PJAK İranlı askeri Kızılhaç'a teslim etti
SALİH FIRAT -ANF İran askeri güçleri ile PJAK gerillaları arasında çıkan çatışmada esir alınan İranlı asker Ali Ekberi serbest bırakıldı. Bugün sabah Kandil’e gelen Kızıl Haç üyelerine İranlı asker yapılan protokolle teslim edildi.
Esir askeri teslim eden PJAK askeri komutanlarından Hüseyin Afşin ANF’ye yaptığı açıklamada, iki aylık süreç içerisinde elerinde bulunan askeri Cenevre Savaş Sözleşmesinin esir askerlere tanıdığı haklar çerçevesinde davrandıklarını söyledi.
PJAK komutanı Afşin esir askerin bırakılması için başta Kızıl haç olmak üzere birçok kurum ve kuruluşun devreye girdiğini belirtti.
Kürt sorununu İran devletiyle barışçıl ve demokratik yollarla çözmek istediklerini kaydeden Afşin, ‘’İran devleti şu ana kadar askerine sahip çıkmadı. Ancak 2 aydır elimizde olan askeri serbest bıraktık. Kendisine herhangi olumsuz bir yaklaşımımız olmadı’’ dedi.
Afşin şöyle konuştu: ‘’Sanki savaşı isteyen taraf bizmişiz gibi lanse edilmeye çalışılıyor. Oysa İran ve Türk tarafı Kürt halkını terörist ilan etmek için başvurmadıkları kurum, ve devlet kalmadı. ançak barışa dair şuana kadar tek bir kelime duymuş değiliz. Ancak biz barışçıl ve iyi niyetimizin göstergesi olarak bu askeri Kızıl haça teslim ediyoruz.”
Kızıl Haç Irak sorumlusu Martin Thalmann insani görevlerini yapmalarına yardımcı olan PJAK’a teşekür ederek askerin istediği yere göndereceklerini söyledi.
ASKER İRAN’A DÖNMEK İSTEMİYOR
ANF’ye konuşan Azeri kökenli esir asker Ali Ekberi ise İran’a geri dönmek istemediğini söyledi. Esir Ekberi, esir bulunduğu 2 aylık süre içerinde her hangi kötü bir muameleye tabi tutulmadığını belirterek, “Bize askeri eğitimlerde hep PJAK’ın köylülerin ve çobanların mallarına el koyan eşkiyalar olarak anlatılırdı. Bu nedenle ilk esir alındığımda çok korkmuştum. Burda kaldığım süre içerisinde örgütün karanlandığı aksine oldukça humanist ve saygıdeğer buldum” şeklinde konuştu.
Oysa İran ve Türk tarafınin Kürt halkını terörist ilan etmek için başvurmadıkları kurum, ve devlet kalmadı.
Kurdians: Wednesday, November 07, 2007Şeyh Said zamanında, Ağrı’da, Dersim’de PKK mi vardı? Ama yine katliam yaptınız.
Kurdians: Wednesday, November 07, 2007
Kurdistan-Post Türk sahnelerinin ünlü aktörü Genco Erkal’ın oynadığı ’’Durdurun Dünyayı inecek var’’ adlı oyununu çok yıllar önce İstanbul’da seyretmiştim. Sonra Berivan ilkokulda iken Dünya küresine bakarak ‘’baba bu okyanuslardaki su nasıl boşluğa dökülmüyor’’ diye sormuştu. Aklımın yettiğince ona izah etmeye çalışmıştım. Şimdi çıldırmış bir dünyayı durduracak bir güç var mı onu bilemiyorum. Yazı yazmak, yorum yapmak çok güç, dakikalar boyu her şey değişiyor.
