Celal Talabani ABD'ye, Barzani ise İtalya’ya gitti

Celal Talabani Irak Devlet Başkanı Celal Talabani, ameliyat olmak üzere ABD'ye gitti. Bağdat'taki cumhurbaşkanlığı basın bürosunca yapılan açıklamaya göre, Talabani sağ dizinden ameliyat olmak üzere dün Bağdat'tan ABD'ye uçtu.

Talabani, iyileştikten sonra sosyalist partilerin düzenleyeceği uluslararası konferansa katılmak üzere ABD'den Yunanistan'a geçecek. Irak lideri, geçen yıl ABD'de muayene olmuştu.

barzani serokan kurd BAŞKAN BARZANİ  İTALYA’YA GİTTİ    PNA-Federal Kürdistan Bölge (FKB) başkanı Mesut Barzani ''Müttefik Demokratlar Konferansına'' katılmak üzere dün akşam saatlerinde İtalya’nın başkenti Roma’ya gitti.

Kürdistan Bölge Başkanlığı Divanı Başkanı Dr.Fuad Hüseyin Kürdistan Başkanı’nın İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenecek olan ''Müttefik Demokratlar Konferansı’na'' katılmak için davet edildiğini ve Başkan'ın bu konferansa katılmak üzere dün akşam saatlerinde Roma’ya gittiğini söyledi.

Hüseyin, yaptığı açıklamada, ‘’Kürdistan Bölge Başkanı konferansın oturumlarına katılacak ve demokrasi, dünyada terör olgusu  ve terör örgütleri ile mücadelenin keyfiyeti konusunda bir konuşma sunacak’’ dedi.

Hüseyin, Kürdistan Başkanı’nın bu konferansta çok sayıda üye, üst düzey yetkili ve çeşitli medya kurumları ile  görüşmesinin beklendiğini söyledi.

Güney Kürdistan’daki Üniversiteler

Sulaimania-1-1200x800

"Okumaya gittiğiniz okullarda, iktidarın kültürünü, dilini, otuz yıl önce geçerliliğini kaybetmiş teknik ve yalan dolan içeren tarih bilgilerini sadece "entegre olmak" veya iş sahibi olmak için kayıtsız kabul ettiğiniz halde, sağcı veya milliyetçi saldırılarla, psikolojik baskılarla, takma isimler veya lakaplarla sonucunda bırakmak zorunda kalıp, hala ümit taşımanız isteniyorsa, bu ümidi başka bir ülkede devam ettirmek en son çare gibi görünse de, cazip bir seçenek gibi duruyor."

Geçen günlerde, bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine,  (Bu tavsiyeyi veren arkadaşım da baskılardan dolayı okulunu yarım bırakmış biri) Kuzey Irak"taki Üniversiteleri araştırıp, eğitim durumlarına, dünyadaki statülerine, kendi içindeki okumaya elverişli şartlarına ve Türkiye"den bu okullara bakış açısına internet üzerinden şöyle bir göz attım.Gördüğüm, tahmin ettiğimden pek de farklı değil,  ama en sağlıklı izlenimi Aktüel Dergisi"nin muhabirlerinin yaptığı, araştırmadan elde ettiğimi söyleyebilirim.Benim gibi, YÖK tarafından bir kenara atılmış, sınav sistemi değişikliklerinin kurbanı olmuş, az çok Kürtçe bilen doğulular için kaçmayacak fırsat gibi görünen bu üniversitelerin iyi ve kötü tarafları var.


İyi tarafları:
-   Dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde –Avrupa ve Amerika"da- denkliğinin olması.
- Hükümet ve devlet tarafından büyük destek görmesi.
- Türkiye, İran ve Suriye"den gelen Kürt öğrencilere aylık, iki yüz - üç yüz dolar burs verilmesi, bu öğrencilere, elektrik, su ve kira masrafı olmayan öğrenci evleri veya yurtlar tahsis etmeleri.
-  Birçok farklı ülkeden, alanında uzman öğretmenlerinin olması, yine diğer ülkelerden gelen öğrencilerin de burada eğitim görmeleri.
-  Kürtçe ve İngilizce eğitim verilmesi.
-  Üniversite bitiminde, iş sorunun olmaması.
-  Bu üniversitelere başörtü ile girmenin yasak olmaması.
üniversiteKötü tarafları:
- Gelişmekte olan bir bölge olduğundan, elektrik ve alt yapı eksikliklerinin olması.
- Hala sıcak bir bölge olduğu için, silahlı çatışmaların, bombalı eylemlerin yaşanabileceği olasılığı.
- Türkiye"nin bu üniversitelere denklik vermemesi dolayısıyla, askerlik yapmamış TC vatandaşı erkek öğrenciler için, oranın vatandaşı olma ihtiyacının doğabilmesi.
- Teokratik ve monarşik karışımı yönetimin, özgür düşünce adına ne kadar yol alınmasına izin verebileceği kuşkusu.
- Ayrı üniversitelerde, (Selahattin Üniversitesi"ne Talabani ve Süleymaniye Üniversitesi"ne Barzani destek vermektedirler.) ayrı güçlerin hüküm sürüyor olması.
- Türkiye"nin bu üniversitelere pek de iyi bakmaması ve buraya eğitim almaya giden öğrencilere, ya gizli raporlarla ya da alenen "önlem alınmalı" diye not düşmesi.

