Metin Güneş / CNN TÜRK / Londra
İngiliz Financial Times gazetesi, geçtiğimiz hafta ABD Savunma Bakanı Robert Gates’in Ankara ziyareti sırasında Türk basın mensupları ile Amerikalı meslektaşları arasında yaşanan ''itişip kakışma''yı konu alan bir yazıya yer verdi.
Olaya karışan Türk basın mensuplarının “ayak takımı basın” olarak nitelendirildiği yazıda, "bir grup Türk gazetecisinin PKK’yı bile korkutabilecek küçük bir askeri darbe gerçekleştirdiği" yorumu yapıldı.
Gazetenin “Gözlemci” köşesinde yer alan yazıda, “Ağır televizyon kameraları ile silahlandırılmış birkaç muhabir, görünüşe göre iyi bir fotoğraf açısına engel olan Pentagon basın ekibine karşı saldırıya geçti. Birkaç yumruk ve tekmeden sonra, Türk güvenlik güçleri, sesi görüşme odasındaki Gates’e dahi ulaşan kavgayı ayırdı” denildi.
Yazıda, "Belki de Gates, eğer gereken artış NATO tarafından sağlanamazsa, Türklere Afganistan’a birkaç basın mensubu göndermek isteyip istemediklerini sorması gerekirdi” şeklindeki alaycı ifadeye de yer verildi.
ANF-AMEDİYE (03.03.2008)- Türk ordusunun kara harekatı gerçekleştirdiği operasyon bölgesinde incelemelerde bulunan Iraklı parlamenterler, ‘Osmanlı dönemi bitti. İşgal dönemi kalmadı’ diyerek Türk ordusununun operasyonunu kınadı. Türkiye’nin saldırılarını AİHM’e getireceklerini söyleyen Iraklı parlamenterler, PKK sorununun çözümünde arabuluculuk dahil her türlü girişimi yapmaya hazır olduğunu söyledi.
PARLAMENTLER OPERASYON BÖLGESİNE GİTTİLER
Irak Parlamentosu’ndan 3 kişilik heyet, bugün yerli ve yabancı basın mensupları ile operasyonların yapıldığı Amediye ve Zap bölgesine gitti. Operasyon öncesi ve sonrası ilk kez bölgede inceleme yapıldı
Bağdat’tan gelen Mithal El Alusi, Sudiye El Suheyl ve Kamile İbrahim, gazetecilerle birlikte operasyon bölgesinin bazı kesimlerine gidip yerel yönetici ve köylülerle görüştü. Heyete bilgi veren Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Amediye Sorumlusu Muhammed Muhsin, harekatta tarım alanları ve köprülerinin zarar gördüğünü söyledi.
SAVAŞ İLE SORUN ÇÖZÜLMEZ
Muhsin, Kürt sorunun savaş ile çözülmeyeceğini belirterek, “PKK, Türkiye’nin bir iç sorunudur. Bugüne kadar savaş ile bir çözüme ulaşılamadı. Buna bir çözüm bulunması gerekiyor. PKK ile ilişkimiz yok. Geçmişte Saddam da bizimle savaştı. Kimyasal silah kullandı. Ancak, sonuç alamadı. Biz de Türkiye’nin sorununu kendi içinde çözmesini istiyoruz. Türk ordusu bölgeye yönelik harekatta halkın kullandığı köprüleri bombaladı. Bombalanan yerler daha çok halkın tarım yaptığı alanlardır” dedi.
Daha sonra heyete sinevizyon gösterisi ile bölgede ekonomik, sosyal ve kültürel alanda yaşanan değişimler ile bombalanan yerlerin görüntüsü izlettirildi.
‘BÜYÜK HASAR VAR’
Irak Parlamentosu heyeti, Irak Ulusal Muhafızları ve peşmergelerin koruması altında Avaşin ve Zap bölgelerinde götürüldü. Heyet üyeleri Türk ordusunun bombalandığı Avaşin Çayı üzerindeki Balanda, Velatjere ve Zap girişindeki Şaca köprülerinde incelemelerde bulundu.
Buradaki yöneticilerden köprülerle ilgili bilgi alan heyet üyeleri, yıkılın köprüler nedeniyle nehirlerden arazi araçlarıyla geçiş yaptı. Köprü üzerinde heyete bilgi veren Amediye Kaymakamı İsmail Muhammed Ahmet, harekatta Amediye, Deraluk, Kanimasi ve Zaho bölgelerinde büyük hasar olduğunu söyledi
‘OSMANLI DÖNEMİ BİTTİ’
Bağdat’tan gelen heyete başkanlık yapan milletvekillerinden Mithal El Alusi, Irak yönetiminin PKK sorununun çözümünde aktif rol almaya hazır olduğunu, bu konuda arabuluculuk dahil her türlü girişimi yapabileceklerini söyledi. Alusi, “Türk askerinin bölgede kalmasını istemiyoruz. Irak halkının kanının dökülmesini de kabullenemeyiz. Başbakan Erdoğan’a şunu söylemek istiyoruz. Osmanlı dönemi bitti. İşgal dönemi kalmadı, şimdi barış ve kardeşlik zamanıdır. Irak Kürtleri’nin Türkiye ile sorun yaşamasını istemiyoruz” dedi.
‘SADLIRI AİHM’E GÖTÜRMEK İSTİYORUZ’
Heyet üyelerinden Sudiye El Suheyl ise, Türkiye’nin verdiği zararın uluslararası ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşımak için Irak Parlamentosu’na teklif götüreceklerini söyledi. Suheyl, “Biz harekatın yol açtığı zararı dünyaya göstermek istiyoruz. Türkiye bölgede yol açtığı zararı karşılamalıdır. Zaten Irak Hükümeti de sivil halka verilen zararı karşılamayı taahhüt etti. Biz Irak Hükümeti’nden Türk yönetimini uluslararası mahkemelere şikayet etmesini isteyeceğiz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de başvurarak Türkiye’nin hukuksuz davranmasının hesabının sorulmasını, bir daha Irak topraklarına girmesinin engellenmesini talep edeceğiz” diye konuştu.
Kürt sorununda demokratik çözüm yerine şiddette ısrar eden Türkiye'nin 21 Şubat'ta başlattığı işgal harekatı fiyaskoyla sonuçlandı. ABD'nin planı doğrultusunda Güney Kürdistan'da bataklığa çekilen Türkiye'ye operasyonun faturası pahalıya patladı
PKK kazançlı çıktı
ABD, İsrail ve İngiltere'nin askeri, teknolojik, istihbari ve diplomatik desteğiyle gerçekleştirilen operasyona karşı PKK, hiç kimsenin beklemediği bir direniş ortaya koydu. Türkiye, iddia edildiği gibi, kilometrelerce Güney Kürdistan topraklarına giremedi. PKK, bu sonuçlarla öz güvenini güçlendirdi, Kürtler arasındaki güvenini bir kez daha tazeledi. YNK'nin operasyonları desteklemesi, KDP'nin de 'sessiz' kalması Güney Kürdistan halkının PKK'ye olan sempatisini artırdı.
Türkiye kaybetti
PKK'nin kara harekatında direniş göstermesi Türkiye'nin hesaplarını altüst etti. ABD'yle yürüttüğü pazarlıklarda, Türkiye, PKK'ye karşılık 'kontrol edebileceği bir Kürdistan'a razı edildi. Bunun için 'tampon bölgeyle Kürtler kontrol altına alınmak' istendi, Kerkük referandumu ertelendi ve Kerkük'ün dışında tutulduğu 'Erbil-Süleymaniye'yle sınırlandırılmış bir Kürdistan'a izin verileceği' mesajı verildi. Ancak Türkiye, ilk işgal hamlesinde başarısız oldu.
Operasyonun bilançosu ağır
Kara harekatında PKK'nin beklenmedik direnişiyle karşılaşan Türk ordusu, 29 Şubat'ta askerlerini Zap'a giremeden geri çekmek zorunda kaldı. Operasyonun bilançosu ağır oldu. 125 asker ve 9 gerilla yaşamını yitirdi, bir helikopter düşürüldü, yüzlerce asker yaralandı, sivil yerleşim yerleri hedef seçildi.
Zap'ı zaptedemediler!
Operasyonun sonuçlarını değerlendiren HPG, askeri birliklerin hiçbir gerilla üslenme alanına girmeyi başaramadığını belirterek, harekâtı 'tarihin en rezil, en perişan ve en sonuçsuz operasyonu' olarak nitelendirdi. KCK de, 'İmha planına ciddi darbe vuruldu' açıklaması yaptı.
İpler ABD'nin elinde
Türk ordusunun, Büyükanıt'ın 'Kısa süre izafi bir kavram, bir yıl da olabilir' sözü üzerinden 24 saat geçmeden geri çekilmesi 'kaos' yarattı. Erdoğan'ın geri çekilmeden habersiz oluşu ve çekilmenin ABD'nin uyarıları sonrası gerçekleşmesi 'Hükümet ve askerin ABD'ye göre hareket ettiği' şeklinde yorumlandı.
Harekât Bitirildi: 125 asker yaşamını yitirdi
Kürt sorununun demokratik çözümü yerine şiddet konseptinde ısrar eden Türkiye'nin 21 Şubat'ta başlattığı işgal harekâtı fiyaskoyla sonuçlandı. Genelkurmay Başkanlığı, 29 Şubat'ta askerlerin geri çekildiğini açıklarken, operasyonun bilançosu ise ağır oldu. 125 asker ve 9 gerilla yaşamını yitirdi, bir helikopter düşürüldü, yüzlerce asker yaralandı, sivil yerleşim yerleri hedef seçildi.
Halk Savunma Güçleri (HPG) tarafından yapılan açıklamada, işgal harekâtının bilançosu duyuruldu. Açıklamada, 'Türk ordusunun her alanda büyük bir direnişle karşılaştığı' ifade edilerek, yaşanan çatışmalar sırasında 125 askerin yaşamını yitirdiği, yüzlerce askerin yaralandığı belirtildi. Bir kobra tipi helikopterin düşürüldüğü kaydedilen açıklamada, operasyonda ele geçirilen malzemelere ilişkin şu bilgiler verildi: '6 melez ferdi silahı, 2 MP5, çok sayıda gece ve gündüz dürbünü, 3 telefon, çok sayıda askeri mühimmat ve malzeme.'
'En sonuçsuz operasyon'
Türkiye'nin Zap'ın Çiyaye Reş, Şikefta Brindara ve Çemço alanını ele geçirmeye çalıştığı ve gerilla komuta merkezlerini hedeflediği vurgulanan açıklamada, ancak askeri birliklerin hiçbir gerilla üslenme alanına girmeyi başaramadığı bildirildi. Açıklamada operasyon 'tarihin en rezil, en perişan ve en sonuçsuz operasyonu' olarak nitelendirilirken, operasyon süresince yaşanan çatışmalarda 9 gerillanın yaşamını yitirdiği de duyuruldu.
Genelkurmay açıklaması
Bir gün öncesine kadar 'Bitene kadar', 'Dönmemek üzere temizlik' gibi ifadeler kullanan ordu ve hükümet yetkilileri ise, 29 Şubat'ta 'ani bir kararla' askerlerin çekildiğini resmen duyurdu. Genelkurmay Başkanlığı askerlerin çekilmesinden sonra yaptığı açıklamada harekâtın başlangıç ve bitiş tarihinin kendileri tarafından alındığını ve 'geri çekilmenin tamamen askeri gerekçelerden kaynaklandığını' duyurdu. Genelkurmay işgal harekâtının sonuçlarına ilişkin yaptığı açıklamada ise, fiyaskoyu kabul etti. Genelkurmay, en önemli başarısını ise şöyle açıkladı: 'Kuzey Irak'ın örgüt için artık güvenilir olmadığı gösterildi.'
Erdoğan bilmiyordu
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, askerin çekilmesinden habersiz olduğu ortaya çıktı. Askerlerin 29 Şubat sabah saat 4.00'ten itibaren çekildiği duyuruldu. Resmi açıklama ise, saat 15.00 sıralarında yapıldı. Erdoğan ise, resmi açıklamaya 1 saat kala Anadolu Ajansı'nda yayınlanan Ulusa Sesleniş konuşmasında 'operasyonun sürdüğünü' söyledi. Resmi açıklamanın yapılmasından sonra konuşma düzeltildi.
ABD gerilimi!
Bu arada geri çekilme kararı tartışmalık oldu. PKK'ye karşı yaşanan başarısızlığın yanı sıra, ABD'li yetkililerin açıklamaları da geri çekilme kararını tartışmalık hale getirdi. 28 Şubat'ta Türkiye'ye gelen ABD Savunma Bakanı Robert Gates, 'operasyonun kısa sürede bitirilmesini' istedi. Hükümet yetkilileri 'sonuç alınıncaya kadar sürecek' derken, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, 'Kısa süre izafi bir kavram, bir yıl da olabilir' dedi. Bunun üzerine ABD Başkanı George W. Bush, 'operasyonun derhal bitirilmesini' istedi. Ertesi gün operasyonun bittiği açıklandı. Bu durum, 'operasyonun inisiyatifinin ABD'de olduğu, hükümet ve askerin ABD'ye göre hareket ettiği' şeklinde yorumlandı.
Direniş itirafları
Operasyonun başarısızlığıyla ilgili ilginç itiraflar da dile geldi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, askerin çekilmesinden 2 gün önce, asker kayıplarının çok olmasının doğal olduğunu savundu. Gül, PKK'nin büyük bir direniş sergilediğini dile getirdi. Benzer bir açıklama Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'tan geldi. Büyükanıt, 1 Mart'ta Milliyet Gazetesi'ne yaptığı açıklamada, geri çekilme kararının eleştirilmesine yanıt verdi. 'Kolaysa gidin siz 24 saat orada kalın' şeklinde konuşan Büyükanıt, böylece operasyondaki başarısızlığı ve PKK'nin sergilediği direnişi kabul etmiş oldu.
Yaşamını yitiren 5 gerillanın isimleri şöyle:
1977 Siirt-Pervari doğumlu, Ayhan Kızılkaya kod adlı Ali Işık
1977 Hilvan-Urfa doğumlu, Baran Urfa kod adlı Mehmet Menap
1985 Kobani doğumlu, Tofan Kobani kod adlı Ali Abbas
1980 Çermik-Diyarbakır doğumlu, Erdal İsyan kod adlı Yılmaz Aydın
Gerillaya 1993'te katılan Cahit Kobani kod adlı İbrahim Ahmet
Bu yazı 3-9 Mart 2008 tarihli YedinciGün gazetesinde yayınlanmıştır
PKK prestij kazandı. Yalnız Diyarbakır’ı tekrar kazanmak değil; belki Van, Batman ile birlikte birkaç belediye geri gelecektir.
Kurdians: Monday, March 03, 2008
PKK ve savaş
Yaşar Kaya-KURDISTAN-POST.COM
Tarih: 3 Mart 2008 Pazartesi
Bu yazıda PKK’yi anlatacak değilim. PKK'yi her kes tanıyor, son beş altı yıldır PKK ve Öcalan ile ilgili kitaplar peş peşe yayınlanıyor. Ortadoğu şu anda dünyanın en hareketli savaş bölgesi. Kürt özgürlük hareketi gittikçe kökleşti. Türkiye de yapılan gösterilere bakılırsa bayrak flama ve Öcalan posterleri ile PKK siyaset sahnesinde. Hiç bir çekince duymadan legali, illegali, onun eliyle yürüyor. Seyreden var, endişe duyanlar var. ABD’nin son dönemde PKK yi düşman ilan etmesine kızanlar ve sevinenler oldu. ABD’nin Kürtlere sırt çevirerek tekrar Türk dostluğuna döndüğünü ve Kürtleri satabileceği dile getirdi. Oysaki Öyle olmadı.
Türk ırkçı, barbar, vandalist devleti PKK’ye ve özgür Güneye saldırmak için bir yılı aşkın bir zamandır sınıra yığınak yapıyordu. Bu bir kara saldırı hazırlığıydı. Şahlanan faşizmin imam başbakanı, Arnavut Mehmet Akiften, Kürt Nakşibendisi Necip Fazıldan Hamasi şiirler okuyarak savaş kışkırtıcılığı yapmaya başlamıştı. Diplomatik Ortadoğu turları ve Beyaz Saray’da George Bush ile yapılan anlaşmadan sonra nokta bombardıman vuruşları için istihbarat desteği de hazırdı. Öyleyse PKK hedefleri hava saldırıları ile yok edilecek, sonra da karadan işgal ve istila hareketine başlanacaktı.
Hepimiz hassasiyetle izledik, hava akınları isabetli değildi. Uzun sürdü, PKK’nin zayiat vermediği anlaşıldı. Kara hareketi tam bir Sarıkamış hazimeti olarak son buldu. Sekizinci günde neticesi bozgun ve iflas olan bir hazimetle geri dönüldü. Bu işin askeri cephesiydi, siyasete gelince: Bir çok yorum elbette yapılacaktı. Bu savaşın bir tarafı Genel Kurmay onu destekleyen hükümet ve diğer çevrelerdi. Bu çevereler öteden beri Erdogan hükümetini zora sokmak isteyen, hatta düşürmek isteyen gizli organizasyonlardı. Bir yandan ABD tarafından kurulan Ergenekon ve diğer çetelerle savaş başlamışken, bu derin organizasyonların Erdoğan hükümetini rahat bırakması düşünülemezdi. Diyarbakır’ı isteyen Erdoğan’ı burada bırakarak konuya dönelim.
O arazide, o karda batan askerleri geri getiren askeri araçtaki askerlerin halleri görülmeye değerdi. Acaba ne olmuştuda bir gece ansızın sabahın dördünde geri dönüş emri almışlardı? Kimine göre donma ve imha olma kapıya gelmişken, geri dönmek bir felaketten kurtulmaktı. İlerleyemeyen askerler donmuşlardı, ama kimse bunu açıklamıyordu, kimine göre üç gündür açıklama yapan ABD milli savunma bakanının açıklamaları ardından Ankaraya bir tokat atılmıştı, hükümet kolları sıvayıp bozgunu Genel Kurmaya fatura etmeye çalışıyordu. Emekli generaller, yazarları Tv spikerleri bu bozguna kılıf hazırlamak için kelime bulamıyorlardı. En korkuncu seksen yıllık bir devlet halkına yalan söylüyordu, Kandile yürüyen kahramanlar, seferden yorgun, dönüyorlardı. Olan olmuş, savaş 8 günde bitmişti. Şimdi neticeleri konuşulacak ve nokta istihbarat isteyen Türkiye’ye buyur al, kara harekatı mı, evet yap, ama bir kaç gün vaktin var, o da öbürü de başarısız olunca artık benim sana yapabileceğim bir şey yok, başka bir yol bul denmiş veya denecektir.
PKK prestij kazandı. Yalnız Diyarbakır’ı tekrar kazanmak değil; belki Van, Batman ile birlikte birkaç belediye geri gelecektir.
Güneydeki Kürt Federe devleti soğukanlı ve akılcı bir tutum izledi. Onu hedef alan güç bozguna uğradı. ABD’nin Güney’i koruyan şartlı müsaadesinden sonra kudurgan faşistler ABD nin Türkiye ile olan dostluğunun kısa sürdüğü, tekrar Kürt tarafına dönüldüğünü yazıp çizmekte ve söylemektedirler. Savaşla olmayan son çözüm artık diyalog ile masaya gelecektir. Bunun başka çaresi de yoktur. Böylelikle Kürtler bir raundu daha kazanmışlardır. En çok Irak’ın toprak bütünlüğüne sahip çıkan Türkiye Irak’ı bombalamakta, kara harekatı ile girmekte engel tanımamıştır. Türkmen bahanesi, Kerkük referandum engeli artık iflas etmiştir. Artık Türkiye’nin yapmaya kalkışacağı bir operasyonu kimse ciddiye almayacaktır. Tek çare, Irak ile ilgili sorunları bir Arap Devletinin Cumhurbaşkanı olan bir Kürtle konuşmaktır.
Yaşar Kaya
07:47-Türkiye'nin 25. kez Güney Kürdistan'a düzenlediği işgal operasyonuna dün son vermesi Avrupa basınında geniş yankı yarattı. Avrupa basını, Türk ordusunun gerillanın sert direnişiyle karşılaştığını belirterek, PKK'nin prestij kazandığına dikkat çekti.
'PKK geri çekilmedi, savaştı'
Avusturya'nın önde gelen günlük gazetelerinden 'Die Presse' de Jan Keetman imzasıyla çıkan haberde, Türk ordusunun Kürdistan'ı işgal operasyonunda büyük bir direnişle karşılaştığını ve PKK'nin geri çekilmeyip askerlerle savaştığını yazdı.
PKK gerillaların Türk askerlerine karşı büyük direniş gösterdiğini belirteren gazete 'çatışmaların en şiddetlisi sınıra yakın alanlarda yaşandı. Bu da gösteriyor ki, iddia edildiği gibi PKK kaçmamış ve herhangi bir panikte yaşamadan mücadele etmiştir. Bu PKK için başarıdır'' dedi.
Türk ordusunun kullandığı ağır silahlar ve ileri tekniğe rağmen, PKK'nin gösterdiği direniş karşısında Kürtler arasında prestij kazandığını belirtti.
'Davide karşı Goliat' benzetmesi
'Davide karşı Goliath' örneğini veren gazete, Türk ordusunun savaş bilançosunun da dayanaksız olduğunu yazdı.
İşgal harekatına Amerika'nın baskısı ile son verildiğini yazan gazete, Türk genelkurmayın çatışmalarla ilgili yayınladığı verilerin de gerçek dışı olduğu söyleyerek, 'Bu verilerin hiçbiri gerçeğe dayanmıyor ve bu bilanço bağımsız güçler tarafından teyit edilmiyor' dedi.
'Ankara için yenilgi'
Almanya'nın önde gelen günlük gazetelerinden 'Der Tagesspiegel' ise 'Türk ordusunun sürpriz geri çekilişi Ankara için bir yenilgidir' yorumunda bulundu.
Susanne Güsten imzasıyla İstanbul'dan aktarılan haberde, geri çekilen askerlerin çok yorgun olduklarının görüntülendiği ve savaştan galip dönen askerlere hiç benzemedikleri belirtildi. Türk ordusunun amacına ulaştığının belirsiz olduğunu yazan Susanne Güsten, 'Türk ordusunun önümüzdeki dönemlerde yeniden kara operasyonu düzenleyebilir. Ancak bu operasyonun aniden sonlandırılması Ankara için bir yenilgi' dedi.
Büyükanıt itiraf etti
Der Tagesspiegel Türk Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın PKK'nin operasyonla yokedilemeyeceğini itirafını yaptığını da hatırlatarak, bazı emekli Türk generallerinin de geri çekilme konusunda şaşkına uğradıklarını yazdı
PKK'nin sadece Zap kampının değil, 10 ayrı kampının daha bulunduğunun ve bunlara herhangi bir zarar gelmediğine dikkat çeken gazete Türk ordusunun geri çekilişini PKK'lilerce sevinçle kutlandığını yazdı.
Bir PKK konuşmacısının sözlerine yer verenilen makalede, PKK'nin bir kez daha işgale karşı başarıyla direndiğini ve Türk ordusunun geri çekilişini sağladıklarını aktardı.
Genelkurmay 'propaganda katliamı' yaptı
İsviçre'de yayınlanan Basler Zeitung gazetesi de Türk Genelkurmay'ın önceki gün ve dün yaptığı açıklamaların çelişkilerle dolu olduğuna dikkat çekti.
Gazete, askerlerin operasyonların bir yıla kadar sürebileceğini, ancak Amerika Savunma Bakanı ve ABD Başkanı Bush'un açıklamalarından hemen sonra operasyonun hemen sona erdiğini yazdı.
Basler Zeitung, Genelkurmay'ın operasyon boyunca 'propaganda katliamı' yaptığını belirterek, kamuoyunu yanıltan çelişkili bilgiler aktardığını yazdı.
Zap kampını ele geçirdiklerini iddia eden Genelkurmay'ın verdiği PKK'li kayıplarını da iddia edildiği gibi olmadığı belirten gazete, çatışmalarda 100'ün üzerinde askerin öldüğünü kaydetti.
SERHAT IŞIK -ANF
Arkanızda 20 milyonluk yasak bir ulus, yıkık binlerce köy, hesabı verilmemiş onbinlerce Kürt ölüsü bırakarak nereye gidiyorsunuz?
Kurdians: Saturday, March 01, 2008
Avusturalya'da 23 yıldır Kürtçe yayın yapan bir radyo
SBS RadyosuTürkiye’de milyonlarca insanın anadili olan Kürtçe dilindeki yayın tartışmaları süredursun, dünyanın öbür ucundaki Avustralya’da 22 yıldır Kürtçe yayın yapan bir radyo var: SBS Radyo. Avustralya Devlet Radyosu SBS’in açılımı, ‘Special Broadcasting Services’. Türkçesi, ‘Özel Yayın Servisi’ olan radyo, aralarında Kürtçe ve Türkçe’nin de bulunduğu tam 68 dilde yayın yapıyor.
SBS Radyo, 1975 yılında yayın hayatına başlar. Kürtçe Bölümü, 1985 yılında çok dilde yayın yapan Radyo SBS’in departmanları arasında yerini alır. Bağımsız yayın politikası güden radyo, haftada bir gün zengin bir yayın akışı içerisinde Avustralya, dünya ve yeryüzüne dağılan Kürtler hakkında haber ve toplum-yaşam programları yayınlıyor. Kürt müziği ve kültürel içerikli yayınlarla zenginleştirilen SBS Kürtçe Bölümü, dünyanın dört bir yanına dağılmış sanatçı, yazar-çizer-gazeteci, siyasetçi ve değişik katmanlardan Kürt ileri gelenleriyle röportajlar yaparak yayın profilini canlı tutma çabası içerisinde.
‘SBS! Radyo bi kurdî! Dema we şad be guhdarên hêja, hêvîdar im naveroka bernameyê bo we balkêş be!..’ (SBS! Kürtçe Radyo! Mutlu vakitler değerli dinleyiciler, programın gönlünüze göre olmasını umuyorum!..) diyerek programa başlıyor Şahînê Bekirê Soreklî yıllardır.
Şahînê Bekirê Soreklî, SBS Radyonun Kürtçe bölüm sorumlusu. Kurulduğu yıl radyoda işe başlayan Soreklî o gün bugündür radyoya emek veren isim. Suriye’nin kuzeyindeki Kürt bölgesinin bir köyünde dünyaya gelen radyo programcısı, son adından da (Sorekli-Sewrekli-Siwerekli) anlaşılacağı gibi Urfa Siverek’ten sınırın Suriye tarafına göç eden bir aileye mensup. 1968 yılından beri Avustralya Sydney’de yaşamını sürdürmekte. Uzun dönemler bir eğitimci olarak çalışmakta olan Soreklî, Kürtçe ve İngilizce’nin yanı sıra, Almanca, Arapça ve Türkçe de bilmektedir. Meyade Xelîl Kurdî ise yayın sorumlusunun yardımcısı.
Soreklî, Kürtçe ile haşır neşir olan Kürtler arasında hatırı sayılır bir edebiyatçı aynı zamanda. Şiir, roman ve öykü yazan Soreklî’nin Stockholm, Diyarbakır ve İstanbul’daki Kürt yayınevlerinden çıkan kitapları azımsanmayacak okur kitlesine sahip. ‘Çirokên hejdeh salan’ (18 yılın öyküleri) -Doz Yayınları, 2005 İstanbul- ve ‘Pisîk jî xewnan dibînin’ (Kediler de rüya görür) –Lîs Yayınları, 2004 Diyarbakır- yazarın Türkiye’de çıkan kitaplarından ikisi.
Konumuz radyo ve sözü uzatmadan Şahînê Bekirê Soreklî’ye veriyoruz: ‘SBS Kürtçe yayını, her cumartesi Doğu Avustralya saati ile 22.00-23.00 arası Sydney, Melbourne ve çevresinden rahatlıkla dinlenebiliyor. Yayın saatimiz kısıtlı, ancak biz her zaman bu bir saatlik zaman dilimini ‘nasıl zenginleştirebiliriz?’ in telaşı içerisinde olduk. Teknoloji sayesinde, radyomuz sitesindeki linki kullanarak dünyanın her tarafından dinlenebiliyoruz.’
Radyonun bağımsız bir yayın politikasına sahip olduğunu girişte belirtmiştim. Soreklî’den ayrıntısını istiyorum: ‘SBS Radyo, bağımsız bir yayın organı. Bütün masrafları Avustralya Hükümeti tarafından ödenmesine rağmen, özerk bir yönetim anlayışına sahip. SBS’in en temel amaçlarından birisi, çok kültürlülük (multiculturism) felsefesine sahip olmasıdır. SBS TV, farklı dillerden film, haber ve değişik konularda görsel yayınlar yapar. SBS Radyo da 68 dilde aynı tarzdaki yayınları radyo frekansları vasıtasıyla dinleyicisine sunar.
