Kardeşlik ilkelliktir

Mehmet Ali Küçük Tarih: 14 Ağustos 2007 Salı İlkelliğin ne olduğu üzerine hiç düşündünüz mü? Gelin hep beraber sesli olarak düşünelim ama öncesinde kelimenin politikada mecazen kullanıldığını, teşbih amaçlı kullanıldığını not edelim. Böyle not edelim ki gerçek manayı bulabilelim. Kelime aslolarak biyolojiye ait, zoolojinin konusu. Canlıların gelişmişlik düzeyini anlamada kullanılıyor. İlkel kelimesi, zoolojide tek hücreli canlıların arkaik geçmişi olanı için, prokaryotlar için kullanılıyor. Ökaryot tek hücreliler gelişmiş tek hücreli sayılıyorlar (Daha fazla bilgi isteyenler internette bu konuda arama yapabilirler). İlkelliğin kıstası sanırsam primitif, ilksel olmak. Dolayısıyla, Türklerin ve Türkçe’nin hiyerarşi saplantılı özelliğinden dolayı anlamı değişmiş bir kelimedir ‘ilkel’. Öztürkçeciler bu manaya bugün yeni bir kelime uyduracak olsalar ister istemez ilkel değil de ilksel demek zorunda kalırlardı çünkü kastedilen bugün taşıdığı manasıyla ilkel değil, taşıdığı manasıyla ilkseldir. Öztürkçeciler –sel, -sal yapım ekini önce uydurup, bir süre kullanıp, sonra da tedavülden kaldırdıkları için, bu kelimeyi, ilksel kelimesini yaratma şansları yoktur. Türkler için kötü bir haberdir çünkü ilksel yani primitif kelimesinin gerçek anlamını asla öğrenemeyecekler ve her ilkel dediklerinde kötü birşeyden bahsettiklerini; birine ilkel dediklerinde o kişinin utanması gerektiğini, çünkü o kişinin kötü bir kişi olduğunu düşünecekler. Bu Türklerin sorunudur. Biz Kürdüz. Kelimenin türemesi biyolojide, zoolojidedir demiştik. İkinci türetilmesi ise sosyal bilimlerdedir. ‘İlk’ insan topluluklarının ‘ilk’ oluşlarına vurgu yapmak için, bugün kullanılacak olsa ilksel denilecek kelimeyi karşılamak üzere ilkel denmiş. Yani aslında ortada kötü bir mana yoktur. Olamaz da çünkü öyle bir yaklaşım, yani ilkel olanın kötü olduğu bir yaklaşım kabul edilirse, ilk insanların bayağı kötü şeyler olduklarını söylüyor olurduk, ki bu doğru değildir. Değiller ve o ilk dönemde sergilemiş oldukları başarıyı iyi ki sergilemişler de bizler de onların mirasçıları olarak bugünkü hakim kültürü yaratabilmişiz. Doğrusu budur. Kelimeyi okurken geliriz politikadaki kullanımına, yani üçüncü türetilmeye. Politikadaki kullanımı, Türkçe’de, kendini ileri olarak tanımlamak isteyenlerin rakipleri için yersiz kullanımıdır. Bu yaklaşım palavradır. Politika ne geleceğe ve ne de geçmişe dair olduğundan, politikada ileriler veya geriler yoktur. Politika kazananlar ve geriye kalanlar dünyasıdır. Aslında sadece kazananlar dünyasıdır. Politika yapan herkes kendini bir şekilde kazanan göstermek zorunda olduğundan herkes kendine göre bir retorik geliştirir. İlkel kelimesi Kürd siyasetinde böyle bir retoriğin gereğidir. “Sen ilkelsin”, “sen ilkelsen, ben sonalım”. ‘Sonal’ kelimesini duymadığınızı biliyorum. Bundan sonra her, bir diğerine ‘ilk-el’ diyeni duyduğunuzda, diyen kişiyi hafızanızda ‘son-al’ olarak kodlayın. Öyle yapın diyorum çünkü bu haliyle olayları görmeye başladığınızda aslında ortada ilkel-milkel olmadığını görmeye başlarsınız. Bunun nedeni kimsenin ‘son’, ‘son-al’ olmamasıdır. O iddia peygamberlere aittir. Siyasette ilkellik – sonallık yoktur, kazanmak vardır. Kürd toplumunu bugün bir araya getirmenin tek yolu onu millet olarak tanımak ve buna uygun olarak örgütlemektir. Kürdler ve diğer dünya milletleri karşılaştırmalı ele alındığında Kürdler açısından modern toplumu yakalamanın tek geçerli yolunun milleti millet olarak örgütlemek olduğunu görmek zorunda kalırız. Milliyetçilik modern toplumun bir düşüncesidir. İlk(s)el topluluklar böyle kavramlardan uzaklardır. Milliyetçilik modernliktir. Siyasette, kelimenin aktüel manasını vererek kullanacak olursak, ilkellik, kardeşlik edebiyatıdır. Hiçbir modern içeriği olmayan ve ilk(s)el kan bağından öte beş kuruş manası olmayan bir kelime. Modern toplumun anlamı olan sosyal örgütlenmeler yerine kan bağını esas alan kardeşlik politikası, lütfen iyi düşünün, ilkel bir politikadır. Modern toplumun en ileri aşaması bugünkü halinde Birleşmiş Milletlerdir. Kürdler milletleşemedikleri, yani devletleşemedikleri sürece milletlerin birleştiği Birleşmiş Milletler’de kendilerine yer bulamayacaklardır. Dünyayla birleşmenin adı milletleşmektir, milletleşirken devletleşmektir; tek çatı altında biraraya gelmektir. Modernliğin karşısına ilkelliği (kardeşlik) koyup sonra da modernleri (milliyetçileri) ilkellikle suçlamak iş değildir.

0 Yorum: