DTP'ye destek için 'Halk Mahkemesi' kuruldu

dtp_halk_mahkemesi Türk adaletinin DTP'ye karşı açtığı kapatma davasına karşı Diyarbakır'da binlerce kişi 'Bağımsız Halk Mahkemesi' kurdu. Hakkari'de de yapılan kitlesel basın açıklaması ile DTP'ye açılan kapatma davası kınandı.
Anayasa Mahkemesi'nde DTP'nin sözlü savunma yaptığı saatlerde Diyarbakır Dağkapı Meydanı'nda 'Halk Mahkemesi' kuruldu. Duruşmaya katılmak için gelen binlerce kişi PKK ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan lehine slogan attı.
DTP bayrağı taşıyarak, Oremar, Tirsonek ve Zap Destanı şarkıları eşliğinde halaya duran kitlenin taşıdığı 'Siyasi irade engellenemez', Ne Ergenekon ne AKP yaşasın Demokratik Cumhuriyet', 'Siyasetin yolunu kapatırsan dağın yolunu açarsın' yazılı dövizler dikkat çekti.
Ayrıca Türk devleti tarafından daha önce kapatılan 5 Kürt siyasi partisini temsil eden 'Partiler mezarlığı' yazılı bir döviz göze çarptı. Protesto gösterisi sırasında yoğun askeri-polisiye önlemler alındı.
Şeyh Sait'in Asıldığı Yerde kuruldu
dtp_halk_mahkemesi_daktilo Halk Mahkemesi Kürt liderlerden Şeyh Sait'in asıldığı yer olan Dağkapı Meydanı'nda kuruldu. Mahkemede Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, DTP Diyarbakır Milletvekilleri Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak, MYK üyeleri Selma Irmak, Mazlum Tekdağ, Kamuran Yüksek, Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, DTP'li ilçe belediye başkanları, DTP İl Başkanı Nejdet Atalay, İHD, Göç-Der, TUHAD-FED, DÖKH, YDG, Eğitim Sen Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Karahan, KESK Diyarbakır Şubeler Platformu üyeleri de yerlerini aldı.
Alanda kurulan sembolik 'Halk Mahkemesi'nin salonu dizayn edilirken, mahkemenin tiyatrosunun ise Dicle Fırat Kültür Sanat Merkezi (DFKM) çalışanları düzenleneceği belirtildi.
Öte yandan kapatma davasına bir tepki de Hakkari'den geldi. DTP Hakkari İl binası önünde toplanarak yürüyüşe geçen yaklaşık 2 bin kişi Bulvar Caddesi'ndeki belediye binası önünde yürüyüşlerine son verdi.
'Hiç Kimse Halkın Düşüncesini Kapatamaz'
Sarı, kırmızı ve yeşil, bezler ile bez afişleri taşıyan eylemciler, 'PKK halktır, halk burada', 'Biji serok Apo', 'Şehit Namırın', 'Sayın Öcalan', 'DTP siyasi irademizdir', 'Gençlik Öcalan'ın fedaisidir', 'Geliyor geliyor Apocular geliyor' şeklinde sloganlar arttı.
Belediye binası önünde basın açıklamasını okuyan DTP Hakkari il Başkanı Hasan Güzel, partilerin kapatılıp açılabileceğini, ancak insanların düşüncelerine kilit vurulmayacağını vurguladı. DTP hakkındaki kapatma davasının devam ettiği kritik bir günde bu kapatma davalarının ne ilk ne de son olduğunu belirten Güzel, parti kapatmanın dünyanın her yerinde bir insanlık ayıbı olduğunu kaydetti. Güzel, 'Hiç kimse halkın düşüncesini kapatamaz. Kimse halkın önünü kesemez, kilit vuramaz. Kürt sorunu siyasal bir sorundur. Hiçbir şekilde sınır ötesi operasyonlarla ve başkalarının oyunlarıyla çözülemeyecek. Bu sorunun Sayın Öcalan ile çözüleceğini herkes bilmelidir' dedi. Basın açıklamasından sonra eylemciler slogan atarak dağıldı.
AMED /ANF

Türk: DTP'nin kapatılması büyük talihsizlik olacaktır

Binlerce kişi DTP için alanlara çıktı

İstanbul'da 4 DTP'li gözaltına alında

DTP sözlü savunma veriyor

DTP'li Demirtaş'ın mahkemeye zorla getirilmesini istedi

İnşaat işçisine, önce işkence sonra infaz!