SBS Radyo, bir Haber Merkezine sahip. Haberler genelde Avustralya’nın sayılı ajanslarından ve dünyanın en büyük haber ajanslarından olan AFP, AP, Rauters ve AAP kaynaklı olarak dinleyiciye aktarılıyor. Yerinde ve zamanında bildirilmesi koşuluyla Kürtçe haber kaynaklarından da yararlandığını öğreniyorum. Halen Radyonun Almanya, Paris, İstanbul, Tahran ve Kürdistan Federal Bölgesi Başkenti Hewlêr (Erbil) kaynaklı haber kaynaklarıyla, gazeteciliğin etik ilkelerinden ödün vermeden bir yayın anlayışı izlenmektedir: ‘Bize gelen haberlerin propagandadan uzak olmasına özen gösteriyoruz. Kaynağın güvenli olması, olmazsa olmazlarımızdandır. Programlarımızın, gazetecilik prensîplerine göre yansız, objektif ve profesyonel olması gerekmektedir.’ diyor Şahînê Bekirê Soreklî.
Kürtçe Bölümü programları genelde kültürel, sanatsal, edebî olup; çoğu zaman kadın, çocuk ve gençlik ağırlıklı programlarla da sorunlara parmak basmaktadır. Avustralya’da 7-8 bin Kürdün yaşadığını varsayarsak, böylesi yayınların dünyanın bir ucundaki bu halk için ne derece önemli olduğunu varın siz düşünün. Bir halk ki, bir zamanlar ‘Kürtçe Islık’ çaldı diye, işkence görüp, para cezalarına çarptırıldı.
Dünyanın sayılı prestijli radyolarından sayılan, Türkiye coğrafyasına ise fazla ‘tanıdık’ olmayan radyo, son günlerde görsel ve yazılı basınımızın gündemine ‘sayın’ kelimesiyle girmiş durumda. Recep Tayyip Erdogan, 14 Ocak 2000 yılında SBS Radyonun Türkçe bölümünde bir programa katılmış ve sorulan bir soru üzerine verdiği cevapta ‘Sayın Öcalan’ hitabını kullanmıştı. Koparılan yaygara devam ediyor!..
Radyo SBS’e www.radio.sbs.com.au adresinden ulaşabilirsiniz. Elektronik posta atmak isterseniz eğer: kurdish.program@sbs.com.au.
rojnameger@hotmail.com
Gönderen: rizgarionline Tarih: 29.02.2008 Saat: 19:51
Rizgarî Online/haber-yorum/Türk Genelkurmay Başkanı, dün ABD savunma Bakanı Robert Gates ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada; çekilme konusunda herhangi bir tarih vermeyerek,''Süre konusunda bilgi verdim. Anlayışla karşılandı'' diyerek, Türk ordusunun hemen çıkmayacağını ima ederken, bugün Türk ordusunun ricatından saatler sonra yaptığı açıklamada, "Bu karar operasyonun hedeflerine ulaşması nedeniyle verilmiştir" dedi. Doğan Haber Ajansı'na özel açıklama yapan Orgeneral Büyükanıt, şu açıklamada bulundu:"Operasyonun bitiş şekliyle ilgili çeşitli spekülasyonlar yapılıyor. Çekilme emri tamamen askeri gerekçelerle verilmiştir. Bu karar operasyonun hedeflerine ulaşması nedeniyle verilmiştir. Hiçbir
makamın hiçbir etkisi, iması olmamıştır. Herhangi bir baskı söz konusu değildir. Özellikle ABD Savunma Bakanı Sayın Gates'in gelmesiyle aynı döneme rastlaması tamamen bir tesadüftür. Çünkü bu karar çok daha önceden verilmiştir. ABD Savunma Türkiye'ye ayak bastığında, çekilmenin bir kısmı zaten icra edilmiş bulunmaktaydı."
Bazı Kürd siyasi gözlemcilere göre ise, “Türk ordusunun geri çekilmesi, Yaşar Büyükanıt’ın açıkladığının tersine, Federal Kürdistan yönetiminin tepkisi ve Türk ordusunun provokatif, işgalci niyetinin açığa çıkması sonucu, ABD’nin kesin ve kararlı tavır koymasıyla gerçekleşmiştir.
Büyükanıt, dün yaptığı açıklamada, hiç de başarıdan, amaçlarının gerçekleştiğinden bahsetmezken, dünden bugüne hangi başarı ve hedeflerine ulaştılar ki, 24 saatte geri çekilmek durumunda kaldılar? Kaldiki hükümet yetkilileri de çekilmenin hemen olmayacağını teyit etmişlerdi."
RO/Ömer Kaçar



