Kurdistan Haberleri -13

SURİYE VE İRAN’DAN SINIRDAKİ GERGİNLİK İÇİN İŞBİRLİĞİ...
PNA-Suriye ve İran Dışişleri Bakanları, Irak-Türkiye sınırında artan gerginliğe siyasi çözüm bulma çabalarında işbirliği yapacaklarını’’ bildirdi. Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim ve İranlı meslektaşı Manuçehr Mutteki, Şam’da yaptıkları görüşmede, Irak-Türkiye sınırındaki gerginliği ele aldı. Ortak basın toplantısı düzenleyen Suriye ve İran dışişleri bakanları, artan gerginliğe siyasi çözüm bulma çabalarında işbirlği yapacaklarını belirtti.
İRAN, HEWLER VE SÜLEYMANİYE KONSOLOSLUKLARINI YENİDEN AÇIYOR...
PNA-ABD askerlerinin Ocak ayında İran Konsolosluğu’nu basarak 5 İranlı görevliyi gözaltına almasının ardından, Hevler ve Süleymaniye’deki konsolosluklarını yeniden açma kararı aldı. Fars haber ajansına konuşan İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi müsteşarı Muhammed Caferi, konsoloslukları tekrar açma kararı aldıklarını ve Kürdistan Bölgesi yönetimiyle ortak bir güvenlik komitesi kurulduğunu duyurdu. Caferi, Kürt yetkililerin, PKK’nın İran’daki kolu olaran bilinen PJAK militanlarının, Bölge üzerinden İran topraklarına geçişinin engellenmesi için de çaba harcayacağını duyurdu.
FİNANCIAL TIMES: ‘’TÜRKİYE GEÇMİŞİYLE YÜZLEŞMEDEN AB’YE GİREMEZ’’
PNA-Financial Times gazetesi, ‘’Türkiye'nin geçmişi ile yüzleşmeden Avrupa Birliği’ne girme umudunun bulunmadığını’’ yazdı. Avrupa’nın da, kitle etnik temizliği dahil olmak, üzere geçmişini “çok başarılı bir biçimde unuttuğu”nu yazan gazete, Türkiye’nin de Ermenistan konusunda benzer bir durumda olduğunu öne sürdü. İngiliz gazetesi, Fransa ve ABD Kongresi’nde “Birinci dünya savaşı sırasındaki Ermeni katliamları soykırım olarak nitelendirme çabaları”nın Türkiye’de öfke yarattığını belirterek, “Daha sakin koşullarda Türk politikacı ve aydınları, tarihlerinin bu kanlı dönemi ile yüzleşme gereğini ve Türkiye’nin hesaplaşmadan AB’ye girme umuduğu olmadığını kabul edecekler.” Ancak bugünkü Türklerin, “Tarihten silinen, geçmişteki korkunç olaylarından haberdar olmadıkları”nı yazan gazete, “Belleği baskılamanın her zaman bir bedeli var” ifadesini kullandı.
ALTAN: ‘’SORUN PKK VE BARZANİ DEĞİL ‘’BİZİZ’’
PNA-"Bugün, güneyimizde kurulan bir Kürt devletini jetlerle bombalayarak, açıkça söylenmese de, bu Kürt devletini yok ederek Türkiye’nin Kürt sorununu çözmek isteyenler var elbette. Bütün bir toplumu kendileri gibi cellatlaştırmak istiyorlar. Büyük bir Kürt düşmanlığı yayıyorlar. PKK’nın o kanlı ve anlamsız saldırılarını “çözümleri”nin doğruluğuna kanıt olarak gösteriyorlar. Unuttukları basit bir ayrıntı var yalnızca. Daha önce o Kürt devleti orada yoktu. PKK bile yoktu. Ama Kürt sorunu durduğu yerde duruyordu." DEVAMINI OKU...
