Altınova'daki Kürtler: Saldırılar başladığında elektrikleri kestiler

Balıkesir Ayvalık altinova Balıkesir'in Ayvalık ilçesine bağlı Altınova beldesinde Kürtlere yönelik linç girişiminin perde arkası aralandı. Beldede incelemelerde bulunan DTP ve İHD heyetine konuşan Kürtler, olayların başlangıç saatlerinde elektriklerin kesildiğini ve ardından ev ve işyerlerine yönelik saldırıların başladığını anlattı. Adeta sıkıyönetim ilan edildiği beldede 33 olan asker sayısı bine yükseltildi. Sabaha kadar caddelerde nöbet tutan askerler, kimlik kontrollerinde Kürtlerin beldeye girişine izin vermiyor.Balıkesir Ayvalık Altinova linc


İHD ve DTP Genel Merkezi, Türk medyasında sıradan bir olay olarak gösterilen Kürtlere yönelik linç girişiminin yaşandığı Ayvalık'a gitti. Bugün öğlen saatlerinde 10 bin nüfuslu beldeye gelen İHD'den 5 kişilik heyet, ev ve işyerleri yakılan Kürtlerle görüştü. Can güvenliği nedeniyle isim vermeyen mağdurlar, yaşanılanları şöyle anlattı:
'Eve hapsolduk, sesimizi duyurun'
'Olay basında yer aldığı gibi değil. Alkollü olan bir grup içki içerek iki genci dövüyor. Sonra da bu olaya büyükler karışınca tartışma çıkıyor. Tartışmanın ardından olaylar yatıştı derken 50-60 kişilik grup ev basıyor. Baskın sırasında aracına binip kaçmak isteyen M.A, iki insanı ezmedi. Ardından bu grup 'Bunlar PKK'li' diyerek halkı galeyana getiriyorlar. Özellikle Ayvalık'tan ülkücüleri getirmişler. 2 bin kişi, bu gerginliğin ardından Kürtlere ait ev ve işyerlerine saldırdılar. İlginç olan saldırılar başlamadan önce elektrikler kesildi, ardından da linç başladı. Eve hapis vaziyetteyiz. Ekmek bile bulamıyoruz. Sesimizi duyurun.'altinova linc
İHD rapor hazırlayacak
İHD Genel Merkezi'nden Veysi Altay, görüşmeleri rapor haline getirdikten sonra kamuoyuna açıklayacaklarını söyledi. İHD heyeti Balıkesir Valisi Selahattin Hatipoğlu ile kısa bir süre görüşme yaptıktan sonra tahrip edilen yerlerde inceleme yaptı.
Beldede sıkıyönetim
Üç gündür gerginliğin devam ettiği Altınova'da adeta sıkıyönetim ilan edildi. Gece boyunca sokaklarda devriye gezen jandarma ekipleri, şüpheli gördüğü kişileri GBT'den geçiriyor, Ayvalık'a giriş çıkış yapan araçlar kontrol ediliyor.
Beldeye Bursa, Balıkesir, Aliağa, Dikili, Bergama ve Ayvalık ilçelerinden askeri birlikler gönderilirken, beldede 33 olan asker sayısı 1000 kişiye yükseltildi. Kalabalık gruplar halinde gezilmesine izin verilmeyen beldede olayların daha da büyümesi ihtimali üzerine alarma geçildi. Kimlik kontrolünde beldeye Kürtler alınmıyor.
'MHP'li Bulut kışkırttı'
Bu arada olayların kışkırtan kişinin Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut olduğu belirtildi. Belde sakinleri cenaze töreni için gelen MHP'li Bulut'un beraberindeki ülkücülerle birlikte halkı kışkırttığı ve 'Hadise tamamıyla burada bir grubun halk üzerinde tahakküm kurma adına yapmış olduğu faaliyettir. Buna Altınova, Ayvalıklı insanlarımız izin vermeyeceklerdir' dediği öğrenildi.
18 kişi adliyeye sevk edilecek
Olaylar sırası ve sonrasında gözaltına alınan 46 kişiden 18'i, bugün adliyeye sevk edilecek. Balıkesir Valisi Selahattin Hatipoğlu, beldede güvenliğin kontrol altında bulunduğunu ifade ederek, 'Gözaltına alınan zanlıların tamamı iki gün içinde adliyeye çıkarılacak. Herkesi sakin olmaya davet ediyorum' dedi. ANF

Altınova'da adli olay, Kürtleri linç etmeye dönüştürüldü

Bakurtler_linc_girisimi_balikesirlıkesir'in Ayvalık ilçesinin Altınova beldesinde gençlerin sözlü sataşmasıyla başlayan ve 2 kişinin ölümüyle sonuçlanan kavganın ardından yaşanan olaylarda, belde de yaşayan Kürt yurttaşların evleri taşlandı, işyerleri talan edildi, arabaları yakıldı.

Linç edilmek istenen Kürtler, ülkücü grupların provokasyonuyla olayların büyüdüğü belirtiliyor. İHD olaylara ilişkin beldeye heyet gönderdi.
Gençler arasında sözlü sataşmayla başlayan kavgada 2 kişinin ölümüyle birlikte Kürtlere yönelik linç girişimine dönüştürülmesinin ardından akşam saatlerinde yaşanan olayların bilançosu ortaya çıkmaya başladı. Olaylarda yaralanan Oğuz D. (23) adlı kişi hastaneye kaldırılırken yolda yaşamını yitirirken, kavgaya karışan Ezer K. (31), Ercan T. (31), Murat K. (39), Mustafa K. (25), Enver G. (40) ve H.T. (17) adlı 6 kişi de yaralandı. Ağır yaralanan Ezer K. Balıkesir Devlet Hastanesi'de yaşamını yitirdi. Altınova'da Kürtlerin yaşadığı bilinen çok sayıda evin taşlandığı ve işyerlerinin de talan edildiği, arabalarının da yakıldığı öğrenilen olayların kısmen yatıştığı, ancak ilçede gerginliğin sürdüğü de belirtildi. Grup, 'Şehitler ölmez, vatan bölünmez' sloganını atarak, İstiklal Marşı okudu.turkiye_linc
'Öldürmek istiyorlardı'
Olaylar sırasında boş bir binada sıkıştırılan Kürtlerden Seyfettin Gere, bin kişilik bir grubun ırkçı sloganlar atarak kendilerini linç etmek istediklerini iddia ederek, 'O an ne yapacağımızı bilemiyorduk. Jandarma bizi ablukaya almıştı, ancak yine de can güvenliğimizden endişe ediyorduk. Kalabalığın tek amacı bizi öldürmekti. Bütün evlerimiz, iş yerlerimiz talan oldu. Jandarma aracıyla evimize getirildik, ama gece boyunca uyumayacağım. Çünkü dışarıda hala sloganlar atarak yürüyüş düzenleyen gruplar var' dedi.
İHD, yetkili makamlara ulaşamadı


Logo_ihd[1] Altınova'da yaşanan olayları değerlendiren İHD Genel Sekreteri Sevim Salihoğlu da olayı duydukları andan itibaren gerek jandarma, gerekse de emniyet yetkililerine ulaşmak istediklerini, ancak irtibat sağlayamadıklarını belirterek, insanların can güvenliğinin bir an önce sağlanmasının ve gerginliğin daha da büyümemesi için gerekli önlemlerin alınmasını istedi. Olaylarda can kaybının olmasının oldukça üzüntü verici olduğunu ifade eden Salihoğlu, 'Yaşam kaybı ciddi sonuçlar doğuruyor. Bunun örneklerini daha önce gördük ve üzücü olaylar yaşadık. Altınoluk'ta yaşananları yakından takip ediyoruz. Önümüzdeki günlerde bir heyet göndererek olayları inceleyeceğiz. Yaşamını yitiren Oğuz D.'nin ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum' diye konuştu. BALIKESİR / DİHA

 

  1. İşkencedeki artış endişe verici : 32 kişi polis tarafından öldürüldü Ordu'da ırkçılığın gerekçesi de ırkçılık! Kürt işçilerin Ordu ve Trabzon’a girişi yasaklandı! ‘’Adapazarı Kürtlere mezar olacak’’ İzmir, Sakarya, Aydın, Balıkesir, Mersin, Gebze… Lincin son durağı Adana Marmara Bölgesi’nde Kürtlere yönelik halk ihlalleriyle birlikte linç girişimleri de arttı. Türk, saldırı ile Türk-Kürt savaşı başlatılmak isteniyor ‘Sakarya’da DTP’lilere linç Madımak’ı andırıyor’ İşkence : Vicdani retçi Bal'a Askeri Cezaevi'nde linç girişimi Aynı olaylarda 110 otel, 27 eczane, 23 okul, 21 fabrika, 73 kilise ve mezarlıkları yakılıp, yıkılır. Türk medyasının provokasyonları bununla bitmiyor Türk adaletinden (!) Türklere “Kürde ölüm tehdidi” özgürlüğü! Kürt işçilere ülkücü saldırı TSK'ye ait olduğu belirtilen Eylem Planı'nda öncelikli hedef Kürtler oldu. YORUM : Linç İzmir, Sakarya, Aydın, Balıkesir, Mersin, Gebze… Lincin son durağı Adana Adana'da Kürt işçilere silah ve kalaslarla linç girişimi Valinin dikkatine: Emrah kör oluyor Marmara Bölgesi’nde Kürtlere yönelik halk ihlalleriyle birlikte linç girişimleri de arttı. Sol gruba linç girişimi ‘’Amaçları da bizi gruptan düşürmektir. Bir süredir partimize yönelik linç girişimleri var. Kapatma girişimi de bunun bir örneğidir" ROPÔRTAJ/Bu kaosun asıl sebebi Türkiye'nin demokratikleşememesidir BU DUPEDUZ SIYASI LINC! Güney Kürdistan’ın bağımsızlık düşlerine ağır silleler indirerek, PKK’yi ve Kuzey Kürtlerini dört bir yana linç ettirerek süreci karşılıyor... arama gerekçesiyle 20'ye yakın gardiyan ve askerin hücrelere girerek keyfi bir şekilde tekme, tokat ve yumrukla tutuklulara saldırdığı... Bu yüzdende yakında polis ve askerlerimiz Kürtlere yönelik topyekun bir saldırı geliştirirse hiç şaşırmamak gerekir' Bu gidiş, 1. Dünya Savaşı`nda Ermeni ve Rum halklarının başına gelenlere benzer yeni faciaların yaşanmasına yol açabilir. » SKANDAL : El Kirine 4.5 Ay Hapis! » Diyarbakır'da polis vahşeti » Polisler: Her polis için 10 Kürdü öldüreceğiz » Panzerle öldürmeyi unutturmak istiyorlar » Dövülen S.A.'ya 'polis dövdü' suçlaması » 1992 Newroz’unda Devlet Güçlerince Katledilen 54 Kişi Anıldı » Polis, “Pis Kürtler, Düzeni Bozuyorsunuz. Hepiniz Teröristsiniz” » Türk Polisi, veresiye meşrubat vermeyen esnafa saldırdı! » Facebook’ta polis mesajları » ‘İsviçre Kürtleri Türk sayıyor’ » Irkçı-milliyetçi saldırgan gruplar, polis eşliğinde, » Bornova da bir ayda 2. işkence : Mardinli Kürt'tür Vurun ulan vurun! » Karakolda şahitlere de işkence : 'Siz Kürtler ölmezsiniz, köpeksiniz size bir şey olmaz' » Polis'ten neştercilere çay ikramı... » Cizreli çocuklara cezaevinde işkence » Tutukluya işkence yaptılar » İşkence yok infaz var! » Yine Van yine polis! » İnsaf! Ömür 10 yaşındaydı » "Eve geldi. Saat beş gibi dışarı çıktı. Yavrumun ne kahvesi vardır, ne içkisi. Kazandığı parayı ay başı bana verirdi." » 'Önümüzdeki mahkeme gelmeyebilirim, beni işkencede öldürecekler,' sözleri hâlâ kulağımda. Necmettin sonraki mahkemeye gerçekten gelemedi, haklı çıktı. » ‘Tek oğlumu aldılar benden’ » Penisine ip bağlanarak odanın içinde gezdirilen Aslan'a 'suçunu itiraf etmesi' istendi. » Newroz kutlamaları sırasında terör estiren Van Emniyet Müdürü'ne Vali takdirname verdi » TÜRKİYE'DE İŞKENCE GÜNLERİ

Deniz Feneri’nin Kürt seferi!

k1jc2 Çetin Diyar- Evrensel

Dini kullanan dernek ve kurumların AKP’nin Bölge’deki en önemli dayanakları arasında yer aldığı biliniyor. Bu gerici yapılanmalar, son yıllarda özellikle dini bayramlar döneminde Kürt yoksullarına yardım dağıtma kampanyaları düzenliyor. Bu kampanyaları düzenleyen Deniz Feneri, Kimse Yok Mu Derneği, İHH gibi örgütler, amaçlarını “dini duygularla sosyal yardımlaşmayı geliştirerek terörün kökünü kazımak” olarak açıklıyor! Bu dernekler geçen yıl Kurban Bayramı’nda Cumhurbaşkanı Gül’ün çağrısıyla kurban etlerini Kürt yoksullarına dağıtma kampanyası düzenlemişlerdi. Başbakan Erdoğan, bu kampanyayı “kardeşlik köprüsü” olarak adlandırmış; M. Eğitim Bakanı Çelik de, “kampanyayı düzenleyenlerin önünde şapka çıkardığını” söylemişti. Bu yıl ortaya çıkan yolsuzluk belgeleri ve yöneticilerinin mahkûmiyeti nedeniyle Deniz Feneri ortalıkta gözükmese de, Deniz Feneri’nin “yüzyılın iyilik hareketi” sloganına benzer bir şekilde “bize iyilik yaraşır” sloganını kullanan İnsani Yardım Vakfı (İHH) ve Kimse Yok Mu Derneği, ramazan ayı boyunca Bölge’de binlerce kumanya dağıttıklarını açıkladılar.
Geçen yıl Bölge’de elli bin aileye yardım ulaştırmakla övünen Deniz Feneri ve benzeri örgütlerin Bölge’de oynamaya çalıştıkları rol dikkate alındığında, Başbakan Erdoğan’ın bunlara yönelik suçlamalara karşı neden canla başla kalkan olmaya çalıştığı da daha anlaşılır olmaktadır. AKP ile bu gerici yapılanmalar arasında sadece mali değil, aynı zamanda politik ortaklıklar bulunmaktadır: Deniz Feneri ve benzerleri, dağıttıkları yardımlarla Kürt yoksullarına el uzatacak ve din kardeşliğiyle ulusal demokratik istemlerin önüne geçilecek! Burada şunu da hatırlatalım; bu gerici yapılanmaların siyasal ideolojik alandaki temsilcisi olan ‘Abant Platformu’nun temmuz ayında yaptığı toplantılarda, Kürt sorununun çözümü konusunda “İslam kardeşliği” çağrısı yapılmıştı. Farklı alanlarda çalışan bu yapılanmaların aynı noktada birleşmesi rastlantı olmasa gerek!
Kürt yoksullarından, halkın açlık ve yoksulluğunu politik çıkarları için kullanmaya çalışanlara karşı yükselen sesler, ekmeği demokrasi mücadelesinin karşısına çıkaranların amaçlarına ulaşamayacağını göstermektedir. Van’ın AKP’li belediyesinin Şerefiye Mahallesi’nde dağıtacağı ekmekleri almak için saatlerce bekleyen bir Kürt yoksulu, “İş ve aş imkânları yaratılsın. Fakirlere istihdam alanları yaratılsın. 4 ekmekle biz fakirleri nereye kadar kandıracaklar? Bu ne insanlığa ne de Müslümanlığa sığar” diyerek ianeci anlayışla kendilerini yedekleme hesabı yapanlara tepki gösteriyor. Yine Mardin’in Derik ilçesinde halk, “Bizler artık şeker, makarna, kömür istemiyoruz. Bizler barış istiyoruz. Bir yandan üzerimize bombalar yağdırılırken diğer yandan sanki çocukmuşuz gibi bize şekerler uzatılıyor” diyerek kendilerine dağıtılan yardımları almayı reddediyor.
Kürt halkının, üzerinden oynanmak istenen oyunlara karşı yardımları reddetmesi elbette onurlu bir davranıştır. Ancak buradan devrimci sınıf partisinin Kürt örgütlerinin ve demokrasi güçlerinin çıkarması gereken sonuçlar olduğu açıktır. Ülke nüfusunun yüzde 16’sını barındırdığı halde yatırımlardan sadece yüzde 4.4 pay alan; nüfusunun yarısının işsiz ve açlık sınırının altında yaşamaya çalıştığı Bölge’de, açlık sınırı altında yaşayan emekçilere devlet tarafından düzenli sosyal yardımların yapılması ve işsizlerin sigorta primlerinin ‘İşsizlik Fonu’ ndan ödenmesi acil talepler olarak savunulmalıdır. Bu alanda yürütülecek mücadele, ekmeğin demokrasi mücadelesinin karşısına konulması yönündeki gerici girişimlerin önüne geçilmesini de sağlayacaktır. Bu mücadele aynı zamanda, Kürt halkının demokrasi mücadelesine karşı ‘Deniz Fener’leri ile sefer düzenleyenlerin, Güneşin doğudan yükseldiğini hatırlamasını da sağlayacaktır!

MAHMUT ALINAK: Öyleyse bizi vatandaşlıktan çıkarın!

Smahmut-alinak2addam Hüseyin bile dil yasağı koymayı düşünmemiştir. Ama tarih şahit olsun ki, bugün Türk cezaevlerinde Kürtçe yasaktır. Kontrol edeceklerini bilseler Kürtçe’yi evlerde bile yasaklayacaklar

Dört gün önce Erzurum H tipi cezaevindeydim. Gördüklerim ve duyduklarım dehşet vericiydi. Mahpusların anne ve bacılarıyla Kürtçe konuşmaları yasaktır. Bu nedenle üç aydır telefon görüşmesi yapamıyorlar. Türkçe-İngilizce, Türkçe-Almanca sözlük serbest; ama Türkçe-Kürtçe sözlük yasaktır. Kürtçe gazete, dergi, kitap ve mektup yasaktır. Mahpuslar Kürtçe yazılmış bir mektup göndermek istediklerinde kendilerinden 70 milyon lira tercüme parası istenmektedir. Türk Hükümeti Kürtçe’yi böyle yük olarak görüyorsa, onları bu yükten kurtaracak kolay bir yol var: Bakanlar Kurulu toplanır ve bütün Kürtleri vatandaşlıktan çıkarır. Böylece bu “yükten” kurtulmuş olurlar. Ama sözde de olsa Kürtleri “vatandaş” olarak kabul ediyorlarsa, o zaman bizim insani haklarımıza tahammül etmek zorundadırlar. Buna mecburdurlar.

Dil yasağından başka, mahpusların ilgili makamlara yazdıkları dilekçeler kaybediliyor. Yazımı aylar, yıllar alan günlükler ve anılar aramalarda imha ediliyor, kitaplara el konuluyor. Odalar keyfi bir şekilde değiştiriliyor. Hastalıklar tedavi edilmiyor. Hipokrat yemini eden doktorlar cezaevinden on beş yıl sonra çıkacak mahpuslarla, “Cezaevinden çıktıktan sonra gelir tedavi olursunuz” diyerek alay ediyorlar.

“Yemekleri köpekler bile yemez” deniliyor.
Yeni gelen mahpuslar soyundurularak arama yapılıyor. Bu insanlık dışı uygulamaya karşı çıkanlar dövülüyor, hücrelere atılıyor. Mahpuslar zorla çalıştırılıyor. Kütüphane ve spor sahasından yararlanılamıyor. Genelgeler uygulanmıyor; ortak alanda sohbet süresi haftada on saat iken, bu hak hemen hemen hiç kullandırılmıyor.

Kısacası Erzurum’un göbeğinde H tipi bir imparatorluk kurulmuş. Bu dehşet imparatorluğunda insanlık Guantanamo Cezaevi’ nde olduğu gibi yerlerde süründürülüyor.

Ey vicdan sahipleri, bu zulme karşı çıkmak için Kürt olmak gerekmiyor, sadece insan olmak yetiyor.
Bu zulüm karşısında, “Ben cezaevindeki Kürdüm” diyemiyorsak, ne kadar insan olduğumuzu gözden geçirmemiz gerekmez mi?

Saygılarımla özgür politika

Kürt boksörden bir madalya daha

kurd_kurdisch_kurds_engin_erdogan_boksor Avrupa Boks Federasyonu ( European Boxing Federation ) tarafından Bayern'deki Burghausen'da düzenlenen ve 12 profesyonel boksçunun katıldığı Uluslararası Boks Turnuvasına Avusturya'yı temsilen katılan Kürt Boksör Engin Erdoğan bir galibiyet daha kattı.
Önceki gün Almanya'nın Burghausen kentindeki Messehalle'de yapılan ve yaklaşık 1 bin 500 seyircinin katıldığı Boks Galası'nda, Kürt Boksör Engin Erdoğan ile Alman Boksör Rushid Serm karşı karşıya geldi.
Dört raunt olarak yapılan boks maçında Kürt boksör Engin Erdoğan, maçın ilk dakikalarından itibaren rakibine büyük baskı kurarak başına attığı sert yumruklarla rakibini şaşkına çevirdi. Maç boyunca üstün taktik ile dövüşerek rakibini sık sık ring köşesine sıkıştıran Erdoğan, maç sonunda her üç hakemin verdiği yüksek puanlarla galip oldu.
Maç sonrası ANF'ye konuşan Engin Erdoğan , 'Şu anki hedefim 14 Aralık'ta Almanya'nin Nürberg kentinde yapılacak olan 'German Boxing Organisation Galası'ndaki' karşılaşmasındaki maçı da kazanıp, başarılarıma bir yenisini daha eklemek' dedi.
Kürt gençlerini de uluslararası alanda kendi kimlikleriyle spor faaliyetlerinde yer almaya çağıran Erdoğan, 'sporun kardeşlik ve barışı ifade ettiğini' söyledi.

 
Orta Anadolu Aksaray Kürtlerinden olan 30 yaşındaki Kürt Boksör Engin Erdoğan, bugüne kadar Avusturya'da birçok başarıya imza attı. 1991 yılında boks hayatına başlayan Erdoğan, 14 yaşından beri Avrupa'da amatör olarak yüzden fazla maç yaptı.


1991-2003 yılına kadar Salzburg'daki Box Club ASVO-02'de boks yapan Erdoğan, 2003 yılında Boxteam-Vienna ile yaptığı transfer anlaşmasıyla profesyonel boks hayatına başladı. 
1994, 1995, 1996, 1997 Avusturya gençler şampiyonluğunu kazandı,
1994 yılında 70 kiloda Avusturya gençlik şampiyonu ve yılın en iyi teknik boksörü seçildi,
1998, 1999, 2000, 2001'de Avusturya profesyonel ön şampiyonu oldu,
1993 yılından 2001 yılına kadar Avusturya Milli Takımı adına uluslararası turnuvalara katılan Erdoğan, Avusturya'ya onlarca altın, gümüş ve bronz madalya kazandırdı,
7 Haziran 2002'de Almanya'nın Troisdorf kentinde yapılan Mazlum Doğan Kültür ve Spor Turnuvası'nda boks şampiyonu olarak, Kürt sporuna adını yazdı.
2002-2003 yılında, 75 kiloda Avusturya Profesyonel Boks Ligi şampiyonu ve yılın en iyi boks sporcusu seçildi,
Avusturya'nın Salzburg Eyaleti'nin ilk profesyonel boksörü unvanını elinde bulunduruyor. Erdoğan'ın 16 Uluslararası profesyonel boks maçından sadece 2 yenilgi aldı.

BURGHAUSEN / ANF ÖMER YÜCE

Bakan'ın bitmeyen yalanları

İçişnewroz2008cuneytleri Bakanı Beşir Atalay, belgeli, bilinen birçok olaya ilişkin gerçekdışı beyanatlarda bulunmaya devam ediyor. Son olarak kameralar önünde polislerce kolu kırılan Ertuş'un durumunu inkar etti

AKP hükümetinin gerçekleri gizleme ve tersyüz etme gayretleri bitmiyor. İçişleri Bakanlığı'nın bu konudaki çabaları ise, bu kadar da olmaz dedirtecek türden. Askerlerin Bölge'de ormanları ateşe verdiği herkesçe bilinmesine ve askerlerce kabul edilmesine rağmen 'PKK patlayıcılarından kaynaklanıyor' diyen, 7 yaşındaki çocuk ismi Welat olduğu için Türkiye'ye alınmazken 'Türkiye vatandaşı değildi' yanıtını veren, insan hakları kuruluşlarına yüze yakın şikayet bulunmasına rağmen 'ajanlık dayatması'nı inkar eden, Van'daki 8 Mart ve Newroz kutlamalarındaki şiddeti savunan, HADEP'li Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz'in askerlerce kaybedilmesini aklamaya çalışan İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın son marifeti, Hakkari'de 14 yaşındaki Cüneyt Ertuş'un kolunun kameraların önünde polislerce kırılmasını inkar etmek oldu.turk_polis_kol_kirdi
DTP Milletvekili Hamit Geylani'nin Hakkari'deki Newroz olayları sırasında iki kişinin yaşamını yitirmesi, bir çocuğun sağ gözünü kaybetmesi ve Ertuş'un kolunun kırılmasına ilişkin verdiği soru önergesine yanıt veren Atalay, diğer olaylarla ilgili soruşturmanın açıldığını belirtirken, Ertuş'un durumunu ise inkar etti. Atalay, devamla şunu söyledi: 'Hakkari Sulh Ceza Mahkemesi tarafından hakkında tutuklama kararı verilen Cüneyt Ertuş isimli şahsın alınan doktor raporlarında vücudunda yeni bir tıbbi lezyona, darp ve cebir izine rastlanılmadığı belirtilmiştir. Ayrıca soruşturma aşamasında kendisinin veya avukatının herhangi bir şikayeti olmamıştır.' Ancak Bitlis Cezaevi'nde 21 gün tutuklu kalan Ertuş'un ailesi ve avukatları olayın hemen ardından doktor raporlarıyla işkenceyi belgeleyerek polisler hakkında suç duyurusunda bulunmuş, savcılık polisleri korumak amacıyla 'takipsizlik' kararı vermişti. Van Ağır Ceza Mahkemesi'ne yapılan itiraz da bu kararı değiştirmeyince Ertuş Ailesi, soruşturmanın engellendiği ve adil yargılama yapılmadığı gerekçesiyle AİHM'e başvurmuştu.
Orman yangınları
DTP Milletvekili Aysel Tuğluk'un Bölge'de çıkan yangınlara ilişkin verdiği soru önergesini yanıtlayan Atalay, yangınların operasyonlar nedeniyle çıkmadığını, top atışlarının yangına sebebiyet vermediğini, ama PKK tarafından yerleştirilen patlayıcıların yangınlara sebep olduğunu, PKK'lilerin 'kaçmalarını kolaylaştırmak için' yangın çıkardığını ileri sürmüştü. Oysa, askerlerin bilinçli yangınları başlattığı ve müdahale eden yurttaşları ise 'güvenlik gerekçesi' ile engellediği defalarca belgelenmişti. welatkimlik3
Welat'ın sınırdışı edilmesi
Türkiye'ye alınmayan 7 yaşındaki Welat Dağ'a ilişkin önergeyi yanıtlayan Atalay, Welat Dağ'ın vizesiz ve Türkiye vatandaşı olmadığı gerekçesiyle Türkiye'ye alınmadığını belirtmiş, Welat'ın kardeşleri olan Birhat ve Esmanur'un nasıl Türkiye'ye alındığını ise açıklamamıştı. Welat Dağ, 'Welat ismi Türkiye'de yasak' denilerek Almanya'ya geri gönderilmişti.
'Ajanlık' teklifleri
Atalay, DTP Milletvekili Akın Birdal'ın 'ajanlık' ile ilgili soru önergesine verdiği cevapta; herhangi bir güvenlik biriminde bunun söz konusunu olmadığını iddia etmişti. Ancak son birkaç yıl içerisinde cumhuriyet savcılıklarına ya da İnsan Hakları Derneği'nin çeşitli şubelerine yaklaşık yüz kişi 'kendisine ajanlık teklif edildiği' gerekçesiyle başvuruda bulundu. 
8 Mart olayları
Van Erciş'te 8 Mart Dünya Kadınlar Günü şöleninin ardından gerçekleştirilen yürüyüşe yapılan müdahalede darp edilenlere ilişkin önergeyi yanıtlayan Atalay, gözaltına alınan şahıslara kötü muamelede bulunulmadığını öne sürmüştü. Olay günü çekilen fotoğraflar, Pınar Avcı ve Abdurrahman Güler'in olay sonrasında hastaneden aldıkları rapor ve anlatımları Atalay'ın iddialarını yalanlıyordu.serdar tanis ebubekir deniz
Tanış ve Deniz kaybedildi
25 Ocak 2001'de askerlerce gözaltına alındıktan sonra kendilerinden haber alınamayan HADEP yöneticileri Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz hakkındaki önergeye Atalay, olayda herhangi bir jandarma personelinin kusur, ihmal ve sorumluluğunun bulunmadığı yanıtını vermişti. Oysa Tanış ve Deniz'in karakola çağrıldıkları ve bir daha kendilerinden haber alınmadığı, Ergenekon dosyasında bile Tanış ve Deniz'in dönemin Şırnak Komutanı Levent Ersöz tarafından kaybedildikleri belgelenmişti. İSTANBUL www.gundemonline.org

Kürtlerden Cem Özdemir'e kınama!

cem ozdemir Berlin-Brandenburg Kürt ve Kürt Dernekleri Birliği Sözcüsü İsmail Parmaksız da, Cem Özdemir'in Kürt karşıtlığı yaparak, ‘bir yerlere’ gelmeye çalıştığını iddia etti. Parmaksız, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu bir hastalıktır. Türk siyaset geleneğinden gelen bir hastalık..."

ALİ GÜLER/YEKO ARDIL -ANF
BERLİN / Berlin'de faaliyet yürüten Kürt dernekleri düzenledikleri basın toplantısında Avrupa Parlamentosu Yeşiller milletvekili Cem Özdemir'e ortak tavır alarak, Özdemir'i Kürt karşıtlığı yaptığı için kınadı.
AP Yeşiller Grubu  Milletvekili Cem Özdemir'in girişimleri sonucunda Almanya'nın başkenti Berlin'de faaliyet yürüten Kürt Camisi’nin yerinden çıkarmasına tepkiler artıyor. Bugün bir basın toplantısı yapan Kürt dernekleri temsilcileri Cem Özdemir'in tavrını kınadılar.
Toplantıya katılan Selahaddin Eyyubi Camii'si yönetim Kurulu Üyesi Kadir Doğan, Berlin-Brandenburg Kürt ve Kürt Dernekleri Birliği Sözcüsü İsmail Parmaksız, Navenda Civaka Demokratik a Kurd  Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Pervin Kaplan, Berlin Kürt Cemaati Başkanı Rıza Baran,  Navenda Kurdî adına İbrahim Okuducu, yaptıkları konuşmada, Cem Özdemir'in Kürt karşıtlığı tutumundan vazgeçmesi çağrısında bulundular.
Toplantıda ilk olarak söz alan camii yönetim kurulu üyesi Kadir Doğan, kendilerine yönelik yapılan bu uygulamanın bilinçli olduğuna dikkat çekti. 17 yıldır bu binada faaliyet yürüttüklerini hatırlatan Doğan, "Şimdiye kadar herhangi bir komşumuzla bir sorunumuz yoktu. Ta ki 3 yıl öncesine kadar. 3 yıl önce Cem Özdemir buraya taşınınca sorunlar başladı. Cem Özdemir, gelir gelmez bize karşı bir kampanya başlattı. Ve bütün komşularımızı bize karşı kışkırttı" dedi.
Cem Özdemir'in bu tutumunu anlayamadıklarını söyleyen Doğan, " Zulüm altında bir halkız, Türkiye'den kaçıp buraya geldik. Burada da bu tür uygulamalarla karşılaşırsak daha nereye gideceğiz" diye konuştu.  
‘ÖZDEMİR ÖZÜR DİLESİN’
Berlin-Brandenburg Kürt ve Kürt Dernekleri Birliği Sözcüsü İsmail Parmaksız da, Cem Özdemir'in Kürt karşıtlığı yaparak, ‘bir yerlere’ gelmeye çalıştığını iddia etti. Parmaksız, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu bir hastalıktır. Türk siyaset geleneğinden gelen bir hastalık, Avrupa'da yaşayan birçok Türk kökenli politikacıda da bu var. Bizim talebimiz bu hastalığından bir an önce kurtulmaları. Kürt karşıtlığı yaparak, bir yerlere varamazlar. Biz artık buna asla izin vermeyeceğiz."
Özdemir'in yaptığı iftira ve yalandan ibaret olduğunu vurgulayan Parmaksız," Cem Özdemir, Almanya'da bakan olmak istiyor. Bunun için burada yaşayan Türklerden ve Türkiye'den destek alması gerekiyor. Onun için Kürt karşıtlığı yapması şart. Temel sorun budur" dedi.
Parmaksız, Cem Özdemir Kürtlerden özür dilemeyene kadar demokratik mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi.
BARAN: ÖZDEMİR DOĞRU SÖYLEMİYOR
Navenda Civaka Demokratik a Kurd  Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Pervin Kaplan da, Cem Özdemir in kendi konumuna yakışmayan tutumlar içerisinde olduğunu belirterek, Kürtler olarak bunu bütün Alman ve özellikle  Birlik 90/YEŞİLLER partisine ve  kamuoyuna anlatacaklarını söyledi.
Berlin Kürt Cemaati Başkanı Rıza Baran ise Cem Özdemir'in "Kürt caminde bomba var" iddialarına ilişkin ise "Cem Özdemir'in söyledikleri bu iddialar doğru değil. Özdemir yanlış yapıyor" dedi.

Savaş uçakları Kandil'i bombaladı

Dkandilkadinizlenimün akşam saatlerinde Diyarbakır Askeri Havaalanı'ndan kalkış yapan savaş uçaklarının saat 22:00 sıralarında Güney Kürdistan'da Qalatuka bölgesini bombaladığı bildirildi.

Türk ordusu dün gece yarısına doğru yerel kaynaklara göre 15 savaş uçağı ile saldırıda bulundu. İki saat süren bombardımandan önce, son 4 gündür Kandil alanında keşif uçaklarının yoğun uçuşlar yaptığı bildirilmişti.


PKK: Bir saldırı planladıklarını biliyorduk
Türk ordusunun Kandil'e yönelik hava saldırısı hakkında bilgi veren PKK sözcülerinden Ahmed Danış, 'Bir saldırı planladıklarını biliyorduk' dedi.
Bombardıman sırasında sivil yerleşim yerleri de bombalanırken, Kozine köyüne 3 bombanın isabet ettiği öğrenildi.
Yerel kaynaklara göre Kurtek, Qelatukan, Kuzîne, Dolekoge, Biredê, Sergey Nêl köyleri ile Zerde ve Maredu kasabaları, Sawên Dağı etekleri ve Dola Pişt Aşani bombalandı.
Bombalamanın hedefi olan Pirdeşal ve Zergeli köylerinde ise büyük panik yaşandı. Köylüler bombardıman sırasında evlerinden kaçarak korunaklı alanlara sığındılar.
Bombardımana ilişkin AFP'ye konuşan PKK sözcülerinden Ahmed Danış, Türk ordusunun saldırısında bir gerillanın yaralandığını belirtti. Danış, 'Bir saldırı planladıklarını biliyorduk' dedi.HEWLER / ANF