Sulaimani University c

Bunlar belki de işin sadece araştırılmış tarafları.
Araştırılmaya korkulan bir sürü tarafı olan, bu "Eğitim" konusu, ya Türkiye"nin eğitim konusundaki zaafını, ya da Kuzey Iraklı veya Amerikalıların göz açıklığı olarak değerlendirilebilir.
Kuzey Irak bağımsız bir Kürt devleti için yapılanmaya son hız devam ediyor, sonucunun ne olacağını kimse bilmiyor.
Yapılanmada en büyük rolü de Türk Firmaları oynuyor, bir yıl içerisinde Türkiye ekonomisine bu harcamalardan iki milyar dolar katkı sağlanmış ve Türk İşadamlarını en çok sevindiren taraf da paranın peşin olması. Okuduğum araştırma 2005 senesine ait bulguları içeriyordu, aradan geçen üç yıl boyunca daha neler olmuş, bunu da bilmek zor.
"IRAQ UNIVERSITY" ismindeki üniversite haricinde, herhangi bir Irak Üniversitesi, Web Sayfasına da ulaşamadım.
Tabii olarak, bu üniversiteler üzerine internet üzerinden yapılan araştırma sonucunda, insanın aklında bu üniversiteleri, hemen Türkiye"dekilerle, kendi eleştirisiyle karşılaştırmak fikri doğuyor.
Bir ülkede, sadece diliniz ve kültürünüz dolaysıyla bölücü unsur potansiyeli olarak görülüyorsanız.
Okumaya gittiğiniz okullarda, iktidarın kültürünü, dilini, otuz yıl önce geçerliliğini kaybetmiş teknik ve yalan dolan içeren tarih bilgilerini sadece "entegre olmak" veya iş sahibi olmak için kayıtsız kabul ettiğiniz halde, sağcı veya milliyetçi saldırılarla, psikolojik baskılarla, takma isimler veya lakaplarla sonucunda bırakmak zorunda kalıp, hala ümit taşımanız isteniyorsa, bu ümidi başka bir ülkede devam ettirmek en son çare gibi görünse de, cazip bir seçenek gibi duruyor.
Bu fırsatı Kürt-Türk herkes değerlendirmek istiyor, ama okumak için gidilecek ülke farkı açmaya başlıyor.
"Bulgaristan, Kırgızistan …  benzeri ülkelerin üniversitelerine bile denklik veren YÖK, neden Kuzey Irak Üniversitelerine denklik vermiyor?" diye sormak biraz ahmaklık olur sanırım…
Yıllarca yasaklanmış bir dilden eğitim verilmesi, iktidarın Kürt olması, giden öğrencilerin de Kürt olması, çoğu şeyi değiştiriyor.
"Kürt İstilası var, hepiniz en az üç çocuk yapın" diye slogan atan insanlar, Kürt"lere ait her şeyden korkuyorlar, bu açık.
Ama bir tarafa atın Kürt gençlerini, daha has Türk gençlerine bile fakir veya alt tabaka insanı diye doğru dürüst eğitim veremeyen bir ülkede, herkesin eğitim veya yaşamak için iltica hayallerini kurması, en az YÖK"ün Kuzey Irak Üniversitelerine denklik vermemesi kadar doğal…
Her ikisi de büyük oranda ABD desteği alan üniversitelerin yani Selahattin ve Süleymaniye Üniversitelerinin birbirlerine göre hayli farkları var.

Selahattin üniversitesi, daha geniş olanaklara sahip, daha şehirleşmiş mevkilerde eğitim verirken, Süleymaniye Üniversitesi, 2005 yılının bulgularına göre "Günde 3 saat elektrik" alabilen bir kampüse sahip.
Ama mimarını Türk bir şirketin üstlendiği ikinci Süleymaniye Üniversitesi binası, teknik donanım ve tasarım açısından Selahattin Üniversitesi"ne eşdeğer bir konuma gelmek üzere.
zaningeha hewler Yalnız şunu unutmamak gerek dünyanın çeşitli ülkelerine diploma denkliğini şu an için sadece Selahattin Üniversitesi vermekte; Süleymaniye Üniversitesi bu denkliği şu için sadece ABD ile sınırlandırıyor.
On yıl içinde sadece Almanya"nın dünyanın dört bir tarafından, eğitimli veya kalifiye beş yüz bin işçi alacağını hesap edersek, bu şekildeki gelişmiş ülkelerde diploma denkliği olan üniversitelerden mezun olmak, şu an için pek öyle görünmese de ilerisi için büyük bir fırsat olabilir.Uzayan satırların kimseye bir mesaj verme kaygısı taşımadığını belirtmek isterim.
Türkçe ile belirtilmiş sıradan bir "Kürt Sorunu" yazısı olarak da ele almadan, bu bulguları ve kendi ülkenizin geleceği adına içinizde var olan umudu ve kaçış planlarınızı sorgulayarak okumanızı temenni eder, bu denemeye küfredecek veya denemeyi meth edecek herkesi selamlar. Saygılarımı sunarım. • Metin Keskin

“İsrail Kürdistan ile ilişki kurmak istiyorken Kürdistan İsrail ilişkisinden utanıyor”

dk_logo_ Kürd liderlerden birisi Arap ülkelerini ziyaret etmeye görsün, hemen Kürdistan-İsrail ilişkileri gündeme gelir. Arap basının önemli bir bölümü bu konuyu işler ve basın mensupları, Kürd lidere ilk soru olarak Kürdistan-İsrail ilişkilerini yöneltirler. Türkiye’de de durum farklı değil. Güney Kürdistan’a yönelik “İkinci İsrail” söylemi, İsrail düşmanlığını kendine meslek edinen kesimler ve Kemalistlerle Kürt halkının özgürlük düşmanlarının sürekli çiğnediği bir sakız haline gelmiş bulunuyor. “İsrail’in Güney Kürdistan’daki istihbarat, askeri eğitim” ve benzeri faaliyetlerine yönelik yalan-yanlış, şişirme haberler sık-sık Türk medyasını süsler.  "Almanya'da Hitler'i yaratan Yahudilerdi"  diyen Abdullah Öcalan da bu uğursuz koroya katılıyor. Öcalan, son avukat görüşmelerinde İsrail’in GAP konusundaki emellerinden bahsediyor, bu konuda başta Rahşan Ecevit olmak üzere tüm ulusalcılarla aynı kaygıları taşıyor. Bir dönem “ABD İkinci İsrail’i oluşturuyor” diyen Öcalan, şimdi de Güney Kürdistan’da “Arap emirlikleri gibi emirlik kurmak” için kendisinin yakalanıp İmralı’ya getirildiğini söylüyor!..