Dünya Kürtleri ve Kürdistan’ı konuşuyor. Türkiye-İran denklemi, İran Kürt denklemi... Türkiye Irak denklemi... Kürdistan Türkiye denklemi... Güney Kürdistan, Arap, Fars denklemi. Diyarbakırların dediği gibi, ayıp olmasın ama fakültede yüksek matematik dersinden çok iyi bir notla geçtim, ama bu üç bilinmeyenli-dört bilinmeyenli denklemler çözülmüyor. Sayın Mesud Barzani haklı olarak, “Türkiye bana PKK’ yi topla teslim et diyor, beni tanımıyorsun, hatta benimle konuşmuyorsun peki ben sınır bekçisi miyim ?” diyor...
PKK’ yi Güney yaratmadı, siz yarattınız, neymiş efendim terörmüş... Şeyh Said zamanında, Ağrı’da, Dersim’de PKK mi vardı? Ama yine katliam yaptınız. Geçen sene İstanbul’daki Barış Konferansında Yaşar Kemal, ‘’Bunlar Gerillanın adını terörist koymuşlar’’ dedi. Nerede ise bütün Türkiye Yaşar Kemal’in üstüne yürüyecekti. Alçaklığın ölçüsü yok. Tamam, diyelim PKK terörist! Peki görüştüğünüz başka Kürt var mı? Bizi toptan topun ağzına koymanız yüz yıllık bir zamandır. Başarılı değilsiniz, inkar geri tepti, Kürtler uyandı PKK olmazsa başkaları olacak. Gelin bu işi görüşerek barış içinde halledelim diyen her kese düşmansınız, bu çıkmaz sokaktır.
Kırşehirli Kürt Osman Bölükbaşı’nın oğlu Deniz Bölükbaşı, dışişlerinde etkin bir diplomat olarak Irak’ta da görev yaptıktan sonra, MHP’den Milletvekili olarak şimdi Kürt düşmanlığı yapıyor. Kırşehir Kürtleri Osman Bölükbaşı’na oy verdikleri için Kırşehir Vilayet iken kaza yapılmıştı, ondan bile utanmıyor.
Suriye asıllı bir Arap olan Hüsnü Mahalli, hanımını ameliyat ettirecek imkanı olmadığı için gelip beni buldu. Bir Kürt Doktor ( Erhan Güner-Muşlu) hanımını ameliyat ederek bir kuruş bile almadı. Şimdi Türk Televizyonlarının faşist kanallarında çok açık bir şekilde Kürt düşmanlığı yapıyor. Barzani ve Talabani’yi sık ziyaret etmesi maksatlıdır. Daima Kürtleri ABD aleyhine kışkırttıran Neo-Saddamist biridir.
Özgür Gündem yayınladığı dönemde bizim Ankara bürosunda muhabir olarak çalışan Mustafa Erdoğan, General Çevik Bir’in ‘’Maydanoz’’ adlı şirketinde, “MHP’li kardeşlerimizle ahenk içinde çalışıyoruz. Üstelik benim Aşiret’im PKK’ ye en büyük darbeyi vuran Aşirettir!” dedikten sonra, onun gibi Kürtlüğü sinema ve Tiyatroda sulandırarak satan kardeşi Yılmaz Erdoğan da Mehmetçik Vakfına çuvalla para bağışlıyor.
Doğu Perinçek’in yanından Gündem’e transfer olan ve bizde bir müddet yazı işleri Müdürlüğü yapan Merdan Yanardağ, şimdi bir Televizyon kanalında yeni efendilerine yaranmaya çalışıyor.
“Aysel Tuğluk’un Başkan’ı olacağı partiyi öpüp başıma koyacak değilim” dediğimde, Kürt delilerinin vagonunda yer alan biri, Yaşar Kaya yeni partiyi ihbar ediyor diyen deli, Aysel Tuğluk “M. Kemal sembolümüzdür, Güney Kürdistan Misak-i Milli içindedir,” dediğinde; Acaba bu şahsın yüzü kızardı mı? Yaşadıkça hem Kürt hem de Türk devşirmelerin akıbetini göreceğiz, biz sahtelikleri unutulmasın diye tarihe not düşüyoruz.
Bülent Ecevit nasıl devlet adamı oldu? diye soranlara söyleyelim: Babası Fahri Ecevit, Ankara Dil Tarih- Coğrafya Fakültesinde ders veren Muzaffer Şerif Başoğlu, Behice Boran, Perter Boratar gibi ilerici aydınları gizli devlete İhbar eden adamdır.
Bu günlerde denklem çözmektense, Mehmet Uzun hayatta iken kendisine küfredenlerin daha sonra rezilce timsah gözyaşları dökmelerinin iki yüzlülüğünü yazmak galiba daha iyi
arama gerekçesiyle 20'ye yakın gardiyan ve askerin hücrelere girerek keyfi bir şekilde tekme, tokat ve yumrukla tutuklulara saldırdığı...
Kurdians: Wednesday, November 07, 2007
Kürtlere yönelik şoven dalga Tekirdağ Cezaevi'ne de sıçradı
Tekirdağ 1 ve 2 No'lu F Tipi cezaevlerinde bulunan tutukluların gardiyan ve askerlerin saldırısına uğradığı iddia edildi. ESP'li tutuklu aileleri saldırıları kınayarak, saldırıları Kürt halkına dönük ırkçı, şoven dalganın cezaevlerine yansıması olarak değerlendirdi.
ESP'li tutuklu aileleri, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi'nde basın açıklaması düzenledi. ESP'li tutuklu aileleri adına açıklama yapan Sakine Demir, Kürt halkına dönük saldırıların, ırkçı, şoven dalganın cezaevlerine de yansıdığını belirtti. 27 Ekim'de Tekirdağ 1 No'lu ve 2 No'lu F Tipi cezaevlerinde bulunan tutukluların gardiyan ve askerlerin saldırısına uğradığını iddia eden Demir, tutukluların söz konusu saldırıyı protesto etmek amacıyla 5 Kasım günü yapılacak görüşe çıkmadıklarını söyledi.
'Saldırılar planlı'
Demir, saldırıya uğradığı belirtilen tutuklu Yusuf Demir'in mektubunu okudu. Mektupta, genel arama yapılacağı gerekçesiyle 20'ye yakın gardiyan ve askerin hücrelere girerek keyfi bir şekilde tekme, tokat ve yumrukla tutuklulara saldırdığı bildirildi. Saldırıya ilişkin suç duyurusunda bulundukları için haklarında disiplin soruşturmasının açıldığının belirtildiği mektupta, 'Hem saldırdılar hem de ceza verdiler' denildi. Saldırılardan darp izleri silinene kadar doktora çıkarılmadıklarına dikkat çekilen mektupta, 'Saldırılar, dışarıda geliştirilen linç saldırılarından bağımsız olmadığı gibi, planlı ve amaçlıdır' denildi.
Tek tek söz alan tutuklu yakınları, saldırıları kınayarak, sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirttiler.
İSTANBUL (DİHA)
"Ancak bu operasyon tamamen PKK'ya yönelik. Asla sivilleri kapsayamaz"
Kurdians: Tuesday, November 06, 2007
Bush-Erdoğan görüşmesi sona erdi
Rizgarî Online/Beyaz Saray'daki ABD Başkanı Bush- Türk Başbakanı Erdoğan görüşmesi sona erdi. Bush ve Erdoğan yaklaşık bir buçuk saat süren görüşmelerinin ardından Oval Ofis'te gazetecilere ortak bir açıklama yaptı. ''PKK'ye karşı istihbarat paylaşımına öncelik verileceği'' mesajı verildi. Türk Başbakanı Erdoğan-ABD Başkanı George Bush görüşmesi yaklaşık 1 buçuk saat sürdü. ABD Başkanı Bush, "PKK bir terör örgütüdür ve düşmanımızdır" dedi. BBC ve Türk haber ajanslarının kaydettiğine göre ABD Başkanı George Bush, "Katilleri yakalamak için iyi istihbarata ihtiyacımız var. Ordularımız sürekli kontak halinde kalmalı. PKK'nın finansal kaynaklarını kurutmak lazım" diye konuştu.
Bush, "Sayın Başbakan'a şunu çok net şekilde ilettim: Kendileriyle yakın işbirliği yaparak bu soruna açıklık getirmek istiyoruz" dedi.
Türk Başbakanı Erdoğan’ın açıklaması
Erdoğan Bush ile yaptığı görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, “17 Ekim'de parlamentonun tamamına yakınının desteğiyle iktidarına sınır ötesi operasyon görevlendirmesi yapıldığını” belirterek, devamla, "ancak bu operasyon tamamen PKK'ya yönelik. Asla sivilleri kapsayamaz" dedi.
"Bu noktada bizler istihbarat paylaşımına öncelik veriyoruz" diyen Türk Başbakan, "Bu konuda stratejik ortağımızla iletişim içinde olmamız çok önemli çünkü PKK'yı terör örgütü olarak ilan etmeleri ve PKK'ya karşı ortak mücadele etmemiz şart. Sadece terörizme karşı değil, ABD ile dünya barışı için ortak bir mücadelemiz var. Bunun örneklerini Somali'de, Bosna'da, Kosova'daki mücadelemizde verdik, veriyoruz. Terörizme karşı bu ortak mücadelenin sürmesi gerek.
Terörist kamplarının dağıtılmasında, liderlerinin yakalanmasında ve lojistik desteğin engellenmesinde yapılabilecekleri konuşma fırsatımız oldu. Sorumluluk mevkisinde olanların diplomatik, siyasi, askeri olarak müşterek çalışması önemli. Temenni ediyorum ki, bu çalışmalar meyvesini verecek. Çünkü, Irak'ın istikrarı bunu gerektiriyor."
Beyaz Saray'daki görüşmeye; Erdoğan'ın yanı sıra Türk Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Egemen Bağış, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ertuğrul Apakan, Başbakanlık Başdanışmanı Ahmet Davutoğlu ve Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy da katıldı.
Görüşmeye, ABD tarafından ise Başkan Bush'un yanı sıra, Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice yurtdışında bulunduğu için ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı John Negroponte ile ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson katıldı.
Türk yönetimi protesto edildi, Erdoğan Beyaz saray’a ön kapıdan giremedi!
Türk Başbakanı Erdoğan ve beraberindekilerin, Beyaz Saray'a giriş için planlanan kapısının karşısında, Kürdlerin gösteri düzenlemesi nedeniyle arka kapıdan giriş yaptı. Kürd göstericiler; "Savaşa hayır, barışa evet", "Kürd hakları için savaşalım" şeklinde sloganlar atarak, çeşitli pankarlarla da Türk yönetiminin Kürdlere karşı yürüttüğü saldırgan politikasını protesto etti.
RO/Zilan Dersim
DEVLET BAŞKANI TALABANİ ARAP ÜLKELERİ GEZİSİNE ÇIKIYOR.
PNA-Irak Devlet Başkanı Celal Talabani’nin gelecek hafta Arap Ülkeleri gezisine çıkacağı bildirildi.
Devlet Başkanı Talabani’nin ilk durağının Kuveyt olduğu belirtildi.
Talabani gezisi süresince yapacağı görüşmelerde ikili ilişkilerin geliştirilmesinin önemini ve Irak’taki son siyasi gelişmeleri aktaracak.
ARİF TAYFUR: KERKÜK , ÜLKENİN İÇ MESELESİDİR HERHANGİ BİR DIŞ GÜÇ MÜDAHALADE BULANAMAZ...’’
PNA-Federal Irak Parlamento Başkan Yardımcısı Arif Tayfur, yaptığı açıklamada , Kerkük sorunun çözüm mekanizmasının, anayasada yer alan 140.maddenin öngördüğü şekilde belirlendiğini hatırlatarak ülkedeki bütün tarafların sözkonusu maddenin uygulanması konusunda bağlılığını göstermesi gerektiğini söyledi.
PNA’ ya özel bir demeç veren parlamento başkan yardımcısı Arif Tayfur, Kerkük meselesinin , ülkenin bir iç sorunu olduğunu vurgulayarak ‘’herhangi bir dış güc hiçbir şekilde müdahalede bulunamaz’’ şeklinde konuştu.
‘’Hiçbir dış gücün, Kerkük meselesine çerşitli bahanalerle karışma hakkının olamayacağını ’’ belirten Tayfur , ülkedeki bütün taraflara çağrıda bulunarak 140. maddenin uygulanmasına karşı engel teşkil etmemelerini istedi.
Tayfur , ayrıca 140. maddenin uygulanmasıyla ilgili çalışmaların hızlandırılması gerektiğini belirterek bu yılın sonunda Kerkük’te referandumun gerçekleşmesi gerektiğinin altını çizdi.
Kumi, Süleymaniye ve Hewler konsolosluklarının “Kürdistan ekonomisinde büyük bir rol oynayabileceğini” kaydetti.
Kurdians: Tuesday, November 06, 2007
FKB’ DE İKİ KONSOLOSLUK AÇAN İRAN, KOMŞU VE ARAB ÜLKELERİNİ BÖLGEDE KONSOLOSLUK AÇMAYA ÇAĞIRDI...
PNA-İran, Federal Kürdistan Bölgesi (FKB) başkenti Hewler ve Süleymaniye kentinde bugün iki Konsolosluğun resmi açılışını yaptı. Resmi açılış törenine katılan FKB başbakanı Neçirvan Barzani , İran yönetiminin attığı bu önemli adım karşısında duyduğu memnuniyetini dile getirerek kendilerine FKB hükümeti olarak hertürlü kolaylığı sağlayacaklarını söyledi.
İran’ın Irak Büyükelçisi Hasan Kazemi Kumi’nin bugün Hewler’de katıldığı açılış töreninde. Hewler’de yaptığı açıklamada Irak ile bugün iyi ekonomik ve siyasi ilişkileri olduğunu belirten Kazemi Kumi, açılan iki konsolosluğa ilişkin, “iki konsolosluk Irak hükümeti ve Kürdistan yönetimiyle ile koordinasyon halinde açıldı” dedi.
Konsolosluk için daha önce İranlıları “temsilcilik” olarak kullandığı bina tahsis edildi. Bina 5 İranlının ABD tarafından tutuklanması ardından yılın başından beri kapalı tutuluyordu. İran Büyükelçisi, “ne yazık ki, Amerikan güçleri halen bizden 5 kişiyi elinde tutuyor” diyerek serbest bırakılmalarını istedi.
İkinci konsolosluk Süleymaniye kentinde faaliyetlerine başladı. Kumi, Süleymaniye ve Hewler konsolosluklarının “Kürdistan ekonomisinde büyük bir rol oynayabileceğini” kaydetti. Kumi,ayrıca komşu ve Arap ülkelerini bölgede konsolosluk açmaya çağırdı.
Kürdistan Başbakan Neçirvan Barzani ise, bu konsoloslukların İran ile Kürdistan arasındaki ilişkileri güçlendirmeye hizmet edeceğini ifade etti.
İşte Beyaz Saray şifrelerinin çözümü 6 Kasım 2007
Fatih ÇEKİRGE Beyaz Saray’daki Bush-Erdoğan zirvesinin ardından tam bir haber bombardımanı yaşadık…
Bir sürü kavram ortaya atıldı…
Peş peşe açıklamalar, yorumlar geldi…
Kimisi “istediğimizi aldık” dedi, kimisi “beklediğimizi bulamadık” yorumunu yaptı…
Bu kafa ve kavram karışıklığını aşmak için Kara Kuvvetleri Komutanı ve PKK’yla Mücadele temsilciliği görevlerini yapmış olan emekli Orgeneral Edip Başer’le konuştum. Emekli komutanlara sordum. Büyükelçilerden görüş aldım…
Bütün bu görüşmelerden sonra Başkan Bush’un verdiği mesajları şöyle özetleyebiliriz:
- SAKIN KAPSAMLI BİR KARA HAREKATI YAPMAYIN…
ANLAMI: “ Sınır ötesine büyük miktarda asker göndermek istemeniz bölgedeki güçleri (Talabani ve Barzani) rahatsız ediyor… Bunu yapmayın…
-İSTİKRAR BOZULMASIN
ANLAMI: Bütün Irak yanıyor bir tek Kuzey Irak’ta sorun yok. Oraya girerseniz huzur bozulur.! Barzani otonom Kürdistan’ın tehlikeye girmesinden endişe etmektedir. Kerkük endişesi vardır..
- BİZ SİZİNLE İSTİHBARAT PAYLAŞIMI YAPALIM. BU ŞEKİLDE NOKTA HEDEFLERE VURUN…
ANLAMI: “Karadan girmeyin sınırlı bir hava harekatı yapabilirsiniz. Nokta hedefleri havadan vurabilirsiniz..
- İSTİHBARAT VERELİM
ANLAMI: “Havadan nereye vuracağınızı birlikte belirleyelim… Yani istediğiniz yeri vurmayın… Irak yönetiminin de vurulacak yerleri bilmesi gerekiyor…
Evet bütün bu mesajların ortak sonucu şudur:
-ABD PKK’nın terör örgütü olduğunu kabul ediyor. Ancak Türk askerinin Kuzey Irak’a girmesini istemiyor. Türk kamuoyunun gazının alınması için sınırlı bir hava harekatına izin verebileceğini söylüyor. Bu hava harekatında da vurulacak yerleri önceden bilmek istiyor. Hatta bombalanacak yerlerin koordinatlarını ABD vermek istiyor. Bu bir anlamda vurulacak yerlere izin verilmesi anlamına geliyor. İstihbarat paylaşımı dediği budur. Yoksa elbette Türkiye kendi istihbaratıyla vurulacak yerleri belirleyebilecek güçtedir.
Bu özetten sonra ortaya çıkan üç önemli soru ise şudur:
-ABD bugüne kadar istihbarat vermiyor muydu? Oysa konuştuğum komutanlar NATO ülkesi olarak ABD ile ikili anlaşmalar doğrultusunda sürekli olarak istihbarat alışverişinde olduğumuzu söylüyorlar. Şimdi yeni bir istihbarat mı var: Bu durum neden yeni bir şeymiş gibi sunuluyor?
-ABD 1 yıl önce üçlü koordinatörlük önerdiğinde ilk madde olarak “istihbarat paylaşımı”nı söylemişti. Türkiye’den emekli Org. Edip Başer istihbarat paylaşımının sürekli olarak yapıldığını söylüyor. O zaman ne değişti? Son 1 yılda verilebilecek istihbarat var da verilmediyse bu durum nasıl açıklanacak?
-Başbakan Erdoğan görüşmeden tümüyle rahatlamış bir şekilde mi çıktı? İstediğini almış olarak mı Beyaz Saray’dan ayrıldı…
Bu sorunun cevabını çok yakında göreceğiz…
Ancak bilinen bir şey var…
O da şu:
Başkan Bush “İstihbarat paylaşacağız” derken bir anlamda terör örgütüne de mesaj göndermiş oluyor:
“Artık sınırı geçmeye kalkmayın takip edip bildireceğim…”
Evet, sevgili okurlar…
Türkiye çok bilinmeyenli bir denklemin tam ortasında ve tarihi kararların eşiğinde duruyor…
Belli ki ABD oraya girmemizi istemiyor…
Ve şöyle diyor:
“Tamam havadan bazı dağları bombala. Böylece iç kamuoyu biraz rahatlasın. Ben de PKK’nın sınırı geçmesini engellerim”
Bundan sonrası Hükümet’in kararıdır…
Ama eğer hava saldırısı olursa bunu pek fazla dikkate almamak gerekiyor.
Dağlara yağdırılan bombalar için şöyle haberler gelebilir:
Hatta şu manşetleri atabiliriz:
“Kandil’e ateş yağdırdık…”
“Şahinler katilleri inlerinde vurdu”
Ve benzerleri…
Ama hava harekatının yeterli olmayacağı söyleniyor:
Çünkü sorun “Top Gun” filminden çok daha derin ve vahimdir…


