Almanya, Kürt televizyonu Roj TV’yi yasakladı.

rojtv01 Kürt kurumlarını da Roj TV ile ilişkileri konusunda uyaran Almanya’ya göre, televizyonun amblemi de yasak. Alman Hükümeti, Danimarka’dan yayın yapan Kürt televizyonu Roj TV’yi PKK propagandası yaptığı ve halklar arası uyumu bozduğu iddiasıyla ülke genelinde yasakladı.

Kürtlere yönelik anti demokratik uygulamalarla neredeyse Türkiye ile yarışacak olan Almanya İçişleri Bakanlığı, yeni bir karara daha imza attı. İçişleri Bakanlığı, Türkiye’nin yıllardır kapattırmaya çalıştığı; ancak her defasında Danimarka adaletinin duvarına çarptığı Roj TV’nin Almanya faaliyetlerini yasakladı. İçişleri Bakanlığı bununla da yetinmeyerek, bazı Kürt kurumlarını da Roj TV ile ilişkiler konusunda uyardı. Karar, Roj TV tarafından kepkiyle karşılanırken; İçişleri Bakanlığı’nı protesto eden Kürt kurumları, Roj TV’ye desteklerini açıkladı. Federal İçişleri Bakanlığı, Roj TV’nin Almanya’daki faaliyetlerini yasaklarken, geçtiğimiz haftalarda basılan VİKO Televizyonsami yusu roj tvde Prodüksiyonu’nu da kapattırdı. 13 Haziran’da kapatma ve yasaklama kararını alan Almanya İçişleri Bakanlığı, 44 sayfalık karar metninde Roj TV’nin PKK propagandası yaptığını iddia ediyor. Kürtçenin bütün lehçelerinde yayın yapan tek televizyon olan ve Ortadoğu’nun çeşitli dillerinde yaptığı yayınla milyonlarca seyirciye ulaşan Roj TV’nin “halklar arası uyuma aykırı yayın yaptığı” iddia ediliyor.

  • Kararın gerekçe bölümünde, Roj TV’nin yayınlarıyla Almanya’da 1993 yılında yasaklanan PKK için faaliyet yürüttüğünü ileri süren İçişleri Bakanlığı, “PKK Roj TV’yi megafon olarak kullanıyor” dedi. Alman devleti ayrıca Roj TV’nin bağlı olduğu Mesopotamia Broadcast A/S şirketinin de “PKK’nin örgüt yapısına dahil olduğunu” iddia etti. Karar gerekçesinin önemli bir kısmını “halklar arası uyumu bozma” suçlamasına dayandıran İçişleri Bakanlığı, Roj TV’nin yayınlarıyla ülkede yaşayan Almanlarla yabancıları ve değişik yabancı gruplar arasındaki barışçıl yaşamı tehdit ettiğini savundu. Ayrıca “kamu güvenliğinin ile düzeninin ve Almanya Cumhuriyeti’nin farklı mühim çıkarlarının sınırlandırıldığı ve tehdit edildiği” iddia edildi.merkel erdogan
  • İçişleri Bakanlığı, Roj TV yayınlarının yanısıra, Mesopotamia Broadcast A/S şirketinin ticari faaliyeti ile VİKO GmbH şirketinin program üretiminin 19 Haziran 2008 tarihi itibariyle Almanya’da yasaklanndığını ekledi. Bakanlık, VİKO GmbH stüdyosunun kapatılmasını emrederken, Roj TV ile Mesopotamia Broadcast A/S şirketine ait Almanya’daki mal varlıklarına el konulması talimatını verdi. Ayrıca söz konusu şirketlere ve Roj TV’ye ait amblemlerin kullanımı da yasaklandı.
  • Roj TV: Karar siyasi Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Roj TV Yönetimroj tv Kurulu, Alman İçişleri Bakanlığı’nın yasak kararını hukuki dayanağı olmayan siyasi bir karar olarak nitelendirdi. Yasak kararının ispatlanmamış iddialara dayalı olarak alındığını vurgulayan Roj TV yönetimi, “Geçmişte Türk devleti de bu ve benzeri iddialarla Danimarka Medya Sekreterliği’ne başvurmuştu. Ancak Danimarka Medya Sekreterliği, yaptığı incelemeler ardından iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtimiştir” dedi. Roj TV’nin her zaman Danimarka’nın kanunlarına karşı sorumluluğunu yerine getirdiğini ifade eden Yönetim Kurulu, “Bu gerçekler ortadayken, Almanya Federal İçişleri Bakanlığı’nın yasak kararı koyması ve beklemeksizin uygulamaya geçirmesi, kararın hukuki değil siyasi olduğunu göstermektedir” belirlemesini yaptı.

    Danimarkalı yetkililerin, yayınlarında halklararası uyumu bozduğuna dair bir bulguya rastlamadığını hatırlatan Roj TV yönetimi, “Bu kararın hukuka aykırılığını, hem Almanya mahkemelerinde ve hem de uluslararası mahkemelerde ispatlama mücadelesi yürüteceğimizi belirtiyoruz” dedi. Hatırlanacağı gibi Alman polisi, 7 Mayıs’ta Almanya’nın Wuppertal kentinde bulunan VİKO GmbH stüdyolarına baskın düzenleyerek, arama yapmıştı. Bu baskının Roj TV’ye yönelik Eylül 2007’de başlatılan soruşturma kapsamında gerçekleştiğini, yasaklama kararının da soruşturma ardından alındığını belirtti.

    jelpke

  • Jelpke: Sorunu körüklüyor Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Alman Sol Parti (Die Linke) Milletvekili Ulla Jelpke, bu kararla Türk-Kürt çatışmasının alevlendirildiğini söyledi. Jelpke, Türk medyasının ağırlıklı olarak milliyetçi yayın yaptığını vurgulayarak, Roj TV’nin Kürtçe haber programlarının Almanya’da yaşayan yüzbinlerce Kürt için de önemli bir haber alma kaynağı olduğunu belirtti. Roj TV’de sürgünde yaşayan Kürt siyasetçilere söz hakkının tanındığını ve Kürt sorununun siyasi çözümü için önerilerin kamuoyuna tanıtıldığını anımsatan Jelpke, Türk devletin özellike bu nedenden dolayı kanalın kapatılmasını istediğine dikkat çekti. Jelpke, Alman Hükümeti’nin bir kez daha, Kürt tarafının ortaya koyduğu her tür barış inisiyatifini reddeden Türk Hükümeti’nin yanında yer almasını eleştirdi. Ulla Jelpke, çıklamasını şöyle sürdürdü: “Alman Hükümeti Türkler ve Kürtler arasındaki çatışmayı daha da körükleyeceğine çözüm için arabuluculuk yapmayı denemeli. Türk medyası çok normal bir şekilde haberlerini yayabilirken, Kürt televizyonunu yasaklamak adil bir yaklaşım ile örtüşmez.”
  • images Azadi: Silah satışına katkı Almanya’da yaşayan Kürtlere hukuki yardım sunan Azadi de yayınladığı basın açıklaması ile Roj TV’ye karşı yasak kararını kınadı. Yasağın kanıtlanmamış iddialarla gerekçelendirildiğini belirten Azadi, Alman İçişleri Bakanı Wolfgang Schaeuble’nin bu yasak ile Türk Hükümeti’nin “gönüllü icracısı” olarak kendini ortaya koyduğunu savundu. Türk devletinin yıllardan beri Kürt medyasından rahatsızlık duyduğunu vurgulayan Azadi “Danimarka boyun eğmeyi reddederken, Almanya bir kez daha Kürrt-Türk çatışmasında bastıranın yanında olduğunu gözler önüne seriyor” belirlemesini yaptı. Almanya’nın dünya çapında askeri malzeme için en fazla harcama yapan 6’ıncı ülke olduğunun ve en fazla Alman silahın satıldığı ülkelerin başında Türkiye olduğunun altını çizen Azadi, devamla şu açıklamayı yaptı: “Türkiye bu savaşta silah kullanırken, Almanya da polis ve ceza hukukunu kullanıyor.”800px-KONGRA-GEL.svg
  • KONGRA GEL: Taşeronluk yapıyor KONGRA GEL, Almanya’nın bazı kirli çıkarlar karşılığında kendi hukukunu da çiğneyerek, Türk devletine taşeronluk yaptığını söyledi. KONGRA GEL Başkanlığı, Almanya İçişleri Bakanlığı’nın Roj TV hakkında aldığı yasaklama kararını sert bir dille kınadı. Başkanlık açıklamasında, “Almanya İçişleri Bakanlığı, anti-Kürt siyasetini, bir adım daha ileriye taşırmış bulunmaktadır. Açık ki böylesi bir yasak, Türk devletinin elini güçlendirme girişimidir; hukuki ve haklı bir gerekçesi yoktur. Almanya burada, bazı kirli çıkarlar karşılığında kendi hukukunu da çiğneyerek, Türk devletine taşeronluk yapmaktadır” denildi. Almanya’nın Türkiye ile savaş, yıkım ve soykırımlara hizmet eden tarihsel ilişkilerini hatırlatan KONGRA GEL, Almanya’yı Türk devletinin suç ortağı olmakla itham etti: “Almanya Kürt katliamını tek çözüm olarak gören Türk devletine silah sevkiyatı, diplomatik, siyasal ve ekonomik destek sunarak, savaşın suç ortağı olmuştur.” “Kürt sorununun demokratik çözümü açısından dönemin en güçlü çıkışı olan Êdî Bes e hamlemizin yükseldiği bu dönemde de, Almanya 90’lı yıllardaki gibi yine Türk devletinin yardımına koşmuştur” diyen KONGRA GEL, Almanya’nın hamlenin başlatıldığı süreçte ardı ardına Kürt siyasetçileri tutukladığını, Kürtlerin ev ve kurumlarına baskınlar düzenleyerek tehdit ve baskı politikalarını daha da ilerlettiğine dikkat çekti. En son halkanın ise Kürtlerin sesi olarak tanımladığı Roj TV’nin yasaklanması olduğunu savunan KONGRA GEL, şöyle dedi: “Roj TV’yi yasaklayarak halkımızın yüksek moral ve kararlılığına gölge düşüremeyecektir. Aksine bu saldırgan tutumuyla, sadece ve sadece Kürt halkında büyük bir öfke ve tepki yaratmaktadır.” muzafferayata
  • CDK’den sahiplenme çağrısı Avrupa Kürt Demokratik Toplum Koordinasyonu (CDK), Kürt halkını Roj TV’yi sahiplenmeye çağırdı. CDK yazılı bir açıklama yaparak Almanya’nın aldığı kararı kınadı. CDK, açıklamasında, “Bu yasağın da diğer saldırılar gibi hiçbir hukuki dayanağı ve meşruiyeti yoktur” diyerek şöyle devam etti:”Sadece ve sadece Alman devletinin Kürt halkına karşı kurumsallaştırdığı düşmanca siyasetin bir sonucudur. Ancak nasıl ki Türk devletinin 30 yıldır Kürt halkının irade gücünü kırmak için tüm imha ve inkar girişimleri sonuçsuz kalmışsa, Kürt halkı da Êdî Bes e hamlesiyle Alman devletinin bu şiddetini boşa çıkaracaktır.” Açıklama, şu çağrıyla bitirildi: ”CDK Koordinasyonu olarak, başta Almanya olmak üzere Avrupa’daki tüm yurtsever halkımızı, aydınları ve dostlarımızı, Türk devletinin imhacı zihniyetini Roj TV yasaklayarak körükleyen Alman devletini her yerde protesto etmeye çağırıyoruz. Halkımız Roj TV’yi de e Êdî Bes e hamlesinin direniş ruhu ve kararlığıyla sahiplenecek ve bu konuda asla taviz vermeyecektir.”kon-kurd
  • KON-KURD: İran’a da cesaret Avrupa Kürt Dernekleri Konfederasyonu, Roj TV’nin yasaklanmasıyla hukuk ve demokrasinin katledildiğini söyledi. KON-KURD Yürütme Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, benzeri bir uygulamanın Kürt gazetesi Özgür Politika’ya karşı geliştirildiği hatırlatıldı. Açıklamada, ancak bunun tamamen siyasi ve hukukdışı olduğunun, daha sonra bizzat Alman mahkemeleri tarafından kabul edildiği belirtildi. Açıklamada, bu karar ve uygulamanın, Türk devletinin çanak antenleri toplama ve korsan sinyaller gönderme gibi çağdışı girişimlerinden hiçbir farkı olmadığı kaydedildi. KON-KURD Yürütme Kurulu, Alman hükümetini, Kürt halkına yönelik haksız uygulamalardan, bir an önce vazgeçmeye çağırdı. Tüm bu karar ve uygulamaların Türk ve İran devletlerinin Kürt halkına yönelik terörüne güç ve cesaret verdiğine dikkat çeken KON-KURD, Kürdistanlılarla dostlarına da kapsamlı girişimlerde bulunma çağrısında bulundu. YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Başkan Talabani Beyaz saray’da

PNA-Irak Devlet Başkanı Celal Talabani, Irak Hükümetinin, bazı bölge ülkeleriyle ilişkileri geliştirmekte olduğu açıklamasında bulundu.talabani

ABD Başkanı George W. Bush’la Beyaz Saray’da bir araya gelen Talabani, görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, Irak Hükümetinin, Türkiye, Mısır, Ürdün ve Kuveyt’le ilişkileri geliştirdiğini, İran ve Suriye ile de normalleştirmekte olduğunu belirtti.

Irak Hükümetinin bu yıl petrol ve seçim yasalarını geçireceğine inandığını da söyleyen Talabani, görüşmede Bush’u, Irak’ın terörizm ve iç savaş tehdidi oluşturan milislerle mücadelesi konusunda bilgilendirdiğini de kaydetti.

Talabani’yi Beyaz Saray’da ağırlayan Bush görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, Irak Devlet Başkanı ile birçok konuyu ele aldıklarını, bunlar arasında Amerikan askeri varlığının 2008’den sonraki çerçevesini belirleyecek güvenlik anlaşmasının da yer aldığını ifade etmişti.talabani bush

Talabani de bu konuda Iraklıların, Amerikan Hükümetiyle bu konuda işbirliği yapmak yönünde irade gösterdiğini belirterek, "Bir an önce bu anlaşmayı imzalamak için çabalarımızı sürdürüyoruz" demişti. (ajanslar)

Amerikalı heyet: “KÜRDİSTAN BÖLGESİNDE TİCARET VE YATIRIM İMKANLARI MEVCUT’’

tn21904

usa abd kurdistan PNA-Çeşitli temaslarda bulunmak üzere bir süredir Kürdistan Bölgesinde bulunan ABD Ticaret bakanlığı ve Ticaret odası başkanlığından bir heyet, bugün ziyaretinin son günün de bir basın toplantısı gerçekleştirdi.Kürdistan Bölgesindeki büyük gelişmelere dikkat çeken Amerikalı ticari heyet, burada ticaret ve yatırım yapma imkanının mevcut olduğunu dikkat  çekti.

ABD ticaret bakanı yardımcısı Ghon Solivan başkanlığındaki üst düzey Amerikan ticari heyet, başkent Hewler’de  düzenlediği basın toplantısında Kürdistan bölgesine düzenlediği ziyaretini değerlerlendirdi.New Kurdistan

Kürdistan bölgesindeki istikrar ve gelişmelere dikkat çeken ABDli heyet , Kürdistan Bölge hükümetinin yabancı yatırımı teşvik etme amacıyla  başta yatırım yasası olmak üzere gereken  bütün çalışmaları yerine getirerek buna uygun zemin hazırladığını söyledi.Sulaimaniyah

Kürdistan bölgesinde yatırım yapan birkaç ABDli şirketleri işaret eden heyet, bu ziyaretlerinin  ardından  bir çok ABDli şirketin Kürdistan Bölgesi ve Irak’a yatırım için geleceğini dile getirdi.oil kurds kurdistan1 

Kürdistan Bölge Ticaret bakanlığının  ziyaretleri boyunca sıcak karşılamalarını kendilerini ayrıca memnun ettiğini dile getiren ABDli heyet , ülkeye döner dönmez ABDli şirketlere  Kürdistan Bölgesinde ticaret ve yatırım yapma imkanının mevcut olduğu mesajını ileteceklerininin altını çizdi.

WPO RAPORU :‘’TÜRKLERİN %51’İ İŞKENCEDEN YANA’’

 5sivilgenc_vahseti1_sirnak PNA-"World Public Opinion-Dünya Kamuoyu-WPO" isimli program tarafından BM merkezinde açıklanan bir anket, Türkiye’de kamuoyunun yüzde 51’nin, "masum insanların hayatlarının risk altında olduğu olağanüstü durumlarda belli oranda işkence yapılabileceğini" düşündüğünü ortaya koydu.

BM’de "26 Haziran-İşkence Mağdurlarına Destek Gününden" önce düzenlenen basın toplantısında WPO tarafından 10 Ocak-6 Mayıs 2008 tarihleri arasında yapılan anket sonuçları açıklandı. Ankette, Türkiye’de  işkenceye belli bir oranda izin verilmesini düşünenlerin oranının 2 yılda yüzde 24’ten (2006) yüzde 51’e (2008) çıktığı açıklandı.İŞKeNCE turkiye raporu

Maryland Üniversitesi Uluslararası Siyaset Davranışları Programına (PIPA) bağlı WPO’nun direktörü Steven Kull, anketin yapıldığı 19 ülkenin 14’ünde ankete katılan kişilerin çoğunluğunun "işkencenin hiçbir durumda kesinlikle uygulanmaması gerektiğini" belirttiğini, ancak aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 4 ülkede sonucun daha farklı olduğunu söyledi. Kull, "masum insanların hayatlarının risk altında olduğu olağanüstü durumlarda" Hindistan, Nijerya, Türkiye ve Tayland’da ankete katılanların, teröristlere belli bir oranda işkence uygulanabileceği yönünde yanıtlar verdiğini söyledi. Ankete göre Hindistan’da bu oran yüzde 59, Nijerya’da yüzde 54, Türkiye’de yüzde 51 ve Tayland’da ise yüzde 44. Türkiye’de hiçbir koşul altında işkence yapılmaması gerekenlerin sayısının oranının ise yüzde 36 olduğu, bu oranın 2006 yılında yapılan ankette yüzde 62 olduğu belirtildi.polis dtplilerle

Türkiye’de "genel olarak işkence uygulanabileceğini düşünenlerin" oranının ise yüzde 18 olduğu, bu oranın Çin ile birlikte en yüksek oran olduğu da belirtildi.

Kull, AA muhabirinin sorularına verdiği yanıtta anketin Türkiye’de Arı Vakfı-Infakto araştırma şirketi tarafından yapıldığını ve ankette temsili olarak seçilen 1000 kişiye soru sorulduğunu söyledi.

"İşkence Atlası"

İŞKENECE2 Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nca 9 profesör ve doktorun 5 yılda hazırladığı kitapta, tedavi ve rehabilitasyon merkezlerine başvuran 10 binden fazla işkence mağduruna ait 6 bin fotoğraf tarandı.

  • Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), 1980 askeri darbesinden bugüne 1 milyonun üzerinde kişinin işkenceden mağdur olduğunu ortaya çıkardı. Bilim adamlarının 5 yıl boyunca yaptığı çalışmalarla uygulanan utanç verici yöntemler, 236 sayfalık "İşkence Atlası" kitabıyla belgelendi.İşkence Atlası kitap Kitapta, işkence yöntemleri, işkence teşhisi ve muayenenin nasıl yapılması gerektiği fotoğraf ve çizimlerle anlatılıyor. Kitapta 23 yaşında erkeğin gözaltına alındığı polis merkezinde cinsel organına elektrik bağlanmasının, 32 yaşında bir erkek mahkumun cezaevinde falakaya yatırılıp daha sonra ayakta durmaya zorlanmasının yarattığı sonuçlar, çizimler ve fotoğraflarla anlatılıyor. 9 bilim adamının çalışmasıyla ortaya çıkan 'İşkence Atlası' isimli kitap, işkencenin tıbbi olarak belgelendirilmesi açısından dünyada ilk olma özelliğini taşıyor. Atlas hazırlanırken tedavi ve rehabilitasyon merkezlerine başvuran 10 binden fazla işkence mağduruna ait 6 bini aşkın fotoğraf ve röntgen filmi tarandı. İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Adli Tıp Polikliniği'nin arşivine ve kişisel arşivlerden alınan olgulara da yer verildi.Iskence

DERS KİTABI NİTELİĞİNDE
5 bölümden oluşan kitabın tıp ve hukuk fakülteleri için ders kitabı niteliği taşıdığı belirtilirken işkence soruşturmalarında yer alması muhtemel adli tıp uzmanlarına, çeşitli sağlık ünitelerinde adli hekimlik görevi üstlenen sağlık çalışanlarına, resmi işkence soruşturmalarında görev alan hukukçulara ve işkence davalarını takip eden avukatlara yardımcı olması hedefleniyor. 'İşkence Atlası'nda 11 çeşit işkence yöntemi çizim ve resimlerle anlatılıyor; "Kaba dayak, falaka, askı, elektrik şoku, boğma, tecavüz ve cinsel işkence, soğuğa maruz bırakma, yakma ve sigara söndürme işkencesi, hayvanların işkence amaçlı kullanımı, aşırı güç kullanma." Ayrıca kitapta, 'işkencenin fiziksel bulguları', 'büyüklerde ve çocuklarda işkence örnekleri' gibi birçok başlık altında işkenceyle ilgili detaylı bilgiler veriliyor.bozuyuk-lincgirisimi-5

EN YAYGIN, KABA DAYAK YÖNTEMİ
Kitaba göre, kaba dayak ve diğer künt travmalar her dönemde en çok uygulanan işkence yöntemleri. Dayağın yanı sıra elektrik verme, askı ve diğer pozisyonel işkenceler, falaka, basınçlı soğuk su, buza yatırma, havasız bırakma, kimyasal maddelere maruz bırakma, cinsel taciz ve tecavüz sık uygulanan yöntemler arasında. İşkencenin nasıl yapıldığının bilinmesi, işkence mağdurunun tedavisi için sağlık çalışanlarının ve diğer profesyonellerin sahip olması gereken temel bilgiler arasında. Hayata Dönüş katliam Hekimlerin en azından görsel bir temele ve işkence iddialarını sorgulamalarını sağlayabilecek belli bir bilgi birikimine sahip olmaları için çıkartılan atlasta şu bilgilere yer veriliyor: "Detaylı bir işkence öyküsü almadan, dikkatli ve sistematik bir fiziksel muayene yapmadan, dört dörtlük bir psikolojik değerlendirme için zaman ayırmadan işkence muayenesi tamamlanamaz. Bu üç majör bileşenden herhangi birindeki eksiklik, işkence iddiasının tıbbi soruşturmasında ciddi yetersizliklere yol açabilir. İşkence yapanlar genellikle iz bırakmamayı hedeflerler. Hatta iz bırakmadan en fazla acı ve hasarı verebilmek işkenceciler için bir ustalık belirtisidir."pic 

Sıfır toleransa rağmen artış
Dünyadaki işkence uygulamalarına da yer verilen atlasta son yıllarda terörle mücadele adı altında İsrail ve ABD'nin içinde olduğu birçok ülkenin işkenceyi yasal hale getirmeye çalıştığı anlatılıyor. Türkiye'de de son yıllarda 'sıfır tolerans' politikalarıyla işkencelerin izlendiğinin söylenmesine rağmen mağdurların sayısında artış olduğu insan hakları örgütlerinin 2006 ve 2007 raporlarında ortaya konuyor.'Kim terörist  

En çok şikâyet edilen yöntemler:

  •  
    * Tecavüz ve cinsel işkence: Anal işkence ile ilgili en çok bildirilen aletler cop, şişeler, hortum ve idrar sondası gibi fiziksel hasar ihtimali az olan hortumlar. Erkeklerde haya burma.
  • * Soğuğa maruz bırakma: Soğuk hücrede, dışarıda ya da vantilatör karşısında tutma ya da uzun süreli çıplak ve ıslak bekletme. Basınçlı soğuk su sıkma, buz üzerinde yatırma.
  • * Yakma ve sigara söndürme işkencesi: Sıcak bir cisimle ciltte yanık oluşturan işkenceler tüm dünyada oldukça yaygın kullanılır.
  • * Askı: Bazı durumlarda elektrik şoku, boğma ve kaba dayakla birlikte uygulanabilir ya da ayaklara ağırlık bağlanarak şiddeti artırılabilir.
  • * Kaba Dayak: İşkence gören kişilerin büyük çoğunluğu kaba dayağa maruz kalmaktadır. Kaba dayak yöntemleri ise şunlar, "Tokat, yumruk, tekme, cop, değnek, sopa, odun, kalas, metal çubuk, hortum gibi sert cisimlerle vurma, kamçılama, ayak altında çiğneme, yere ve duvara fırlatma, kafasını duvara ve yere çarpma..."İşkence Atlası

İşte utanç yöntemleri
1- Buz üstünde yatırma.
2- El üstünde sigara söndürme işkencesi. 
3- Köpek saldırtma.
4-Tekerlek işkencesi. Kaba dayakla uygulanır.
5- Kafes ya da kutu içinde uzun süre hareketsiz tutma işkencesi.
6- Filistin askısı işkencesi.

Adaletten dönüş operasyonu

Hayata Dönüş Bayrampaşa Cezaevi’nde 12 tutsağın katledilmesiyle sonuçlanan ama adına ‘hayata dönüş’ denilen operasyon hakkında açılan tek dava, 7 yıl sonra deliller toplanmadan, tüm sanıkların ifadesi alınamadan zaman aşımından düştü.

Hayata Dönüş’ operasyonunda, Bayrampaşa Cezaevi’nde bulanan tutuklu ve hükümlülere kötü davrandıkları, görevlerini kötüye kullandıkları gerekçesiyle jandarma görevlileri hakkında açılabilen tek dava, açıldıktan 7 yıl sonra deliller toplanamadan, tüm sanıkların ifadesi alınamadan “zaman aşımından” düştü.cezaevi0221

8 yıl önce F Tipi cezaevlerine karşı sürdürülen ölüm orucu eylemine son vermek, Türkiye’deki “cezaevi sorunu”nu çözmek amacıyla eşzamanlı bir operasyon gerçekleştirildi. Ölüm orucu ve açlık grevlerinin sona erdirilmesi için yürütülen çabalar sürerken, ısrarla “müdahale düşünülmediğini” açıklayan ANAP- DSP-MHP koalisyon hükümetinin emriyle 19 Aralık 2000 sabahı saat 04:30 sıralarında 20 cezaevinde eşzamanlı olarak binlerce mahkuma yönelik on binlerce güvenlik görevlisinin katıldığı “Hayata Dönüş” adı verilen operasyon başlatıldı. Operasyonda 32 kişi öldü, yüzlerce tutuklu ve hükümlü yaralandı.

‘Hayata Dönüş’ün Bayrampaşa Cezaevi’ndeki faturası 12 kişinin ketledilmesiydi. Katliamın Bayrampaşa Cezaevi ayağı için açılabilen ve “Tutuklulara kötü muamele yaptıkları ve görevlerini kötüye kullandıkları” gerekçesiyle yaklaşık bin 600 devlet görevlisinin yargılandığı davada yedi yıl boyunca ne deliller toplanmış ne de tüm sanıkların ifadesi alınmıştı. Sadece ‘zaman aşımı’ dedi Eyüp 3. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki davada 11 defa hakim değişmişti. Önceki gün yapılan duruşmaya ikinci kez giren Hakim Ali Belen’in ilk sözü “Dava konusu suçlamaya ilişkin zaman aşımı süresinin dolduğu” oldu.sincan  

‘Zaman aşımı’ işlemez Duruşmada söz alan müdahil Hasan Demir’in avukatı Ömer Kavili olay meydana geldiğinde 180 gündür ölüm orucunda olan müvekkilinin, görevlilere karşı koymasının mümkün olmadığını ifade etti. Kavili, “O koşullar altında müvekkilime küfür, öldürücü, boğucu gazlarla saldırmak, copla, sopayla vurmak eylemlerinin yapılmış olması hukuk düzeninde ’işkence ve zalimane davranış’ olarak nitelendirilmektedir. İşkence ve zalimane davranış suçlarında, insanlığın ortak değerlerine karşı işlenen suçlar olması nedeniyle zamanaşımının hiçbir zaman işlemeyeceği bilinmektedir” diye konuştu.

Sanık sayısı dahi bilinmiyor İddianamenin özensiz hazırlandığını, sanık sayısının dahi mahkemece bilinmediğini vurgulayan Kavili, “Bugüne kadar yargılamada henüz sanık sayısı bile tam belli değil. 16 sanığın ifadesi halen alınmadı. Hangi sanığın ne suç işlediği bile belli değil” dedi.Hayata Dönüş katliam

Duruşmayı terk ettiler Duruşmanın başında hakimin “Dava zaman aşımı süresinin dolduğunu” söylemesinin, kararını önceden açıklamak niteliğinde olduğunu belirten Kavili, “Avukatlık meslek kuralları, kişisel ahlak ve onurumuz çerçevesinde duruşmayı terk ediyorum” dedi. Esas hakkındaki görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı da zamanaşımından davanın düşmesine karar verilmesini istedi. Hakim Belen, sanıkların yargılandıkları suçlara ilişkin zaman aşımı süresinin 19 Haziran 2008 tarihinde dolduğunu belirterek, davanın düşürülmesine karar verdi.

Yargılanan sayısı bile belirsiz Avukat Ömer Kavili, kararı temyiz edeceklerini belirterek, “Mahkeme, davada tam olarak kaç sanığın yargılandığını dahi bilmiyor. Yaklaşık olarak 1600 sanık yargılanıyor. Bu bile çözülemedi” dedi. Müdahil avukatlar, adil yargılama hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) götüreceklerini söylediler.istHOC19Aralik_2

Zaman aşımı kabul edilemez Halkın Hukuk Bürosu avukatları da dün yazılı bir açıklama yaparak operasyonu “insanlığa karşı işlenmiş bir suç, katliam” olarak nitelendirdi ve zaman aşımı kararının kabul edilemez olduğunu belirtti. Açıklamada, mahkemede tutanaklara geçmiş hali ile operasyonda kullanılan personel, silah ve bomba envanterinin iki ülke arasındaki bir savaşta kullanılmış boyutlarda olduğuna dikkat çekildi. Yargılamanın göstermelik olduğu belirtilerek, “Bayrampaşa Cezaevi’ndeki operasyondan sağ kurtularak ölmeme suçunu işleyen tutuklu ve hükümlülere 20 günde soruşturma 68 günde dava açan yargı, aynı hızı 6 kadını diri diri yakanlara göstermedi. Asıl sorumlular hakkında dava açmayan yargı, kamuoyunun baskısını gidermek için görevli personel hakkında görevi kötüye kullanma ve kötü muamelede bulunma suçundan dava açtı” denildi. Mahkemenin hiçbir işlemi adli ve idari makamlarca yerine getirilmediği dikkat çekilen açıklamada, sürekli hakim değişikliği yapan davanın kaç sanığı olduğunun dahi öğrenilemediği belirtildi. Gerçekleştirilen operasyonu planlayanların, operasyonu gerçekleştiren, emir ve talimat verenlerin insanlığa karşı suç işlemiş olduğu kaydedilen açıklamada, zaman aşımı kararının kabul edilemez olduğu belirtildi. İSTANBULIMG_3843

F Tipleri hala sorun 20 Ekim 2000 tarihinde başlayan ölüm orucu sürecinde 48 kişi cezaevinde ölüm orucunda, 7 kişi destek ölüm orucunda, 13 kişi tahliye olduktan sonra ölüm orucunda olmak üzere 68 kişi ölüm orucuna bağlı gerekçelerle öldü. Cezaevi operasyonunda ölenler, kendini yakanlar, intihar edenler tedavi ya da saldırı sırasında ölenler, intihar saldırısı düzenleyenler ile bu saldırılarda ölenlerle beraber bu sayı 130’u aştı. Operasyonun gerçekleştirildiği dönemde Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü olan Ali Suat Ertosun daha sonra “üstün hizmet madalyası”yla ödüllendirildi. Devletin bazı göstermelik düzenlemelerle faaliyete soktuğu F Tipi cezaevleri, halen sorun olmaya devam ediyor. Cezaevi modelinin yarattığı genel sorunların yanı sıra bir çok hak da keyfi uygulamalarla engelleniyor.tayad

Türkiye İnsan Hakları Vakfı’na (TİHV) göre Vakfa başvuran F Tipi cezaevlerinde kalmış kişilerin büyük bölümünde yaygın olarak kronik ve akut Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), uyum bozukluğu, majör depresif bozukluk, anksiyete bozukluğu belirlendi. F Tipi cezaevlerinin genel koşullarının, görüşme, okuma, giyim, sağlık gibi temel hakların kısıtlanmasının, hükümlülerin beden ve ruh bütünlüklerini ya da kişiliklerini korumaları önünde ciddi birer engel olduğu belirtilerek, ecrit uygulamasının sonuçları şöyle özetlendi: “Bugüne kadar bu konuda yapılan çalışmalar göstermiştir ki tecritin ve ‘dış uyaran kısıtlılığının’ ruh sağlığı üzerinde yıkıcı etkileri bulunuyor. İnsanın psişik, fizyolojik ve sosyal işlerliğini sürdürebilmek için uygun, yeterli ve değişken duyusal ve sosyal uyarana gereksinim duyduğu, uyaranların yeterli ve uygun olmaması durumunda karakteristik bazı semptomların ortaya çıkabildiği saptanmıştır. Araştırmacılar; tecrit koşulları ne kadar katıysa, duyusal uyaranlar ne kadar kısıtlıysa, süre ne kadar uzunsa, tecridin o kadar ağır ruhsal sorunlara neden olabileceği kurtce harfler yasak xqwkonusunda ortaklaşıyor.”

Kürtçe yasağına görüş protestosu Aileleri ile telefonda Kürtçe konuşmaları yasaklanan Erzurum H Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki tutsaklar, görüşe çıkmama kararı aldı. Aileleri aracılığıyla açıklamada bulunan tutsaklar, birçok kişinin ailesinin Türkçe bilmemesine rağmen Kürtçe  konuşmalarına izin verilmediğini bildirdi. Yaklaşık bir aydır aileleri ile Kürtçe konuşamadıkları belirtilen açıklamada, “Konuştuğumuz zaman telefonlarımız kapatılıyor. Konuyla ilgili cezaevi yönetimiyle görüştük. Ancak hiçbir sonuç alamadık. Biz de keyfi uygulamaya karşı görüş ve telefonları protesto ettik. Uygulamadan vazgeçilmediği sürece görüşlere çıkmayacağız” denildi. YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Uzun lafın kısası o partiyi kapatın!

AbdurrahmanYalcinnkaya Yargıtay Savcısı Yalçınkaya, kapatılmasını istediği DTP için sadece 5-10 dakikalık savunma yaptı.


Savcının rahatlığı
AKP'ye kapatma davası açıldığında kıyametler koparılırken, DTP'ye kapatma davası açıldığında ise alkışlanıyor, hukuk ve demokratik normlar hiç hatırlanmıyor ve tartışılmıyor. DTP'ye kapatma davası açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya da, bu rahatlıkla hareket ediyor. Yalçınkaya, kapatılmasını istediği DTP için sadece 5-10 dakikalık sözlü savunma yaptı.dtp

Karar çoktan alınmış… Öcalan'ın talimatı ile kurulduğunu ileri sürdüğü ve bölücülükle suçladığı DTP hakkındaki Yalçınkaya'nın bu kısa savunması, 'formalitenin yerine getirilmesi' ve 'DTP'nin kapatılması kararının çoktan alındığı' yorumlarına neden oldu. Yalçınkaya, 8'i milletvekili 122 DTP'liye 5 yıl süreyle siyasi yasak getirilmesini istemişti. DTP'li yetkililer ise sözlü savunmalarını 16 Eylül'de yapacak.dtp turk demirtas akin
Yalçınkaya çay molasına gitti…
DTP'nin kapatılmasıyla ilgili davaya ilişkin dün Anayasa Mahkemesi heyetine sözlü savunmasını veren Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, sadece yarım saat içerde kaldı. DTP'nin 'eylemlerinin ve üyelerinin beyanlarının devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırılık oluşturduğunu' iddia eden ve 8'i milletvekili 122 DTP'liye 5 yıl süreyle siyasi yasak getirilmesini isteyen Başsavcı'nın bu denli ciddi iddiaları 5-10 dakikada dile getirmiş olması 'kararın çoktan alındığı' yorumlarına yol açtı. DTP hakkındaki kapatma davasında işleyen süreç kapsamında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, sözlü açıklamada bulunmak üzere dün sabah saat 10.00'da geldiği Anayasa Mahkemesi'nden saat 10.30'da ayrıldı. Anayasa Mahkemesi'ne arka kapıdan giren Yalçınkaya, yine arka kapıyı kullanarak mahkeme binasından çıktı. DTP yetkilileri ise sözlü savunmalarını 16 Eylül Salı günü yapacak.dtp

Bu sürecin ardından, davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak Anayasa Mahkemesi raportörü, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu işlemler sürerken gerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, gerekse davalı DTP ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek. Raporun, Anayasa Mahkemesi'nin 11 üyesine dağıtılmasının ardından, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç toplantı gününü belirleyecek. Üyeler, belirlenen günde biraraya gelerek, kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak. DTP hakkındaki kapatma davasını 11 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Asıl üyelerden herhangi birinin bulunmaması veya emekliye ayrılması durumunda 4 yedek üyeden en kıdemlisi heyete katılacak. Anayasa'ya göre, bir siyasi partinin kapatılmasına karar verilebilmesi için nitelikli çoğunluğun oyu aranacak. Buna göre, kapatma kararı için Anayasa Mahkemesinin 11 asıl üyesinin en az 7'sinin oyu gerekecek. ANKARA

Türkiye'nin Roj TV taktiği şimdi de Rum TV'ye karşı

roj_tv_001 Türkiye Bölge illerinde başlattığı Roj TV'yi engelleme projesini şimdi de Kıbrıs'ta Güney Kıbrıs ve Yunanistan'a ait televizyon kanallarına karşı uygulamaya sokacak. Kıbrıs'ta yayın yapan ERT ve PIK kanallarının frekanslarını güçlendiren Güney Kıbrıs yönetimine karşı Kuzey Kıbrıs tarafı Roj TV'ye uygulanan frekans engelleme sistemini uygulamayı planladığı öğrenildi.

Güney Kıbrıs kanallarının frekanslarının güçlendirilmesinin ardındanroj tv Kuzey Kıbrıs tarafında Genç TV, ART, ATV ve NTV'nin yayınlarına bazı bölgelerde ulaşılmaması üzerine harekete geçen yöneticiler, Türkiye'den teknik destek istedi. Türkiye Radyo Televizyon Üst Kurulu'ndan Kıbrıs'a gelen bir frekans uzmanının incelemelerin ardından Bölge illerinde Roj TV'nin yayınını engellemek için uygulanan sisteminin Güney Kıbrıs televizyonlarına karşı uygulanmasının sorunu çözeceği biçiminde rapor verdiği bildirildi. Kuzey Kıbrıs kaynaklarının geçtiği bilgilere göre Lefkoşa'ya kurulacak sistemle Rum ve Yunanistan televizyon kanallarının frekansları zayıflatılacak. LEFKOŞA

Başkan Barzani'ye, Türk genelkurmayından tepki

Masud-barzani Rizgarî Online/Türk Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Federe Kürdistan yönetimi Başkanı Mesud Barzani'nin sözlerine tepki gösterdi: ''Eğer PKK terörist örgüt değilse, dünyada terörist örgüt yok.'' Büyükanıt, Türk Taarruz-Taktik/Keşif helikopteri (ATAK) projesi sözleşmesinin resmen yürürlüğe girmesi nedeniyle düzenlenen kokteylde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Büyükanıt, Barzani'nin İtalyan gazetelerine verdiği demeçte yer alan "PKK terör örgütüdür diyemem" sözlerinin hatırlatılması üzerine, bu konuda değerlendirmelerini çok açıkladığını ve hepsinin bilindiğini kaydetti.

CNNTürk`ün kaydettiğine göre Türkiye'nin Irak'ın kuzeyindekiimagesCA2SS5QC yetkililerle temas kurmasına yönelik sorular üzerine de Orgeneral Büyükanıt, "O benim alanım değil. Asker olarak bakıyorum. Terörle mücadele eden bir kurumun başındayım. Terörle mücadele kapsamında bakıyorum. Bizim şehit verdiğimiz, can ve mal kaybı verdiğimiz bir mücadelede PKK'ya terör örgütü dememenin ne anlama geldiğini siz değerlendirin. O terör örgütü değilse başka terör örgütü yok dünyada. Gelmiş geçmiş en kanlı terör örgütü" dedi.
Erdoğan'ın Irak'a yapacağı ziyaretin ilişkilere nasıl yansıyacağına ilişkin soru üzerine Orgeneral Büyükanıt, bu ziyaretin ilişkilere olumlu yansıyacağını ifade etti.buyukanit%20pkk
Türk Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, "Biz de asker olarak Irak merkezi hükümetiyle temas ediyoruz. Onlar geliyor, biz gidiyoruz. Merkezi hükümetle işbirliğimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Bütün komşularımızla işbirliğini geliştirmeye çalışıyoruz. Irak bizim komşumuz. Coğrafyamızı değiştiremeyeceğimize göre sonsuza kadar onlarla yaşayacağız. İlişki içinde olmak şart" diye konuştu.