Irkçılık sınır tanımıyor
İstanbul, Ankara ve İzmir gibi illerden bölge illerine yolcu taşıyan otobüs firmaları, son dönemde artan ırkçı ve şoven saldırı dalgasından nasibini alıyor. Bölge illerine yolcu taşıyan firma yetkilileri, polisin ve askerin keyfi uygulamalarının yanı sıra, araçlarının taşlı saldırıya uğradığını, mola yerlerinde sürekli taciz edildiklerini belirtiyor. Best Van Firması yetkilisi Yaşar Turuş, bölgeye giden-gelen bütün firmalara 'terörist' muamelesi yapıldığını belirterek, Bodrum istikametinde araçlarını çeviren askerlerin 'Bodrum'da Kürtlerin ne işi var' diyerek otobüs şoförlerini ve yolcularını aşağıladığını söyledi. 21 Ekim'de Hakkari'nin Dağlıca bölgesinde HPG'liler ile TSK arasında yaşanan çatışmanın ardından Türkiye'de Kürt kurumları ve demokratik kurumlara yönelik ırkçı saldırılar arttı. Kurumlara yönelik saldırıların yanı sıra bölge illerine yolcu taşıyan firmalarda son dönemde gelişen ırkçı dalgadan payını alıyor. Diyarbakır, Van, Mardin, Şırnak gibi bölge illerine yolcu taşıyan otobüs firmalarının yetkilileri, son günlerde polislerin keyfi ceza uygulamalarında bulunduğunu belirterek, bu duruma tepki gösteriyor. 'Açlarımıza silah sıkılıyor' Hakkari Dağlıca'daki operasyon sonrasında 22 Ekim'de İzmir çıkışında otobüsleri taşlanan Mardin Dilmenler Firması yetkilisi Hatip Aydın, son günlerde firmalarına ait otobüslere bayrak asılmamasından dolayı polisin keyfi bir tutum sergilediğini ve çeşitli cezalar yazdığını söyledi. Aydın, firmalarına ait otobüslerin Kırıkkale, Keskin, Kayseri istikametlerinde taşlandığını ve kimi yerlerde araçlarına silah sıkıldığını ifade etti. Sivil araçların sık sık araçlarının önünde ani fren yaptığını ve otobüs şoförlerine elle taciz işaretleri yaptığını iddia eden Aydın, otogarlarda da çeşitli sıkıntılarla karşılaştıklarını anlattı. 'Araçlar keyfi şekilde aranıyor' Aydın, yaşadıkları sıkıntılara ilişkin şunları dile getirdi: 'Son zamanlarda bölge illerine yolcu taşıyan firmalarla diğer firmalar arasında keskin bir ayrım ortaya çıktı. 'Kürt' ve 'Türk' diye bir ayrım var. Eskiden beraber aynı çatı altında çalıştığımız diğer firmalar son günlerde bize karşı dışlayıcı bir tavır içerisindeler. Otogarlarda araçların bakımlarının yapıldığı istasyonlarda bizim araçların muavinlerine sataşıp taciz ediyorlar. Bazı firmaların muavinleri ile son zamanlarda sık sık kavgalar yaşanıyor. Bu durum gün geçtikçe içinden çıkılamaz bir hal alıyor. Araçlarımızın çıkış işlemleri bazen saatlerce polis tarafından geciktiriliyor. Bu yüzden son zamanlarda yaptığımız bütün seferler rötarlı. Daha önce bölge illerinden alışkın olduğumuz aramalara son zamanlarda batı bölgelerinde de rastlıyoruz. Sadece bölge illerine sefer yapan araçlar durdurulup keyfi aramalar yapılıyor.' Bodrum'da Kürtlerin ne işi var! Aynı baskılara bölge illerine seyahat yapan bütün firmaların maruz kaldığını söyleyen Best Van Firması yetkilisi Yaşar Turuş, bayrak asılan araçlarına bile