kurd_israil

Güney Kürdistan Siyasi Önderliği bu ve benzeri deli saçması iddialara, iftira ve karalama çabalarına karşın her zaman aynı şeyleri söyledi: İsrail ile ilişkimiz yok, ama bu İsrail ile ilişkiyi reddettiğimiz için değil. Federal Irak’ın bu ülke ile ilişkisi olmamasındandır. Bağdat İsrail ile ilişki kurduğunda, Hewlêr de kuracaktır. 

İsrail-Kürdistan ilişkileri, son haftalarda özellikle Güney Kürdistan medyasında yeniden gündeme geldi. Güney’de yayınlanan gazeteler Davut Bağıstani’nin İsrail ziyareti ve ziyaret sonrası dile getirdiklerini sayfalarına taşıdılar. Davut Bağıstani renkli simalardan birisi. 1990’lı yılların son yarısında ve 2000’li yılların başlarında Kürt medyasında sık-sık görünen  Davut  Bağıstani, Barzan gazetesinin 79. sayısında yayınlanan röportajda, “İsrail Kürdistan İle İlişki Kurmak İstiyor, Kürdistan İsrail İle İlişki Kurmaktan Utanıyor” dedi.

“İsrail ile ilişkim var, İsrail Kürdistan ile ilişki içinde olmak istiyor, bu alanda ilk adımı Kürdistan atmalıdır” diyen Bağıstani, “Arap-İsrail sorununun merkezinde yer alan Filistin’in İsrail ile ilişki varken, Kürdistan İsrail ile ilişki kurmaktan niçin utanıyor” diye sordu. Arap medyasında yer alan ve İsrail şirketleri ve istihbarat kurumlarının Kürdistan’da faaliyet gösterdiklerini söyleyen haberleri yalanlayan Bağıstani, Kürdistan’da İsrail’e ait hiçbir şirket ve kurumun olmadığına vurgu yaptı. İsrail’in, Türkiye’nin Güney Kürdistan’a saldırısında bu ülkeye yardım ettiği iddialarını da reddeden Bağıstani, “böyle bir şey yok. Bu propagandadan öte bir şey değil. Hiçbir İsrail askeri Batman Askeri Havaalanına gelmemiştir” dedi.

İsrail ile ilişkimi ne saklıyorum, ne de bu ilişkiden utanıyorum. İsrail’in Kürdistan’a hiçbir düşmanlığı yok. İsrail toprağımızı işgal etmiş, bize saldırmış değil” diyen Bağıstani, İsrail’in politikasını desteklediğini, israelkurd Kürdistan Hükümeti’nin İsrail ile açık ve güçlü ilişki kurmasından yana olduğunu belirtti. “İsrail ile ilişki Kürdistan hükümeti’nin yararınadır” belirlemesini yapan Bağıstani, Güney Kürdistan’daki yapıyı “ikinci İsrail” olarak gören değerlendirmelere işaret ederek, “oysa Kürt liderliği Araplara karşı savaş içinde olduğu dönemlerde bile, İsrail’e karşı Arapları destekledi” dedi. Kürdistan’ın İsrail ile ilişkiyi reddetmesini doğru bulmadığını dile getiren Bağıstani,  “İsrail’den hiçbir zarar görmedik. İsrail ile toprak sorunu olan Suriye ve Filistin İsrail ile sorunları çözmek için çabalıyorlar. Kürdistan Hükümeti’nin Filistin’den daha fazla Filistinci olması gerekmez” dedi. Geçmişte, Kürt devrimi ile İsrail arasındaki ilişkilerin İsrail’in dostları, örneğin İran Şahı kanalıyla yürütüldüğünü anlatan Davut Bağıstani, “ne yazık ki İsrail ile direkt ilişkimiz yoktu” dedi. İran kanalıyla yürütülen İsrail-Kürt devrimi ilişkilerinden İran’ın faydalandığına vurgu yapan Bağıstani, bugün Kürdistan-İsrail ilişkilerinin kurulmamasından dolayı rahatsız olduğunu belirtti.

İsrail’in Kürdistan ile ilişki kurmak istediğini söyleyen Bağıstani, “bu iş için ilk adımı Kürdistan atmalıdır. Çünkü, kurulacak ilişkiden kim daha çok faydalanıyorsa ilk adımı onun atması bir kuraldır” dedi. Güney Kürdistan’da, İsrail şirketleri ve istihbarat örgütlerinin bulunmadığına vurgu yapan Bağıstani, İsrail bayrağının dalgalandığı Mısır’ın en büyük Arap ülkesi olduğuna dikkat çekti. Yatırım yapmaları amacıyla  Kürdistan Hükümeti’nin İsrail şirketlerini teşvik etmesi gerektiğini dile getiren Bağıstani, Irak ve Kürdistan olarak İsrail ile hiçbir sorunlarının olmadığını söyledi.

“Kürt-İsrail ilişkilerinden siz mi sorumlusunuz” sorusunu cevaplarken, hiçbir Kürt gurubunun, kendisinden İsrail ile ilişki kurma talebinde bulunmadığını belirten Bağıstani,  “ama bu konuda herkes sorumluluğunu bilmelidir” dedi.

Map image

İsrail’in kendi çıkarını ön planda tuttuğunu, çıkarı olduğu her yere gittiğini söyleyen Bağıstani, aynı şeylerin Kürdistan için de geçerli olduğunu dile getirdi ve önemli olan “her iki kesimin çıkarına olan ilişkilerin güçlendirilip korunmasıdır” dedi. Hiçbir Kürt partisinin İsrail ile ilişkisi olmadığını dile getiren Bağıstani, parti üyesi ve yöneticilerin kişisel ilişkilerinin olabileceğini belirtti. İsrail’de yaşayan 2500 Yahudi Kürdün Kürdistan’a dönmek istediklerini dile getiren Bağıstani, Kürdistan Hükümeti’nin ülkelerine dönmek isteyen Yahudi Kürtlere yardım etmesi gerektiğini söyledi. Kurdistan.nu

KURTLER DUSUNE DURSUN KURTLERI ISRAILCI OLARAK NITELEYEN TURKLER BIRBIRINI EZIYOR!..

İsrail milli gününde izdiham yaşandı, askeri ataşe generalleri kuyruksuz içeriye almak istedi
turkler_israil_elciliginde2 KK*Haber DIYARBEKIR, 9/5 2008 — İsrail’in milli günü münasebeti dolayısıtla, İsrail elçiliğinin Swiss Otel’de düzenlediği davete Türk yetkilileri ve özellikle Türk generalleri katıldı. Bir generali kayıran İsrail askeri ataşesi, Türk genelkurmay başkanı Yaşar Büyükanıt’ı kuyrukta beklemekten kurtarmak istedi ama Yaşar Büyükanıt kabul etmedi. İsrail elçiliğinin davetine Türk genelkurmay başkanı Yaşar Büyükanıt, 2. genelkurmay başkanı Ergin Saygun, kara kuvvetleri kurmay başkanı Atilla Işık ve çok sayıda devlet, hükümet ve askeri yetkili katıldı.

turkler_israil_elciliginde1 İsrail elçiliğinin milli günü dolayısıyla düzenlediği davete en çok göze çarpan general apoletleri idi. Türk ordusunun en üst akdemesinin katıldığı davet’te İlker Başbuğ yoktu. Yaşar Büyükanıt, son zamanlarda yanından eksik etmediği 2. gnelekurmay başaknı Ergin Saygun ile birlikte gitmişti. Kanal D’nin haberine göre, İsrail askeri ataşesi generalleri kuyrukta bekletmemek için onları sıra dışı öne alarak kayırmaya başladı. Kara kuvvetleri kurmay başkanı turkler_israil_elciliginde4Atilla Işık kuyrukta beklemeden İsrail elçisi ile toklaşabildi. Askeri atatşe, Yaşar Büyükanıt’ı da kuyruktan kurtarmaya çalıştı ancak Büyükanıt kabul etmedi.

Misafirler arasında ATO (Ankara Ticaret Odası) başkanı Sinan Aygün’ün olması dikkat çekiciydi. Ulusalcı, batı karşıtı, ABD ve İsrail düşmanı Sinan Aygün’ün İsrail’in davetine gitmesi, Türk ulusalcılarının ideolojilerini gösteriyor.

Festival, Orhan Doğan'a adandı

 orhan-dogan-i-kaybettikDoğubeyazıt'ta yedi yıldır geleneksel olarak düzenlenen Ehmedê Xanî Kültür Sanat ve Turizm Festivali, geçen yılki festivalde yaptığı konuşma sırasında kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren Kürt siyasetçi Orhan Doğan'a adanıyor. Doğubeyazıt Belediye Başkanı Mukaddes Kubilay, festival geleneğinin önemli kazanımları olduğuna vurgu yaparak, bu yıl ki festivalin de önceki yılların birikimini bir adım ileriye taşıyacağını belirtti.

orhan-dogan-topraga-verildi2_bDoğubeyazıt Ehmedê Xanî Kültür Sanat ve Turizm Festivali bu yıl, 'Mem u Zîn'i Meme Alanla buluşturan Xanî'dir. Onun sözünü dinleyen Orhan Doğan'dır' sloganıyla düzenlenecek. 27 Haziran'da start alacak  festivalde, 16 etkinlik düzenlenecek. Festival kapsamında oluşturulan tertip ve program yürütme komitesiyse çalışmalarını sürdürüyor. Festivale ilişkin bilgi veren Doğubeyazıt Belediye Başkanı Mukaddes Kubilay, hem Doğubeyazıt'ın tarihi ve kültürel zenginliğinin tanıtımının yapılması hem de halkın özgürlük umutlarının, siyasal taleplerinin dillendirildiği festivali yaşatmanın çabası içinde olduklarını söyledi.

Tüm imkansızlıklara ve zorluklara rağmen kesintisiz olarak sürdürmeye çalıştıkları festival geleneğinin önemli kazanımları olduğuna vurgu yapan Kubilay, 'Çabamız odur ki bu kazanımların kurumlaşması, kalıcılaşmasıdır. İnanıyoruz ki bundan önceki festivaller nasıl ki ilçemizin tanıtımına katkıda bulunmuşsa, yine halkımıza umut, kurumlarımıza soluk kazandırmışsa bu yılki festival de önceki yılların birikimini bir adım ileriye taşıyacaktır' şeklinde konuştu. orhan-dogan-topraga-verildi_b Kürt siyasetçi Orhan Doğan ve Ehmedê Xani gibi Kürt halkının büyük düşünür ve öncülerinin festivalde ana tema olarak belirlenmesinin bu yılki festivali daha zengin kıldığını dile getiren Kubilay, 'Bir nevi kendi köklerimiz üzerinde yeniden yeşerme umutlarımızın çok güçlendiği bir festival sürecini doya doya yaşayacağız. İnanıyoruz ki halkımız kendi öncü ve önderlerinin yolu ışığında kendi birliğini daha da büyütecektir' dedi. AĞRI - DİHA

Facebook’ta polis mesajları

1_thumb_facebookFacebook'a üye olan bazı polisler marifetleriyle övünüyor: "Bunlara biber gazı sıkmak yanlış, direkt mermi sıkmak lazım. Allah copunuzu keskin, gazınızı bol eylesin… Facebook'un tüm üye kullanıcılara açık bir platform olduğunu umursamayan polisler, kurdukları özel gruplarda birbiriyle mesajlaşıyor, eleştirilere sebep olan müdahalelerinden övgüyle bahsediyor. Yeni Harman dergisinin son sayısında yayınlanan derlemede Facebook'ta gerçek isimleriyle, üniformalı1 mayis polis iskence resimleriyle tartışan, küfreden eğlenen, kendileriyle ilgili haberlere yorum yapan polislere yer verildi. Facebook'ta "Özel tim", "Polis Kafe", "Çevik Kuvvet", "Bekar Polisler Lokali" gibi çeşit çeşit grupları var.

KAZARA GAZETECİ GÖRSE "Çevik Kuvvet C Özel Tim" adlı gruba konan bir video sonrasında bir grup üyesi şöyle diyor:

"Şu son eklediğiniz videolar yakışmamış kaldırın bence, kazara bir gazeteci görse ‘Çevik anırıyor' diyecek rezil olcaz elaleme. Özel tim olarak sizden ricam bu tür videoları kendi aranızda seyredin bu tür umuma açık herkesin izleyebileceği yerlere koymayın."

polis iskence may08 Allah gazınızı bol eylesin 1 Mayıs tartışmasının yapıldığı polis gruplarından birinde bir grup üyesi şöyle diyor:

"Biber gazı sıkmakla adil davranmıyorsunuz; bence bunlara direk mermi sıkacaksınız; hem de kafalarına, tek tek… Hem nüfus planlamasına katkı olur hem de ülke pisliklerden temizlenmiş olur." Bir grup üyesi "Yanlış kişilere müdahale edildi" diyor ve devam ediyor "Önce basının hakkından gelinecekti..."

 polis iskence2008 RÜTBELİLER GİREMEZ "Bekar polisler lokali" grubunun tanıtımında "Rütbeliler Giremez" yazarken, "Mersin çevik kuvvet" grubunda "Gençler sizin hiç rütbeli üyeniz yok mu" diyor biri. Sonra üniformalı yeni bir üye girip, "slm gençler, baktım burada bir başı boşluk bi el atayım dedim hepinize kolay gelsin. A.e.o (Allah'a emanet olun)" diyor. Grubun fotoğraf albümündeki Mersin Çevik ekibinin resmi altında, "Mersin'in bozkurtları bunlar" şeklinde yorumlar var.

POSTAL DTP'YE KARŞI OMUZ OMUZA Mersin Çevik Kuvvet Grubu'nun ilgili olduğu diğer gruplar ise şöyle: "Dtp'lilerin elini sıkmayan siirt emniyet müdürü'nün ellerinden öperiz", "Pkklılara terörist demeyenlerin elini sıkmam diyen emniyet müdürümüz" ve "Polis kadar çok çalışan yok diyenler grubu..."

1 MAYIS ÇEVİK KUVVETİN DE BAYRAMI Polis üniformalı bir grup üyesi, “1 Mayıs 2008’de Yapılanları Kınıyoruz. 1 Mayıs Emekçinin Bayramıdır” grubuna girip “Tamam 1 mayıs işçinin emekçinin bayramı, kabul ama dayak yiyen arkadaşlar kusura bakmasın çevik kuvvetin de bayramıı.. Üzgünüz verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü” diyerek nefletle yorumlar yazarken kimileri de küfür zehir etmekten çekinmiyor mesela.

Polis gruplarında üyeler, zaman zaman, “vatan haini Facebook grupları”na karşı saldırıya geçilsin diye grup üyelerine duyuru yapıyor ve ekip olarak söz konusu gruplara dalınarak yazılı tartışmalara giriliyor, küfürler ediliyor. 1 Mayıs tartışmasının yapıldığı polis gruplarından birinde bir grup üyesi aynen şöyle diyor: “Coplamak ve biber gazı sıkmakla adil davranmıyorsunuz; bence bunlara direk mermi sıkacaksınız; hem de kafalarına, tek tek… Hem nüfus planlamasına katkı olur hem de ülke pisliklerden temizlenmiş olur.” “Bence yanlış kişilere müdahale edildi” diyor bir grup üyesi de, “Önce basının hakkından gelinecekti…” Polisler, medyanın 1 Mayıs’ta aldığı tavırdan dolayı oldukça kızgınlar.

“Taraflı haber yapan” medyaya demediklerini bırakmıyorlar hele de 32. Gün’de, “1 Mayıs özel” programı yapan Mehmet Ali Birand’a…Bu rahatsızlık “Mehmet Ali Birand’dan Nefret Edenler” gibi gruplardan polis gruplarına taşınmış durumda. Acayip bir nefret var Birand’a karşı. Burada daha fazla anamayacağımız nice küfürler saydırılıyor… 

01MAYISBESIKTAS_(3) ÇEVİK KUVVETİ SEVEN BAY VE BAYANLAR GRUBU Grubun tanıtımında, “Toplumun göz bebeği Çevik Kuvvet, hadi bize destek” yazıyor, grubun kurucusu İzmir Çevik Kuvvet’ten. Grupta Bayrampaşa Çevik Kuvvet’in şanı konuşuluyor. 1 Mayıs’taki olaylarla ilgili olarak Bayrampaşa Çevik’in performansına gönderme yapılarak, “Müdahale öyle böyle şöyle yapılmaz itinayla yapılır” denmiş. Çevik kuvvetçiler arasında il ve devre çekişmesi olsa da İzmir Çevik Kuvvet’ten olduğunu söyleyen grup üyesi, “Bayrampaşa çevik önünde ceketimin düğmelerini ilikliyorum” diyor. İlgili gruplar arasında “Karizma ve güzel polisler buraya” ve “Manisa tarzanını unutmayanlar” gibi gruplar var.

polis 1 2008 BEKAR POLİSLER LOKALİ Grubun tanıtımında, “Evliler ve rütbeliler giremez” yaz›yor. Grup polislerin “üniforma sevdalısı hatun” bulma arzusundan kurulmuş izlenimi veriyor. Ancak görünen o ki istenen pek olmamış, zira grubun kadın sayısı çok fazla değil. Grup üyelerinden birinin yazdığı “Evlenip balayına gideceğime, bekar kalır alayına giderim” sloganının söz konusu talebin geri dönüşünün olmamasında etkisi olabilir. 

Kerkük'te 'negatif' çıkanlar

9165-petrol

Halkların iradesine ipotek koyma üzerine inşa edilen dış politikayla özgürlük ufuklarına açılım sağlanamaz, barış iklimi yaratılamaz.

Afrika'dan esen 'Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde de topraklarımız vardı. Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda, bizim elimizde İncil, onların elinde, topraklarımız vardı' özdeyişi unutulmamalı.

21. yüzyılda da Washington ve Londra, Asya'dan Ortadoğu'ya boyunduruk altına aldığı partiler ve krallar vasıtasıyla halkların gözlerini kapattırıyor. Bunu bugün Irak İslam Partisi, Dava, AKP, KDP, YNK, Gürcistan Milliyetçi Hareket Partisi ve emirlikleri kullanarak yapıyor.
Washington ve Londra'nın bahşettiği koltuklarda gözleri kapalı, Kerkük yürekleri kelepçeli oturan başbakanlar, cumhurbaşkanları gözlerini açtıklarında ellerinden nelerin gittiğini gördüklerinde kahrolmamak için emperyalizmin salvolarından sıyrılmayı hedeflemeliydi. Ancak ne oluyor, Ortadoğu'da neo-sömürge politikararının gözcüleri ve sözcüleri haline getirilen yönetimler gelecek nesiller için özgürlük ortamı yaratma yerine yerine kaos girdabı besliyor. Halkların eşitliğine saygı duyulacağına, barış koşullarını dinamitleyen mekanizmalar devre dışı bırakılacağına Filistinliler, Kürtler, Çeçenler, Ermeniler, Asuri-Süryaniler, Lazar, Romanlar, Tamiller, Basklılar, Katalonyalılar, Tibetliler, Beluciler vb. yok edilmeye çalışılıyor. kirkuk kerkuk 140 Son savaş satrançlarından biri Kerkük üzerinden oynanıyor. Federal Irak Anayasası öngördüğü halde referendum süreci komşu ülkelerin ırkçı hırslarıyla baltalanarak kriz körükleniyor.
Referanduma 2007 ertelemesinden sonra Haziran 2007 takvimi benimsenmişti. Ancak bir anda ipler BM eline bırakıldı. 5 Haziran'da BM Temsilcisi De Mistura, Kerkük sorununa ilişkin 3 bölümlük raporun referandum öngörmeyen ilk faslını Talabani'ye sundu.
BM'li uzun vadeli plan