“Benim ağabeyimi yok yere vurdular. Ağabeyim annesiz babasızdı, köyde tek başına yaşıyordu. Öldürdükleri yetmiyormuş gibi bir de işkence yapmışlar ona. murattekdal1Tırnakları sökülmüştü. Kafasında darp izleri vardı. Elleri ezilmişti. Onu işkence ile öldürmüşler.”

 

Amed’in Lice İlçe’sinde özel harekat timleri tarafından infaz edilen Murat Tekdal’ın yalnız başına yaşayan bir inşaat işçisi olduğunu belirten ailesi, Tekdal’a işkence yapılıp ardından da öldürüldüğünü belirtti. Abla Fatma Güler, “benim ağabeyimi yok yere vurdular. Ağabeyim annesiz babasızdı, köyde tek başına yaşıyordu. Öldürdükleri yetmiyormuş gibi bir de işkence yapmışlar ona. Tırnakları sökülmüştü. Kafasında darp izleri vardı. Elleri ezilmişti. Onu işkence ile öldürmüşler” diye konuştu.
Türk ordusunun Kürdistan’daki sivil infazları sürüyor. Geçtiğimiz haftalarda Hakkari’de bir çobanın HPG’li diye katledilmesinin ardından bir başka olay ise üç gün önce Amed’in Lice İlçesi’nde yaşandı. Lice-Hani kırsalında operasyona çıkan askerler, Lice İlçesi Ecemiş Köyü nüfusuna kayıtlı Murat Tekdal’ı öldürdü. Cenazeyi HPG’li diyerek Lice Devlet Hastanesi’ne götüren askerler daha sonra da Tekdal’ın yaşadığı Ecemiş Köyü muhtarını arayarak, ‘Murat Tekdal adlı bir teröristi öldürdük. Gelin götürün’ diye haber verdi. Bu haber üzerine köy muhtarı, anne babası olmadığı için köyde tek başına yaşayan ve HPG ile hiçbir ilişkisi olmayan Tekdal’ın amcası ve ablasına durumu bildirdi. Murat Tekdal 12 Eylül günü tek başına yaşadığı köydeki evinden başka bir köye misafirlik için gitmiş ve gün boyunca kendisinden haber alınamamıştı. Murat Tekdal’ın sivil olduğu anlaşılırken, Türk yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda ise Tekdal için HPG’li denilerek, vurulduğu belirtilmişti. Olayı büyük bir şok yaşayarak karşılayan Tekdal ailesi, çocuklarının HPG’li olmadığını ve işkence ile infaz edildiğini belirterek, olayın peşini bırakmayacaklarını söyledi.
yeniozgurpolitika Yok yere öldürüldü
Tekdal’ın amcası Emin Tekdal, yeğeninin 12 Eylül’de Amed’den ayrılarak yaşadığı Ecemiş Köyü’ne gittiğini belirterek “Aynı gün saat 16.00’da komşu köye misafirliğe gidiyor. Biz o gittikten sonra 13 Eylül günü saat 12.00’ye kadar kendisinden haber alamadık. Saat 12.00’de askerler bizim köyün muhtarını arayarak ‘Murat Tekdal adındaki bir PKK’liyi öldürmüşüz, gelin cenazesini alın’ demişler. Böyle bir haber gelince şok yaşadım. Çünkü benim yeğenim HPG’li değil. Yeğenimin PKK ile hiçbir ilgisi yoktur. Yeğenim inşaatlarda çalışıyordu. Bazen köyde tarlalarda da yevmiye ile çalışıyordu. Diğer mahsum insanlarımız gibi yeğenim de yok yere öldürüldü” dedi. Devletin son dönemlerde mahsum insanları tekrardan öldürmeye başladığını öne süren Tekdal, kamuoyunun bu olaylara sessiz kalmamasını istedi.
‘Tek odalı evde yaşıyordu’
Yeğeninin ölümünden sorumlu olanların cezalandırılması için tüm hukuki yollara başvuracaklarını vurgulayan amca Emin Tekdal, “Biz bunun takipçisi olacağız ki başka mahsum insanlar öldürülmesin” dedi. Murat Tekdal’ın 5-6 yıldır tek başına yaşadığını dile getiren amca Emin Tekdal, “yeğenim kendine tek odalı bir ev yapmıştı. Annesi-babası olmadığı için orada tek başına kalıyordu. Kendi halinde biriydi. Yılda 5-6 ay şehirde inşaatlarda çalışıyordu, kışın da köye gidiyordu. Kaç gün önce iş aramak için Diyarbakır’a geldi ama iş bulamayınca yine geri döndü. Gittiği gün bu olay oldu” diye konuştu.
‘Tırnakları sökülmüştü’
Murat Tekdal’ın tek kardeşi olan Fatma Güler infaza ilişkin şunları belirtti: “Benim ağabeyimi yok yere vurdular. Ağabeyim annesiz babasızdı, köyde tek başına yaşıyordu. Hangi hakla araştırmadan sormadan vurdular ağabeyimi. Öldürdükleri yetmiyormuş gibi bir de işkence yapmışlar ona. Tırnakları sökülmüştü. Kafasında darp izleri vardı. Elleri ezilmişti. Onu işkence ile öldürmüşler. Yaptıkları kanunsuzluktur. Abim 29 yaşındaki bir gençti, daha muradına bile ermemişti. Böyle adaletsizlik olur mu?”
Suçluların cezalandırılması için ellerindengeleni yapacağını söyleyen Güler, “Ağabeyimi vurdular ve şimdi de her yerde hava atıp ‘biz bir PKK’li’ öldürdük’ diyorlar. Benim ağabeyim PKK’li değil. Aslında hiçbir PKK’liyi de vuramıyorlar. Ancak sivil insanları sebepsiz yere vurup sonra da PKK’lileri öldürdüklerini söylüyorlar. Ağabeyimin hakkını istiyorum. Araştırıp soracağım kim vurmuşsa bulup cezasını çekmesi için elimden geleni yapacağım” diye kaydetti.
LEYLA SÖĞÜT/ DİHA/AMED YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

İNSANLIĞIN ÖLDÜĞÜ AN

Bölge'de yürütülen kirli savaşı tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren bu fotoğraf karesi Bitlis'in Mutki ilçesinde bir çatışmadan sonra çekilmiş

mutkide_tsk_vahseti1_2008

BÖLGE'DEKİ KİRLİ SAVAŞ İŞTE BU
Operasyon ve çatışmaların şiddetlenmesiyle devreye konulan uygulamalar 1990'lı yılları aratmıyor. Bir dönem sık sık kulak ve kafa kesmekle gündeme gelen askerler, bu kez Bitlis'in Mutki ilçesinde sahneye çıktı. Askerlerin, 26 Ağustos'ta çıkan çatışmada yaşamını yitiren 8 HPG'linin cenazelerine basarak, 'askerlik anısı' fotoğrafı çektirmişler.
ASKERLER POZLA YETİNMEDİLER
Askerler sadece fotoğraf çekmekle yetinmiyor. Fotoğraflarda sağlam görünen cenazelerin, toprağa verildiği sırada parçalandıkları aileleri tarafından duyurulmuştu. Bu çatışmada yaşamını yitiren Gülcihan Sönmez'in vücudunun, Ümik Yakan'ın ise kafatasının parçalandığı ortaya çıkmıştı.
İnsanlık bunun neresinde?
ozgur_ulke_vahset_haberi Yıllardır Bölge'de yürütülen kirli savaş kapsamında insanlığı ayaklar altına alan uygulamalar bitmek bilmiyor. Son yıllarda yeniden hortlatılan vahşet uygulamaları 90'lı yılları hatırlatırken, insanlık da bir kez daha ayaklar altına alındı. Özellikle 90 yıllarda PKK'lilerin cenazelerine basarak fotoğraf çektirme, kulak kesme, baş kesme gibi insanlığa sığmayan karelerle hafızalarda yer edinen askerlerin benzer bir gayri insani uygulaması geçen günlerde Bitlis'te yaşandı.
Askerlerin 1994'lerde PKK'lilerin cenazelerine basarak çektirdikleri fotoğrafların ortay çıkmasıyla insanların hafızalarına işleyen bu kareler daha unutulmamışken, benzer bir insanlığa sığmayan bir uygulama geçen günlerde Bitlis'te yaşandı. Bitlis'in Mutki ilçesinde 26 Ağustos'ta meydana gelen ve 8 HPG'linin yaşamını yitirdiği çatışmada askerlerin yaşamını yitiren HPG'lilerin cenazelerinin üzerine basarak fotoğraf çektikleri ortaya çıktı.
26 Ağustos günü Mutki'ye bağlı Deşta Hute ve Hasköy kırsalında korucularla görüşmeye giden 8 HPG'li pusuya düşürüldü. Bunun üzerine çıkan çatışmada 8 HPG'li yaşamını yitirdi. Ancak çatışmadan sonra askerlerin çektirdiği fotoğraflar insanlık adına utanç verici.
CENAZELERE BASARAK POZ VERMİŞLER
Ortaya çıkan ve cep telefonuyla çekilen fotoğraflarda olay yerindeki askerlerin HPG'lilerin cenazelerine basarak fotoğraf çektikleri görülüyor. Özellikle aynı çatışmada yaşamını yitiren Yılmaz Amed kod isimli Sadrettin Varol'un cenazesi üzerinde bir askerin durarak fotoğraf çektirdiği karelere yansırken, cenazelerin ise sağlam olduğu görülüyor. Ancak fotoğraflarda sağlam görünen cenazelerin, toprağa verildiği sırada parçalandığı da ortaya çıkmıştı.
CENAZELER PARÇALANMIŞTI
Çatışmadan sonra aileleri tarafından cenazeleri alınan HPG'lilerden birçoğunun cenazelerinin parçalandığı ortaya çıkmıştı. Özellikle Muş'un Varto ilçesinde toprağa verilen Savuşka Adar kod adlı Gülcihan Sönmez'in vücudunun parçalandığı gözlenirken, aynı çatışmada yaşamını yitiren ve Van'ın Özalp ilçesinde toprağa verilen Şahan (Brûsk) kod adlı Ümit Yakan'ın ise kafatasının parçalandığı ortaya çıkmıştı.
BİTLİS / DİHA
Mutki'de yaşamını yitiren gerillaların kimlikleri belirlendi

İşte Bölge'de yaşanan savaşın vahşet görüntüleriasker_tsk_vahset_1994mutkivahset_sadrettinvarol_2008

"Mutkide Asker Vahşeti Sadrettin Varol"

YIL: 1994<
Elleri belinde, poz veriyor! Kafatasını taşla parçaladığı gerillanın dışarıya fırlayan beynine doğru uzatmış ayağını.


YIL: 2008>
Zihniyet değişmedi. Yaşamını yitirmiş HPG'linin önce göğsüne basarak fotoğraf çekiyorlar, sonra parçalıyorlar.

Beytüşşebap'ta kontralar halkı göçe zorluyor

Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde kontra faaliyetlerine devam eden devlet, şimdi de bölgeye itirafçı ve korucuları gönderdi. asiretBeytüşşebap'ta Faraşin, Çiyayê Reş, Meydan Zengıl, gibi bölgelere giden kontra timlerinin gerilla kıyafeti giyerek köylüleri tehdit ettikleri ve bölgeyi terk etmelerini istedikleri bildirildi.

Şırnak ve Beytüşşebap Alay Komutanlıkları tarafından organize edilen itirafçı ve korucuların içinde yer aldığı yaklaşık 30 kişilik bir ekip, gruplar halinde gerilla giysileri giyerek Beytüşşebap bölgesinde faaliyet yürüttükleri ve halkı bölgeden göç etmeye zorladıkları bildirildi.
Aralarında kadın itirafçıların da bulunduğu grup içerisinde Sêgırk (Şenoba) beldeki korucubaşı Hazım Babat'ın adamları ile Mamxuran aşiretine bağlı korucuların da yer aldığı ekibin, Faraşin, Çiyayê Reş, Mehat Tepesi, Meydan Zengil, Serasin, Çele Sevi bölgelerinde 3 ayrı grup halinde dolaştıkları ve özellikle Faraşin yaylasında konaklayan köylüleri tehdit ettikleri, bölgeden göç etmelerini istedikleri bildirildi. ŞIRNAK /ANF

Devlet Kürtlerden özür dilesin

anadil_anahaktir_pankartTZPKurdi'nin başlattığı 'Êdî Bes e Kürt diline eğitim hakkı tanınsın' kampanyası her tarafa yayıldı. Kampanya, dün İzmir, Urfa'nın Viranşehir ve Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde düzenlenen yürüyüşlerle devam etti. Binlerce kişinin katıldığı yürüyüşlerde, devletin asimilasyon politikası nedeniyle Kürtlerden özür dilemesi ve Kürtçe'nin anayasal güvenceye alınması talep edildi.

Kürtçe eğitim dili olmalıdır
TZPKurdi'nin başlattığı, 'Êdî Bes e Kürt diline eğitim hakkı tanınsın' kampanyası dalga dalga yayılıyor. Kampanya kapsamında dün İzmir, Urfa'nın Viranşehir ilçesi ve Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde düzenlenen mitinglerde binlerce kişi, Kürtçe eğitim hakkının tanınmasını istedi.
TZP Kurdi'nin başlatmış olduğu anadilde eğitim kampanyası kapsamında Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde DTP İlçe Örgütü binası önünde iki bini aşkın kişi biraraya geldi. 'Zimane me hebuna meye', 'Êdî Bes e', 'Biz ana dilimizde eğitim istiyoruz', 'Xuner bı kurdi xeşe' pankartlarının taşındığı yürüyüşte, 'Ez zımanê dayika xwe dıxazım', 'Bê zımanê jiyan nabe', 'Ana dil haktır istiyorum alacağım', 'Asimilasyon insanlık suçudur' şeklinde dövizler taşındı. Çocukların 'Yeter artık anadilimde eğitim istiyorum' yazılı Kürtçe ve Türkçe pankartları taşımaları dikkat çekerken, yürüyüşe DEP eski Milletvekili Selim Sadak, Bismil Belediye Başkanı Şükran Aydın, Bismil Barış Anneleri İnisiyatifi, Kürt Yazarlar Derneği Başkanı İrfan Babaoğlu, Bismil Kültür ve Sanat Derneği Yönetici ve üyeleri, DTP Bislim İlçe Başkanı Galip Kandemir'de katıldı. DTP İlçe binasın önünden 'Bê serok jiyan nabe', 'Em zimanê dayika xwe dixwazin', 'Zimanê me rûmeta me ye', 'Bê ziman jiyan nabe' sloganları ve erbaneler eşliğinde Belediye Meydanı'na doğru yürüyüşe geçildi. Kadınların özellikle ulusal kıyafetleri ile yürüyüşe katılmaları dikkat çekti. Yürüyüşe katılan çocukların 'Bijî Serok Apo' şeklinde slogan atması üzerine polisler yürüyüş kolunun önünü sekti. DEP eski Milletvekili Selim Sadak, polisin tavrına tepki göstererek, ana dilde eğitim istemenin suç olmadığını söyledi. Yaşanan gerginliğin ardından yürüyüş sürerken, polisin çocuklara çikolata dağıtması dikkat çekti. Çocuklar çikolatalarını aldıktan 'Bijî Serok Apo' sloganı atarak yürüyüşe devam etti.
'Dilsiz yaşam olmaz'
Miting alanında Kürtçe bir konuşma yapan DTP Bismil İlçe Başkanı Garip Kandemir ise, Kürt halkının binlerce yıldır Mezopotamya toprakları üzerinde yaşadığını ve bu toprakların üzerinde birçok medeniyetin kurulmasına da öncülük ettiğini vurgulayarak, 'Türk yetkilileri anadil eğitim konusunda çağdışı ve gerici politikaların vazgeçmelidir. Kürt kimliği ve dilini kabul etmelidir. Hiçbir dil diğer dillerin engeli olmadığı gibi Kürt dili de Türk dilinin önünde engel değildir. Kürt dilinin resmileşmesi ve tanınması Türk diline zarar teşkil etmez' dedi. Kandemir, taleplerini de şu şekilde dile getirdi: 'Sorunların demokratik bir tarzda çözülmesi için en iyi model demokratik özgür bir cumhuriyet sistemidir. Devlet Kürt dilini resmi dil olarak kabullenmeli ve geliştirilmesi önündeki tüm hukuki engeller kaldırılmalıdır. Kürt dili ana okullardan başlayarak üniversitelere kadar eğitim dili olmalıdır.' DEP eski Milletvekili Selim Sadak, bugünler rahat gelinmediği söyleyerek, 'Şu anda yazılan Kürtçe pankat ve dövizler öyle rahat olmadı. Bunun için bir çok bedel ödendi. Bu çocuklar rahatça 'ana dilimi istiyorum' demeleri için Kürtler büyük bedeller ödedi. Anadil olmadan yaşam da olmaz' dedi. 'Kimin dilini kimin kültürünü kimden alıyorlar' diyen Sadak, polisin 'çocukları neden buraya getirdiniz' şeklindeki uyarılarına da cevap vererek, 'Kürt çocuklarının dünya çocukları gibi dillerini kullanma hakkı vardır. Sonuna kadar da sahip çıkacaklardır' diye konuştu.
Urfa'nın Viranşehir ilçesinde de DTP İlçe Başkan Adnan Etli, Belediye Başkanı Emrullah Cin, DÖKH aktivistleri ve DTP yöneticilerinin aralarında bulunduğu yaklaşık bin kişi Dumlupınar İlköğretim Okulu önünde biraraya geldi. Burada kitle adına açıklama yapan Lise 2. sınıf öğrencisi Nupelda Bardakçı, onurlu bir yaşam içi taleplerini dillendireceklerini belirtti. Yıllardır devam eden asimilasyon politikalarına karşı çıkmak için biraraya geldiklerini söyleyen Bardakçı, 'Bugün Türkiye'nin birçok yerinde olduğu gibi bizde burada anadilimizde eğitim için bir araya geldik. Biz öğrenciler, yaşam gerekçemiz olan dilimizi istiyoruz' dedi. Yapılan açıklamanın ardından kalabalık kitle çarşı merkezine doğru yürüyüşe geçti. 'Be serok jîyan nabe', 'Be ziman jîyan nabe' ve ''Öcalan' sloganlarının atıldığı yürüyüşte, 'Em zimane xwe dixwazin', 'Be ziman jîyan nabe' ve 'Em perwerdeya kurdî dixwazin' yazılı dövizler taşındı. Karacadağ Caddesi'ne kadar yürüyen kitle daha sonra olaysız bir şekilde sonra dağıldı.
İzmir'de gerginlik
anadil_eylem İzmir'de de TZPKurdi Komisyonu'n çağrısı üzerine, kampanya çerçevesinde MKM İzmir önünden Eski Sümer Bank önüne kadar yürüyüş düzenledi. Yürüyüşe DTP, SDP, EMEP, ESP, Eğitim Sen İzmir 2,4,6 Nolu Şube, MKM, DÖKH ve Azadiya Welat çalışanlarının yanı sıra yaklaşık 2 bin kişi katıldı. Yürüyüşte, özellikle çocukların okul kıyafeti ile katılması dikkat çekti. Yürüyüşün ardından basın açıklamasını TZPKurdi çalışanı Serdar Balcı Kürtçe ve DTP İzmir İl Başkanı Nametullah Epözdemir Türkçe olarak okudu. Balcı, nüfusları 40 milyona ulaşan Kürtlerin dillerini ve kültürlerini yaşamak istediğini belirterek, 'Kampanya çerçevesinde diline sahip çıkan Kürtler gerekirse çocuklarını okula göndermeyecek ve çeşitli eylemlerle devam edeceğiz' diye konuştu.Basın açıklamasının ardından DTP Konak İlçe binasına yürüyüş yapmak isteyen yaklaşık 2 bin kişi polis tarafından engellendi. Bunun üzerine yürüyüşe katılanlar oturma eylemi başlattı. Çevrede önlem polis ise DTP İlçe binasının bulunduğu sokağın abluka altına aldı. DTP'li yöneticilerin araya girmesi ile gerginlik yatışırken polis ablukayı kaldırdı.
Şırnak'ta mitinge çağrı
Şırnak'ın Cizre ilçesinde ise yurttaşlar Kürtçe eğitim hakkının tanınması için 21 Eylül'de yürüyüş düzenlenecek. Kampanyayı geç kalınmış bir girişim olarak değerlendiren Mem û Zin Kültür Sanat Merkezi Yöneticisi Cemal Menek, 'Kürtçeye bütün Kürtler sahip çıkmalı, herk Kürt Kürtçe okuma ve yazmayı bilmeli' dedi. Menek, Kürtçenin okullarda öğretilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'de milyonlarca Kürtün yaşamasına rağmen Kürtçenin resmi dil olarak kabul edilmediğini ifade eden Mezopotamya Kültür Merkezi Yöneticisi Fecriye Benek ise, 'Okul çağında olan çocuklarımız kendi aralarında Kürtçe konuşma, okuma, yazma gibi kampanya ve yarışmalar düzenlemeli' dedi. TZP Kurdi Yöneticisi Mirza Roni de amaçlarının Kürtçe üzerindeki yasakların kaldırılması ve resmi dil olarak kabul edilip, okullarda ders olarak öğretilmesi gerektiğini söyledi. Roni, herkesi 21 Eylül günü Cizre'de yapılacak olan mitinge katılmaya davet etti. Şırnak Kent Meclis Sözcüsü İbrahim Erkul, bu asimilasyona karşılık olarak Kürtlerin anadilini koruması, konuşması ve daha çok öğrenmesi gerektiğini söyledi. Çocuklarının okulda verilen dersleri anlamadığını kaydeden öğrenci velilerinden Abdullah Bilgin de 'Çocuklarımıza okulda işledikleri dersleri sorduğumuzda verdikleri cevap 'Hiçbir şey anlamıyoruz, çünkü öğretmenlerimiz bize Türkçe anlatıyor' diyor. Bu dersler Kürtçe verilirse çocuklarımız 5 yılda görecekleri eğitimi bir veya iki yılda görür. Ama maalesef bunlar Türkiye'nin gerçekleri ve çözümü de yetkililerin elinde' dedi. Öte yandan Şırnak Kent Kadın Meclisi, İdil ilçesinde çatışmalarda yakınlarını kaybeden ya da mağdur olan bir ailenin evini ziyaret etti. Seyrantepe Mahallesi'nde önceki akşam yapılan ziyarette çok sayıda kadın katıldı. Şırnak Kent Kadın Meclis Yürütme Üyesi Zemihan Oğuz kadınların Kürt sorununun çözümü ve anadilde eğitim için çalışmalar yürütmesi gerektiğini söyledi. Toplantıda konuşan ve bir çocuğunu çatışmada yitiren Safiye Pişkin de 'Artık analar gözyaşı dökmesin. Kürtlere anadilde eğitim hakkı tanınsın' diye konuştu.
DİYARBAKIR / DİHA

Barzani: Kerkük Kürttür, pazarlık yapmayız

petrol kurdistan regionalKürdistan Bölgesel Yönetim Başkanı Mesut Barzani, Kerkük konusunda pazarlık yapmayacaklarını belirterek, 'Kerkük'ün kimliği kürt, bunda pazarlık yapmayız' dedi.

El Cezire televizyonunda yayınlanan bir programa katılan Barzani, Kerkük'e ilişkin soruları yanıtladı. Kerkük'ün kimliğinin Kürt olduğunu belirten Barzani, bu konuda pazarlık yapmayacaklarını söyledi.
Irak Anayasası'nın Kerkük'te referandumu öngören 140. maddesinin sorunlu bölgeler için çözüm belirlediğini kaydeden Barzani, 'Biz, anayasadan yanayız ve hiçbir yasanın ve maddenin 140.maddeye alternatif olmasını kabul etmeyiz' şeklinde konuştu.
Irak'ta seçimlerden yana olduklarını belirten Barzani, Kerkük'te de diğer kentlerde olduğu gibi seçimin yapılmasını ve Kerkük İl Meclisi'nin seçimle belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Kerkük'te idari mevkilerin bölüşülmesinden yanay olduklarını belirten Barzani şöyle konuştu: 'Kürt, Arap, Türkmen, Aşuri kardeşlerin ortaklığına inancımız var. Kerkük'teki bütün oluşumlar kentlerinin idaresine katılmalı. Kerkük İl Meclisi'ndeki sandalyeler seçimden önce bölüştürülemez. Bu meclisin üyeleri seçim sonucuna göre belirlenmeli.' SELAHADDİN /ANF

Başkan Barzani, anayasa uygulanmazsa parlamentomuzun kararlarını uygulayacağız

mesut barzaniKÜRDİSTAN BAŞKANI: ‘’ANAYASA UYGULANMAZSA PARLAMENTOMUZUN KARARINA BAKACAĞIZ’’

 

PNA-Federal Kürdistan Bölge (FKB) Başkanı Mesut Barzani, Irak hükümetinde ülkedeki bütün oluşumların katılımın olması gerektiğini ve hiçbir ülkenin Irak’ın içişlerine karışmasını kabul etmeyeceklerini söyledi. Kürtlerin geleceği konusunda ise Başkan Barzani, anyasaya bağlılık olmaması ve anayasanın uygulanmaması durumunda parlamentonun kararın bakacaklarını söyledi.

Dün gece canlı yayında El-Cezire’nin sorularını yanıtlayan Kürdistan Bölge Başkanı Mesut Barzani, petrol anlaşmaları konusunda, ‘’Anlaşmalar, yasa ve anayasaya uygun bir şekilde imzalandı. Anayasanın hiçbir maddesiyle zıt değil’’ dedi.

Subat 2007’de petrol ve gaz anlaşmaları konusunda anlaşmaya vardıklarını söyleyen Başkan Barzani, anlaşmanın içeriğinin değiştirilerek parlamentoya sunulmaya çalışıldığını söyledi.

Başkan Barzani, ‘’Yasada ‘’Yasa, Mayıs ayına kadar parlamentodan geçmezse Kürdistan Bölgesi’nin kendi başına anlaşmalar yapmaya hakkı vardır’’ deniliyordu.’’dedi. 

Kerkük petrolleri  konusunda Başkan Barzani, ‘’ Biz, Kerkük’ün Kürdistaniliğini çoğrafi ve tarihi gerçeklere dayandırıyoruz. Amacımız Kerkük’ün petrolleri değil’’ dedi.

Kürtlerin geleceği konusunda Başkan Barzani, ‘’ Irak’ın birliğinin garantisi anayasanın uygulanmasıdır ve bu anayasaya bağlılıktan geçer. Bu yapılmadığı takdirde kürdistan’da parlamento var. Diğer siyasi partilerin liderlikleri var. Parlamento ne karar verirse biz de buna bağlı kalacağız’’ dedi.

Federal Kürdistan Bölge (FKB) Başkanı Mesut Barzani, Yeni Irak’ın faaliyetlerine Kürtlerin ilk başta katıldığını söyleyerek, “Ülkenin yönetiminde kenarda bırakma değil ortaklık ilkesi uygulanmalı” dedi.

Başkan Barzani, El Cezire Televizyonuna şu sıralarda yaptığı konuşmada,  yeni Irak’ın faaliyetlerine Kürtlerin ilk başta katıldığını söyledi ve “Ülkenin yönetiminde kenarda bırakma değil ortaklık ilkesi uygulanmalı” dedi.

Başkan Barzani, “Biz, Irak’ta ortağız ve Yeni Irak’ın oluşturulması sürecine katıldık” dedi.

Başkan Barzani, bununla birlikte Bağdat ile sorunlarının olduğunu, ancak bu sorunların şuana kadar sona erdirilmediğini belirtti.

‘DTP DEĞİL, KÜRTLER KAPATILIYOR’

emineaynawelat

Birgün -Demokratik Toplum Partisi (DTP) Eşbaşkanı Emine Ayna ve DTP MYK üyesi ve Batman Milletvekili Bengi Yıldız BirGün gazetesini ziyaret ederek kapatılma davasıyla ilgili olarak 16 Eylül’de yapacakları savunma hakkında bilgi verdi.   Emine Ayna, davanın yalnızca teknik bir parti kapatma davası olarak görülmemesi gerektiğini söyleyerek, “dava Türkiye’nin geleceğinin ve demokratikleşmesinin yönünü

belirleyecek önemde bir davadır” dedi.

Ayna şöyle konuştu:

“Bu davayla sadece bir parti binası kapatılmak istenmiyor. Bu davayla bizim savunduğumuz Kürt sorununa demokratik çözüm önerisi kapatılmak isteniyor. Kürt sorununda dile getirdiğimiz Demokratik Özerklik biçiminde ifade ettiğimiz çözüm önerilerimiz için kapatılmak isteniyoruz. Her ne kadar ‘PKK terör örgütüdür’ demediğimiz ya da ‘Sayın Öcalan’ dediğimiz için ya da ‘Öcalan’ın talimatıyla kurulduğumuz’ iddialarıyla kapatılma davası açılmış gibi görülse de asıl neden budur. Biz savunmamızda tezlerimizi tekrar savunacağız. Elbette partinin kapatılmasına karşı savunmamızı yaparken mutlaka tezlerimizi de dile getireceğiz.”

BU BİR PKK DAVASI DEĞİL

Kapatılma davasıyla ilgili olarak 16 Eylül’de sözlü savunma yapacaklarını belirten Emine Ayna, “davaya konu teşkil eden iddialar ne hukukidir ne de siyasi. Biz bunları da kabul etmiyoruz. Sözlü savunmamızda bir halkın hak ve hukuk mücadelesini anlatacağız. Halkın hak arama mücadelesinin terör ve şiddet olarak nitelendirilemeyeceğini anlatacağız. Bu hukuki ve siyasi düzeyden yoksun iddialara bir siyasi düzey getireceğiz.”

Emine Ayna, bu davada  PKK’ye neden terör örgütü demediklerinin de sorulduğunu anımsatarak, “Bizim derdimiz PKK’yi savunmak ya da değerlendirmek değil. Biz neden PKK’ye böyle diyoruz onu anlatacağız. Ama bu dava bir PKK davası değil. PKK’nin ne olduğu ve kendini nasıl tarif ettiği ise davayla ilgili bir şey değil.”

DTP’nin kapatılması halinde Kürt sorununda çözümsüzlük siyasetinde bir adım daha atılacağını belirten Ayna, “Oysa eşit haklara sahip insanların yaşadığı bir ülkenin önünün açılması gerekiyor” dedi. Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın hükümetin hazırladığı AB’ye ilişkin “Ulusal Program’la” ilgili olarak kendilerine yaptığı bilgi verme ziyaretine de değinen Ayna, ‘Babacan’a da asıl sorunun anayasa değişikliği, sistem değişikliği, zihniyet değişikliği olduğunu’ söyledik”dedi.

Türkiye’nin demokratikleşmesiyle ilgili AKP ve devletin aynı düzlemde olduğunu söyleyen Ayna, Kürt sorununda AKP ve Ordu farkının bulunmadığını belirtti. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un Diyarbakır gezisine değinen Ayna, Başbuğ’un “Sorunun çözümünde siyasiler etkin olsun” sözüyle “Siyasiler DTP’nin varlığını tanımasın” çağrısı anlamına geldiğini söyledi.