1925 KÜRDİSTAN HAREKETİNİ ANMA PANELİNE ENGELLEME

seyh sait PNA-1925 Kürdistan Hareketini anmak için, bugün Diyarbakır’da yapılacak olan Panel Diyarbakır Valiliği tarafından engellendi. TEVKURD, Komeleya Ehmedê Xanî, Devrimci Demokratlar/CIWAN-KURD ve bağımsız şahsiyetlerin katılacağı 1925 Kürdistan Hareketi'nin Anma Paneli Valilik tarafından engellendi. Panel davetiyelerinin dağıtımı da Diyarbakır 2.Sulh Ceza Mahkemesi tarafından durdurulmuştu. Panelin engellenmesinin ardından, Panele katılacak olan topluluk Büyükşehir Belediyesi önünde bir basın açıklaması yaptı. Kürdçe ve Türkçe ayrı ayrı okunan basın açıklamasında şunlar kaydedildi:

“1925 Kürdistan Ulusal Hareketi, Kürt halkının önemli bir tarihsel mirasıdır. Kürtler, bağımsızlık ve özgürlükleri için, 1920'li yıllarda Kürdistan İstiklal Komitesi (Azadî) öncülüğünde, örgütlenmeye başladılar. Kemalistlerin aldatma taktiklerinin ortaya çıkması ve Lozan Anlaşmasıyla Kürtlerin imha ve inkarına uluslar arası onay verilmesi, Kürt ulusal muhalefetinin, kısa sürede, geniş bir toplumsal alana yayılmasına yol açtı.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kürtlerin ulusal-demokratik taleplerine tepkisi kanlı ve vahşice oldu. Çeşitli entrikalarla Azadî Örgütü lideri Cibranlı Halid Bey ve örgütün askeri-siyasi kadroları tutuklandı. Devlet güçlerinin provakasyonu ile Kürdistan Ulusal Hareketi 13 Şubat 1925 günü Pîran'da zamansız başladı. Buna rağmen kısa sürede, Kürdistan'da geniş bir alanda denetimi sağladı.

Bundan sonrası tam bir yıkım ve vahşet örneğidir. Hareket kısa sürede askeri darbe yer. 14 şehir, 700 köy, 9000'e yakın ev harabeye döner. 7.500 kişi zindana atılır ve bunlardan 660 kişi idam edilir. 80.000 Kürt öldürülür, 50.000 kişi göç ettirilir. Hareketin başında bulunan Şeyh Said ve arkadaşlarının 15 Nisan 1925 tarihinde Varto'da yakalnmasıyla seri idamlar başladı. Yüzlerce Kürt Hınıs'ta kurulan harp Divanı'nın kararıyla anında sorgu sulasiz kurşuna dizildi.seyh_said

  • 14 Nisan 1925 tarihinde Azadî Örgütü lideri Halid Bey, Yusuf Ziya Bey, Teğmen Ali Rıza Bey, Mele Abdurrahman ve Faik Bey Bitlis Harp Divanı'nın kararıyla Bitlis'te,
  • 17 Nisan 1925 tarihinde Azadî kadrolarından Doktor Fuad ve Şeyh Eyüb, Şark İstiklal Mahkemesi'nin kararıyla Diyarbakır Saray Kapı'da.
  • 27 Mayıs 1925 tarihinde Seyid Abdulkadir, oğlu Seyid Mehmed, Kemal Fevzi, Hacı Ahti, Mehmet Tevfik, Kör Sadi ve Hoca Askeri, Şark İstikal Mahkemesi'nin kararıyla Diyarbakır'da,
  • Şeyh Said, Şeyh Abdullah, Kamil Bey, Baba Bey, Şeyh Şerif, Fakih Hasan, Hacı Sadık Bey, Çanlı Müftü Şeyh İbrahim, Şeyh Ali, Şeyh Celal, Şeyh Hasan, Garipli Mehmet Bey, Hanili Salih Bey, Çanlı Şeyh Abdullah, Şeyh Ömer, Şeyh Adem, Madenli Kadri Bey, Peyranlı mele Mahmut, Şeyh Şemseddin, Şeyh İsmail, Şeyh Abdullatif, Şey Hasan, Bolikanlı Mele Emin, Arap Abdi, Kargapazarlı Mehmet Ağa, Şenlikli Süleyman, Musyanlı Mele Cemil, Demirci Süleyman, Suleyman Efendi, Tahir Efendi, Hanili Mahmut Bey, Hacıbegli Şeyh Ali, Bolikanlı Hacı Halid, Diyadinli Timur Ağa, Hınıslı Abdullatif, Karyeli Mehmet Bey, Suleyman Bey, Bahri Bey, Şeyh Cemil, Çapakçurlu Yusuf, Şenlikli Ali Badan, Kargapazarlı Halid, Jandarma hamid, Tahir Bey, Nahiye Müdürü Tayyib Ali, Haziran 1925 tarihinde 28/29 bağlayan gece, Şark İstiklal Mahkemesinin kararıyla Diyarbakır Ulu Camii önünde idam edildiler.
  • Seri idamlar Elazığ ve diğer şehirlerde 1926 yılına kadar devam etti.
  • Kürd halkı ayaklanma sonrasında toplu şekilde katledilmiştir.
  • 1925 Kürdistan Ulusal Hareketinin liderleri, Kürd Halkının özgürlük mücadelesinin kahraman isimleridir. Direnişleriyle ve onurlu duruşlarıyla idam sehpasına başı dik yürüyebilecek kadar davalarına bağlıydılar.
  • 1925 Kürdistan Ulusal Hareketinin hedefi; Kürtlerin dünyadaki diğer milletler gibi kendi devletine sahip olmasıdır. 1925 Kürdistan Ulusal Hareketi bugün de aydınlatıcı özelliğe sahiptir.
  • 1925 Kürdistan Ulusal Hareketi, amaçları ve duygularıyla geniş kitlesel bir tabana dayandı. Kürt halkının meşru talep ve duygularıyla bütünleşti. Bu nedenle haklı ve meşru bir harekettir.
  • 1925 Kürdistan Ulusal Hareketi, Kürt halkının tarihsel önemli miraslarından birisidir. Bu mirasa sahip çıkmak, yeni kuşaklara aktarmak her Kürd'ün, her Kürt aydınının ve siyasetçisinin görevidir.”seyh sait turk askerleri

Basın açıklamasını ardından, Valiliğin ve mahkemenin kararını protesto etmek için yaklaşık 1 saatlik bir oturma eylemi gerçekleştirildi. Anma faaliyetinin yarın 29.06.2008'de 11:30'da Ulu Camii önünde devam ettirileceği; ayrıca 04.07.2008 saat 14:00'de Liceliler Taziye Evinde Mevlüd okutulacağı bildirildi. (haberdiyarbakir)

Beyaz soykırım : Kürtlere siyasi ve askeri asimilasyon

erdogan_buyukanit_planKürtleri hedef seçen AKP hükümeti ile Genelkurmay'ın eylem planları, birbirini tamamlar nitelikte. Ordunun planında Kürtleri 'rahatsız edici' uygulamalar öne çıkarken, AKP'nin planında 'milli birlik'in inşaasını amaçlayan 'beyaz soykırım' uygulamaları dikkat çekiyor. İki plan da özel savaş politikalarının düzeyini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor
'Rahatsız edici' 'Milli Birlik'
Genelkurmay ile AKP'nin planlarının ana hedefini Kürtler oluşturuyor. Ordunun planında Kürtlere karşı askeri anlamda silahlı mücadeleye dayalı 'rahatsız edici' uygulamalar öne çıkarken, hükümetin planında ise 'PKK'nin etkisini azaltmak ve yurttaşları devlete bağlamak' amacıyla 'milli birliğin' inşaası esas alınıyor.
'Terbiye et' ve 'Kazan'
AKP'nin planında Kürt yurttaşlar 'kazanılması gereken hedef kitle' olarak görülüyor, ordunun planında ise 'terör destekçileri' olarak gösteriliyor. Ordunun 'terörist' ilan ettiği Kürt kurumlarına AKP 'örgüte müzahir kuruluşlar' diyor. Askeri yöntemlerle 'terbiye edilmeye' çalışılan Kürtler, sosyal ve kültürel olarak 'kazanılmaya' çalışılıyor.
Ordunun siyasi kolu
Hükümetin Kürtlere yönelik Eylem Planı AKP'nin, Genelkurmay'ın silahsız 'siyasi kolu' gibi çalıştığını bir kez daha gözler önüne serdi. Zap operasyonu sonrasında hazırlanan plan, TSK'nın boşa çıkan kara harekâtının yerinin 'siyasi operasyonla' ikame edilmesini öngörüyor.akp akparti kurt kurdistan kurtce iskence

'Beyaz soykırım' planı
Genelkurmay'ın 'kamuoyunu TSK çizgisine getirme' amaçlı Eylem Planı'nın deşifre edilmesinin ardından önceki gün AKP hükümeti tarafından hazırlandığı ve bizzat Başbakanlık tarafından koordine edildiği belirlenen Eylem Planı da ortaya çıkarıldı. İki planın ana hedefini Kürtler oluştururken, uygulamalar parallelik arzettiği kadar, birbirini tamamlar nitelikte. Genelkurmay tarafından yalanlanmayan planda Kürtlere karşı askeri anlamda silahlı mücadeleye dayalı 'rahatsız edici' uygulamalar öne çıkarken, hükümetin planında ise 'PKK'nin etkisini azaltmak ve yurttaşları devlete bağlamak' amacıyla 'milli birliğin' inşaası esas alınıyor. Milli birlik içinse, kültürel alanda yol haritası çiziliyor. Öte yandan 'yurttaşların devletin yanında yer almasını sağlamak amacıyla' ekonomik, kültürel ve idari tedbirlerin yanısıra basın-yayın kuruluşlarının kullanımı da öngörülüyor. AKP'nin planında Kürt yurttaşlardan 'kazanılması gereken hedef kitle' olarak bahsedilirken, bu durum Kürtlerin kültürel, siyasal ve sosyal tercihleri nedeniyle 'potansiyel suçlu' ve 'rehabilitasyondan geçirilmeleri gereken bir kitle' olarak görüldüklerini ortaya koyuyor. DTP ve Kürt basın-yayın kuruluşları başta olmak üzere Kürt kurumları ise 'örgüte müzahir kuruluşlar' olarak kabul edilerek, yargısız infaza tabi tutuluyor.
Bütün bu uygulamalar, Kürtlere yönelik yeni ve oldukça kapsamlı bir merkezi politikanın yürütüldüğünü gösteriyor. 'Kazanılması gereken hedef kitle' olarak görülen Kürtler, bir yandan askeri yöntemlerle 'terbiye edilmeye' çalışılırken, öte yandan ise sosyal ve kültürel olarak 'kazanılmaya çalışılıyor'. Bu da AKP ve ordunun planlarının uyumunu gösteriyor. Ordunun planı 'askeri baskı esasına' dayanırken, AKP'nin planı ise 'beyaz soykırım' uygulamalarını öngörüyor. İki plan da özel savaş politikalarının ulaştığı düzeyi çarpıcı bir şekilde gösteriyor.akp_gizli_eylem_plan1
Benzer planlar
Genelkurmay'ın planında, açığa çıkarılmayan daha birçok hususun yanısıra, iki konu öne çıkıyordu. Birincisi, DTP'nin açıktan 'terörist' ilan edilerek etkisinin kırılmasının sağlanması ve her yerde bu yönde teşhir edilmesi, ikincisi ise 'bölge halkının terörle mücadele bağlamında 'rahatsız' edilmesi ve örgüte yardım ettikleri sürece bu rahatsız etmenin sürdürülmesi, bu bağlamda sıklıkla aramaların, operasyonların v.b faaliyetlerin yürütülmesi, halka ağır silahlarla ateş edilmesi' yönündeydi. Sözkonusu bu askeri plan kapsamında; sınır hattının insansızlaştırılarak askeri bölgeye çevrilmesi amacıyla tampon bölge oluşturuldu, misket ve napalm gibi kimyasal silahlar kullanıldı, köyler kuşatmaya alındı, siviller yerlerinden edildi ve öldürüldü, ambargolar ve sıkı yol kontrolleri uygulandı, 'kelle avcılığı' dayatıldı, 'Utanç Duvarı' örülmeye çalışıldı, kara ve hava sınırötesi operasyonları da dahil olmak üzere askeri operasyonlar aralıksız bir şekilde sürdürüldü. Beytüşşebap ve Sason'daki gibi siviller katledildi. Aynı zamanda her defasında DTP 'PKK'ye terörist demediği için' teşhir ve tecrit edildi, kapatma davası açıldı, çok sayıda yöneticisi ve üyesi gözaltına alındı, tutuklandı. DTP'nin bölünmesi yönünde senaryolar kamuoyuna yansıtıldı. Bütün bu uygulamaların AKP hükümeti ve Erdoğan tarafından birebir desteklendiği ve uygulamaya konulduğu görülüyor. Bu husus iki planın en önemli ortak noktasını oluşturuyor.1b
'Milli birlik' ve dil
Kürtlerin açıktan hedef alındığı bu plana paralel olarak hazırlanan hükümet planında ise, daha inceltilmiş kültürel, sosyal ve ekonomik hususlar sözkonusu. Kültürel planda Kürt dilinin kabul edilmeyeceği özellikle vurgulanıyor. Buna karşılık, asimilasyon politikalarının derinleştirilmesi isteniyor. Daha önce Kürt çocuklarının ilkokul çağından itibaren alındıkları asimilasyon cenderesi, okul öncesi döneme kadar indirgeniyor. Ayrıca anadilinin asimile etmenin en iyi yolu, anneyi ve kızları asimile etmekten geçtiği bilindiği için, Kürt kızlarına daha özel bir önem veriliyor. Öteden beri Bölge'de asimilasyon yuvaları işlevini gören YİBO'lara da özel rol biçiliyor. Eğitim konusunda 'Türkçe seferberliği'nin başlatılması isteniyor. Gençlerin spora kanalize edilmesi ve böylece kültürel ve siyasal taleplerden uzak tutulması, bunun için okulların hedef olarak seçilmesi de öngörülüyor. Hükümetin planında amaçlanan 'milli birlik'in önemli bir aşaması bu şekilde kurgulanıyor.
'Milli birlik' ve tarih bilinci
İkinci bir husus ise, tarih bilincinin oluşturulması. Modernizmle birlikte ulus bilincinin ortaya çıkmasında etkili olan hususlardan biri dil iken, öbürü ise tarih bilinci oluyor. Bu nedenle hedefe konulan öğrencilerin özellikle Kurtuluş ve Çanakkale savaşlarının yaşandığı yerlere götürülmesi, eğitim müfredatında bu konulara ağırlık verilmesi ve böylece 'milli birlik' için tarih bilincinin aşılanması isteniyor. Bu da Kürtlerin kendi dil ve tarihlerinden uzak tutulmaları için önemli oluyor.ecevit gulen
Ecevit'in planına sarıldılar
Planda köylere dönüşe izin verilmeyeceği kaydediliyor. Öneri olarak ise, eski Başbakanlardan Bülent Ecevit'in köy-kent projesi sunuluyor. Kürt sorununu kabul etmeyen ve feodaliteye indirgeyen Ecevit, Kürt sorununu 'merkezi ve kontrol edilebilir' köylerin oluşmasıyla, Türkçe eğitimin ve 'modern' Türk kültürünün aşılanmasıyla, Kürtlerin bu yolla 'eğitilmesiyle' çözülebileceğini ileri sürüyordu. Her defasında denenen bu yollarla Kürt sorunu bir türlü çözülmezken, AKP'nin Ecevit'in formülüne uyması dikkat çekiyor. Ordunun planında da merkezi ve kontrol edilebilir köyler öngörülüyor.protokol_Fethullah gulen
Devlet-Gülen el ele
Bütün bu konularda özellikle sivil toplum kuruluşlarının seferber edilmesi öngörülüyor. Bu durum, özellikle AKP'nin politikalarıyla uyumlu çalışan Deniz Feneri, Kimse Yok mu, Umut-Der, Özgür-Der, Mustazaf-Der gibi Fethullah Gülen Cemaati'ni oluşturan kuruluşların Bölge illerinde yürüttüğü çalışmaların amacını da ortaya koyuyor.
AB fonları kullanılıyor
Bütün bu planların yanısıra ekonomik olarak, kredilerin verilmesi, kooperatifçiliğin geliştirilmesi gibi küçük ve orta ölçekli ekonomik alanların açılması öngörülüyor. Bu da Erdoğan'ın Kürt sorununu ekonomik soruna indirgeyen GAP Paketi'nin arka planını ortaya koyuyor. Ayrıca AKP'nin bütün bu planlarını yaparken, Avrupa Birliği fonlarından yararlanmaya çalışması ise özellikle dikkat çekiyor.
Ortak koordinasyon
Ordunun planının İşlem Makamı Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Koordine makamı Genelkurmay Harekat Başkanlığı olarak belirlenmişti. AKP'nin planı ise Bakanlıklar düzeyinde yürütülüyor. Bu da iki kesimin ortak hareket ettiğini ortaya koyuyor. Görevlendirilen kamu personeli için belirtilen kriterler de hükümet ve ordunun Bölge'de 'devlet' olarak hareket ettiğine işaret ediyor.diyarbakir
İmam ve öğretmen birlikteliği
Kamu personeli içinde 'liyakatlı' ve 'devlete bağlı' öğretmenler ile din adamlarına biçilen rol önemli oluyor. Bu iki kesim de, toplumdaki yerleri gözönüne alındığında, asimilasyon politikalarını yürütmeleri konusunda etkililer. Bu durum, Amerika, Avusturalya ve Afrika'ya gittiklerinde Batılıların yerli halka karşı rahipleri ve eğitmenleri kullanma biçimlerini gösteriyor. Afrikalı siyahın, 'Beyazlar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapatarak dua etmesini öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda, bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı' sözleri, eğitmenlerin ve din adamlarının kullanım biçimini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Bu arada Diyanet İşleri Başkanlığı'na özel bir rol biçildiği plandan anlaşılıyor. Bardakoğlu'nun mayıs ayından beri Van başta olmak üzere birçok Bölge ilinde toplantılar yapıp, 'terör örgütünün dini kullanmasına izin vermeyin, devlete bağlı olun' şeklinde propaganda yapması da biçilen rolü gösteriyor.alternatif_gazetesi_destek
Kürt basını hedef
AKP ve ordunun planlarında en çok benzerlik arz eden konuların başında ise, Kürt basınına yönelik baskılar oluyor. Son iki yılda 13 gazete toplam 32 kez kapatıldı, yüzlerce dava açıldı, onlarca basın çalışanı tutuklandı. AKP Planı'nda sözü edilen, ancak somutluğu bulunmayan 'terörle bağlantıları' gerekçe gösterildi. İki plan da, baskıların merkezi ve siyasi olduğunu bir kez daha gösteriyor. Yandaş basın kuruluşları ise açıktan destekleniyor. 'İslamcı basın' olarak bilinen medya organlarının sayısı ve etkisi AKP ile birlikte en üst düzeye çıktı. İSTANBUL Yılmaz Akgün İlgili Haberler
AKP: Genelkurmay'ın siyasi kanadı
Diyarbakı r Valisi 'eylemde'
AKP ve 'Lahika'

