PNA-Federal Kürdistan başbakanı Neçirvan Barzani, Güney Kore’ye gerçekleştirdiği ziyaret çerçevesinde bugün ülkenin başkenti Seul’ da Güney Kore devlet başkanı Lee Myung-Bak ile bir araya geldi.Devlet başkanı Myung-Bak başbakan Neçirvan Barzani’yi sıcak karşılarken Kürdistan’ın yeniden yapılandırılmasında büyük bir rol alacakları mesajını verdi. İki taraf arasında gerçekleşen önemli toplantıda Devlet başkanı Myung-bak, Kürdistan bölgesine değinerek sözkonusu bölgenin özellikle petrol açısından çok zengin bir bölge olduğunu dikkat çekerek ‘’ Koreli şirketler bu bölgede büyük ve stratejik projeler sonuçlandırabileclerini inanıyorum’’ dedi. Başbakan Barzani de Güney Kore hükümetine teşekkürlerini sunarak bu ülkenin Irak ve Kürdistan’da başta askeri olmak üzere her alanda verdiği hizmetten dolayı memnuniyetini dile getirdi.

Kürdlerin asimilasyonunu onaylayan Erdoğan’a, Özdemir’den tokat gibi yanıt!

Rizgarî Online/Türk Başbakanı Erdoğan’ın Almanya’da yaptığı konuşmada "asimilasyon insanlık suçudur" sözlerini eleştiren Avrupa Parlamentosu milletvekili Özdemir, "Kürt televizyonu olmayan Türkiye, Almanya'ya ders veremez" diyerek Erdoğan’a Kürdlere karşı uygulanan asimilasyonu hatırlattı. Avrupa Parlamentosu'nun Yeşiller Milletvekili Cem Özdemir İtalyan Corriere della Sera gazetesine yaptığı açıklamada, Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Almanya'da söylediği "asimilasyon insanlığa karşı suçtur" sözlerini değerlendirerek "Kürt televizyonu olmayan, okullarında Kürtçe konuşulmayan Türkiye, Almanya'ya ders veremez. Eğer Erdoğan asimilasyona karşı olduğunu söylüyorsa ona vereceğim cevap, bu onun işi değil olacaktır. Aynı şekilde asimilasyondan yana olan bir Alman politikacıya da bu cevabı veririm. Bu konular üzerinde sarfedilen sözler ilişkileri zehirliyor." Cem Özdemir "Türklerin, istenmeyen, marjinal Almanlar haline gelme tehlikesi yok mu?" sorusuna ise "Bu tehlike var, ama bu Türk hükümetinin sorunu değil, Almanların sorunu. Türklerden sadece Almanca konuşmalarını beklemek yanlış. Almanca'yı da Türkçeyi de iyi konuşamayan aileler var. Diğer yandan Türk televizyonunun olmadığı, okullarında Kürtçe'nin okutulamadığı Türkiye'nin Almanya'ya ders verebilecek durumda olduğunu sanmıyorum" şeklinde yanıt verdi. Almanya'da Türk üniversite ve eğitim kurumlarının açılmasının saçma bir polemik olduğunu söyleyen Özdemir, "Kimse Türk okulları istemiyor, sözkonusu olan Alman-Türk okullarının kurulması, tıpkı Alman-İspanyol okulları olduğu gibi" dedi.

Can Dündar ; “Atatürk’ün Kürtlere federasyon önerisi vardır.”

London School of Economics'te (LSE) düzenlenen, “Türkiye'de artan milliyetçilik” konulu panel konuşan gazeteci Can Dündar, “Bu gün “Ne mutlu Türküm diyene” yazısının ülkenin dört bir dağına yazılması beni de rahatsız ediyor, çünkü “Ne mutlu Türküm” demeyen insanlar var bu ülkede. Ve bunun baskıyla söyletildiği yerlerde bunun bir zulüm aracına dönüştüğünü de biliyoruz.” Dedi. İngiltere'de, 6 Şubat Çarşamba günü saat 18’de LSE'de düzenlenen panele, Can Dündar, Birkbeck Üniversitesi Sosyoloji bölümünden Prof. Sami Zubaida ve Anglia Ruskin Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Welat Zeydanlıoğlu da katıldı. Paneli LSE öğretim üyelerinden Türk Araştırmaları Bölüm Başkanı Prof. Şevket Pamuk yönetti. Dr. Zeydanlıoğlu milliyetçiliğin tarihsel kökenlerini değerlendirdi ve bunun “Kurtleri” nasil etkilediğini anlattı. Prof. Sami Zubaida ise." Türkiye'deki en önemli sorunun `Kürt sorunu', din farklılıklarının reddedilmesi' olduğunu öne sürerken, Osmanlı'nın çöküşünden sonra kurulan yeni Türkiye'nin Kürtler'i `kardeş' gördüğü ortamdan birden onları `Dağ Türkleri' olarak tanımlamaya başladığını sorunun kaynağının “Kürt kimliğinin tanınmaması" olduğunu belirtti. Zubaida son olarak “Kürt sorunu çözülmezse açıkçası ne olur bilemeyiz." dedi. Ağırlıklı olarak Kürt meselesinin ve güncel gelişmelerin değerlendirildiği panelde Can Dündar’ın Mustafa Kemal’e yönelik belirlemeleri dikkat çekti. Dündar şöyle dedi;“Mustafa Kemal Atatürk’ün Kürtlere federasyon önerisi vardır. Kürtlere federasyon isteyen de M.Kemal’di. Lenin’e “yoldaşım” diye mektup yazan da. Meclis açılırken ellerini açıp dua ederken fotoğraf çektirip bu fotoğrafı Anadolu’ya dağıttıran da. Buradan çok sayıda Mustafa Kemal portresi çıkarabiliriz ve her birinden farklı sonuçlara gidebiliriz yani Mustafa Kemal’in çok inançlı bir Müslüman olduğunu, Mustafa Kemal’in Kürtlerin federasyonundan yana olduğunu, Mustafa Kemal’in bir komünist olduğunu söyleyebiliriz. Ama sunu biliyoruz ki M.Kemal bunların hiçbiri değildi. Mustafa Kemal bir pragmatistti. Bu gün “Ne mutlu Türküm diyene” yazısının ülkenin dört bir dağına yazılması beni de rahatsız ediyor, çünkü “Ne mutlu Türküm” demeyen insanlar var bu ülkede. Ve bunun baskıyla söyletildiği yerlerde bunun bir zulüm aracına dönüştüğünü de biliyoruz.” Panelin Soru-cevap bölümüne gelindiğinde özellikle Can Dündar `soru yağmuruna' tutuldu. Bir PKK sempatizanının ayağa kalkıp "Aydınlarımız Türkiye'de yapıcı çözüm önerileri sunmuyor. Sayın Abdullah Öcalan ise bir öneri sunuyor" demesi üzerine ülkücü gençler “Sayın diyemezsin” deyince, PKK’liler kafanıza vura vura size de söyleteceğiz diye bağırıp “Biji Apo” diye slogan atmaya başladılar. Konuşmacıya müdahale etmek isteyen dinleyiciler, salonun her bir köşesinden ayağa kalkan PKK yandaşlarının sloganları ve zafer işaretleri ile karşılaştı. Karşılıklı bağırmaların duyulduğu sırada Can Dündar ve diğer panelistler, yerlerinde kalarak sakinliklerini korudu. Türkiye'de artan milliyetçilik ile ilgili panelde yaşanan gerginlik, konuşmanın yarıda kesilmesi ve salonun boşaltılması ile son buldu.

