazılı pankart astı.


İSTANBUL/ Kadıköy'de akşam saatlerinde toplanan bir grup bir gösteri düzenlendi. Aralarında askerlerin de bulunduğu gruptakiler pankart açıp çeşitli sloganlar attı. ‘Kürtlere Ölüm’ sloganı atan grup ellerinde Türk bayraklarıyla İstiklal Marşı'nı okuduktan sonra dağıldı.

SİNOP / Kentin Sakarya Caddesi'nde toplanan bazı dernek üyeleri caddeyi kısa süreli trafiğe kapattılar. Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma Derneği Sinop Şubesi kentte tüm iş yerlerini kepenk kapamaya ve tüm iş yerleri ve konutları bayraklarla donatmaya çağırdı. Gösteride PKK ve DTP aleyhine sloganlar atıldı.

 

ELAZIĞ / Bir grup ülkücü slogan atarak Gazi Caddesi boyunca yürüyüp, PTT Meydanı'na geldi. Burada yapılan basın açıklamasında, "Kürt Sorunu" adı altında PKK'nın meşrulaştırılmaya çalışıldığı iddia edilerek, "Suskunluğumuzu gafletimizden zannedenler, sabır duvarımızı zorlamaktadırlar. Ama eğer bu duvar yıkılırsa sel olacak öfkemizde, ihanet odakları ve onların yasal temsilcileri teker teker boğulacaklardır" denildi. Burada ‘Mehmet Ağar’ nerede sloganın atılması dikkat çekti.milliyetci_teror

 
BURSA / Türk Kamu-Sen Bursa İl Temsilciliği'ne bağlı bir grup kişi ellerinde Türk Bayraklarıyla gösteri yaptı. ‘Dişe diş, kana kan', ‘Mecliste terörist istemiyoruz', ‘Ya bu kanı durdurun, ya da millet durduracak' sloganları atıldı. Akşam saatlerinde ise Santral Garaj Semtinde toplanan yaklaşık 50 kişiden oluşan başka ülkücü grup gösteri düzenledi

 

ADANA / Dün akşam saatlerinde Toros Caddesi'ndeki Atatürkçü Düşünce Derneği şube binası önünde toplanan bir grup ‘Ne ABD ne AB tam bağımsız Türkiye', ‘Vatan sana canım feda', ‘Şehitlerin katili Amerika', `Adana uyuma şehidine sahip çık' sloganları attı.

 

EDİRNE / Edirne'de kendilerini ‘Türkiye Gençlik Birliği' üyesi olarak tanıtan bir  yaşları 15- 20 arasında değişik bir grup  düzenlediği gösteride ‘Kahrolsun Kürtler’ sloganını attı.


ADAPAZARI /  Kent meydanında dev bir Türk bayrağı asıldı. Bayrağı asan Mehbir Eryılmaz "Sakaryalı hala uyuyor" diyerek gösteri çağrısında bulundu. Bu arada kentteki Emniyet Müdürlüğü'nde izinler kaldırılırken, DTP binası da takibe alındı.
ANF NEWS AGENCY

Bitirin artık bu savaşı...

Ahmet Altan- Taraf

Bu ülke çocuklarının hesabını sormaz.

Hiç sormadı.

Şimdi Türk çocuklarıyla Kürt çocukları diye ayrılıp karşı karşıya gelenler ölüyor.

Eskiden sağcı solcu diye ayrılıp karşı karşıya gelen çocuklar ölüyordu.

Neredeyse kırk yıldan beri çeşitli sıfatlarla tanımlanan çocukların ölümünü seyrediyoruz.

Hangisinin hesabı soruldu?

Kim hesap verdi?

Onları kışkırtanlar, ölüme yollayanlar, öldürtenler bir defa ortaya çıkarıldı mı?

Bu ülkede çocuklar genç yaşlarında ölmek için doğuyorlar sanki.

O kadar doğal karşılanıyor ki ölümleri...

Kimse şaşırmıyor.

Bana öyle geliyor ki üzülmüyor bile kimse.

Acı değil öfke duyuyoruz, kurtarmak değil intikam almak istiyoruz.

Eğer “karşı taraftan” daha fazla çocuk ölürse insanların içleri yatışacak gibi.

Bakın on beş çocuğun öldüğü aynı karakolda Mayıs ayında altı çocuk daha ölmüştü.

Kimse, o çocukların ölümünün hesabını sordu mu?

Dağlıca baskınının hesabını soran oldu mu?

Mayıs ayındaki Aktütün baskınına sansür geldi.

Dağlıca’nın konuşulması mahkeme kararıyla engellendi.

Halbuki Dağlıca baskını için de, Aktütün baskını için de Meclis komisyonları kurulmalıydı, araştırılmalıydı, çocukların ölümünden sorumlu olanlar ortaya çıkarılmalıydı.

Bunlar yapılmadı.

Bu çocukların ölümünden onların komutanları sorumlu.

Bir ülkede karakollar bu kadar kolay basılıyorsa, o ülkede askeri bir sorun var demektir.

Hatayı yapan kim?

Komutanlardan başka kim olabilir?

Bakın çok garip bir durum var.

Bu çocukları koruyamayan, gerekli önlemleri almayan, yapılan hataların hesabını vermeyen, eksiklikleri gidermeyen komutanlar...

Aynı zamanda savaşın devamını da en çok isteyen insanlar.

Bu savaşı bitirebilecek her demokratik ve barışçı adıma karşı çıkıyorlar.

Emekli komutanlar da “daha başka askerler de ölür” diye demeçler veriyorlar.

Niye sürdürmek istiyorsunuz peki bu savaşı?

Daha fazla çocuk ölsün diye mi?

Bugünkü savaşı kimse kazanamaz.

Kazananı olmayacak bu savaşın.

Sadece çocuklar ölecek.

Ne PKK bir karakolu basıp on beş çocuğu öldürdü diye Kürtlerin sorunu biter...

Ne askeri birlikler PKK’lıları öldürdü diye Türkiye’ye huzur gelir.

Yıllardanberi sürüyor savaş.

Ne oldu?

Söyleyin bana ne oldu?

Kimse kazanabildi mi?

Hayır.

Bu savaşın bitmesi lazım.

Bu ülkenin Kürt vatandaşlarının kendilerini güvende ve özgür hissedecekleri demokratik bir ortamın yaratılması, dağdaki çocukların evlerine dönebilmelerinin sağlanması lazım.

Bu ülke kanıyor.

Hiçbir anlamı olmayan, hiçbir anlamlı sonuca varmayacak bir savaş yüzünden kanıyor.

Üstelik şimdi tehlike daha da büyüyor.

Ege kasabaları, Kürt mahalleleri Türk mahalleleri diye bölünüyor.

Ortalıkta bayraklar dolaşıyor.

Çatışmalar yaşanıyor.

Bir kıvılcımla bütün bölge patlayacak sanki.

Birilerinin böyle bir patlamanın yaşanmasını istediğini de tahmin etmek zor değil.

Maraş’ı, Sivas’ı unutmayın.

Burası özgürleşmesin, demokratikleşmesin, bu gizli askeri yönetim bitmesin diye binlerce insanın ölümüne hiç aldırmayacak birileri var.

Her gün yirmi çocuğun öldüğü günlerde kimsenin kılı kıpırdadı mı?

Darbenin planlarını yaptılar sadece, “biraz daha çocuk ölsün de ortam iyice darbeye hazır olsun” diye beklediler.

Bugün de beklerler.

İnsanları kışkırtırlar.

Öldürtürler.

Hükümetin ve parlamentonun bu savaşı bitirmek üzere duruma el koymasının gerektiği zamanlardayız.

Onlara Ege bölgesinden çok daha ayrıntılı bilgiler geliyordur.

Tehlikeyi bizden daha iyi görüyorlardır.

Çocukların ölümüne aldırmıyorlarsa, kendi geleceklerine aldırsınlar.

Bu ateş bir kıvılcımla bütün Türkiye’ye yayılırsa, onların geleceği de yanacak.

Bu savaşı durdurun artık.

Ölen çocuklarla mutluluğu bulamaz bir ülke.

O çocukları kurtarın.

Öfkeyi unutup acıyı hissedin artık, intikamı bırakıp kurtarmayı isteyin ne olur.

O çocukları da, ülkeyi de, kendinizi de kurtarın.

Durdurun bu Allahın belası savaşı. Yorum

Kürtlere yönelik başlatılan Linci hoş görmüşler

Balıkesir Valisi Selahattin Hatipoğlu, Altınova'da üç günden bu yana Kürtlere yönelik başlatılan linç saldırılarını 'hoş gördüklerini' söyledi


Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde Kürtlere yönelik başlatılan linç saldırıları dün de sürdü. Kürtlere ait ev ve işyerlerine saldırıldı ve araçlar yakıldı, Kürtlerin sokağa çıkışı yasaklandı. DTP Eşbaşkanı Emine Ayna, olaylara müdahale edilmediği için, olay yerine gitme kararı aldıklarını belirtti. Balıkesir Valisi altinova_kurtlere_linc2Selahattin Hatipoğlu ise linç saldırılarını teşvik ettiklerini itiraf etti. Vali, 'Bazı taşkınlıkları hoş gördük' dedi. İçişleri Bakanı da Nisan 2007'de Sakarya'daki linç olaylarını 'hassas yurttaşların tahrik olması' olarak yorumlamış ve hoş görmüştü.

 
Bakan'ın 'vatandaşları' çok 'hassaslaştı'
Balıkesir'in Ayvalık ilçesine bağlı Altınova Beldesinde iki gencin ölümüyle sonuçlanan adli olay Kürtlerin lincine dönüştü. Kürtlere ait bir çok ev ve işyeri taşlandı, araçları yakıldı. İHD ve DTP olayla ilgili Altınova'ya heyet gönderdi. Balıkesir Valisi Selahattin Hatipoğlu ise 'Acıdan dolayı bazı taşkınlıkları hoş gördük' sözleriyle skandal bir açıklamada bulundu.

Balıkesir'in Ayvalık ilçesine bağlı Altonova Beldesinde geçtiğimiz gün iki gencin yaşamını yitirdiği olay Kürtlerin lincine dönüştü. Ülkücü bir grubun provakasyonu ile başlayan olaylarda Kürtlere ait ev ve iş yerlerine saldırıldı ve araçlar yakıldı. Önceki gün yaşanan olayda yaşamını yidiren Oğuz Dörtkardeş ile Ezer Kırcalı'nın cenazesinin defnedilmesinin ardından toplanan yaklaşık 500 kişilik grup, 'Ya Allah, bismillah, Allahu ekber', 'Şehitler ölmez, vatan bölünmez' sloganlarıyla yürüyüş yaparak, Kürtlere ait işyerlerini taşladı. Beldede yaşayan Kürt yurttaşlar, evden çıkamadıklarını, linç edilmekten korktuklarını belirtti. Kürt yurttaşlar güvenlik güçlerinin müdahalede yetersiz kaldığını belirterek bir an önce ciddi önlemlerin alınmasını gerektiğini söylediler. Özellikle Ayvalık'tan ülkücülerin gelmesiyle beldede olayların arttığını söyleyen beldedeki Kürtler polisin iş yeri ve araçlara saldırı sırasında herhangi bir müdahalede bulunmadığına dikkat çekti. Kürtler, çocuklarını tehditler yüzünden okula gönderemiyor. Beldede hasar tespit çalışmalarına başlanırken, Kürtlere ait 17 işyerinin hasar gördü, 1 ev katıldı, onlarca araç tahrip edildi. Olaylara müdahale için Vali, Kaymakam , İl ve İlçe Emniyet müdürlüğü olay yerine gitiği bildirildi. Beldede dün akşam saatlarinden itibaren olayların yatıştığı bildirildi. 39 kişinin gözaltına alındığı olaylarla ilgilialtinova_kurtlere_linc
DTP Balıkesir'e heyet gönderdi. Beldede çeşitli incelemerlerde bulunan DTP Eşbaşkanı Emine Ayna, İl Valisi, Ayvalık ilçe Kaymakam, İl ve İlçe Emniyet Maüdürleri ile görüştüklerini söyledi. Ayna görüşmelerinde hükümetin şuana kadar olaylar karşısında sessiz kalmasını eleştirdiklerini ve olayların büyümemesi için tedbirlerin alınması gerektiğini söylediklerini açıkladı. Kendilerinin beldeye girişlerinde engellendiği şeklindeki haberlerin de gerçek olmadığını kaydeden Ayna, 'Programımızda beldeye gitmek yoktu. Ayvalık'a giderken, belde yol ayrımında jandarma barikatı vardı. Biz de kendilerine zaten oraya gitmeyeceğimizi, yaptığınızın gerginlik yaratmak olduğunu söyledik' diye konuştu. İHD'nin beldede bir çok görüşmeler gerçekleştirdiğini ve kendilerinde İHD heyetiyle iletişimde olduklarını belirtti. Olayla ilgili ayrıca İnsan Hakları Derneği (İHD) heyeti dün beldeye gitti. Belde Belediye Başkanı Ayvalık İlçe Kaymakam ve Emniyet Müdürü ile görüşmeler yapan İHD heyeti daha sonra raporunu açıklayacak.
Vali'den lince davetiye
Beldede Kürtlere yönelik saldırılar sürerken Balıkesir Valisi Selahattin Hatipoğlu'ndan skandal bir açıklama geldi. Hatipoğlu, Kürtleri linç girişimine için 'Acıdan dolayı bazı taşkınlıkları hoş gördük' açıklaması yaptı. Yaşanan olaylarla ilgili önceki akşam saatlerinde açıklama yapan Hatipoğlu, ilk gün Kürt işyerlerine yapılan saldırıları 'hoş gördüklerini', ancak dün (önceki gün) yapılanları kabul etmediklerini söyledi. Kürtlerin linç edildiği olaylarla ilgili Vali Hatipoğlu şunları söyledi: 'Bu hiç arzulanmayacak bir olaydır. Olaya sebebiyet verenler gözaltına alındı. Cenazelere katılan bazı gruplar bu olayı bir noktada başka yerlere çekmeye çalıştı. Bundan çok üzgünüz. Televizyonlardaki görüntüleri izlediniz. Altınova'ya yakışmayacak görüntüler sergilendi. Bazı taşkınlıkları ise hoş gördük. Acıdan dolayı. Ama bunun ötesindeki hareketleri de takdir edersiniz ki gereğinin yapılması lazımdı. Bu olay umuma açık bir işyerinin çalıştırılmasından dolayı husumetten dolayı başlamıştır. O yeri sen-ben çalıştıracağım düşüncesi bu olayların yaşanmasına neden olmuştur. Ardından gençler birbirlerine beni dövüyorlar yardıma gelin, diğer grup da beni dövüyorlar yardıma gelin denmesi olayları bu noktaya getirmiştir. Belde giriş ve çıkışları birkaç gün kontrol altında olacak. Herkes işine gücüne baksın.' BALIKESİR - DİHAaltinovasikiyonetim[1]
DTP olayı Erdoğan ve Bahçeli'ye iletti
TBMM Başkanı Köksal Toptan'ın yeni yasama yılı açılışı dolayısıyla verdiği kokteyle katılan DTP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Başbakan Erdoğan ile Altınova'da yaşanan olayları konuştu. Erdoğan ile konuşmasına ilişkin gazetecilere bilgi veren Sakık, Erdoğan'ın da bu konudan haberinin olduğunu ve dünden beri Balıkesir Valisi ile konu hakkında görüştüğünü söylediğini belirtti. Sakık, Erdoğan'ın olayların soğumasının ardından Balıkesir Valisi ile tekrar görüşeceğini ve gerekirse önlemlerin devam ettirileceğini kendisine aktardığını ifade etti. Sakık, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile de aynı konuda görüştüğünü ve Bahçeli'nin de benzer endişeler taşıdığını ifade ettiğini belirtti.
Bakan da 'hasas vatandaş' demişti
Balıkesir Valisi Selahattin Hatipoğlu'nun Kürtleri linç girişimine için 'Acıdan dolayı bazı taşkınlıkları hoş gördük' açıklaması Nisan ayında Sakarya'da DTP'lilere yönelik linç girişiminden sonra İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın açıklamalarını hatırlattı. DTP Sakarya İl Örgütü 27 Nisan 2008 günü, Funda Düğün salonunda, Kültür Sanat Şenliği adı altında bir etkinlik düzenlemişti. Etkinliğin yapıldığı saatlerde düğün salonunun etrafını kuşatan Alperen Ocağı üyeleri, 65 yaşındaki Ebubekir Kalkan'ın yaşamını yitirmesine sebebiyet vermişti. Daha sonraki günlerde İçişleri Bakanı Beşir Atalay linç olaylarını 'Olay tamamen milli duyguları olan insanların tahrik olması neticesinde gelişmiştir' olarak değerlendirmişti.

‘DTP’liyi öldürün çağrısı suç sayılmadı

dtp selahattin demirtas Milliyet-Gökçer Tahincioğlu

‘Her şehit için DTP’li öldürülmeli’ denilen köşe yazısını ‘fikir özgürlüğü’ olarak değerlendiren Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kararını mahkeme ‘isabetli’ buldu

Bolu 2. Komando Tugayı’nda vatani görevini yapan 13 askerin 7 Ekim 2007’de şehit düşmesinin ardından Bolu Express gazetesindeki köşesinde “Türk, işte karşında düşmanın” başlıklı bir yazı kaleme alan I.E., terörle mücadeleyi anlattı. I.E., yazısının devamında DTP milletvekillerinin, DTP yöneticilerinin ve DTP’li belediye başkanlarının isimlerini tek tek sıraladı. I.E., yazısında şu ifadelere yer verdi:
“Yüce Türk Ulusu, işte karşında düşmanın. ‘PKK bölücü terör örgütüdür onun mensupları da vatan hainidir’ demedikten sonra bunların topu Türk düşmanı olarak bundan sonra ‘sivil yurtsever’ unsurların hedefi olacaktır. Kahpece pusu kuran, dağdaki teröristin peşinde koşmaktansa üç-beş mikrobu temizleyip bundan sonra ‘Bir bizden beş sizden tamam mı, devam mı?’ demek gerekir.
Bunu yapacak ve diyebilecek yurtsever unsurlar da çıkar elbet. Toplumun arzusu, yoğun olarak bu yöndedir. Bundan böyle şehit edilen her güvenlik görevlisine karşın, bunlardan birinin aynı kaderi paylaması toplumun çoğunluğunun isteği haline gelmiştir. Artık kangren olmuş uzuv veya uzuvların kesilip atılma zamanı gelip geçmiştir.”
‘Düşünce özgürlüğü’ sayıldı
DTP Diyarbakır Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Selahattin Demirtaş, yazının yayımlanmasının ardından avukatı Duran aracılığıyla Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Savcılığın, ifade alıp duyuruyu karara bağlamak dışında araştırma gerektirmeyen soruşturması altı ay sürdü.
Savcılık, soruşturma da sonunda yazıyı hukuka uygun bularak takipsizlik kararı verdi. Kararda, yazının düşünce özgürlüğü kapsamında olduğu vurgulandı.
Mahkeme de uydu
Duran, takipsizlik kararının kaldırılarak dava açılması için Düzce Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu.
Dilekçede, yazının halkın bütününde suç işlemeye alenen tahrik eylemini oluşturduğu ifade edilerek şöyle denildi:
“İçinde açıkça infaza ve öldürmeye davet ve tahrik ifadeleri taşıyan bir yazının, savcı tarafından aklanmış olması kamu vicdanını ve toplumun adalet duygusunu derin biçimde yaralamıştır. Savcılığın takipsizlik kararına karşı verilen genel tepki ‘bu da suç değilse suç ne’ biçimindedir. ”
‘Karar isabetli’
Mahkeme de savcılığın isabetli bir karar verdiğine işaret ederek itirazı reddetti. Mahkemenin kararında, savcılığın verdiği kararda isabetsizlik bulunmadığı vurgulandı.
Duran da kararı AİHM’ye taşımaya karar verdi. Bu tip kesinleşen kararlara karşı Adalet Bakanlığı’nın “kanun yararına bozma” hakkı bulunuyor. Ancak bakanlık bu yola başvurmazsa iç hukuk yolları tamamen tükenmiş oluyor.  Bu durumda savcılığın kesinleşen kararına göre, AİHM aksi bir karar verene kadar DTP’lilerin öldürülmesi için çağrı yaparak isim listesi yayımlamak suç sayılmayacak.

Heyva Sor : Muhtaçlar için yardım köprüsüyüz

heyvasor_logo Yardımseverler ile yardıma muhtaç insanlar arasında köprü rolü oynadıklarını belirten Heyva Sor a Kurdistanê Başkanı Dr. Fahrettin Gülşen, Ramazan Bayramı öncesinde Avrupa’da yaşayan Kürdistanlılara, yoksul insanlara yardım etmeleri çağrısında bulundu.

Gülşen, sayıları gittikçe artan yardım kuruluşları konusunda da Kürdistanlıları dikkatli olmaları yönünde uyardı.

Yoksul insanlara yardım için gerçekleştirdikleri çalışmalara ilişkin gazetemize bilgi veren Düsseldorf merkezli Heyva Sor a Kurdistanê Başkanı Dr. Fahrettin Gülşen, 16 yıldır yardımseverlerle yardıma muhtaç insanlar arasında köprü rolü oynadıklarını belirtti. Her Ramazan Bayramı öncesinde sistemli olarak Kürdistan’da savaş mağduru ailelere yönelik yardım çalışmarı yürüttüklerini belirten Dr. Gülşen, bu yıl da bu çalışmalara ağırlık verdiklerini aktardı. Avrupa’da yaşayan Kürdistanlıların ülkede yaşayan savaş mağduru ve yoksul ailelere kurumları aracılığıyla destek sunduğunu söyleyen Gülşen, fakat bu konuda Türk devletinin yönelimleriyle karşılaştıklarını ifade etti: “Yardımseverlerin yaptıkları yardımlar sonucu kontomuzda biriken paraları ağırlıkta Kürdistan’da savaş mağduru ailelerimizin çocuklarını okutabilmeleri için gönderiyoruz. Ancak, bu konuda ciddi zorlanmalarla karşılaşıyoruz. Paraları banka üzeri yolladığımızdan Türk devleti tarafından bu paraların hangi kuruluş tarafından gönderildiği ve kimlerin aldığı tespit edilerek,

engellenmeye çalışılıyor.”
Tehdit ediyorlar
Banka üzeri gönderdikleri paraların gönderilen kişilere ya verilmediğini ya da kurumun yardımını kabul edenlerin sorgudan geçirildiğini dile getiren Fahrettin Gülşen, “ ‘Bu paraları aldığınız taktirde başanıza felaketler gelir’ biçminde tehdit edilerek, vazgeçirilenler de oldu” dedi. Yapılan yardımların daha sağlıklı bir biçimde yoksul ailelere ulaşması için farklı yöntemleri deneyerek, tüm engelleri aştıklarını belirten Gülşen, “Şu an buradan yapılan yardımların ulaştırılması için herhangi bir zorlanma söz konusu değil, denetleme mekanizmamızı daha da bir güçlendirmiş durumdayız” açıklamasında bulundu. Gülşen ayrıca, yarıdımseverlerin yaptıkları yardımların ulaşıp ulaşmadığı konusunda kendileriyle sürekli bir iletişim halinde olduklarını da aktararak, “Halkımızın bu duyarlı yaklaşımı bizi oldukça sevindiriyor” dedi.

 
‘Dikkatli olun’
Kimi yardım kuruluşlarının yoksul insanlara ulaştırılmak üzere yapılan yardımları farklı amaçlar için kullandığına dikkat çeken Gülşen, “Deniz Feneri olayında da gördüğümüz gibi, yoksul insanlar için yapılan tüm yardımları farklı amaçlar temelinde kullananların maskesi düşmüştür” dedi. Yardımseverleri bu tür yardım kuruluşlarına karşı dikkatli olmaya çağıran Gülşen, şu çağrılarda bulundu: ”Yurtseverlerimize yoksul insanlarımıza yardımda bulunmaları için Kürdistan’ın tek yardım kuruluşu olan Heyva Sor a Kurdistanê‘ye başvurmaları çağrısında bulunuyoruz. Halkımız, yaptıkları yardımların ulaşması konusunda herhangi bir tereddüt yaşamamalı. Çünkü yürüttüğümüz tüm yardım çalışmaları alenidir. Bu konuda emin olmalarını istiyoruz. Kürdistan’da yoğun savaş nedeniyle mağdur insanlarımızın sayısı çoğalmış durumda. Dolayısıyla bu yıl yapacağımız yardımları arttırmalıyız.”
HABER MERKEZİ



Heyva Sor a Kurdistanê aracılığıyla yardımlarınız için:

Almanya:
Heyva Sor a Kurdistanê
Lindenstr.85, 40233 Düsseldorf.
Tel:0049(0)2112396392
Sparkasse Neuwied
Konto: 186098
BLZ: 57450120


Arnhem:
Koerdisch Rode Halve Maan
Postbus 30002, 6803 AA Arnhem
Tel: 0031610647471
Giro No: 7460693.

 
Fransa:
Croissant Rouge Kurde 91, rue du Fauborug St-Denis 7,
F-5010 Paris
Tel/Fax: 0033148241000
CCP-3671852
J-La Source.


İngiltere:
Registered Charity No: 1093741
Company No: 4285714
Bank Sort code: 204660
Bank Account No: 4091238
Tel: 00447874295944


Heyva Sor a Kurdistanê Humanite Hilfsorganisation Kurdistans
BAWAG
Konto: 03010314274
BLZ: 14000


Brüksel:
Koerdische Rode Halve Maan
Croissant Rouge du Kurdistan
Brussel- Bruxelles
Bank-Banque:0013244896-31


Danimarka:
Tel: 004548187245
Danske Bank Konto: 184-1084
Stutteforeningen Mesopotamiens sol
CO/NE Diraksdahl
Toromvej 17, Tv 2730 Herlevs.


İsveç:
Kurdiska Röda Halvamanen
Tel:00468273685
Fax: 00468273326
Postigiro: 228676-3


İsviçre:
Berk. Etzelblick str. 8,
8834 Schindellegi/İsviçre
Post Giro CCP 80-17192-8
YENİ ÖZGÜR POLİTİKAheyvasoryardim2

Kürtçe konuştuğu için bindiği minibüsten indirildi

bozkurt Diyarbakır'dan 10 yıl önce ailesiyle birlikte Denizli'ye göç eden Havva Kıran, bindiği dolmuşta, arkadaşı ile Kürtçe konuştuğu için, subay olduğunu söyleyen biri kişinin, 'Sizin yüzünüzden her gün şehit cenazeleri geliyor. Vatan hainleri, bu ülkeyi bölemeyeceksiniz' şeklindeki hakaretine maruz kaldı. Hakarete uğramasına tahammül edemeyen ve 'Bu ülke hepimizin sadece sizin değil. Kürtçe benim anadilim' diye karşılık veren Kıran, bu sefer de dolmuştakilerin ve şoförün tepkisiyle karşılaştı.

Kürt dili ve kültürü üzerinden Kürtlere yönelik baskılara bir örnek daha yaşandı. Diyarbakırlı Havva Kıran, şehir içi dolmuşta arkadaşına Kürtçe 'Ezê bidim tû nede (sen ödeme ben ödeyeceğim)' dediği için hakarete uğradı ve dolmuştan indirildi. HavvaKiran Bayram alışverişine giden Kıran, dolmuşun arka koltuğunda oturan ve subay olduğunu söyleyen bir kişinin, 'O dili konuşma, Kürtçe'nin yasak olduğunu bilmiyor musun?' diye bağırdığını söyledi. Sonra üzerine yürüyerek ve bağırarak, 'Sizin yüzünüzden her gün şehit cenazeleri geliyor. Bu ülkeyi bölemezsiniz. Buna izin vermeyeceğiz. Burası bizim memleketimiz. Bu dili konuşmaya devam edeceksen git kendi vatanında Kuzey Irak'ta konuş' diye tehditler savurduğunu söyledi. Yaşadığı şokun ardından kendini toparlayarak, 'Bu ülke hepimizin sadece sizin değil. Kürtçe benim anadilim ve ben Kürt'üm, Kürtçe konuşacağım' diye karşı çıktığını dile getiren Kıran, bunun üzerine dolmuştakilerin de olaya müdahale ettiğini ifade etti. Tartışmaya başladığı subayın 'Zaten sizin dilinizi açanda suç, sizleri sustursaydık konuşmazdınız' sözlerinin ardından bir anda dolmuşta bulunan herkesin kendisine suçlu gözüyle bakmaya başladığını ve dolmuştan indirilmesi yönünde sözler söylediklerini belirten Kıran, nefret dolu gözlerden kurtulmak için arkadaşıyla birlikte dolmuştan inmek zorunda kaldıklarını söyledi.

Yıllarca devletin 'siz yoksunuz diliniz de yok' diyerek dillerini inkâr ettiğini, şimdi ise aynı politikanın sokakta devam ettiğini ifade eden Kıran, inadına kendi dilini konuşmaya devam edeceğini ve çocuklarının da anadillerini iyi öğrenmeleri için çaba harcayacağını aktardı. DENİZLİ / DİHA