Kürt toplumunun haklarını savunanlar baskı altında

International Federation of Human Rights (FIDH) Rizgarî Online/Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu'nca (FİDH) yayımlanan yıllık insan hakları raporunda Türkiye'nin çok yetersiz kaldığı belirtilirken, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'i hedef alan siyasi suikastın 2007'ye damgasını vurduğu belirtildi. Raporda Türkiye'nin geçen yıl yoğun ifade özgürlüğünü ihlallerine sahne olduğu da kaydedildi. 70 ülkeyi kapsayan raporda Türkiye'de işkencenin azalmakla birlikte sürdüğü, “PKK ile yapılan mücadelenin” birçok sivil bölgeyi etkilediği ve düşünce özgürlüğünün önüne barajlar çıkardığı belirtildi.

Raporda, “PKK ile yapılan mücadelenin” birçok sivil bölgeyi etkilediğine işaret edilirken, yaşanan çatışmaların, ifade ve örgütlenme konusunda ihlallere yol açarak Kürd toplumunun haklarını savunan bireyler, medya ve kuruluşlar üzerinde kısıtlamalara gidildiği belirtildi.uluslar arasi insan haklari birligi

Türkiye’deki işkence olaylarına da değinilen raporda, polis gözetiminde alıkoymanın 4 güne indirilmesi olumlu karşılanırken, bu gelişmenin pratiğe pek yansımadığı bildirildi. Rapor ayrıca Türk Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün seçilmesi sırasında yaşanan siyasi ve kurumsal krizi de ele alırken, ordunun sivil ve siyasi hayata etkisi ve hatta müdahalesi olduğu kaydedildi. RO/Zilan Dersim

AP: Kirli savaş yaşayan Türkiye AB üyesi olmaya çalışıyor!

polis tekme iskence RizgarîOnline /Amerikan AP ajansı, polislerce kaçırılan Fehmi Tosun'un eşi Hanım Tosun'un hikâyesini verirken Türkiyedeki kirli savaşa işaret etti.

Uluslararası Af örgütü raporlarında da sivil giyimli Türk polislerince İstanbul Avcılar`daki evinin önünden Beyaz renkli bir otomobile zorla bindirilerek kaçırılan Cumartesi Anneleri aktivistlerinden olan Hanım Tosun`un, 1995 yılında evinin önünden polislerce alınan kocasından bir daha haber alamadığını belirten ajans, "Arjantin'deki kirli savaş yıllarına benzeyen olaylar yaşayan Türkiye, AB üyesi olmaya çalışıyor. Hanım Tosun'un kocası Fehmi, diğer yüzlerce kişi gibi devlet bağlantılı kişiler tarafından kaçırıldı. Ondan ve diğerlerinden hâlâ haber alınamıyor" ifadelerini kullandı.

 
Hanım Tosun da, Ajansa yaptığı açıklamada "Eşim Cezaevinden çıktıktan sonra güpegündüz kafasına silah dayanarak, ellerinde telsiz olan kişiler tarafından kaçırıldı" dedi.
RO/Ömer Kaçar

BAŞBAKAN NEÇİRVAN BARZANİ: MALİKİ 140.MADDENİN UYGULANMASINDAN YANA’’

basbakan necirvan barzani PNA-Federal Kürdistan Bölgesi (FKB) Başbakanı Neçirvan Barzani, Irak Başbakanı Nuri el-Maliki’nin Irak Daimi Anayasasında bulunan 140.maddenin uygulanmasının yanında olduğunu ve bu maddenin uygulanmaması konusunda Irak’ta hiçbir siyasi düşüncenin olmadığını söyledi. Başbakan Barzani, Bağdat ziyaretinin sonuçları konusunda bir basın toplantısı düzenledi. Başbakan Neçirvan Barzani, Irak Başbakanı Nuri el-Maliki ve diğer üstdüzey  bazı Iraklı yetkililerle temel meseleleri görüştüklerini söyledi. Barzani, görüşmelerde petrol ve gaz yasası, Irak Daimi Anayasasında bulunan 140.madde ve Peşmerge meselelerinin ele alındığını söyledi.

Irak Daimi Anayasasında bulunan 140.madde konusunda Başbakan Barzani, “Şuana kadar Irak hükümeti tarafından 140.maddenin  uygulanmamasına yönelik hiçbir siyasi düşünce yok. Bilakis, Nuri el-Maliki bu maddenin (140.) güçlü bir irade ile uygulanmasında kararlıdır” dedi. Başbakan Neçirvan Barzani, “Her ne kadar raporunun içeriğinin  uygulanmasına bağlı değilsek de şimdi 140.madde konusunda BM’nin Irak Temsilcisi Steffan De Mistura’nın ikinci raporunu bekliyoruz. Ancak raporlardan sonra rapor ve öneriler üzerinde yanıtımız olacak” dedi.oil petrol kurdistan kerkuk kirkuk

Başbakan Barzani, Irak’ta yapılacak yerel seçimlerde Kürtlerin tutumu konusunda ise , “Seçimlerin yapılması  konusunda hiç bir sorunumuz yok. Kürdistan İttifakı’nın da Bağdat’ta teyit ettiği gibi seçimler zamanında yapılmalı” dedi. Kerkük seçiminin ertelenmesi konusunda da Başbakan neçirvan Barzani, “Biz Kerkük seçiminin ertelenmesi için hiçbir öneride bulunmadık. Eğer seçim zamanında yapılırsa destekleyeceğiz” dedi.

‘’PETROL VE GAZ SORUNU ŞEHRİSTANİ’NİN AÇIKLAMALARIYLA DEĞİL ANAYASAYLA ÇÖZÜLÜR’’ 

kurdistanflagborder2 PNA-Federal Kürdistan Bölge (FKB) Başbakanı Neçirvan Barzani, Kürdistan Bölgesi hükümetinin petrol boru hattı ile yurt dışına petrol göndermeye hazır olduğunu söyledi.  Başbakan, yaptığı açıklamada, Kürdistan Bölgesi hükümetinin petrol boru hattı ile yurt dışına petrol göndermeye hazır olduğunu söyledi. Başbakan, petrol ve gaz anlaşmaları konusunda Irak hükümeti ve Kürdistan Bölge hükümeti arasında siyasi düzeyde bir komisyon oluşturulduğunu söyledi. 

Başbakan, siyasi düzeyde oluşturulan komisyonun ömümüzdeki hafta çalışmalarına başlayacağını söyledi. Komisyon, Başbakan Neçirvan Barzani, Irak Başbakanı Nuri el-Maliki, Irak Devlet Başkanı’nın iki yardımcısı Tarik Haşimi  ve Roj Nuri Şaweys’ten oluştuğunu söyledi. Başbakan, eğer gelecekte teknik açıdan bir sorun çıkarsa bunun için de  bir komiyon oluşturulacağını ancak şuanda sorunun siyasi olduğunu söyledi.kirkuk kurdistan kerkuk

Kürdistan Bölgesi hükümeti ile Bağdat hükümeti arasındaki petol ve gaz sorunun Irak Petrol Bakanı Hüseyin Şehristani’nin açıklamalarıyla çözüme kavuşamayacağını söyleyen Barzani,  sorunun anayasayla çözüme kavuşacağını sözlerine ekledi.

PNA-Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Kürt dilinin üniversitelerde, ilkokullarda ve günlük yaşamda resmi dil olmadığı sürece harcanan emeklerin boşa gideceğini açıklamasında bulundu.osman baydemir

Kürt Dili Geliştirme ve Araştırma Derneği (KÜRDİ-DER) Kürt Öğretmenleri Yetiştirme Projesi'nin devre bitimi nedeniyle sınavda başarılı olan öğrencilerine sertifikalarını vermek üzere Büyükşehir Belediyesi'nin terasında resepsiyon düzenledi.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Osman Baydemir, Kayapınar Belediye Başkanı Zülküf Karatekin, İHD Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey, KÜRDİ-DER Başkanı Mazhar Aktaş, DTP Yenişehir İlçe Başkanı Eşref Güler, TUHAD-DER Başkanı Mahmut Okan, TUHAD-FED Başkanı Mehmetşah Teke'in aralarında bulunduğu çok sayıda yetkili katıldı. Resepsiyondan önce kısa bir konuşma yapan Mazhar Aktaş, proje kapsamında 195 kişinin eğitim gördüğünü ve bu eğitimin özel olarak Kürt öğretmenleri yetiştirilmesi için geliştirildiğini söyledi. Amaçlarının Kürt dilinin korunup geliştirilmesi olduğunu belirten Aktaş, "Türkiye hala asimilasyon politikaları uyguluyor. Kürt halkı üzerinde asimilasyon politikaları yürütenler halktan bir gün özür dileyeceklerdir. Dil bir ulusun bir halkın varlığıdır, insanı var sayan dilidir" dedi. Konuşmanın ardından devre sürecinin adımları sinevizyon gösterimiyle sunuldu.

Projede başarılı olan 7 öğrenciye sertifikalarını veren Osman Baydemir'de Kürtçe yaptığı konuşmada, projede hocaların büyük emeği olduğunu belirtti. Baydemir, "Şu bir gerçek ki dilimiz üniversitelerde, ilkokullarda ve günlük yaşamda resmi dil olmadığı sürece harcanan emekler boşa gider" dedi.(ajanslar)

Genelkurmay’dan sonra bu da AKP'nin eylem planı

Kürt sorununda açılım yaptığını ileri süren AKP hükümetinin, ekonomik, kültürel, idari ve siyasi tedbirler başlıklarıyla bir özel savaş planı hazırladığı ortaya çıktı. Genelkurmay'ın planıyla paralel olan planla AKP'nin orduyla ortak davrandığı ve Kürt sorununda çözümsüzlüğü dayattığı bir kez daha ortaya çıktı
'Özel' asimilasyon planı Türkiye'de Türkçe'den başka resmi dil ve eğitim dilinin kabul edilemeyeceği uluslararası her platformda ifade edilecek.
Terör örgütlerine karşı öğrenciler için, tüm okullarda, yurt ve pansiyonlarda faaliyetler düzenlenecek.
Bölgede okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması hızlandırılarak, çocukların düzgün Türkçe öğrenmeleri sağlanacak.buyukanit_erdogan1
Bölgedeki Yatılı İlköğretim Bölge Okulları ve Pansiyonlu İlköğretim Okulları'nın etkin ve amaca uygun hale getirilmesi...

  • - Aile planlamasını etkili kılmak amacıyla, yörede özellikle geleneksel ağırlığı olan ailelerin kız çocukları kurslara alınarak gönüllü sağlık irtibat personeli yetiştirilecektir. Bu personele yöre insanı ile sağlık personeli arasında köprü görevi verilecek. (Tedbir No: 36)
  • - Türkçe bilmeyen kadınlar ile çocuklar için Türkçe okuma-yazma kursları düzenlenecek. Bu çalışma eğitim-öğretim seferberliği şeklinde uygulanacaktır. (Tedbir No: 26)
  • - Kürtçenin eğitim dili olarak kullanılması konusunun “Bağımsız Kürdistan ve Kürt Ulusu Yaratma” gayretlerini bir parçası olduğu hususunun, bölücü terör örgütü ve yandaşı kuruluşlar ile bağlantısı ortaya konularak, ulaşılan sonuçlar yurt içi ve dışındaki çalışmalarda bir mesnet olarak kullanılacaktır. Bölücü terör örgütünün siyasal alanda çok önem verdiği ve üzerinde çalıştığı bu konunun, binlerce yıldır birlikte yaşamış milletimizi birbirine kenetleyen dil bağını koparma maksatlı olduğu, Türkiye’de Türkçeden başka resmi dil ve eğitim dilinin kabul edilemeyeceği uluslarası her platformda ifade edilecektir. Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerin öğrenimi yapılırken, bunlardan herhangi birinin eğitim-öğretim dili olmasına izin verilmeyecektir. (Tedbir No: 30) 
    Kürt basını hedefte
    Örgütün örgütsel propagandasının yürütülmesinde etkin rol oynayan örgüte müzahir basın-yayın organları hakkında bölücü nitelikte yayın yapmaları gerekçesiyle gerekli işlemlerde bulunulacak...
    Devlet politikası paralelinde yayın yapacak özel radyo ve televizyonlar teşvik edilecek, tamamen veya kısmen Türkçe veya mahalli ağız ya da karma yayın yapan televizyon, gazete vb. özel sektör oluşumlarından devlete bağlı olanlar desteklenecek...
    Newroz paranoyası
    Newruz kutlamalarının bölücü terör örgütünce istismar edilmesi önlenecek; kutlamalar bahar şenlikleri kapsamında icra edilecek. Kutlamalarda yer, zaman ve izin konusunda farklı uygulamalar önlenecek...
    Köye dönüşe izin yok
    Yeniden yerleşime açılması güvenlik ve ekonomi açısından sakıncalı görülen yerleşim birimlerinin hukuki varlığına son verilmesi yanında; Merkez Köy, Köy-kent gibi kırsal yerleşme düzeninin yaratılması...
    Mezarlıklar kontrolde tutulacak
    Bölücü terör örgütü mensuplarının yurt içinde aynı mezarlıklarda yan yana defnedilerek sözde şehitlik oluşturulması engellenmesine ve mezarlıkların kontrol altında bulundurulmasına devam edilecek...
    Kürtlere yakın aydınlar hedefte
    Örgüte destek veren basın yayın kuruluşlarının programlarına katılan sanatçı, bilim adamı, devlet yönetiminde yer alan makam sahibi kişiler ile kurum ve kuruluşların temsilcileri ve benzeri şahıslara karşı gerekli yasal ve idari tedbirler geliştirilecektir.
    Propaganda birimleri oluşturulacak
    Örgütün halk üzerindeki propagandasının etkisini azaltmak ve vatandaşlarımızın devletin yanında yer almasını sağlamak maksadıyla, mevcut bilgi destek birimlerinin desteklenmesi ve etkinleştirilmesi...
    Rant itirafı ve kooperatifler
    Doğu ve Güneydoğu'da kooperatifçilik desteklenecek, tarımsal Üretici Birlikleri, Su Kullanımı Birlikleri gibi yapılanmaların tesisi sağlanacak... Geçmişte verilen teşvik ve krediler belli şahıs ve kesimlerde toplanmış ve teşvik kredileri amacına uygun olarak kullanılmamıştır...
    Özel personel atanacak
    Bölgeye liyakatlı idareciler atanacak. Kamu personeli, bölgenin sosyal, kültürel yapısıyla girişimcilik konularında eğitime tabi tutulacak.erdogan-buyukanit

 
AKP askerin izinde
AKP'nin eylem planı Kürtlere karşı bir devlet planı özelliği taşıyor. Plan Bölge'de bulunan tüm devlet kurumlarının ortak katılımını öngörüyor. Planda, asimilasyon ve Kürt medyası hedef alınırken, devlet medyasının desteklenmesi isteniyor
Genelkurmay Başkanlığı'nın Kürtlere yönelik eylem planının açığa çıkmasının ardından bu kez de AKP hükümeti tarafından Kürtlere yönelik bir 'eylem planı' açığa çıktı. Plan AKP'nin tüm bürokratik kurum ve kuruluş olanaklarıyla Bölge'de nasıl da 'devlet gibi' işlediğinin bir göstergesi iken, Kürtlere karşı hükümeti-devletiyle nasıl bir uzlaşı içerisinde olunduğunu gösteriyor. Kürt illerindeki tüm valiliklere gönderilen ve gizli ibareli eylem planında, Kürtçe eğitimin hiçbir şekilde kabul edilmeyeceği vurgulanırken, üniversitelerdeki öğretim elemanlarının 'milli birliği geliştirmesi' için bilimsel araştırmalar yapması ve projeler geliştirmesi isteniyor. PKK'ye karşı ekonomik tedbirlerin geliştirilmesi istenen eylem planında, Kürt basınının yakın takibe alınması, devlet yanlısı radyo, televizyonların ve gazetelerin ise desteklenmesi isteniyor. 2008 yılının Mart ayında gönderilen belgede, Newroz'un sahiplenilmesi istenirken, 'Etkinliklerde, devletin 'Nevruz' endişesi içinde olduğu ve alternatif etkinlikler düzenlediği izlenimine yol açılmayacaktır' ifadelerinin yer alması ise dikkat çekti. Genelkurmay Başkanlığı'nın toplumu yönlendirmek için hazırladığı 'Genelkurmay Bilgi Destek Faaliyeti Eylem Planı'nın ortaya çıkmasının ardından bu kez de AKP hükümetinin Kürtlere karşı hazırladığı eylem planı ortaya çıktı. AKP hükümeti tarafından Bölge illerindeki valiliklere 'B054-VLK4636-001.870' sayı ile gönderilen ve 'GİZLİ' damgalı belge, 'Bölücü Faaliyetlere Yönelik Eylem Planı' başlığını taşıyor. ANF'nin deşifre ettiği belge, tüm dökümanın ancak 14 sayfalık kısmını oluşturuyor.siddetinsorumlusuakpito
Plan tüm kurumları bağlıyor
Uygulanması talimatı verilen belge valilikler tarafından Cumhuriyet Başsavcılıkları, Meslek Yüksekokul Müdürlükleri, İlçe Jandarma Komutanlıkları, Emniyet Müdürlükleri, Milli Eğitim Müdürlükleri, Sağlık Grup Başkanlığı, Tarım Müdürlükleri, Vergi Daireleri, Mal Müdürlükleri, Gençlik ve Spor Müdürlükleri, Müftülüklerden Kütüphane Müdürlüklerine kadar devletin tüm organlarına dağıtıldı. Üst yazıyla ilgili birimlere gönderilen Eylem Planı'nın amacının PKK'nin faaliyetlerine karşı alınacak tedbirler olduğu bildirilirken, aynı zamanda yapılacak faaliyetlerin 4 aylık peryotlarla valiliklere rapor edilmesi de isteniyor. Mart ayının başında gönderilen eylem planının Newroz öncesinde Bölge'deki tüm illerde uygulamaya konduğu anlaşılıyor. 'Eylem Planı Uygulanacak Tedbirler' başlığıyla yapılması istenenler ise AKP'nin ve devletin Kürtlere, Kürt sorununa nasıl yaklaştığını bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. 62 maddelik tedbirler listesinde ise, eğitimden, Bölge'de görev yapacak kamu görevlilerinin durumları, Newroz'dan anadilde eğitime, Kürtçe yayıncılığa kadar neler yapılması gerektiği ayrıntılı olarak anlatılıyor.denge_welat
Personel etkin kontrol edilecek
Kamu yönetimi bünyesinde alınacak tedbirlerin ilk kısmında Avrupa Birliği üyelik sürecinde atılacak adımlar konusunda PKK ve sempatizanları tarafından 'istismar edilmemesi' için yurttaşların ve personelin bilgilendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu çerçevede yapılacaklar şu şekilde sıralanıyor: 'İçişleri Bakanlığı'nca kolluk kuvvetleri eğitilecek ve kanunlar çerçevesinde hareket etmeleri sağlanacaktır. Milli Eğitim Bakanlığınca, bölgede görev yapan/yapacak öğretmenler eğitilecek, ayrıca ders programları milli birliği sağlayacak ve pekiştirecek şekilde geliştirilecektir. Harran Üniversitesi Rektörlüğünce öğretim elemanları, bilimsel araştırmalar yapması, toplumsal dayanışmayı sağlamaya yönelik tedbirler geliştirmesi, bölgeye ve amaca uygun projeler üretmesi konusunda yönlendirilecektir.' Bölge'ye atanacak üst düzey bürokratların etkin bir kontrol sistemiyle denetleneceği vurgulanan eylem planında, alınacak bütün tedbirler için ilgili bakanlıkların isimleri de sıralanıyor. Örneğin personelin kontrolü için İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı işlem makamı olarak sıralanmış. Eylem planında Bölge'de görev yapan ve savaşta ağır psikolojik travma yaşayan asker ve polisler içinse şu tedbir düşünülmüş: 'Terörle Mücadelenin etkin ve verimli gerçekleştirilmesi maksadıyla, bölgede terör örgütü ile mücadele eden güvenlik güçlerinin moral ve motivasyonularını arttırmaya yönelik çalışmalar yapılacaktır. Bölgede görev yapan güvenlik güçlerinin moral ve motivasyonları açısından eğitilmeleri sağlanacak, lojman ve sosyal faaliyet alanları ile ilgili eksikliklerin giderilmesine çalışılacaktır.'
PKK'ye karşı kooperatifler
Eylem Planı'nın 'Ekonomik Tedbirler' başlıklı bölümü ise PKK'ye karşı ekonominin nasıl kullanılmak istendiğini ortaya koyuyor. Bölge'deki tarım üreticilerinin 'kooperatifçilik' adı altında örgütlenmesinin desteklenmesi istenen eylem planında, bu çerçevede Tarımsal Üretici Birlikleri, Su Kullanımı Birliklerinin yapılandırılması da isteniyor. Bölge'nin koşullarına uygun modern hayvancılığın geliştirilmesi için gerekli projelerin uygulanması gerektiği belirtilen eylem planında, Bölge ürünlerinin komşu ülkelere ihracının desteklenmesi, bu maksatla da Bölge'deki ihracatcılara gerekli kolaylıkların tanınması isteniyor. Bölge'ye tanınacak teşvik uygulamalarının Türkiye'nin diğer bölgelerinin aleyhine olmayacak şekilde geliştirilmesine dikkat çekilen eylem planında, özellikle AKP'nin elinde rant kapısına dönen teşviklerin belli kesimlere gitmemesi konusunda da uyarılarda bulunularak devletin Bölge'de bazı kişileri nasıl zengin ettiği de itiraf ediliyor. Bu konu, 'Geçmişte verilen teşvik ve krediler belli şahıs ve kesimlerde toplanmış ve teşvik kredileri amacına uygun olarak kullanılmamıştır. Asıl krediye ihtiyacı olan veya aldığı teşvik kredisini bölgedeki vatandaşlarımızın, bölgenin gelişmesi amacıyla kullanacak şahıslar, oluşturulacak Sivil Toplum Kuruluşları'nın görüşleri doğrultusunda tespit edilerek, teşvik kredilerinden faydalanmaları sağlanacaktır. Bu teşvik uygulamalarının suistimalinin önlenmesine yönelik denetim yapılmasına önem verilecektir' şeklinde ifade edildi.turkce goonuuus
Düzgün Türkçe öğretilecek!
Eylem Planı'nın üçüncü kısmını ise 'Sosyo-Kültürel Tedbirler' başlığı oluşturuyor. Bölge'nin 'eğitim standartlarının' nicelik ve nitelik yönünden geliştirilmesi amacıyla bir dizi tedbir alınması istenirken, bunun da Kürt çocuklarının asimile edilmesi ve 'düzgün Türkçe' konuşması için yapılması isteniyor. Tedbir No:24 başlığında şunlar kaydediliyor: 'Okul önce eğitimi yaygınlaştırılması hızlandırılarak, çocukların düzgün Türkçe öğrenmeleri ve erken yaşta eğitim sistemine dahil edilmeleri sağlanacaktır. Orta öğretimde bölge ihtiyaçlarına uygun mesleki ve teknik eğitime ağırlık ve öncelik verilecektir. Bölge çocuklarının Anayasamızda, Milli Eğitim temel kanunun genel ve özel amaçlarında belirtilen hususlar ile diğer yasal nitelikleri kazanmalarını sağlayacak eğitim-öğretim programları düzenlenerek uygulanacaktır. Bölge çocuklarına her eğitim düzeyinde burs/parasız barınma/yatılı okuma imkanları sağlanacak, özellikle kız çocukları bu konuda desteklenecektir. Tüm yurtta özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde okula gitmeye ve örgüt tarafından istismar edilen, okul çağındaki çocukların, sokağa terk edilmiş ve/veya sokağa itilmiş çocukların eğitim görmesini sağlayacak ve barınma ile beslenme sorunlarının çözümüne yardımcı olacak düzenlemeler yapılacaktır.'
AJAN çocuklar öngörüyor
Bu kısımda yer alan geçen dönemde çok sık gündeme gelen emniyetin ilkokul ve lise öğrencilerine yönelik 'bilgilendirme ve ajanlaştırma' amaçlı toplantılarının ise AKP tarafından örgütlendiğini ortaya koyuyor. İlgili bölüm eylem planında şu cümlelerle yer alıyor: 'Öğrencileri terör örgütlerine karşı bilgilendirmek/bilinçlendirmek için, tüm okullarda, yurt ve pansiyonlarda periyodik olarak seminer, konferans, panel vb. faaliyetler düzenlenecektir.' Planda Bölge'de asimilasyon yuvalarına dönen ve öğrencilerinin ağır psikolojik tahribatlar yaşadığı yatılı Bölge okullarında 'örgütlerin' psikolojik otoritesini yok edecek gerekli tedbirlerin alınması istenirken, 'Yatılı İlköğretim Bölge Okulları ve Pansiyonlu İlköğretim Okulları sürekli denetlenerek Milli Eğitimin genel amaç ve hedeflerini gerçekleştirmede yetersiz görülen yöneticilerin görevden alınmaları hususunda gerekli işlem yapılacaktır' deniyor.
Newroz olayları planın parçası
Eylem Planı'nda Kürtlerin ulusal bayramı Newroz da unutulmadı. Tedbir No: 44 başlıklı bölümde 'Nevruz kutlamalarının bölücü terör örgütü ve örgüte müzahir kişi ve kuruluşlar tarafından istismar edilmesi önlenecek; bu kutlamaların yurt sathında ve Türklerin yoğun olduğu ülkelerde diğer Türk devletlerinin de katılımıyla bahar şenlikleri kapsamında icra edilmesi sağlanacaktır. Etkinliklerde, devletin Nevruz endişesi içinde olduğu ve alternatif etkinlikler düzenlediği izlenimine yol açılmayacaktır. Nevruz kutlamalarında mahalli idareler tarafından yer, zaman ve izin konusunda farklı uygulamaların önlenmesi ve ülke genelinde uygulama birliği sağlanması maksadıyla konunun eşgüdümü İçişleri Bakanlığı'nca yapılacaktır' ifadeleri yer aldı.
Sakıncalı köyler var!
Eylem Planı'nın başka bir bölümünü ise köye geri dönüşler oluşturuyor. Yeniden yerleşime açılması güvenlik ve ekonomi açısından sakıncalı görülen yerleşim birimlerinin hukuki varlığına son verilmesi istenen Eylem Planı'nda, köye geri dönüşlerin 'Merkez Köy, Cazibe Merkezi, Örnek Köy, Köy-Kent' gibi projelerle birlikte ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Eylem Planı'nda ayrıca uluslararası alanda Türkiye'nin zor durumda kalmaması için Bölge'deki savaştan mağdur olan yurttaşların zararlarının giderilmesi amacıyla 5233 Sayılı Terör ve Terörle Mücadaleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkındaki Kanun'un uygulanmasının takibi istendi.
Devlet basını desteklenecek
Tedbir No: 40'da ise Kürt basın-yayın kuruluşlarının nasıl hedef alındığı ortaya çıkıyor. İlgili maddede şunlar kaydediliyor: 'Söz konusu kuruluşların yayınlarının içerikleri titizlikle takip edilerek, bölücü nitelikte olanlar somut delillerle tespit edilecek, iç kamuoyuna bu yayın organlarının bölücü terör örgütü ile bağlantısı anlatılacak, bu kuruluşların terör örgütünün sesi olduğu, ülkemizin birlik ve beraberliğine yönelik bölücü nitelikte yayın yapmaları gerekçesi ile ilgili makamlar nezdinde gerekli girişimlerde bulunulacak, Türkiye'de ki radyo ve televizyon yayınlarının en ücra köşede de sağlıklı bir şekilde izlenebilmesi/dinlenebilmesi için gerekli tedbirler alınacak ve bölgeye yönelik yayınların içerikleri bölgedeki vatandaşlarımızın ilgisini çekecek şekilde düzenlenecek, devlet politikası paralelinde yayın yapacak özel radyo ve televizyonlar teşvik edilecek, tehdidin yoğun olduğu bölgelerde, tamamen veya kısmen Türkçe veya mahalli ağız ya da karma yayın yapan televizyon, gazete vb. özel sektör oluşumlarından devlete bağlı olanlar desteklenecektir.'
RTÜK'ün ve Emniyet Müdürlüklerinin bünyesinde kurulan ve basını takip edecek olan izleme birimlerinin fonksiyonel hale getirileceği ifade edilen eylem planında, 'Bölücü terör örgütüne destek veren radyo ve televizyon yayınlarının takibi yapılarak, yıkıcı/bölücü nitelikteki yayınlara verilecek olan cezaların etkili olması RTÜK tarafından planın maksadına hizmet edecek nitelikte programlar yaptırılarak yayınlanması sağlanacaktır' denildi.Bununla yetinmeyen AKP hükümeti, Kürt basın kuruluşlarında yayınlanan programlara katılanları da hedef seçti. Bu bölüm 'Örgüte destek veren basın-yayın kuruluşlarının programlarına katılan sanatçı, bilim adamı, devlet yönetiminde yer alan makam sahibi kişiler ile kurum ve kuruluşların temsilcileri ve benzeri şahıslara karşı gerekli yasal ve idari tedbirler Avrupa ülkelerindeki uygulamalar da dikkate alınarak geliştirilecektir' şeklinde yer aldı.KURDISTAN
Kürtçe özgür olmayacak
Kürtçe TRT tartışmasının yaşandığı ve AKP'nin 'Kürtçe'ye özgürlük' süsü verdiği yasa değişikliğinin aksine, Kürtçe eğitime Eylem Planı'nda karşı çıkılıyor. Tedbir No: 30 başlıklı bölümde, şunlar kaydediliyor: 'Kürtçenin eğitim dili olarak kullanılması konusunun 'Bağımsız Kürdistan ve Kürt Ulusu Yaratma' gayretlerinin bir parçası olduğu hususunun, bölücü terör örgütü ve yandaşı kuruluşlar ile bağlantısı ortaya konularak, ulaşılan sonuçlar yurt içi ve dışındaki çalışmalarda bir mesnet olarak kullanılacaktır... Türkiye'de Türkçeden başka resmi dil ve eğitim dilinin kabul edilemeyeceği uluslararası her platformda ifade edilecektir. Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerin öğrenimi yapılırken, bunlardan herhangi birinin eğitim-öğretim dili olmasına izin verilmeyecektir.'
Öğrenciler için kontenjan
Kürt çocuklarının batıda eğitilmesini de öngören Eylem Planı'nda, bu çerçevede batı illerinde ki özel okullarda, yatılılık imkanı olan devlet ve özel eğitim kurumlarında kontenjanlar ayrılacağı, başarılı çocukların buralara nakledileceği ifade ediliyor. Kürt çocuklarının tatil dönemlerinde gezi planlaması çerçevesinde batı illerine getirilmesi istenen eylem planında, 'ortak tarih bilincini geliştirmek' amacıyla Çanakkale ve İstiklal Savaşı'nın yaşandığı bölgelerin tercih edilmesi isteniyor. Batıyla 'kaynaşma' için kardeş okul kampanyası düzenlenmesi istenirken, aynı şekilde Kürt çocukları için bakanlık, kurum ve kuruluşların kamplarında kontenjanlar ayrılacağı belirtiliyor. Kürt gençlerinin spora teşvik edilmesi istenen Eylem Planı'nda bu konuda gerekli tedbirlerin alınması isteniyor. Halk Eğitimi faaliyetlerinin ana-çocuk sağlığı, aile planlaması, üreme sağlığı konusunda etkinliğin arttırılması için faaliyetlerini arttırması istenirken, bu konuda başarılı hizmet veren personele terfilerde ve tayinlerde avantaj sağlanması da isteniyor.hitler-erdogan-tr12
Belediyelere karşı işlem yapın
Köy korucularının çocuklarına, YİBO'larda öncelik tanınacağı bildirilen Eylem Planı'nda, gerilla cenazelerinin ise yan yana gömülmelerinin engellenmesi isteniyor. Tedbir No:52 başlıklı bölümde, 'Bölücü terör örgütü mensuplarının yurt içinde aynı mezarlıklarda yan yana defnedilerek sözde şehitlik oluşturulması engellenmesine ve konuyla ilgili olarak öncelikle bölgedeki yerel yönetimlere ait olanlar olmak üzere mezarlıkların kontrol altında bulundurulmasına devam edilecek, belediyeler tarafından kamu imkanlarının bu amaca uygun kullanılmasının engellenmesine yönelik yasal ve idari tedbirler geliştirilecektir' denerek de hem HPG'lilerin cenazelerinden duyulan korku ifade ediliyor, hem de DTP'li belediyelere karşı da işlem yapılması isteniyor. Eylem Planı'nın son bölümünde ise patlayıcı maddelere ilişkin olarak yer alıyor. Tedbir No:62 başlıklı bölümde azot (nitrat) içerek kimyasal gübrelerin örgütler tarafından el yapımı patlayıcı imalinde kullanılmasının engellenmesi isteniyor. Bu amaçla; gübrelerin satışına yönelik mali denetimlerin arttırılacağı, son kullanıcısının takibini sağlayacak tedbirler geliştirleceği, Azot (nitrat) içermeyen gübrelerin üretiminin olabilirliğinin araştırılacağı' belirtiliyor. DİYARBAKIR - ANF
Deniz Fırat

KÜRDİSTAN MİLLİ TAKIMI DÜNYA KUPASI İÇİN İSVEÇ'E GİDİYOR

kurdistan footbaall association PNA-Yeni Federasyonlar Kurulu (New Federations Board) tarafından düzenlenen VİVA Dünya Kupası futbol maçlarına katılmak üzere Kürdistan Milli futbol takımı İsveç’e gidiyor.Kürdistan Spor Takımı , 7 Temmuz tarihinde saat 23’te rakibi Samiland ile İsveç’in kuzeyindeki Gallivare kentinde karşılaşacak.

VIVA Dünya Kupası, FIFA bünyesinde  ve bağımsız devlete sahip olmayan  uluslar için her iki senede bir  organize ediliyor. 7-13 Temmuz tarihleri arasında İsveç’in Gallivare şehrinde düzenlenecek olan turnuvaya Samiland, Padania, Provence, Federal Kürdistan Bölgesi ve Beth Narin futbol takımları katılacak.  Turnuvanın açılış maçı 7 Temmuz günü saat 23’te Gallivare Stadyumunda son şampiyon Samiland takımı ile Kürdistan takımı arasında oynanacak. Tek grupta yapılacak maçlar sonucunda ilk iki takım şampiyonluk için final maçı oynayacak.

kurdistansport kurdistanspor

Kürdistan futbol takımı  bu ayın 30’unda  İsveç’in başkenti Stockholm’a gidiyor. Kürdistan takımı burada bir hafta boyunca antremanlarda bulunacak.Ayrıca Kürdistan Bölge yönetimi Kuzey Avrupa temsilciliği yazılı bir açıklamada bulunarak başta İsveç olmak üzere Avrupa'daki bütün Kürtleri  bu tarihi gününde ulusal  bayraklarıyla  milli takımlarına destek vermeye  çağırdı.

HAYDİ KÜRDİSTAN MİLLİ MAÇINA! Dünya Kupasının hiç duymadığınız yönü -The Guardian (24 haziran 2008) TİM DOWLİNG -Bir milli takıma sahip olmak istediğinizde, öncelikle onu temsil edecek bir ulusa sahip olmanız gerektiği bilinegelmekteydi. Fakat FIFA tarafından tanınmamış ülkelerce organize edilen uluslararası bir yarışma gelecek ay Sapmi (İsveç)’de gerçekleştirilecek. Viva Dünya Kupası 2008 (Viva World Cup 2008)’in ilk maçı Sapmi ile Irak Kurdistan’ı arasında 7 Temmuz’da saat 23.00’da (ingiliz saati ile) başlayacak. kurdistanspor2

Viva Dunya Kupası ilk defa 2006 yılında gerçekleştirildi, fakat hem politik, hem lojistik (maçların yapılacağı yer Kuzey Kıbrıs’tan Oksitanya’ya kaydırıldı) hem de vize problemlerinden dolayı ancak dört takım katılabildi. Bu kez beş erkek takımı (Sapmi ve Kurdistan takımlarının yanısıra Suryani takımı, Padania (Italya) ve Provence (Fransa) takımları) ile iki bayan takımı (Sapmi ve Kurdistan) katılacak.

Turnuva, bağımsız devlet olarak tanınmayan halkları temsil eden Yeni Federasyonlar Kurulu (New Federations Board) tarafından düzenlenmektedir. Üyeleri arasında Monako (Monako kulubu ile karıştırmayın), Tibet, Zanzibar, Somaliland, Romanlar (dünya yüzeyindeki Roman halkını temsilen), Güney Moluccas, Rijeka (Hırvatistan’ın üçüncü büyük şehri olup, 1920’lerde özgür bir devletti) ve Chagos Adaları da yer almaktadır.New_splash_01

Bu halklardan bazıları ölümüne bağmsızlık talebinde bulunurken (örneğin geçici üyelerden Çeçenya gibi), diğerleri daha çok hayallerle yetinmektedir. Hatta, Suffolk’a (İngiltere) 10 km uzaklıkta Kuzey Denizi’nde terkedilmiş bir çelik platformu üzerinde 1967 yılında bir mikro-ulus olarak kurulan Sealand milli takım olarak, kendileri adına oynamak üzere Danimarka’nın Vestberg Futbol Kulübünü görevlendirmiştir. Futbolun kalitesi ne olursa olsun ( zira 2006 finalinde Sapmi ve Monako arasındaki maçın skoru 21-1 idi), sergilenen bu kollektif iyimserlige hayran kalacaksınız. İngilizceden çeviri: RO/ İrfan Güler