Diyarbakır Erdoğan’a hoş geldin demedi!

diyarbakir201020087 Radikal Diyarbakır karıştı. Başbakan Erdoğan'ın gelişini protesto etmek için sabah başlayan kepenk kapatma eylemi ilerleyen saatlerde sokak çatışmalarına döndü. Diyarbakır' ın Bağlar ilçesinde izinsiz gösteri yapıp cadde ortasında lastik yakan grubu polis biber gazıyla dağıttı. Ara sokaklara kaçan göstericiler polise taşlı saldırıda bulundu. Gerginlik bütün şehire yayılarak devam ediyor. Başbakan Erdoğan  ise Diyarbakır'a ulaştı.

diyarbakir201020086 Diyarbakır’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gelişini protesto edenler kentin değişik semtlerinde lastik yakıp, yolu kapatarak polis taşladı. Polis, biber gazı kullanarak grupları dağıttı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır’a gelmesini protesto eden terör örgütü yandaşları kentin Bağlar İlçesi Şehitlik, Huzurevleri, Suriçi semtlerinde izinsiz gösteriler yaptı. Polis, kendilerine taş da atan grupları dağıtmak için biber gazı kullandı. Ara sokaklara kaçan göstericiler, polise taşlı saldırılarını sürdürürken, olaylar kentin değişik semtlerinde yerler devam etti. Sikorsky polis helikopteriyle kent üzerinde uçuşlar yapılarak, gösterilerin bulunduğu yerler, yerdeki polis ekiplerine bildirildi. Kentte güvenlik güçleri çok sıkı önlemler alırken, Başbakan Erdoğan'ın geçeceği güzergahlar da yollar kapatılırken, binalar keskin nişancılar yerleştirildi.
HAVAALANI ÇEVRESİ BOŞALTILDI
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gelişi nedeniyle Diyarbakır Havaalanı çevresi tamamen boşaltıldı. Yolcular, yaklaşık 200 metre mesafede oluşturulan güvenlik kontrol noktasında araçlardan indirilip tek tek aramadan geçirildikten sonra havaalanı içine alındı.mardin201020082
DTP MİLLETVEKİLLERİ POLİSLE TARTIŞTI
Diyarbakır'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kente gelişi nedeniyle bir cadde trafiğe kapatılırken, iki otomobil içinde bulunan DTP Diyarbakır Milletveki Aysel Tuğluk, Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici, Hakkari Milletvekili Hamit Geylani ile Diyarbakır İl Başkanı Necdet Atalay’ın Kuruçeşme Kavşağı’ndan Bağlar’a geçmesine polis izin vermedi. Polis, yolun panzerler tarafından kapatıldığını söylerken milletvekilleri yolu kullanmakta ısrar etti. Israr üzerine milletvekilleri ile polisler kısa süre tartı. Milletvekilleri daha sonra polisin gösterdiği güzergahı kullanarak bölgeden ayrıldı.
HER YERDE EYLEM
İMRALI Cezaevi'nde ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasını çeken Abdullah Öcalan'a kötü muamele yapıldığı iddiası ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır’a gelişinin protesto etmek amacıyla, terör örgünün bildiri dağıttığı kentte ve Batman ile Şırnak'ın Cizre ilçesinde kepenk kapatma eylemi yapıldı. Güvenlik güçleri bazı yerlerde esnafı kepenklerini açması için uyarırken, bazı il ve ilçelerde çok sıkı güvenlik önlemleri alındı.mardin20102008
Diyarbakır'da, PKK'nın bildiri dağıtması sonucu Başbakan Erdoğan'ın gelişinin protesto edilmesi amacıyla bu sabah birçok semtte kepenkler açılmadı. Diyarbakır'ın merkez Bağlar ve Sur ilçelerinde kepenklerin yüzde 90'ı açılmazken, yine merkez Yenişehir İlçesi'nde esnafın bir bölümü kapalı kaldı. Başbakan Erdoğan'ın gelişi nedeniyle polis kent merkezinde geniş önlem alırken, bazı caddelerde bulunan çöp konteynırlerı polis tarafından kaldırıldı. Polis, Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır Havaalanı'ndan üniversiteye geçerken kullanacağı güzergah üzerinde sürekli devriye geziyor. Kepenklerini açmayan esnaf işyerlerinin çevrelerinde dolaşmayı tercih etti.buyukanit_erdogan1
BATMAN'DA
Terör örgütünün çağrısı ve bildiri dağıtması sonucu Batman'da bu sabah saatlerinden itibaren kepenkler açılmadı. Batman'da kepenklerin yüzde 90'ı kapalı tutulurken, sivil polisler, işyerlerinin açılması için esnafı uyardı. Esnaf kepenklerini açmadıkları işyerleri önünde otururken, dün gece ise, Karşıyaka mahallesindeki, Telekom binasına taşlı saldırı yapıldığı bina camlarının kırıldığı bildirildi.
CİZRE'DE
Şırnak'ın Cizre İlçesi'nde de bir grup caddelerde lastik yakarken, yasa dışı sloganlar atınca polisler müdahale etti. Panzerlerle yapılan müdahalelerde göstericiler panzerleri taşladı. Polis, göstericileri dağıtmak için gaz bombası kullanırken, eylemciler ara sokaklara kaçtı. Cizre İlçesi'nde de sabah saatlerinde itibaren kepenkler açılmadı. İlçe merkezinde çok sayıda polis ve asker resmi kurumların önünde güvenlik önlemi alırken, polisler caddelerde sürekli devriye geziyor.(dha)ERDOGAN diyarbakir ergenekon

 

Erdoğan halkın içine çıkamadan kentten ayrıldı


www.gundemonline.org
Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, halkın içine bile çıkamadan Diyarbakır ziyaretini tamamlayarak ayrıldı.
Protesto eylemlerinin aralıksız sürdüğü Diyarbakır'a ziyarette bulunan Türk Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin yanık ünitesini açılışını yaptıktan sonra Urfa yolu üzerindeki Turkcell GSM çağrı merkezinin açılışını yaptı.
Erdoğan, daha sonra Diyarbakır Valiliği'nde görüşmelerde bulundu. Basına kapalı olan görüşmenin ardından AKP İl Başkanlığı'na geçen Erdoğan, burada yaptığı görüşmenin ardından Diyarbakır'dan ayrıldı. Erdoğan Diyarbakır ziyareti sırasında halkın içerisine çıkamadı. Gün boyu kepenk ve kontak kapatma eyleminin yanısıra sokaklarda protesto gösterileri düzenlendi. Erdoğan'ın ziyaretini protesto eden Diyarbakırlılar, ziyaretin fiyasko ile sonuçlanmasını sağladı.
AMED /ANF

Türkiye'de Kürt meselesini çözebilecek, barışı sağlayabilecek çapta bir siyasi “yok”

ozgurel_kTaraf'tan Neşe Düzel Radikal yazarı Avni Özgürel ile terörün asıl nedenlerini konuştu. İşte ilginç röportaj ve röportajdan dikkat çeken notlar:

►Herkes için bitirilemeyecek kadar kazançlı bir iş bu terör. Hava saldırılarında atılan her roketin kaç lira olduğunu biliyor muyuz?

►Eğer PKK'yı bitirmek istiyor idiysen ve bu kadar öfkeliysen, PKK'nın bütün yönetim kademesi ve kadrosu oradaydı. PKK tasfiye edilebilirdi. Bir değil, on gün sürdü bu konfre. Hadi hududa gelen adamları görmediniz dağlık falan dediniz.... Örgütün televizyon yayınını da mı izlemediniz? Bu kongreden sonra Aktütün'de 17 genç öldü 

► PKK'nın mücadeleyi yütüten Bayık, Karayılan dahil bütün yönetici kadroları ise 25 yıldır aynı yerdeler. Bizim Güneydoğu'da iki yıldan fazla görev yapan generalimiz, askerimiz yok.

► Eğer siz Foça'da dinlenme tesislerine dünyanın parasını harcayabiliyorsanız ve Aktütün Karakolu için de para yok diyorsanız, bunun hesabını birileri ciddi olarak sorar ve sormalıdır da zaten.

►Cumhuriyet tarihinde sadece Turgut Özal muktedir olmayı denedi ve bedelini ödedi.

►Bu ülkede Kürt sorununun çözümü istenmiyor. Çünkü bu işten herkesin çıkaır var. Sadece askerin değil, güvenlik birimlerinin, siyasetin, işadamlarının kısaca toplumun büyük bir kesiminin çıkarı var bunda.


 ozgurelNEDEN? AVNİ ÖZGÜREL

Yaşanan olaylara bakıldığında Türkiye'de hayat hiç değişmiyor gibi görünüyor. Susurluk'tan sonra Ergenekon oluyor, Dağlıca'dan sonra Aktütün tekrarlanıyor, polis işkencesinde gene insanlar ölüyor, Kürtlerin bir partisi daha seçim öncesinde kapatılmak isteniyor. Yaşanan olaylara bakıldığında hayat bu ülkede bıktırıcı bir biçimde kendini eskitiyor gibi görünüyor ama asıl kendini eskiten Ankara. Çünkü toplum Ankara merkezli her olayda değişiyor ve artık korkmadan gerçeği arıyor, sorumlulardan hesap soruyor. Aktütün'de ne oldu? Neden kamuoyuna inandırıcı bir açıklama yapılmıyor? PKK'nın baskın yapacağı istihbaratı çok önceden gelmesine rağmen niye baskın önlenmedi? 17 genç niye öldü? Genelkurmay Başkanı niye bu kadar öfkeli? Başbakan niye Aktütün'ü soruşturmuyor? 24 yıldır süren bu savaşın temelinde yatan Kürt meselesini çözmek için Erdoğan niye adım atmıyor? Bu savaşın bitmemesinden çıkarı olanlar kimler? Bütün bu soruları Türk siyasi tarihi, Kürt sorunu ve terör üzerine araştırmalar yapan ve kitaplar yazan Avni Özgürel'le tartıştık.

NEŞE DÜZEL:

Aktütün olayını izlediniz mi?

AVNİ ÖZGÜREL:

►Evet.

Sizce bütün o istihbarat raporlarına, gelen bilgilere ve uyarılara rağmen gerekli önlemler niye alınmadı?

►Silahlı Kuvvetler'in karar verme mekanizmasında bir sorun var. Bir çatışmaya girip şehit vermek, birlik komutanı için kıdem terfisinde ciddi bir eksi puandır. Bu yüzden de Silahlı Kuvvetler'de karar alma sorumluluğunu herkes bir üstüne havale ediyor. En üstteki de golf oynamaya gidince çark tıkanıyor. Nitekim çocukların ifadelerinden anlaşılıyor ki, Aktütün'e yardım bile sekiz saat sonra ulaşabilmiş.

Aktütün'de yaşananlar sadece bununla açıklanabilir mi?

►Bu bir faktör. PKK bu saldırıya bir aydır hazırlanıyormuş. Öyle ki, Aktütün köyüne çıkan bütün yollar örgüt tarafından mayınlanmış. Demek ki, karakol bir aydır dört bir yandan kuşatılmış. Zaten bütün bunların bilindiği inkâr edilmiyor. Olayın hemen ardından "Amerika'dan aldığımız istihbarat mükemmel. İstihbarat eksikliğimiz yok" denildi. Ama şu var. İstihbarat hatıra yazmak için toplanmaz! Gelen bilgileri değerlendirmek için toplanır.

Ben de size tam bunu soruyorum. Her türlü istihbarata rağmen niye gerekli önlemler alınmadı peki?

►Bu işin bir de, 'Ya terör biterse?' diye bir yanı var. Fatih döneminden bir örnek vereyim. Fatih Arnavutluk seferine çıkıyor ve yeniliyor. Ne oldu diye soruşturduğunda, komutanların, 'bu savaşı da kazanırsak padişahın bize ihtiyacı kalmayacak' diye düşündükleri ve cepheden çekildikleri ortaya çıkıyor. Bugün Türkiye'de PKK terörü de, güvenlik birimleri için birçok şeyin gerekçesini oluşturuyor.

Neyin mesela?

►Terör öyle bir şeydir ki... Size siyaseti kontrol etme imkânını verir. Amerika'da da böyleydi bu. Amerika bir türlü siyasi karar üretemediği için Vietnam'dan paçasını uzun süre kurtaramadı. Herkes Vietnam'dan çıkılması gerektiğini biliyordu ama savaş öyle büyük ekonomik kazanç kaynağıydı ki, Vietnam işi biterse devasa kârlar da bitecekti.

Türkiye'de terör işi hâlâ büyük bir kazanç kaynağı mı?

►Çoook! Bitirilemeyecek kadar büyük bir kazanç kaynağı bu terör. Yıllar önce Şam'da yaptığım röportajda Abdullah Öcalan bana, "Bu işi bitirirsem beni bitirirler," dedi. PKK, öyle tek bir kişinin... Öcalan'ın veya bir genelkurmay başkanının vereceği kararla bitecek bir iş değil. Bu işin silah tüccarları, siyasetçileri, askeri, güvenlik birimleri, dernekleri var. PKK için de bu böyle. Onun da televizyonları, yurtdışı temsilcilikleri, oradaki her Kürtün maaşından kestikleri paralar var. Herkes için bitirilemeyecek kadar kazançlı bir iş bu terör. Hava saldırılarında atılan her roketin kaç lira olduğunu biliyor muyuz? Bir de uyuşturucu işi var. Türkiye'de geçmişte üniversitede profesör seviyesinde adamlar, "Amerikalılar da terörle mücadele işini uyuşturucu parasıyla finanse ediyorlar. Biz de öyle yapmalıyız," diye raporlar yazdılar.

Uyuşturucu, PKK'yla mücadelenin finansmanında kullanıldı mı peki?

►Tabii ki kullanıldı. Güneydoğu'dan Edirne'ye kadar cemselerin eskortunda uyuşturucu taşındı. Bütün bunlara bulaşan insanlar bir süre sonra 'ben dağda ne diye canımı tehlikeye atayım? Uyuşturucuyu paylaşmak, haraç almak, çetecilik yapmak varken niye PKK'nın içine girip JİTEM için istihbarat toplayayım' dediler.

Ama Aktütün'de böyle bir istihbarat eksikliği olmadığı ortaya çıktı.

Doğru... Aktütün baskını için bırakın istihbarat gelmesini başka şeyler de oldu. PKK'ya yakın televizyonlar var, onların yayınları var. Mesela Roj Tv... "21 ağustosta onuncu kongremiz Kandil'de toplanıyor" diye durmadan yayın yaptı. Kongre'ye PKK'nın Avrupa'dakiler dahil bütün yönetici kadrosu katıldı. Cemil Bayıklar, Murat Karayılanlar hepsi oradaydı. Toplantı on gün sürdü ve Roj Tv Kandil'den görüntüler, röportajlar yayınladı. 21 ağustos, Aktütün baskınından iki hafta öncesi demek. PKK'nın 30 ağustosa kadar süren kongresine PEJAK da katıldı.

Yani İran'ın PKK'sı da katıldı öyle mi?

►PKK, "Türkiye'nin hava saldırıları nedeniyle çok ciddi kayıplara uğradık," deyince, PKK'nın İran'daki kolu da Kandil'deki kongreye katıldı ve PEJAK Başkanı Hacı Ahmet "Bundan sonra birinci hedefimiz Türkiye" diye bir bildiri yayınladı. Bütün bunlar on gün boyunca oldu. Kandil'de üç kişi değil, 1200 kişi toplandı ama Silahlı Kuvvetler ağustos ayı boyunca Kandil'e tek bir hava operasyonu yapmadı.

Sizce niye yapmadı?

►Bunu izah etmek lazım. Halk bu sorunun cevabını öğrenmek ister. Eğer PKK'yı bitirmek istiyor idiysen ve bu kadar öfkeliysen, PKK'nın bütün yönetim kademesi ve kadrosu oradaydı. PKK tasfiye edilebilirdi. Bir değil, on gün sürdü bu kongre. Hadi hududa gelen adamları görmediniz dağlık falan dediniz... Örgütün televizyon yayınını da mı izlemediniz? Bu kongreden sonra Aktütün'de 17 genç öldü. Arkasından Diyarbakır'da polisler kurşunlandı. Eksiklikleri soran gazetecilere de 'vatan haini' demeye varan açıklamalar yapıldı.

Bizim ordu yıllardır Güneydoğu'da çarpışıyor. Artık çok tecrübeli olmaları gerekiyor. Buna rağmen bu baskınlar nasıl yaşanıyor?

►Askerliğini sekiz aylık yapacak olan çocukları PKK ile temasa en açık uç noktalara gönderirsen olacak olan budur. Aktütün'de ölenlere bakın. Deneyimi olmayan çocuklardı. PKK'nın mücadeleyi yürüten Bayık, Karayılan dahil bütün yönetici kadroları ise 25 yıldır aynı yerdeler. Bizim Güneydoğu'da iki yıldan fazla görev yapan generalimiz, askerimiz yok. Zaten orada uzun süre bulunan da kafayı yiyor.

Nasıl?

►Gelişmiş ülkelerde böyle sıcak bölgelerde bir, iki yıl görev yapanlara rehabilite olmaları için altı ay süreyle havaalanlarında görev yaptırılır. İnsan görsünler istenir. Bizde böyle bir şey yok. Benim uzun süre orada komutanlık yapan bir arkadaşım İstanbul'a geldiğinde jest olsun diye onu eğlenceli bir yere götürdüm. Adam bana silah çekecek hale geldi masada. 'Biz orada ölüyoruz, siz burada zil çakıp oynuyorsunuz' diye... Hayattan öyle kopmuş ki...

Aktütün'e dönersek, ne yaşandı ve gene ne yaşanacak orada?

►Şimdi Aktütün'e yeni bir birlik gönderiyorsunuz. Çocuğu Aktütün'de görevlendirilmiş annenin halini düşünün. Karakolu bir sene sonra üç yüz metre öteye taşıyacağız diyorlar. Nereyi savunuyorsun orada? Üç yüz metre yüksekliği savunuyorsun. Efendim Lozan'da hudutlarımız yanlış çizilmiş. Bu yüzden tampon bölge kuralımmış. Saçma sapan öneriler yapıyorlar. Bunu Irak'a söyleyeceklermiş. Irak 'tamam kurun' der ama hemen ekler. 'Kendi topraklarınızda kurun. Niye tampon deyince hep benim topraklarım aklınıza geliyor ki' diye sorar. Kaldı ki Erbil'e kadar orası da dağlık bölge. O zaman nereye kuruyorsun sen tamponu? Üstelik Amerika, 'Öcalan'ı verdik. Problemi çözemedin. İstihbarat veriyoruz. Gene çözemiyorsun. Irak yönetimini elimizden geldiğince baskılıyoruz. Gene olmuyor' demez mi sana?

Kurmay olarak eğitilmiş kadrolar bütün bu akıl yürütmeleri yapmıyorlar mı sizce?

►Bizde nasıl siyasetin ezberi varsa askerin de bir ezberi var. Herkes dönemini tamamlayıp emekli olup gidiyor. Bölgenin tarihini de çok iyi bildiklerini hiç sanmıyorum.

Peki, Aktütün'le ilgili olarak daha önceden gelen istihbarat raporlarına aldırış edilmemesini nasıl açıklamak lazım? Bu raporları ciddiye mi almıyorlar?

►Aktütün soruşturmasının iki sonucu olacak. Ya 'Bütün istihbaratı aldık ve gerekli bütün değerlendirmeleri yaptık ama oraya altı saat boyunca helikopterlerle gerekli koruma ağını kurmadık' diyeceksiniz. Bu durumda sorumluların mutlaka divanıharpte yargılanmaları gerekir. Ya da 'istihbarat gelmiş olabilir ama biz bu saldırının olabileceğine ihtimal vermedik' diyeceksiniz ki... O zaman da sizin askerlik kabiliyetiniz ve kurmay yeteneğiniz sorgulanacak. Eğer Aktütün soruşturması, komuta mevkiinde olan sorumluları yargı önüne çıkarma sonucunu doğurmazsa...

Ne olur?

►Türkiye'de çok ümitsiz bir durum var demektir. Bu soruşturma, Aktütün'ün komuta kademesindeki sorumlularını kamuoyunu tatmin edecek bir şekilde mutlaka bulmalı ve onları askerî mahkemeye vermeli.

Yapılacağı daha önceden bilinen bir baskın, üstelik de gelenler uydu araçlarıyla izlenirken nasıl önlenemez?

►Bu olayın mutlaka birçok kademede birçok sorumlusu var. Yoksa 'orası Aktütün değil, görüntüler yalan' gibi perakende açıklamalarla, yeni açıklanan telsiz konuşmalarıyla Aktütün'ü anlatmak ve inandırıcı olmak zor. Türkiye'de Silahlı Kuvvetler dahil bütün kurumlar hesap vermeli. Eğer siz Foça'da dinlenme tesislerine dünyanın parasını harcayabiliyorsanız ve Aktütün karakolu için de para yok diyorsanız, bunun hesabını birileri ciddi olarak sorar ve sormalıdır da zaten. Türkiye de olumlu bir değişim oldu. İnsanlar artık soruyorlar, sorguluyorlar. Susanı da hoş görmüyorlar.

Peki, Aktütün gibi bir baskının yapılacağı bilindiğinde, alınacak caydırıcı önlemlerle baskına gelenler daha önceden vazgeçirilemez mi?

►Elbette caydırılırdı. Silahlı Kuvvetler, Aktütün baskınının gerçekleşmesine göz yuman ya da yeterli önlem alamayan kademeyi, hangi seviyede olursa olsun, ister general ister kuvvet komutanı olsun mutlaka kamuoyunun önüne çıkarmak zorunda. Bu konuda Genelkurmay Başkanı'nın "soruşturma açıldı ve sonucu açıklanacak," sözleri de bir taahhüt olarak kabul edilmeli ve basın tarafından Genelkurmay Başkanı'na her vesileyle 'efendim Aktütün'ün sonucu ne oldu' diye sorulmalı.

Biraz önce siz de değindiniz. Aktütün karakolunun kapatılacağı açıklandı. Daha geçen mayısta baskına uğrayan karakol niye o zaman kapatılmadı? Bu kadar tehlikeye açık bir yeri kapatmamak askerî anlayışa uygun mu?

►Uygun değil tabii. Ben Aktütün'e gittim. Gecekonduvari bir yapı. Esas olarak bir bekçi karakolu o. Bir saldırıda delik deşik olur ve oluyor da. Ama bizim ordu için Aktütün sanki bir namus. Elbette orada şehit düşenlerin manevi bir manası var ama... Bu hudut karakollarının tamamı esasında mezarlık. Oraya giden çocukların başına ne zaman ne gelecek belli değil. Bir havan mermisi düştüğünde kim bilir kaç kişi ölür gene. Bu hudut karakollarının tamamı kaldırılmalı.

Sınırlar karakolsuz korunabilir mi?

►Orası korunacak da ne olacak? Ülkeni savunabileceğin yer, dağın üç bin metre yükseklikteki zirvesi mi? Aşağıya in, sızmalara orada mani ol. Bu hudut karakolları, katırlarla kaçak çay, sigara uyuşturucu getiren Iraklı köylülerin karşısına dört tane jandarmayı dikip, jandarma eller yukarı dediği vakit ellerini kaldıracak insanlara karşı kuruldu. Bu karakollar, gerilla saldırısına engel olmak için kurulmadı. Problem bu karakolların yerinde değil ki. Problem, bu karakolların varlığında. Bunların hiçbir faydası yok. Şimdiye kadar da sınırdan tek bir girişe engel olamadılar.

Söyle de düşünülemez mi? Aktütün sürekli baskına uğruyor ve orada şehitler veriliyor. PKK bu karakollarda Türk ordusuna şehit verdirdikçe moral kazanmış olmuyor mu peki?

►Şüphesiz öyle. Genelkurmay Başkanı'nın öfkesini yansıttığı basın toplantısı dahi 'dünyanın sekizinci büyük ordusunun komutanını öfkeden deliye döndürdük' diye PKK'nın moral bulmasını sağlıyor.

Genelkurmay Başkanı, bizim gazetenin, baskının daha önceden bilindiğini açıklamasına tuhaf bir sertlikle cevap verdi. Onu en çok destekleyenler bile bu tavrın tasvip edilemeyeceğini söyledi. Niye bu kadar öfkeli bir çıkış yaptı sizce?

►Esasında Genelkurmay Başkanı kendi tabanına olan öfkesini başkasına yansıtıyor. Yoksa orgeneral seviyesine gelmiş birinin Aktütün'de ne olduğunu kavramaması mümkün değil. Orada ne olduğunu, sorumluların kimler olduğunu ve çarkın nasıl yanlış işlediğini biliyor. Ama Türkiye'de bütün kurumlarda olan 'bizimse örtelim' tavrı sergileniyor. Ama Türkiye'de durum değişiyor. Toplum artık soru soruyor. 'Aktütün'de ne oldu?' diyor. Bu yüzden de Genelkurmay Başkanı'nın açıklaması toplumu tatmin etmiyor.

Hükümet ise Aktütün'le ilgili soruşturma açacağına Genelkurmay Başkanı'nı destekledi. Başbakan, Orgeneral Başbuğ'un yanında yer aldı. Erdoğan aynı şeyi Şemdinli'de de yapmıştı. AKP'liler hâlâ Şemdinli'nin gölgesinden kurtulamadılar. İkinci bir Şemdinli yaratmak AKP'yi nasıl etkiler?

►Olumsuz etkileyecek. Bu tutum, AKP seçmenini çok olumsuz etkilemiştir zaten.

Erdoğan askerlerle anlaştı mı sizce?

►Erdoğan askerlerle uzlaşmayı çok istiyordur ama askerlerin ona karşı hâlâ rezervleri vardır.

AKP, böyle bir olayda olayların nedenini araştırmak yerine orgeneralin sertliğini destekleyerek iktidarını güçlendiriyor mu zayıflatıyor mu?

►Zayıflatıyor. Türkiye'de hiçbir siyasi iktidarın muktedir olmak diye bir derdi yok. Hiçbiri de muktedir değil zaten. Hepsi de askerle uzlaşmayı deniyor. Cumhuriyet tarihinde sadece Turgut Özal muktedir olmayı denedi ve bedelini ödedi.

Bütün bu baskınların, çatışmaların, kanın temelinde Kürt meselesi denilen mesele yatıyor. AKP, bu meseleyi halletmek için de bir adım atmıyor. Siyasi iktidar, Kürt meselesini askere mi devretti?

►Devredemez. Çünkü bu iş askerin yapacağı bir iş değil. Bu iş bir güvenlik işi değil. Bu, Türkiye'nin demokratikleşmesi meselesidir. Zaten Türkiye'yi demokratikleştirdiğiniz takdirde ortada ne türban sorunu kalır, ne de Kürt meselesi. Türkiye'de AB'nin demokrasi standartları egemen olursa, ne asker böyle hesap sorulamaz konumda olur, ne yargı böyle çarpık işleyebilir, ne de yolsuzluklar bu düzeyde gerçekleşir. Ama bu ülkede Kürt sorunun çözümü istenmiyor. Çünkü bu işten herkesin çıkarı var. Sadece askerin değil, güvenlik birimlerinin, siyasetin, işadamlarının kısacası toplumun büyük bir kesiminin çıkarı var bunda. Kürt sorunu her türlü istismarı ve illegal parayı besliyor.

Kürt meselesi nasıl çözülür sizce?

►Kültürel ve siyasal haklardan başlayarak, Anayasa da dahil Türkiye'nin hukuk metinlerinde Kürtleri rahatsız eden bütün başlıklar yeniden yazılmalı. 'Kürtlerle Türkler etle tırnak' lafı hukuka yansıtılmalı. Ayrıca Kürt meselesini çözmek için Öcalan'la görüşülmeli. Türkiye'de bu meseleyi onun dışında bir güç çözemez. Sorunun çözümüne etkin bir katkı sağlayamaz.

Niye? PKK Öcalan'ın kontrolünde mi?

►Büyük ölçüde onun kontrolünde. Öcalan'ın, tabanını ikna edeceği bir çözüm formülü ortaya çıkarılmalı. Bu arada İmralı süreci de bitmeli. Affı, serbest bırakılması söz konusu olamaz ama Öcalan daha iyi şartlarda hapis hayatını sürdürebilir. Zaten onun isteği de serbest bırakılmak değil. Türkiye'de istediği şehirde arazi alabilir ve gündelik siyasetin dışında tutularak bu mekânda ziyaretçileriyle görüşerek yaşayabilir. Türkiye'nin Ceza İnfaz Yasası buna müsait. Bu meselenin böyle olması gerektiğine dair analizlerin Türkiye'nin elinde olduğunu biliyorum ben.

Asker böyle bir çözüme yakın durur mu?

►Asker seviyesinde de buna giderek yaklaşıldığını biliyorum. Orgeneral seviyesindeki bazı komutanların Öcalan'la İmralı'da görüştükleri şimdilerde yazılıp çiziliyor. Bakın... Kürt meselesi sadece hukuk ve şiddet meselesi değil. Bu işin bir de psikolojik boyutu var. Biz PKK'ya terör örgütü diyoruz ama PKK sadece bir terör örgütü mü? Avrupa'da temsilciliğinin olmadığı ülke yok. Devletlerle diplomatik ilişkileri var. Öcalan'ın mitinglerde binlerce posteri taşınıyor. PKK terör örgütü olmaktan çıkmış çok irileşmiş bir yapı.

Öcalan'la İmralı'da ne görüşüldü sizce?

►Özellikle istihbarat birimleri görüştüler. Kürt sorunu çözülebilir mi sorusunun cevabı aranıyordu bu görüşmelerde. Cevabın, 'evet çözülebilir' olduğu ortaya çıktı. Bu cevabı asker de, istihbarat örgütü de biliyor. Ama asker katında bunu terennüm etmek cesaret işi.

Ergenekon paşaları da İmralı'ya gitmişler. Onlar Öcalan'la ne görüşmüşler?

►'Bu adam terörü bitirebilir. Terör biterse biz ne yaparız' diye bir tarafı var bu işin. Bu ülkede Kürt sorununun çözülmemesinden çıkarı olanlar var. Türkiye yurtdışından çok ciddi silah alımları yapıyor. İnsansız uçaklar, Awacslar kaça acaba? Türkiye bir an önce Kürt sorununu çözmek zorunda. Aksi takdirde parçalanmaya gider. Kürt milliyetçiliği büyük bir tehdit olmaya başladı.

PKK'nın Ergenekon'la bağlantısının olduğundan söz ediliyor. Nasıl bir bağlantısı var?

►Geçmişte çok iç içeydi. Bu ilişki sadece uyuşturucu işinde değil, eylem düzeyinde de var. 'Siz de çok pısırıklaştınız. Bir iki çatapat yap ki, bize ihtiyaç olsun' denebilir PKK'ya.

DTP'nin kapatma davası da sürüyor. Bu partiyi kapatacaklar mı?

►İnşallah kapatmazlar. Kürt meselesi DTP'nin kapatılmasından çok kötü etkilenir. 'Demek ki siyasetle bu iş çözülmüyor. Dağ diyenler haklıymış' duygusunu uyandırır bu insanlarda. Dağdaki mücadeleye destek ve katılım artar.

Tırmanan terörde Ergenekon'un payı var mıdır?

►Soruşturduğumuz Ergenekon'un değil ama esas Ergenekon'un vardır. Ergenekon askerin ve MİT'in içerisinde bir yapıdır ve Türkiye'de Ergenekon hiçbir şekilde bitmez. Şimdi hapisteki Ergenekon, bir ucu Susurluk'ta ortaya çıkan yapıydı ve tasfiye edildi. Bu yapının yeni bir versiyonu oluşur.

Yerel seçimler yaklaşıyor. Başbakan Erdoğan'ın son açıklamaları Güneydoğu'daki oyları nasıl etkiler?

►Bugünkü üslubuyla AK Parti Diyarbakır'da kaybedebilir. AKP ile DTP arasındaki oy farkı bence DTP lehine açılıyor.

Şu anda Türkiye'de Kürt meselesini çözebilecek, barışı sağlayabilecek çapta bir siyasi var mı?

►Hayır yok. Temel sorun da bu zaten. Diyarbakırspor'u birinci lige almakla bitmiyor iş. Kürtler bu ülkede her tarafta olsunlar, siyasette de olsunlar. Kürt sorunu sadece şarkı, türkü futboldan ibaret değil. Kürtleri siyasetten tasfiye edersen sonuçları ne oluru Türkiye tartışmalı.

Zaman

İşte AKP'nin Kürtleri

AKP DTP KURT MILLETVEKILLERI Erdoğan her fırsatta '75 Kürt vekilim var' diyor, ancak Erdoğan'ın Kürtleri, Kürtçe eğitimi bile gereksiz görüyor, 'Kürtler Rusça öğrensin' diyebiliyor
Başbakan Tayyip Erdoğan, her fırsatta 70 milyonun başbakanı olduğunu dile getiriyor. Ayrıca her platformda '75 Kürt kökenli milletvekili'nin olduğunu söyleyerek, Kürtlerin haklarını ve temsilcilerini bertaraf etmeye çalışıyor. Ancak Erdoğan'ın sözünü ettiği vekillerin ne kadar 'Kürt' oldukları, Kürtleri ne kadar 'temsil ettikleri', Kürtlerin en doğal ve insani haklarının başında gelen Kürtçe eğitime yaklaşımlarıyla çıktı.
Erdoğan'ın sözünü ettiği 75 milletvekilinden 62'sine ulaştık ve 'Kürtçe eğitim talebini destekliyor musunuz?' sorunu yöneltik. 29 milletvekilinin verdiği yanıtlar, 'Kürtçe eğitimin gereksiz olduğu, Kürtlere Çince, Rusça, İngilizce ve Almanca öğretilmesi gerektiği' yönünde oldu. Bu arada Erdoğan, 'Benim vekillerin telefonlarına herkes ulaşabilir' demişti, ancak 33 vekilin telefonlarına hiçbir şekilde ulaşılamadı.
Erdoğan'ın Kürtleri meğer bunlarmış
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan gerek gittiği Avrupa gezilerinde, gerekse de Türkiye'de değişik yerlerde yaptığı açıklamalarda '70 milyonun temsilcisiyim', 'Kürtlerim temsilcisi benim' diyor. 22 Temmuz seçimleri öncesi Diyarbakır'da 'Kürt sorunu benim sorunum' diyen Erdoğan, bugün yine Diyarbakır'da olacak ve bakalım neler diyecek? Tabii ne diyeceği bilinmez ama 5 Kasım 2007 günü basın mensuplarının karşısına geçip 'Benim partim Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde birinci partidir. Kürt kökenli 75 milletvekilim var benim. Terör örgütü hiçbir zaman benim Kürt kökenli vatandaşlarımın temsilcisi olmamıştır. İstismar yapmışlardır' diyen Erdoğan'ın Kürt milletvekillerini aradık ve 'Okullarda Kürtçe eğitim verilmeli midir?' diye sorduk. Bakın bakalım kendisi de Kürt olan AKP'nin milletvekilleri Kürtlerin en temel ve doğal hakları olan 'anadilde eğitim ve öğretim haklarına' nasıl yaklaşıyor.
AKP Ağrı Mehmet Hanifi Alır: 'Zor bir soru. Cevabı da bir o kadar zor. Umarım bu tip konular zaman içinde hal olur. İnsanların anadillerini bile talep etmesi tartışılır bir konudur. (Kürtlerin anadilde eğitim talebi Meclis'e gelirse ne dersiniz?) Gelince bakarız.'
Pardon hangi kanal?
AKP Ağrı Milletvekili Abdülkerim Aydemir: İlk gün telefonunu açmadı. İkinci gün aradık telefonu kapalı. Üçüncü gün tekrar aradık: 'Ben ilk senden duyuyorum. Böyle eylemleri hiç duymadım. Sizin hangi kanaldı? (Bizimki haber ajansı) Haaa tamam. Ben duymadım haberdar değilim. Öğreneyim öyle. (Peki sizce okullarda Kürtçe eğitim verilmeli mi?) Uygun platformlarda görüşelim. Uygun bir platformda değilim. İyi günler.'
AKP Batman Milletvekili Ahmet İnal: İlk gün telefonu kapalıydı. İkinci gün de telefonu kapalıydı. 3. gün yanıt verdi: 'Doğal olarak herkesin anadilinde okuma, yazma, eğitim gibi her türlü talebinin yanındayız. Meclis'e gelirse de gönlümüzden geçen şeylerdir. Anadilin kısıtlanmasından yana değiliz. İnsani haktır.'
AKP Batman Milletvekili Mehmet Emin Ekmen: İlk iki gün iki telefon numarasına da cevap vermedi. Üçüncü gün yanıt verdi: 'Ben devletin üniter yapısına zarar vermeyecek tüm toplumsal hakların kullanılmasından yanayım.'
AKP Diyarbakır Milletvekili Kutbettin Arzu: 'Ben DİHA'ya görüş vermiyorum. Hakkımda yalan yanlış şeyler yazıyorsunuz. (Hangi haberde yalan ve yanlış var, bize iletin tekzibini yayımlayalım) Ben uğraşamam. Yarım saatlik konuşma bir dakika veriliyor. (Biz bütün görüşmeleri kayıt altına alıyoruz. Siz bize hangi haber olduğunu söyleyin biz de ona göre cevap verelim) Hatırlamıyorum. (Peki Kutbettin Bey, Kürtçe eğitim konusunda görüş vermeyecek misiniz?) Bu konuda bir şey demeyi düşünmüyorum. '
AKP Bingöl Milletvekili Yusuf Coşkun: 'Ben trafikteyim. Size faks numaramı vereyim, siz oraya atın sorularınızı, ben size yanıtlayayım. Sorularınızın altına da faks numarası yazın.' (Sorular yazılıp fakslandı ama yanıt gelmedi.)
Bayram bitse de görüşsek!
AKP Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan: 'Trafikteyim şu an.' (Kısaca yanıt veremez misiniz?) 'Bir cümlelik de vermeyeceğim. Şuan bu konuda bir şey söylemek istemiyorum. Bayramdan sonra görüşelim, hatta bu konuda bir şey söyleyince medyada çarpıtılıyor. Sizinle alakalı değil. Sizin yaptığınız masumane bir çalışma. Ama bayramdan sonra görüşelim. Geniş ve daha etraflıca.' (Bayramdan sonra aradık. Sayın Arslan DİHA'dan arıyoruz muhabirimiz Rüştü Demirkaya sizinle görüşecekti) 'Nereden arıyordunuz?' ( DİHA'dan arıyoruz) 'Ben müsait değilim.' (Ne zaman müsait olursunuz?) Soru üzerine Arslan telefonunu kapattı.
AKP Diyarbakır Milletvekili Osman Aslan: İlk iki gün telefonuna cevap vermedi. Üçüncü gün yanıtladı: 'Dil bazında her manada her ülkede her dili öğrenmekte fayda var. Kürtçe dershaneler açıldı ama rağbet görmedi. Bunun nedenini araştırmak lazım. Bana göre her hayvan nasıl kendi diliyle öterse, her insan ilişki kurabileceği bir seviyede bir dili bilmesi lazım. Dil konusunda bir sıkıntı olacağını sanmıyorum. Biz bütün dillere bu hakkı tanıdık televizyonlarda. Her dilde yayın yapılıyor. Eğitim konsunda ise bunun resmileşmesi lazım. Herkes kendi dilinde kendi bölgesinde konuşabilsin. Meramını anlatabilsin ve kendi imk�nlarıyla yapabiliyorlarsa eğitim yapsın. Ama devlet okulları için kanun çıkarılmalı. Böylesi bir talep Meclis'e gelirse hayır demekte fayda yok. Evet demek lazımdır. Her şey serbest olsun. Yasaklarla bir yere gidilmez.
Nasıl sormamızı istiyorsunuz!
AKP Diyarbakır Milletvekili Ali ihsan Merdanoğlu: Böyle pat diye soru mu olur? Cevap vermiyorum. Trafikteyim. .
AKP Kars Milletvekili Mahmut Esat Güven: Bu soruyu cevaplandırmak istemiyorum.
Malatya ayrı cumhuriyet mi?
AKP Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz: Malatya'da böyle bir sıkıntı yok. Türkiye'nin resmi dili Türkçedir. Kürt Türk ayrımı yoktur. Kaldı ki halk buna müsaade etmez. Kürtçe TV'yi destekleyenlerdenim. Katkım olmuştur. Ama eğitim için kurslar açıldı kimse gitmedi. Gündem oluşturmanın doğru olmadığını düşünüyorum. İsteyen konuşuyor. Devletin resmi dili Türkçe'dir. Kürtçe'nin olmasının bir faydası olmaz.
AKP Mardin Milletvekili Süleyman Çelebi: İlk gün aradık telefonu kapandı (Şarjı bitmiş). Üçüncü gün ulaşabildik: 'Sıcak bakmıyorum. İnsanların beynine fitne sokmaya çalışıyorlar. Ben Kürdüm, ben onların konuştukları lisanı bilmiyorum. Rusça'dan bozmadır. Ben samimi olmadıklarını düşünüyorum. Şimdi bölgede insanların birliklerini sağlamaya değil nifak tohumlarını ekmeye çalışıyorlar. Burada bölge insanlarının farklı ihtiyaçları var. İş, aş bulabilsek Güneydoğu'nun sorununu çözeriz. Sorun Kürtçe değil. Ben Süryanice ve Arapça da biliyorum. Kürtçe eğitime sıcak bakmıyorum. Yarın Lazlar, Çerkezler, Araplar biz de açalım diyecekler o zaman. Türkiye bir mozaiktir kimsenin bunu yıkmasına izin vermeyiz.'
Ne uzun sürdü bu traş!
AKP Muş Milletvekili Medeni Yılmaz: 'Şu an müsait değilim. Traş oluyorum. Daha sonra, yarım saat sonra ararsanız sevinirim.' Yarım saat sonra aradık cevap vermedi. Ertesi gün tekrar aradık; bir numarası kapalı diğerine cevap vermedi.
AKP Ardahan Milletvekili Saffet Kaya: 'Bu numara size mi ait? Ben sizi yarım saat sonra ararım.' Arayan olmadı.
Gitsinler Ruşça öğrensinler!
AKP Muş Milletvekili Seracettin Karayağız: : Uygulanabilirliliğine inanmıyorum. İlkokulda verilse lisede, lisede verilse üniversitede ne olacak? İyi bir eğitim almaları önemli. Her yerde resmi dil var. Kürtçe'yi her yerde kullanabiliyorlar. Gidip Rusça, İngilizce öğrensinler, dünyanın kapısı daha fazla açılacak. Nitekim ulus-devlet bu. Devletin şeyi de Türkçe'dir. Osmanlı'da eğitim o kadar yaygın değildi. Medreselerde kendi dilinde verilirdi. Şu an bence kendi dilinden ziyade iyi bir eğitim almalı. Bakın biz iyi bir eğitim için derslik sayısını, Anadolu ve Fen liselerini arttırdık. Artık başka ile gitmeden eğitim alabilecekler. Ama Kürtçe eğitim farklı bir şey. O kadar eğitimciyi nerden bulacaksınız? (Varsayalım ki bulundu, teknik sorunlar hal oldu, eğitim verilmesini ister misiniz?) Mümkün olarak görmüyorum. Ülkenin yapısı olarak, her şeyi problem olur. Ben mümkün görmüyorum.
Sıkıntılı bir köydeyim!
AKP Siirt Milletvekili Afif Demirkıran: İlk iki gün ulaşamadık. Üçüncü gün yanıt verdi: 'Önemli olan Kürtçe öğretmekse özel okullar açıldı, kapandı. Batman'daki kapandı, diğerlerini bilmiyorum. (Peki sizce Kürtçe eğitim verilmeli mi?) Telefonda verilmeli midir, verilmemeli midir tartışması olmaz. Şu an sıkıntılı bir köydeyim, buna cevap verebilecek koşullar uygun da değil. Ama söylediklerimin hepsini yazmanızı isterim. AKP iktidarı ile halkın ihtiyacına göre çalışmalar yapılıyor.
Üstlerim bilir!
AKP Siirt Milletvekili Mehmet Yılmaz Helvacıoğlu: 'Ben bu konuda yorum yapamam. Bizim üst kurullar var, onlar görüş belirtir, biz ona uyarız. Ben yorum yapmam. TRT yayın yapıyor zaten. Ama biliyorsunuz, bunlar devlet politikası. Siz de taktir edersiniz ki bu böyle.'
Bilgim yok, oldu mu?
AKP Urfa Milletvekili Sabahattin Cevheri: İlk aramada telefonu meşguldü. İkinci aramada; 'Ben bu konuda yorum yapmasam. Oldu mu? Hadi iyi günler.'
AKP Urfa Milletvekili Eyüp Cenap Gülpınar : 'Ben bu konuda bilgi sahibi değilim, açıklama yapmıyorum. Kusura bakmayın. Oldu mu? İyi günler.'
AKP Urfa Milletvekili Abdurrahman Müfit Yetkin: 'Yani Kürtçe serbest oldu. Televizyon var. Normal eğitimde Kürtçe olmaz. Resmi dil Türkçe olduğu için Türkçe olması lazım. Türkçe olmalıdır.'
Başak'ı anlayana aşk olsun!
AKP Urfa Milletvekili Ramazan Başak: 'Şimdi bu bir devlet politikasıdır. Biz her türlü demokratik eyleme karşı saygılıyız. Yalnız demokratik kurallar içerisinde, asayişi bozmadan. İlgili kurumlarla gerekli izinler alındıktan sonra bu arkadaşlarımızın böylesi bir çalışması, eylemi var. Kürtçe bölgenin, Türkiye'nin gerçeği. Onun için ilgili sınırlar içerisinde kalmak şartıyla her türlü eyleme saygılıyız. Bu benim dememle olacak bir olay değil enine boyuna değerlendirmek gerek. Kürtçe kurslarla konu gündeme geldiğinde epey sıkıntı çıkmıştı, ama gayet düzenli bir şekilde izinler verildi. Ama şuan durum nedir bilmiyorum. Demokratik sınırlar her türlü eyleme saygılıyız. Şuan müsait değilim... İyi günler.'
Etrafım dolu, trafikteyim
AKP Urfa Milletvekili Abdulkadir Emin Önen: 'Şu an durumum hiç müsait değil. Yanım da bayağı dolu, konuşmak çok zor. Etrafım dolu, şu an araçtayım, araba kullanıyorum, yarın görüşelim.' Ertesi gün telefona cevap vermedi.
AKP Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda: Uçağa binmek üzereyim onun için görüşemem.
Siyaset yapıyoruz!
AKP Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu: Basın danışmanı: '10 dakika sonra arayın. Şuan telefon görüşmesi yapıyor, diğer telefonundan.' 10 dakika sonra aradık, yanıt verdi: 'Bu konuda herhangi bir konuşma yapamıyoruz. Partimizin genel görüşü var. Parti genel merkezinin görüşü neyse bizim de aynı görüşümüzdür. Sonuçta siyaset yapıyoruz. Her partinin kendi genel politikası var ve bunlar kamuoyunun gündemine bu şekilde sunulur. İyi çalışmalar kolay gelsin
Şey... Bursa'ya gidiyorum
AKP Elazığ Milletvekili Mehmet Necati Çetinkaya: 'Şuan yoldayım. Şeey... Bursa'ya gidiyorum... Çevrem müsait değil. Sonra konuşalım.'
AKP Erzincan Milletvekili Sabahattin Karakelle: Başkası açtı, 'Diğer telefonu ile konuşuyor, 5 dakika sonra arayın' dedi. 5 dakika sonra yanıt verdi: 'Böyle bir şey söz konusu değil. Eğitim dili olarak Kürtçe eğitim verilemez. Eğitim dili Kür... Türkçe'dir... Türkçe'dir... Devletin üniter yapısı var. Anayasa'da bunlar belirlenmiş. Ama vatandaşın Kürtçe konuşması serbesttir. Kürtçe konuşma yasağı yok. Eğitim dili Türkçe'dir. Bu kim? Bir kısım PKK terör örgütü bu işi bu şekilde kendine yeni bir alan bulabilmek için yapıyor. Terör örgütü dağılıyor, taraftar bulabilmek için yapıyor olabilir. Yoksa Kürt orjinli vatandaşlarımızın böyle bir talebi yok. Erzincan'da bu talep yok. Hatta vatandaşlarımız buna karşılar.'
AKP İstanbul Milletvekili Abdulkadir Aksu: 'Nerden arıyordunuz ? (DİHA'dan arıyoruz) Şu an bulunduğum yerde telefon iyi çekmiyor, beni daha sonra arayın.' (Fakat Aksu'nun telefondaki sesi gayet net geliyordu.)
Kürtçe eğitim isteyen yokmuş!
AKP Adıyaman Milletvekili Mehmet Erdoğan: 'Kürtçe eğitim isteyen kim var? Normal, samimi bir vatandaşın talebi yok. Kürtçe eğitim talep edenlerin; ülkenin istikrarı adına, kalkınması adına, mağdur durumdaki insanlar adına bir şey talep ettikleri yok. Dertleri yönetimde etkin söz sahibi olmak. Yönetimdekileri istismar etmektir. Anadilde yani Türkçede zaten eğitim oluyor. Türkçenin değişmesi mi lazım? Kürtçe kurslar açıldı kim gitti? Hiç bir müracaat olmamış. Hal böyle iken, talep yokken bunun gündeme getirilmesi ortamın kaşındırılması, suni gündem oluşturulmasıdır. Türkiye'nin 'anadilde eğitim verilsin' gibi bir sıkıntısı yoktur.'
Kürtçe eğitim kararı varmış da haberimiz yok
AKP Adıyaman Milletvekili Şevket Gürsoy: Tabi canım bu karar alındı verilecek (Kürtçe eğitim). Bu Ergenekon-mergenekon yüzünden gecikiyor. Kürtler-Türkler birlikte çalışsın, birlikte yaşasın. Dünyada böyle bir şey yok. (Eğer böylesi bir talep meclise gelirse ne dersiniz?) Meclise gelirse ben 'Evet' derim.
AKP'nin 'servis dışı' vekilleri
Tabii şuana kadar okuduklarınız bizim uzun uğraşlar sonucu ulaşabildiğimiz Milletvekilleriydi. Şimdiki vekillere ise biz gazeteciler olarak ulaşamadık artık vatandaşlar nasıl ulaşır bilmiyoruz. AKP'nin servis dışı Bölge milletvekilleri:
AKP Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat: Telefonu sürekli meşgul. İkinci gün aradığımızda ise telefonu kapalıydı. 3. gün aradık açmadı telefonunu. 4. kez arayınca basın danışmanı telefona cevap verdi ve 'Makamından arayın' dedi. Makamını aradık, Sekreteri; ' Başkanımız uygun olduğunda Rüştü bey ile görüştüreceğiz. Siz numaranızı verin' dedi. Numaramızı bıraktık fakat aradan 3 haftayı aşkın bir süre geçti arayan olmadı.
AKP Ağrı Milletvekili Fatma Kotan: Danışmanı; 'Kendisi şu an toplantıda öğleye ancak çıkar, belki. Ben notunuzu alayım kendisine iletirim.' Bize dönen olmadı.
AKP Erzincan Milletvekili Binali Yıldırım: Koruması açtı, 'Şu an toplantıda' dedi.
AKP Elazığ Milletvekili Feyzi İşbaşaran: İlk aramada telefonu meşguldü. İkinci kez aradık. Bu sefer de meşgule düşürdü.
AKP Elazığ Milletvekili Hamza Yanılmaz: Telefonunu açmadı.
AKP Van Milletvekili Gülşen Orhan: Telefonunu açmadı.
AKP Elazığ Milletvekili Faruk Septioğlu: Ulaşılmıyor.
AKP Elazığ Milletvekili Tahir Öztürk: Telefonunu açmadı.
AKP Erzurum Milletvekili Muhyettin Milletvekili Aksak: Bir telefonu servis dışı, diğeri ise kapalı.
AKP Erzurum Milletvekili Muzaffer Gülyurt: Telefonu servis dışı
AKP Urfa Milletvekili Mustafa Kuş: Cevap vermedi.
AKP Van Milletvekili Hüseyin Çelik: Telefonu servis dışı.
AKP Van Milletvekili İkram Dinçer: Telefonu kapalı.
AKP Van Milletvekili Kerem Altun: Bir telefonu servis dışı. Diğerini ise açmadı.
AKP Urfa Miletvekili Çağla Aktemur: Her iki numarası da kapalı.
AKP Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt: Telefonuna cevap vermedi.
AKP Urfa Milletvekili Zülfikar İzol: Numara servis dışı
AKP Adıyaman Milletvekili Fehmi Hüsrev Kutlu: İki numarası da arandı ama iki numaraya da ulaşılamıyor.
AKP Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın: İki numarasına da ulaşılmıyor
AKP Ağrı Milletvekili Yaşar Eryılmaz: Numarasına ulaşılmıyor
AKP Ağrı Milletvekili Cemal Kaya: 3 gün boyunca aradık, sürekli çalmasına karşın telefonuna cevap vermiyor
AKP Bitlis Milletvekili Kazım Ataoğlu: Numarası servis dışı.
AKP Bitlis Milletvekili Zeki Ergezen: Numaraya ulaşılmıyor. Üçüncü gün tekrar aradık: Telefon servis dışı.
AKP Bitlis Milletvekili Vahit Kiler: Telefonu kapalı.
AKP Diyarbakır Milletvekili Mehmet Mehdi Eker: Üç gün boyunca aradık telefonu kapalıydı.
AKP Mardin Milletvekili Mehmet Halit Demir: Numarası servis dışı.
AKP Mardin Milletvekili Cüneyt Yüksel: Üç gün boyunca aradık telefonuna cevap vermedi.
AKP Mardin Milletvekili Gönül Bekin Şahkulubey: Her iki numarası da servis dışı.
AKP Urfa Milletvekili Yahya Akman: Telefonu kapalı.
AKP Hakkari Milletvekili Rüstem Zeydan: Telefonunu açmadı.
AKP Bingöl Milletvekili Cevdet Yılmaz: Telefonu kapalı
AKP Bingöl Milletvekili Kazım Ataoğlu: Bir telefonu servis dışı, diğeri ise kapalı
AKP Iğdır milletvekili Ali Güner: Danışmanı; ' Kendisi şuan Genel kurulda. Numaranızı bırakın ben kendisine iletirim'
Rüştü Demirkaya
ANKARA / DİHA

Kaynak: www.gundemonline.net

Bölgede kepenkler açılmadı

diyarbakir201020084 

Kürt Halk Önderi Abdulah Öcalan'a yönelik fiziki saldırı Şırnak, Mardin, Siirt ve Batman'da da kepenk açılmayarak protesto edildi. Öğrencilerin okulları boykot ettiği illerde, araçlar kontak kapattı.
ŞIRNAK

Şırnak'ın Cizre İlçesi'nde, Cizre Halk İnisiyatifi'nin çağrısı üzerine esnaflar kepenk açmadı. Eczanelerin dışında hiçbir kepenk açılmadı. Kepenklerin açılmaması üzerine polislerin, kepenk kapatan esnafların adresini aldığı ve kepenk açmaları yönünde uyardığı bildirildi. Ayrıca Dörtyol Kavşağı'nda kapalı kepenklerin polisler tarafından cop ve tekmelerle vurulduğu belirtildi. Silopi'de de esnafın yüzde 90'ı kepenk açmadı. Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ilçede gergin bekleyiş var.diyarbakir201020083
MARDİN
Mardin'in Kızıltepe ilçesinde kepenkler açılmadı. Öğrenciler okula gitmezken, araçlar kontak kapattı. Kepenklerin kapatılması üzerine yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ilçe merkezinde gergin bekleyiş sürüyor. 10-15 kişilik gruplar halinde ilçe merkezinde çevik kuvvet polislerinin dolaşması dikkat çekerken, vatandaş durumdan tedirgin olduğunu belirtti. Nusaybin'de başta çarşı merkezi ve Kaçakçılar Çarşısı olmak üzere bütün mahallelerde esnaf kepenk açmadı. Şehirde yoğun güvenlik önlemleri alınırken, panzer, akrep, sivil polisler şehir merkezinde devriye geziyor. Derik'te de esnaf kepenklerini açmadı. İlçede resmi kurumlar dışında bütün esnafın kepenkleri kapalı olduğu gözlenirken, yoğun güvenlik önlemlerinin alınması dikkat çekti.diyarbakir201020085
BATMAN
Batman'da da esnafın yüzde 90'ı kepenk açmadı. Öğrenciler okula gitmedi, araçlar kontak kapattı.
URFA
Urfa'nın Süleymaniye mahallesi başta olmak üzere birçok mahallesinde esnaf kepenk açmadı. Çok sayıda öğrenci okulları boykot etti. Viranşehir, Suruç ve Ceylanpınar ilçelerinde de esnaf kepenk açmadı.
DİYARBAKIR (DİHA)

Doğubeyazıt'ta polis kitleye ateş açtı: Bir kişi katledildi

Bölgede kepenkler açılmadı

Yüksekova'da 30 bin kişinin katıldığı yürüyüşe müdahale

Nusaybin ve Kızıltepe'de gösteriler devam ed...

AKP İlçe binasına molotoflu saldırı

Erdoğan Diyarbakır hareket etti

 

Diyarbakır savaş alanı

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik fiziki saldırıyı ve Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır'a ziyaretini protesto etmek amacıyla yapılan gösteriler kentin dört bir yanında sürüyor. Eylemler kentin en işlek caddesi olan Ofis'e sıçrarken, Şanlıurfa, Malatya, Elazığ ve Adıyaman'dan takviye polis ekipleri getirildi.
Öcalan'a yönelik fiziki saldırıyı ve Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır'a ziyaretini protesto etmek amacıyla Diyarbakır'da tüm kepenkler indirilirken, kontaklar kapatılıp öğrenciler okula gitmezken, protesto gösterilerin ardından başlayan çatışmalar kentin dört bir yanında sürüyor. Bağlar, Yenişehir, Suriçi ve Kayapınar İlçeleri'nde protesto eylemleri sürerken, özellikle Bağlar Emek Caddesi ve 5 Nisan Mahallesi'nde şiddetli çatışmalar yaşandı. Yüzlerini puşilerle bağlayana yüzlerce genç çöp konteynırları ve refüj taşlarından barikatlar oluştururken, caddeler tamamen trafiğe kapatıldı. Polis, panzerlerle, kırmızı boyalı tazyikli su ve gaz bombaları ile kitleye müdahale ederken gençler ise polise taşlarla karşılık verdi. Polis başta Emek Caddesi olmak üzere bir çok bölgede kitlenin üzerine ateş açtı. Zaman zaman polisin müdahalesi sonucu sokaklara dağılan limonlarla gaz bombalarına karşı tedbir geliştirdi.sirnakkepenkler
Eylemler Ofis'e sıçradı
Yine olaylar Bağlar bölgesinden Diyarbakır'ın en işlek caddesi olan ve bazı işyerlerinin açık olduğu Ofis Semti'ne sıçradı. Ofis'e doğru yürüyüşe geçen grup MHP İl binasını taşlamak istedi. Polisin gruba müdahale etmesi sonucu çatışma çıktı. Polis havaya ateş açarken, olayları izleyen vatandaşlar polisi yuhaladı. Bunun üzerine polisler yuhalama yapan vatandaşlara müdahalede bulundu. Vatandaşlarda bunun üzerine taşlarla karşılık vererek, eylemcilere katıldı. Bu sırada çok sayıda kişi polis tarafından apar topar gözaltına alındı. Yaşanan çatışma sürerken, Ofis'te açık bir kaç işyeri de kepenklerini kapattı. Mahallelerde bulunan eylemciler zaman zaman araçları durdurarak polis olup olmadıklarını öğrenmek için kimlik sorgulaması dikkat çekerken, Türk medyasına tepkiden dolayı bir çok muhabir eylem alanlarına giriş yapamadı.
Bağlar'ın tüm mahallelerinde çatışma
Çatışmalar Bağlar İlçesi'nde Emek, Sakarya, Göçmenler, Gürsel, Körhat, Sağlık Ocağı, Öğretmenler, Oryıl, Barış, Cengizler, Yusuf İslam Caddeleri ve Cezaevi Üst Köşesi bölgesinde yoğunlaştı. Gürsel Caddesi'nde bulunan Mustazaf-Der eylemcilerin hedefi oldu. 'Hizbullahçı' olarak nitelenen dernek üyeleri eylemcilere sopa ile saldırdı. Bunun üzerine eylemciler dernek binasını taşladı. Dernek üyelerin çocuklara sopalarla dayak attıkları bildirildi.van20102008
Suriçi'nde eylemler sürdü
Şehitlik Semti'nde ise eylemler DSİ Caddesi ve Alipınar Köprüsü civarında yoğunlaştı. Kayapınar İlçesi'nde ise Huzurevleri, Şılbe, Aziziye ve Cumhuriyet Mahalleleri'nde ateşler yakılarak barikatlar kuruldu. Suriçi Bölgesi'nde ise özellikle Melikahmet Caddesi'nde zaman zaman gruplar bir araya gelerek, polisle çatıştı. Polis grupları dağıtmak için biber gazı ile gaz bombası kullandı. Burada gruplar ellerinde sancaklarla Demokratik Konfederalizm bayrakları ile Öcalan posterleri taşıdı. Suriçi'nde bulunan Büyük Postane'de eylemcilerin hedefi oldu ve atılan taşlar sonucu maddi hasar oluştu. Suriçi Bölgesi'ne DTP Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici ile DTP Diyarbakır İl Başkanı Nejdet Atalay incelemede bulundu.silopi191020083
Takviye polis ekipleri Diyarbakır'da
Yenişehir İlçesi'nde bulunan Ofis bölgesine olaylar sıçrarken, Şanlıurfa, Malatya, Elazığ ve Adıyaman'dan takviye polis ekipleri getirildi. Koşuyolu Bölgesi'ndeki olaylara ise Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polisler müdahalede bulundu. Diyarbakır, kurulan barikatlar, sökülen refüjler ve çatışmalardan dolayı savaş alanına dönerken, bir çok bölgede yaşanan çatışmalarda çok sayıda kişi yaralandı. Bağlar Körhat Mahallesi'nde polis çocukları tartakladı. Gözaltına alınanların polisler tarafından tartaklanarak, hakaretlere uğradığı bildirildi. Yaralılar Diyarbakır Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Eylemcilerin kurdukları barikatları yıkabilmek için panzerler kitlenin arasına dalıyor. Ancak dağılan barikat tekrar eylemciler tarafından kurularak eylemler devam ediyor. İHD Diyarbakır Şubesi'ne yapılan başvurulara göre 7 kişi gözaltında olduğu bildirilirken, sayının çok sayıda olduğu ifade ediliyor.
DİYARBAKIR (DİHA) Kaynak Gundemonline.org

AKP'nin gerçek amacı

gazete_medya_basin Hükümetin kod ismiyle yazan medyadaki sözcüsü Yeni Şafak'taki köşesinde muazzam önemde sözler etti. Yasin Doğan ismiyle yazan yazar, ağzından değil, kaleminden de değil, lakin klavyesinden öyle bir söz kaçırıyor ki, hükümetin de, askeriyenin de, cümle Kürt Özgürlük Hareketi karşıtlarının da hep birlikte içten içe bildikleri bir gerçek böylece hükümetin yarı-resmi organı Yeni Şafak'ta tarihe not olarak düşüyor.
Yasin Doğan'ın yazısında yer alan altın değerindeki itiraf, şu cümleyle dile gelmiş: 'PKK'nın klasik bir terör örgütüne dönüştürülerek etkisizleştirilmesinin yolu uluslararası desteğinin kesilmesinden geçmektedir.'
Neymiş?
Demek ki, PKK 'klasik bir terör örgütü' değilmiş... Ama onu 'klasik bir terör örgütüne dönüştürmek' gerekirmiş. Böylece onu etkisizleştirmek mümkün olurmuş. Bunu başarmak için de PKK'nin 'uluslararası desteğini' kesmek gerekirmiş. Uluslararası desteği kesilince PKK 'klasik bir terör örgütüne dönüşecekmiş'...
Şimdi konuyu ele alalım:
Hükümetin medyadaki sözcüsü, PKK'nin 'klasik bir terör örgütü' olmadığını itiraf etmiştir.
'Klasik terör örgütü' nasıl bir şeydir?
19. yüzyıl sonu ve 20 yüzyıl başındaki haliyle 'klasik terör örgütü', örneğin Narodnaya Volya ya da İttihat ve Terakki gibi, politik amaçlarına 'suikastler ve sabotajlar' yoluyla ulaşmak isteyen gizli örgüt tipidir.
Geçtiğimiz yüzyılın, yani 20. yüzyıl boyunca türlüsüne tanık olduğumuz 'klasik terör örgütleri'ne örnek vermek gerekirse, 'Kızıl Ordu Fraksiyonu'nu (RAF) hatırlayabiliriz. Bunlar, çok farklı sivil, resmi, askeri hedeflere karşı suikast ve sabotaj yöntemlerini kullanmışlardır.
Hükümetin medyadaki sözcüsü, PKK'nin yukarda sayılan türde 'klasik terör örgütü' olmadığını itiraf etmiştir.
Haklıdır. PKK 'klasik terör örgütü' değildir.
İyi de, nasıl bir 'terör örgütü'dür? Hükümet sözcüsü bunu açıklayamıyor. Bu konuda herhangi bir tanım veremiyor. Veremez. Çünkü Türkiye'nin karşısında bir 'terör örgütü' yok, politik ve askeri bir Kürt ayaklanma örgütü var...
Konumuz bu değil. Konumuz şu: Belli ki, hükümet, şu anda yürüttüğü diplomatik faaliyetinin amacını belirlemiş: PKK'yi 'klasik terör örgütüne dönüştürmek'...
Yani PKK'yi, herhangi bir politik kitle hareketine ihtiyaç duymayan, her türlü yasal ve parlamenter çalışmayı reddeden, sayıca az, tamamen gizli, silahlı bir 'suikastçılar ve bombacılar' örgütüne dönüştürmek, hükümetin amacıdır. Hükümet böyle bir 'terör örgütünden' korkmuyor, PKK'yi böyle bir 'terör örgütü'ne dönüştürmek istiyor...
AKP'ye şunu sormalı: Siz PKK'yi gerçekten, 'klasik bir terör örgütü'ne dönüştürmek mi istiyorsunuz? Yani siz PKK'nin askeri-politik, kitlesel bir ayaklanma örgütü olmaktan çıkmasını, sivillerin bulunduğu yerlere 'canlı bombaları' göndermesini, siyasilere, ünlü kişilere suikastler düzenlemesini, 11 Eylülcüler gibi, binlerce insanın ölümüne yol açacak kanlı sabotajlar tertiplemesini, böylece PKK saflarında örgütlü insanların birer 'bebek katili', 'eli kanlı terörist' haline gelmesini, Türkiye'nin her bir köşesinde hiçbir amaç taşımayan kör şiddetin egemen olmasını, şimdi yalnız askeri hedeflere karşı kullanılan patlayıcıların metropolleri ateşe vermek için insafsızca patlatılmasını mı istiyorsunuz?
İşte her şey ortada: AKP imha ve inkar yolundan yürüyor ve bu yolla PKK'yi 'klasik terör örgütüne dönüştürmek' istiyor.
Barıştan yana olanlar ise, isyanın nedenlerinin ortadan kaldırılması yoluyla, PKK'nin silahsız, kitlesel, demokratik bir örgüte dönüşmesini istiyor.
Bildiğimiz kadarıyla PKK ve onun önderi Öcalan da, başından beri PKK'yi 'klasik terör örgütüne dönüştürmek' isteyen çetecilerle savaşıyor ve isyanın nedenleri ortadan kalktığı gün, silahsız kitlesel, demokratik bir parti olarak Türkiye siyasetine kendi katkısını yapmak istiyor...
Yasin Doğan, PKK'yi kanlı, kör şiddete tapınan, sivil hedeflere şiddet uygulayarak toplumu terörize etmek isteyen, her türlü gizli servisin elinde oyuncak haline gelen 'klasik bir terör örgütüne dönüştürme' amacına belli ki ulaşamaz...
Sonuç: Kürt sorununda çözümsüzlük yanlısı şovenist güçler, 'terörist örgütten' değil, kitlelere dayanan örgütlerden korkuyor. Onların 'terörle mücadele' lafları yalandır. Onlar, 'kitlelerle' mücadele ediyorlar ve bu halk karşıtı siyaseti 'terörle mücadele' diye gizliyorlar...
Yasin Doğan'ın yazısı, bu yalanın üstündeki utanç perdesini yırtmıştır.
AKP, Kürtlere karşı provokasyon partisidir. Kürtleri 'klasik terörizme' sürüklemek istiyor. İşte, elimizdeki kanıtı bir kere daha büyük harflerle yazalım:
'PKK'NİN KLASİK BİR TERÖR ÖRGÜTÜNE DÖNÜŞTÜRÜLEREK ETKİSİZLEŞTİRİLMESİNİN YOLU ULUSLARARASI DESTEĞİNİN KESİLMESİNDEN GEÇMEKTEDİR...'
Gazeteci değil, görevli
'Medya, terör örgütünün oksijeni'dir. Terör örgütü bunu bildiğinden, eyleminin medyada mümkün olduğu kadar yer alması için çaba gösterir. Mümkün olduğu kadar, 'medyatik' eylem yapmaya çalışır. Medya desteği arar. Doğrudan kendine bağlı medya yaratmaya çalışır. Ayrıca kontrolünde olmayan medyayı da uzaktan medyatik eylemlerle etkilemeyi hedefler. PKK bu yöntemlerin hepsini kullanmaktadır. Org. Başbuğ'un medyayı bu kadar önemsemesinin nedeni de budur.'
Yukardaki paragraf Milliyet yazarı F. Bila'ya ait. Bu paragraf çok şey anlatıyor: Ordunun medyadaki bu sözcüsü gazeteci olduğunu unutmuş. Medyaya karşı İlker Başbuğ'un verdiği muhtırayı savunurken, düşünce özgürlüğüne karşı düşmanca bir tutum alıyor.
Güya 'medya, terör örgütünün oksijeniymiş...' Eski bir İngiliz Başbakanı'ndan alınma bu lafla anlatılan nedir? Güya 'terrorist', 'medyatik eylem' yapmaya çalışırmış... Amacı da medyada yer almakmış. Demek istiyor ki, 'yer verilmezse oksijensiz kalır boğulurmuş...'
Bu klişe laflar, 'klasik terör örgütü' için doğru sayılabilir. Toplum içinde izole olan, dar bir suikastçılar ve sabotajcılar örgütü, ancak 'medyatik eylemlerle' medyada yer bulursa yaşayabilir. Çünkü onun yaptığı eylem, eylem yapılan yerle sınırlı kalır. Ekranlar ve gazeteler görmezden gelirse, etkisi de zayıf kalır. Türkiye gerçeğiyle uyuşmaz bunlar. Türkiye'de terör sorunu yok. Kürt sorunu var. Taş kafalara bu gerçek bir türlü girmiyor. Milyonlarca Kürt insanının kendi politik örgütlerine, kendi medyalarına sahip çıktığı açıktır. Hürriyet ya da Milliyet savaş haberlerine bir satır yer vermese de, Bölge'de Kürt kamuoyu canlıdır. Çünkü bu kamuoyu örgütlüdür. Sivil toplum örgütleri ağıyla işlenmiş, modernleşmiş. Hassas duyargalara sahiptir. Dağda hiçbir eylem medyatik değildir.
Savaşın kendisi yeterince medyatik sayılmalıdır. Savaşın içindeki mevzi çatışmalar, rutin çatışmalardır. 25 yıldır sürmektedir. PKK medyatik eylem yapmamaktadır. Medyatik eylemler ordu tarafından yapılmakta, tüm medyaya verilen brifinglerde, hava saldırılarının nasıl başarılı olduğu anlatılmaktadır. Medyayı ordu kullanmaktadır.
Fikret Bila ise PKK'nin hem kendi medyasını yarattığını, hem de kontrol etmediği medyayı kullandığını yazmaktadır. Yani demek istemektedir ki, Kürt özgür medyası ve Türk demokrat, liberal medyası yok edilsin...
'Medya ve oksijen' laflarının Türkçe anlamı budur, ve Fikret Bila kesinlikle gazeteci değil. Sıradan bir görevlidir... Öyle olmasa, Başbuğ'un tehditlerini 'medyayı önemsemek' diye yorumlar mıydı?
Taraf da yol ayrımında
'Özgürlükçü' eski bir arkadaşımızla söyleşiyorduk. Söz Başbuğ'dan açıldı.
Biz, 'Askeri vesayet rejiminden askeri rejime doğru bir adım atıldı, ekrandaki manzara, bir darbe durumunu andırıyordu' dedik.
Özgürlükçü arkadaşımız, buna tamamen katıldığını söyledi.
Biz, 'Ancak Taraf Gazetesi'nin askerle giriştiği cesur tartışmanın içeriğinde büyük bir zayıflık var' dedik.
Adeta kulaklarını dikti, dikkat kesildi.
'Neymiş o zayıflık?' diye sordu.
Biz, derdimizi şöyle anlattık: Taraf askeri eleştiriyor. Ama eleştiri 'neden barışçı çözüme razı olmuyorsunuz?' sorusuyla yapılmıyor. Örneğin Aktütün'le ilgili tartışmada Taraf, 'neden teröristlerle ilgili enformasyona rağmen onları bastırmadınız?' sorusuyla yer alıyor... Yani, Taraf, çok ağır eleştirilerde bulunmasına, hatta ordunun dokunulmazlığını sarsmasına rağmen 'ara' bir yerde 'duruyor.'
Eski arkadaşımız şöyle yanıtladı:
'PKK terörüne karşı çıkmadan askeri eleştirmek mümkün mü? İşte siz böyle yapıyorsunuz ve haliniz ortada... Gazeteleriniz teker teker kapanıyor, her birinizin yığınla davası var...'
Biz ise, Kürt sorununda çözümsüzlüğü besleyen en büyük argüman 'PKK başka, Kürt sorunu başka' argümanıdır diyoruz. DTP de haklı olarak böyle söylüyor. Bunlar birbiriyle organik olarak iç içe geçiyor. Eğer Taraf Gazetesi bu bağı görmezden gelirse, çözümsüzlüğe karşı duramaz. Çözümsüzlüğe karşı durulmayınca da askeri vesayete karşı durulamaz. Hatta, adım adım, 'biz sizden daha fazla PKK'yi imha etmek istiyoruz' yarışına bile mecbur kalınır... Ve silahın susmadığı durumda, savaşı 'liberal' yöntemlerle yürütmek ve Türkiye'de demokrasiyi korumak mümkün değildir.
Ya Kürt Özgürlük Hareketi ile birlikte askeri vesayete karşı...
Ya da askeri vesayetle birlikte Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı...
Bir başka türlü söylersek: Ya paşanın dediği yerde durulacak... Ya da vicdanların emrettiği yerde... Gundem

Öcalan: Abdullah Gül'e yazdığım mektup açıklansın

soru 17.10.2008 | Cevdet Aşkın | Referans

KUZEY IRAK GÜNCESİ
ANKARA
Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, 14 Ekim'de Taraf gazetesinde yer alan görüntülerin Aktütün Karakolu'yla ilgili olmadığını, yapılan saldırıyla ilgili 2. Ordu Komutanı tarafından yürütülen incelemenin paylaşılacak hususlarının kamuoyuna aktarılacağını söyledi.
DTP tarafından cuma günü yapılan açıklamada, "İmralı'da Öcalan'a yönelik 'kötü muamele'nin provokasyon olduğu, gelişmelerin karmaşık ve tehlikeli bir yöne evrildiği" belirtildi.
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, "Bu uygulamalar ile amaçlanan nedir? Bunda ABD'nin, İsrail'in, Türkiye'nin çıkarları nedir? Türkiye'yi teslim alma, iç karışıklık yaratarak Kürt-Türk çatışmasıyla güçsüz düşürme ve bölgesel savaşta etkin bir müttefik haline getirme uluslararası stratejisiyle bağı nedir?" derken, DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş, "Siyasi açıdan ciddi gelişmelere yol açabilecek bir yaklaşım sergilenmiş durumda. Bu, yeni bir durumdur. Kişisel öfkeden kaynaklanan bir durum değildir. Hükümetin ve ordunun konsepti çerçevesinde verilmek istenen bir mesajdır. 'Taleplerinizde ısrarlı olmaya devam ederseniz bizim yaklaşımımız bu ve bundan daha ötesi olabilir' deniliyor" diye konuştu.
PKK
Öcalan, İmralı'da kendisiyle yapılan görüşmelere ilişkin olarak "Basında yoğunca bizim bazı görüşmelerimiz tartışılıyor, bu görüşmeler niçin kesildi, kimler tarafından kesildi çok önemlidir. Bu soruların cevabı bulunursa Türkiye sorunları aşar" dedi. Cuma günü Fırat Haber Ajansı tarafından verilen haberde Öcalan, "Benimle soruşturma sürecinde gelip görüştüler. Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu adına bir albay gelip benimle görüştü. Görüşmede hükümetin, Ecevit'in temsilcisi olduğunu söyleyen biri vardı. Onların temsilcileri olduklarını söylüyorlardı. Gerçekten öyle olup olmadığını bilmiyorum ama burada Genelkurmay'ın, devletin izni olmadan gelip görüşme yapamazlar, nefes bile alamazlar" diye konuştu. Öcalan, "Burada bilinmesi gereken buradaki görüşme devlet adına yapıldı. Benimle her şeyi açık açık konuştular. 'Demokratik çözüm konusunda adım atabiliriz' dediler. Üzerime düşeni yapacağımı belirttim. 2002'ye kadar gelip gittiler. Sonra kesildi. Abdullah Gül'e 2003'te bir mektup yazdım. O mektubu halka açıklasınlar" dedi. "1999'dan 2003'e kadar bir tek asker öldü mü, bir tek polis öldü mü? Daha ne istiyorlar? Kanı durdurmadım mı? Bu görüşmeler neden kesildi? Herkes bunun cevabını öğrenmelidir" diye konuşan Öcalan, görüşmelerin yeniden başlamasını istediğini söyledi. Öcalan şöyle konuştu: "Şimdi bir yetkili gelebilir. Ben makam, rütbe peşinde de değilim. Alt düzeyden bir yetkili olabilir. Oturalım, konuşalım, plan yapalım. Ben demiyorum ille de benim dediğim olsun. Kamuoyuna açık tarzda tartışalım. Halk belirlesin."
Barzani ve Talabani'nin PKK olmadan yaşayamayacağını ileri süren Öcalan, "Talabani kurt bir politikacıdır. PKK olmadan 24 saat ayakta kalamayacaklarını biliyorlar. Barzani de bunu biliyor. PKK'yı teslim edemezler" dedi.
Öcalan'ın avukatları perşembe günü akşam yaptıkları açıklamada müvekkillerine kötü muamele yapıldığını ve ölümle tehdit edildiğini ileri sürdüler.
Fırat Haber Ajansı'na göre, PKK'nın cuma günkü açıklamasında "Bu, iki halkın bir arada yaşama imkanlarının dinamitlenmesi anlamına gelmektedir" denildi.
KUZEY IRAK
Bölgesel Kürt Yönetimi Dış İlişkiler Sorumlusu Felah Mustafa, Türkiye ile ilişkileri sadece küçük bir alanda değil tüm alanlarda geliştirmek istediklerini söyledi. Peyamner Ajansı'nda cuma günü yayımlanan habere göre Mustafa, Türkiye ile sınırdaki duruma ilişkin sorunların çözümü için Türkiye'nin barış ve diyalog yolunu tercih etmesi gerektiğini belirtti.
PUKmedia'nın cuma günkü haberine göre Türk savaş uçakları saat 13.00'ten itibaren Pişder'e bağlı Dola Koke, Aliye Reş ve Kurtek'i bombaladı.
GELİŞMELER NEYE İŞARET EDİYOR
Tuğgeneral Gürak'ın açıklamaları, Taraf gazetesinde çatışmanın seyrine ilişkin yayımlanan Asayiş Kolordu Komutanlığı "durum raporu"yla çatışma öncesine ait olduğu ileri sürülen ancak kendisi tarafından başka yerlere ait olduğu söylenilen görüntülerin, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ'un 15 Ekim'deki konuşmasına paralel şekilde, Genelkurmay kaynaklı olduğunu teyit ediyor.
Felah Mustafa'nın sözleri, Öcalan'ın Barzani ve Talabani'nin PKK'ya yönelik tavrına ilişkin olarak söylediklerini teyit eder şekilde Erbil'in örgüte karşı tetik çekmeyeceğini, sorunun müzakereler yoluyla halledilmesinden yana olduğunu gösteriyor.
Pişder'e yönelik hava harekâtı, perşembe günü aynı bölgeye İran topçusunun yoğun bombardımanıyla birlikte düşünüldüğünde PKK'ya karşı Ankara ile Tahran arasındaki eşgüdümün devam ettiğine işaret ediyor.
Öcalan, kendisiyle yapılan görüşmelere ilişkin sözleriyle çatışmaların durması yönünde benzer bir sürecin yeniden başlatılabilmesi için Ankara'ya mesaj yolluyor ve sergilediği "düşük" profille de çözüm yönünde "tavizkâr" olacağını hissettiriyor.
Öcalan'ın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e Başbakan olduğu sırada yazdığı anlaşılan mektubun içeriğinin açıklanmasına yönelik sözleri, AKP hükümetini, çatışmaların bu noktaya varmasından sorumlu tutmayı hedefliyor.
Metris'te tutuklulara ölümle sonuçlanacak muamelelerin yapıldığı göz önüne alındığında, Öcalan'ın İmralı'da odasının aranması sırasında iddia edilen tarzda zorlamaya maruz kalması kimilerince "önemsiz" gibi görülebilse de yurtiçi ve yurtdışındaki taraftarlarının bu "hassas" konuda gösterdikleri/gösterecekleri tepkilerin Ahmet Türk'ün sözlerine paralel şekilde, Türkiye'yi çok tehlikeli bir sürece sokacağı anlaşılıyor.
Diğer bir ifadeyle Öcalan'ın PKK'ya "Bana idam, size imha dayatılırsa topyekün direniş gerekir" talimatı hatırlandığında, toplumun kimyasının geri dönüşsüz şekilde bozulmasının fantezi değil, eşikteki tehlike olduğu hissediliyor.

Türkiye'de "akıl" tatile çıkmış görünüyor.

Amed'de onbinler Öcalan'a yönelik saldırıyı protesto etti

diyarbakir18102008 Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın fiziki saldırıya uğraması nedeniyle Diyarbakır'da onbinlerin katılımıyla yapılan yürüyüş Koşuyolu Parkı'nda sona erdi. Açıklamada, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Öcalan'ın durumuna ilişkin derhal açıklama yapması istendi. Açıklamanın ardından polis gaz bombaları ile kitleye müdahale etmesinde DTP Eşbaşkanı Emine Ayna, DTP'li vekiller ve belediye başkanları da nasibini aldı. Açıklamanın ardından kentin birçok yerinde başlatılan eylemler sürüyor.
İmralı Cezaevi'nde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın fiziki saldırıya uğraması nedeniyle Diyarbakır'da yapılmak istenen yürüyüşte yaşanan gerginliğin ardından yüzlerce polis yolu kapatarak, yürüyüşe izin vermeyeceğini söyledi. Bunu üzerine kitle, 'Biji Serok Apo', 'Öcalan' ve 'Öcalansız dünyayı başınıza yıkarız' sloganları atarak, protesto etti. Yürüyüş korteji engellendiği sırada Diyarbakır'ın birçok mahallesinden yürüyüşe katılmak için yürüyüş güzergahında bekleyen kitle ise bulundukları noktadan, alkış ve sloganlarla engellemeyi kınadı. Bunun üzerine yer yer küçük çaplı çatışmalar meydana geldi. Gerginlik üst boyuta ulaşınca, DTP'liler ile polisler bir kez daha görüştü. Polis bir kez daha yürüyüşe izin vermeyeceğini açıkladı. Bunun üzerine DTP'liler bunun gerginliğe yol açacağını ifade ederek, yürüyüşe izin verilmesini istedi. Yapılan ikinci görüşmenin ardından polis yolu açacağını ifade etti. Polisin yolu açmasının ardından kitle yürüyüşe devam etti.
Öcalan lehine yazılı pankartlar eşliğinde yürüyüş
Yürüyüş sırasında DTP Eşbaşkanı ve Mardin Milletvekili Emine Ayna, DTP'li Diyarbakır Milletvekilleri, DTP Batman Milletvekili Ayla Akat, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, DTP'li belediye başkanları kortejin en önünde yürüdü. Yürüyüş esnasında yüzlerce Öcalan posteri ve Demokratik Konfederalizm diyarbakir181020082 bayrakları taşındı. Yürüyüş sırasında yüzleri kapalı yüzlerce genç, 'Önder Apo'nun özgürlüğü kadının özgürlüğüdür', 'Gençlik Apo'nun fedaisidir' ve 'Be serok jiyan na be' pankartları eşliğinde yürüdü. Yürüyüşte kadınlar 'Edi bes e', 'Öcalanı'n özgürlüğü özgürlüğümüzdür' yazılı sarı kırmız yeşil motiflerle işlenmiş pankartlar taşınması dikkat çekti. Güzergah boyunca anons aracında 'PKK', 'Oremar', 'Gerilla', 'Ey Raqip', 'Ey Şoreşgere Kurdistan', ve 'Serok Apo' şarkıları çalındı. Kitle çalınan şarkılara alkış ve zılgıtlarla tempo tuttu. Kortej kilometreleri bulurken, onbinlerin yürüyüşü Koşuyolu Parkı'nda sona erdi. Yürüyüşün ardından kitle demokrasi mücadelesinde yaşamlarını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulundu.
'Bu olay onur kırıcıdır'
Saygı duruşunun ardından DTP İl Başkanı Nejdet Atalay kısa bir açıklama yaptı. diyarbakir181020083 Öcalan üzerindeki saldırıya dikkat çeken Atalay, 'Son bir kaç yıldır toplum üzerindeki hassasiyeti bilindiği halde Sayın Öcalan'ın sistematik bir şekilde hukuk dışı uygulamalara maruz kalması Kürt ve Türk çatışması yürütmenin konseptinin parçasıdır. Öcalan'ın saçları kazıtıldı. İdari cezalar verildi. Son olarak yaşanan fiziksel saldırı ve tehdit bu konseptin parçasıdır ' dedi. Daha önceki uygulamaların toplumda yarattığı infial bilinmesi halinde bunun sistematik uygulamanın devam ettiğini bildiren Atalay, 'Yaşanan bu olay onur kırıcıdır. Kabul edilemez. Bu saldırı ile Kürtlerin orunu kırılmak isteniyor. Kürt ve Türk halkı arasında çatışma yaratılmak isteniyor. Başbakanlık Kriz Masası tarafından yönetilen cezaevinde bunların olması uygulamaların tesadüf değildir. Bu yaşanan olay Başbakanlık tarafından yapıldığını göstergesidir. Bu uygulamaların yaratacağı infialden AKP sorumludur' şeklinde konuştu.
Başbakan'a çağrı
Atalay, Başbakanlığın derhal olaya müdahale edip toplumu rahatlatması gerektiğine dikkat çekti. Atalay'ın açıklaması sırasında kitle sık sık sloganlar attı. Yapılan açıklamanın ardından gençler Ofis Semti'ne yürümek istedi. Polis kitleye gaz bombaları ile müdahale etti. Polisin attığı gaz bombasından DTP Eşbaşkanı Emine Ayna, DTP'li milletvekilleri, belediye başkanları etkilendi. gençler polislere taşlarla karşılık verdi. Çatışmalar kentin birçok alanına yayılırken, gençlerin yer yer barikat kurduğu öğrenildi. Müdahalelerde gözaltılar yaşanırken, çatışmalar devam ediyor.
DİHA

Batman'da Öcalan'a saldırı ve ölüm tehdidi protesto edildi

DTP Batman İl Örgütü'nün açılışı için binlerce kişi yeni DTP binası önünde toplandı. Açılışta, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın onlarca posteri ve Demokratik Konfederalizm bayrağı, yeşil, sarı, kırmızı flamalar taşınırken, 'Öcalansız dünyayı başınıza yıkarız' pankartı açıldı.
Kitle, 'Katil Erdoğan', 'Selam selam İmralı'ya bin selam', 'Biji Serok Apo', 'İntikam intikam', 'Dağlarda arama Apocular her yerde', 'Münafık Erdoğan', 'Vur gerilla vur batman18102008 Kürdistan'ı kur', 'Sayın Öcalan', 'Gençlik Apo'nun fedaisidir', 'PKK halktır halk burada' sloganları atıldı. Farabi Hastanesi'ne doğru sloganlarla yürüyüşe geçen kitle, DTP'li heyetin gelmesiyle birlikte DTP Batman İl binasına tekrar geri döndü. Açılışta yoğun güvenlik önlemlerinin alınması dikkat çekti. DTP otobüsü ile DTP Batman İl Örgütü'nün açılışına gelen DTP Eşbaşkanı Emine Ayna, DTP'li Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, Batman Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan, DTP'li Batman ilçe belediye başkanları, DTP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Hüseyin Yılmaz, DTP PM Üyesi Mazlum Tekdağ, 'Bijî Serok Apo' sloganları ile karşılandı.
Açılışta demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı. DTP Batman İl Başkanı Özcan Erdem, kısa bir konuşma yaptı. Erdem'in ardından konuşan DTP Eşbaşkanı Ayna, Asrın Hukuk Bürosu'nun 2 gün önce PKK Lideri Öcalan'a dönük yapılan saldırılara ilişkin açıklama yaptığını söyledi. Öcalan'ın koğuş araması bahanesiyle tartaklandığını kaydeden Ayna, bu gelişmelerin kaygı verici olduğunu söyleyerek, 'Bu ateşle oynamayın. Bu ateş herkesi yakar. 25 yıldır bedellerle yaratılan bir değer vardır bu bedellerden vazgeçmemizi istiyorlar. Şu anda ellerde taşınan resimler bizim değil Sayın Abdullah Öcalan'ındır. Biz bu mesajı alıyoruz. Saçları kazıtılarak aşağılanmaya çalışılan Öcalan şahsında Kürt halkıdır. Basitleştirilmeye çalışılan Kürt halkının iradesidir' diye konuştu. Kürt halkının duygu ve düşünceleriyle oynanmaması gerektiğini ifade eden Ayna, diyolog yöntemleriyle çözümün getirilmesi gerektiğini söyledi.
'Aklınızı başınıza toplayın'
batman181020082 Her gün yapılan operasyonlarda onlarca gencin yaşamını yitirdiğine dikkat çeken Ayna, 'Aktütün saldırısına ilişkin PKK açıklama yaptı ve 62 askerin yaşamını yitirdiğini söyledi. Devlet ise 15 asker diye basına yansıttı. Devlet bunu açıklamak zorundadır' dedi. Kürtlerin kimliğinin anayasal güvenceye alınması gerektiğini söyleyen Ayna, Türkiye'nin tarihinin ve coğrafyasının çok kimlikli olduğunu belirtti. Bu nedenle anayasanın da çok kimlikli olması gerektiğini kaydeden Ayna, 'Barış olmak zorundadır. Barışı getirmek zorundasınız. Savaşın olduğu bir ortamda siyasi adımlar nasıl atılır? Siyasi adımlar ancak barış ortamlarında atılır. Bu günden sonra biz bu halkı baskılayamayız. Bu halkı çığırından çıkarmayın. Zehirlemenin ardından saç kazıtmak fiziki bir saldırıdır. Yeter artık bunu yapmayın. Aklınızı başınıza toplayın. Fiziksel saldırı yüreğimizi acıttıysa buna vereceğimiz en büyük cevap 24 saatimizi özgürlük mücadelesi ile yükseltmek olmalıdır' diye kaydetti.
'Savaşın bitmesi için üzerimize düşeni yapacağız'
Bir yandan askerlerin bir yandan da HPG'lilerin yaşamını yitirdiğini ifade eden Ayna, çatışmaların bitmesi için üzerlerine düşeni yapacaklarını söyledi. Seçimlerin yaklaştığını hatırlatan Ayna, bütün güçleriyle seçime hazırlandıklarını kaydetti. Mevcut belediyeleri iki katına çıkaracaklarını ifade eden Ayna, AKP'yi kastederek, 'Siz Batman'ı, Diyarbakır'ı, Dersim'i alacağız derken biz gidip İstanbul'da, İzmir'de ilçe alacağız. Başbakan Erdoğan Diyarbakır'ı alacağız diyor. 3 kez Diyarbakır'a geleceğim deyip de iptal eden Erdoğan, nasıl Diyarbakır'ı alacak? CHP Genel Başkanı Deniz Baykal bir sözünde 'Başbakan Erdoğan Diyarbakır'a gidemiyor ve Diyarbakır'ı alacam diyor' Erdoğan domates ve yumurtadan korktuğu için Diyarbakır'a gelemiyor. Geldiğinde de gidip bir spor salonunda dört duvar arasında kalıyor' dedi.
Ayna'nın konuşmasının ardından DTP Batman İl Örgütü'nün yeni binasının açılışı yapıldı. Açılışın ardından kitle sessizce dağıldı.
BATMAN (DİHA)


yuksekovasavasalani18102008 Yüksekova savaş alanına döndü

Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde yaklaşık 40 bini aşkın kişinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik saldırıyı kınamak amacıyla düzenlediği yürüyüşten sonra başlayan ve mahallerde devam eden eylemler sürüyor. Olayların büyümesi üzerine müdahalede bulunmak üzere asker mahallere girdi.
Yüksekova'da bir araya gelen 40 bini aşkın kişinin düzenlediği yürüyüşe güvenlik yuksekovasavasalani181020082 güçleri sert müdahalede bulunmasından sonra çarşı merkezinde başlayan ve başta Esentepe, Güngür, Yeşiltepe Cumhuriyet ve Mezarlık mahallerinde devam eden eylemler sürüyor.
Güvenlik güçleri ile eylemciler arasında çatışmalar devam ederken, olaylara müdahale etmek için askerler de panzerler eşliğinde mahallere girdi. Olaylara asker ve polisler havaya ateş ederek, gaz bombaları atarak, ve tazikli su sıkarak müdahale ediyor.
Güvenlik güçlerin müdahalesine kitle kurduğu barikatlar arkasında taş ve molotofkokteyli ile karşılık veriyor. Silah seslerin yükseldiği ilçede olaylar sürüyor. Yeni Mahalle'de Kaymakamlık Sosyal Tesisleri'nde bulunan Yüksekova Korucu Derneği'ne saldırı düzenlendi. Dernek binasının camları kırıldı. Gerginlik devam ediyor.
HAKKARİ (DİHA)
Yüksekova'da patlama