Türkiye toplu mezardaki cenazeleride ailelerine vermek istemiyor

gerilla-toplu-mezar-mardin Nusaybin’de askerler tarafından katledilen ve bir toplu mezarda bulunan 27 gerillanın cenazelerinin ailelerine verilmemesi Meclis’e taşındı. Türk Adalet Bakanı Şahin, cenazelerin DNA sonuçları ile uyuşmadığı için ailelerine verilmediğini öne sürdü.

Askerlerce öldürülen ve toplu mezara konulan gerillaların DNA sonuçlarının aileleri ile uyuşmasına rağmen, Adalet Bakanı, sonuçlar uyuşmadığı için verilmediğini iddia etti. Bakan, bununla da yetinmeyip gerillaların “örgüt içi hesaplaşma” sonucu öldürüldüklerini ileri sürdü. DTP Amed Miletvekili Akın Birdal, Nusaybin‘nde bulunan ve PKK gerillalarına ait olan cenazelerin ailelerine neden verilmediğine ilişkin soru önergesine Türk Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin tarafından yazılı cevap verildi. Nusaybin Devlet Hastahanesi’nin ailelerden alınan doku örneklerinin uyuştuğunu belirtmesine rağmen,Türk Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, DNA sonuçlarının uyuşmadığı için ailelere cenazelerin verilmediğini iddia etti. Bakan çatışmada yaşamını yitiren gerillaların “örgüt içi hesaplaşma” sonucu öldürüldüğünü de ileri sürdü.
sahin DTP Amed milletvekili Akın Birdal tarafından Mardin’in Nusaybin İlçesi Bagok Dağı eteklerindeki Hastum Mağaraları yakınlarında 20 Ocak 1999 tarihinde çıkan çatışmada yaşamını yitiren ve toplu mezara konulan 27 gerillanın cenazelerinin neden ailelerine verilmediğine ilişkin Türk Meclis Başkanlığı’na verdiği soru önergesi, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin tarafından yanıtlandı. Gerillaların “örgüt içi hesaplaşma” sonucu öldürüldüklerini öne süren Bakan Şahin, yazılı olarak verdiği cevapta şunları öne sürdü: “Mardin ili Nusaybin İlçesi Güneli Köyü Eşeksırtı mevkiinde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan operasyon sırasında bir kısım kemik parçalarının görüldüğü; söz konusu parçaların Adli Tıp Kurumu İstanbul Morg İhtisas Dairesi’ne gönderilerek rapor istendiği, alınan rapor sonucuna göre kemiklerin 20 yaş üzeri dört ayrı soybağı olmayan erkeğe ait olduğunun ve asgari 3 yıldan daha önceki bir zaman biriminde ölümün gerçekleştiğinin belirlendiği, olay yerinde yapılan incelemelerde kemiğin dış kısmında PKK terör örgütü mensupları tarafından kullanılan giyim eşya parçalarının tespit edildiği, sözü edilen bölgede örgüt elemanları tarafından bir kısım eylemlerin yapıldığı, muhtemelen örgüt içi hesaplaşması neticesi öldürülen örgüt mensuplarının bölgede üst üste konmak suretiyle gömüldüklerinin tespit edildiği anlaşılmakta, kimliği tespit edilemeyen şüpheliler hakkında 5237 sayılı Türk Ceza kanununun 64. maddesi delaletiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. maddesi gereğince kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.”hpg2
Sonuçlar çelişkili
Nusaybin Devlet Hastahanesi’ne gerilla ailelerinin verdiği DNA örneklerinin uyuşmasına rağmen, kan ve doku örneklerinin uyuşmadığı için cenazelerin verilmediğini sileri süren Adalet Bakanı, “söz konusu kemik parçalarının kendi çocuklarına ait olduğunu iddia eden 8 kişiden alınan kıl ve tükrük örnekleri ile bulunan kemik parçalarının DNA testi için Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na gönderdiği, Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi’nin 27.02. 2007 tarihli ve 2007-17513 sayılı Raporunda, bahse konu kemiklerin kendi çocuklarına ait olduğunu iddia eden kişilerle bir soy bağı ilişkisinin bulunmadığının ve bunların kendi çocukları olamayacağının belirtilmesi nedeniyle cesetlerin başvuruda bulunan şahıslara tesliminin yapılamadığı anlaşılmıştır” dedi.
HPG: Mezarlar gerillalara ait
HPG kaynakları da Mardin’in Nusaybin İlçesi Bagok Dağı eteklerindeki Hastum Mağaraları yakınlarında ortaya çıkarılan toplu mezardaki cesetlerin PKK’li gerillalara ait olduğu belirtmişti. HPG, Girimli Beldesi yakınlarında 20 Ocak 1999 sabahı saat altı sıralarında bir çatışma çıktığını burada 20 gerillanın yaşamını yitirdiğini açıklamıştı. HPG, 21 Ocak 1999 günü de Kelha Hetma adı verilen bölgede başlayan opersyonda da 7 gerillanın yaşamını yitirdiğini kaydetmişti.
HABER MERKEZİ


Soru önergesi
DTP Amed Milletvekili Akın Birdal, 22.01 1999 tarihinde Mardin’in Nusaybin İlçesi Bagok bölgesinde yaşanan çatışmada yaşamını yitiren 27 gerillanın ailelerinden alınan doku örneklerinin uyuşmasına rağmen neden cenazelerin verilmediğini Adalet Bakanı’na sormuştu. Nusaybin Devlet Hastahanesi tarafından yapılan DNA testlerinin olumlu çıktığını belirten Birdal, önergesinde şu sorulara yer vermişti:
- Cenazelerin teslim edilmesi için koşul olarak öne sürülen DNA testi yapılmasına karşın cenazeler yakınlarına niye teslim edilmemektedir?
- DNA test sonuçlarında cenazelerin teslim edilmemesini gerektiren bir durum var mıdır?
- Bugüne kadar cenazelerin teslim edilmesi için yapılan başvuru var mıdır?
- Bu başvuru geri çevrildiyse geri çevrilme gerekçesi nedir?
- Cenazelerin bugüne kadar teslim edilmemesinin ayrı bir ceza olduğunu düşünüyor musunuz?
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

»İlgili Başlıklar

  • İnfaz edip kulağını kestiler, üzerinde sigara söndürdüler
  • Vahşet itirafları:“Özel harekâtçı polis PKK’lı bir kadının ölüsüne tecavüz etti...”
  • “PKK militanlarını tek tek helikopterden alevlerin içine attılar”
  • 2 köylü askerlerin açtığı ateşle yaralandı, Hastanede linç edilmek istendi, tutuklandı!
  • Mardin'de Sağ Yakalanan iki Gerilla Kurşuna Dizildi
  • Polis ve Doktordan (!) Kürde kimliksizlik İşkencesi
  • Panzerle öldürmeyi unutturmak istiyorlar
  • Darp Eden Gardiyan Cezalandırılan ise Tutuklu!
  • Polisler: Her polis için 10 Kürdü öldüreceğiz
  • Karakolda şahitlere de işkence : 'Siz Kürtler ölmezsiniz, köpeksiniz size bir şey olmaz'
  • Askerler tarafından vurulan Nusret Kalkan toprağa verildi
  • Hükümet ve Askerin Topyekûn imha Israrı Sürüyor
  • Akp Savaşla ülkeye bir yıl kaybettirdi
  • Nusaybin'de Askerler bir kişiyi silahla katletti
  • Yetkiye Ne Hacet! Vahşet Sürüyor…
  • Kadın tutuklulara işkence gizleniyor
  • Cizreli çocuklara cezaevinde işkence
  • Tutukluya işkence yaptılar
  • İşkence yok infaz var!
  • İşkence : Vicdani retçi Bal'a Askeri Cezaevi'nde linç girişimi
  • Polis, 12 yaşındaki çocuğun yüzüne sıcak su döktü..“Oğluma bunu yapanlar insan olamaz”
  • Aslolan İşkenceye Toleransmış
  • Bir Kürdün askerlik hikayesi…
  • DTP binası Açılmadan bombalandı
  • Başbakan’a Hedik sorusu : ‘Köylerine geri dönmek isteyenlere gözdağı verilmek mi istendi?’
  • ‘Tek oğlumu aldılar benden’
  • 'Faili devlet' yargılansın
  • CDK, Kürtlere saldırıları Hitler dönemine benzetti
  • Bu nasıl insanlık?
  • İnsaf! Ömür 10 yaşındaydı
  • Yer-gök böyle zulüm görmedi
  • Bir askerden vahşet itirafları
  • Köy yakanlar devrede
  • Askerden 'Köyü Boşaltın' Taraması
  • AKP'den işkence ye büyük tolerans
  • Erdoğan-Başbuğ mutabakatının asıl hedefi Kürtlere yönelik baskılar
  • Kürt kurumlarına saldırılar durulmuyor
  • Hakikat ve adalet için
  • Muğla'da Kürt öğrencilerin yoğun olarak gittiği bir kafeyi basan Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, 34 öğrenciyi döverek gözaltına..
  • Irkçı-milliyetçi saldırgan gruplar, polis eşliğinde,
  • Hakkâri'de asker şehre indi!
  • Asıl terörizm Türkiye'de Kürtlere karşı uygulanıyor
  • REKTÖR, POLİSİN FAŞİSTLERE MÜDAHALESİNİ EKSİK BULDU Polisle ülkücü işbirliği hep aynı
  • Bir 'iyi çocuğun' itirafları : infaz, bombalama, tecavüz, işkence, suikast!
  • Diyarbakır 5 Nolu
  • 'Askerler, hamile kadınların karnını deşiyorlardı'
  • ‘Botlarımızın içi kan doluyordu’
  • İşte suç örgütü değil denilen TSK'nin vukuatları
  • Kayıp yakınlarını fişlediler : Önce öldür, sonra fişle!
  • "Eve geldi. Saat beş gibi dışarı çıktı. Yavrumun ne kahvesi vardır, ne içkisi. Kazandığı parayı ay başı bana verirdi."
  • TÜRKİYE'DE İŞKENCE GÜNLERİ
  • Bornova da bir ayda 2. işkence : Mardinli Kürt'tür Vurun ulan vurun!
  • Penisine ip bağlanarak odanın içinde gezdirilen Aslan'a 'suçunu itiraf etmesi' istendi.
  • 'Önümüzdeki mahkeme gelmeyebilirim, beni işkencede öldürecekler,' sözleri hâlâ kulağımda. Necmettin sonraki mahkemeye gerçekten gelemedi, haklı çıktı.

    • “Eğer Kürtler birleşirse Irak’lılar kriz ve kaos yoluyla gerçekleri saptıramazlar’’

      mahmud osmanKürdistan - Dr.MAHMUT OSMAN: “IRAK HÜKÜMETİ, KRİZ VE KAOS YARATMA SİYASETİ YOLUYLA ASIL GERÇEKLERİ KÜRT TARAFINDAN SAKLAMAK İSTİYOR’’    

      PNA-Kürdistan İttifakı Listesi’nden Irak Parlamentosuna üye olan Dr.Mahmut Osman, Kürt tarafının Irak’lı siyasiler karşısında plan, düşünce ve mekanizmasını birleştirmesi gerektiği söyleyerek bu durumda Malik dahil hiçbir tarafın buna karşı duramaycağını bildirdi.

      PNA’ya konuşan Osman, Kürt tarafının Irak’lı siyasiler karşısında plan ve düşünce mekanizmasını birleştirmesi gerektiği söyleyerek bu durumda Malik dahil hiçbir tarafın buna karşı duramaycağını  bildirdi.

      Osman, Xaneqin’de hiçbir zaman kriz ve kaosun yaşanmadığını çünkü Baas’ın bile 45 yıl önce, ki o zaman merkezi değildi, Xaneqin’in Kürdistani kimliğini tanıdığın bildirdi.

      ‘’Bu kadar yetkilinin Xaneqin’e gidip orada kriz ve kaostan bahsetmeleri çok tuhaf’’ Diyen Osman,  ‘’ Tam tersine Xaneqin’de hiçbir kriz ve kaos olmadı. Çünkü Baas bile 45 yıl önce(1963), ki o zaman merkezi değildi, Xaneqin’in Kürdistani kimliğini tanmıştır. Ancak şimdiki Irak hükümeti kriz ve kaos siyaseti ile Xaneqin konusunda hile yapmak istiyor. Kendi arzusuna göre çalışmak istiyor ve asıl meseleleri Kürt’lerden saklamak istiyor. Yoksa Xaneqin’de hiçbir zaman kriz ve kaos yaşanmadı.’’ Dedi.

      Osman, ‘’Yapılan, Merkezi Irak hükümetinin, kendisine karşı yaptığı bir plandır. Çünkü Kürt tarafı terörle mücadelede, idarede ve siyasi işlerde onların başlıca ortağıdır. Kürtlerin onlarla anlaşmamaları durumunda onlar, devletin yıkılmasına ya da hükümetin zayıflamasına sebep olabilirler. Bütün dostluğa rağmen planlarına devam ediyorlar. Eğer Kürtler birleşik olursa bu palanları tutmaz’’ dedi.xanekin Irak Askerleri-Kurdistan

       

      Kürdistan - IRAK ASKERLERİ BUGÜN XANEQİN’DEN ÇEKİLİYOR...     4-Sep-08 [10:51]
      PNA-Xaneqin’den bir emniyet yetkilisi , Xaneqin’de bulunan Irak askerlerinin bugün kenti terkedeceğini bildirdi.

      Konuya ilişkin PNA’ya demeç veren Xaneqin Asayiş Müdürü Selah İsmail Delo, Xaneqin’de bulunan Irak askerlerinin bugün kenti terkedeceğini ve Celevla’ya çekileceğini bildirdi.

      Celevla’da bulunan  Irak askerleri konusunda Delo, bu askerilerin Celevla’dan uzakta bulunan Halvan bölgesine çekileceğini bildirdi.

      010908080753Kürdistan - IRAK HEYETİ İLE KÜRDİSTAN HEYETİ ARASINDA XANEQİN KONSUNDA ÖNEMLİ GELİŞME: PEŞMERGE GÜÇLERİ ÖNCEKİ YERLERİNE DÖNÜYOR    

      4-Sep-08 [9:38]


      PNA-Üstdüzey Irak heyeti ile Kürdistan Bölge Başkanı temsilcisi yönetimindeki Kürdistan heyetinin Xaneqin’deki sorunlar konusunda bazı önemli noktalar üzerinde anlaşmaya vardıklarını söyledi.

      Konuya ilişkin PNA’ya konuşan Kürdistan Demokratik Parti’nin Xaneqin Şubesi Sorumlusu  Diyari Huseyin, toplantının Irak tarafını temsilen Irak Genelkurmay Başkanı Babekir Zebari yönetimindeki bir heyet ile Kürdistan Bölgesi Başkanını temsilen Mela Bahtiyar yönetimindeki bir heyet arasında gerçekleştiğini söyledi.

      Hüseyin, Xaneqin’de yapılan toplantıda iki tarafın bazı önemli noktalarda anlaşmaya vardığını ve sorunların çözümü için bir komisyon oluşturulamasına karar verildiğini söyledi.

      Hüseyin, iki tarafın Irak askerlerinin bölgeden çekilmesine ve bölgenin güvenliğini kentte bulunan ve Diyala Polis Genel Müdürlüğüne bağlı  polis güçlerine teslim edilmesine konusunda karara vardığını söyledi.

      Hüseyin, toplantıda Peşmerge güçlerinin eski yerlerine dönüşüne ve gerektiğinde Kürt tarafıyla kordinasyon dahilinde askeri operasyon yapılabileceğini söyledi.

      Kardeşlerimizin bağımsızlığını ve mutluluğunu biz de yaşıyoruz ve paylaşıyoruz

      Rizgarî Online/ Abhazya ve Osetya ülkesini “bölücü bölgeler” olarak gören ve bağımsızlıklarına karşı çıkan Türk yönetimi, Türkiye`de yasayan Abhaz ve Oset `lilerin basın açıklaması yapmasına da izin vermedi. Abhazya ve Güney Osetya'nın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Türkiye'de yaşayan Kafkas kökenliler Düzce'de Barış ve Bağımsızlık yürüyüşü düzenledi. Dün sabah Ankara ve İstanbul'dan yola çıkan Abhaz ve Çerkezler, Düzce'de yapılacak basın açıklamasına izin verilmeyince 15.30'da Düzce'nin Arap Çiftliği köyündeki Kuzey Kafkas Kültür Derneği binası önünde toplandı.
      Sabah gazetesinin bildirdiğine göre Kafkas Dernekleri Federasyonu Başkanı Cihan Candemir yaptığı konuşmada "Abhazya ve Osetya bağımsızlığını ilan etti ve Rusya Federasyonu da bunu tanıdı. Kardeşlerimizin bağımsızlığını, bu mutluluğunu biz de yaşıyoruz ve paylaşıyoruz" dedi. Osetya ve Abhaz bayrakları taşıyan topluluk daha sonra olaysız dağıldı. RO/Ömer Kaçar

      Keçiören'de Alevi esnaf değil, tüm insanlık dövülmüştür

      Olay taze, fakat gerekçesi ve tarihçesi çok eskilere dayanıyor. Aleviler üzerinde ayrımcılık uygulamaları, inkar, asimilasyon ve şiddet asırlardır süregelen bir gerçeklik. Özellikle son yıllardır AKP hükümeti ve AKP'li yerel yönetimler aracılığıyla, Aleviler üzerindeki baskı, şiddet ve ayrımcılık uygulamalarının, giderek arttığına tanık oluyoruz. Metin Şahin olayı bu açıdan tekil ve şahsi bir olay değildir. Bu saldırının adresini tanımlamak gerekir. Adres tanımı aslında net; Bu saldırı farklı kimlikleri 'hizaya getirmek' için, Alevilere, demokrasiye, insan haklarına ve Türkiye'ye yapılmıştır…

      metin_sahin_atakimi_dovdu

      AKP'li Turgut Altınok'un Belediye Başkanlığı yaptığı, Keçiören Belediyesi Zabıta Ekibi (A TAKIMI), bakkal sahibi Metin Şahin'in 'Alevi olduğu' ve 'içki sattığı' için öldürülesiye dövülmesinin arkasında koca bir karanlık ve ideolojik bir tarih vardır. Bu tarih başta Aleviler olmak üzere, farklı kimliklere yönelik yok sayma, inkar ve imha üzerine kurulmuş ve doğrudan bir ayrımcılıkların yaşandığı tarihtir. Bu saldırı insan haklarına saldırıdır. Emek verilerek üretilen değere, esnafın çalışma hakkına ve emeğine saldırıdır. Bunun böyle olduğunu dün akşam Metin Şahin'in babası Pirfani Şahin abiyle yaptığımız sohbetten de anlıyorum. Olay 2008 yılında ortaya çıkmış ise de, Aleviler üzerindeki baskının ve ayrımcılığın AKP döneminde, Keçiören'de giderek arttığını, Pirfani abi detaylıca ve somut ayrımcılık örnekleriyle anlattı.
      AKP ayrımcılıktan besleniyor
      metin_sahin_atakimi_dovdu2 14 Ağustos Perşembe günü AKP'li yerel yönetim kadroları Metin Şahin'i öldürülesiye dövüyor. İnsan haklarını ve Anayasayı koruması gerekenler sessiz kalıyor. Bu olay üyesi olmaya çalıştığımız her hangi bir Avrupa Birliği ülkesinde gerçekleşmiş olsaydı, ülkede skandal bir olay olarak değerlendirilir ve başta belediye başkanı olmak üzere tüm sorumlu görevliler görevden alınırdı. Çünkü şiddetle beslenen ayrımcılığa karşı mücadele etmenin tek yolu, bu konuda taviz vermemektir. Gelecekte olası ayrımcılık uygulamalarının önünü kesmenin yolu, ayrımcılık uygulamalarını, anında ve yerinde mahkum etmekten geçiyor. AKP gibi ayrımcılıktan beslenerek siyaset yapılamaz.
      16 Ağustos'ta ise AKP'li Cumhurbaşkanı Gül, Hacıbektaş'ta 'hukukun üstünlüğü kesin olacaktır, herkese eşit muamele edilecektir, Alevi'si Sünni'si, Türk'ü Kürt'üyle hepimiz bir milletiz. Herkesi kucaklayacağız. Hepimizi incitecek yanlışlıklar olmuştur. Ama incinsek de incitmeyeceğiz' ifadesi aslında, AKP'nin ikiyüzlü yaklaşımını gösteriyordu.
      Sayın Cumhurbaşkanı Keçiören'de Alevi esnafın kimliğine ve emeğine yönelik saldırı olayını nasıl değerlendiriyor? Sorusu halen cevap bekliyor. AKP'nin Türban ve İmam Hatipler hassasiyeti, Keçiören'de umursamazlığa dönüşmüştür. Pirfani Abi, 'Hükümetten henüz kimse beni aramadı, çünkü türban takmıyoruz' derken, hükümetin çifte standart bir yaklaşım içinde olduğunu ifade ediyordu. 'Ama' diye söze bağlayan Pirfani Şahin Abi, 'Ben asıl beklediğim desteği bizi gerçekten sahiplenecek ve savunacak dostlarımızdan ve kurumlarımızdan aldım' derken, 'bu tür olayların son bulması bizim gücümüzü birleştirmekten geçiyor' diyerekten yol gösterici kişiliğini hissettirdi.
      Ayrımcılığın tarihsel devamlılığıdır
      sivas-katliami-aydinlatilmadi Aleviler bu saldırıları Yavuz'dan, Çorum'dan, Maraş'tan, Sivas'tan, Gazi'den beri tanımaktadır. AKP ile birlikte kırsalda ve metropollerde 'hayatı Alevilere dar etmek' üzere planlanmış ve şiddetle beslenen islamizasyon hedefli asimilasyon stratejilerini tanıyoruz. Ayrıca AKP ile Sünnilik içinde Aleviliği ve Alevileri eritmek arzusu taşıyan tarikatçı ve siyasal İslamcı yaklaşımları da biliyoruz. Amasya'da Alevi kız öğrencilerine yapılan ayrımcılık, İstanbul'da Lise öğrencisi bir Alevi gencinin din dersi öğretmenince taciz edildiğini, bazı okullarda 'sen Alevi misin' soruları ile fişlenmenin açığa çıktığına tanığız. Günlük hayatımızda, Ramazan orucunun, cuma namazlarının, Alevilere baskı aracı olarak uygulandığını doğrudan yaşıyoruz. Ayrımcılık ve inkarı besleyen resmi politikaların bize yabancı olmadığını Keçiören'de Türkiye ile birlikte gördük.
      Ayrımcılığa karşı mücadele
      Olayın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına intikal etmiş olması önemlidir. Bu olayın üstü örtülemez. Bu yerel yönetimin kamusal hizmet adına yapmış olduğu, doğrudan ayrımcılıktır. Bu ayrımcılık kamuoyunun önünden kaçırılamaz. Bu olay tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmalı, Belediye Başkanı ve şiddete doğruda katılan zabıta memurları derhal görevden alınmalıdır.
      Aleviler olarak, kendi topraklarımızda geleceğimizi endişe içinde yaşamak istemiyoruz. Keçiören olayında olduğu gibi, şiddetle beslenmiş ayrımcılık politikaları AKP ile artmaktadır. Bunun sonucu oluşan İslamcı sosyal ve siyasi baskı mekanizmaları, toplumda güçsüz olana ve farklı inançlardan kimliklere yönelik baskı ve ayrımcılık uygulamasını yaygılaştırmaktadır. TC Anayasası'nın 10. maddesi, 'Herkes, dil, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar' diyor. Öyleyse bu eşitlik kağıt üzerinde kalmamalıdır. Alevi hareketi, tüm demokrasi güçleri, hukukun ve siyasetin bu türden sorunları tümden çözmesi için, ayrımcılığa karşı mücadelede daha aktif hale gelmesi gerekir.
      Bir kampanya önerim var
      Bunun içinde somut bir önerimi buradan paylaşmak istiyorum. Türkiye'de gerek Alevilere, gerek farklı etnik, inançsal, kültürel kimliklere, gerekse farklı cinsel yönelimlere yönelik ayrımcılık uygulamalarını önlemek ve ayrımcılığa karşı sivil ve resmi mücadelenin önünü açacak çerçeve bir yasa yoktur. Aslında çoğu AB ülkelerinde olduğu gibi, doğrudan ve dolaylı ayrımcılığa karşı Türkiye'nin acil olarak 'Ayrımcılık Uygulamalarına Karşı Mücadele Yasası'na ihtiyacı vardır.
      Böyle bir yasa teklifini başta Alevi kurumları olmak üzere, tüm demokratik kurum ve kuruluşlar birlikte hazırlayarak sol ve sosyal demokrat partilere iletmeli ve onlardan TBMM'nin gündemine taşımaları talep edilmelidir. Umarım bu öneri bir karşılık bulur ve sonuç almak için eller taşın altına konulur. TURAN ESER * Araştırmacı-yazar

      Ramazan'ın ilk gününde Kürtlere yönelik linç

      akyuz_ailesi_linc Kürtlere karşı linç girişimlerinin ardı arkası kesilmiyor. Kürtlere yönelik saldırıların yoğun görüldüğü Mersin'de Ramazan ayının ilk gününde Kürtler linç edilmek istendi. Mersin Tepeköy Beldesi'nde şeftali toplamaya giden çoğu kadın 150 Kürt işçi, belde sakinlerinin saldırısına maruz kaldı.


      Mersin'de linç sezonu açıldı
      Mersin'in Tepeköy beldesinde şeftali toplamaya giden çoğu kadın ve oruçlu 150 Kürt işçi, belde sakinleri tarafından Ramazan ayının ilk gününde linç edilmek istendi.
      90'lı yıllarda bölgedeki çatışmalardan dolayı köylerinin yakılması ve boşaltılması sonucu Mersin'in çeşitli mahallelerine yerleşen Kürt göçzedeler, bir yandan ekonomik sorunlarla boğuşurken, diğer yandan da en doğal haklarının kullanılmasına engel olunarak mağdur ediliyor. Yoklukla 'Kürt kapanına' alınan işçiler gittikleri işyerlerinde ve çalıştıkları mevsimlik işlerde zorunlu asimilasyon ve ayrımcılığa tabi tutuluyor. Bu olay en son Mersin'in Tepeköy Beldesi'nde yaşandı.
      'Mehmet Uyar adlı kişi kışkırttı'
      Mersin'in Tepeköy beldesinde şeftali bahçelerinde çalışan çoğunluğu kadın 150 Kürt işçisi, dün saat 05.00'da yevmiyelerin kadınlar için 25 YTL, erkekler içinde 35 YTL olması yönünde bahçe sahipleriyle anlaşarak iş başı yaptı. Daha sonra bahçe sahiplerinden 'Memiş' diye tanınan Mehmet Uyar isimli bir şahsın yevmiyelerin çok olduğunu dile getirmesi diğer bahçe sahiplerini de harekete geçirdi. Bahçe sahiplerinin işlerin sona erdiği saat 15.30'da yevmiyelerin verileceği anda itiraz etmelerinin ardından işçi çavuşu Abdulkadir Akyüz'da (40) baştan pazarlık yaptıklarını ve yevmiyeler konusunda anlaştıklarını söyleyerek itiraz etti.
      'Kürtlere yönelik ağır hakaretler'
      Bunun üzerine bahçe sahiplerinden 'Memiş olarak tanınan Mehmet Uyar isimli 40 yaşlarındaki adlı şahıs, işçilerin üzerine saldırarak 'Sizin Şırnak'taki terörist Kürtler'den ne farkınız var. Teröristler. Doğuluları doğuran ve burada işe gelen kadınların hepsini bir yere kapatıp ..... yapmak lazım' diye çok ağır hakaretlerde bulunmasının üzerine işçilerle belde sakinleri arasında taşlı, sopalı, demir çubuklar ve bıçakların da kullanıldığı bir kavga çıktı. Belde sakinlerinin kışkırtılmasıyla kadın, çocuk demeden Kürt işçilere saldırıldı.
      'Kürtçe konuşanlara tehdit'
      Saldırı sonucu sırtında, bacaklarında ve vücudunun birçok yerinde darp izleri oluşan İhsan Akyüz (38), Tepeköy Beldesi'nde bahçe sahiplerinin Kürtçeye bile tahammül etmediklerini belirterek, şunları söyledi: 'Biz orda Kürtçe konuştuğumuz zaman ismini bilmediğimiz bahçe sahibi bir kadın 'Niye Kürtçe konuşuyorsunuz? Bize küfür mü ediyorsunuz? Bak karşınızda erkekler var. Hepsi kavgacıdır ve bir işaretimle siz mahvederler' diye bizi tehdit etti. Bize yönelik daha birçok hakaret edildi. Bize belde sakinleri saldırdığında bizim çalıştığımız yer jandarmaya 10 dakikalık bir mesafede olmasına rağmen bizim yardımımıza gelmedi. Üstüne üstlük jandarmadaki yetkili 'Helikopterle mi gelip sizi kurtarayım?' diye hakaret etti.'
      'Jandarma olayı görmezden geldi'
      Defalarca uyarmasına rağmen kavganın kışkırtıcı olduğu iddia edilen Mehmet Uyar adlı kişinin, bu uyarıları dikkate almayarak tehditler savurduğunu belirten Abdulkadir Akyüz, 'Bütün olay bu 'Memiş' diye tanınan Mehmet Uyar isimli şahsın başının altından çıktı. Bu adam belde sakinlerini bize karşı kışkırttı. Bize bıçaklarla, taşlarla, sopalarla ve demir çubuklarla saldırdılar. Kadın çocuk demeden bizi darp ettiler. Bizi darp edenlerden ve olay yerine çağırmamıza rağmen gelmeyen jandarmadan şikayetçiyiz' diye konuştu. Babasının darp edildiği sırada babasının yanına giden Cihan Akyüz'de (12) aldığı darplar sonucu boyun, sırt, yüzü ve vücudunun birçok yerinde yara oluştu.
      'Kanlı bir çatışma başlar'
      Bu yaşanan saldırı olayında tek suçlarının Kürt olmak olduğunu ifade eden İbrahim Halil Şahin (54) şöyle konuştu: 'Böyle devam ederse eninde sonunda Mersin'de Kürtler ve Türkler arasında kanlı bir çatışma başlar. Kimsenin böyle insanlara hakaret etme hakları yok. Kürtlerden bir kişi birisine saldırsaydı oraya devlet bütün ordusuyla giderdi. Kürtlere bir belde halkı saldırıyor fakat yanı başımızdaki jandarma ve polis olaya müdahale etmiyor. Eğer biz orayı terk etmemiş olsaydık ölüm de yaşanabilirdi.'
      Aralarında kadın ve çocuklarında bulunduğu işçilerin darp edilmesi olayına seyirci kalan jandarma ve polisin olayla ilgili soruşturma bile başlatmadı. Saldırıya maruz kalan işçiler ise İHD'ye başvurmaya hazırlanıyor. MERSİN / DİHA
      MURAT KOLCA

      Cezaevinde herşey Kürtçe!

      Kürtçe yasağına karşı tutuklu ve hükümlüler, Kürtçe konuşma ve yazma kararı aldı
      Siyasi tutuklu ve hükümlüler, cezaevlerinde Kürt dili üzerindeki yasaklara 'dur' demek için harekete geçti. Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi'ndeki tutuklu ve hükümlüler, Kürtçe kitap, dergi ve gazetelerin cezaevine alınmamasına ve Kürtçe telefon görüşmesinin yasaklanmasına karşı mahkemelerde Kürtçe savunma yapma eylemi başlattı. Resmi yazışmaların da Kürtçe yapılacağı duyuruldu.

      cezaevinde_kurtce

      Yasağa karşı Kürtçe atağı
      Cezaevlerinde Kürtçe konuşma ve yazılardan dolayı aylarca hücre cezası ve görüş yasağı gibi anti demokratik uygulamalara maruz kalan PKK'li tutuklular Kürtçe yasağına karşı harekete geçti. Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi'ndeki PKK'li tutuklular bu baskılara karşı mahkemelerde Kürtçe savunma yapma, tüm resmi işlemlerde Kürtçe konuşup yazma eylemi başlattı.
      Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, 'Kürtçe'nin kullanımında herhangi bir sıkıntı yok', Başbakan Erdoğan'ın 'Kürtçe'nin önünde hiç bir engel yok' açıklamaları, Kürtçe'ye yönelik baskılarla yalanlanıyor. Kürtçe kitap, dergi, gazetelerin cezaevine alınmaması ve özellikle Kürtçe telefon görüşmesinin yasaklanması tutukluları zor durumda bırakıyor. Tutuklular Kürtçe konuştuğu için hücre cezası, aylarca mektup yasağı ve açık görüş cezalarına çarptırılıyor. Kürt Dil Hareketi'nin (TZP) Kürtçe üzerindeki baskılara karşı Kürtçe'nin eğitim dili olması talebiyle bir çok eylem ve etkinlik yapma kararı alırken, Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi'ndeki tutuklular da Kürtçe üzerindeki baskıları protesto etmek amacıyla resmi işlemlerde Kürtçe konuşup yazma eylemi başlattı.anadilegitimpankart01_Kürtçe
      Diyarbakır D Tipi kapalı Cezaevi idaresi, tutuklu ve hükümlülerin yaptığı Kürtçe telefon konuşmalarını uyguladığı elektronik bir sistemle otomatik olarak kesmeye başladı. Tutuklu ve hükümlüler, Kürtçe konuşmaya yönelik cezaevi yönetiminin geliştirdiği bu sisteme karşı Kürtçe konuşup yazma eylemi başlatacaklarını bildirdi. Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ndeki PKK'li tutuklular adına aileleri aracılığıyla açıklama yapan Nihat Durmuş ve Sedat Akgül, cezaevindeki Kürtçe yasağına karşı bundan sonra mahkemelerde Kürtçe savunma yapacaklarını, cezaevi yönetimiyle yapılacak tüm resmi görüşme ve yazışmaları da Kürtçe yapma kararı aldıklarını belirtti. Tutukluların, aylardır aileleriyle Kürtçe yaptıkları telefon görüşmelerinin otomatik olarak kesildiği ve hiç bir Kürtçe yayının kendilerine verilmediğini belirten Durmuş ve Akgül, bu konuda yaptıkları girişimlere karşılık olarak kendilerine ceza verildiğini bildirdi. Durmuş ve Akgül, bu nedenle baskılara karşı bu eylemi başlatma kararı aldıklarını belirtti. DİYARBAKIR – DİHA  LEYLA SÖĞÜT

       

      Batman'da anadil mitingi
      TZPKurdî, okulların açıldığı 8 Eylül'de anadilde eğitim talebi için Batman'da miting düzenleyecek. Sivil toplum örgütleri, mitingi destekleyeceklerini açıkladı. Eğitim Sen Batman Şube Başkanı Selim Aratemur, Bölge'de yaşayan çocukların yüzde 70'nin Türkçe bilmediğini, Kürt çocuklarının okula başladıklarında farklı bir dille karşılaştıklarına dikkat çekerek, anadilde eğitim hakkını savundu.

      Protestolarda biz de varız!

      batman_kurdi_kurtce_tzip

      TZPKürdi'nin 8 Eylül'de anadilde eğitime ilişkin düzenleyeceği protesto gösterilerini sonuna kadar destekleyeceklerini ve güçlü bir katılım sağlayacaklarını kaydeden Batman'daki sivil toplum kuruluşları (STK), Bölge'de yaşayan çocukların yüzde 70'nin Türkçe bilmediğini, Kürt çocuklarının okula başladıklarında farklı bir dille karşılaştıklarına dikkat çekerek, anadilde eğitim hakkını istedi. Kürtlerin kendi anadilleriyle ilgili baskılara maruz kaldığını söyleyen Eğitim Sen Batman Şube Başkanı Selim Aratemur, Bölge'de yaşayan çocukların yüzde 70'nin Türkçe bilmediğini dile getirerek, Kürt çocuklarının okula başladıklarında farklı bir dille karşılaştıklarını söyledi. Aratemur, kendi dillerinde eğitim göremeyen Kürt çocuklarının, Türk çocuklarından daha da geride kaldığını kaydetti. İnsanların kendi dillerine sahip çıkması gerektiğini ifade eden Aratemur, 'Kendi evimizde, işyerimizde, sokakta ve yaşamın her alanında kendi dilimizle konuşmalıyız. Kültüründen dilinden uzaklaşan kendinden uzaklaşır' diye konuştu. İHD Batman Şube Başkanı Ferhat Bayındır da, 'Dilimiz geleceğimizdir, tarihimizdir ve kültürümüzdür. Her insan kendi anadiliyle var. Bu nedenle anadil çok önemli. Biz istiyoruz ki, herkes kendi anadiliyle konuşsun' dedi. Kürtçe dili üzerinde baskılar olduğunu kaydeden Bayındır, 'Çocuklarımız 8 yaşına kadar kendi anadilleri ile konuşuyorlar. Ancak okula gittikleri zaman Türkçe eğitim görüyorlar' diye konuştu. Dilin bir insanın varlığı olduğunu belirten DTP Batman İl Başkanı Özcan Erdem ise, asimilasyon politikalarına karşı Kürtlerin de mücadele verdiğini kaydetti. Bu günden itibaren Kürtler olarak dillerine ve kültürlerine daha fazla sahip çıkacaklarını belirten Erdem, 'Anadiline sahip çıkmak kendine sahip çıkmaktır' dedi. Beşiri Belediye Başkanı Burhan Korhan ise, bir toplumun var olmasının en temel ilkesinin anadili olduğunu söyledi. Korhan, 'Çocuğun psikolojik açıdan gelişmesi için kendi anadiliyle eğitim görmesi lazım. Bizim talebimiz Kürtçenin özellikle Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı coğrafyada ve batı metropollerinde eğitim dili olarak anayasal güvence altına alınmasıdır' şeklinde konuştu. BATMAN – DİHA MEKİYE GÖRENÇ

      Kürdistan - TÜRK TAKIMINDAN “KÜRDİSTAN” FORMASINA TEPKİ…

      020908051846 2-Sep-08 [16:52] PNA-İran Kürdistan’ının Urmiye kentinde düzenlenen, 5 ülkeden iller karması takımların katıldığı futbol turnuvasında Kürdistan’ı temsil eden Brusk takımımıza karşı karşıya gelen Türk takımı “Kürdistan” yazılı ve armalı forma nedeniyle maça çıkmayına üçüncü oldu.

      Urmiye Spor Müdürlüğü tarafından 24- 29 Ağustos'ta Kürdistan, İran, Azerbaycan, Nahçıvan ve Türkiye’den 5 takımın katıldığı futbol turnuvası düzenlendi.

      Kürdistan’ı Brusk, İran’ı Urmiye, Azerbaycan’ı Bakü, Nahçıvan’ı Nahçıvan kenti ve Türkiye’yi de Erzurum karmaları temsil etti.

      Tük takımı ilk maçında Nahcivan'ı 5- 0 yendi. İkinci maçlarında ise Bakü karmasını 6- 0'la geçerken, Urumiye takımı ile de 1- 1 berabere kaldı.

      Kürdistan’ı temsil eden Brusk takımımız ise Nahçıvan'ı 3- 0 yendi, Bakü'yle 1- 1 berabere kaldı, Urmiye'ye 2- 1 mağlup oldu.

      Böylece Türk takımı “Kürdistan yazılı ve armalı forma nedeniyle Brusk takımımızın maçına tepki olarak çıkmayınca üçüncü olurken Brusk de ikinci oldu ve ikincilik kupasını aldı.

      Şampiyon olan Urmiye ise Nahçıvan'ı 5- 0, Bakü'yü 4- 1, Brusk’ı 2- 1'lik sonuçlarla geçti ve Türk takımıyla da 1- 1 berabere kaldı.

      Türk ırkçılığı her yerde : “Bir Türk takımının Kürdistan formalı hiçbir takımla müsabaka yapması söz konusu olamaz"

      Barzani, Hewler Spor'u başarısından dolayı kutladı

      BAŞKAN BARZANİ’DEN HEWLER SPORA KUTLAMA MESAJI…

      ŞAMPİYON HEWLERSPOR

      KÜRDİSTAN 2010 VIVA DÜNYA KUPASINA EV SAHİPLİĞİ YAPACAK

      Kürdistan Dünya Dördüncüsü! “Viva Dünya Kupası Padania’’nın”

      KÜRDİSTAN VE SEMİLAND BERABERE KALDI

      Türk Tümen Komutanı'ndan Gever halkına hakaret!

      Diyarbakır Türkiye Folklor yarışmasında birinci oldu

      KÜRDİSTAN MİLLİ FUTBOL TAKIMI İLK ANTRENMANINI YAPTI

      Genelkurmay’dan sonra bu da AKP'nin eylem planı

      KÜRDİSTAN MİLLİ TAKIMI DÜNYA KUPASI İÇİN İSVEÇ'E GİDİYOR

      Terim'in Claudia Roth'u korkutan sözleri

      kurdistan spor sport

      İRAN'ın Urmiye kentinde düzenlenen, 5 ülkeden iller karması takımların katıldığı futbol turnuvasında Erbil takımının 'Kürdistan' yazılı ve armalı formayla Türk takımına karşı oynamak istemesi krize neden oldu.

      Türk gazetesi Hurriyet’te verilen haberde fasizmin kuralsizligi bir kez daha gözler önüne serildi.

      Haberdeki yorumcularda Gençlik ve Spor İl Müdürü Çintımar’ı, kutlarken Kürtlere olan bakis acilarini ve tahammulsuzluklerini sovenist yorumlarla aciklamis oldular. Futbolda forma krizi basligiyla verilen haber:

      Iraklı kulüp yöneticilerine rest çeken Erzurum karmasının Teknik Direktörü Aydın Özyıldırım, Gençlik ve Spor İl Müdürü Fatih Çintımar'ın talimatıyla takımı Irak maçına çıkarmadı ve ikinciliğe razı oldu. Gençlik ve Spor İl Müdürü Fatih Çintımar, "Turnuvada birinci de olabilirdik. Ay- yıldızlı formamızı gören Iraklılar, Kürdistan yazılı formayla maça çıkmak istemişler. Biz de böyle bir şeye izin vermedik. Bir Türk takımının Kürdistan formalı hiçbir takımla müsabaka yapması söz konusu olamaz" dedi.Duhok sports hall inside

      Urmiye Spor Müdürlüğü tarafından 24- 29 Ağustos'ta İran, Türkiye, Azerbaycan, Irak ve Nahçıvan'dan 5 takımın katıldığı futbol turnuvası düzenlendi. Türkiye'yi Erzurum, İran'ı Urumiye, Azerbaycan'ı Bakü, Irak'ı Erbil ve Nahçıvan'ı da Nahcivan kenti karmaları temsil etti. Bölgesel futbol turnuvasının ilk günü yapılan toplantıda kuralar çekildi, katılacak futbolcu, teknik direktörler listesi çıkarıldı. Bu arada turnuvaya katılacak futbol takımlarının giyeceği formalar da bu toplantıda ele alındı. Türkiye'yi temsil eden Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nün 21 kişilik karma futbol takımının ay yıldızlı kırmızı- beyaz renkli formlarla maçları oynayacağı belirtildi. Bunun üzerine Irak takımının, üzerinde 'Kürdistan' yazılı ve armalı formayla maçlarını oynayacağı bildirildi. Erbil takımı, Bakü ile oynadığı maça 'Kürdistan' formasıyla çıktı ama tepkilerin artması üzerine bir daha bu formaları giymedi.

      Teknik Direktör Aydın Özyıldırım, antrenör Ersin Dizlek yönetimindeki Erzurum karması ilk maçında Nahcivan'ı 5- 0 yendi. Dadaşlar, ikinci maçlarında ise Bakü karmasını 6- 0'la geçti. Şampiyonluk yolunda önemli başarı elde eden Erzurum karması, İran'ın Urumiye takımı ile de 1- 1 berabere kaldı. Kürdistan forması giydiği için Erbil maçına çıkmayan Erzurum karması, turnuvada ikincilik elde etti. Erbil takımı ise Nahcivan'ı 3- 0 yendi, Bakü'yle 1- 1 berabere kaldı, Urmiye'ye 2- 1 yenildi. Şampiyon olan Urmiye ise Nahcivan'ı 5- 0, Bakü'yü 4- 1, Erbil'i 2- 1'lik sonuçlarla geçti ve Erzurum'la 1- 1 kalarak puanları paylaştı.

      Teknik Direktör Aydın Özyıldırım, turnuvada başarılı bir sonuç elde ettiklerini belirtirken, Gençlik ve Spor İl Müdürü Fatih Çintımar, şöyle konuştu:

      "Turnuvada derece yapmamız çok önemli değil. Biz belki orada birinci de olabilirdik. Ay- yıldızlı formamızı gören Iraklılar, Kürdistan yazılı formayla maça çıkmak istemişler. Iraklı yöneticilerin yaklaşımı ve Kürdistan yazılı formada ısrar etmeleri üzerine Erbil maçına çıkmadık. Beni Urumiye'den aradılar ve durumu anlattılar. 'Kesinlikle oynamayın' dedim. Sanıyorum bizim bu tepkimizden sonra da Iraklılar diğer maçlara normal formalarıyla çıkmışlar. Biz böyle birşeye izin vermedik. Bir Türk takımının Kürdistan formalı takımla müsabaka yapması söz konusu değildir. Biz orada Azerbaycan, Nahcivan ve İran'la oynayarak namağlup ikinci olduk." hurriyet*02-09-2008 www.kurdtime.blogspot.com