polislerin keyfi cezalar yazdığını söyledi. Turuş, sorunun bayrak asıp asmamak olmadığını, bölgeye giden-gelen bütün firmalara 'terörist' muamelesi yapıldığını ifade etti. Son 2 hafta içersinde hiçbir aracın rötarsız hareket edemediğini, otogar çıkışlarında araçlarının kayıt işlemlerinin bazen saatlerce bekletildiğini belirten Turuş, Bodrum istikametinde araçlarını çeviren askerlerin 'Bodrum'da Kürtlerin ne işi var' diyerek otobüs şoförlerini ve yolcularını aşağıladığını ileri sürdü. Turuş, 'Son bir hafta içerisinde, Kayseri ve Afyon çıkışlarında 4 aracımızın camlarını kırdılar' diye konuştu. 'Linç olaylarından korkuyoruz' Best Van Firması'nda otobüs şoförlüğü yapan Mehmet Kızıl ise, geceleri mola yerlerinde diğer otobüs şoförlerinin ve yolcularının kendilerini taciz ettiğini belirterek, arama noktalarında polislerin araçtaki bütün bagajları aşağı indirdiğini ve kendilerini aşağıladığını söyledi. Kızıl, polisin son günlerde aracımıza bayrak asmamamızdan dolayı her arama noktasında 250 YTL ceza yazdığını ve bu uygulamanın kendilerine artık bıkkınlık verdiğini söyledi. Kızıl, Bozöyük ve Bilecik'te yaşanan linç olaylarının kendilerinin de başına gelmesinden korktuklarını söyledi. İSTANBUL / DİHA
BBC: Ankara Iraklı diplomatlara hakaret etti
PNA-BBC, PKK sorunu çözmek için Ankara’da görüşmelerde bulunan üst düzey Iraklı heyetin “soğuk bir biçimde karşılandığını” savunarak, heyetin Ankara’daki karşılanışının protokol açısından “diplomatik hakaret” olduğunu öne sürdü. ANKA’nın geçtiği haberde İngiliz yayın kurumu BBC, Türkiye’nin Kürdistan Bölgesi’ne yönelik büyük çapta bir askeri operasyon planladığı inancının bulunduğunu kaydetti. "Türkiye, operasyon mu işgal mi planlıyor” başlıklı haberinde BBC, Türkiye’nin büyük bir operasyon yapma kararında olduğunu gösteren faktörler arasında, geçen hafta Ankara’ya gönderilen yüksek düzey Irak heyetinin "gördüğü muamelenin" de bulunduğunu belirtti. BBC, Iraklı heyetin Ankara’da “soğuk” bir biçimde karşılandığını belirterek“Diplomatik teamüllere göre heyetin gördüğü muamele, hakaret sayılır” ifadesini kullandı. Irak heyetinin Türkiye’de yaptığı görüşmelerin değerlendirildiği haberde, "Irak’lı yetkililere göre Türk tarafı Irak’ın önerilerine kayıtsız kalırken, kendisi de herhangi bir öneride bulunmadı" denildi. BBC’nin haberinde “PKK’ye hiddetle karşı çıkan Türk kamuoyunun tepkisi, belki büyük bir müdahalede etkili olabilir ama harekete geçmede yeterli olur mu bilinemez. Ancak bu arada Türk ordusu ve hükümeti arasındaki tedirgin ilişki de aşikar” ifadeleri kullanıldı. Irak ve Kürtlerin sorunu uluslararası diplomasinin çözmesini umduklarının belirtildiği haberde “İki müttefiki arasında çıkmaza giren ABD, sorunun çözümünde rol oynayabilir” denildi. BBC, 1-3 Kasım'da İstanbul’da düzenlenecek olan Irak’a Komşu Ülkeler Konferansı ve 5 Kasım’da Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Washington ziyaretinin, "sorunu yola koyabileceğini" yazdı.
Mahmud Osman: Ankara 4 yıldır peşimde
HEWLER (30.10.2007)- Güney Kürdistan’a işgal harekatı yapmakla tehdit eden Türkiye’nin ABD’ye verdiği 150 kişilik verdiği liste içinde yer alan Mahmud Osman, Ankara’nın 4 yıldan bu yana kendisinin peşinde olduğunu söyledi. Ankara’nın Irak’tan istediği isimler arasında Mesud Barzani’nin oğlu Mensur Barzani ile Parlamenter Mahmud Osman’ın yanısıra yaklaşık 30 Kürt yetkilisi bulunuyor. Türkiye, verdiği bu listede yer alan isimlerin Türkiye için sakıncalı kişiler olduğunu belirterek, bunların tutuklanmasını istiyor. Bu konuda Irak hükümeti üzerindeki baskısına devam edeceğinin işaretlerini veren Türkiye, listedeki bazı isimlerin de acil olarak iade edilmesini talep ediyor. Türkiye’ nin istediği listede yer alan Dr. Mahmud Osman gazetecilere yaptığı açıklamada, Ankara’yı sert bir şekilde kınayarak, ‘’Türkiye beni 4 yıldan beri Irak’tan istiyor. Hatta Iraklı yetkililer nezdinde Türkiye’ nin baskı bile yaptı’’ dedi. Kendisinin Türkiye’ye verilmesi konusundaki talebin Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanı olduğu dönemde gündeme getirildiğini söyledi. Açıklamalarında Dr. Mahmud Osman, Türkiye’nin Kürtlerden korkusunun bir paranoya dönüştüğü söyleyerek, ‘’Türkiye acilen kendini bundan kurtarması gerekiyor’’ dedi. Türkiye’ nin ABD aracılığı ile Kürt liderlere ilettiği 38 kişilik listede Kurdistan Bölge başkanı Mesud Barzani’ nin oğlu Mesrur Barzani ve Kürt siyasetçisi Dr. Mahmud Osman’ da bulunmaktadır.
Genelkurmay HPG'nin kayıplarını 36'dan 2'ye indirdi! ANF-AMED (30.10.2007)- Hakkari'nin Yüksekova İlçesi Oremar bölgesinde HPG gerillaları tarafından düzenlenen eylemin ardından HPG'nin 36 kaybının olduğunu açıklayan Genelkurmay Başkanlığı, resmi internet sitesinde yaptığı açıklamada, ramakın 2 olduğunu bildirdi. Medya tarafından yoğun bir şekilde işlenen kayıp sayısı hakkında HPG, çatışma sonrası 2 kayıplarının olduğunu açıklamıştı. Oremar bölgesinde yaşanan sert çatışmanın ardından tarafların kayıplarına ilişkin yaşanan tartışmaya yine Genelkurmay Başkanlığı son noktayı koydu. Çok sayıda askerin öldüğü ve 8 askerin yaralandığı çatışma sonrası HPG'nin kayıpları tartışma konusu olmuştu. Genelkurmay Başkanlığı ilk gün yaptığı açıklamada, HPG'nin 23 kayıp vererek bölgeden ayrıldığı ileri sürüldü. Gün içerisinde bu sayı 32'ye yükselirken, sonraki gün ise sayı önce 34'e sonra da 36'ya yükseltilmişti. DEVAMINI OKU...
Pandora'nın kutusu artık kapanmaz ABD'nin PKK krizini yatıştırmak için Kuzey Irak'a baskı yapması, yaraya bant yapıştırmaktan öteye geçmez. Saddam'ı devirmekle Pandora'nın kutusunu açtık ve şimdi kontrol edemiyoruz. Kutudan çıkanlardan biri Kürt milliyetçiliği. ABD, bunun yarattığı sorunları çözemez Seth Colter Walls Newsweek dergisinin, 30 yıl boyunca CIA ve ABD Ulusal Güvenlik Konseyi'nde analiz yapmanın yanı sıra Başkan Bill Clinton ve George W. Bush'un danışmanlığını da yürütmüş olan Bruce Riedel ile söyleşisi:
  • Türkiye'nin PKK'ya karşı Kuzey Irak'a büyük bir saldırı başlatması ABD için ne anlam ifade eder?
Yönetimin büyük bir utançla yüz yüze olduğunu düşünüyorum. Adına demokrasi dediğimiz Irak'ı, yine bizim yarattığımız Irak hükümeti terörizmle mücadele etmediği için istila eden bir NATO müttefiki söz konusu. Bu, en hafif tabiriyle büyük bir utançtır -ve bu durum, uzun zamandır Amerikan birliklerini kuzeye konuşlandırmamak yönünde sergilediğimiz tutumdan vazgeçmemizi, en azından Kürtlere daha fazla çaba göstermeleri için baskı yapıyor görünmemizi gerektirebilir.
  • ABD'nin şu an Kuzey Irak'ta bulunmamasının nedeni ne?
Sanırım yönetimin PKK'ya yönelik tavrı şu: "Bu sorunun ortadan kalkmasını istiyoruz, ama bu sorunla başa çıkmak çok zor." Bunun nedeni, bu işi kendi başımıza çözecek güçten yoksun olmamız. Irak'taki Amerikan güçlerinin işinin başından aşkın olduğu gayet iyi biliniyor. Bu, çok zor bir askeri operasyon olacaktır, zira arazi çok sarp ve sınıra hâkim olmak fazlasıyla güç. Başından beri böyle bir operasyonu tek başımıza yapmaya gönlümüz yoktu. Mesud Barzani'nin Kürdistan Demokrat Partisi'ne (KDP) bel bağladık ve Iraklı Kürtler de Türkiye lehine Kürt kardeşlerini öldürmeye istekli olmadı. KDP ve Barzani, Türkiye adına PKK'nın üzerine gitmeyi hiçbir zaman kendi işleri gibi görmedi. Bu yüzden de görmezlikten geldiler. Bu arada PKK güçlendikçe güçlendi. KDP mevcut tavrını değiştireceğe de benzemiyor. Önümüzdeki günlerde Iraklı liderlerin bazı taahhütlerde bulunduğunu duyabiliriz, fakat neticede PKK'yı etkisizleştirmek için gereken sert askeri adımları atmaları çok küçük ihtimal. Yani iş Türkiye'ye kalıyor. Zaten 15 yıldır bu meseleyle uğraşıyorlar. Başarılı olamadılar, fakat bu kez sınır ötesinde gayet ciddi bir çabaya girişeceklerini düşünüyorum. En azından sınır boyunda, istihbarat alır almaz PKK'yı kolayca vurabilecekleri bir güvenlik kuşağı oluşturacaklar.
  • Türkiye böyle bir güvenlik kuşağını daha önce de oluşturmayı denememiş miydi?

Sorun bu kuşağın hiçbir zaman tam olarak oluşturulmaması. 1992 ve 1993'ten bu yana Kuzey Irak'ta sürekli askerleri -komandolar ve özel kuvvetler- var. Türk istihbaratının da büyük bir varlığı söz konusu. Türkmen nüfusu içinden kendi Iraklı müttefiklerini yaratmaya çalışıyorlar. Bunların hiçbiri PKK'nın bulunduğu bölgeyi temizlemek bakımından kalıcı çabalar değil.

  • Barzani'nin PKK'ya karşı harekete geçmek için beklediği ve bunu Kerkük ve petrolünü garanti altına almasının karşılığı mahiyetinde yapacağı yönündeki teoriler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bunu belli bir noktaya kadar koz olarak kullanmayı umuyor olabilir, fakat bunun gerçekten kullanabileceği bir koz olup olmadığı konusunda kuşkularım var. Kürt kardeşlerini öldürmek isteyecek çok fazla peşmerge bulabileceğinizi sanmıyorum.
  • Fakat peşmerge geçmişte PKK'ya karşı açıkça çok sert tutumlar da sergilemişti. Bölgeyi kontrol altında tutmak onların çıkarına değil mi?
