Siirt'in dün gece Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik gerçekleştirilen fiziki saldırıyı protesto etmek amacıyla ateş yakan gruba müdahale eden polis 12 yaşındaki Feyzullah Ene adlı çocuğu darp etti. Darp sonucunda kolu ve kafasın kırılan Ene'nin ayrıca sağ ayak bileğinin üstünde çatlak oluştu.
Siirt'in Seyrantepe Mahallesi'nde dün gece Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik gerçekleştirilen fiziki saldırıyı protesto etmek amacıyla ateş yakan gruba müdahale eden polis olayla ilgisi olmadığı belirtilen 12 yaşındaki Feyzullah Ene isimli çocuğu darp etti. Darp nedeniyle Siirt Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Ene'nin sağ kolu kırılırken, kafasının sağ kısmında kırıklar ve sağ ayak bileğinde çatlak olduğu tespit edildi.
Aile İHD'ye başvurdu
Yaşanan olayın ardından Ene ailesi polisler hakkında dava için İHD Siirt Şubesi'ne başvurarak hukuki yardım talebinde bulundu. Konuya ilişkin bilgi veren Ene'nin babası Mehmet Ene, oğlunun akşam saat 19.00'da dersini yapmak için mahalledeki arkadaşının evine gittiğini ve o sırada eylem yapan kişilere müdahale etmek için gelen polisler tarafından darp edildiğini söyledi. Aldığı darplar sonucunda oğlunun çevredekiler tarafından hastaneye kaldırıldığını anlatan baba Ene şunları belirtti: 'Bize bilgi verilmesi üzerine hastaneye gittik. Oğlum işkenceye maruz kalmıştı. Kafasında ve sağ kolunda kırık mevcuttur. Ayrıca sağ ayağında çatlak tespit edildi. Vücudunun hemen hemen tüm bölgesinde morluklar var. Kolunu ve bacağı alçıya alınan oğlumu bugün taburcu edecekler. Hastanede ben, annesi ve oğlum, polisler hakkında davacı olduğumuzu söyledik. Adli vaka olarak kayıtlara geçti. Oğluma yönelik saldırı bire bir yaşam hakkının sona erdirilmesi amaçlıdır. Bu yaştaki çocuğa yapılanlar kabul edilemez.'
ÖMER AYDINLI - SİİRT (DİHA)
Şırnak'ın İdil İlçesi'nde 20 Ekim'de meydana gelen olaylarda yaralananlar, polisler hiçbir uyarı yapmadan yaşlı, çocuk ve hasta demeden sert müdahalede bulunduğunu belirterek, karakolların işkencehaneye dönüştüğüne dikkat çekti. İdil'de incelemelerde bulunan DTP Eşbaşkan Yardımcısı Selma Irmak, halkın demokratik tepkisine karşı bu şekildeki bir tahammülsüzlüğü kabul edilemeyeceğini ve halkın en demokratik taleplerini her koşulda dile getirmeye devam edeceğini söyledi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın fiziki saldırıya uğramasını protesto etmek için İdil'de 20 Ekim'de DTP İlçe Örgütü tarafından yapılmak istenen yürüyüşe polisin sert müdahalesinin ardından aralarında DİHA muhabiri Vedat Yıldız, İdil Gazetesi muhabiri Mahmut Nas, İdil Güney Ekspres çalışanı Lokman Dayan ile Baran Menteş ile çok sayıda kişi, özel harekat timlerinin sert müdahalesinde yaralanmış ve gözaltına alınmıştı. İdil'de yaşananların OHAL dönemindeki müdahaleleri aştığı belirtilirken, olay günü korucuların da kente getirilerek kitleye müdahale ettiği ifade edildi. Yine Elazığ takviye olarak getirtilen özel harekat timleri ve polislerin de müdahaleye katılarak, kadın, çocuk ve hasta dinlemeden gaz bombası, cop, tazyikli su ve silah dipçikleri ile müdahalede bulunulduğu bilgisi verildi.
'Düşmanmış gibi saldırdılar'
Şırnak ve Cizre'den sonra İdil'de incelemelerini sürdüren ve aralarında DTP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, DTP Eşbaşkan Yardımcısı Selma Irmak, görevden uzaklaştırılan Cizre Belediye Başkanı Aydın Budak ve DTP PM Üyesi Alican Önlü'nün bulunduğu heyet ise bilgi almak için öncelikle DTP İdil İlçe binasına ziyarette bulundu. DTP'li heyete bilgi veren İdil Belediye Başkanı Resul Sadak ile DTP İlçe Başkanı Sait Çatak, yaşananların tam bir 'vahşet' olarak tanımlayarak, özel harekat timlerinin adeta halka ölümcül darbeleri ile müdahale ettiğini anlattı. Halkın buna rağmen tepkisini dile getirdiğini ifade eden Resul Sadak, 'Halkın en demokratik tepkisine adeta düşmanları karşılarında imiş gibi rast gele ellerindeki tüm araçları kullanarak saldırdılar. Çok sayıda kişi yaralandı. Kiminin kolu, kimin omuzu kırıldı kiminin gözü yarıldı. Bu şekilde bir de gözaltına aldılar. Gazetecilerin bunları belgelemesine izin vermediler. Görüntülerine el koydular' dedi.
'Geri adım atmayacağız'
DTP Eşbaşkan Yardımcısı Selma Irmak ise halkın demokratik tepkisine karşı bu şekildeki bir tahammülsüzlüğün kabul edilemeyeceğini ve halkın en demokratik taleplerini her koşulda dile getirmeye devam edeceğini vurguladı. Irmak, Şırnak'ta devletin bir kez daha gerektiği zaman hala OHAL zihniyeti ve uygulamalarını devreye koyabileceğini gösterdiğini aktararak, 'Ancak Kürt halkı halkımız hiç bir zaman özgürlük mücadelesinden geri adım atmayacaktır. Bizler halkımızın yanında olacağız halkımızla birlikte onların talepleri doğrultusunda mücadelemizi yükselteceğiz' diye konuştu. DTP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'da halkın demokratik tepkisini dile getirdiğini ve orantısız güç kullananlar hakkında gerekli yasal işlemlerin başlatılması gerektiğini ve bunun için girişimlerde bulunacaklarını kaydetti.
'Önceden hazırlıklı idiler'
DTP'liler daha sonra esnaf ziyarette bulundu. DTP'liler daha sonra gözaltındakilerin durumu hakkında bilgi almak için avukatları ziyaret etti. Avukatlar Veysel Vesek ile Cihan Vesek yaşananlar hakkında bilgi verirken, kolluk kuvvetlerinin daha önceden müdahaleye hazırlandığını söyledi. Avukatlar, 'Yani karakolda her şey hazırlanmış. Sanki müdahale olacak ve onlarca kişi gözaltına alınacakmış gibi, daktilolar kurulmuş, gözaltı yerleri hazırlanmış. Kimlerin ifade alınacağı bile belliydi. Bu da gösteriyor ki, önceden müdahalenin kararı alınmış' diye belirtti.
