Devletin kirli sırları

ozgurulkebombalamabina Susurluk Raporu'nun yıllarca 'devlet sırrı' diye gizlenen kısımlarında Kürt basınının bombalanmasının, Kürt gazetecilerin katledilmesinin, Cantürk cinayeti gibi faili meçhullerin bizzat devletin uygulamaları olduğu belirtiliyor.
Gerçekler gizlenmiş
Ergenekon iddianamesinin ekleri arasında Susurluk Raporu'nun 'devlet sırrı' diye yıllardır açıklanmayan kısımları yer aldı. Böylece yıllardır bilinen gerçeklerin saklandığı açığa çıktı. Bu belgeler, Özgür Ülke Gazetesi'nin bizzat devlet eliyle bombalandığını, Bölge'de özgür basın çalışanlarının devlet güçleri tarafından katledildiğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Özgür Ülke ve Musa Anter
Özgür Ülke Gazetesi'nin 4 Aralık 1994'te 'plastik patlayıcılarla havaya uçurulduğu' belirtilirken, Musa Anter cinayeti de bir kez daha itiraf ediliyor. Raporda, 'Musa Anter'in öldürülmesinden pişman olunduğu tespit edilmiştir' deniliyor. Yahya Orhan ve Cengiz Altun gibi basın çalışanının kaltedilmesine ilişkin bilgilerin 'devletin arşivinde yer aldığı' belirtiliyor.
Behçet Cantürk itirafı
Behçet Cantürk'ün 'devlete biat etmediği' için 'Türk Emniyet Teşkilatı tarafından infaz edildiği' kaydedilen Susurluk Raporu'nun 'sır' kısmında, dönemin Başbakanı Tansu Çiller'in talimat niteliğindeki sözlerine de yer veriliyor. 'İzmit-Adapazarı-Bolu üçgeni'ndeki cinayetlerin 'polis, jandarma ve itirafçılar' tarafından gerçekleştirildiği de itiraf ediliyor.
Devletin kirli sırları
Ergenekon iddianamesinin eklerinde her geçen gün yeni bilgiler açığa çıkıyor. Dönemin başbakanı Mesut Yılmaz tarafından Kutlu Savaş'a hazırlatılan 'Susurluk Raporu'nun açıklanmayan 'devlet sırrı' kısmında faili meçhul cinayetlere ve özgür basın geleneğine yönelik baskılara ışık tutan bilgiler yer alıyor. Sözkonusu bilgiler, gazetelerin bombalanmasının ve gazetecilerin katledilmesinin bizzat devlet tarafından yapıldığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
'Devlet sırrı' gerekçesiyle açıklanmayan 'Susurluk Raporu'nun ilgili kısımlarında yer alan bilgiler, özgür basın geleneğine yönelik gerçekleri ortaya koyuyor. Behçet Cantürk'ün katledilmesinin devlet eliyle yapıldığı kaydedilen raporda, gazetelerin bombalanması da itiraf ediliyor. Raporda, gazetelerin bombalanmasıyla Cantürk'e gözdağı verildiği, ancak Cantürk'ün 'devlete biat etmemesi' üzerine kendisinin öldürüldüğü, 'gazetelerin de havaya uçurulduğu' belirtiliyor. Bu arada Cantürk ile gazete bombalamaları arasındaki bağlantı ise, 'Cantürk'ün gazetelerin finansörlüğünü' yaptığı iddiasına dayandırılıyor. Böyle bir bağlantı olmamasına rağmen, gazetelerin bombalanmasının da Cantürk'e mesaj vermek amacıyla yapıldığı belirtiliyor. İlk gazete bombalama olayı ise 1991 yılına denk geliyor. JİTEM itirafçısı Abdulkadir Aygan, JİTEM tarafından C-4 patlayıcılarla Yeni Ülke, Medya Güneşi, Özgür Halk'ın da aralarında bulunduğu birçok basın kuruluşunun 1991'de bombalandığını söylemişti. Aygan, 'Ersever'in tayini çıkmadan önce 91 veya 90 sonrası idi tam hatırlamıyorum. Diyarbakır'daki postane civarındaki gazetenin bürosuna Hüseyin Tilki, (Hüseyin Tilki de o zaman JİTEM'de askerdi) adlı itirafçı tarafından bomba atıldı.' Bu tarihten sonra birçok faili meçhul cinayet işlenmiş, katledilenler arasında Bölge'de çalışan çok sayıda gazeteci de yer almıştı.

huseyindeniz1992

Hüseyin Deniz 9 Ağustos 1992'de katledilmişti. Deniz bugün Urfa Ceylanpınar'da anılacak.

Ergenekon iddianamesinin ekleri arasında bulunan Susurluk Raporu'ndaki şu bilgiler dikkat çekiyor: 'Devlet Cantürk'le baş edememiştir. Yasal yollar yetmemiş, neticede Özgür Gündem Gazetesi (Yeni Ülke) plastik patlayıcılarla havaya uçurulmuştur. Cantürk'ün devlete biat etmesi gerekirken yeni bir tesis kurmak üzere harekete geçmesi üzerine Türk Emniyet Teşkilatı tarafından öldürülmesi kararlaştırılmış ve karar infaz edilmiştir' denildi. Raporun devamında 100 kadar olan PKK finansörü işverenlerinden birinin eksildiğine işaret edilirken, şunlar belirtildi: 'Behçet Cantürk'ün öldürülmesinin doğruluğu ya da yanlışlığına veya gerekli olup olmadığına girilmemiştir. 'Hukuk devletinde bu suallerin yeri olmaz' itirazı da kanaatimizce geçerli değildir ve realiteye uygun düşmez. Bu uygulama tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi bizde de olacaktır. Ama (Cümle Sayın Başbakan'a ters gelse de) hukuk devleti içerisinde bu tip kararlar alınacak ve devlet ciddiyeti içerisinde uygulanacaktır.'
Devletin tüm ilgili kurumlarının yaşanan gelişmelerden haberdar olduğu belirtilen raporda, 'Her şeyin bu kadar kolay ortaya çıkması ve duyulması ise devlet adına yapılan işlerdeki ciddiyetsizliğin en önemli göstergesidir. Mesela İzmit-Adapazarı-Bolu üçgeninde meydana gelen cinayetlerin gerçekleştirilmesindeki ortak noktalardan biri de polis, jandarma ve itirafçıların faaliyetlerinin yörede yoğunlaşmış olmasıdır. Savaş Buldan'ın öldürülmesi olayında da aynı durum sözkonusudur. Medet Serhat, Metin Can, Vedat Aydın için de aynı hususlar geçerlidir. Ülkenin birliği ve bütünlüğü için aykırı eylemler gerçekleştirenler ağır bir cezayı hak etmişlerdir. Yapılanlar arasındaki tek ihtilaf, uygulamanın şekline ve neticesine ilişkindir' denildi.
Musa Anter'in katledilişi de yer aldı
Musa_anter_ Diyarbakır'da gerçekleştirilen saldırı sonucu katledilen Musa Anter cinayetine ilişkin bilgiler de içeren raporda, Kürtlerin bilgesi Anter'in katlediliş süreci raporda şöyle geçti: 'Musa Anter'in öldürülmesinden pişman olunduğu tespit edilmiştir. Musa Anter'in silahlı bir eylem içerisinde olmadığı, sadece işin filozofisinde olduğu, öldürülmesinin yarattığı etkinin kendisinin yaratmış olduğu etkiden fazla olduğu ve öldürülme kararının hatalı olduğu söylenmektedir.'
Öldürülen gazeteciler
Özgür basın geleneğinden gelen birçok gazetecinin katledildiğinin itiraf edildiği raporda şu bilgiler yer alıyor:
'Hafız Akdemir: Yeni Ülke ve Özgür Gündem gazetelerinde çalışır.
Yahya Orhan: PKK destekçisi, Yeni Ülke, Güneş ve Özgür Gündem Gazetesi muhabiri.
Mecit Akgün: 2000'e Doğru Dergisi, Yeni Ülke muhabiri.
Burhan Karadeniz: Yeni Ülke muhabiri.
Halit Güngen: 2000'e Doğru Dergisi Diyarbakır Muhabiri ve Büro Şefi.
İzzet Keser: Sabah Gazetesi Muhabiri.
Cengiz Altun: Batman Yeni Ülke muhabiri.
Çetin Abay: Özgür Gündem muhabiri.
Bunların tamamı OHAL bölgesinde öldürülmüştür. Yukarıdaki bilgiler de devlet arşivine girmiştir. Öldürülen şahısların ortak özellikleri belirgin bir kimliğe sahip olmalarıdır.'
Olaylar bağlantılı
Kutlu Savaş'ın raporunda belirtilen 'Susurluk olayı bir bütündür ve olaylar zincirinden ibarettir' tespiti de olaylar arasındaki bağlantıları ele veriyor. Savaş bu tespitten sonra şunları kaydediyor: 'İstanbul'da Özgür Gündem Gazetesi'nin bombalanması, Behçet Cantürk'ün öldürülmesi, Diyarbakır'da yazar Musa Anter'in öldürülmesi; İstanbul'da Tarık Ümit olayı ile Azerbaycan'da ihtilal denemesi; Bodrum'da Hikmet Babataş cinayeti, Gaziantep'te Mehmet Ali Yaprak'ın kaçırılması, bankaların trilyonluk kredileri gerçekte Ankara'da cereyan eden olayın muhtelif veçheleridir.'
FIRAT ÇAĞIN - İSTANBUL(DİHA)
En son katilleri yazmıştı / Hüseyin Deniz'in katledilişinin 16. yılı

Medya raporu: 'Sakın bu bombaları Taha Akyol koydurmuş olmasın?'

ERGENEKON = T.C.

Halkın İddianamesi (1-2-3-4-5-6)

Ergenekon'u çözmeyen Göngören'i çözemez

'Cantürk'ü ve Buldan'ı biz öldürdük'

Basın hürdür ama...

Şarap mezesi olarak Genelkurmay bildirisi

Türk adaletinden (!) Türklere “Kürde ölüm tehdidi” özgürlüğü!

'TSK bünyesindeki' ERGENEKON

SKANDAL

Cezaevinde zulum var!

Ragıp Zarakolu : Türkiye'nin Alternatif'e ihtiyacı var

Gelecek neden kapatıldı

Beyaz soykırım : Kürtlere siyasi ve askeri asimilasyon

Genelkurmay’dan sonra bu da AKP'nin eylem planı

'Kürtçe gazetenin basılması, dağıtılması, okunması sürekli engellenmekte : Hani serbestti?

Bu soru cevap bekliyor: Kürtçe serbest mi değil mi?

Tek Kürtçe günlük gazete olan Azadiya Welat gazetesi'nin yazı işleri müdürüne hapis cezası

Basın düşmanları: Türkiye, İran, Suriye

Kürt medyasında 4 ayda 9 kapatma cezası

Kürdistan’daki devlet terörünü deşifre eden Dicle Haber Ajansı(DİHA), keyfi gerekçelerle tutuklanan 9 muhabirinin serbest bırakılmasını istedi...

XEBAT GAZETESİNİN 49.KURULUŞ YILDÖNÜMÜ MESAJINDA BAŞKAN BARZANİ: ‘’ÖZELLİKLE BU YIL ÖNÜMÜZDE BAZI ULUSAL GÖREVLER VAR’’

Avrupa Basını: PKK prestij kazandı

Kürd olmak güzel bir şey

Siyasal İslam ve Kürtler

6 Mart 2007 tarihinde 30 gün, 9 Nisan 2007'te 15 gün, 12 Temmuz 2007'te 15 gün, 8 Eylül 2007'de 30 gün yayın durdurma cezası verilmişti.

Kürt sorunundan kaynaklanan çözümsüzlük ciddi hak ihlallerini de beraberinde getiriyor

0 Yorum: