'Hazırlıklar tamamlandı, sevkıyat durdu'
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sınır ihlali için hazırlıklarını tamamladığı belirtiliyor. Günlerdir bölgeye yapılan sevkıyat da durdu. Haberlere göre, bir aydır sınır bölgelerine yapılan asker sevkıyatına son verildi. Sınır noktalarına şu ana kadar çok sayıda gece görüş imkanlı Cobra, Süper Cobra ve Scorky helikopterleri gönderildi. Üst düzey bir güvenlik yetkilisi harekat için hazırlıkların tamamlandığını belirtti. Hakkari - Çukurca'da sayıları 150'yi bulan köy korucularının stratejik noktalardaki mevzilere ve nöbet yerlerine girmesi yasaklandı. Çukurca ilçesinin hemen karşısındaki Kuzey Irak'ın 5 kilometresinde peşmergelerin seyyar karakollar kurmaya başladığı, siperlerin de kazıldığı bölgeye 8 tankın gönderildiği bölgeden gelen haberler arasında.
Kuzey Irak'taki 20'yi aşkın köy ise boşaltıldı. Köylerde yaşayanların büyük bir bölümü iç kesimlerdeki köylere veya büyük kentlere gönderildi.
Sunday Times: Kandil'de PKK'lılarla beraber İngilizler var
PKK’nın yanında çeşitli uluslardan vatandaşların da "savaştığı" bildirildi.
The Sunday Times gazetesi, PKK’nın yanında "İngilizler, Ruslar, Almanlar, Yunanlılar, İranlılar ve Arapların da savaştığı"nı yazdı. Kandil’e çıkan gazete muhabiri, "Dağa giderken Irak ordusunun kontrol noktalarında gerilla mevzilerine giden yolu bize neşe içinde tarif ettiler" diye yazdı. İngiliz The Sunday Times gazetesi, Kandil’e çıkan muhabiri Hala Jaber’in izlenimlerini yansıttığı uzun haberinde "The Sunday Times, Kuzey Irak’ta Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile birlikte Türk kuvvetleri ile savaşan yabancıların arasında Britanyalıların da bulunduğunu açıklayabilir" dedi. Kandil Dağı’ndaki PKK’lılara dayanarak bazı Avrupalıların PKK ile güç birliğini yaptığını belirten gazete, "3 bin" kişiden oluşan PKK gücünde en az üç Britanyalı olduğuönu belirterek şöyle devam etti: "Diğerleri arasında Ruslar, Almanlar, Yunanlılar, İranlılar ve Araplar da var. PKK, hem Avrupa, hem de Amerika tarafından terörist bir örgüt olarak nitelendiriliyor.
Jeep ile Kandil Dağı’na çıkan The Sunday Times muhabiri Jaber, "Turkey’nin, Kuzey Irak’taki Kürt bölgesel hükümetinin PKK’yı kıskaç içine almasın talebine karşın onlara yönelik herhangi bir eylemin işareti yoktu" diye yazdı. Hala Jaber "Dağa giderken Irak ordusunun her kontrol noktasında geçmemiz yönünde işaret yaptılar ve bize gerilla mevzilerine giden yolu neşe içinde tarif ettiler" sözlerini de kullandı. PKK’lılara yönelik ikmal yollarının da kesilmediğine dikkat çeken Jaber, Kandil’e çıkarken yolda gıda malzeme ile dolu birkaç aracı gördüklerini de anlattı.
The Sunday Times muhabiri, görüştükleri İshanaz adlı bir PKK’lının "Saldırılarımız Türk kuvvetlerine odaklandı ve rehin askerlere saygı ile davranıyoruz" dediğini de aktardı. İshanaz, ayrıca rehin alınan askerlerin "talepleri yerine getirilinceye kadar tutulacağıönı söyledi. Gazete, aynı PKK’lının, "Bağımsız bir Kürdistan, Türkiye, İran ve Suriye’den kurtarılmış toprakları içermeli" de dediğini de aktardı.
Irak, Türkiye'ye çokuluslu güç önerdi
PKK sorununa ilişkin olarak Ankara’da görüşmelerde bulunan Irak heyetinin, Ankara’ya sınırın köntrolü için "çok uluslu güçler"in kullanılmasını" önerdiği bildirildi. İngiliz yayın kurumu BBC’nin Bağdat muhabiri Jim Muir, Irak heyetinin, Ankara’da tatmin edici bulunmayan önerilerinin "gerçekçi ve uygulanabilir" olduğunu söylediğini belirtti. BBC de, Muir’e dayanarak şöyle devam etti: "Öneriler, sınırın kontrolü için çokuluslu güçlerin "mühtemelen Amerikan" kullanılmasını, eski Iraklı sınır karakollarının rehabilite edilmesi ve güçlerindirilmesi, yasa dışı olarak adlandırdığı (heyetin) üsler ve PKK’nın finansmanının kurutulmasına yönek adımları içeriyordu". BBC, "Türkiye ise, önerilerin uygulamaya geçilmesinin fazla zaman alacağını söyledi" dedi.
‘’HİÇBİR KÜRDÜ BÖLGE ÜLKELERİNDEN BİRİNE TESLİM ETMEYİZ’’
PNA-Federal Kürdistan Bölge başakanı Mesut Barzani, ‘’PKK’ye ait hiçbir merkez ve karargahın Kürdistan Bölgesi’nde varlığının olmadığını ve Kürdistan Bölgesinin de PKK ile Türkiye arasındaki sorun karşında taraf olmadığın’’ söyledi.
El-Cezire’ye özel mülakat veren Başkan Barzani, ‘’PKK’ye ait hiçbir merkez ve karargahın Kürdistan Bölgesi’nde varlığının olmadığını ve Kürdistan Bölgesinin de PKK ile Türkiye arasındaki sorun karşında taraf olmadığını’’ söylerek ‘’Hiçbir Kürd’ü bölge ülkelerinden birine teslim etmeyiz’’ dedi.
Başkan Barzani, ‘’Herhengi bir Kürdi bölge ülkelerinden birine teslim etmeyi kesinlikle reddettiklerini ve Kürdistan Bölgesi’nin sorunun bir parçası olmadığın’’ söyledi.
Başkan Barzani, Türkiye’ye sorunu Kürt-Türk sorununa dönüştürecek bir iş yapmaması çağrısında bulunarak, ‘’Çünkü büyük bir felaket doğar’’ dedi.
Başkan Barzani, Kürtlerin haklarına vurguda bulunarak, ‘’Kürt-Kürt savaşına asla izin vermeyeceklerini’’ söyledi.
Başkan Barzani, ‘’Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın PKK’ye sorunlarının çözümü için ‘Parlemantoda siyaset yapın’ çağrısının olumlu olduğunu’’ söyleyerek ‘’Bu düşüncenin işlevsel hale getirilmesi çağrısında’ bulundu.
Başkan Barzani, ayrıca, ‘’Araplara Kürdistan’da kardeşlerinin isteklerine destek olmaları’’ çağrısında bulundu.
‘’OPERASYONLAR TÜRKİYE, SURİYE VE İRAN KÜRTLERİNİ AYAKLANDIRIR; BİR KAÇ DEVLET KURULABİLİR’’
PNA-Mustafa Sinu /Rusya: Federal Rusya Uluslararası Şura Komisyon başkanı Mihail, Margilov, ’’Türiye’nin Kürdistan Bölgesi’nde sınırötesi operasyon düzenlemesinin Irak’ta büyük bir yıkıma neden olacağını bununla beraber askeri operasyonların Türkiye, İran ve Suriye Kürtlerinin ayaklanmasına sebep olabileceğini’’ söyledi.
Türkiye’nin sınır ötesi operasyon tehditleri konusunda Rus İtartas ajansına demeç veren Margilov, ‘’Türkiye’nin Kürdistan Bölgesine düzenleyeceği sınır ötesi operasyonların Irak ve ortadoğunun tamamında yıkıma neden olabileceğini’’ söyledi.
Margilov, ‘’Türkiye’nin düzenlemek niyetinde olduğu bu operasyonlarla İngiliz ve Fransızlar tarafından çizilen haritayı değiştirebileceğini ancak Kürdistan Bölgesine düzenlenecek operasyonların Türkiye, Suriye ve İran’daki Kürtlerin ayaklanmasına da sebep olabilceğini’’ söyledi.
Margilov, bununla beraber ‘’Dünyada tanınmayan bir kaç devletin kurulacağını’’ sözlerine ekledi.
‘’BÜYÜK KÜRDİSTAN HARİTASINI KENDİ ELLERİMLE ÇİZDİM ANCAK PENTAGON ONU BENDEN ÇALDI’’
PNA-Mustafa Sinu/Rusya: Rusya Parlamento Başkanı Yardımcısı, ‘’Büyük Kürdistan Haritasını kendi elleriyle çizdiğini, ancak bu haritanın Pentagon tarafından kendisinden çalındığını’’ söyledi. Rus TV Center kanalına konuşan Rusya Parlamento Başkan Yardımcısı Vladimir Jirinovski, Kürt sorunu karşında Kürtlerle aynı derdi yaşadığından bahsederek, ‘’Ben kendi ellerimle Büyük Kürdistan Haritasını çizmiştim. Ancak ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) bu haritayı benden çaldı ve onlar şimdi Büyük Kürdistan’dan bahsediyorlar’’ dedi.
Öte yandan, Rusya’nın medya ve basın kuruluşlarında Türkiye’nin PKK bahanesi ile Federal Kürdistan Bölgesi’ne yönelik olası bir sınır ötesi operasyonundan bahsedildiği ve genel olarak basında yer alan gazete manşetlerinde Kürdistan Bölgesi’nin tarafından olunduğu bildirildi.
Özellikle yüksek trajlı gazeteler önde olmak üzere Rus medyası Türkiye’nin Kürdistan Bölgesine olası bir sınır ötesi operasyon tehditlerine geniş yer yeriyor.
‘’PKK SORUNUNU SİYASİ YOLLARLA ÇÖZÜN’’
PNA-Bireşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, ‘’Türkiye’nin PKK bahanesi ile Kürdistan Bölgesi’ne askeri operasyon düzenlemesi konusundaki tutumu karşısında endişe duyduklarını’’ söyledi.
Ban Ki-Moon, ‘Türkiye’ye sorunu askeri operasyon düzenleme tehdidiyle değil siyasi yollarla çözmesi çağrısında’’ bulundu.
Gazetecilere konuşan Moon, ‘’Sorunun çözümü konusunda barışın araya girmesi ümidinde’’ bulundu.
Genel Sekreter Moon, ‘’Askeri operasyonlar tehdidinin sadece bölgede istikrarsızlığa neden olacağını’’ söyledi.
‘’TÜRKİYE’YE 21.YÜZ YILDA BAĞIMSIZ BİR ÜLKENİN TOPRAKLARINA GİRİLMEMESİ GEREKTİĞİNİ SÖYLEMEMİZ GEREKİYOR’’
PNA-Rusya Liberal Parti Lideri ve Rusya Parlamentosu Başkanı Yardımcısı Vladimir Jirinovski, Türkiye’nin PKK bahanesiyle Federal Kürdistan Bölgesi’ne askeri operasyon düzenlemesi tehditlerini değerlendirdği açıklamasında, ‘’BM Güvenlik Kurulunun bu konuda olağanüstü bir toplantı düzenlemesi’’ çağrısında bulundu.
Jirnovski, ‘’Güvenlik Kurulunun Türkiye’nin Irak’a askeri operasyon düzenlememesi, aksi taktirde Irak’ın Kuveyti işgalinin ardından Irak’a uygulanan ekonomik ambargonun aynısının bu ülkeye uygulanacağı uyarısında bulunması gerektiğini’’ söyledi.
‘’Türkiye’nin Irak’taki her türlü askeri harekatının bir ülkenin bir başka ülkeye karşı savaşı anlamına geleceğini’’ söyleyen Jirinovski, ‘’Türkiye’nin kendi komşu ülkelerine saldırısı ilk değil 1974’te de Kıbrıs’ın kuzeyi’ni işgal etti ve şimdiye kadar da dünya bu bölgeyi tanımıyor.’’ dedi.
Jirinovski, ‘’Türkiye’ye 21. yy’da bağımsız bir ülkenin topraklarına girilmemesi gerektiğini açık bir şekilde söylememiz gerekiyor.’’ dedi.
PNA-Irak Yüksek Ceza Mahkemesi Sözcüsü, Enfal Olayının soykırım(Genocide) olarak adlandırılacağını bildirdi.
Süleymaniye kentinde dün gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yüksek Ceza Mahkemesi Sözcüsü Munir Hadad, ‘’ 11., 12. ve 13. maddelere göre Enfal Olayının soykırım olarak adlandırılacağını’’ söyledi.
1988 yılında Saddam rejimi (Ba’s) tarafından vahşice düzenlenen Enfal operasyonu sonucu 180 bin Kürt şehit oldu.
Türkiye-Irak-ABD Krizi: Dünyanın en zor işi
Cengiz Çandar-Referans-“Bu krizle uğraşmak dünyanın en zor işi” demiş Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, Newsweek’in son sayısında yayınlanan röportajında.
Hoşyar Zebari’nin Kürt olduğunu biliyorsunuzdur. Aynı zamanda Kürdistan Demokrat Partisi’nin ileri gelenlerinden biri olduğunu ve partinin lideri Mesut Barzani’nin dayısı, evet dayısı, olduğunu da belki biliyorsunuzdur.
Başbakan Tayyip Erdoğan, Londra’ya giderken uçakta Iraklı Kürt liderlerin her birinin farklı sesler çıkarttığını, bunun bir “rol bölüşümü” olabileceğinden söz ederken, aklına birden Hoşyar Zebari geldi ve Hoşyar’ın Türkiye ile Irak hükümetleri arasında bir süre önce imzalanan Terörle Mücadele Anlaşması’nda “sıcak takip” konusunda en hararetle karşı koyan kişi olduğunu hayret-hayal kırıklığı ile anlattı.
Devami icin...
Everest’in ilk ödülü Kürt yazara
ANF-Everest Yayınlarının düzenlediği “İlk Roman” yarışmasında Kürt yazar Muhammed Munis’in “Uzak Hayat” romanı ile ödüle layık görüldü. Munis’e ödülü TÜYAP’ta yapılan bir törenle verildi.
Everest Yayınları'nın ''Gizli Romancılara'' şans tanımak amacıyla bu yıl ikincisini düzenlediği ''Everest Yayınları İlk Roman Yarışması''nın sonuçlandı. Oya Baydar, Latife Tekin, Cemil Kavukçu, Semih Gümüş ve Hasan Ali Toptaş'tan oluşan seçici kurul, Muhammed Munis'in ''Uzak Hayat'' adlı romanını ödüle değer buldu. Muhammed Munis'e TÜYAP’ta düzenlenen bir törenle ödülü verildi.
ROMANA BAŞLAMA SERÜVENİ
1978 yılında Şırnak-Cizre’de doğan Munis törende yaptığı konuşmada yazımsal çalışmalarını anlatarak, “Şiir romandan daha saf bir sanat dalıydı. Şiirin kişiye verdiği çok ciddi ahlak var, kişiyi saflaştırır, düşüncelerini durulaştırır, ama roman okumadığım için böyle düşünüyordum. Sonra klasikleri, romanları okudum. Bunları okuduğumda romanın şiirden aşağı yanı kalmadığını anladım. Romanın çok değerli bir sanat olduğunu o zaman anladım” diyor.
Gabriel Garcia Marquez’in “Yüz Yıllık Yalnızlık”ı okuduğunda ‘roman yazmak gerektiğini’ ve bu sürecin kendisi için bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor.
Mersin Üniversitesi Tarih bölümünden mezun olan yazar Munis konuşmasında, “Kitaplarda okuduğum tarih, yıkımlar, savaşlar, acılar toplamıyla doluydu. Bu kitabım bir nebze karamsar. Okuduğum kendi alanımla ilgili kitaplar içine yansımıştır. İçi acılar, hüzünlerle doludur. Ama şu an umutsuz değilim. Daha umutlu düşünüyorum, yine de bunun kitabımın geçerliliğini yitirdiğini, ona sahip çıkmadığım anlamına gelmez. İçinde muhakkak umut var vardı. Herhalde bugün yazsam bir trajediye dönüştürmezdi. Karakterleri bir şekilde acıyla bağdaştırmazdım. Mutlaka içinde çok mutlu, mutluluğu hak eden karakterlerde olurdu” diyor.
EN BÜYÜK HAYALİM KÜRTÇE YAZMAK
Muhammed Munis, romanını Kürtçe yazmak istediğini anacak Kürtçe’ye tam hakim olmadığını söylüyor.
Çiçek: Başka bir devlet olsaydı PKK'ye çoktan yenilmişti
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, "Böylesine bir uluslararası desteğe sahip terör örgütü karşısında Türk milletinden başka bir millet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden başka bir devlet olsaydı şimdiye kadar çoktan havlu atmıştı. Biz şu anda askeri, diplomatik, siyasi ve ekonomik olmak üzere 4 tedbiri eş zamanlı olarak uyguluyoruz" dedi. Terörle mücadeleye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Terörü protesto gösterilerini değerlendiren Çiçek, şunları söyledi:
Çiçek, terörün arkasındaki güçlerin bir iç çatışmayı körüklemek istediğini söyledi. Çiçek, Kanal 7 televizyonunda katıldığı programda soruları yanıtladı.
"Eğer biz tepkimizi ortaya koyarken teröre lanet mitinglerinde hiç umulmadık sonuçlara işi götürebiliyorsak, iyi niyetle kötü niyetle, geçmişte yaşandı Maraş olaylarına bir bakın, Çorum'da yaşanan olaylara bir bakın, 6-7 Eylül olaylarına bir bakın, Sivas'ta yaşanan olaylara bir bakın birilerinin bir yanlışı sonuçta hepimizi üzen sonuçlara götürmüştür, bu yaraları kapatmakta zor olmuştur.
Şimdi bazı gazete manşetlerinde görüyorum, bazı yerlerde tepki koyanlar bir kısım insanlara karşı da bir tavır içinde oluyor, bu tam terörün tuzağına düşmektir, teröre bundan daha büyük bir destek olmaz. Onun için bu ülkede yaşayan 70 milyon insan kardeşiz.
Çiçek, şöyle devam etti:
"Böylesine bir uluslararası desteğe sahip terör örgütü karşısında Türk Milletinden başka bir Millet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden başka bir devlet olsaydı şimdiye kadar çoktan havlu atmıştı. Halbuki bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu mücadeleyi veriyor. Zaman zaman belli zayiatlarda veriyor, üzüntümüz var, yüreğimiz de yanıyor. Ama bu mücadelenin tabiatında bu var ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti bugüne kadar terörle ilgili başarıyı hiçbir yerden destek almadan bu noktada tutabildi, buradan daha ileri bir noktaya götürecek.
Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onun hükümeti olarak biz şu an dört tedbiri eş zamanlı ve koordineli olarak uyguluyoruz. Bir tanesi askeri tedbirdir, diplomatik, siyasi tedbirlerdir ve ekonomik tedbirlerdir... Ve bu politikanın uygulanışında devletin birimleri arasında, devletin organları arasında tam bir mutabakat var. Bunun altını çiziyorum, çünkü zaman zaman teröre karşı olan bir kısım söylemlerin içerisinde AK Parti iktidarıyla devlet organları arasında bir farklılık varmış gibi söylemeye çalışıyorlar."
Çiçek, şunları kaydetti:
"Bizden ne isteniyorsa bugüne kadar bundan sonra da bunu veririz, vereceğiz, tereddüt yok. Ama bu tezkerenin çıkmış olması aynı zamanda öbür tarafa muhatabımız olan bu belanın arkasında kimler varsa ya da bu belayı kimler besliyorsa onlara da bir sorumluluk yüklüyor. Biz onlara demek istiyoruz ki, 'bakın iş buraya geldi bıçak kemiğe dayandı eğer siz bu kısrağınızı kısa bağlamazsanız, bu itinizi, köpeğinizi doğru dürüst bir yere hapsetmezseniz bir daha zarar vermeyecek tarzda, bakın zaten bu bölge istikrarsız zaten bu bölgede bir kaos var bunun sorumlusu Türkiye değil, dünyayı içinden çıkılmaz bir hale getirirsiniz bizden günah gitti. Siz de bunun gereğini yapın bizi oyalamayın'.
Dr.İsmet Turanlı
Dün TRT tede Kosova hakkında bir yayın vardı. Ora halkı artık özgürlüğe kavuşacakları günü beklediklerini söylediler.50 bin Türkün de anayasada yer almak istediklerini.Şimdilik inzibat görevini UNO ve Nato kuvvetleri ile birlikte Türk askeri sağlıyor.Türkiyenin oradaki Türklere çok yardım ettiğini söylediler.
Kıbrıs Rumları adanın çoğunluğuna bakınca bir Rum devleti olduğunu,Türklerinse ekalliyet olduğunu söylüyorlar.Türkiye'de ise Türkler çoğunlukta olduğu için Kürtleri azınlık dahi saymıyorlar.Çünkü tartışılamaz Lozan anlaşması var.Lozan anlaşmasında Kıbrıs'ı resmen İngilizlere verdiğimizde var.Yani Kıbrısta artık Lozan geçerli değil.Diğer taraftan 150 bin Kıbrıslı Türk için önce Denktaş,şimdide Baykal ayrı bir devlet sütatüsü istiyor.Gerçi Denktaş bir devlet kurdu ise de dünyanın hiç bir devleti tanımadı. Ne küstahlıktır ki (!) milyonlarca Kürt ,Barzani Irakın parçalanıp Kürdistan devleti kurmak istiyorlar. Kuzey Irakta ki Türkmenler için Ankara anlaşmasına göre Türkiyenin garantörlüğü olduğu keşfedildi.Bizim sivri akıllı köşe yazarlarına göre Saddam devrinde Irakta istikrar (!) vardı.Yüzbinlerce Şiiyi,on binlerce Kürdü ve Türkmeni katlederek istikrarı sağladığını bilmiyorlar. USA ister petrol için, isterse söylemleri gibi demokrasiyi getirmek için 300 milyar dolar harcayıp 3000 askerinin kaybını sineye çekerek.Gerek birinci ve gerekse ikinci dünya harbindede USA maddi ve askeri kaybı göze alarak Avrupaya gelmişti ve Hitlerden kurtardı.Sonrada Marshal planı gereği 40 milyar dolar yardım yaptı,senelerce Berlini Ruslara karşı korudular.O tarihi özveriyi köşe yazarları bilmiyorlar.Atatürk devrindede istikrar vardı.İstiklal mahkemeleri,Dersim ve Şeyh Sait isyanlarında on binlerce Kürdün ölümü pahasına.
Benim cevabını bilemediğim bazı sorular var.Türkiyede milyonlarca Ermeni,yüzbinlerce Rum,yüzbinlerce Yahudi varken,bugün neden bunların sayıları on binleri geçmiyor.Herhalde Tehcirin,Varlık vergisinin,6-7 Eylül hadiselerinin bir etkisi olmasa gerek.
Sonra Kürtlerin Türklerden anayasal olarak hangi hakları eksik? Onlarda Türklerle eşit olarak Türkçe öğrenmek hakkına sahipler.Gerçi okulsuzluktan Türkçe eğitimleri tam yapılamadığı için Komediyenler Kürtlerin Türkçelerini ne güzel taklit edip güldürü sağlıyorlar.Mesela Şener Şen gibi.Tıpkı Almanyada Türklerin almancası ile alay ettikleri gibi.4-5 bin köyde okullar tahrip edilirken Kürtler köylerinden uzaklaştırdıkları için Türkçeleri zayıf olduğu bir hakikat.Kürtlere eşitlik olsun diyee Türk“üm demek imkanı verildi.Türkiyeliyim diyemezler-Fakat Suriyeli Kürt ancak Suriyeliyim diyebilir.Arabım diyemez.İrandakilerde acemim mi desin yoksa İranlı Kürdüm mü.Bulgaristandaki Türkler Türküm demektedirler.Bulgarım diyemezler.Yahut Bulgaristanlı Türküm derler.
İstanbul ve Ankaradaki Üniversite kliniklerinde 25-30 professör varken Güney doğuda birer yardımcı doçentle idare edilmesi eşit haklarda bir eksiklik sayılmaz.Batıda % 5 evde doğum yaparken,güneydoğuda %58 kadın evde doğum yapmakta,çocuk ölümlerindeki,anne vefiyatındaki uçurum denecek kadar yüzde farklılıkları eşitsizlikten kaynaklanmıyor.
Bulgaristanda 3 tane etnik Türk partisi var ve koalisyondalar.Türkiyede Kürtlerede eşitlik sağlanması için sadece etnik Türk partilerine izin var.Kürtlerde Türklerle eşit olarak her sabah Türküm doğruyum amentüsünü söyleyebilirler.12 eylülde eşitlik sağlansın diye herkesin Türkçe konuşmasına müsade edilmedi mi?Bir nufus sayımında Kürtçe yabancı dil olarak sorulmasını ön gördüğü için genel müdür,çok kıymetli bir ilim adamı vazifesinden azledilmedi mi? Eşitliğe zarar verdiği için.Hrant asil Türk kanı taşımadığı ve eşitliği bozduğu için çavuş dahi yapılmadı mı?Mehmet Ali Birand Kölndeki bir konuşmasında Kürtlerin de Türkler gibi eşit olarak çalışma imkanına sahiptir dedi.Tıpkı askerlik görevi yapabildikleri,vergi ödedikleri gibi. Bakanlık yapmış milletvekil Şerafettin Elçi eşitliğe aykırı davranıp Kürdüm dediği için hapse atılmıştı.
Türkücü Ahmet Kürdüm deyip eşitliği zedelediği için Fransaya kaçmağa mecbur kalmamış mı idi?Kamuran İnanın babası Kürt,eşi belçikalı,annesi Ermeni olmasına rağmen eşitliğe zarar gelmesin diye TV programında Türklüğünü isbat için Bahçeli gibi konuşuyordu.İbrahim Tatlıses ana dilinin Kürtçe,anasının Kürt olduğunu fakat eşitlik bozulmasın diye ben Türküm demiyor mu? Eşitlik olmasına rağmen ilk okula dahi gidememiş ve analfabetti.Urfada Oxford vardıda bizmi gitmedik dedi. KUZEY Irak’TA bir Kürt devleti kurulmasını komşusu devletler ve Arap ülkeleri istemiyor. Şayet Kürtler Fransanın güneyinde bir kasabada yaşasa idiler Andora gibi UNO da temsil edilen bir devlet konumuna girerdi.Yahut İsviçrenin kuzeyinde bir kasabada yaşasa idiler Lichtenstein gibi bir devlet kurabilirlerdi. Şimdi 40 milyon Kürt Ortadoğ'uda ,dört devletin ortasında olduğu için devletini kuramıyor.DEmekki en büyük talihsizlikleri coğrafi konumları. Bir Kürt arkadaşın dediği gibi Kürtler Allahın bile unuttuğu bir bölgede yaşıyorlar.
Barzani pragmatik bir politika takip ederek derse ki ‚Biz kendi devletimizi kuralım fakat komşu ülkeler hiç endişe etmesinler ,biz onlara karışmayız.Onlar bulundukları yerdeki devletler ile anlaşsınlar,mesela Bulgaristanda ki Türkler gibi bulundukları devletlerin demokratikleşmesi ile insani ve anayasal haklarına kavuşsunlar.Böylece Barzani Türkiye,Suriye ve İran ile ilişkilerini dostane bir temele oturtsun.Yoksa Sevr fobisi,komşu devletlerin bölünme korkusu Barzaninin yakaladığı bu tarihi fırsatı gerçekleştirmesine mani olabilir.Komşu ülkelerdeki silahlı örgütlerinde silahı bırakıp demokratik, siyasi mücadeleye devam etmeleri sulh içinde yaşamağa hizmet eder.Bunun içinde Barzani ve Talabaninin yaptığı gibi Kürt grup ve sözcülerinin birlik olmaları gerekir.Maalesef Kürtlerin ezeli zaafiyeti bir birlik kuramayıp aralarında hainlik ıthamları yapmalarıdır.Ortada Bulgaristan ve Barzani Talabani reel politika örnekleri mevcutken ilkel, silahlı ve teröristik metotlarla masum insanlarında telefiyatına müsebbib olmak 21 ci asırda muasır medeni yaşama ters düşmektedir.
Dünkü TRT yayınında birde İspanyadaki Basklar hakkında bir program vardı.Basklar son senelerde bir çok anayasal özgürlüklere kavuşmuşlar.Fakat şimdide tam istiklal istiyorlar.İspanyanın en zengin bölgesinde yaşıyorlar ve AB ye girdikten sonrada dahada zenginleşmişler.Çünkü hem AB den hemde Küreselleşmeden dolayı büyük yabancı sermaye girişiminden.Yayıncı bayan bir tenakuza düşerek orada o zenginliklere rağmen halkın yoksulluğunu demonstre etmek istedi,Fakat o yoksul bölgeye taksiciler gitmek istememişler.Yani demek istediki Kürtlerde eğer separatist politika güderlerse sonunda daha yoksullaşırlar.Kürtlerin Güneydoğuda dahada yoksullaşacaklarına vurgu yapmak istedi.Bektaşiye iki şişe şarap göstermişler,tadına bakıp hangisinin içilecek olduğunu sormuşlar.Bir şişeyi denedikten sonra ,öteki şişedeki şarap daha iyidir demiş.Öteki şişeyi tadmadan nasıl bu kanaate vardığı sorulduğunda.Tadına baktığından daha kötü olamaz demiş.Kürtlerde daha yoksul olursunuz denilince aklıma bu Bektaşi fıkrası geldi.
Gençliğimde bir amerikan filmi görmüştüm.Sol tandanslı.İşçiler daha fazla ücret almak için sendikal bir toplantı yapmışlardı.O zamanlar Steinbeck,Caldwel moda idi.Filmin sonunda işçilerin otomobillerine binerek evlerine gittiklerini görünce kendi kendime bu ne biçim komunist propagandası demiştim.Zira o zamanlar Türkiyede ancak milyonerlerin arabaları vardı.İspanya belgeselini seyredincede yayıncının bu paradoksu hatırıma geldi.Çiller Bask modelinden bahsedince askerler ağzına biber sürdü ve söylediğini inkar etmedimi?Erdoğan keza Kört sorunu vardır diyince gene asker ağzına biber sürmedi mi?
Kosovada ki Türklere,Iraktaki Türkmenlere,Kıbrıstaki Türklere,Rusyadaki Çeçenlere,Ermenistandaki Azerilere v.s. Türkiye eşitlik isterken Türkiyede Kürtlere eşitlik istemini elbetteki bir Paranoiaya olarak değerlendirmek gerekir.Buna nalıncı keseri politikası demeğe Kürtlerin hakkı olabilir mi?
Bulgaristan AB ye girince Yunanlıları bir telaş aldı.Çünkü Bulgaristanda Türklerin etnik hakları Yunanistandan fazla olduğundan Yunanistandandaki Türklerin Bulgaristana geçeceklerinden korktular ve Bakoyani oradakilere kur yapmağa başladı.Türkiyenin bütün korkusuda Kürdistan kurulup,Kerküğüde içine alırsa orası Güneydoğudan daha zengin olacak ve etnik haklar öne çıkacak,Kürtler Iraka geçecekler diye.Şimdiden Türkiyede zayıf temel eğitimlerinden dolayı Üniversiteye girmeyen Kürt gençleri Kürdistana akın etmeğe başladılar.Korkunun ecele faydası yok.Türkiyenin artık canciğer dediği Kürtlere hami olması gerekir,Düşmanlıktan fayda gelmez. PKK korkusundan Türkiyenin kendisini kurtarmasi acilen tavsiye edilir.
Barzani: Kürt-Kürt savaşına asla izin vermeyiz
ANF-AMSTERDAM(28.10.2007)-El Cezire televizyonuna konuşan Federal Kürdistan Bölge Başkanı Mesut Barzani, Kürtler arası bir savaşa asla izin vermeyeceklerini ve hiçbir Kürdü bölge ülkelerine teslim etmeyeceklerini söyledi.
El Cezire televizyonunun sorularını yanıtlayan Barzani, Türk devletinin PKK’ye karşı savaşın dayatmalarına karşı Kürtler arası bir savaşa asla izin vermeyeceklerini söyledi. Barzani ‘’Kürt-Kürt savaşına asla izin vermem’’ dedi.
Türkiye’nin Irak’tan 153 PKK üyesinin kendilerine teslim edilmesi talebine de cevap veren Barzani ‘’hiçbir Kürt’ü bölge ülkelerinden birine teslim etmeyiz’’ diye konuştu. Barzani, Federe Kürdistan bölgesinde PKK’ye ait hiçbir merkez ve karargahın olmadığını da söyleyerek, PKK ile Türkiye arasındaki soruna da taraf olmadıklarını ifade etti.
Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın PKK’ye ‘Parlamentoda siyaset yapın’ çağrısı olumlu bulduklarını söyleyen Barzani ‘’bu düşüncenin işlevsel hale getirilmesi’’ çağrısında bulundu.
Barzani, son haftalarda Türkiye’de Kürtleri hedef alan milliyetçi-ırkçı saldırılara da değinerek, Türkiye’nin sorunu Kürt-Türk sorununa dönüştürecek davranışlarda bulunmamasını isteyerek ‘’Çünkü büyük bir felaket doğar’’ uyarısında bulundu.
Ahmedinejad'tan telefonla 'PKK' diplomasisi
İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad, Tahran’da Dışişleri Bakanı Ali Babacan ile görüşmeden önce PKK soruna ilişkin "telefon diplomasini" yürüttü. Ahmedinejad, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yarısıra, İrak Devlet Başkanı Celal Talabani ve Başbakanı Nuri El Maliki’yi de aradı. Dün Abdullah Gül’ü arayan Ahmedinejad, Celal Talabani ile yaptığı görüşmede "Irak ile Türkiye arasındaki gerilimleri sona erdirmek için çaba gösterme iradesini" dile getirdi. Talabani’nin ise, Ahmedinejad’ın Babacan ile görüşmelerinde "tehditler ve askeri çözümler"in yanısıra müzakareler gereğini vurgulamasını istediği belirtildi. Mahmut Ahmedinejad, El Maliki ile görüşmesinde "PKK eylemlerine karşı çıkılması gereği" konusunda mutabık kalındığı bildirildi.
Kürt mağazalar yağmalanıyor
Radikal/BURSA - Hakkâri Dağlıca'da 12 askerin şehit edilmesinin ardından başlayan 'Terörü telin eylemleri' kimi yerlerde 'terörün ta kendisi' halini aldı. Dağlıca'da şehit veren Bursa'da yaşananlar tehlikenin boyutunu ortaya koyuyor. Türkiye'nin zengin ve modern kentlerinden Bursa'ya gelenleri, kent merkezinde 'Bir papaz öldü. Hıristiyan oldular. Bir Hrant öldü Ermeni oldular. 10 günde 40 şehit verdik. Türk olamadılar. Hepimiz Türküz Hepimiz Mehmetçiğiz' ve 'Ya sev ya terk et' pankartları karşılıyor. Neredeyse tüm binalar, otomobil, minibüs, otobüs, okul servislerinde Türk bayrakları, şehitlerin posterleri asılı. Bursa'da 22 şubesi bulunan Şaypa mağazalarında da öyle. Şaypa'nın Altıparmak ve Çarşamba şubelerine şehit haberlerinin geldiği gün, binlerce kişi saldırdı. Mağazalar taşlandı, yağmalandı. Saldırının hemen ardından yerel gazetelere tam sayfa 'Teröre lanet' ilanları veren, mağazalarına bayrak asan Şaypa, 82 yıldır Bursa'da gıda ticareti yapan Şaylı ailesine ait.
'Etnik değil ticari kaygı!' Şirketin kurucusu Mardin doğumlu Abdurrahman Şaylı. Şirket hakkında 'PKK'ya yardım ediyorlar', 'Zana'yla ortaklar' şeklinde dedikodular yayıldığını anlatan yönetim kurulu üyesi Necati Şaylı, "Biz, 1925'ten beri Bursa'da ticaret yapan bir aile şirketiyiz" diyor, "Aile üyelerimiz dışında hiçbir ortağımız yok." Bu sözlerini Ticaret Odası kayıtlarını göstererek kanıtlıyor. Şaypa'nın Halkla İlişkiler Müdürü Bedirhan Bozali "Yıllardır şehit ailelerine erzak-yardımı yapıyoruız. Binlerce Türk bayrağı dağıtyoruz. Ama bu dedikodular yıllardır var" diye konuşuyor. Şaypacılara göre dedikoduların asıl nedeni 'Bursa'da perakende sektöründeki büyük rekabet.' Yağmayla ilgili sekiz kişi gözaltına alındı.
Kürtlere 'Hepimiz Türküz' afişi
'Böyle kardeşlik olur mu?'
Milleti sokaklara dökmekle, gerçekleri çarpıtmakla çözüm değil, çözümsüzlüğünü derinleştirildiğini ifade eden Karayılan, şunları söyledi: 'Milliyet gazetesinin 24 Ekim'deki manşeti Dağlıca'daki (Oramar) asker kayıpları için 'Bu son olsun' biçimindeydi, biz de son olsun, diyoruz. Ama son olabilmesinin yolu Kürtleri tasfiye etmekten geçmiyor, Kürtler öyle tasfiye edilemez. Son olmasının yolu Irak Kürdistanı'na saldırmaktan geçmiyor. Bunun son olmasının yolu; sizin Kürt halkının da bir halk olduğunu kabul etmenizden geçiyor. 'Ya komşu olacaksınız, ya hedef olacaksınız' diyorsunuz. Ama komşuların karşılıklı birbirlerinin iradesine saygı göstermesi lazım! Kardeşlik böyle gelişir. Bizim amacımız halklar arası kardeşliği geliştirmektir. Kardeşler birbirini anlamalı ve tanımalıdırlar. Bir kardeş bir kardeşi tanımıyor, ayakları altında eziyorsa, böyle kardeşlik olur mu?'
Karayılan, 'Biz kardeşlik istiyoruz, gerçekten kardeşlik ve özgür birlik istiyoruz' diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Biz, Türkiye'nin birliğinden yanayız ama özgür birliğinden yanayız. Kürtlerin yok edildiği, iradesizleştirildiği, uydulaştırıldığı, köleleştirildiği, paçavraya dönüştürüldüğü bir birlik bu saatten sonra zaten mümkün değildir. Kürtlerle birlik olmak istiyorsanız, Kürtleri de tanırsınız, dilini, kültürel ve siyasal haklarını tanırsınız. Bunun dünyada bolca örnekleri vardır, Avrupa'da bir sürü örnek vardır. İspanya'da Katalonya, İngiltere'de İskoçya örnekleri vardır. Bu hakları tanımaz, çözümü şiddette görürsen, bu son olmaz, daha çok yaşanır. Her iki tarafın da gençlerinin kanı dökülmesin! Bunu en çok isteyen biziz. Bunun için herkes sorumluluğunun gereğini yapmalıdır, sorumluluğuna sahip çıkmalıdır. Sorumluluk, birbirini dinlemek ve anlamaktır, kardeşçe bir arada yaşamak için birbirine saygı göstermektir. Bu acıların son olmasının yolu budur.'
'Kürtler teslim alınamaz'
Karayılan, Türkiye'deki yetkililere de seslenerek şunlara dikkat çekti: 'Burada ben Türkiye'deki sorumlu güçlere, Türk hükümetine, Türk devlet yetkililerine şunu söylemek istiyorum; bu saatten sonra Kürtler teslim alınamaz. 'PKK'yi yok edeceğiz' diyorsunuz, PKK nasıl yok edilecek? PKK her taraftadır. 'PKK'yi kabul etmeyiz' diyorsunuz. Tamam, Kürt temsilcileri var, onları kabul edin, ama onlara da baskı uygulanıyor, onları da devre dışı kılmak istiyorsunuz. Burada dayatılan tümden bir iradesizleştirmedir ve bu kabul edilmeyecektir.'
Kürt halkına karşı gelişen saldırılar ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın durumundan kaygı duyduklarını belirten Karayılan, 'Burada halkımıza şunu söylemek istiyoruz, her şeyden önce Önderliğimizin yaşamı konusunda ciddi kaygılar taşımaktayız, bunu daha önce de halkımızla paylaştık. Kürt halkı tarihinin bu önemli döneminde büyük bir sınavla karşı karşıyadır. Kendi Önderliğine ve değerlerine sahip çıkacak bir halk mıdır, değil midir gibi bir imtihanla karşı karşıyadır' şeklinde konuştu.
'Bugün Türkiye'de geliştirilen şovenizm, militarizm bir Kürt-Türk çatışmasına yol açacak düzeyde derinleştirilmektedir' diyen Murat Karayılan, 'Türk devlet yetkilileri bir taraftan halkı galeyana getirerek sokaklara döküyor, Kürtleri hedef göstererek sindirmeyi amaçlıyor, öte yandan da iki yüzlüce sağduyu çağrıları yapıyor' dedi.
'Kurumlarınızı koruyun'
Türkiye'nin bu çabalarına karşı Kürt halkının, halkların kardeşliğini esas alması gerektiğini ifade eden Karayılan, ama bunu yaparken kendini geriye çekerek değil, değerlerini ve kurumlarını koruyarak yapması gerektiğinin altını çizdi. Karayılan, şu çağrıda bulundu: 'Bu açıdan halkımız demokratik, siyasal parti ve kurumlarına sahip çıkmak durumundadır. İkide bir basılarak, yakılması orada Kürt halkının iradesinin çiğnenmesi anlamına gelmektedir. Herkes kurumlarını korusun, o kurumlar halkımız için bir namus, bir şeref olgusu olarak ele alınmalıdır. Baskılar karşısında iradeli, örgütlü bir duruş sergilenmelidir. Halkımız değerlerine ve Önderliğine sahip çıkmalıdır, Önderlik hamlesine güçlü katılmalıdır. Türk devleti gündemi çarpıtarak, Irak'ı gündemleştirdi. Biz onun Önderliğimize ve halkımıza dönük yaptığı suç düzeyindeki uygulamalarını gündemleştirelim. Bu konuda Kürdistanlı gençleri, kadınları ve tüm halkımızı göreve çağırıyoruz. Halkların kardeşliği temelinde iradeleşme mücadelesini, kendine ve değerlerine sahip çıkma mücadelesini geliştirmeye, gelişecek muhtemel provokasyonlara karşı duyarlı olma temelinde kitlesel eylemlerle gereken cevabı vermeye çağırıyoruz.' BEHDİNAN - ANF
Leyla Zana'nın konuşmasına inceleme
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Demokratik Toplum Kongresi'nde konuşma yapan DEP eski Milletvekili Leyla Zana hakkında inceleme başlattı.
Leyla Zana'nın konuşmasının ses ve video kayıtlarını Emniyet Müdürlüğü'nden isteyen savcılığın, konuşmaların incelenmesinin ardından soruşturma açması bekleniyor. Zana konuşmasında, yeni Anayasa'da Kürtlerin varlığının ve kendi kültürleriyle yaşayabilme iradesinin yer almasını istemişti. Konuşmasında PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın durumunu da değerlendiren Zana, 'Size affedin diyeceğim ama bunu kendi kabul etmez. 9 yıldır adaya aldınız. Halktan kopardınız. Halkla iletişim kurabileceği bir yere nakledilirse ve o zaman da Kürtler silaha sarılırsa söz onlara karşı biz ayaklanacağız. Eğer bunu yapmazsak o zaman teröristiz' demişti.
Zana'nın konuşmasının ardından gazetecilere açıklamada bulunan Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, 'Hukukçular gerekeni yapmalıdır' diyerek Zana hakkında soruşturma açılması gerektiğini ifade etmişti. DİYARBAKIR (DİHA
Kürtçe şarkı söylenen düğüne panzerli baskın
Mersin'de Siteler Karakolu'na yakın mesafedeki açık alanda yapılan düğünü 'Kürtçe şarkı söylendiği' ve 'sarı, kırmızı, yeşil renkli flamalar açıldığı' gerekçesiyle panzerlerle basan kar maskeli özel timler, çevreye rast gele ateş açtı. Gözaltına alınan damat Serhat Kolanç, halay çekenlere kalas ve coplarla saldırıldığını belirterek, olayla ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.
Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Şevket Sümerler Mahallesi'nde Şırnaklı Kolanç Ailesi'nin yaptığı düğün, karakolluk oldu.
Siteler Karakolu'na 50 metre mesafedeki uzaklıkta bulunan alanda dün akşam yapılan düğün, bir süre sonra kar maskeli özel timler ve polisler tarafından basıldı. Panzerler eşliğinde düğün alanına gelen polis, havaya ateş açarak damat Serhat Kolanç'ı gözaltına aldı. İfadesi alındıktan sonra serbest bırakılan Kolanç, polislerin kendisine 'siz bölücüsünüz, vatan hainisiniz' dediğini iddia ederek, olay anını şöyle anlattı: 'Saat 17: 00 sıralarında düğünümüz başladı. Bir süre sonra polisler Kürtçe şarkı söylenmesini hazmedemeyerek özel hareket timleri ile çevik kuvvet polisleri panzerlerle düğünü bastı. Havaya yüzlerce mermi sıkarken, halaydakiler kendilerini yere attı. Büyük bir arbede yaşandı. O esnada polisler, 'teröristler, bölücüler, vatan hainleri' diye bağırıp düğündekilere cop ve kalaslarla vurmaya başladı. Karakolda hakaret ettiler. Düğünü basma gerekçeleri 'Kürtçe şarkı söylendiği ve sarı, kırmızı, yeşil renklerin açıldığını' söylediler.' Açılan ateş sırasında evlerine de mermi isabet ettiğini kaydeden Kolanç, polisler hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını kaydetti. Damadın annesi Hazal Kolanç, olaya tepki göstererek, 'Artık düğünlerimize bile hazmetme güçleri yok. Sanki eylem yapıyormuşuz gibi maskeli timler ile çevik kuvvet polisleri birçok kişiyi dayaktan geçirdi. Şimdiye kadar yasımızı kendilerine tehlike buluyorlardı, artık düğünlerimizi de kendilerine tehlike görüyorlar' diye konuştu. MERSİN - DİHA
Tunceli'de operasyon genişliyor
Tunceli merkez, Pülümür ve Nazımiye ilçeleri kırsalında başlatılan askeri operasyonlar aralıksız bir şekilde devam ediyor. Operasyonda yer yer çatışmaların yaşandığı bildirildi.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Tunceli'nin Sütlüce, Güleç, Kutudere mevkiinin iç kesimleri, Zaage, Kırmızıdağ mevkii ile Pülümür İlçesi'ne bağlı Kırmızı Köprü Köyü kırsal alanı ve Nazimiye, Mazgirt ve Bingöl üçgeninde HPG'ye yönelik başlattığı operasyon genişleyerek devam ediyor. Operasyon kapsamında bölgeye çok sayıda jandarma özel harekat birlikleri sevk edilirken, bölge kobra tipi helikopterler ve havan topları ile bombalanıyor. Operasyon kapsamında dün gece saatlerinden itibaren de bölgeye helikopterlerle yoğun bir şekilde askeri sevkiyat yapıldığı öğrenildi. Operasyonlarda yer yer çatışmaların yaşandığı bildirilirken, çatışma sonucuna ilişkin bir bilgiye ise ulaşılamadı. TUNCELİ (DİHA)
Irkçı saldırılara karşı meşaleli yürüyüş
Sınır ötesi operasyona izin veren Meclis tezkeresi, İkitelli'de protesto edildi. Artan ırkçı saldırılar ve sınır ötesi operasyona izin veren Meclis tezkeresine tepkiler sürüyor. İkitelli PTT önünde bir araya gelen ve 'Êdi Bese, şovenizme, ırkçılığa, faşizme karşı yaşasın halkların onurlu mücadelesi yeter artık' yazılı pankart açan İkitelli halkı, meşalelerle protesto yürüyüşü düzenledi. DTP, DHP, ESP, Mücadele Birliği ve Birleşik İşçi Derneği'nin destek verdiği yürüyüşte sık sık 'Kürdistan faşizme mezar olacak', 'Faşizme karşı omuz omuza', 'İkitelli faşizme mezar olacak' sloganları atıldı. Yaklaşık yarım saat süren yürüyüşün ardından basın açıklaması yapıldı. Açıklamada konuşan Yüksel Bulut, Meclis'ten onay alan sınır ötesi operasyon tezkeresi ile Kürt halkı üzerindeki imha ve inkâr politikasının sürdürülmek istendiğine dikkat çekti. Bulut, 'Yaşanan son çatışmaların ardından burjuva medya tarafından ırkçı saldırılar geliştirilerek Kürt-Türk çatışmasının zemini yaratılıyor' dedi. Polis tarafından mahallede panzer ve çevik kuvvet ekipleri ile geniş güvenlik önlemleri alınırken, eylem sloganlarla son buldu. İSTANBUL
Güneyli Kürd köyleri boşalıyor!
Türk ordusunun Güney Kürdistan'daki sınır bölgesindeki bombardımanları sonucu bölgesinde yaşayanların toplu halde göç etmeye başladıklarını bildiren Hollanda Volkskrant gazetesi köylülerin terörize edildiğini kaydetti. Gazeteye konuşan bir köylü 'Türkler ancak buradaki ailelerin cenazeleri üzerinden geçerek girebilirler' şeklinde tepki gösterdi.
'Kürtler toplu olarak sınır bölgesinden göç ediyor' başlıklı haberde 'terk edilmiş köyler, yakılmış araziler ve yollara isabet etmiş bombalar, Irak Kürdistan'ı Qesrok sınır bölgesindeki tahribat oluyor' denildi.
Türkiye ile PKK arasındaki tansiyonun yükselmesi ardından Türkiye'nin son 10 gündür sınır bölgesini bombaladığını belirten gazete, Deştek köylülerinin Türklerin sınır bölgesini bombalamasına anlam vermediklerini zira onların 'burada PKK yok' dediklerini aktardı.
Yüksek bir dağlık alanda bulunan Türk askeri birliğinin büyük Türk bayrağının ovadaki Deştek köyünden görüldüğüne işaret eden gazete, bombardıman sonucu köye giden yol ve arazinin büyük bölümünün yanarak tahrip olduğunu kaydetti. Deştek Köyü Belediye Başkanı Gorial Warda Michael, tahribatı göstererek 'Türkler bunu birkaç gün önce yaptı. Köyü korumak için birkaç erkek dışında 2500 kişi göç etti' dedi.
Bombardımanlarda köylerin dışındaki arazilerin hedef alındığı, bazı arazilerin tahrip olmasına karşın tahribatın asgari düzeyde olduğunun belirtildiği haberde 'ancak buradaki halk terörize edildiğini hissediyor'' denildi.
Türklerin köyünün yakınını bombalamasına anlam veremediğini söyleyen Belediye Başkanı Michael, 'ben bugüne kadar burada tek bir PKK'li görmedim' diyerek, ABD'nin gelip sınır bölgesini korumalarını istedi. Saddam döneminde tahrip edilen Deştek köyünün bir buçuk yıl önce Güney Kürdistan bölgesel hükümeti tarafından yeniden inşa edildiğini belirten Michael 'biz daha yeni gelmiştik ki şimdi insanların çoğu gene göç etti' dedi.
Sınır boylarındaki Kürtlerin geçmişte şiddete çok tanık olduklarını yazan gazete, Zaxo sınır yolunda su ve kola satan 19 yaşındaki Arman Mustafa'nın kardeşinin 80'li yıllarda Saddam ordularından kaçarken Türk askerleri tarafından öldürüldüğüne dikkat çekti. Mustafa, 'Türkler ancak buradaki ailelerin leşleri üzerinden geçerek girebilir' diye konuştu. Mustafa Türlere artık hizmet etmeyeceğini söyleyerek gerginliğin artmasından bu yana Türkiye'den daha az müşteriye rastladığını belirtti. Gazete, normalde sınırın iki tarafında yoğun olan ticari araçların geçişinin de son zamanlarda büyük oranda gerilediğine işaret etti.
Dağlıca saldırısının düzenlendiği 21 Ekim ve şehit Samet Saraç'ın toprağa verildiği 23 Ekim günü Bursa'da Kürt kökenlilerin işlettiği pek çok dükkân saldırıya uğradı. Sahibi Diyarbakırlı olan 'Gözem' kahvehanesi gibi. Adını açıklamak istemeyen kahvehane çalışanı "Binlerce kişiydi. İçeri taş yağdırmaya başladılar, 'Bursa'dan defolun' diye bağırıyorlardı. Polis engellemese çok insan ölebilirdi" diyor. Üç gün kapalı kalan kahvehane şimdi açık. Girişte iki Türk bayrağı asılı. İçeride Atatürk portresinin yer aldığı afişte, 'Hepimiz Türk'üz' yazıyor. Kahvenin bulunduğu semtte bir kişi, "Tek tek dükkânları gezip bayrak veriyorlar. 'Asmamış olursan, gerisini sen düşün' diye tehdit ediyorlar" diyerek uzaklaşıyor. Uzun saçlı ve küpeli olmak da 'riskli'. Uzun saçlı bir genç yaşadıklarını anlatıyor: "Sloganlar atarak geliyorlardı. 'Satanist" diye bağırdılar. Küfür ederek saldırdılar. Kaçıp bir arkadaşımın evine sığındım, yoksa linç edilecektim." Altıparmak semtinde toplanan rock bar ve kafeler de atmosferden nasibini aldı. 21 ve 23 Ekim günü 60's adlı kafeteryaya çoğunluğu lise öğrencisi kalabalık sloganlarla saldırdı. Kafe sahibi Ogün Özden kırılan camları taktırırken "Yaşadıklarımızı kimse yazmadı, ülke duymadı" diyerek anlatmaya başlıyor: "Üç yaşındaki çocuğum, bebek arabasının içinde kapının önündeydi. Onun için çok endişelendim. 'Bursa'da satanist istemiyoruz, komünist istemiyoruz' diye bağırıyorlardı. Benim solcu olduğumu biliyorlardı. İçeriye taş yağdı, bir müşteri yaralandı. İçlerinde kız öğrenciler, çok acı ama daha önce müşterimiz olan gençler de gördük. 'Satanistler' diye bağırdıktan hemen sonra 'Şampiyon Bursa' diye maç tezahüratı yapıyorlardı. Gözaltına alınan olmadı." Üç yıl önce İstanbul'dan Bursa'ya gelerek kafeyi açan Özden, "Çocuğumu İstanbul'a gönderdim. Burada can güvenliğimiz yok. İşyerimi satarak gideceğim" diyor. Altıparmak'taki bütün bar ve kafelerde de Türk bayrakları asılı. Bir rock bardan ülkücü şarkılar yükseliyor. Özden, "Artık club mekânlar bile 'Ölürüm Türkiyem' çalıyor" diye konuşuyor.
Üç kişi bıçaklandı
Şehit Saraç'ın toprağa verildiği gün restoran işleten Tuncelili Rıza Beyaztaş'a tehdit telefonu geldi. "Cenazeden sonra sizden hesap soracağız" dediler. Tuncelili diğer esnaf da aynı tehdidi almıştı. Çarşamba günü Beyaztaş Restoran'a gelen dört kişi, Beşiktaş-Liverpool maçını izlerken, dev 'Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez' pankartı açılınca kalkıp alkışladı ve diğer masalara sataştı. Kendilerini uyaran işletme sahibi Rıza Beyaztaş, Metin Beyaztaş ve Hüseyin Yıldız'ı bıçakladılar. Hüseyin Yıldız, iki gün yoğun bakımda kaldı. Bir saat sonra Tuncelili bir kişinin işlettiği Can Restoran önüne üzerinde Türk bayrağı bulunan çelenk bırakıldı ve işletmenin camları kırıldı. Tuncelililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Celal Hamvayat endişeli: "Biz barış, ülkenin birliğini isteyen insanlarız. Pek çok esnaf korkarak dükkânının kepenklerini indirdi." Camları kırılan, tabelaları DTP Bursa İl Başkanlığı önceki gün açılabildi. İl Başkan Yardımcısı Suat Ertuğrul, "Polis güvenliği alamadığını söyleyerek binayı boşaltmamızı istedi. Biz çıktık 15 dakika sonra binayı yakmaya çalışıyorlardı" diyor. Aynı binada, travestilerin kaldığı bir daire de saldırıya uğradı, talan edildi. Bursa Şube Başkanı Abdulaziz Akyol da İHD bürosunu saldırı kaygısıyla açmadıklarını anlatıyor: "Sokaklar da aynı durumda. Birkaç kişi trafiği keserek Türk bayrağı açıyor. Korna çalıp destek vermeyenlere saldırıyorlar. Dükkânları gezerek bayrak dağıtıyorlar. Yaptığımız açıklamalara yerel basın yer vermiyor."
Gündem tekrar yayında!
23.10.2007 tarihinde mahkeme kararı ile Türkiye'den girişi engellenen gazetemiz Gündem internet sitesi ozgurgundem.net, yeni adresi http://www.ozgurgundem.org/ ile bugün tekrar yayına başladı.
Milliyetçi şovenizmin had safhaya ulaştığı bugünlerde Kürt basını da her alanda susturulmaya çalışılıyor. Şimdiye kadar yayını 5 kez durdurulan gazetemizin Gündem'in internet sitesi 5 gün önce mahkeme tarafından Türkiye'den erişimi engellendi.
8 Eylül 2007'de 30 gün süreyle kapatılan gazetemiz, kapatma cezasının bitmesi ile birlikte ancak 1 gün yayın yapabilmişti. 8 Ekim 2007 tarihinde gazetemiz bir kez daha 30 gün süreyle kapatıldı. Son olarak 23 Ekim 2007 tarihinde internet sitemiz http://www.ozgurgundem.net/ mahkeme kararı ile erişimi Türkiye'den yasaklandı.
Her türlü kapatma, susturma, yıldırma çabalarına karşı Gündem, özgür basın geleneğinin verdiği güçle gerçek haberin savunucusu ve sürdürücüsü olmaya devam edecektir.
Türk askeri Kürdistan’dan defol! - Türkische Armee raus aus Kurdistan!
Berlin'de yürüyüş: Türk askeri Kürdistan’dan defol
Rizgarî Online-Berlin/ Türk ordusunun PKK’yi bahane ederek Federe Kürdistan bölgesini işgal ya da istikrarsızlığa sürükleme politikasını protesto amacıyla, Berlin Branderburg - Kürdistan Komitesi’nin düzenlediği yürüyüş bugün Almanya'nın başkenti Berlin'de saat:14:15’de başladı. Yürüyüşe yaklaşık 1 500 civarında bir katılım olurken, yürüyüş güzergahı boyunca Almanca ve Kurmancî sloganlar atıldı. Breidschedt Platz Gedächtnis Kirche’de başlayan yürüyüş, müzik eşliğinde coşkulu bir atmosferde Türk konsolosluğunun önüne kadar devam etti. Yaklaşık üç saat süren yürüyüşte en yoğun olarak haykırılan slogan ise Türk askeri Kürdistan’dan defol! - Türkische Armee raus aus Kurdistan! oldu.
CNN TÜRK-Erdoğan, Irak'ta ve Ortadoğu'daki gelişmelerde Türkiye'nin sürekli bir kenarda tutulmak istendiğini belirtti. Başbakan Erdoğan, İstanbul'da, Türkiye İş Kadınları Derneği'nce düzenlenen "Geleceğe Bakış, Kazanılmış Dersler" konulu sempozyumun açılışında konuştu. Başbakan, "Terör ve yoksulluk sarmalı bütün dünyayı etkisi altına almış karabasan haline dönüştü. Bütün bunlar sadece bölge içinde kalmıyor. İnsanlığın bu karabasana teslim olmasını kabul edemeyiz. Çalışmaları kararlılıkla sürdürüyoruz" dedi. Erdoğan, "Bizler terörle içiçe olan mücadelesini sürdüren bir ülke olarak bu işin acılarını çok iyi yaşayan bilen bir ülkeyiz. Bu konudaki mücadele kararlılığımızdan geri adım atmamız mümkün değil. Dostlarımızı bu mücadelede yanımızda görmek istiyoruz" diye konuştu. Başbakan ayrıca, "Terör örgütünü bu terör örgütüdür diye ifade eden ülkelerin teröristleri teslim etmemeleri anlaşılır değil. Bu samimiyet testini kaybetmektir. Samimi olsalar yapacakları iş bu teröristleri sahibine teslim etmektir. Bunu bugüne kadar hiçbir Avrupa ülkesi yapmadı" dedi. "Senin teröristin kötü, benim teröristim iyi mantığıyla bir yere varmak mümkün değil" diyen Erdoğan, "Bugün benim evim yanıyorsa, yarın senin evin de yanacaktır" diye konuştu.
Mahir Kaynak'tan iddialar. Eski MİT mensubu Prof. Mahir Kaynak, PKK konusunda çok farklı bir iddia gündeme getirdi. PKK"nın ABD tarafından kullanılmadığını, tam tersine Türkiye ile ABD"yi karşı karşıya getirmek isteyen güçlerin olduğunu söyledi.
Haber7"de yayınlanan Sefer Turan"ın hazırlayıp sunduğu "Doğu Batı" programına katılan Mahir Kaynak, PKK"nın dünyadaki pek çok gizli örgüt tarafından kullanıldığını öne sürdü. Kaynak şunları söyledi:
"PKK konusunda ABD ve Avrupa örtüşüyor tezi de yanlış. PKK"nın bir kolunu destekleyen ABD, öbür kolunu destekleyen Avrupa. Bu iddiaları ciddiye alamazsınız.
Bu eylemlerde ABD"nin kontrol ettiği PKK"nın ilişkisini çözemiyorum. Onun için bunu başkası yapmış olması lazım. ABD bunu hesaplayamayacak kadar aptal olabilir mi? Eylem yapacak teröristlerin eline ABD kendi silahını verecek kadar aptal olamaz. Onların eline istese kalaşnikof da verebilirdi. Ama birileri bunun ABD ile irtibatlandırılmasını istiyor.
PKK'nın ardında gizli istihbaratlar var. İran-Rusya ortak prodüksiyonu da olabilir. ABD"yi bir ikilemle karşı karşıya bırakmak istiyor. "Ya Türkiye"yi, ya PKK"yı seçeceksin" diyor. ABD, Türkiye"yi feda edemeyeceğine göre PKK gidecek."
Mahir Kaynak, Türkiye"nin kendisine Barzani"yi hedef alması gerektiği yolundaki yönlendirmeleri ciddiye almaması gerektiğini söyledi. Türkiye"nin hedefini genişletmesi halinde bunun bir Kürt-Türk çatışmasına dönebileceğini söyledi.
Bütün olayların belli bir hesap çerçevesinde yürütüldüğünü belirten Kaynak, şöyle konuştu:
“Bütün bu olanlar kontrollüdür. Sürpiz olsa dengeler bozulur. Düşünün bir kez, Anayasa kitapçığını atıyor bütün dengeler bozuluyor, şimdi ise savaş çıkıyor dövizin fiyatı bile kımıldamıyor. Çünkü Türkiye ne deniyorsa onu yapıyor.”
Kaynak, Kürtler'in bölgede parlak bir geleceğinin olmadığı iddiasında da bulundu ve şöyle dedi:
"Kürtler, bölgenin en çok haksızlığa uğramış bir milletidir. Ancak Kürtler işbirlikçi oldular. Güneyde Şiiler'le, Kuzeyde Türkler'le, doğuda İranlılar'la kavgalılar. İstediklerine ulaşamayacaklar. Yani müstakil bir devlet halini alamayacaklar."
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Cumhuriyet Bayramı nedeniyle yayınladığı mesajda terörle mücadeledeki kararlılıklarını vurguladı. Büyükanıt, “Bize bu acıları yaşatanlara, o acıları hayal bile edemeyecekleri bir yoğunlukta yaşatacağız” dedi.
NTV-ANKARA - Genelkurmay Başkanı mesajında, Cumhuriyet’e ve onun kazanımlarına yönelik saldırıların yoğunluk kazandığına dikkat çekti. Bölücülüğün yarattığı terörün son dönemdeki saldırılarla Türk ulusunu yasa boğduğunu kaydeden Genelkurmay Başkanı, kahraman şehitlerin acısının, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mücadele azmini artırdığını vurguladı.
Orgeneral Büyükanıt, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, bölücülük karşısında Cumhuriyet’in ulus devlet yapısının teminatı olmaya devam edeceğini söyledi. Büyükanıt’ın Cumhuriyet Bayramı mesajı İrtica tehdidine de değinen Genelkurmay Başkanı, “Unutulmamalıdır ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ve vazgeçilmez değeri olan ‘laiklik’ ilkesinin en güçlü savunucusu, yine yüce ulusumuzun kendisidir ve biz onun hizmetkarıyız” dedi. Büyükanıt mesajını, “Ne Mutlu Türk’üm diyene” sözleri ile bitirdi.
AYNI ANDA TANK TATBİKATI
Sınırın karşı tarafındaki Habur Sınır Kapısı'na yakın bölgede aynı dakikalarda tankçı birliğindeki 4 tank ve ‘Akrep' olarak bilinen zırhlı aracın sınıra paralel yolda yaptığı tatbikat dikkat çekti. Silopi Tank Taburu'ndan çıkan tanklar sınıra paralel yolda ilerlediği sırada, sınırın karşı tarafında ABD helikopterleri indikten bir süre sonra havalandı. Tanklar ile birlikte ABD helikopterlerinin aynı dakikalarda hareketlenmesi, bölgede heyecan yarattı. Askeri yetkililer, tankların tatbikatının rutin bir görev olduğunu bildirdi.http://www.kurdistan-post.com/
Büyükanıt, karar hükümetin dedi
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, ''Silahlı Kuvvetler, görev verildiğinde sınır ötesi operasyon yapar. Ayrıca ihtiyaç olduğunda biz de talepte bulunuruz. Başbakan'ın (Recep Tayyip Erdoğan) ABD seyahati önemli. Onun dönüşünü bekleyeceğiz'' dedi.
Avusturya'nın Ankara Büyükelçiliği'nde verilen milli gün resepsiyonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yaşar Büyükanıt, olası bir sınır ötesi operasyona ilişkin sorular üzerine şöyle konuştu:
''Silahlı Kuvvetler, görev verildiğinde sınır ötesi operasyon yapar. Ayrıca ihtiyaç olduğunda biz de talepte bulunuruz. Başbakan'ın ABD seyahati önemli. Onun dönüşünü bekleyeceğiz. Biz, Dışişleri ile uyum içinde çalışıyoruz. Halkımızın bize karşı göstermiş olduğu duyarlılık da inanılmaz boyutlarda. Binlerce mesaj geldi. Bunlara tek tek cevap veremedik, topluca teşekkür ettik. Halkımızın cenazelerde olgun, duyarlı ve şiddetten uzak bir tavır göstermesi de bizi memnun ediyor.''
Salı gecesi derslerini aldılar
Büyükanıt, Hakkari'de 12 şehidin verildiği çatışmanın ardından bölgede operasyonlar yapıldığını ve 35 civarında teröristin ölü ele geçirildiğini belirterek, ''Salı gecesi derslerini aldılar'' diye konuştu.
MGK toplantısından sonra yayımlanan bildiride tek tek konulara değinilmeden ekonomik önlemler başlığının yer aldığını dile getiren Büyükanıt, ''Hükümete biz sadece yaptırım tavsiye ediyoruz. Ekonomik açıdan yaptırım kararı alındı. Ama biz 'şu yapılmalı bu yapılmalı' diye birşey demiyoruz. Askerle hükümet arasında bir uyumsuzluk varmış gibi gösterilmesi de doğru değil. Devlet bir bütündür'' dedi.
Büyükanıt, ''ABD'nin mi yoksa Irak'ın mı yükümlülüklerini yerine getirmediği'' sorusuna da, ''Herkes üzerine düşen görevi yapmalı. Olay bir terörist faaliyet. Bunu sadece silahlı mücadele olarak görmekle en büyük hatayı yaparsınız'' diye konuştu.
PNA-Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin Federal Kürdistan Bölgesi’ndeki komutanı tümgeneral Benjamin Mixon, ‘’PKK konusunda hiçbir şey yapmadığını’’ söyledi.
Mıxon, ABD ordusunun PKK’ya karşı Kürdistan Bölgesi’nde önlem almaya yönelik hiçbir planı bulunmadığını ve bu konuda sorumluluğun kendilerine ait olmadığını söyledi.
Video telekonferans aracılığıyla Washington’dan gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tümgeneral Benjamin Mixon, “Birşey yapacak mısınız? sorusuna "kesinlikle hayır" dedi.
Tümgeneral Mixon, Türkiye’nin askeri müdahalesi durumunda ne yapacağının sorulması üzerine de bu konuda kendisine herhangi bir talimat verilmediğini anlattı.
Mixon, Kürdistan Bölgesi’nin güvenliğinin sorumluluğunun Kürdista Yönetimine teslim edildiğini hatırlattı.
Benjamın Mixon, PKK kamplarının bulunduğu bölgeye asker göndermediğini, PKK’nın gizlendiği yerler ve lojistik faaliyetleri hakkında da istihbarat toplamadığını söyledi.
Kürt tarafının PKK’ye karşı harekete geçmediğini söyleyen Tümgeneral Mixon, Türkiye'nin müdahalesini önlemek için Amerika’ya askeri rol düştüğü fikrine karşı çıktı.
Türkiye’de bulunan Irak heyetinden Irak Savunma Bakanlığı Sözcüsü Muhammed Askeri, Türk tarafına sundukları önerileri açıkladı.
Irak heyetinin konakladığı Ankara Polisevi'nin önünde gazetecilere açıklama yapan Muhammed Askeri, "Türk tarafının henüz yanıt vermediğini" belirttiği bu önerileri şöyle sıraladı:
"- Sınırda varolan Irak karakollarının, koalisyon güçlerinin koordinasyonuyla güçlendirilmesi ve yeni karakollar inşa edilmesi,
- Şimdiye dek yapılan siyasal görüşmelerin yanında askeri görüşmelerin de yapılması,
- Türkiye-ABD-Irak arasındaki üçlü koordinatörlük mekanizmasının yeniden işlemesi ve daha işlevsel duruma getirilmesi."
Sözcü, "kayıp Türk askerlerini Irak topraklarında bulmaları durumunda Türkiye'ye vereceklerini" kaydetti. (Ajanslar)
ABD'li General: PKK'ya karşı hiçbir şey yapmayı planlamıyoruz
ABD önderliğindeki koalisyon güçlerinin Kuzey Irak'taki ABD'li Komutanı Tümgeneral Benjamin Mixon, PKK'ya karşı "hiçbir şey yapmayı planlamadıklarını" söyledi. Irak'tan video konferans yoluyla Washington'daki gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tümgeneral Mixon, PKK'ya karşı harekete geçme talimatı almadıklarını belirtti ve terör örgütüne karşı ne yapmayı planladıkları sorusuna "Kesinlikle hiçbir şey" diye yanıt verdi. Mixon, gazetecilerin Türkiye'nin sınır ötesi operasyon düzenlemesini engellemek için Amerikan güçlerinin yapabileceği bir şey olup olmadığı yönündeki sorusunu da, "Bunun için bana talep gelmedi veya sorumluluk verilmedi" şeklinde yanıtladı. Mixon, "Şunu size çok açıkça söyleyeyim: (Kuzey Irak'taki) üç vilayet Kürt bölgesel hükümetinin kontrolünde. Onların da, hepinizin bildiği gibi peşmerge olarak anılan bir güvenlik gücü var. Vilayetlerinin güvenliğini sağlamak onların sorumluluğunda" diye konuştu. BARZANİ: PEŞMERGEYİ KANDİL'E GÖNDERMEYİZ
Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani, PKK’nin kendi kontrollerinin dışındaki bölgelerde barındığını savunarak “Biz PKK’nin çıkarılması konusunda Peşmerge’nin zor olan bölgelere gönderilmeyeceğine dair düşüncemizi Amerikalılara açık bir şekilde illetik. Bu bölgeler kontrol altına alınamayan bölgelerdir" dedi. Mesut Barzani, CNN International ile yaptığı söyleşide Amerikalı yetkililerin, Kürt Yönetiminin PKK’ya karşı önlem almadığını düşündüklerine ilişkin bir soru üzerine “Ben bunu tümüyle reddediyorum" karşılığını verdi. Barzani şöyle devam etti: "PKK kontrolümüzün dışındaki bölgelerde barınıyor. Dohuk, Süleymaniye ve Erbil gibi şehirlerinde ve hatta köylerinde bile yoktur. Hiçbir karargahları bizim olduğumuz yerlerde değil. Biz PKK’nin çıkarılması konusunda Peşmerge’nin zor olan bölgelere gönderilmeyeceğine dair düşüncemizi Amerikalılara açık bir şekilde illetik. Bu bölgeler kontrol altına alınamayan bölgelerdir." Barzani, PKK’yı “ terörist bir örgüt" olarak görmediğini vurgulayarak “Ama eğer Türkiye, sorunların çözümü konusunda bir barış yolu önerirse ve PKK bunu reddederse PKK’yi terörist bir örgüt olarak tanıyacağım. Ancak şimdi değil" dedi. Kürtlerin de teröre kurban verdiklerini belirten Barzani, "Demokrasi ve barışın içinde olduğu bir hayat istiyorlar" dedi. Peyamner Haber Ajansına göre, Barzani, geçen 20 yıllık süre içerisinde askeri yollarla sonuca ulaşılamayacağını gördüklerini belirterek “Onlar bizi savaşın içine çekmek konusunda mecbur bırakmaya çalışıyorlar. Biz sorunun askeri yollarla çözülmesinden yana değiliz. PKK ile Türkiye arasında taraf olmak istemiyoruz. PKK yada Türkiye barış yoluyla sorunun çözülmesi için bir öneride bulunurlarsa bütün kolaylığı sağlarız ve buna destek oluruz" diye konuştu. (ANKA)
Leyla Zana, Abdullah Öcalan’dan Kürt lideri diye söz ederek, “Ben Türkiye’ye onu affedin diyeceğim ama zaten o bunu kabul etmez. 9 yıl adaya aldınız halktan kopardınız. Eğer o halkı ile bir araya gelip özgürce siyaset yaptıktan sonra o zaman da Kürtler silaha sarılırsa, onlara karşı ilk mücadaleyi ben veririm'' dedi. Leyla Zana, Türkiye’nin Irak’tan iadesini istediği PKK elebaşları için ise, “Haysiyetli ve şerefli hiç bir Kürt, kardeşlerini zindanda çürütmek için teslim etmez'' diye konuştu.
Diyarbakır’da Demokratik Toplum Partisi (DTP) tarafından düzenlenen ‘Demokratik Toplum Kongresi’ne, DTP Milletvekilleri, Belediye başkanları, il başkanları, sivil toplum temsilcilerinden oluşan yaklaşık 500 kişi katıldı. Anayasa hazırlıkları ve Olağanüstü Kongre için bir ön tartışma zemini yaratacak olan kongereye gelen partililer ve delegeler, bina girişinde tek tek arandı. Divanın oluşturulmasından sonra toplantının açılış konuşmasını kapatılan DEP eski Milletvekili Leyla Zana yaptı. Kürtçe konuşan ve konuşması Türkçe’ye tercüme edilmeyen Leyla Zana, daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Avrupa Parlamentosunda kürsüye çıktığını ancak ilk defa bu toplantıda kürsüye çıkarken dizlerinin titrediğini belirterek şöyle dedi:
1999’DA KÜRTLERİN LİDERİ TÜRKİYE’YE TESLİM EDİLDİ
“Tarihe baktığımızda böyle onurlu bir halka dünyada ender rastlanır. İyi ki bu milletin bir parçasıyım. İnanıyorum ki geçen yüzyıl Kürt halkı çok şey kaybetti. İnanıyorum ki gelecekte ve içinde bulunduğumuz yüzyılda birlik olduklarında bir çok şeyi başaracaklardır. Kürt halkı özgürleşmeden Ortadoğu’daki hiç bir halk demokrasisini kuramaz. Empati kurmadığınızda bütün Kürtleri kaybedersiniz. Bugün herkes söylemlerini savaş üzerine kuruyor. Dünyaya, Türkiye’ye bölgeye, kadın ve gençliğe sesleniyorum. 1999’da bütün Kürtlerin beyninde ve yüreklerinde siyasi bir deprem oldu. O süreci yaşayanlar, evlerinde gözyaşı döktüler. Bütün dünyanın işbirliğiyle Kürtlerin lideri (Abdullah Öcalan) Türkiye’ye teslim edildi. Ve bir şartla verilmişti, Kürt sorununun çözülmesi şartıyla verilmişti. Şimdi bütün ülkelere sesleniyorum. Kürt sorununun çözülmesi için hiç bir adım atıldı mı? Birkaç belediye başkanı var, şimdi de bunlara göz dikmişler görüyorum. Eğer Kütler, özgür olarak dilini konuşamıyorsa, demek ki sorun vardır ve derindir.''
ZANA KUZEY IRAKLI KÜRT LİDERLERE SESLENDİ
Leyla Zana, Türkiye’nin kendilerinden iadelerini istediği Kuzey Irak’taki PKK liderleri için bölgedeki Kürt liderlere seslenerek, “Bugün Iraklı Kürtlerden kardeşlerini teslim etmelerini istiyorlar. Haysiyetli ve şerefli hiç bir Kürt, kardeşlerini zindanda çürütmek için teslim etmez. Buna razı olmaz. Dünyaya sesleniyorum, Kürtlere ne yapıldı ki, şimdi bütün Kürtlerden ne istiyorlar?'' diye konuştu.
DÜNYA SELAHADDİN EYYUBİ’NİN ÖCÜNÜ MÜ ALMAK İSTİYOR
Kürtler’in tarihte kendilerinden ne istendiyse verdiklerini ve bunun Selahaddin Eyyubi’den bugüne kadar devam ettiğini söyleyen Zana, “Kürtler iki yol seçti. Birincisi ne istendiyse verdiler, diğer yol ise başkaldırı olmuştur. Üçüncü yol vardır, tarihten bugüne kadar ne verdilerse verdiler, artık verecek birşey kalmadı. Bazen düşünüyorum acaba dünya Selahattin Eyyubi’nin öcünü mü almak istiyor?'' dedi. Türkiye’ye seslenmek istediğini söyleyen Leyla Zana şöyle dedi:
BİZ TERÖRİST VE SAVAŞÇI DEĞİLİZ
“Artık verecekleriniz var. Kore’de, Kıbrıs’ta. 2. Dünya savaşında Kürtler Türklerle omuz omuzaydı. Kürt sorununa samimi yaklaşılmalı. Kürtler ayrılıkcı değildir, biz terörist ve savaşçı değiliz. Biz talancı bir zihniyete sahip değiliz. Bu konuşmam anladığım kadarıyla tarihi bir konuşmadır. Ben savaş sesini istemiyorum. Aslında kimse savaş istemiyor. Savaşanlar bile hiç bir yol bırakmadınız diyorlar. Acaba siz bir yol bıraktınız mı? 1999 yılında Türkiye bu sorunun çözülmesi için adım atmak istedi ancak ABD’nin terörle mücadele konseptine uygun olarak terörle mücade diye çözüm için adım atmaktan vazgeçti. İnternet yoluyla artık bütün dünya avucumuzun içinde. Kürtlerde bu teknolojiden nasibini alıyor, artık kimse kimseyi kandıramaz.''
AYRILMAK İSTEMİYORUZ, SINIRLARIN BİR ANLAMI KALMADI
Leyla Zana, Kürt kadınlarının evletlarını kaybettiğini, ama hiç bir zaman savaş sesleri çıkarmadığını da ifade ederek, “Kürt kadını ‘Benim çocuğum gitti başkasının evladı gitmesin’ diye hep seslendi. Hiç kimse artık Kürtleri kandıramaz, her yola başvuruldu ama bir yola başvurulmadı. O da Kürt’e dönerek ‘ne istiyorsun’ diye çağırmadı. Bu sorunun çözümü için ABD, İngiltere ve Suriye’ye gitmeye gerek yok. Hiç kimsenin kafasında bölünme ve parçalanma fikri yok. Artık yeni bir sayfa açmak istiyoruz. Kongrede bir tek ayrılıkçı ifade yoktur. Bunlar görülmelidir. Ölümden korkmuyoruz, ama ölümün soğuk yüzünü biliyoruz. Biz yaşamak ve yaşatmak için var olmalıyız. Bilimsel baktığımızda halklar arasında sınırların anlamı kalmadı. Biz de sınırsız bir yaşam istiyoruz, kimliğimizle yaşamak istiyoruz. Bu da dildir. Dünyanın hiç bir yerinde ekmek parasıyla kimse gidip ana dilini öğrenmemiştir.Bu da yüzyılın ayıbıdır'' diye konuştu.
APO’YU AFFEDİN
Federasyon ve ayrılmak gibi bir taleplerinin olmadığını yineleyen Zana, bütün yetkilerin Ankara’ya verilmesini eleştirerek, “Bütün yetkiler Ankara’ya verilmiş. Belediye başkanları gibi Valileri de halk seçse kötü mü olur? Devlet de adayını koysun, halk da adayını koysun, hangisi seçilirse ona hürmet ederiz. Federasyon ve ayrılmak istemiyoruz. Sınırların kalktığı bu dünyada sınırsız yaşamak istiyoruz. Artık kimse Kürtleri cahil görmesin'' dedi. Kürt kimliğine Anayasal güvence isteyen Leyla Zana, Abdullah Öcalan’a da özgürlük isteyerek konuşmasını şöyle tamamladı: “Anayasada Kürt kimliği tanınmalı, Kürtlerin kendi diliyle eğitim yapmaları ve kültürel hakları güvence altına alınmalıdır. Türkiye’ye onu belki affedin diyeceğim, ama zaten o bunu kabul etmez. Onu halktan koparmayacaksın, 9 yıl adaya aldınız halktan kopardınız. Halkın yanına getireceksin, burada siyaset yapsa kötü mü olur? Bunu yaptıktan sonra Kürtler silaha sarılırsa söz veriyorum en başta onlarla ben mücadele edeceğim. Kürtler birbirlerine sahip çıksın, halk da onlara sahip çıkar. Kim savaşıyorsa barış onlarla olur. Ben Kürtler biraraya gelirse bu mücadelede varım. Ama şahıslar kendi kendilerine oynarsa ben kılımı bile kıpardatmam.'' Leyla Zana konuşmasını, 1997 yılında Ulucanlar Cezaevinde bulunduğu sırada kendisine gönderilen İranlı şair Resul Rıza’nın ‘Elimden gelse’şiiri ile bitirdi. Şiiri okuyan Zana’nın duygulandığı gözlendi. Toplantı daha sonra basına kapalı olarak devam etti.
Kurdistan'da amaç Kürdleri rahatsız etmek
Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, Amerikan Newsweek dergisine verdiği mülakatta ;
Gerginlik sıcak tutulmak isteniyor.
Hakkari saldırısının faili meçhul.
PKK'ya Türk istihbaratı sızdı.
Kurdistan'da amaç Kürdleri rahatsız etmek.
Türkiye ile gerginliği canlı tutmak isteyenler bulunduğunu,
Hakkari'ye saldıranların da kim olduğunu bilmediğini öne süren Zebari, "PKK olabilir; ama onların da içine sızılmış durumda." dedi. "PKK'nın İran'la bağlantısı var; ayrıca yıllarca Suriye'de üslendiler." diyen Iraklı bakan, PKK'ya Türk ordusu ve istihbaratının sızdığını savundu.
Türkiye'nin Irak' ın kuzeyinde ajanları, bin 300 askeri ve tanklarının olduğunu ifade eden Zebari, iddialarını bir adım daha ileri götürerek, bütün bunların amacının PKK'yı gözlemek değil, asıl amacın "Kürtleri rahatsız etmek" olduğunu iddia etti. Hoşyar Zebari, "Türkiye'nin bölgeye bu kadar asker göndermesi sadece PKK ile açıklanamaz. PKK'nın nerede olduğunu zaten biliyorlar. Gizli amaçları bölgesel Kürt yönetimini rahatsız etmek, altyapıyı sakatlamak. Bu da durumu daha da gerginleştiriyor." ifadelerini kullandı.
Zebari, açıklamasında, Irak'ın kuzeyindeki bölgesel Kürt yönetiminin bir süredir gündeme getirdiği, "PKK'lılar Kandil'de, onları yakalayıp verecek gücümüz yok." şeklindeki açıklamalarını da tekzip eden ifadeler kullandı. Zebari, "PKK'nın varlığına karşı, Kürt yönetiminin tam desteği olmadan hiçbir şey yapılamaz ve Türkler buna direniş gösteriyorlar." dedi. Irak Dışişleri Bakanı, Türkiye'nin, İstanbul'da kasım başında yapılacak Genişletilmiş Komşular Toplantısı öncesi bir sınır ötesi harekat yapmayacağını da savundu.
Tayyip Erdoğan'ın söz konusu toplantı sonrası Washington'ı ziyaret edeceğine dikkat çeken Zebari, "Erdoğan'ın bu ziyareti, "Türk ordusuna başka bir ülkeyi işgal etme" emri ile zehirleyeceğini düşünmüyorum. Gerginlik yüksek. Ama umarım o zaman hava durumu ve tabiat ana sayesinde soğuma olacak. Türkler kesin bir operasyon yapacak gibi görünüyor; ama kartlarını çok kapalı oynuyorlar. Bu yüzden operasyonun büyüklüğünü bilmiyoruz." ifadelerini kullandı.
Güneydoğu'ya giden otobüsler, ilçe nüfusundan kalabalık bir grup genç tarafından durduruluyor. Yolcular aşağı indirilip sıraya diziliyor. Yol kesenler, hepsini hazır ola geçirip İstiklal Marşı okutuyor.
İnsan Hakları Heyeti: Beşağaç katliamı PKK'nin işi değil
Budala zaptiyeler-Hasan Bildirici
HPG Genelkurmayı yalanladı
Savaş ve Kürt Birliği-Ahmet Alim
DAVID SATTERFIELD: ‘’140.MADDENİN UYGULANMASINA DESTEK VERİYORUZ; TÜRKİYE’NİN ASKERİ OPERASYONLARINA DESTEK VERMİYORUZ’’
PNA-Federal Kürdistan Bölgesi (FKB) Hükümetinin Dış İlişkiler Sorumlusu Felah Mustafa beraberindeki FKB’nin Washington Temsilcisi Kubat Talabani ile ABD’nin Irak Organizatörü ve Dışişleri Bakanlığı Başdanışmanı David Satterfıeld ile biraraya geldi. [...]
BAŞKAN BARZANİ:’’EZİDİLER, KÜRT HALKININ ÖZ PARÇASIDIR HİÇ KİMSE ONLARA HAKSIZLIK YAPAMAZ...’’
PNA-Irak Meclis Başkanı Mahmud el-Meşedani, Türkiye'nin ekonomik yaptırım uygulaması durumunda, hükümetinin de boru hattıyla Kürdistan Bölgesi topakları üzerinde Ceyhan'a yapılan petrol sevkiyatını durduracağını söyledi.
Suriye ziyareti çerçevesinde Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ve yardımcısı Faruk el- Şara ile görüşmesinin ardından gazetecilere açıklama yapan Meşedani, Kürdistan Bölgesinin baskı altına alınamayacağını ifade ederek, "Irak zengin bir ülke. Eğer ekonomik yaptırım olursa Ceyhanb boru hattını keseceğiz" dedi.
Türk yetkililer, son siyasi gelişmelerden dolayı Irak’a amborgo kararını gündeme almıştı.
Suriye'yi 5 günlüğüne ziyaret eden Meşedani, Suriye'nin krizi sona erdirme çabaları kapsamında Türkiye ile Irak arasında arabuluculuk yapmayı düşündüğünü belirterek, koşullar oluşursa doğru zamanda arabulucuk planının açıklanacağını kaydetti.
Meşedani, Beşşar Esad'ın sorunun çözümü için olumlu bir rol üstlenmeye hazır olduğunu ifade ettiğini açıkladı.
ERMENİ TASARISINA ERTELEME...
RİCE: ‘’’TÜRKİYE, ŞİDDET KULLANARAK HİÇBİR ŞEY KAZANAMAZ’’ PNA-ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, "Türk hükümetine, istikrarsız bir ortamda şiddet kullanarak kazanılacak hiçbir şey olmadığını söylemekteyiz" dedi. [...]
Subscribe to:
Posts (Atom)
Kürt düşmanlığı Facebook'ta : “En iyi Kürt ölü Kürt'tür, Kürtlere soykırım yapılsın”
Siz gercek kimliginizi nasil tanimliyorsunuz?
Türk Savaş Uçaklarının Kendekolê Katliamı
Kendekolê'de bir vahşet anı, 'Uçaklar vurdu, vurdu, vurdu', 30 kişi öldürüldü, İlk saldırı 1992'de gerçekleşti, Tanıklar katliamı anlatıyor, Manzara tam bir vahşetti, Çıplak ayaklarla yola düştük, 45 dakika bombaladılar, Çocuklarımla kayalıklara sığındık, Bombaların hedefi bizdik, 'Baba ölecekmiyiz?'
Kürt İşadamlarını Biz Öldürdük
Korkut Eken'in bulunduğu İzmir Urla'da bir askeri kışlada silah ve bomba eğitimi aldığını, Tarık Ümit tarafından kendisine sahte polis kimliği ile pasaport çıkarıldığını da itiraf eden Cavit, Kürt işadamları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım, Hacı Karay, Fevzi Aslan, yeğeni Salih Aslan, Behcet Cantürk ile şoförü Recep Kuzucu'nun infaz edilmesi olayına tanık olduğunu söylüyor.
Diyarbakır Valisi mi AKP ‘lilerle cemaatlerin Valisi mi?
Lice katliamından Başbuğ çıktı
Şengal katliamı unutulmuyor
Güney Kürdistan’ın Şengal kentinde yaşayan Êzidî Kürtlere yönelik katliamın üstünden bir yıl geçti. Federal Kürdistan Bölgesi dışında bırakılan Musul’un Şengal İlçesi’nde geride bıraktığımız 2007 yılının 14 Ağustos’unda, Türkiye ve Suriye’nin ortak düzenlediği saldırı sonucu gerçekleştirilen Êzidî katliamında yaklaşık 700 kişi yaşamını yitirmiş, binin üzerinde kişi ise yaralanmıştı.
Türk hükümeti, Federe Kürdistan’ın içişlerine karışacağını “tehditlerle” teyit etti!
Kadın tutuklular taciz ediliyor!
Diyarbakır’da muhbirlik eğitimi
Halkın İddianamesi (1-2-3-4-5-6)
Aygan'ın itirafları, Patlayıcı ABD'den, İlk hedef Mustafa Özer, Mumcu cinayetinde JİTEM parmağı, Yeni Ülke'yi Tilki bombaladı, Özgür Halk bombalandı, Musa Anter katledildi,JİTEM'de Veli Küçük dönemi, Cinayetler hız kesmedi, Aygan'ın anlattığı yargısız infazlar, Harbi Arman'ı Yeşil vurdu, Bitlis'i Ersever mi öldürdü? Ersever öldürüldü, Perinçek: Çiller Özel Örgütü, MİT: Talimatı Avcı verdi, Dosya Meclis'e gönderilmedi, Çiller ve Ağar'dan 'bin operasyon', Devletin tetikçi ordusu: JİTEM, Yeşil'e Yılmaz'a suikastten dava, JİTEM'ciler çek-senet işinde, Susurluk ifadeleri emniyette kayboldu
Kürdistan’da geliştirilen İslamcı Hareket
'Faili devlet' yargılansın
Aslan payı askere
Bölge alev alev yanıyor
'Sayın yargıç, Öcalan'ın rolü kalıcı barışın teminatıdır'
TÜRKİYE'DE İŞKENCE VE İŞKENCE TARAFTARLARI ARTIYOR...
WPO RAPORU :‘’TÜRKLERİN %51’İ İŞKENCEDEN YANA’’
Fethullah Gülen'den skandal Risale çarpıtmaları
iMZA KAMPANYASI
KurdTime RecentPosts
Kürtler asimile edilmelidir... Kürtlerin şehirlere yerleşmesi engellenmelidir...
Kürtler İçin Umum Müfettişliği Kuruldu [25 Haziran 1927]
Abdullah Alpdoğan’ın sunduğu raporda yer verdiği şu satırlar, cumhuriyetin Kürtlere yaklaşımını ortaya koymaktaydı: “… Soyadı Kanunu Kürt mıntıkasında Türk soyu adları soyadı olarak halka verilmekte ve bu adlarla kendileri çağrılarak tatbik edilmektedir. … Türkçe bilmeyen çocuklara bu mekteplerde Türkçe öğretiliyor. Türk duygusu aşılanıyor.
Türkiye'ye Türklerin ve Kürtlerin yaşadığı topraklar dendiği halde...
Kerkük üzerinden nüfuz savaşı
'Türküm, Türk doğdum, Türk olarak öleceğim' dedirtebilmek için...
Esat Oktay Yıldıray, 'Size öyle şeyler yapacağım ki değil örgüte ve ailenize, kendinize bile bir faydanız olmayacak. Hiçbiriniz elimden sağ kurtulmayacaksınız. Kıbrıs savaşında nasıl ki rakımı yudumlayarak Rum kadınlarının göğüslerini kasatura ile doğradıysam sizleri de aynı uygulamalardan geçireceğim'
1937-38 DERSİM JENOSİDİSİNİN KRONOLOJİSİ
Alınak 35 yıl sonra 2. kez cezaevinde : “Bu maskeli faşist düzeni teşhir ediyorum”
"Yıl 2008, yine suçlu sandalyesinde ve cezaevi yolundayım. On yıllar geçmiş ama hiçbir şey değişmemiş. Şu bilinsin ki, çocuklar öksüz kalmasın diye annelerin yürekleri dağlanmasın diye, insanlar özgür ve mutlu olsunlar diye sadece özgürlüğümüz değil, bin canım olsa binini de feda ederdim. Özgürlüğün istediği bedeli ödemek üzere cezaevine gidiyorum"
Kürt Şehri Musul Bölüşülemedi [23 Ocak 1923]
Şark Islahat Planı gereği...
Kürdistan Eyaleti
Sular altında kalacak olan Hasankeyf dışında Kürdistan
AKP medyasının yeni dönem görevi
Şok itiraf:
TBMM’de Kürtçe tahammülsüzlüğü
Bir zamanlar 'Erivan Radyosu'
1939 tarihinde ise, Irak'ta kurulan ve Kürtçe yayın yapan Bağdat Radyosu ile takriben aynı dönemde, İran'da da Kürtçe yayın yapan Urmiye Radyosu mevcuttu. Fakat bu iki radyonun yayın dilleri, Fars ve Arap dili etkisinde kaldığından Türkiye'deki Kürtlerce rağbet göremedi. Bunun tam tersi olarak Erivan Radyosu, anlaşılır Serhat şivesiyle yayın yaparak, müzikte de enstrüman olarak genelde Kürtlere has Bilur ve Fiq (Kaval ve Mey) kullandı.
Küllenmeyen yangın: Sivas Katliamı
Kardeş Türküler
Genelkurmay’dan sonra bu da AKP'nin "gizli" eylem planı!
Welat için mücadeleye
Rojin : Medya patronları aranıp korkutuluyor bence
Ödül, ölümlerin sorumlusuna!
İran’da Çatışmalar Şiddetleniyor
Tarihsel sıralamaya göre "bazı" Bağımsız Kürt Devletleri-Yönetimleri:
TÜGİK Raporu : Bölge her şeyden mahrum
Güney Kürdistan medyasında İsrail-Kürdistan ilişkileri
Tüm olumsuzluklara rağmen bir cazibe merkezi : Kürdistan
Dtp Kongresinde konuşan Türk : Fırat'ın doğusundaki Ergenekon'u temizleyin
En Son Haberler
-
▼
2008
(1219)
- ▼ November 2008 (58)
- ► October 2008 (57)
- ► September 2008 (96)
- ► August 2008 (261)
- ► April 2008 (88)
- ► March 2008 (80)
- ► February 2008 (48)
- ► January 2008 (49)
-
►
2007
(601)
- ► December 2007 (110)
- ► November 2007 (225)
- ► October 2007 (78)
- ► September 2007 (124)
- ► August 2007 (64)
Bağlantı Listesi
- Amude -Deutsch
- Awene -Kurdi
- Awestakurd -Kurdish
- Azadiya Welat -Kurdish
- Azady -Nl
- Ciwanenazadiye Rojaciwan -Kurdish Tr
- Diyarname -Kurdish
- Gelawej Org -Tr Kr
- GUNDEMIMIZ -Tr
- Hemdem -Kurdish
- Hewler Post -Kurdi
- Kurdinfo Platform -Kurdish - Tr
- Kurdish Inst.Burssel
- Kurdistan Online -Kurdi
- Kurdistan Region Presidency En Kr-Ku Ar
- Kurdistan Regional Gov. Kr En Ku Ar
- Kurdistan Regional Gov. Kr En Ku Ar
- Kurdistan's Photostream English
- KURDISTAN-POST -Tr
- Kurdistan.Ru -Ru
- Kurdistan.Ru -Ru
- Nasname -Kurdish Tr
- Nefel -Kurdi
- Netkurd -Kurdish
- PICASA -Int
- PNA -English
- PNA -Tr
- PNA PEYAMNER -Int
- PUKMEDIA -Int
- RIZGARI ONLINE -Int
- Sbeiy -Kurdi
- Türkiye'de Kürt sorununa Barışçıl çözüm Çağrısı İMZALAMAK İÇİN KR-FR-EN-DE-TR
- Yeniozgurpolitika -Tr
- Yndk -Kurdi
- YOUTUBE -Int
- Zaxowoice -Kurdish Kurdi
- ▪Amerika'nın Sesi ▪ Dengê Amerîka ▪Kurdish
- ▪Amerika'nın Sesi ▪ Turkish
Copyright © 2007 - www.kurdians.blogspot.com - is proudly powered by Blogger
I - Design of D
- To blogger by Blog