'Üzerimize çullandılar'
Gözaltında iki gün kaldıktan sonra serbest bırakılan İdil Güney Ekspres çalışanı Baran Menteş yaşananları şöyle anlattı: 'DTP İdil ilçe binası önünde PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik yapılan fiziki saldırıya ilişkin yapılması düşünülen yürüyüşü diğer basın çalışanı arkadaşlarla takip ediyorduk. DİHA, AA, Güney Ekspress çalışanlarının aralarında bulunduğu 5-6 basın çalışanı vardı. Müdahalenin hemen sonrasında robokop giyimli çevik kuvvet giyimli polisler adeta üzerimize çullandılar. Müdahale 5 saniye içinde oldu biber gazları, robocop ve özel hareket timleri çok sert bir şekilde müdahale etti. Çok kaba bir şekilde müdahale ettiler.'
'Karakolda işkence var'
Özel harekat timlerinin müdahalesinde sol kulak memesi yırtılan ve vücudunun çeşitli yerlerinde darp izi bulunan İdil Güney Ekspres çalışanı Lokman Dayan, 'Kolluk kuvvetleri basın falan dinlemedi. Beni özel harekatçılar döve döve gözaltına aldılar. Elimi arkadan bağlayıp vurmaya başladılar. Tekmelerle beni yere yatırıp vuruyorlardı. Karakolda da bu devam etti. Herkes şunu bilsin ki, karakollar artık işkencehaneye dönüşmüştür. Halen gözaltında işkence var ve karakollarda bu sürüyor' dedi. Dayan, sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunduğunu da belirtti.
'Protez olan ayağıma vurdular'
Kitlenin polise herhangi bir tepkisi gelişmeden müdahalenin başladığın anlatan Menteş, 'Üstelik orda bulunan kitle tek bir taş dahi atmamıştı. Doğal bir şekilde tepkilerini ve sloganlarını dile getiriyorlardı. Gazeteci olduğumuz söylememize rağmen sanki düşmanmışız gibi üzerimize saldırdılar. Ne kadar bağırdık çağırdık fayda etmedi. DİHA muhabiri Vedat Yıldız sol elmacık kemiği ve sol gözünde darbeler sonucu yaralar oluştu. İdil Gazetesi muhabiri Mahmut Nas darp edildi. İdil Güney Exsppres çalışanı Lokman Dayan müdahale sonucu sol kulak memesi yırtıldı. Ben de müdahale esnasında darp edildim. Bir ayağımın protez olduğunu söylememe rağmen dinlemediler ve vurmaya devam ettiler. Yaklaşık 10 özel hareket ve robokop üzerime çullandı. Ellerimi arkadan büktüler nerdeyse kırılıyordu' diye konuştu.
'Kalaslarla saldırdılar'
Gözaltına alınan ve her iki gözü polisin kaba dayağı sonucunda moraran Salih Gümüş adlı yurttaş ise şu bilgileri verdi: 'Yolda yürüyordum hiçbir şeyden haberim yoktu. Kalasla başıma vurduktan sonra beni yere yatırdılar ve yere vurmaya başladılar. Yapalar özel hareket timleri idi. Hiçbir soru sormadan saldırdılar.Yüzüme ve gözüme postallarla vurdular.Yüzümü savunmaya çalışıyordum ama nafile.Yaklaşık10 özel hareket timi başımda toplanmıştı.Daha önce geçirdiğim bir trafik kazasında kafatasım açılarak ameliyat edilmiştim Ama o esnada kalaslarla saldırdılar bana. Bunu emniyet amirine söyledi. Hastaydım yeşil kartımla ilaç alacaktım ben niye böyle yaptınız diye biz değil dışardan gelen özel harekatçılar yaptı.'
HİKMET ERDEN / VEDAT YILDIZ - ŞIRNAK (DİHA)
Babası işkenceyle katledilirken Ahmet 10 yaşındaydı. 25 yaşındaki Ahmet, polis kurşunuyla yaşamını yitirirken; arkasında bir yaşındaki Mehmet Ali'yi bıraktı. Anne Özkan, 'Devlet benim kocamı öldürdüğü gibi oğlumu da öldürdü. Oğlumun hesabının sorulmasını istiyorum' diye feryat etti.
Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesinde Öcalan'a yapılan saldırıyı protesto etmek için yapılan gösterilerde Ahmet Özkan (25) yaşamını yitirdi. Henüz 10 yaşında iken babasını da işkence sonucu kaybeden Özkan'ın bir yaşındaki bebeği de yetim kaldı. İsyanları ile tarihte yer edinen Ağrı, son günlerde yaşanan gösterilerle bir kez daha tarihteki yerini aldı. 1926, 1927 ve 1930 yıllarında isyanların bastırılmasından sonra Ağrı Dağı, 'Hayali Kürdistan burada meftundur' sözüyle hatırlanır oldu. Ancak Ağrı'da isyan hiç bitmedi. 78 yıldır sürekli ayaklanmaların yaşandığı Ağrı'da en son 21 Ekim'de KCK Önderi Abdullah Öcalan için gösteri düzenlendi. Doğubeyazıt'ta düzenlenen gösteride 25 yaşındaki Ahmet Özkan polisin açtığı ateş sonucu sırtından vuruldu. Özkan'ın ölümü Ağrı'da büyük bir tepkiye yol açtı.
Babası işkenceden öldü
Ahmet Özkan, 1984 yılında Doğubeyazıt'ın Hallaç Köyü'nde doğdu. PKK'nin silahlı mücadeleyi başlattığı yıllarda doğan Özkan'ın köyü de gelişen çatışmalardan sürekli nasibini aldı. Çatışmaların doruğa çıktığı 1993 yıllında Hallaç Köyü yakılarak, boşaltıldı. Henüz 9 yaşındayken ailesiyle Doğubeyazıt'a göç etmek zorunda kalan Ahmet, 10 yaşına geldiğini de babası Polat Özkan tutuklandı. Gözaltında gördüğü işkencelerin izlerini taşıyan babası Polat Özkan, cezaevinde kısa bir süre kaldıktan sonra tahliye oldu. Gördüğü işkencelerden dolayı felç olan babası tahliyesinin ardından hayata gözlerini yumdu.
Küçük yaşta büyük sorumluluk
Evin 6. çocuğu olan Ahmet, babasının ölümünün ardından 11 kardeşiyle yetim kaldı. Annesi aynı zamanda çocuklarına babalık yaptı. Diğer kardeşleri gibi Ahmet'in de küçük omuzlarına ağır bir yük binmişti. Çobanlık yapmaya başlayan Ahmet, koyunlarını Ağrı (Ararat) Dağı'nın eteklerine götürüp otlatıyordu. Ararat ile dost olan Ahmet, Ararat'tan başı dik ve onurlu olmayı öğrenmişti. Taşıdığı kimliğin bilincindeydi. Kürt sorununun çözümünde katkısı olacağına inandığı her eyleme katılıyor, panzere ve kurşunlara aldırış etmeden en önde yer alıyordu. Bir yandan da babasına verdiği sözü unutmayarak, ailesini geçindirmeye çalışıyordu.
Oğlu da kendi gibi yetim kaldı
Ahmet 20 yaşına geldiğinde askere gitmek zorunda kaldı. 2003 yılında askere giden Ahmet, askerliğini bitirdikten sonra Zeynep'le evlendi. 2007 yılında genç yaşında baba olan Ahmet'in Mehmet Ali adındaki çocuğunun kendisi gibi yetim büyümesini istemiyordu. Oğlu ve ailesi için gece gündüz çalışıyordu. Ancak oğlunun kaderi de kendisininkinden çok farklı olmadı. Öcalan'a İmralı Cezaevi'nde yapılan saldırıyı protesto eden kitleye katılan Ahmet, sırtından aldığı ve kalbinden geçen kurşunla yaşamını yitirdi. Babası ölürken 10 yaşında yetim kalan Ahmet, yaşama gözlerini yumarken, bir yaşındaki oğlu Mehmet Ali de yetim kaldı. 22 yaşındaki eşi Zeynep'i, babasının emaneti olan 10 kardeşini geride bıraktı. Ahmet geride bir yetim, genç bir dul kadın, yaşlı bir anne ve şu an askerde olan bir kardeş bıraktı.
Annenin ağıtları Ararat'a yükseldi
Anne Şükran Özkan'ın oğlu için yaktığı ağıtlar, Ağrı Dağı'nda yankılandı. Anne Özkan Kürtçe söylediği ağıtlarında, 'Devlet benim evladımı öldürdü. Devlet benim kocamı da işkencelerde katletti' dedi. Oğlunun babasız büyüdüğünü ve çobanlık yaparak geçimlerini sağladığını belirten Anne Özkan, 'Devlet benim kocamı öldürdüğü gibi oğlumu da öldürdü. Oğlumun hesabının sorulmasını istiyorum. Devletten davacıyım” diye konuştu.
'Kanı yerde kalmasın'
Gözleri ağlamaktan kuruyan eşi Zeynep Özkan ise konuşmakta güçlük çekti. Konuşacak ve ağlayacak hali kalmayan Zeynep Özkan, sadece şunları haykırabildi: “Benim kocam çobandı. O gün yine çobanlığa gidecekti. Yapılan haksızlığı duyunca evden çıkarak eyleme gitti. Benim kocamın kanı yerde kalmasın. Kanı alınsın.'
'Devletten hesap soracağız'
1993 yılında kardeşini öldürenlerin şimdi de yeğenini öldürdüğünü ifade eden amca Mehmet Özkan ise devletten çok çektiklerini söyledi. Ahmet'in çobanlık yaparak ailesini bu güne getirebildiğini belirten Amca Özkan, “Bütün aileye o bakıyordu. Ama babası gibi devlet onu da öldürdü. Devletten bu hesabı soracağız ve bu hesabı sorarken bütün Kürt halkının desteğini istiyoruz' dedi. Ahmet'in yurtsever ve iyi bir insan olduğunu belirten arkadaşı Ahmet Çağlı, Ahmet'i şu cümlelerle anlattı: 'Hiçbir zaman haksızlığı kabul etmiyordu. Mert ve delikanlı bir kişiliği vardı. Hayatı boyunca hiç kimse ondan şikâyetçi olmadı. Herkes onun çok iyi bir insan olduğunu biliyordu.'
ERCAN ÖKSÜZ/ REMZİ COŞKUN - VAN / DİHA
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk ve Emine Ayna hakkında dünkü açıklamaları ile ilgili inceleme başlattı.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, dün Büyükşehir Belediyesi Konukevi önünde bir grup DTP'li milletvekili ve belediye başkanıyla yaptığı basın açıklamasındaki sözleri ile ilgili DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk hakkında inceleme başlatılmasını kararlaştırdı. Başsavcılık ayrıca önceki gün Batman DTP İl Başkanlığının açılışı töreninde yaptığı konuşma nedeniyle de DTP Eşbaşkanı Emine Ayna hakkında da inceleme başlattı. Başsavcılık, Diyarbakır ve Batman emniyet müdürlüklerinden, Türk ve Ayna'nın konuşmalarının yer aldığı görüntü çözümlerini istedi. Türk ve Ayna'nın konuşma metinlerini inceleyecek olan savcılık, suç unsuru belirlediği takdirde, Türk ve Ayna'nın dokunulmazlıklarının kaldırılması için fezleke hazırlayacak. DİYARBAKIR - DİHA
Türk: İmralı'ya D T P 'nin de içinde olduğu bir heyet gitsin
Türkiye'de basın özgürlüğü var!
Yıllardır Kürt sorununda çözümsüzlükten başka hiçbir sonuç doğurmayan şiddet, baskı ve inkar bir önceki hükümetlerin olduğu gibi AKP'nin de Kürt politikasının özünü oluşturuyor. İnsan hakları ve ifade özgürlüğünde geçmiş yılları dahi aratacak uygulamalara imza atan AKP hükümeti, her ne kadar her fırsatta 'Benim 75 Kürt milletvekilim var, Kürtleri ben temsil ediyorum', 'Türkiye'de ifade özgürlüğü önündeki engeller kaldırıldı' dese de Kürt basın-yayın kurumlarına yönelik iki yıllık hak ihlal bilançosu bu anlatımları yalanlayacak yeterlilikte.
Kürt medyasına uygulanan baskı ve sansürde sınır tanınmıyor. Erdoğan ve AKP hükümeti her ne kadar Türkiye'de basının hür olduğunu söylese de Kürt medyası Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi'nin kararlarını yazdığı için, Bölge'de yaşanan çatışmalarda asker kayıplarını verdiği için ya da AKP ile TSK'nin bölgedeki uygulamalarını teşhir ettiği için kapatma baskısı altında. 4 Ağustos 2006'dan 20 Ekim 2008'e kadarki dönemde 17 gazetenin yayını toplam 41 kez durduruldu. Bu tablo aslında Türkiye'de ifade özgürlüğünün karşı karşıya kaldığı tehditin boyutlarını göstermeye yetiyor. Tabii her ne kadar bunun ifade özgürlüğü ve demokrasiye büyük darbe olduğu çeşitli kurum ve kuruluşlarca dile getirilse de bu konuda devlet yetkililerinin açık açığa tehdit eden ve çeşitli güçlere hedef gösteren açıklamaları sürüyor. Nitekim Ramazan Bayramı öncesi Ankara'da bir araya gelen devletin üst AKP ve ordunun üst düzey yetkilileri yaptıkları toplantıda Kürt medyasına yönelik sansür ve baskının devam etmesi kararı aldı. Ve bu karar doğrultusunda en son olarak bir aylık kapatmanın ardından dün tekrar yayın hayatına başlayan Alternatif Gazetesi'ne 'Örgüt propagandası yaptığı' iddiasıyla 3'üncü kez bir aylık kapatma cezası geldi.
Siz hangi okulu okudunuz hakim bey!
Kapatılan gazetelerin gerekçeleri ise hiçbir hukuk sisteminin kabul etmeyeceği gerekçeler. Anayasa Mahkemesi'nin kararlarını açıkladıkları, Bölge'de yaşanan çatışmayı yazdığı için kapatılan gazeteler şunlar: Gündem, Güncel, Yaşamda Gündem, Gerçek Demokrasi, Ülkede Özgür Gündem , Azadiya Welat YedinciGün Gazetesi 7, Haftaya Bakış , Yaşamda Demokrasi, Toplumsal Demokrasi , Öteki Bakış Gazetesi, Yeni Bakış Gazetesi, Alternatif, Gelecek , Özgür Ülke, Gerçek Gazetesi, Ülkeye Bakış Gazetesi de eklendi. Birçoğunun daha ilk sayısında kapatıldığı gazetelerin ise bazı sayılrı iki kez kapatıldı. Yani Türkiye'de basın özgürlüğü var! İSTANBUL
DİHA'dan gözaltı ve tutuklamalara tepki
Dicle Haber Ajansı (DİHA) yaptığı yazılı açıklamada, muhabirlerine yönelik gözaltı ve tutuklamalara son verilmesini isteyerek, çalışmalarının engellendiği ifade edildi.
DİHA açıklamasında, son iki yılda, yaklaşık 40 gazetenin kapatıldığı, onlarca gazetecinin gözaltına alınıp tutuklandığı bir dönemde, ajanslarına yönelik baskıların devam ettiği vurgulandı. Açıklamada bütün toplumsal olaylar döneminde ajans çalışanların, muhabirlerin polisin saldırısında hedef haline geldiği ifade edildi.
Açıklamada 2008 Newroz kutlamaları sırasında yaşanan olayların faturasının DİHA'ya çıkartıldığı gelişmeleri takip eden 4 muhabirlerinin tutuklandığı ve birçok muhabirin de gözaltına alınarak çalışmaları engellendiği belirtildi.
DİHA'nın açıklamasında son birkaç gündür PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın fiziki saldırıya maruz kaldığı haberlerinden sonra bölgede yaşanan olayları takip eden muhabir ve çalışanlarının hedef alındığı kaydedildi.
DİHA'nın açıklaması şöyle: 'Muhabirimiz Ercan Öksüz Erciş mitinginde polis tarafından darp edilmiş, çalışması engellenmiştir. Mardin'de muhabirimiz Haşim Abak, Nusaybin'de Celal Kalpak'ın çekim yapmaları izin verilmemiş, Diyarbakır'daki gösterileri takip eden muhabirlerimize her türlü küfür, hakaret ve fiili saldırı yapılmıştır. İdil'de muhabirimiz Vedat Yıldız feci şekilde tartaklanarak, ciddi bir şekilde yaralanırken, Şırnak muhabirimiz Mesut Ertak tutuklanmıştır, Adana'daki olayları takip eden muhabirimiz Murat Kolca ise hedef gözetilerek üzerine gaz bombası atılmış, İstanbul'da meslektaşları ile korsan gösterileri takip eden muhabirlerimiz Sertaç Kayar ve Yunus Tosun gözaltına alınmış, kameralarına, fotoğraf makinelerine ve haber materyalarına el konulmuştur.
Oysa daha önce ajansımıza yönelik baskılar meclis gündemine getirilmiş ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay ise konuya ilişkin 12 Eylül tarihinde verdiği cevapta, DİHA'nın çalışmalarına yönelik herhangi bir engelleme ve baskı olmadığını ileri sürmüştü. Hatta Bakan Atalay verdiği cevap yazısında, basın çalışmalarının sorunsuz ve özgür bir şekilde çalışmalarını yürütülmesi için gereken tedbirlerin alındığını ileri sürmüştü. Şimdi son birkaç gündür yukarıda belirttiğimiz gelişmeleri gördüğümüzde, İçişleri Bakanlığının 'Özgür ve sorunsuz bir çalışma için tedbir aldık' sözünün ne anlama geldiğini daha iyi anlıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, sürekli işkence iddialarının yalanlandığı bir ülkede insanlar işkenceden dolayı yaşamını yitirmeye devam ediyor. Bu yüzden ajansımıza yönelik baskıların inkar edilmesi ile bu baskıların artarak devam etmesini çelişki gibi görünse de, hükümetin basına bakışı açısından anlamlı bir görüntü çiziyor. Çalışanlarımıza yönelik saldırıları kınıyor ve bir an önce sona erdirilmesini istiyoruz.
'Gerçeklerden asla taviz vermeme' sloganı ile yola çıktığımız günden beri, yaşanan saldırılara rağmen halka ve topluma karşı olan sorumluluğumuzu yerine getirdik.Bundan sonra da yerine getirmeye devam edeceğiz. Bütün bu olup bitenlere rağmen belirtmek isteriz ki, haberleri takip ederken durduğumuz yeri, yazdığımız haberin rengini, çektiğimiz görüntü ve fotoğrafların nasıl yayınlanacağını kamu otoritesi değil, basın meslek ilkelerini esas alarak biz karar veririz. Ancak biz bu konuda sorumluluğumuzu yerine getirirken, basın örgütlerinin de, 'öteki'leştirdikleri ajansımıza ve muhalif basına karşı yapılan saldırılara sesiz kalmalarını yadırgıyoruz. Bu konuda demokratik kamuoyunu ve basın kuruluşlarını duyarlı olmaya yaşananlara sessiz kalmamaya çağırıyoruz.' İSTANBUL
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik fiziksel saldırıyı ve ölüm tehdidini kamuoyuna duyurmak amacıyla bugün Strasbourg'ta bir basın konferansı düzenlendi. Birçok gazetecinin izlediği basın konferansına katılan Avrupa Parlementosu milletvekilleri İmralı adasına giderek Öcalan'ı ziyaret etmek istediklerini belirtti.
Fransa'nın Strasbourg kentinde Avrupa Konseyi (AK) önünde Kürt Halk Önderi Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik fiziksel saldırıyı ve ölüm tehdidini kamuoyuna duyurmak amacıyla basın toplantısı düzenlendi. Yüzlerce kişinin izlediği basın toplantısında birçok gazeteci de yer aldı.
İlk kez böyle bir saldırı gerçekleşiyor
Öcalan'ın Avrupa'da bulunan avukatı Mahmut Şakar yaptığı konuşmada, Öcalan'ın 10 yıldır İmralı adasında tutulduğunu ve ilk kez böyle bir saldırının gerçekleştirildiğini söyledi. İmralı adasında olup bitenden devletin mutlaka haberi olduğuna dikkat çeken Şakar, 'Sayın Öcalan'a yönelik en son gerçekleştirilen saldırı ve ölüm tehdidinden de devletin mutlaka haberi vardır. Sayın Öcalan'ın yaşamı sürekli tehdit altında. Bu olayda gösteriyor ki Öcalan'a bir rehin gibi yaklaşıyorlar' dedi. Avukat Şakar, Öcalan'a karşı gelişecek her durumdan devletin sorumlu olduğunu vurguladı.
Bu saldırı Türkiye'yi daha çok gerer
Saldırının sadece insan hakları boyutuyla değil siyasi boyutuyla da ele alınması gerektiğini belirten Şakar, şunları söyledi: 'Öcalan'a yapılan saldırı Kürt halkına yapılan bir saldırıdır. Böyle bir saldırı Türkiye'yi daha çok gerer. Türkiye'nin bunu görmesi gerekir'
Basın açıklamasını Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu ve İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT)'nin olduğu yerde yaptıklarına dikkat çeken Şakar, 'Bu olayı duyar duymaz CPT'ye bildirdik ve durumu yerinde incelemesini istedik. Ayrıca yakın zamanda İmralı adasına yaptığı ziyaretin sonuçlarını da kamuoyuna açıklamasını talep ettik' diye belirtti.
Şakar'ın konuşması sık sık 'Bijî Serok Apo', 'Öcalan! Öcalan!' sloganlarıyla kesildi. Birçok kez AB kurumlarıyla Öcalan'ın koşullarına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Şakar, buna rağmen Öcalan'ın koşullarında hiçbir değişiklik olmadığını kaydetti. Öcalan'ın avukatları olarak her türlü girişimi sürdüreceklerini ifade eden Şakar, saldırıya ve ölüm tehdidine karşı tutumlarını da sürdüreceklerini vurguladı.
Uca: Sol grup üyelleri İmralı adasına gitmek istiyor
AP Sol Parti Milletvekili Feleknas Uca da, Avrupa Kürt sorununa çözüm bulmadıkça Avrupa Parlamentosu'nda seslerini yükseltmeye devam edeceklerini belirtti. Uca, AP Sol Grup üyesi milletvekillerinin İmralı Adası'na giderek Öcalan'ı ziyaret etmek istediklerini de kaydetti.
Daha sonra konuşan KNK Yürütme Konseyi Üyesi Nizamettin Toğuç da Öcalan'a şimdiye kadar manevi işkence yapıldığını ancak son olayla bunun fiziksel işkenceye de dönüştürüldüğünü dile getirdi. Tüm dünyanın Öcalan'ın Kürt halkının önderi olduğunu bildiğini kaydeden Toğuç, Kürt halkının hassasiyetlerinin gözönünde bulundurulması gerektiğini vurguladı. Toğuç Öcalan'a uzanan ellerin Kürt halkı tarafından kırılacağını tepkisinde bulundu.
'Mandella ne ise Öcalan da bizim için odur'
Toplantıda KON-KURD adına konuşan Nizamettin Toğuç ise, 'Türklerin ve Avrupalıların anlaması gereken şey; Georges, Washington, Nesol Mandella, Mahatma Gandi, Charl De Gaul, Arafat kendi halkları için ne ifade ediyorsa Sayın Önder Abdullah Öcalan'da bizim için aynıdır dolayısıyla kendisine yapılan saldırılarda bize yapılmış sayarız' dedi.
Basın konferansında ayrıca AP Kürt Dostu Grubu Başkanı ve Dışilişkiler Komisyonu Başkanı İtalyan Agneletto Vittorro, Sol Grup Milletvekili Danimarkalı Bo Sondegard da birer konuşma yaptı. STRASBOURG - ANF
Fransa Parlamentosu önünde Öcalan protestosu
İmralı cezaevinde tutuklu bulunan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik işkenceye karşı Kürtler protesto gösterilerini Avrupa'da da sürdürüyor. Paris'te Fransa Parlamentosu önünde protesto gösterisi yapan Kürtler, Fransa Kürt Dernekleri Federasyonu FEYKA ve Kürdistan İnformasyon Bürosu yetkilileri parlamentodaki gruplara Öcalan'a yönelik saldırı ve Kürt sorunu ile ilgili bir dosya sundular.
Paris'te yaşayan Kürtler Fransa Parlamentosu önünde bugün saat 14:00'de toplanarak Türk devletinin Öcalan'a yönelik işkence ve baskılarını protesto etti. Fransız hükümetine Türk devleti ile işbirliği yapmaya son verme çağrısı yapan Kürtler, Türk devletinin Öcalan'a yönelik işkencelerini protesto eden döviz ve pankartlar ile Öcalan posterleri açtılar.
Sık sık 'Kahrolsun faşist Türk devleti', 'Kürdistan Türkiye'ye mezar olacak' 'Biji Serok Apo' sloganları atan göstericiler Türk devletinin Öcalan ve Kürtlere uyguladığı baskı ve işkenceyi anlatan bildiriler dağıtıp konuşmalar yaptılar.
Fransa Parlamentosu önündeki protesto gösterileri sürerken FEYKA ve Kürdistan İnformasyon Bürosu yetkililerinden heyetler parlamentodaki Sosyalist Parti, Komünist Parti ve Yeşiller Partisi'nin grup yetkililerine Öcalan'a yönelik işkence ve baskılar ile Kürt sorununa yönelik bilgi içeren birer dosya sundular.
FEYKA Başkanı Mehmet Ülker'i kabul eden Sosyalist Parti milletvekili ve Grup Başkan Yardımcısı Georges Peau-Langeuin konuyla ilgili Paris'teki Türkiye büyük elçisine bir mektup yazarak konu hakkında bilgi isteyeceğini ve Fransa'daki Kürtlerin liderlerine yönelik baskılardan dolayı yaşadıkları rahatsızlıkları dile getireceğini bildirdi.
Kürdistan İnformasyon Bürosu yetkililerinin görüştüğü Komünist Parti Milletvekili Michel Vaxes de konuyu Fransız Komünist Partisi grubunda gündeme getirerek bütün grubun hassasiyetini geliştirmeye çalışacağını söyledi. Milletvekili Vaxes, ayrıca göstericilerin yanına kadar gelerek göstericilere desteğini iletti.
Bu arada bir başka FEYKA heyeti de Yeşiller Partisi grup sorumlularından Milletvekili Noel Mamere'in bürosunda yeşiller grubu yetkilileri ile görüşerek konuyla ilgili bir dosya sundular.
Parlamento önündeki gösteri saat 15:30'da sona erdi.
Öte yandan yandan Paris'te yaşayan Kürt kadınları da AB dönem Başkanı ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Koucher'e fax çekerek Türk Devleti'nin Öcalan'a yönelik işkence ve baskıları konusunda AB kurumlarının üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmeleri ve Türkiye'ye yaptırım çağrısında bulundular. Yüzlerce kişiye imzalatılan Kürt kadınlarının gönderdiği mektuplarda AB dönem Başkanı'ndan; CTP'nin harekete geçirilerek, Türkiye'ye bir heyet gönderilmesi ve Öcalan'ın haklarının garanti altına alınması için gerekli önlemlerin alınması talep edildi. Kürt kadınlarının imza toplayarak fax çekme eylemleri hala Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi'nde devam ediyor.
MURAT AKTAŞ -ANF
Polis kurşunu ile sırtından vurulan evli ve bir çocuk babası Ahmet Özkan'ın babasida 12 yil once iskence sonucu yasamini yitirmis
Kurdians: Wednesday, October 22, 2008
Özkan'ın cenaze törenine de müdahale ettiler
Doğubayazıt'da polis kurşunu ile yaşamını yitiren Ahmet Özkan'ın cenazesi Doğubayazıt'ta 30 bin kişi tarafından 'İntikam' sloganlarıyla toprağa verildi. Polislerin, cenaze töreni sırasında kitleye gaz bombasıyla müdahale etmesinin ardından, kitle ile polis arasında çıkan çatışma sürüyor.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik fiziki saldırıyı protesto etmek amacıyla önceki gün Doğubayazıt'ta (Bazîd) düzenlenen basın açıklaması sırasında çıkan olaylarda polisin açtığı ateş sonrası sırtına aldığı kurşunla yaşamını yitiren Ahmet Özkan'ın cenazesi Trabzon Adli Tıp Kurumu'nda yapılan otopsi işlemlerinin ardından bu sabah Doğubayazıt'a getirildi. Özkan'ın cenazesi, ilk olarak Ehmedê Xanî Mahallesi'nde bulunan evinin önüne getirildi. Burada dini vecibeler yerine getirildikten sonra Özkan'ın cenazesi, cenaze aracıyla DTP Doğubayazıt İlçe binası önüne getirildi. Özkan'ın cenazesinin bulunduğu tabut sarı, kırmızı ve yeşil renklere sarıldı. İlçe binası önüne, aralarında DTP Van Milletvekili Fatma Kurtulan, DTP Genel Merkez yöneticileri, DTP Ağrı İl Başkanı Murat Öztürk, Doğubayazıt Belediye Başkanı Mukkades Kubilay, DTP Iğdır, Ağrı İl ve ilçe yöneticilerinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 30 bin kişi bir araya geldi. Burada demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşunun ardından, Özkan'ın cenazesi omuzlara alınarak Merkez Mezarlığı'na doğru yürüyüşe geçildi.
Polislerden tahrik
Yürüyüşte, 'Biji PKK biji Kürdistan', 'Öcalan', 'AKP'nin Kürt vekilleri Kürt halkının katilleridir' pankartları taşınarak, Öcalan posterleri ile Özkan'ın fotoğrafları taşındı. Demokratik Konfederalizm bayraklarının da açıldığı yürüyüşte, sık sık 'İntikam', 'Katil Erdoğan', 'Öcalan'sız dünyayı başınıza yıkarız', 'Dağlara çıkacağız hesap soracağız', 'Katil Kerdoğan', 'PKK halktır halk burada' sloganları atıldı. Yürüyüş sırasında esnaflar da toplu kepenk kapattı. Yürüyüş sırasında polis ve özel harekat timlerinin, çevreye sık sık gaz bombası atarak kitleyi tahrik etmesi gerginliğe neden oldu.
'Kürt halkına yönelik saldırının hesabı verilsin'
Yürüyüşün sona erdiği mezarlıkta düzenlenen cenaze töreninde konuşma yapan DTP Van Milletvekili Fatma Kurtulan, Kürt halkına yönelik saldırıların hesabının verilmesini istedi. Bölgede yıllardır çok sayıda cinayetin yaşandığını ancak kimsenin bu cinayetlerin hebasını sormadığını söyleyen Kurtulan, 'Son zamanlarda Kürt halkı üzerindeki baskılar arttı. Baskıların geliştiği bir dönemde son olarak İmralı Cezaevi'nde Sayın Öcalan'a saldırı yapıldı. Saldırıyla birlikte bütün bölge halkı ayağa kalkmasına rağmen, kimse sesini çıkarmıyor. Yaşanan sessizlikten dolayı burada Ahmet arkadaşımız yaşamını yitirdi. Ancak Kürt halkı her zaman olduğu gibi bu günde cenazesine ve değerlerine sahip çıktı. Bundan sonrada çıkacaktır' diye konuştu.
'Kürt halkından sessiz kalınması istenmesin'
'Bu bizim ne ilk ne de son şehidimiz olacaktır' diyen Kurtulan, 'İmralı'da baskılar devam ettikçe, halkımız da tepkisini dile getirecektir. Ancak bu baskılara karşı yılmayacağız. Barışı her zaman haykıracağız. Ahmet sadece Doğubayazıt'ın şehidi değil, barış ve kardeşlik isteyen bütün Kürt halkının şehididir' dedi. Yıllardır Kürt halkı üzerinde yaşanan faili meçhullerin iki gün önce Ergenekon davasında görüldüğü gibi hesabının sorulmadığını dile getiren Kurtulan, şunları kaydetti: 'AKP sadece kendine yarayan bölümleri ortaya çıkararak halka sundu. Bölgedeki faili meçhullerin hesabını sormamakta direniyor. Sorun Kürt sorunu olduğu zaman hepsi bir oluyorlar. Bunlara karşı kimse Kürt halkından sessiz kalmasını beklemesin. Kürt halkı demokratik mücadelesini geçmişte olduğu gibi bu günde onurlu bir şekilde sürdürecektir.'
Törene gaz bombalı müdahale
DTP Ağrı İl Başkanı Murat Öztürk, halkın gösterdiği sahiplemeden dolayı teşekkür ederek, kimsenin yapılan tahriklere gelmemesini istedi. Öztürk'ün konuşma yaptığı sırada slogan atan kitleye, polis gaz bombası atarak müdahale etti. Müdahale üzerine cenaze töreni yarıda kesildi. Müdahale sonrası Doğubayazıt sokakları savaş alanına döndü. İlçede bir çok noktada kitle ile polisler arasında çıkan çatışmalar devam ediyor.
AĞRI (DİHA)
DÜZELTME
Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde önceki gün polis tarafından katledilen Ahmet Özkan'ın soyismi bugüne kadar Özhan diye girildi. Yaptığımız teknik hatadan dolayı tüm okurlarımızdan özür dileriz.
Doğubayazıt'ta olaylar sürüyor
Ön otopsi raporu: 22 yaşındaki evli ve bir çocuk babası Ahmet Özhan sırtından vurulmuş
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a İmralı'da fiziki şiddet uygulanmasını ve ölüm tehdidi yapılmasını protesto etmek amacıyla Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesinde yapılan gösteride polis tarafından vurulan Ahmet Özhan'ın (22), sırtından girip kalbinden çıkan kurşun nedeniyle hayatını kaybettiği ortaya çıktı.
DTP Doğubeyazıt İlçe Örgütü'nün dün organize ettiği yürüyüş sırasında polis, Belediye Meydanı'na yürümek isteyen gruba hedef göstererek ateş açmış, olayda yaralanan 22 yaşındaki Ahmet Özhan Doğubeyazıt Devlet Hastanesi'nde kaldırılırken yolda yaşamını yitirmişti.
ANF'nin edindiği bilgilere göre hastanenin verdiği ilk otopsi raporunda Özkan'ın ölümüne, sırtından girip kalbinden çıkan kurşun neden olduğu tespit edildi. Ayrıntılı otopsi için Trabzon Adli Tıp Kurumu'na kaldırılan cenaze, yarın sabah Doğubeyazıt Şehir Mezarlığı'nda toprağa verilecek.
Doğubeyazıt Belediye Başkanı Mukaddes Kubilay, 'Temennimiz odur ki yeni ölümler yaşanmasın. Güvenlik güçleri tahrikkar olmamalı. Bu nedenle milletvekilimiz Fatman Kurtulan ile birlikte Ağrı Valisi ile görüşme yaptık. Gençler öfkeli, güvenlik güçlerinin mesafeli durması gerekiyor' dedi.
Evli ve bir çocuk babası olduğu öğrenilen yakınları, inşaat işçisi olan Ahmet Özhan'ın çalışmak için İstanbul'a bugün için (21 Ekim) bilet kestiğini belirtti.
Bu arada Kosova Caddesi'ndeki Ehmedê Xani Mahallesi'nde kurulan taziye evini ziyaret eden binlerce kişi, Özkan ailesine başsağlığı diliyor.
SERHAT BARAN - DOĞUBAYAZIT/ANF
Ahmet Özhan yarın toprağa verilecek
Doğubayazıt'ta katledilen Ahmet Özhan yarın toprağa verilecek
Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik fiziki saldırıyı protesto gösterilerinde polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren Ahmet Özhan yarın toprağa verilecek. İlçede dünden itibaren başlayan gerginlik, polisin ablukasını kaldırmasıyla sona erdi.
Doğubayazıt'ta dün meydana gelen olayların ardından polis ablukasına alınan ilçede gerginlik sürüyor. Esnafın bugün de kepenk açmadığı ilçe polis ablukasına alındı. Gerginliğin devam etmesi nedeniyle DTP Van Milletvekili Fatma Kurtulan ile Doğubayazıt Belediye Başkanı Mukkades Kubilay Doğubayazıt Kaymakamlığı'na giderek Ağrı Valisi Mehmet Çetin ile görüştü. Görüşmede Vali Çetin'den polis ablukasının kaldırılması talep edildi. Talep üzerine ilçedeki polis ablukası kaldırıldı.
Özhan'a yakışır bir şekilde toprağa verilecek
Görüşmenin sürdüğü saatte, DTP Doğubayazıt İlçe binası önünde bekleyen kitle, 'Biji Serok Apo', 'İntikam', 'İntifa', 'Öcalansız dünyayı başınıza yıkarız' sloganlarını atarak Uluyol Karakolu'na doğru yürüyüşe geçti. Bunun üzerine Kurtulan, parti binası önünde halka çağrıda bulundu. Dünkü olaylarda yaşamını yitiren Ahmet Özhan'ın cenazesinin yarın sabah toprağa verileceğini ve 'şehide' yakışır bir cenaze töreni yapacaklarını söyleyen Kurtulan, halktan provokasyonlara gelmemesini istedi. Kitle, parti binası etrafındaki polis ablukasının kaldırılması için oturma eylemi yaptı. Polisin parti binası ve sokaklardaki ablukayı kaldırması üzerine kitle olaysız dağıldı.
AĞRI (DİHA)
- "Terörle Mücadele"nin Sayıları Kafa Karıştırıyor Türk Polisinden Gözaltında çivili işkence! İnfaz edip kulağını kestiler, üzerinde sigara söndürdüler Nusaybin'de Askerler bir kişiyi silahla katletti Polis ve Doktordan (!) Kürde kimliksizlik İşkencesi 2 köylü askerlerin açtığı ateşle yaralandı, Hastanede linç edilmek istendi, tutuklandı! Vahşet itirafları:“Özel harekâtçı polis PKK’lı bir kadının ölüsüne tecavüz etti...” DTP'li Belediyeye Polis Baskını Aslolan İşkenceye Toleransmış » İşkencedeki artış endişe verici : 32 kişi polis tarafından öldürüldü » SKANDAL : El Kirine 4.5 Ay Hapis! » Diyarbakır'da polis vahşeti » Polisler: Her polis için 10 Kürdü öldüreceğiz » Panzerle öldürmeyi unutturmak istiyorlar » Dövülen S.A.'ya 'polis dövdü' suçlaması » 1992 Newroz’unda Devlet Güçlerince Katledilen 54 Kişi Anıldı » Polis, “Pis Kürtler, Düzeni Bozuyorsunuz. Hepiniz Teröristsiniz” » Türk Polisi, veresiye meşrubat vermeyen esnafa saldırdı! » Gözaltındaki DTP İlçe Başkanı hastaneye kaldırıldı » Facebook’ta polis mesajları » İşkence : Vicdani retçi Bal'a Askeri Cezaevi'nde linç girişimi » ‘İsviçre Kürtleri Türk sayıyor’ » Irkçı-milliyetçi saldırgan gruplar, polis eşliğinde, » Bornova da bir ayda 2. işkence : Mardinli Kürt'tür Vurun ulan vurun! » Karakolda şahitlere de işkence : 'Siz Kürtler ölmezsiniz, köpeksiniz size bir şey olmaz' » Polis'ten neştercilere çay ikramı... » Cizreli çocuklara cezaevinde işkence » Tutukluya işkence yaptılar » İşkence yok infaz var! » Yine Van yine polis! » İnsaf! Ömür 10 yaşındaydı » "Eve geldi. Saat beş gibi dışarı çıktı. Yavrumun ne kahvesi vardır, ne içkisi. Kazandığı parayı ay başı bana verirdi." » 'Önümüzdeki mahkeme gelmeyebilirim, beni işkencede öldürecekler,' sözleri hâlâ kulağımda. Necmettin sonraki mahkemeye gerçekten gelemedi, haklı çıktı. » ‘Tek oğlumu aldılar benden’ » Penisine ip bağlanarak odanın içinde gezdirilen Aslan'a 'suçunu itiraf etmesi' istendi. » Newroz kutlamaları sırasında terör estiren Van Emniyet Müdürü'ne Vali takdirname verdi » TÜRKİYE'DE İŞKENCE GÜNLERİ
Radikal Diyarbakır karıştı. Başbakan Erdoğan'ın gelişini protesto etmek için sabah başlayan kepenk kapatma eylemi ilerleyen saatlerde sokak çatışmalarına döndü. Diyarbakır' ın Bağlar ilçesinde izinsiz gösteri yapıp cadde ortasında lastik yakan grubu polis biber gazıyla dağıttı. Ara sokaklara kaçan göstericiler polise taşlı saldırıda bulundu. Gerginlik bütün şehire yayılarak devam ediyor. Başbakan Erdoğan ise Diyarbakır'a ulaştı.
Diyarbakır’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gelişini protesto edenler kentin değişik semtlerinde lastik yakıp, yolu kapatarak polis taşladı. Polis, biber gazı kullanarak grupları dağıttı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır’a gelmesini protesto eden terör örgütü yandaşları kentin Bağlar İlçesi Şehitlik, Huzurevleri, Suriçi semtlerinde izinsiz gösteriler yaptı. Polis, kendilerine taş da atan grupları dağıtmak için biber gazı kullandı. Ara sokaklara kaçan göstericiler, polise taşlı saldırılarını sürdürürken, olaylar kentin değişik semtlerinde yerler devam etti. Sikorsky polis helikopteriyle kent üzerinde uçuşlar yapılarak, gösterilerin bulunduğu yerler, yerdeki polis ekiplerine bildirildi. Kentte güvenlik güçleri çok sıkı önlemler alırken, Başbakan Erdoğan'ın geçeceği güzergahlar da yollar kapatılırken, binalar keskin nişancılar yerleştirildi.
HAVAALANI ÇEVRESİ BOŞALTILDI
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gelişi nedeniyle Diyarbakır Havaalanı çevresi tamamen boşaltıldı. Yolcular, yaklaşık 200 metre mesafede oluşturulan güvenlik kontrol noktasında araçlardan indirilip tek tek aramadan geçirildikten sonra havaalanı içine alındı.
DTP MİLLETVEKİLLERİ POLİSLE TARTIŞTI
Diyarbakır'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kente gelişi nedeniyle bir cadde trafiğe kapatılırken, iki otomobil içinde bulunan DTP Diyarbakır Milletveki Aysel Tuğluk, Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici, Hakkari Milletvekili Hamit Geylani ile Diyarbakır İl Başkanı Necdet Atalay’ın Kuruçeşme Kavşağı’ndan Bağlar’a geçmesine polis izin vermedi. Polis, yolun panzerler tarafından kapatıldığını söylerken milletvekilleri yolu kullanmakta ısrar etti. Israr üzerine milletvekilleri ile polisler kısa süre tartı. Milletvekilleri daha sonra polisin gösterdiği güzergahı kullanarak bölgeden ayrıldı.
HER YERDE EYLEM
İMRALI Cezaevi'nde ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasını çeken Abdullah Öcalan'a kötü muamele yapıldığı iddiası ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır’a gelişinin protesto etmek amacıyla, terör örgünün bildiri dağıttığı kentte ve Batman ile Şırnak'ın Cizre ilçesinde kepenk kapatma eylemi yapıldı. Güvenlik güçleri bazı yerlerde esnafı kepenklerini açması için uyarırken, bazı il ve ilçelerde çok sıkı güvenlik önlemleri alındı.
Diyarbakır'da, PKK'nın bildiri dağıtması sonucu Başbakan Erdoğan'ın gelişinin protesto edilmesi amacıyla bu sabah birçok semtte kepenkler açılmadı. Diyarbakır'ın merkez Bağlar ve Sur ilçelerinde kepenklerin yüzde 90'ı açılmazken, yine merkez Yenişehir İlçesi'nde esnafın bir bölümü kapalı kaldı. Başbakan Erdoğan'ın gelişi nedeniyle polis kent merkezinde geniş önlem alırken, bazı caddelerde bulunan çöp konteynırlerı polis tarafından kaldırıldı. Polis, Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır Havaalanı'ndan üniversiteye geçerken kullanacağı güzergah üzerinde sürekli devriye geziyor. Kepenklerini açmayan esnaf işyerlerinin çevrelerinde dolaşmayı tercih etti.
BATMAN'DA
Terör örgütünün çağrısı ve bildiri dağıtması sonucu Batman'da bu sabah saatlerinden itibaren kepenkler açılmadı. Batman'da kepenklerin yüzde 90'ı kapalı tutulurken, sivil polisler, işyerlerinin açılması için esnafı uyardı. Esnaf kepenklerini açmadıkları işyerleri önünde otururken, dün gece ise, Karşıyaka mahallesindeki, Telekom binasına taşlı saldırı yapıldığı bina camlarının kırıldığı bildirildi.
CİZRE'DE
Şırnak'ın Cizre İlçesi'nde de bir grup caddelerde lastik yakarken, yasa dışı sloganlar atınca polisler müdahale etti. Panzerlerle yapılan müdahalelerde göstericiler panzerleri taşladı. Polis, göstericileri dağıtmak için gaz bombası kullanırken, eylemciler ara sokaklara kaçtı. Cizre İlçesi'nde de sabah saatlerinde itibaren kepenkler açılmadı. İlçe merkezinde çok sayıda polis ve asker resmi kurumların önünde güvenlik önlemi alırken, polisler caddelerde sürekli devriye geziyor.(dha)
Erdoğan halkın içine çıkamadan kentten ayrıldı
www.gundemonline.org
Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, halkın içine bile çıkamadan Diyarbakır ziyaretini tamamlayarak ayrıldı.
Protesto eylemlerinin aralıksız sürdüğü Diyarbakır'a ziyarette bulunan Türk Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin yanık ünitesini açılışını yaptıktan sonra Urfa yolu üzerindeki Turkcell GSM çağrı merkezinin açılışını yaptı.
Erdoğan, daha sonra Diyarbakır Valiliği'nde görüşmelerde bulundu. Basına kapalı olan görüşmenin ardından AKP İl Başkanlığı'na geçen Erdoğan, burada yaptığı görüşmenin ardından Diyarbakır'dan ayrıldı. Erdoğan Diyarbakır ziyareti sırasında halkın içerisine çıkamadı. Gün boyu kepenk ve kontak kapatma eyleminin yanısıra sokaklarda protesto gösterileri düzenlendi. Erdoğan'ın ziyaretini protesto eden Diyarbakırlılar, ziyaretin fiyasko ile sonuçlanmasını sağladı.
AMED /ANF