Ülkesizlik acısı-Ali ERDOĞAN

Ali ERDOĞAN Dost! elbistanliali@fsmail.net Yüreğimden damıtarak yazıyorum bu satırları... Bu sabah seni düşledim. Nice uygarlıkların çiçek-çiçek, ilmik-ilmik dokunduğu, nice acıların sabır-sabır çekildiği, nice sevdaların yürek-yürek yaşandığı kutsal coğrafyamızda seninle yola çıktık. Koyu çınar gölgelerinde posteki üzerine uzanıp, buz gibi ayran içenlerle birlikte olduk. Sıp sıcak sobalarının başında oturan, geçim sıkıntısından, işkencelerden dert yanan hewallarla-yoldaşlarla bütünleştik.Çıplak ayaklarla karın içinde selpak satan ilk okul çağındaki çocuklarla görüştük... “Şimdi derviş dergahlarında şiirler vardı/ Seydi balım ilinden/ Şeker tamar dilinden/Dost bahçesi yolundan/ Evlere derviş geldi...” diyen Yunus diyarında gezdik. Yağmur toprak kokusunda, günleri kara bulutlara gebe çalan güneş aydınlığında, geceleri hülasa ay berraklığında olan Anadolu’yu ve canım Kürdüstan’ı gezdik. O güzelim kıyılara, dallarını ana kucağı içtenliğiyle uzatmış asırlık zeytin ağaçlarının dostluğunda seyreyledik alemi. İnsan için, dostluk için dizeler ilmikledik... “Yarin yanağından gayri her şey ortaktır” diyen Şeyh Bedtettin’i anımsadık. Çocuklarına yaşamsal azığı temin etmek için kendisini meta diye satan anaları gördük. Düşünceleri uğruna yaşamlarını yitiren, cenazelerı aylar sonra birer çukurda bulunan ana kuzularını gördük. Onurlu bir yaşam tarzını istedikleri için, işkencehanelerde onurluca direnen yarının yöneticilerini gördük. Salt karınlarını doyurmak için bir somun çalan, yakalanıp kelepçelenen Ali’leri, Memoları gördük.... Diğer yanda belgelere dayalı adam öldüren, uyuşturucu pazarlayan, devlet içinde yuvalanmış çete mensuplarının serbest gezdiklerini gördük. Ve henüz yaşları 25 olmadan Üniversite bitirip, triyonları aşan servet sahibi gençleri gördük. Vurguncuları, talancıları, banka boşaltanları göre göre alıştık. Dost! Dostluklardan, sıcak dayanışmalardan uzak, egonun (benliğin) hükmettiği anlamsız, zaaf batakhanelerinden nasibini bolca almış bu diyarlar, hep sistemin, yakınmanın ezgisini mırıldatır dudaklarda. Buralarda ince bilekli serçe kuşları da çırpınmıyor, yol kenarındaki su birikintilerinde. Saç üzerinde pişen yufka ekmeklerin nefis kokusunu duyamıyor insan. Hiçbir şeyi doğallıkla yaşamanın olanağı yok. Herşey sunni. Dostluklar yapmacıklı. Domates bile hormon kokar. Bazen akşam sofralarında bir kadeh rakı durur. Hafif çakır keyifliler, insanı bazen güzel duygulara, güzel yerlere götürür. Kadehte duran su karışmış rakıya bakarım da; mat-beyazlığı ayran kadar pak değil, onun kadar ak değil. Siz gençler, bugünkü attığınız her adımınız, yarınki yaşamınız olacaktır. Sevgi üstüne kurun bu dünyayı. İçinizden gelen sesi “tatlı-tatlı okşayan sesi” dinleyin... Bizler anadan doğma göçmeniz. Bu dünyaya bir raslantı sonucu gelmişiz ve geldiğimiz gibi gideceğiz de... “Saraylar saltanatlar çöker./Kan durur birgün. /Zülüm biter! /Menekşeler açılır üstümüzde, /Leylaklar da güler! /Bugünlerden geriye, /Bir yarına gidenler kalır. /Bir de yarınlar adına direnenler..” der ozan. Dost! Kürt Halkı neden bir açmaz içerisinde? Yanyana gelişinin ikinci günü neden birbiriyle didişir? Çünkü içi boşaltılmış, kendi gerçeğinden uzaklaştırılmış. Kardeş kardeşiyle savaşır hale gelmiş. İnsan kardeşini esir alır mı? Bizler neden başkasıyla barışık kendimizle düşmanız? Başkaları adına konuşur, düşünür, emek sarfedersen beğeniliyorsun. Ama kendi adına konuştuğunda, birşeyler yapmak istediğinde buna “terörizm” diyorlar. Yargısız infazlara, faili meçhul cinayetlere karşı tepki gösterenlere “bölücü-tetörist” gözüyle bakılıyor. Vatan haini damgasını yiyorsun. Katliniz ‘vacip’oluyor. Gereği yapılmak üzere cinayet şebekelrine havale ediliyorsunuz. Kürtlerin yaşadığı coğrafya toz duman içinde. Yaşanan acıyı, göçü, sürgünlüğü ve katledilen insanlığı hangi saz yeterince çalabilir? Hangi kalem yazabilir ve hangi duygular anlatmaya yetebilir? Yine de ozanın deyişiyle: “Döğüşenler de var bu havalarda”. Dost! Vatan aşkına toprağa düşen her canlının bir diriliş filizine dönüştüğünü iyi bilenler, ülkeyi yakıp yıkarak, boşaltarak, insansızlaştırarak “vatansızlaşitırma” hakımızı köklerinden koparmak ve böylece diriliş filizlerinin zemininde kurutmak istiyorlar. Bir fide düşünün, toprağından koparılınca solar. Ancak sulanırsa yaşar. Ama yaşlı bir ağaç toprağından koparılınca kurumaya mahkümdür. Bunun için dünyanın dört bir yanına darı misali serpilip atılmadık mı? DOST! “Benim de bir ülkem var” diyememenin acısını yüreğinde hissettin mi hiç? 20 yıldır bu acıyla yaşıyorum. Çektiğim ıstırabı ifade edecek kelime bulamıyorum... Sizler bulabiliyor musunuz? Sevdalarımız, iki damla gözyaşına dönüşerek gizlice içimize akıyor. Her birey vatan aşkını, umudu ve direnci besleyip büyütmeli narin yüreğinde, mutlu yarınlar için. Gelecek, geçmişten alır özünü. Geçmişimizi unutursak, geleceğimiz olur mu? Halkın tarihine ve iradesine karşı sorumluluğun yerine getirilmesi için ‘nasıl yapmalı-neler yapılmalı’ sorulariyle aklımızı ve yüreğimizi sorgulamalıyız. Yeniden yaratmanın, direnmenin oluşumuna katkı sunmalıyız. Mütevazi, sade, sevecen, kararlı, inançlı, direngen... ve özgürce bir yaşamın hayata geçmesi için ne gibi bir çaba inerisindeyiz? Ahmede Xani bir dizesinde der ki: “Bazıları canlar için ister canı/ Bazıları da cananlar için verir canı”. Canların onurlu bir yaşama erişmesi için, hangi uğraş içindeyiz? Dost! Karanlığa karşı aydınlığı, savaşa karşı barışı, çirkinliğe karşı güzelliği, kötülüğe karşı iyiliği, sevecenliği ve kardeşliği kendimize rehber almalıyız! Askari müştereklerde birleşmeliyiz! Türk’ü, Kürd’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Arab’ı... ve Gürcü’sü. Hep birlikte, bir çatı altında kardeşçe yaşamak için... Çok düş kurduğumdan olsa gerek, yazılarımın ve mektuplarımın son cümlesinde, düşleriniz yaşamınız olsun derim. Ve sorarım: Ne zaman hakikat düşlere misafir olacak? Tüm dostlara gurbet selamı...

BAŞBAKAN BARZANİ GÜNEY KORE’YE GİTTİ...

  11-Feb-08 [17:22]PNA-Federal Kürdistan Bölge başbakanlığından yapılan açıklamada, başbakan Neçirvan Barzani’nin çeşitli temaslarda bulunmak üzere Uluslararası Hewler Havalanı yoluyla Güney Kore’ye hareket ettiği bildirildi. Açıklamada başbakan Barzani’nin bu ülkeye yapacağı ziyaret ile Kürdistan Bölgesi ile Güney Kore arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilerek ilişkilerin iki tarafa da hizmet edecek şekilde geleceğe dayalı stratejik bir çerçeveye sokulması şansının doğurduğu dikkat çekildi. Federal Kürdistan Bölgesinde 2004’ten bu yana askeri güç bulunduran Güney Kore, Kürdistan bölgesinin yeniden yapılandırılması sürecinde büyük rol görüyor...

İngiltere: Kürdistan halkının yanındayız

BAŞKAN BARZANİ, İNGİLTERE ‘NİN ORTADOĞU İŞLERİNDEN SORUMLU BAKAN HOWELLS’ I KABUL ETTİ… PNA-Federal Kürdistan başkanı Mesut Barzani , bugün Selahaddin kasabasındaki makamında İngiltere Dışişleri bakanlığında Ortadoğu İşlerinden sorumlu bakan Kim Howells ve beraberindeki üstdüzey heyeti kabul etti. Irak ve Kürdistan bölgesindeki son siyasi gelişmelerin ele alındığı görüşmenin ardından bir basın toplantısı düzenlendi. Basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan başkan Barzani, Irak hükümeti ile Kürdistan bölge hükümeti arasında askıda kalan sorunlara dikkat çekti. Kürdistan bölgesine ayrılması gereken %17 yıllık bütçe payının Irak’ta siyasi taraflar arasında siyasi bir mutabaka sonucunda kabul edildiğini hatırlatan başkan Barzani , sözkonusu bütçe payının olduğu gibi onaylanması gerektiğinin altını çizdi. Siyasi bir mutabakatın sonucunda kabul edilen %17 lik bütçe payın Kürdistan Bölge nüfus oranına paralel olarak çok gerisinde olduğunu belirten başkan Barzani , Buna rağmen Irak’ta genel bir nufüs sayımının yapılmasına kadar sözkonusu siyasi anlaşmaya mutabık kalacaklarını vurguladı. Hiç kimsenin Irak hükümetinde Kürtlerin ve onların siyasi süreçteki katılım payını azaltamayacağını belirten başkan Barzani , önümüzdeki kısa bir zaman içinde Irak hükümeti ile Kürdistan hükümeti arasında askıda kalan sorunların çözüme kavuşması noktasında Kürdistan yönetiminden üstdüzey bir heyetin Bağdat’a gideceğini söyledi. Başkan Barzani ayrıca, gazetecilerin soruları üzerine Irak’ta değişikliğe uğratılan geçici yeni Irak bayrağının önümüzdeki iki gün içinde Kürdistan bölgesinde de dalgalanacağını söyledi. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan İngiltere’nin Ortadoğu İşlerinden sorumlu bakan Howells de Irak’ta bütün dini ve etnik tarafların kendi haklarına kavuşması gerektiğinin altını çizerek ‘’ bu konuda Kürdistan halkının yanındayız .Bu halka (Kürtler) yapılan haksızlıkların bilincindeyiz bunların tekrarlanmaması için şuan askeri olarak Irak’tayız’’ şeklinde konuştu.

Algemeen Dagblad: Türkiye tabular cumhuriyeti!

  Hollanda Algemeen Dagblad gazetesi, 'Türkiye'nin bir tabular cumhuriyeti' olduğunu ve Avrupa Birliği'ne hazır olmadığını yazdı. Hollanda Algemeen Dagblad gazetesi İstanbul muhabiri Marc Guillet'in kaleme aldığı 'Türkiye AB'ye hiç de hazır değil' başlıklı makalesinde, düşünce ifade özgürlüğü üzerindeki kısıtlama ve tabulara dikkat çekerek, AKP hükümetinin özgürlükler üzerindeki engelleyici yasaları ortadan kaldırmak istemediğini belirtti. Siyaset bilimi profesörü Atilla Yayla, Atatürk'e hakaret ettiği iddiasıyla 15 ay hapis cezasına çarptırıldığını hatırlatan Guillet makalesinde, Yayla'nın bazı gazeteler tarafından 'vatan haini' olarak damgalandığını belirtti. 'Bu cesur liberale karşı açık linçe yargı da 1951 yılına ait Atatürk ve Kemalizm'e hakareti yasaklayan bir maddeye dayalı olarak yargılamakla katıldı' diyen Guillet, 'Yayla, vatanın babasına karşı bir daha eleştiride bulunması durumunda cezaevine atılma riskini taşıyor' dedi. Kim Atatürk'ü eleştirebilir? Bu tür cezalarla Türkiye'nin yakın geçmişine yönelik eleştiri yapmanın imkansız hale getirildiğini söyleyen Guillet 'şimdi hangi entelektüel Atatürk düşünce tarzını eleştirme cesaretini gösterebilir?' diye sordu. 'Türkiye, Kemalistlerin iştahla sundukları gibi aydınlığın cumhuriyeti değil, tabular cumhuriyetidir' diyen Guillet, 'geçtiğimiz yıl yüzlerce gazeteci, yayıncı, yazar, akademisyen, Kürt politikacı ve aktivistler, totaliter devlet ideolojisi tabularını hiçe saydıkları için davalık oldular. Gazeteci Hrant Dink, Büyük Tabu Ermeni soykırımını ismen ifade etme cesaretini gösterdiği için öldürüldü' dedi. Hukukçu Orhan Kemal Cengiz'in Türkiye'deki düşünce ifade özgürlüğü yetersizliğini 'Türkiye özgür ruhlar için cehenneme dönüşmüştür' sözleri ile değerlendirdiğini belirten Guillet, 12 yaşındaki Ugur Kaymaz ile babasının öldürülmesi davasına bakan mahkeme yargıçlarından birini tarafsız olmamakla eleştiren avukat Tahir Elçi'nin yargılanmasını örnek olarak gösterdi. Makalesinde Guillet şöyle dedi: 'Yüksek mahkeme 12 yaşındaki bir Kürt çocuğu ile babasını evlerinin önünde öldüren komandoları serbest bırakma kararı verdi. Polise göre 'teröristler' bir çatışmada yaşamlarını yitirmişti. Adli tıp raporu ikisinin arkadan vurulduğunu belirtiyordu. Avukat Elçi şimdi 'yüce yargıyı!' eleştirmekten cezaevine girme riskini yaşıyor.' Türkiye parlamentosunun geçtiğimiz yıllarda Avrupa Birliği kriterleri çerçevesinde çok sayıda kanunda değişiklik yaptığını hatırlatan yazar, ancak bu kanunların uygulamasında sorun olduğunu belirtti. Yargıçların halen devlet kurumlarında çalışanları korumayı, devlet mağduru olan vatandaşların haklarını savunmaktan daha önemli bulduklarını belirten Guillet 'Bu derine işlenmiş bir zihniyettir. Ve korkarım bu zihniyette gerçek anlamda bir değişimi bir nesil daha alacaktır' dedi. Türkiye'nin dostları için hayal kırıklığının önümüzdeki süreçte daha da artacağını, AKP hükümetinin düşünce ifade özgürlüğü karşıtı yasaları ortadan kaldırma niyetinde olmadığını aktaran Guillet, 'benim gibi değişmez iyimserleri bile Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne henüz hiç de hazır olmadığını kabul etmek durumundadır' diye yazdı. AMSTERDAM - ANF OSMAN KILIÇ

Kürtler Erdoğan’ı Almanya’da protesto edecek

KÖLN: Almanya’nın Köln kentine 10 Şubat’ta gelecek olan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Köln Arena’da gövde gösterisi yapmaya hazırlanırken, Kürtler de Erdoğan’ı protesto için gösteri düzenleyecek. Almanya’nın Köln kentine gelecek olan Erdoğan için organizeyi Köln Türkiye Başkonsolosluğu ile Avrupa Türk Demokratları Birliği (EUTD) ortak düzenliyor. Arena’da yapılacak toplantının maliyetinin en az 100 bin Euro’yu geçeceği tahmin ediliyor. Erdoğan 7-10 Şubat tarihleri arasında başta Münih'teki 44. Münih Güvenlik Konferansı olmak üzere çeşitli temaslarda bulunmak üzere Almanya'ya geliyor. Ziyaret çerçevesinde Erdoğan'ın Köln'de partisinin propagandasını yapmak için düzenleyeceği toplantının tüm masrafları Başkonsolosluk tarafından karşılanıyor. Toplantıya ilişkin Milli Görüş Genel Sekreteri Oğuz Üçüncü Özgürpolitika gazetesine yaptığı açıklamada, toplantıyı başkonsolosluğun organize ettiğini, kendilerinin de katılacağını söyledi. Toplantıya Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen sivil toplum örgütleri de davet edildi. Toplantıya, DİTİB, Milli Görüş, EUTD gibi kurumlar başta olmak üzere Almanya ve Avrupa’nın değişik ülkelerinden de katılım olacak. Köln Türkiye Başkonsolosluğu toplantının tanıtım ve örgütlenmesi için "Aydın&Erdi Reklam Ajansı"nı görevlendirdi. ERDOĞAN MERKEL İLE GÖRÜŞECEK 10 Şubat'ta Köln'de gerçekleştirilecek toplantıda, sanatçı Kubat da bir konser verecek. Konserden sonra 65 kişilik dans grubu Zümrüt-ü Anka sahne alacak. Ardından AKP'nin propagandası için Türkiye'deki ekonomik ve siyasi gelişmeleri anlatan bir sinevizyon gösterimi yapılacak. AKP'nin Avrupa'da gövde gösterisine dönüşmesi beklenen etkinliğe, çok sayıda bakan da katılacak. Erdoğan, Köln ziyareti sırasında ayrıca çok sayıda dernek temsilcisiyle biraraya gelecek. Erdoğan'ın ziyareti kapsamında Berlin ve Münih'te de benzer toplantıların yapılması daha önce gündeme gelmişti. EUTD yetkilileri her iki kentte de halk buluşmalarının planlandığını doğrularken, ancak Erdoğan'ın yoğun programı nedeniyle bu kentlerdeki toplantıların iptal edildiği ifade edildi. Bazı kaynaklar ise Erdoğan'ın Berlin'deki Tempodrom'da yapmayı planladığı büyük toplantıya güvenlik gerekçesiyle izin verilmediğini söyledi. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Erdoğan'a Türk öğrencilerinin okuduğu bir okulu birlikte ziyaret teklifi götürdüğü, Erdoğan'ın da buna sıcak baktığı ifade ediliyor. Erdoğan ile Merkel ayrıca Türkiye-AB ilişkilerini ele almak üzere Başbakanlık Binası'nda 7 Şubat'ta bir görüşme yapacak. Erdoğan, 8 Şubat'ta ise Münih'de 44. Nato Güvenlik Konferansı'nın açılış konuşmasını yapacak. KÜRTLER PROTESTO EDECEK Nato Güvenlik Konferansı’nda PKK’ye karşı destek arayışında bulunacak olan Erdoğan, Kürtler tarafından protesto edilecek. 10 Şubat’ta taraftarlarına seslenecek olan Erdoğan’ın Kürt Özgürlük Mücadelesi ve Kürt halkına yönelik imha ve inkar politikalarını protesto edecek olan Kürtler, Köln’de gerçekleştirecekleri protesto gösterisi için bugün izin başvurusunda bulundu. Köln Mala Kurda Derneği tarafından yapılan başvuruya olumlu yanıt verilmesi durumunda Kürtler ve demokratik kesimler Pazar günü saat 10:00 ile 14:00 arası Arena’nın önünde protesto gösterisi yapacak.