Peşmerge savaşçılarının birilerini yakaladığını iddia ettiği çok oldu, ancak kısa süre sonra arka kapıdan bırakıverdiler. Iraklı Kürt partileri PKK'yla ilgili yaptıkları hususunda pek de dürüst olmadı. Gerçek şu ki, daha fazlasını da yapmak istemiyorlar. Ortam hararetlenince bazı kişileri yakalayıp, birkaç büroyu kapatıyorlar. Fakat PKK'yı kalıcı olarak bitirmek konusunda hiçbir gerçek adım atmıyorlar. Neticede hepsinin hayali ortak: Türkiye ve İran'ın bazı kısımlarını da kapsayan bağımsız bir Kürdistan. Iraklı Kürt liderliği Batılılarla, bilhassa da kamuoyu önünde konuşurken, bu arzularını budamak konusunda çok dikkatli davranıyor. Fakat tabanlarının isteğinin bu olduğunu da biliyorlar. Bütün anketler bunun böyle olduğunu gösteriyor. Iraklı Kürtlerin yüzde 95'i bağımsızlık istiyor. Bu, bilhassa 1991'den beri kurtarılmış bir Irak Kürdistanı'nda yaşayıp büyüyen ve Bağdat hükümetiyle Irak'ın Arap kesimine dair hatıraları soykırımdan ibaret olan genç Kürtler için geçerli. Bu yüzden de Irak'ın parçası olarak kalmaya ve Türkiye'deki Kürt nüfusunu bastırmak için Türkiye'nin polisi olmaya pek az istekli olmaları anlaşılabilir. ABD yönetimi ve Irak'taki ordunun bu olguların gayet farkında olduğunu düşünüyorum. Ve PKK meselesinin daima arka plana itilmesinin nedeni de bu. - Sorunun bir şekilde savuşacağı veya biz Irak'tan çekilene kadar radar ekranındaki bir görüntüden ibaret kalacağı umuluyor. Fakat bölgedeki ülkelerin o kadar bekleyecek sabrı yok... Bölgedeki ülkeleri Kürdistan korkusundan daha hızlı birleştirebilecek başka bir şey yok. Suriye yüzde 5'lik bir Kürt azınlığa sahip. Kürt amaçlarının buzluğa kaldırıldığını görmek isteyecektir. Bütün bu ülkeler, son 10 yılda tanık olduklarından dolayı korku içinde: Yarı bağımsız bir Kürt devletinin yükselişi. Bunu kendi ülkelerinin toprak bütünlüğü açısından bir tehdit sayıyorlar. Irak Kürdistanı başarılı oldukça, Ankara, Şam ve Tahran'ın tehdit algısı da o oranda artıyor.
  • ABD şu anki durumu yatıştırmak için ne yapabilir?
Bana göre bu meseleyi biz çözemeyiz. Bu sorunların üstesinden gelemeyiz. Kısa vadede yönetimin yapması gereken şey, daha önce yaptığını sürdürmek: Irak hükümetine ve Kürt liderliğine baskı yapmak. Fakat bunun da vahim bir yaraya bant yapıştırmaktan öte bir etki yaratacağından kuşkuluyum. Bağdat hükümetini devirmekle Pandora'nın kutusunu açtık ve şimdi kontrol edemiyoruz. O kutudan çıkanlardan biri Kürt milliyetçiliği. Iraklı Kürtlerin yüzde 95'inin istediği bir şeyi kontrol etmek çok zor. Diğer alternatif Türklere bununla yaşamaya alışmalarını ve başka bir çareleri olmadığını söylemek. Şu an Türk hükümeti bizim karşımızda, bizim onlara karşı olduğumuzdan daha avantajlı durumda. Türklerin üslerine çok ihtiyacımız var. Ve ayrıca Türklerin Afganistan'da destek vermesini ve NATO içinde de yapıcı bir rol oynamasını istiyoruz. Ermeni meselesindeki gibi, onların kaygılarını gidermenin bir yolunu bulmaya gayret ediyoruz. Bu da ABD'yi Ortadoğu'nun en fazla çözümsüz bırakılmış (ve çözülemez) milli kimlik sorununun tam ortasına yerleştiriyor. Amerika'nın Kürtlerle ilişkisinin tarihi çok talihsiz bir tarihtir. Ve sanırım, Kürtleri en sonunda terk ettiğimizde, bir başka hazin tarihsel dönem yaşanacak. Böyle olmamasını umuyorum. Kürtler daha iyisini hak ediyorlar. Fakat korkarım işlerin varacağı yer burası.
