Turkbaşı Tayyibin 2008 bütçesinde Doğu ve Güneydoğu’ya yatırım yok
Demokratik Toplum Partisi (DTP ) Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak , hükümetin 2002’den bu yana milli gelirin bölgelere ve illere göre dağılımını gizlediğini, gelişmişlik farkını bir sorun olarak görmediğini, 2008 yılı bütçesinde Doğu ve Güneydoğu ’ya yönelik yatırım bulunmadığını söyledi.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ’nde yapılan ve kent esnafının Outlet Çadırı’nın kurulmasına karşı çıktığı toplantıya katılan Kışanak , sorunların çözümünün sadece piyasa koşullarına bırakılmamasını, sosyoekonomik durum ve hayatın gerçeklerinin piyasanın koşulları ile birleştirilip çözüm üretilmesi gerektiğini belirtti.
Bölgeler arası gelişmişlik farkının ortadan kaldırılması için de aynı yöntemin uygulanması gerektiğini belirten Kışanak , “Eğer çözümleri piyasanın acımasız rekabet koşullarına bırakırsanız, teşviklerin toplamını yalnızca Bursa alır” dedi.
‘Zerre kadar yatırım yok’
Hükümetin “Bütün yerel yönetimlere biz eşit olarak yaklaşıyoruz” dediğini hatırlatan Kışanak , “Bu yerel yönetimlerden kasıt sadece belediyeler değil, aynı zamanda içerisinde İl Özel İdareleri de yer alıyor. Türkiye ortalamasında kişi başına düşen milli gelir 429 YTL , yerel mahalli idarelerin yaptığı harcama Bölge’nin ortalaması ise 200 YTL ’nin altındadır. Buna merkezi hükümetin İl Özel İdarelerine gönderdiği pay da dahildir” dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olan Kışanak , 2008 yılı içerisinde kamu harcamalarında en büyük payın Ulaştırma Bakanlığı ’na verildiğini belirterek, hükümetin yatırım programını şöyle eleştirdi: “Ulaştırma Bakanı yaptığı sunumda Allah rızası için ülkenin Doğusuna kayan hiçbir program yok. Bölgeyi düşünerek yapılmış zerre kadar bir pay yok.”
Esnafların dediği oldu
Kayapınar bölgesinde açılması düşünülen ve Diyarbakır esnafının “haksız rekabet yapıyor, işimizi öldürüyor” gerekçesiyle karşı çıktığı Outlet Çadırı ile ilgili olarak düzenlenen basın toplantısında, Diyarbakı Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir , “Kentimize hayırlı olsun, Outlet Çadırı projesinden vazgeçilmiştir. Girişimcimizin Diyarbakır sevdalısı olduğundan en ufak bir kuşkumuz yoktur. Girişimcimizin mağduriyetini hep birlikte kafa kafaya vererek ortadan kaldırmak için çaba göstereceğiz” dedi. (Diyarbakır /EVRENSEL )
İstanbul ’a Çin , Diyarbakır ’dan yakın
Ulaştırma Bakanı ’nın kendilerine “Eğer bir ülkede kalkınma istiyorsanız öncelikle ulaşım ve iletişim altyapısını güçlendirmeniz lazım” dediğini hatırlatan Kışanak , “Diyarbakır ’dan İstanbul ’a mermeri ulaştırmak, Çin ’den İstanbul ’a mermeri ulaştırmaktan daha zordur. Neden bizim demiryollarımızı daha rantabl hale getirmiyorsunuz. Neden benim üreticim mermerini İstanbul ’a Çin ’den daha zor koşullarda ulaştırıyor” diye sordu.
Batıda kişi başına gelir 15 bin dolar, doğuda 200 dolar
Devletin, 2002 yılından beri ülkenin geneline düşen milli gelirin illere ve bölgelere göre dağılımına ilişkin bir veri sunmadığını dile getiren Kışanak , tablonun kötüye gittiğini kaydetti. Kışanak , “Hükümet bize, ‘kişi başına geliri 7 bin dolara çıkardım’ diyor. İllere ve bölgelere göre dağılımına ilişkin bir veri verse bu batıdaki illerde kişi başına düşen gelir 15 bin dolara çıkmış, Doğu’da ise 200 dolarda kalmış. Ortaya çıkan bu kötü tabloyu bizden gizleyerek politikalarını yürütebilecekleri bir sistemi yaratmaya çalışıyorlar” diye konuştu.
2008-01-04 07:54:56 Evrensel
Tanrıkulu, 12 Eylül 2006 tarihinde Koşuyolu Parkı'nda meydana gelen patlamayı hatırlatarak, bugün de aynı vahşetle karşı karşıya olduklarını söyledi.
Kurdians: Friday, January 04, 2008
Diyarbakır'daki 55 sivil toplum örgütünden sağduyu çağrısı
Diyarbakır'da 5 kişinin ölümüyle sonuçlanan patlama yerinde açıklama yapan 55 sivil toplum örgütü temsilcisi, sağduyu çağrısında bulundu.
Patlamanın meydana geldiği Prof. Selahattin Caddesi'nde bir araya gelen 55 sivil toplum örgütü temsilcisi, olayı kınadı. Sivil toplum temsicileri adına açıklama yapan Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu, 12 Eylül 2006 tarihinde Koşuyolu Parkı'nda meydana gelen patlamayı hatırlatarak, bugün de aynı vahşetle karşı karşıya olduklarını söyledi. Sivil toplum kuruluşları olarak şiddete karşı olduklarını ifade eden Tanrıkulu, bu vahşeti kabul etmediklerini söyledi. Devletin kısa zamanda olayın faillerini ortaya çıkarmasını isteyen Tanrıkulu, Diyarbakırlıların bu vahşete teslim olmayacağını ifade etti. Tanrıkulu, halka sağduyu çağrısı yaptı.
DİYARBAKIR (DİHA)
ABD’NİN BAĞDAT BÜYÜKELÇİLİĞİ: ‘’KERKÜK’ÜN GELECEĞİNİ IRAK HALKI BELİRLEYECEK’’
Kurdians: Friday, January 04, 2008
4-Jan-08 [10:55]PNA-ABD’nin Bağdat Büyükelçisi Ryan Crocker, ‘’Irak Daimi Anayasasının 140.maddesinin uygulanmasının 6 ay için ertelenmesine ittirazlarının olmadığını’’ söyledi.
Seva Radyosuna konuşan Crocker, ‘’Iraklı yetkililerinin 140.maddenin ertelenmesi ile ilgili kararlarını olumlu karşılıyorum’’ dedi.
Crocker, ‘’Birleşmiş Milletlerin maddenin uygulanması için vermeyi düşündüğü teknik yardımın olumlu ve yapıcı olacağını’’ söyledi.
Büyükelçi Crocker, ‘’Kerkük’ün durumunun normalleştirilmesi ile ilgili verilecek kararların bütün Iraklıları içine alacak şekilde ve Kerkük’ün geleceğinin sadece Iraklılar tarafından belirlenmesi gerektiğini’’ söyledi.
. 2008 yılında koparılan bölgelerin tekrar Kürdistan Bölgesi’ne bağlanmasını temenni ediyoruz. Başarı Kürdistan halkı ve hükümetinindir
Kurdians: Friday, January 04, 2008
FKB DIŞ BÖLGELER BAKANLIĞI: ‘’IRAK HÜKÜMETİNİN 140.MADDE KONUSUNDAKİ iMASI KARŞISINDA RAHATSIZIZ’’
4-Jan-08 [11:5]PNA-Federal Kürdistan Bölgesi (FKB) Dış Bölgelerden Sorumlu Bölge Bakanı Dr.Muhammed İhsan’ın ofisinden yapılan yazılı açıklamada, ‘’Sayın bakanın görevinden istifa edeceğine dair medyada çıkan haberlerin gerçeklikten uzak olduğu’’ belirtildi.
Açıklamada, ‘’Bu tür haberlerin sorunların çözümüne hizmet etmeyeceği, tersine Kürt düşmanlarının çıkarlarına hizmet edeceği’’ belirtildi.
Yazılı açıklamada, ‘’Biz Irak hükümetinin 140.maddenin 6 ay ertelenmesine sebep olan edası karşısında çok açık bir şekilde rahatsızız. Ama bu şimdiki duruma teslim olmamız anlamına gelmiyor ki görevden el çekelim. Maddenin uygulanması adına Kürdistan halkından zulümle alınan hakların iadesi için demokratik çerçevede çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bunun sonucunda koparılan bölgeler Kürdistan Bölgesi’ne bağlanacak ve hak sahipleri de haklarına ulaşacak’’ denildi.
Açıklamada, ‘’Irak halkının yüzde 80’ni tarafından kabul edilen maddenin uygulanması konusundaki tutumumuz devam edecek. 2008 yılında koparılan bölgelerin tekrar Kürdistan Bölgesi’ne bağlanmasını temenni ediyoruz. Başarı Kürdistan halkı ve hükümetinindir’’ denildi.
Diyarbakır’daki saldırı, dünya medyasında yankılandı
Yabancı medya olayı, “Bomba Saldırısı Çocukları Öldürdü”, “Saldırı, sınır ötesi için misilleme gibi”, "Son dönemin en büyük saldırısı", “PKK misilleme yapacağını açıklamıştı” başlıklarıyla duyurdu.
TİMES: “ÇOCUKLARI ÖLDÜRDÜLER”
İngiliz The Times “Bomba Saldırısı Çocukları Öldürdü” başlıklı haberinde sınır ötesi operasyonların başlatılmasından bu yana Güneydoğu’da yoğun bir “gerginlik” bulunduğunu öne sürdü. Gazete, saldırının Ekim’den bu yana en kanlı saldırı olduğuna dikkat çekti.
NYT: “SON DÖNEMİN EN BÜYÜK SALDIRISI”
New York Times gazetesi, “çoğunlukla Kürtlerin olduğu” Diyarbakır’daki patlamada 5 sivil öldü, 60’dan fazla kişi yaralandığını belirtti. Gazete, “Son dönemde Türkiye şehirlerinde gerçekleşen büyük saldırı olduğu ifade ediliyor” diye yazdı.
GUARDİAN: “SALDIRI SINIR ÖTESİ İÇİN MISİLLEME GİBİ”
İngiliz The Guardian da, saldırıyı “Aylardan beri ülkedeki en öldürücü bombalama” olarak nitelendirirken eylemin Türk savaş uçaklarının Kuzey Irak’taki operasyonlar için misilleme olarak göründüğü yorumunu da yaptı.
MONDE: “PKK MİSİLLEME YAPACAĞINI AÇIKLAMIŞTI”
Fransa’nın büyük gazetelerinden Le Monde ise, çok güçlü bir patlamanın olduğunu belirterek “PKK’nın Kürt asileri de bir süre önce üslerine karşı düzenlenen hava bombardımanları nedeniyle misillemede bulunacaklarını açıklamışlardı” değerlendirmesi yaptı.
WP: “ARTAN SALDIRILAR GERGİNLİĞİ YÜKSELTTİ”
Washington Post da, “Kürt gerillalarının artan saldırılarının gerginliği yükselttiği” yorumunu yaptı. Gazete, Türk yetkililerinin Diyarbakır’daki saldırıdan PKK’yı sorumlu tuttuklarına dikkat çekti.
EL PAİS: “PKK’DAN ŞÜPHELENİLİYOR”
İspanyol El Pais de, Diyarbakır’ın PKK’nın üslerine karşı operasyon düzenleyen Türk ordusunun yoğunlaştığı bir kent olduğuna dikkat çekerken PKK’dan şüphelenildiğini belirtti.
FİGARO: “HAFTANIN ÜÇÜNCÜ SALDIRISI”
Fransız Le Figaro da, “Türkiye’de öldürücü saldırı” başlıklı haberinde Diyarbakır’daki saldırının haftanın üçüncü saldırısı olduğunu belirtirken Ankara’nın PKK üslerine karşı operasyonları yürüttüğüne dikkat çekti.
VOA: “PKK ŞİDDETİNDE 30 BİNDEN FAZLA İNSAN ÖLDÜ”
Amerika’nın Sesi de, “PKK 1984’ten beri Türkiye’nin Güneydoğu Bölgesinin özerkliği için savaşıyor. Bu şiddette 30 binden fazla insan öldü. Patlama Türkiye’nin güneydoğusundaki PKK’ya karşı hücumun gerçekleştiği şehirde oldu” dedi.
DW: “DİYARBAKIR’DA ASKERİ ARACA BOMBALI SALDIRI”
Alman yayın kuruluşu Deutsche Welle de, “Diyarbakır'da askeri personeli taşıyan servis aracına bombalı saldırı düzenlendi. Askeri aracın geçişi sırasında patlatılan uzaktan kumandalı bomba, 2’si öğrenci 5 kişinin ölümüne neden oldu” dedi.
Plana dahil olmak istemeyen Kürtlerin ise PKK şahsında Türkiye’ye kurban edilmekle tehdit edildiği belirtiliyor.
