Yer-gök böyle zulüm görmedi

Yaklaşık 2 haftadır morgda bekletilen ve henüz teşhis edilemeyen 10 gerillanın cenazesini teşhis etmek için Bingöl'e giden bir grup Barış Annesi, gördükleri karşısında şok oldu. Barış Anneleri cenazelere uygulanan vahşeti, 'yer-gök böyle zulüm görmedi' sözleriyle dile getirdi Bingöl kırsalında 3 Şubat'ta çıkan çatışmada yaşamını yitiren 10 HPG gerillasının kendi çocukları olup olmadığını öğrenebilmek için Bingöl'e giden ve cenazeleri teşhis etmeye çalışan Barış Anneleri, cenazelerin yanmış ve parçalanmış olduğunu belirterek, 'Ayaklar yok, eller koparılmış ve bantla birbirine yapıştırılmıştı. Cenazeler tanınmayacak haldeydi. İnsanın yüreğinde biraz Allah'ın rahmeti varsa bunu kabul etmez. Vahşettir bu' dedi. Emine Deniz adlı Barış Annesi de gerilla cenazelerine uygulanan vahşeti 'Yer-gök böyle zulüm görmedi' sözleriyle dile getirdi. Bingöl'de 3 Şubat'ta meydana gelen çatışmada yaşamını yitiren 10 HPG gerillasının kimlikleri henüz açıklanmadı. Şimdiye kadar birçok aile kendi çocuklarının da yaşamını yitirenler arasında olabilme ihtimaliyle Bingöl'e giderken, hiç kimse cenazelere uygulanan vahşet nedeniyle çocuklarını teşhis edemedi. Bunun üzerine 10 HPG gerillası cenazelerine ilişkin incelemelerde bulunmak üzere bir grup Barış Annesi Bingöl'e geldi. Salı günü Bingöl'e hareket eden Diyarbakır Barış Anneleri İnisiyatifi üyeleri, 2 saatlik Diyarbakır-Bingöl yolunu 7 saatte tamamlamalarından dolayı geceyi kentte geçirdi. Ertesi gün sabah saatlerinde bir araya gelen Barış Anneleri'nden bir grup, yaşamını yitiren 10 HPG gerillasının arasında çocuklarının olup olmadığını öğrenebilmek için Bingöl Devlet Hastanesi'ne geçti. DTP Bingöl İl Başkanı Ömer Faruk Ersöz, İHD Bingöl Şube Başkanı Mehmet Şirin Yanılmaz ve İHD Diyarbakır Şubesi'nden Ömer Halefoğlu'nun da eşlik ettiği 13 Barış Annesi, önce Hastane Polisi'ne başvurdu. Burada kimlik bilgileri alınan annelerden hangilerinin çocuklarının dağda olduğu soruldu. Teşhis için öncelikle fotoğraflar gösterildi, ancak fotoğraflardan teşhis gerçekleşmedi. Barış Anneleri, daha sonra hastane morguna geçerek burada yaşamını yitiren HGP gerillalarının kendi çocukları olup olmadığını öğrenebilmek için teşhise geçti. İkişerli şekilde teşhise götürülen anneler, gördükleri karşısında şok oldular. Yapılan işlemlerin ardından hastaneden ayrılan Barış Anneleri, İHD Bingöl Şubesi'ne geçerek cenazelerin durumuna ilişkin hukuki yardım talebinde bulundu. 'Hepsi sünnetli idiler' Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan ve karşılaştıkları manzarayı 'vahşet' olarak tanımlayan Barış Anneleri, Bingöl Valisi İrfan Balkanlıoğlu'nun 'sünnetsizler' şeklindeki açıklamasına da tepki gösterdi. Yapılan teşhis işleminde Barış Anneleri ile birlikte bulunan DTP Bingöl İl Başkanı Ömer Faruk Ersöz, '13 Barış Annesi morga teşhis için içeri girdiler. Vali'nin dediği gibi bu insanlar 'sünnetsiz' değillerdi. Bu insanların hepsi sünnetli idiler. Bazı cenazeler tanınmaz haldeler. Paramparça edilmişlerdi' dedi. 'Parçalayarak veriyorlar' Teşhis için morga giren Barış Anneleri İnisiyatifi üyelerinden Reyhan Yıldız, yaşamını yitiren 10 HPG gerillası için Bingöl'e geldiklerini belirterek, şunları söyledi: 'Buraya gelirken önümüze engeller çıktı ama biz buraya ulaştık. Hastaneye giderek kendi çocuğumuz olup olmadığını öğrenmek için başvuruda bulunduk. İsmimizi ve dağda olan çocuğumuzun adını aldılar. Daha sonra teşhis için morga girdik. Gördüklerimiz dehşetti. Bu kabul edilemezdi. Bazılarının başı gövdesinde değildi. Bazılarının gözü çıkarılmıştı. Kollarını koparmıştılar. Bedenleriyle oynamıştılar resmen. Onlar için 'sünnetsiz' demiştiler. Ben hepsine baktım ve hepsi de sünnetli idiler. Hiçbiri sünnetsiz değildi. Gerillalar askerleri esir aldığında serbest bırakarak onlara teslim ettiler. Onlar gerillaları parçalayarak veriyorlar. Bu bize bir hakarettir.' 'Yer-gök böyle zulüm görmedi' Emine Deniz adlı Barış Annesi ise cenazeleri teşhis etmeye gittiklerini ancak bu çocukların kendi çocukları olsa da 'tanınmayacak' halde oldukları için teşhis edemediklerini vurguladı. Deniz, cenazelerin bazılarının yanmış ve hepsinin parçalanmış olduğunu dile getirerek, 'Ellerini, ayaklarını ve kollarını parçalamışlar. Zaten başları gövdelerinde değildi. Biz şoka girdik. O şokta şuurumuzu yitirdik. Yerde-gökte böyle zulüm görülmemiştir. Cenazelerin ayakları yoktu. Elleri koparılmış ve bantla birbirine yapıştırmıştılar. Gözlerini çıkarmışlardı. Başlarının yarısı yoktu, beyinleri dışarı çıkmıştı. Bu cenazeler kimin olsa da tanınmayacak haldeydi. Yürekleri parçalamışlardı. Her taraflarını kesmişlerdi. Kalplerini kesmişlerdi. Yani her tarafları paramparça idi. Bu vahşet dünyada görülmemiştir. İnsan olan bunu kabul edemez. İnsanın yüreğinde biraz Allah'ın rahmeti varsa bunu kabul edemez. Vahşettir bu' dedi. 'Onur varsa bunu görürler' Hiçbir ırk, hiçbir din, hiçbir halkın bu manzarayı kabul edemeyeceğini dile getiren Deniz, 'Erdoğan diyor, 'Ben İslam dinindenim' ve Kürtlerin oylarını alıyor. Şimdi gelin bu vahşeti görün. Bunlar da Kürtlerin çocuklarıdır ve gelsin görsün. Yalan söyleyerek çocuklarımız için 'sünnetsiz' diyorlar. Hepsi de sünnetli idiler. Milletvekilleri için Kürt'tür diyor. Eğer o milletvekillerinde onur ve şeref varsa bunu görürler. Bu çocuklar onların da yakınlarının çocuklarıdır. Bu cenazelere gelip baksınlar' dedi. 'Vücutları yakılmıştı' İnisiyatif üyelerinden Hazim Aktaş da cenazelerin paramparça bir halde olduğunu anlatarak, şunları ifade etti: 'Hiçbiri tanınacak halde değildiler. Her taraflarını parçalamıştılar. İkisinin beynini çıkarmışlardı. Vücutları yakılmıştı. Her taraflarını paramparça edip böyle organlarını sıkıştırmışlardı. Bu vahşet karşısında kendimizi yakabilirdik. O kadar ki dayanılamayacak gibiydi.' 'Vahşeti yapanlar yargılanmalı' Bir başka Barış Annesi Fikriye Tanrıkulu da gördükleri manzaranın vahşet olduğunu ifade ederken, 'Çocuklarımız tanınmayacak haldedir. İnanmak istemedik. Bu nasıl bir insanlıktır bilemiyoruz. Biz cenazeleri teşhis edemedik. Ama çocuklarımız için 'sünnetsizdir' diyorlardı. Bunun da yalan olduğunu biliyorduk. Biz özellikle buna dikkat ettik. Ama biliyoruz ki bu ülkede Başbakan Erdoğan gelsin bu cenazelere baksın. Acaba dünyanın hangi yerinde böylesi bir vahşet görülmüştü. Bu mudur insanlık ve Müslümanlık? Biz buna 'Yeter artık' diyoruz' diye konuştu. Muş'tan gelen M. Zeki Erol adlı yurttaş da cenazelerin kendi çocuğuna ait olabileceği düşüncesiyle Barış Anneleri ile birlikte morgda cenazeleri teşhis etmeye çalıştı. Erol da cenazelerin tanınmaz halde ve teşhisin çok zor olduğunu söyledi. Teşhis işlemi için morga girenler şunlar: 'Perihan Karayıl, Hidayet Demir, Sahide Hayme, Husna Aldan, Hasime Güler, Fikriye Tanrıkulu, Hazım Aktaş, Azize Karataş, Reyhan Yıldız, Emine Deniz, Ayşe Gündüz, Asiye Soylu, Şevkiye Demir, M. Zeki Erol.' BİNGÖL / DİHA HİKMET ERDEN Bu yazı 17-24.02.2007 tarihli Yaşamda Demokrasi Gazetesi'nde yayınlanmıştır

800. HABER: NYT: ‘’TÜRKİYE’DE KÜRTLERİN HAKLARI KISITLANIYOR’’

17-Feb-08 [14:11]-PNA-New York Times gazetesinin Pazar eki New York Times Magazine'nde yayınlanan uzun bir yazıda Kürtlerin haklarının kısıtlandığı savunulurken yeni anayasanın bu açıdan bir 'test' oluşturacağı öne sürüldü. Türkiye'de Kürtlerin haklarının kısıtlandığı savunulurken hazırlanan yeni anayasanın bu açıdan 'test' oluşturacağı öne sürüldü. New York Times gazetesinin Pazar eki New York Times Magazine 'Azınlık Kuralları' başlığı ile Türkiye'deki Kürtler konulu çok uzun bir yazı yayınladı. PKK sorunu üstünde durulmadığı yazıda Kürtlerin kültürel haklarının kısıtlandığı savunulurken Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ve Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş hakkında açılan soruşturma ve davalar örnek gösterildi. DPT'nin Meclis'e girebilmesinin 'şaşırtıcı' olarak nitelendirilen yazıda buna karşın DTP hakkında kapatma davasının açıldığına dikkat çekti. AB'nin 'tutarlı bir biçimde Kürt kültürel haklarına destek verdiği' ancak birçok Türk için Avrupa'nın 'azınlık haklar'ı desteklemesinin, Osmanlı İmparatorluğunu zayıflatmak için çeşitli etnik grupları birbiri ile karşı karşıya getirdiği dönemi anımsattığı belirtildi. Son genel seçimlerde Kürtlerin önemli bir bölümünün AKP için oy kullanmasının 'sürpriz' yarattığı kaydedilen ekte AKP'nin diğer büyük partilere göre Kürtlere 'daha şefkatli' davranmasına karşın, azınlıklık haklarına olan bağlılığının 'alacalı bulacalı ve parti liderleri arasında önemli bir farklılık gösterdiği" yorumu yapıldı. New York Times Magazine, 'AKP'nin halen hazırladığı anayasa değişikliklerinın bu konulardan bazıları açısından test oluşturacağı" savunduktan sonra ilk taslakta Kürtçe'nin belediye işlerinde kullanılması konusunun yer almadığını ancak mahkemelerde Kürtler için Kürtçe konuşan tercümanlarının bulundurulacağı garantisi verildiğini kaydetti.

Sayın Başbakan, Kürtler asimile mi, entegre mi?

  Gönderen: rizgarionline Tarih: 16.02.2008 Saat: 11:11 Katkıda Bulundu rizgarionline Hasan Cemal*/Başbakan Erdoğan, Almanya'da Türk liseleri, Türk üniversiteleri açılmasını istedi ve "Asimilasyon insanlığa karşı suçtur!" dedi. Almanlar çok kızdı. Olabilir. Ben de düşündüm, ben neyim diye. Asimile Türk müyüm? Yoksa entegre Türk mü? Dedem Çerkez-Kabardey, Anneannem Gürcü. Büyükbabam Midilli adasından, Babaannem Yunan Makedonyası Serez'den geliyor. Ama benim ne Çerkezlikle, ne Gürcülükle, ne de Makedonlukla ilgim kalmış. O zaman asimile miyim? Yoksa entegre mi? Galiba asimileyim. Çünkü köklerime ilişkin hiçbir şey bilmiyorum. Ne adetlerinden, ne dillerinden haberim var. Okullarda böyle şeyler öğretilmedi bana...Ahmet Türk aklıma geldi. Soyadı Türk ama kendisi Kürt. Hem de Kürt oğlu Kürt! Asimile mi, entegre mi? Dalga mı geçiyorsun?.. Baksana, Kürtçe soyadı koymasına bile izin verilmemiş... Devletimiz çok kararlı gitmiş Kürtler konusunda. Doğan çocuklara Kürtçe isim koydurmadığı gibi köylerin, kasabaların, dağların, taşların Kürtçe isimlerini bile Türkçeye değiştirmiş... Kamuya açık yerlerde Kürtçe konuşulmasını yasaklamış 1920'lerden itibaren... (12 Eylül askeri yönetimi 1983'de giderayak bu yasağı yenilemişti) Hatta Kürt yok, Türk var demiş devletimiz yıllar yılı... Dilini, kültürünü, kısacası Kürt kimliğini olduğu gibi yok saymış... Kürt var diyeni de, Kürdistan diyeni de, sadece bu kelimeyi söyledi, yazdı diye hapse atmış devletimiz... (Üstelik böylelerini daha 1990'larda Terörle Mücadele Yasası uyarınca terörist muamelesi yaparak içeri tıkmıştı.) Kısacası bu ülkede: Kürtçe öğretilmesi yasaklanmış. Kürtçe radyo yasaklanmış. Kürtçe televizyon yasaklanmış. Kürtçe yayın yasaklanmış. Bu yasakların bugün bile pratikte şöyle ya da böyle sürdürülmek istendiği dikkati çekiyor. Yasalar birçok şeye cevaz veriyor gözükse de, uygulamada işler hâlâ pek öyle yürümüyor. Şimdi Ahmet Türk'e sorsak: Asimile misin?.. Yoksa entegre mi?.. Bilemiyorum, Almanlar gibi Ahmet Türk de kızabilir böyle bir soruya. "Git kardeşim sabah sabah başımdan" diyebilir. Ama şu günlerde böyle bir sorunun en iyi muhatabı herhalde Tayyip Erdoğan'dır. Sayın Başbakan, Ahmet Türk asimile mi? Yoksa entegre Kürt mü? Soru şöyle de sorulabilir: Sayın Başbakan, Gürcüler, Çerkezler ya da Ahmet Türk gibi Kürt oğlu Kürtler asimile mi, yoksa entegre mi edildiler? Yanıtınız ilgi çekici olabilir. Asimilasyonun insanlık suçu olduğu konusundaki görüşünüze katılıyorum. Özellikle 18 ve 19. yüzyıllardan başlayarak neredeyse bütün ulus-devletler milliyetçilik adına bu suçu bol bol işlediler. Bu açıdan fazla istisna olduğunu da sanmıyorum. Bakın, daha birkaç gün önce Avustralya'nın İşçi Partili yeni Başbakanı Kevin Rud, parlamento kürsüsüne çıktı ve ülkesinin yerli halkı Aborjinler'den özür diledi. Neden mi? Çünkü Avustralya'da devlet bir yüzyıl boyunca Aborjinlere karşı acımasız bir asimilasyon siyaseti izlemişti. O kadar ki, Aborjin çocuklar zorla ailelerinden kopartılıp, kendi köklerini yok sayan bir eğitim politikasına tabi kılınmışlardı. Evet Sayın Başbakan, Size katılıyorum, asimilasyon insanlığa karşı bir suç... Şimdi soruyorum size: Türkiye'de Kürtler asimile mi? Entegre mi? *Milliyet gazetesi/16.02.2008

‘’KÜRDİSTAN BÖLGESİ’NDE BORSA KURULACAK’’

 16-Feb-08 [15:59]PNA-Federal Kürdistan Bölgesi (FKB) Ticaret Odası Başkanı Yardımcısı Hasan Baki Hewrami, ‘’Başkent Hewler’de bir Borsa’nın kurulacağını’’ açıkladı. Hewrami, yaptığı açıklamada, ‘’Borsa’nın başkent Hewler’de kurulacağını ve Borsa’nın kurulma projesinin son aşamaya geldiğini’’ söyledi. Federal Kürdistan Bölgesi hükümeti daha önce Borsa projesinin kurulması için bir komisyonun görevlendirilmesi teklifinde bulunmuştu. Hewrami, ‘’ ‘’Kürdistan Borsasının bağımsız olması ve Bağdat Borsasının küçük bir bölümü olmaması’’ önerisinde bulunarak, ‘’Çalışmaların kordinasyon ve ittifak içerisinde olacağını’’ söyledi.

TSK askere alınacak tüm Kürtleri araştıracak

Bir süre önce Kürt kökenli askerleri, terhislerine kısa bir süre kala Şırnak, Hakkari ve Van'a gönderen TSK, asker alınmalarında yeni bir düzenlemeye gidiyor. Milli Savunma Bakanlığı Askeralma Dairesi Başkanlığı (ASAL) silah altına alınacak tüm Kürt askerleri hakkında araştırma başlattı. Uygulamanın HPG'nin Dağlıca baskınından sonra gelmesi dikkat çekerken, bundan sonra tüm Kürt kökenli askerler fişlenecek. 30 bin er hakkında inceleme Milli Savunma Bakanlığı silah altına alınacak Kürt askerlerle ilgili yeni bir çalışma başlattı. Askeralma Dairesi Başkanlığı her celp dönemlerinde silah altına alınacak yaklaşık 30 bin erin tamamı hakkında polis kayıtlarından da kapsamlı bir inceleme yapmayı planladığı öğrenildi. Sakıncalılar için rapor ASAL Başkanlığı, Kürt kökenli askerler hakkında yapılacak arşiv araştırması için Emniyet Genel Müdürlüğü ile de görüşmelerini sürdürdüğü bildirildi. Çalışmaların tamamlamasının ardından askere alınacak askerlerin tamamı hakkında detaylı bir araştırma yapılacak bundan sonra 'sakıncalı' görülen askerler hakkında rapor hazırlanıp birliklerine gönderileceği öğrenildi. ASAL mevcut uygulamada askere alıncakYüksekokul ve üniversite mezunları, sözleşmeli personel ile işçiler hakkındaki polis kayıtlarından arşiv araştırması yaptırdığı bildirildi. Orta öğretim mezunları ise İçişleri Bakanlığı Kaçakçılık İstihbarat Harekat Bilgi Toplama Daire Başkanlığı kayıtlarından araştırılacak. Bir süre önce Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinde yargılanan HPG tarafından esir alınan 8 asker tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. ANF

Nuri Dersimi'den Kürt gençliğine (VASIYET) Ey Kürt genci, ey asırların zulmunu istihkar eden civan-mert milletin oğlu, beni dinle! İnsanlık tarihinin şafağı ağarırken, onun ilk suleleri Hint denizinden Kafkaslara, Küçük Asya'nın Doğu yamaçlarından Orta Asya'ya kadar uzayan yüksek dağlarda ve güneşli yaylalarda seni doğuran büyük ırkın mağrur alnına isabet etmiştir. Senin tarihin, ardı arkası kesilmeyen kahramanlık menkibelerinin tarihidir. Çünkü sen, kırk asırdan beri namuslu ve azide bir varlik için savaşan ve bu gün dahi o savaştan yılmamış olan bir milletin çocuğusun. Kürd'ün firtına ve kasırgalarla dolu dünkü ve bu günkü hayatının, mâruz kaldığı felaketlerin ve çektiği ızdırapların sebep ve menşe'ini aramak, tarihin cilvelerini intibah gözleriyle tetkik etmek hepimizin borcudur. Varlığını korumak, benliğini muhafaza etmek için, hiç bir millet bizim kadar uzun ve sürekli savaşlar yapmamıştır. Uzun tarihimiz boyunca, hiç bir kuvvet bize mağlubiyet itirafı yaptıramamıştır . . .Kürt alnı, kürt yurdunun haşmetli zirveleri gibi, daima yüksek kalmiş ve hiç bir fatihin önünde eğilmemiştir, Kürt hayatiyetinin hakikati, bu günü de şaşmaz hakikatidir. Çünkü, Kürt, ölüm kalım cidalini terketmemiş, mağlubiyet itirafında bulunmamış, dünya milletleri saflarından silinmemeye karar vermiş, yaşamak isteyen ve yaşamak için ölmesini bilen bir millettir. Ey Kürt oğlu, ey Kürt kızı, dünya bu kararından haberdar olmalıdır! Yaşmak isteyen her varlık döğüşmelidir! Dünya üzerinde bir yeri olmak isteyen her millet çarpışmalıdır. Tabiatın değişmez kaidesi budur, Kimyevi, nebati ve hayvani alemin amansız varlık kanunu budur ; dövüşmek, savaşmak .... Bu kaide, insan cinsi için daha amansızdır. Irk ırkın, millet milletin, insan insanın yırtıcı canavarıdır. Insanlık medeniyeti henüz bu kaideyi tebdile muvaffak olamadı, savaş kanununu ta'dil edemedi. Bu gün de, yaşmak için döğüşmek gerek, kaçınmak ölmektir. Biz, ölmek istemeyen bir milletiz. Kürt, yaşamağa karar vermiştir ve yaşayacaktır. Uzun tarihimiz boyunca bir çok ırklar, milletler ve devletler Kürdü öldürmeye çalışmışlar, onu hayat hakkından mahrum etmeğe azmetmişler, fakat muvaffak olamamışlardır. Doğudan, Batıdan, Güneyden ve Kuzeyden gelen cihangir akınları, Kürt dağlarının eteklerinde kırılmış, Kürt azmi karşısında parçalanmıştır. Dünya tarihinin seyrini değiştiren kahhar kuvvetler, bir çok milletlerin varlığına hateme çekmiş, bize muasir bir çok milletler tarihe geçmiş, fakat mucadeleden yılmamış olan Kürt, tarihe karşı kanlar akan anlını yükselterek: «Ben ölmedim, ben yasayacağım !« demiştir. Hiç bir milletin tarihi bizimki kadar kanlı olmamıştır. Hiç bir milletin yurdu bizimki kadar istila dalgalarına uğaramamıştır. Hiç bir millet bizim kadar mütemadi döğüşemiştir. En gayri müsait şartlar altında bile, Kürt eli silah tutarken teslim olmamıştır Kahhar kuvvetlerin, sayı çokluğunun savaş için meydan okumalarına, Kürt daima «Evet !« cevabını vermiştir. Işte, varlığımızın bütün hikmeti, devamımızın bütün sırrı bu kelimede mundemicdir. Ey ırkımın ümidi istikbali olan Kürt gençliği ! Bu naçiz eseri sana ithaf ediyorum. Yurdundan uzak, yad illerde kalbi milli izdiraplarla sızlayan, Kürdün istiklal ve hürriyet güneşinin doğumuna teşne ruhu alevlenen derbeder bir Kürdün, intikam gününün mahşerini senin bükülmez bazularından ümit eden Dersimli bir Kürt çocuğunun sana ve yalınız sana müteveccih feryadına kulak ver Ben sana, senin namus ve şerefini lekelememek için vatanın yalçın kayaları, müthiş uçurumları üzerinden kendilerini halaskâr ölümün kucağına atan binlerce gelin ve kızlarımızın feryadını inliyorum, Ben sana, halâ bu gün bile, namert düşmenin kapısında esaret altında yaşayan, her gün, her an damla damla ölen, milliyeti, dili ve mukaddesatı tahkir edilen köle Kürt'lerin enin ve ızdıraplarını ağlıyorum, Kurdistan'ın zümrüt dağlarından, güneşli yaylalarından sürülerek, Anadolunun çorak ovalarında açlıktan ölen, kahbe düşmanın süngüsüyle, kurşunuyla imha edilen ve günahları yalınız ve yalınız Kürt doğmuş olmaları olan kardeşlerimizin gözlerini ölüm kapatırken, onların ümitlerinin ufuklarında sen bir güneş gibi belirdin Onların sana, bir tek kelimede tekâsüf eden, amansız, amir ve kahbar bir vasiyeti var: I n t i k a m ! Intikam! . . Kürt namusuna sürülen lekeyi temizlemek için. Intikam!. . . Süngülenen yüzbinlerce kürt yavrularının feryadını dindirmek için. Intikam ! . . . Girdaplara atılan, ateşlerde yakılan gelin ve kızlarımızın Kurdistan âfakında oğuldayan eninlerini teskin için. Intikam ! . . . Darağaçlarının altında ölümü kahramanca selamlayan, «Yasaşın hür ve müstakil Kurdistan ! » diye haykırarak şehadet tacını giyen binlerce vatan kurbanlarının gayelerini tehakkuk ettirmek için. Intikam ! Kurdistan denilen harabezar Anayurdun istihlasi için. Intikam ! . . . Kürt diyarında uluyan sırtlan ve çakallar ırkının mülevves vücutlarından Kürt vatanını tathir için. Intikam! (Medeniyet) denilen kahbenin peşine sığınarak bize uluyan köpekleri susturmak için. Intikam !... Intikam... Intikam... Şehitlerimizin kanlı cesetleri üzerinde kanla, gözyaşlarıyla yazılı Vsiyetname işte bu bir tek kelimedir ! Namusu olan her fert, sinesinde Kürt kalbi çırpınan her insan, damarlarında Kürt kanı cevelan eden her genç bu Vasiyetnameyi unutmamalıdır. Onu infaz edinceye kadar uyumamalı, rahat etmemeli ve çalışmalıdır ! Dünün tarihini kanlarıyla yazan Kürt neslinin, kanlarıyla çizdikleri yoldan yürümek borcumuzdur. Biz, kanlarımızla Kürt istiklalinin kızıl şafaklarını açacağız. Ruhlarımızdaki volkanlarla, Kürt kurtuluşunun alevli güneşini yaratacağız. Dünya tarihi bize bakıyor. Şehitlerimizin gözleri bize müteveccihtir. Hürriyet İlahına sunduğumuz binlerce kurbanlar, kendileri için bizden bir türbe istiyorlar, hatıraları için bir Abide bekliyorlar. Bu Abide, hür ve müstakil Kurdistan'dır. Bu Abide, milletler camiası arasında seref mevkiini ihraz edecek olan müstakbel Kürt Devleti'dir! Şehitlerimizin ruhunu şad edelim ! Yaşasın kahramanlar yaratan Kürt Milleti, yaşasın hür ve müstakil Kurdistan! Gönderen Azad Roj

Panzerin ezdiği 16 yaşındaki Yahya Menekşe öldü

Şırnak'ın Cizre İlçesi'nde yaklaşık 15 Şubat gösterilerinde polis panzerinin ezdiği 16 yaşındaki Yahya Menekşe, kaldırıldığı Cizre Devlet Hastanesi'nde yaşamını yitirdi. Yahya Menekşe'nin kafatasının ezildiği, vücudunda çok sayıda kırık olduğu belirtildi. Cizre Devlet Hastanesi'nde görev yapan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir personel, yaşamını yitiren 16 yaşındaki Yahya Menekşe'nin kafasının ezildiğini, vücudunda çok sayıda kırık olduğunu söyledi. Cizre Devlet Hastanesi Morgu'nda tutulan Menekşe'nin otopsi için Malatya veya Diyarbakır adli tıp kurumuna gönderilebileceği öğrenildi. Bu arada bazı basın yayın organlarının Yahya Menekşe’nin ölümüyle ilgili “Cizre’de başına taş isabet eden genç öldü” şeklinde vermesi dikkat çekti.

BAŞBAKAN BAZRANİ’NİN GÜNEY KORE TEMASLARI SÜRÜYOR...

15-Feb-08 [20:48] PNA-Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Güney Kore’de bulunan Federal Kürdistan Bölge (FKB)başbakanı Neçirvan Barzani , ülkenin üstdüzey yetkilileriyle görüşmelerini sürdürürken başkent Saul’da dünyanın en büyük elektronik cihaz şirketlerinden LG gibi bir çok ticari ve ekonomik merkezlerini de ziyaret etti. Güney Koreli yetkililerle görüşmelerinde Kürdistan Bölgesi ile bu ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinin önemini masaya yatıran Başbakan Barzani , Güne Koreli iş adamları ile bir araya geldi.Görüşmede Kürdistan Bölgesi ile Güney Kore arasında özellikle siyasi ,ticari ve ekonomik alanda ilişkileri geliştirme mekanizmasının belirlenmesi üzerinde duruldu. Diğer yandan Federal Irak’ın Güney Kore büyükelçiliği başbakan Barzani’nin onuruna bir yemek verdi. Merasimde Lübnan, Cezair , Mısır,Suudi Arabistan , BirleşikArab Emirlikleri, Kuveyt , Moruku , İran , Libya ve Sudan’nın Güney Kore büyükelçilerinin yanısıra bir çok Asya ülkelerinin yetkilileri ve ülkenin üstdüzey generalleri de hazır bulundu. Merasimde bir konuşma yapan başbakan Barzani, Güney Kore’nin Irak’taki siyasi sürecinin geliştilirmesi noktasında verdiği destek karşısında memnuniyetini dile getirerek bu ülkenin Irak’ta daha da etkin rol alabaliceğini ve bunu da Irak’ın bir parçası olan Kürdistan bölgesinden başlayabileceğini dikkat çekti.