Sokağın eline düşerseniz... NTV-İSTANBUL - Hakkari’deki saldırılar hemen her kesimde kınanırken, öfkeyi fırsat bilen bazı grupların saldırgan eylemleri karşısında; 6-7 Eylül, Kahramanmaraş ve Sivas olayları hatırlanarak sağduyu ve önlem çağrıları yapılıyor. Ancak tüm çağrılara ve alınan önlemlere rağmen saldırılar “dozunda” sürüyor; Sokağın öfkesini, asker ve sivillerin öfkeyi yönetme tarzını, psikolojik harekatı strateji uzmanlarıyla konuştuk. Ulusal Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Başkanı Doç. Sedat Laçiner “Sokağın eline düşerseniz, nereye varacağınızı bilemezsiniz” diyor ve ekliyor: “Devletin içinde bazı kişiler, güvenlik meselelerini iç hesaplaşmalar için kullanıyor; gidişattan memnun olmadıklarında milleti sokağa döküyorlar.” Avrasya Stratejik Araştırmalar Kurumu (ASAM) Hukuk ve Güvenlik Danışmanı Doç. Sadi Çaycı ise psikolojik harekatın önemli olduğunu, ancak “fişleme ve derin devlet söylemiyle, tam tersine devletin olması gereken yeteneklerine karşı psikolojik harekat olduğunu” söylüyor. Çaycı’ya göre devletin “örtülü gizli harekat, özel harekat” gibi yeteneklerini kullanması gerekiyor; bunun hukuku da var; önemli olan görev ve sorumluluğun kötüye kullanılmaması.
DEVAMINI OKU...
Kürtlerden Büyükanıt'a sert tepki
Diyarbakır'da 26-28 Ekim tarihleri arasında gerçekleşen 'Demokratik Toplum Kongresi'nin delegeleri, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın 'O acıları hayal bile edemeyecekleri yoğunlukta yaşatacağız' açıklamalarına tepki gösterdi. Gelişecek katliamlardan Büyükanıt'ın sorumlu olacağına dikkat çeken delegeler, bundan sonra yaşanacak acılar karşısında demokratik direniş hakkını kullanacaklarına vurgu yaptı.DEVAMINI OKU...
Aramızdan fiziki olarak ebediyen ayrılan Değerli Kürt Aydını Mehmed Uzun’un anısı için... Esaret altındaki halkların kaderi biri birlerine pek benzer. Ezenlerin onları, daima bir “hiç” olduklarına inandırma çabaları, belki de esaretin en ağır sosyal ve psikolojik yükü olduğu kadar, ortak yanıdır da. Onlara göre, ezilenlerin kaynağından fışkıran bütün değerlerin hiçbir anlam ifade etmemesidir. Eğer ki, “uygarlıktan” söz edilecekse, o da ezilenlerin toprağına sömürgecilerin ayak basmasıyla başlamış sayılmalıdır. Bir İngiliz, bir Fransız, ya da bir Hollanda vs. batılı sömürge sistemlerinin, bu inkârcı zihniyeti yaymada kısmen de olsa başarılı olduklarını küçümsememek gerekir. Ekonomik, askeri, teknolojik, avantajlar sayesinde, sosyal, kültürel “üstünlükleri” sömürge halklarına “benimsetildiği” sürece, “sömürge efendisi” unvanlarını koruyabilmişlerdir; sömürge ülkelere “uygarlık” taşıdıklarını iddia edebilmişlerdir. Sömürge egemenliklerinin çıkmaza girdiği noktada ise, kendi iç kamuoyunun baskısını da hesaba katarak, sorunun bir takım ödünler temelinde diyalog yoluyla çözümüne bir kapı aralamayı da, ihmal etmemişlerdir.DEVAMINI OKU...
Mete Çubukçu*/Erbil/ Daha önce sınırötesi operasyonların sonuçsuz kaldığını düşünen Iraklı Kürtler, Türkiye’nin aslında kendilerini hedef aldığını düşünüyor. Hedef Kandil mi yoksa Irak Kürt bölgesi mi? Irak Kürt bölgesinde herkesin yanıtını merak ettiği soru bu. Türkiye’nin sınıra askeri yığınağı sürerken Iraklı Kürtler O yıllarda KDP ve KYB ile birlikte PKK’ya karşı operasyon yapan Türk ordusu, ‘dost kuvvet’ olarak iç bölgelere kadar girerken, durum bu kez farklı algılanıyor. Böyle bir hareketin ‘işgal’ olacağını söyleyen birçok kişi var.