Kurdians: Thursday, January 03, 2008
Kandil’in diyeti İran üssü
MEHMET YAMAN -ANF Kandil bombalamasındaki ABD desteğinin nedeni açıklık kazanıyor. Güney Kürdistan’da, ABD ve İsrailli 7 kişilik uzman ekibin görev aldığı ve İran’ı hedefleyen bir üs kuruldu. Üssün bir benzerinin Hakkari-Yüksekova bölgesinde kurulması için de düğmeye basıldı. Sıkı güvenlik önlemlerin alındığı üssü ilk kez ANF görüntüledi.
Uzun zamandır PKK’ye karşı mücadelede Türkiye’ye destek olmayan ABD tarafından son dönemde Kandil’in bombalanması için neden Türkiye’ye destek sağlandığı netleşiyor. ABD’nin, Güney Kürdistan Federal yönetimi ve Türkiye ile anlaşarak İran’ı hedefleyen yeni bir askeri stratejik üs kurduğu ortaya çıktı.
Edinilen bilgilere göre yeni uydu sistemleri ve güçlü radar alıcılarıyla desteklenen üssün kurulumu da Türkiye üzerinden sağlanan destekle gerçekleştiriliyor. Bu çerçevede üssün gereçlerini Türkiye üzerinden Güney Kürdistan’a taşıyan ABD’nin, üssün kurulumu için 7 kişilik bir uzman ekip görevlendirdiği öğrenildi. Güney Kürdistan’ın Diyana (Soran) bölgesinde olduğu öğrenilen üsteki söz konusu ekibin, uydu ve radar sisteminin bağlantıları ile teknik organizasyonunu gerçekleştirdikleri öğrenildi. Benzer bir üssü Hakkari-Yüksekova bölgesinde kurmak için ikinci bir ekibin Türkiye’nin onayı ile Kuzey Kürdistan’da çalışmalara başlandığı belirtildi.
KOREK DAĞI’NDA ÖZEL ÖNLEMLER ALINDI
Devrik Irak rejimi’nin yanı sıra Güney Kürdistan yönetimi ve Irak’taki ABD’li kuvvetlerle birlikte uzun süre çalışmış olan bir askeri uzman, üslerle ilgili gelişmeler konusunda ANF’ye bilgi verdi. Selahaddin’deki Kürt Özel Güvenlik Güçleri eğitiminde de kritik görevler üstlenen uzmanın verdiği bilgilere göre Güney Kürdistan’daki üs, Diyana (soran) kasabasının stratejik öneme sahip olan Korek Dağı’nda kuruluyor. Üssün kuruluş çalışmaları başlamadan önce bölgeye giriş çıkışlar da yasaklandı. Bu süreçte üs için teknik araç gerecin taşındığı Korek Dağı’na, ABD ve İsrailli uzmanlar ile onlara destek sağlayan özel ekipler dışında kimse alınmıyor.
Üs alanının çevresine ise ABD tarafından özel eğitim verilen yaklaşık bin 500 kişilik kırmızı bereli peşmerge gücü konuşlandırıldı. ABD’nin Irak’a müdahalesinden önce de Türk MİT’i buraya konuşlanarak Kandil, Lolan gibi bölgelerde gerillanın iletişimini dinleyerek istihbarat topluyordu. Çalışmalar kapsamında Sepelke alanı da bu üsler için kullanılıyor ve ABD tarafından her iki alanda da helikopter pistleri kuruldu. İstihbarat kaynaklarına göre henüz teknik cihazların yerleştirilmesi aşamasında olmasa bile, benzer çalışmalar Türkiye tarafındaki İran’a yakın sınır bölgelerinde de yürütülüyor.
İSRAİL VE ABD MEDYASI SİNYAL VERDİ
Bir İsrail gazetesi ABD’nin İran sınırına birkaç km uzaklıkta bir üs kurduğunu belirtmişti. Yine 11 Eylül 2007’de Wall Street Journal Gazetesi, ABD’nin İran sınırına 3-4 km mesafede olacak bir üs kuracağını bildirmişti.
Bölgedeki siyasi analizciler, ABD ve İsrail’in, önce PKK üzerinde başlattıkları istihbarat ve keşif çalışmalarının başarıya ulaşması durumunda, aynısının İran üzerinde de farklı biçimlerde uygulanacağını belirtiyorlar. Bu nedenle Türkiye’ye PKK istihbaratı sağlanması ile başlayan sürecin, orta ve uzun vadede önemli stratejik sonuçlar almayı amaçladığı belirtiliyor. Bunun ilk adımlarının ise ABD, İsrail ve Türklerden oluşan yetkililerin atıldığı öğrenildi.
Söz konusu buluşma, Hewler ile Selhaddin arasında bulunan Khanzad otelinde gerçekleşti. Burada, Türkiye’nin PKK dosyasına karşın ABD ve İsraillilerin de İran ve Suriye’ye dönük stratejilerini dile getirdiği ve Kandil bölgesinde Türkiye’ye sağlanacak olan istihbarat karşılığında, Türkiye’nin Kürt yönetimine dönük sert açıklamalardan ve tehditlerden vazgeçmesi, İran ve Suriye’yi hedefleyen üs çalışmalarına da katkı vermesi kararlaştırıldı.
“ÜSLERİN SAYISI ARTABİLİR” ENDİŞESİ
ABD’nin Türkiye’yi İran’a karşı hazırladığı, Kürtleri de bu planın içine sokmaya çalıştığını belirten yetkililer, bu planın, aynı zamanda ABD’yi Irak cephesinde rahatsız eden Kürt-Şii yakınlaşmasına karşı da işletildiğini vurguladılar. Plana dahil olmak istemeyen Kürtlerin ise PKK şahsında Türkiye’ye kurban edilmekle tehdit edildiği belirtiliyor. Bu stratejinin bölgedeki yeni dengeleri oluşturduğunu da dile getiren uzmanlar, Kürt sorununun çözümsüz kalması durumunda bölgedeki ABD-İsrail üslerinin sayılarının artarak devam edeceği endişesini dile getiriyorlar. Yeni üs çalışmalarının ise klasik üslerden farklı olarak iyi bir kamuflaja sahip, küçük ama aktif sonuçlar alabilen teknik düzeyi yüksek üsler olduğuna dikkat çekiliyor.
Türk Meclis’inde dün gazetecilerin sorularını yanıtlayan DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi. Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin ‘Kürtler AKP’yi desteklemeli’ yönündeki açıklamalarının sorulması üzerine Türk, “Türkiye siyasetine baktığımızda savaş çığırtkanlığı yapan bir muhalefet var. Böyle olunca Kürtler de sığınacak liman olarak AKP’yi gördü. 22 Temmuz seçimlerinde Kürtler iki tercih yaptı, DTP ve AKP. Kürt seçmenin bir kısmı şoven siyasete karşı AKP’yi tercih etti. Ama AKP geleneksel devlet politikasının dışına çıkmadı. Kürtler yanıldı” dedi. Barzani ve Talabani’nin de hala seçim sonuçları üzerinden değerlendirme yaptığını ifade eden Türk, “AKP aslında sınır ötesi operasyonla çözüm istemediğini ortaya koydu. Bu nedenle Barzani ve Talabani de yanılıyor. AKP resmi ideolojinin dışında siyaset yürütmüyor” diye konuştu.
Türk, DTP Parti Meclisi Sonuç Bildirgesi’nde yer alan “PKK siyasal bir örgüttür” şeklindeki tanımlamanın sorulması üzerine ise, şu yanıtı verdi: “Biz demokratik siyaset yapan bir partiyiz. Bizi yaptığımız siyasetle değerlendirin. PKK bir realitedir. Bizim de herkes gibi PKK’yle ilgili değerlendirmelerimiz olur. Bugün dünya PKK’yi konuşuyor. Başbakan Erdoğan Bush’la PKK’yi konuştu. PKK Ortadoğu’da önemli etkinliği olan bir örgüt. Tabi ki herkes bir yorum yapabilir. Partimizin kararına da herkesin saygılı olması gerekir.”
Türk, DTP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’la ilgili iddiaları ise ‘çirkin saldırı’ olarak değerlendirdi. Türk, ‘Sayın Pervin Buldan ve Nihat Buldan akraba. Görüşmeleri de son derece doğal. İddialar çirkin bir saldırıdır. Farklı yerlere çekmenin anlamı yok. Kişileri akrabalarından dolayı suçlamak ahlaki değil” dedi. Gözaltına alınan işadamı Nihat Buldan’ın uyuşturucu ticareti yapan kişilerle görüşmeye giderken TBMM amblemli aracı kullandığı Türk yetkilileri tarafından iddia edilmişti. İddialara sert tepki gösteren Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, şahsında DTP’ye yönelik bir saldırı olduğunu açıklamıştı.
özgür politika
İran'dan Türkiye'ye 'Kürt sorunu' ile ilgili öğütler
Semih İdiz-Milliyet/PKK'ya düzenlenen operasyonlar karşısında genelde sessiz kalan uluslararası camianın, bu operasyonların başarıya ulaşmasıyla birlikte Türkiye'deki "Kürt sorunu"nun siyasi ve sosyal boyutlarını daha fazla ön plana çıkaracağını gösteren işaretler artıyor.
Gelişmeler bununla ilgili baskı, telkin ve öğütlerin de sadece Batı'dan gelmeyeceğini gösteriyor. DHA'dan İhsan Dörtkardeş'in önceki gün aktardığı, Tahran Radyosu'nun konuyla ilgili yorumu bu yüzden çok ilginçti.
Resmi Tahran Radyosu, Türkiye'nin teröre karşı elde ettiği askeri üstünlüğü hukuki, ekonomik ve sosyal reformlarla sürdürmesi halinde, "PKK terörü diye bir sorunun kalmayacağı" yorumunda bulunmuş. Yapılması gerekenlere, "PKK'lıların eve dönmelerinin sağlanmasını" da ilave etmiş.
Bu görüşün ABD ve AB'nin yaklaşımlarıyla örtüşmesi tabii ki gözden kaçmıyor. Bu öğütlerin, "PKK'nın uzantısı" olarak görülen PEJAK ile savaşan bir ülkeden gelmesi ise işin başka bir yanı. Kuzey Irak'taki PEJAK'ı sık sık bombalayan Tahran'ın, Türkiye'nin sınır ötesi operasyonuna sıcak bakmadığını çeşitli vesilelerle belli etmiş olması ise işin diğer bir ilginç yanıdır.
İran'da köklü 'Kürt fobisi' yok
Peki, bu bir "çelişkiye" mi, yoksa gelenekleri iki bin yıl geriye giden bir ülkenin "gerçekçi" ve "stratejik" düşünüyor olmasına mı işaret ediyor? Bize göre ikincisi geçerli. Her şeyden önce, Türkiye'dekinden nitelik ve nicelik bakımından farklı olan İran'ın "Kürt sorunu," Tahran'ın Iraklı Kürtleri "sorunun bir parçası" olarak algılamasına yol açmamıştır.
Daha açık söylemek gerekirse, İran'da köklü bir "Kürt fobisi" yoktur. Bu nedenle de, PEJAK'ın Kuzey Irak'tan İran güvenlik güçlerine karşı düzenlediği saldırılar, Tahran'ın Mesud Barzani ve Celal Talabani ile işbirliği yapmasını engellememiştir.
Bu arada, İran'ın PEJAK'a karşı düzenlediği operasyonlar da, Iraklı Kürtler tarafından, kendilerini yok etmeye dönük "örtülü bir savaş" olarak algılanmamıştır. Iraklı Kürtler, İran'ın kontrolleri dışındaki Kandil'e dönük operasyonlarına da daha çok, "Türkiye'ye emsal yaratıyor" diye karşı çıktıklarını belli etmişlerdir.
Tahran'ın verdiği öğütler
Özetle, İran'ın genel tutumu, "Kürt devleti" konusunda bizde olan türden vehimleri olmadığını ve böyle bir devletle işbirliği yapabileceğini ortaya koyar niteliktedir. Bunu da stratejik çıkarları için yaptığı ortadadır.
Londra'daki ünlü düşünce kuruluşu Chatham House, birkaç gün önce yayımladığı bir raporda, Kuzey Iraklı Kürtlerin çıkarlarının artık ABD ve AB'nin bölgesel çıkarlarıyla örtüştüğünü yazdı. Buna bölgesel etkinlik peşinde olan Rusya'yı ve petrol peşinde olan Kore, Çin ve Japonya gibi ülkeleri de dahil edebiliriz.
Söz konusu raporda, bölge ülkelerinin de artık bu gerçekle yaşamak zorunda olduklarını gösteren ifadeler yer alıyor. İran da işte bu temel gerçeği, "inkâr" ve "dışlama" yoluyla değil, "yöneterek" kendi çıkarlarıyla uyumlu hale getirmeye çalışıyor.
Türkiye'ye verdiği öğütlerin temelinde de bu yatıyor. Özetle, Tahran da Ankara'ya, aynen Batılı ülkeler gibi, "Terörle mücadele hakkın var ama bölgesel istikrar için Kürt sorununu barışçıl yollardan halletmen şart" diyor.