5 Mayıs tarihli 'Kerkük'te BM yüzlü dominyon dönemi mi?' başlıklı makalemizde 'BM'ye bel bağlanması ateş üstünde yürümektir' demiştik. Ancak KDP ve YNK, BM'nin müdahalesine onay verdi, destekledi. Rapor açıklıktan sonra ise Hewler Parlamentosu, Bölge Başkanlığı toplanarak 'negatif' buldukları raporu kabul etmeyeceklerini deklare etti. Rapordan KDP'nin de YNK'nin de Mistura gibi 'negatif' çıktığı tescillendi.
KERKUK KURDISTAN Mistura Raporu'nun ilk faslından hemen önce ABD Başkan Yardımcısı Cheney, ABD Dışişleri Bakanı Rice ve İngiltere Dışişleri Bakanı Miliband, Bağdat ve Hewler'de olması; Miliband'ın açıktan Kerkük sorunu için BM'nin rolünün önemli olduğunu Hewler'deyken telkin etmesi basıncın şiddetini gösteriyor. Başbakan Erdoğan'ın Başanışmanı Ahmet Davutoğlu ve Irak Özel Temsilcisi Murat Özçelik, rapor öncesi yoğun görüşmeler yürütürken, Neçirvan Barzani'nin referandum şartından vazgeçebileceklerini açıklaması aslında raporu bildiğinin itirafı oldu.
Rapordan sonra FK Başkanı Mesut Barzani, birçok ismin yanısıra, 11 Haziran'da da, ABD'nin Federal Irak Büyükelçiliği'nden 140. maddenin uygulanmasından sorumlu Tomas Crageske başkanlığındaki heyeti ağırlayarak Mistura raporunu ele aldı. Barzani, 'Bu halk raporun içeriğinin bu şekilde olacağı kesinlikle beklememiştir. Bölgede ya 2005 seçim sonuçlarına gidilecek ya da referandum yapılacak' deme noktasına geldi. 12 Haziran'da Mistura'nın yanıtı geldi ve 140. maddenin artık 'ölü' olduğunu söyledi. Diplomasi trafiğinin yoğunluğu içinde 12 Haziran'da Irak Meclis Başkan Yardımcısı Arif Tayfur ise, Özçelik'e Irak'ın içişlerine müdahale ettiği eleştirisini yöneltmek durumunda kalırken, 14 Haziran'da Irak Başbakan Yardımcısı Behram Salih beklenmedik programla Cumhurbaşkanı Gül tarafından ağırlandı.
Umut ve barış yolu
Süreç KDP ve YNK'nin nasıl dirayetten yoksun duruma düştüklerini Dicle-Musulafişe etti. Federal Irak Anayasası'nı Sünni, Şii, Kürtler çetin pazarlıklardan sonra onayladıkları halde referandum öngören 140. maddeyi uygulayamayan, bunun için nüfus sayımını, Baas diktatörlüğünün yerlerinden ettiği, Kürt, Türkmen ve Asurileri tespit edemeyen bir yönetim yıl sonuna doğru yapılacak yerel seçimleri nasıl organize edecek?
Gelişmeler Ortadoğu ve Orta Asya'daki kaynamanın itici gücü enerjideki mihenk taşını elinden kaçırmak istemeyen Washington'un ve ittifak halinde olduğu Irak'a komşu ülkelerin, 2009 yılındaki yeni başkanlık dönemi öncesi bazı taşları yerine oturtma gayreti ve kaos ortamından azami ölçüde faydalanma hırsının parçası olarak cereyan ediyor. ABD'de Neo-con isimlerin başında gelen Daniel Pies'in, Bush'un yeni başkana koltuğu devretmeden İran'ı vuracağını söylemesinin üzerinde soru işareti bırakılarak da olsa durulmalı. Bir yandan İran'la yaşanan kriz, bir kirkuk sunni shi a kurd arab usa un iraq yandan Afganistan'daki çatışma bölgelerine NATO üyelerinin yeni sevkle Pakistan'daki tehlikeli gidişat sorunu; bir yandan Lübnan'daki Hizbullah, diğer yandan İsrail'deki hükümet krizi ve Filistin'deki Hamas; yine Gürcistan'da sarsılan müttefiki Saakaşvili bu dönem Washington'un en zor pazarlık parametleri... Bu sorunlara karşı elde tutulmak istenen, İncirlik gibi üsler vasıtasıyla koçbaşı olarak kullanılmak istenen ülkelerden biri Türkiye. Ankara, Riyad, Bağdat, Hewler, Tiflis, Ramallah, Beyrut gibi merkezler silah gücüne dayalı Washington'un şemsiyesini tutmaktan vazgeçmeli. Ancak herkesi petrol çıkarları yerine enternasyonal değerleriyle, kimlikleriyle benimseyen eşitlik retorikli özgürlük ufku; savaşları ve çatışmaları önleyip umut ve barışı geleceğe taşır.
M. Ali Çelebi- www.gundemonline.com

İzmir, Sakarya, Aydın, Balıkesir, Mersin, Gebze… Lincin son durağı Adana

adanaiscilerlinc

Son dönemlerde Sakarya, Aydın ve Balıkesir gibi illerde Kürtlere yönelik başlatılan linç girişimlerinin yeni adresi Adana oldu. Daha önce Balıkesir ve İzmir'de Kürt işçilere yönelik başlatılan linç kampanyasının aynısı bu sefer Adana'da sahnelendi. adanaiscilerlinc2 Adana'nın Yeşilova Mahallesi Afatevler mevkiinde bulunan TOKİ inşaatında çalışan ve çoğunluğu Kürt olan inşaat işçileri, semt sakinleri tarafından linç edilmek istendi. İş çıkışı yolda karşılaştıkları bir gruba selam vermeleri üzerine başlayan tartışma, mahallede bulunan kahvehanelerdeki onlarca kişinin de silah ve kalaslarla katılmasıyla linç girişimine dönüştü.
Adana merkez Seyhan ilçesinin Yeşilova Mahallesi'ndeki TOKİ inşaatında çalışan Diyarbakırlı ve Erzurumlu Kürt inşaat işçilerine, selamlaşma üzerine saldırmaya başlayan kalabalık grup, bir kişinin parmağının kopmasına ve diğer işçilerin de çeşitli sakarya5 yerlerinden yaralanmasına neden oldu. Saldırıya uğrayan işçiler, mahalle sakinlerinin linç girişiminden yine kendi çabalarıyla kurtuldu. Olay sonrasında yaralı halde hastaneye giderek tedavi olan işçiler, DTP Adana İl Örgütü'ne başvurdu. Linç girişiminde yaralanan işçilerden Mehmet Çakır, iş çıkışı eve doğru yürüdükleri sırada yol kenarında sakaryaulkuculer bulunan bir gruba selam veren arkadaşlarına küfredildiğini, dönüp nedenini sorduklarında ise saldırıya maruz kaldıklarını söyledi. Olayı konuşarak halletmeye çalıştıklarını ancak, kahvehanede bulunan çok sayıda kişinin de olaya karışmasıyla linç girişimine maruz kaldıklarını söyledi. Olaylar esnasında parmağı kopan Çakır, 'Bir arkadaşımızı araya aldılar ve dövmeye başladılar. Biz onu ellerinden almaya çalışırken silah çektiler ve kalaslarla bize de saldırmaya başladılar. Tüm mahalle sakinleri çoluk çocuk demeden bize saldırmaya başladı. Ellerinden kaçarak kurtulabildik. Her türlü suç duyurusunda bulunacağız ve olayı tüm adli makamlara taşıyacağız' dedi.
Polis malumunuz
Sakarya, Aydın ve Balıkesir'de olduğu gibi defalarca aranmasına bozuyuk-lincgirisimi-1 rağmen polis olay yerine ancak bir saat sonra geldi. Polisin olay yerine geç geldiğini söyleyen Çakır, 'Biz şahısları tespit etmek istedik ama polis bunu kabul etmedi. Herkes dağıldıktan sonra bizi çağırdılar ve gelin tespit edin dediler ama artık iş işten geçmişti. O sırada orada bulunan iki kişiyi gözaltına aldılar ama onları da serbest bıraktılar' dedi. Olay sonrasında götürüldükleri Şakirpaşa Polis Karakolu'nda ifadelerinin alındığını ve kendilerine 'Uzlaşmak istiyor musun' şeklinde çözüm önerildiğini söyleyen Nizamettin Balta ise, 'Olay yerine gelen polis kimseyi gözaltına almak istemedi. Saldırganların resimlerini çizip onları teşhis etmek istedik ama polis ulkucu bunu kabul etmedi' dedi. Olay sırasında çadırda yattığını ve saldırıya uğrayan arkadaşlarının imdat sesleriyle uyandıklarını, ancak tam bu sırada kendilerinin de çadırların içinde saldırıya uğradığını belirten Kamuran Kartal ise, 'Çadırlarda kafasını kaldıran her arkadaşımıza kalaslarla saldırmaya başladılar. Yerimizden kalkamadan yaralandık. Olay esnasında DTP İl Başkanı'nı aradık ve yardım istedik. Eğer ona haber vermesiydik bekli de bizi öldürürlerdi' diye konuştu. ADANA - DİHA
Gebze'de işçilerin evi basıldı
Kürt işçilere yönelik linç girişimi sadece Adana'da yaşanmadı. Kocaeli'nin Gebze ilçesinde de 12 Kürt işçi mahalliler tarafından linç edilmek istendi. 13 Haziran akşamı bir kadına sözlü tacizde bulundukları iddiasıyla linç girişimine maruz kalan işçilerin evi basıldı, eşyaları yakıldı. Gebze'nin Sultan Orhan Mahallesi 1132.sakaryaulkuculer2 Sokak'ta oturan ve inşaatlarda çalışan 12 Kürt işçi sokaktan geçen bir kadına sözlü tacizde bulundukları iddiasıyla linç edilmek istendi. 13 Haziran gecesi yaşanan olayda mahalle sakinleri işçilerin kaldığı eve saldırdı. Olaydan sonra gelen polis ekipleri işçileri olay yerinden uzaklaştırırken, işçilerin yaşadığı evde bulunan eşyalar kapının önünde yakıldı. İşçilerin yaşadığı evin karşısında bulunan internet kefede çalışan gençler ise işçilere yönelik saldırıda yer aldıklarını belirterek, 'Mustafa abi' diye hitap ettikleri polis şefinin kendilerinin olayla ilgili basına bilgi vermelerini yasakladığını söyledi. Gençler isimlerinin alınması ve fotoğraf çekilmesine izin vermedi. Olay yerine gelen DTP Gebze İlçe Kürt işçilere linc trabzon Başkanı Engin Güleser ise saldırının Kürtlere yönelik inkar ve imha politikasının bir ürünü olduğunu, Türkiye'de var olan ırkçı ve militarist düşünce yapısının insanları ve halkları düşman konumuna getirdiğini söyledi. Sözlü taciz olayının bahane olduğunu belirten Güleser, 'Bir linç kültürü yaratılmaya çalışılıyor' diye konuştu.
İsmail Yıldız

Polisler: Her polis için 10 Kürdü öldüreceğiz

gazi_olaylari_protesto1

Kurdistan-Post28mart_amed_katliam_enes_ata/ Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde polis lojmanlarına roketli saldırı düzenlendi. Saldırıda 1'i ağır 5 polis yaralandı. Roketli saldırı sonrası ilçe halkı üzerinde baskılar artırılarak, onlarca kişi gözaltına alındı.
Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde önceki gece saat  23.05 sıralarında Yüksekova Emniyet Müdürü Mustafa Kantar ve emniyet müdür yardımcılarının da kaldığı lojman ve lokale saldırı mersinpoliscocuklaraiskenceyapıldı. Saldırıda 1'i ağır 5 polis yaralandı. Olayla ilgili açıklama yapan Hakkari Valisi Ayhan Nasuhbeyoğlu, saldırıda polis lojmanlarının hedef alındığını söyledi. Nasuhbeyoğlu, saldırıda 1'i polis eşi, 5 kişinin yaralandığını ifade etti. Yaralı polis eşinin durumunun ağır olduğu için Van'a sevk edildiğini belirten Vali polis_kolkirma_hakkari Nasuhbeyoğlu, diğer yaralıların ayakta tedavi edildiğini açıkladı. Olayın ardından bölgede geniş çaplı operasyon başlatıldı. Roketli saldırının yaşandığı Güngör Mahallesi'ni ablukaya alan polislerin çok sayıda kişiyi demir çubuklarla döverek gözaltına aldığı ifade edildi. 'Her bir polise karşılık 10 Kürdü öldüreceğiz' şeklinde tehditlerde bulunduğu iddia edilenvanda_newroz_devlet_teroru3 polislerin,  Yüksekova Devlet Hastanesi'ne gelerek hasta ve yakınlarına, 'Vatan Hainleri burayı terk etsin' dediği öne sürüldü. Saldırının meydana geldiği lojmanlara yakın birçok eve de baskın düzenleyen polislerin, evlerin kapısını kırdığı belirtildi. Saldırının ardından ilçede onlarca kişinin gözaltına alındığı bildirildi. HAKKARİ