DEVAMINI OKU... ABD ile zorlu yedi gün Murat Yetkin*/Türkiye, 22 Ekim'den beri ABD'den 'yeni, somut adım' bekliyor. Rice'ın ne getireceği bilinmiyor. PKK'yı durdurmayacak her teklif gerilimi artırır. Kritik tarih: 5 Kasım'daki Bush-Erdoğan zirvesi. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice aslında 1 Kasım'da Ankara'da olmayacak; o gün yola çıkıp 2 Kasım'da Ankara'da olacak. 2 Kasım'da Ankara'da Dışişleri Bakanı Ali Babacan dışında kimlerle görüşeceği kesin değil, ama Başbakan Tayyip Erdoğan listede. ABD Başkanı George Bush'un bir mesajını Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e bizzat sunması da mümkün.DEVAMINI OKU...
PKK şiddetten vazgeçmezse Kürtleri de kaybeder
Hasan Cemal*/Habur'dan geçen cuma günü giriş yaptım Kuzey Irak'a. Sınır kapısının üstünde, "Irak Kürdistan Bölgesi'ne hoş geldiniz" yazıyordu. Irak bayrağı yoktu. Kırmızı, beyaz, yeşil renklerle, ortasında sarı güneş figüründen oluşan Kürdistan yönetimi bayrağı dalgalanıyordu bir tek... Dört yıllık bir aradan sonra ilk kez geliyorum bu topraklara. Son defa 2003 yılı kasım ayında Bağdat'tan dönerken buralarda bir süre sağa sola bakınarak Türkiye'ye dönmüştüm. Kaç gündür dolaşıyorum. Erbil, Kerkük, Süleymaniye, Selahattin...Herkesin gözü kulağı Türkiye'de. Radyolarda, televizyonlarda birinci haber de, sonuncu haber de bizimle ilgili. Türkiye operasyon yapacak mı?Sınırlı mı olacak?Yoksa büyük harekât mı?Şantaj mı yapıyor Ankara?Yoksa ciddi mi?Ama konuştuğum herkes, 'kritik bir hafta'ya girildiğinin çok iyi farkında. Onun için de tedirginlik atmosferi gitgide elle tutulur hale geliyor.Ama bu arada bir nokta hemen her sohbetimde özellikle vurgulanıyor:Operasyon çare değil!
Niviskar » Zeynel Abidin: Kürdistan bu barbar akınlarına da geçit vermeyecek Yaklaşık on iki gün önce yayınlanan Kürtlerin Yurt Savunması – 1 adlı yazımda şu düşünceye yer vermiştim: “Türkiye Özgür Kürdistan topraklarına girecek, hem de çok büyük bir olasılıkla bu işgal amaçlı sefer (buna operasyon demek saflık olur) bu sonbahar gerçekleşecek. Tıpkı 1992 Ekim ayında gerçekleşen ve yaklaşık kırk gün kırk gece süren o acımasız muharebelerle aynı mevsimde.“ Gelinen aşamada sömürgeci Türk ordusunun işgal amacı tahmin edilenden de hızlı ve pervasız bir şekilde belirginleşmektedir. Sömürgeci devletin zirvesindeki asker-sivillerden, en aşağılık üslubu ve akıl almaz savaş çığırtkanlığıyla neredeyse çılgınlaşan TV spikerlerine kadar baştan başa Türk kavminin halkımıza ve yurdumuza karşı bir saldırıya geçtiğine tanıklık ediyor tarih. Askere, devlet adamına, politikacıya, sanatçıya, bilim adamına velhasıl insanı insan eden hiçbir meslek ve meziyete sığmayacak bir üslupla saldırıyorlar, daha da vahim olarak, bir kavim baştan başa saldırganlaşıyor.

0 Yorum: