Hükümet ve Askerin Topyekûn imha Israrı Sürüyor

Kapatma davasıyla birlikte AKP'yi tamamen güdümleyen ordunun yeni komuta kademesi, Erdoğan ve Gül'e izleyecekleri politikalar konusunda doğrultu vermeye devam ediyor
İlker Başbuğ Genelkurmay Başkanlığı görevine atanırken, yerine Işık Koşaner Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na geldi. Başbuğ ve Koşaner'in açıklamaları askerin şiddette ısrar ettiğini gösteriyor.
Gül, Toptan ve Erdoğan'ın kaçırmadıkları komuta kademesi devir teslim törenlerinde yeni Genelkurmay Başkanı Başbuğ ve Kara Kuvvetleri Komutanı Işık Koşaner, izleyecekleri politikaları açıklamaya devam ediyor. Büyükanıt döneminden farklı olmayan politik yaklaşımlar sergilenirken, Başbuğ, Kürt sorununda şiddetin süreceği mesajını verdi.
'Topyekûn mücadele sürecek' diyen Başbuğ'a Koşaner de katıldı. Koşaner, hak ve özgürlükler konusundaki açılımları kabul etmeyeceklerini kaydetti ve Türkiye'de etnik çeşitliliği, farklı kültürleri ve kimlikleri açıktan tehdit ilan etti. 'Irak'ın kuzeyinde tedbir lazım' diyen Koşaner, saldırıların sınırötesinde süreceğini de belirtmiş oldu.

ilker_basbug_isik_kosaner

Törenlerden savaş perspektifi
TSK'de yeni komuta kademesinin devir-teslim törenlerindeki konuşmaları, Türkiye halkının demokratikleşme adına elde ettiği kazanımları 'terörle mücadele' adına hedef haline getirirken, imha ve inkar ağırlıklı kirli savaşta ısrarın da itirafı niteliği taşıdı. Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nı Işık Koşaner'e devreden yeni Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, artarak sürdürecekleri operasyonların başarısı için topyekûn mücadele çağrısında bulunurken, KK Komutanlığı'nı devralan Işık Koşaner, OHAL uygulamalarını içeren talebini yineledi. Konuşmalarda 'Tompon Bölge' uygulamasında ısrar edileceği vurgulanırken, STK'ler ve etnik zenginlikler düşman ilan edildi, siviller hedef haline getirildi. Törenlere katılan Başbakan Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yeni komuta kademesinin direktiflerini pür dikkat dinledi.

Askerler mezrayı ateşe verdi


Topyekûn savaş çağrısı Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini Orgeneral Işık Koşaner'e devreden Orgeneral İlker Başbuğ, son iki yıldır söylediklerini tekrarladı ve savaşı derinleştirecek yeni dönem taktik ve planlamalarını sundu. PKK'nin bitirilemeyeceğini, ancak eylemlerini kontrol edilebilir bir noktaya getirmeyi ve umudu kırmayı hedeflediklerini söyleyen Başbuğ, topyekûn mücadele çağrısında bulundu, medyadan otosansür uygulamasını istedi, Bölge halkını işbirlikçiliğe çağırdı. 'Bölge halkının desteğini tamamen kaybeden ve örgüte gerekli katılımları sağlayamayan terör örgütlerinin uzun süre ayakta kalmaları mümkün değildir'' diyen Başbuğ, Türkiye'nin 1984 yılından beri, PKK gerçeği ile yaşadığının görülmesini istedi. Halk ile PKK'yi birbirinden ayıracak politikalar üretmek gerektiğinden bahseden Başbuğ, PKK ile mücadele kapsamında, ekonomi, sosyo-kültürel, psikolojik harekât ve uluslararası alanlarda alınacak tedbirlerle Bölge halkının kazanılması gerektiğini öne sürdü. PKK'yi imha etmek için güvenlik alanı yanında beş alanda da paralel, eşzamanlı ve koordineli olarak hareket edilmesi gerektiğini savunan Başbuğ, 'Bu konu bazıları tarafından kasıtlı olarak çarpıtılmaktadır. Onlar kasıtlı olarak 'Güvenlik alanında mücadele etmeyelim, diğer alanlarda mücadele ederek terörü sonlandırabiliriz' demektedirler. Bu düşünce bölücü terör örgütünün savunduğu yaklaşımın ta kendisidir'' diye konuştu. Başbuğ, 'terörle mücadele'nin, 'devlet tarafından ve topyekûn şekilde esas itibariyle güvenlik, ekonomi, sosyo-kültürel, eğitim ve sağlık dahil psikolojik harekât ve uluslararası alanda birbirleriyle paralel ve koordineli olarak yürütülen faaliyetler'' olduğunu belirtti.
cudiyaniyor2 Savaş psikolojik ağırlıklı Tampon Bölge uygulamasının şart olduğunu yineleyen Başbuğ, sürekli operasyonların icrası yanında, yurtiçinde alan kontrolünün tam olarak sağlanması ve sınırların kontrol seviyesinin artırılmasına çalışılmasının da başarı için şart olduğunu, bu konuda gerekli bütün tedbirlerin alındığını savundu. Örgüte katılımların başarısızlıklarındaki temel etken olduğu iddiasını buradaki konuşmasında da tekrarlayan Başbuğ, katılımların engellenmesi ve kontrol altına alınması için bir dizi tedbirler alınmasını istedi. Kürt sorununda yaşanan savaşın kirli birçok boyutunun yıllardır gizlenmesi ile Türkiye halklarının kandırılmasının devam etmesi gerektiğini öne süren Başbuğ, medyaya otosansür önerdi. PKK'ye karşı yürüttükleri mücadelenin, psikolojik bir mücadele olduğunun altını çizen Orgeneral Başbuğ, PKK'ye karşı silahlı mücadele verdiklerini hatırlatarak yaşadıkları kayıpların 'hassasiyetlere uygun' verilmesini istedi. Şubat 2008'de yapılan Zap harekâtının mimarlarından olan Başbuğ'un, hezimetle sonuçlanan harekât için kullandığı 'Harekat terör örgütleri ile mücadele tarihine emsalsiz bir örnek olarak geçmiştir' sözleri ile de şaşırttı.
jitem_silahiyla Özel harekât profesyonellere emanet TSK bünyesinde yapılanan 'Ergenekon ' örgütlenmesinden yeterli derslerin çıkarılmadığını hatırlatan bir diğer değerlendirme ise, PKK'ye karşı işlevli olacak özel tim elemanları gibi çalışacak 'profesyonel ordu' oluşturma çabası ile ilgili kısımlar oldu. Kara Kuvvetleri'ndeki beş adet Komando Tugayı'nın tamamen profesyonel hale getirilmesi için başlanan çalışmalara devam edildiğini anlatan Başbuğ, önümüzdeki yılbaşında, bu birliklerdeki profesyonel personelin yüzde 70'lere ulaşacağını ve projenin 2010 yılı başında tamamlanacağını duyurdu. Tampon Bölge projesi için önem arzeden sınırda özel ve yeni birlikler konuşlandırmaya başladıklarını da itiraf eden Orgeneral Başbuğ, geçen yıl 2007 yılında Şırnak/Şenoba'da, bu yıl da Hakkari/Çukurca'da birer Taktik Jandarma Sınır Tugay Komutanlığı'nın teşkil edildiğini, Yüksekova'daki Jandarma Sınır Tugayı'nın da aralarında bulunduğu, yedi adet yeni kurulmuş sınır taburu ile takviye edilmiş olan bu üç tugayın, Türkiye-Irak sınırının güvenliğinden sorumlu olduğunu savundu. Bu hazırlıkları süreklileşmiş bir sınırötesi müdahale koşulları yaratmaya yönelik iken, Başbuğ insansız hava araçlarının 2. ve 3. Ordu Komutanlıkları bölgelerinde yoğun olarak kullanılmasını ise iç harekâtta devrim olarak niteledi.
Etnik farklılık ve STK'ler yeni tehlikeler Konuşmalarında PKK ile savaşabilmek için özgürlükleri tehdit olarak gören ve 'belli bölgelerde' OHAL isteyen yeni Kara Kuvvetleri Komutanı Işık Koşaner, KKK görevini devralırken yaptığı konuşmada, etnik çeşitliliği düşman ilan ederken, demokratikleşmenin göstergeleri olan STK'leri tehlikeli bulduğunu söyledi. Artık küresel tehdit ve risklerin sözkonusu olduğunu savunan Koşaner, 'Güvenlik ihtiyacı ve tehdit neyi gerektiriyorsa tereddütsüz yapılmalıdır'' dedi.linc2
Operasyonların tek bir PKK'li kalmayıncaya kadar süreceğini buyuran Koşaner, 'Teröre karşı mücadelede tarafız ve böyle olmaya devam edeceğiz'' ifadelerini kullandı. Başbuğ gibi 'topyekûn mücadele' isteyen Koşaner, imhayı meşrulaştıran bir dil kullandı. 'Ulus ötesi sosyal ve kültürel hareketler ile etnik çeşitlilik, ulusal birlik ve güvenliği tehdit eder hale gelmiştir' diyen Koşaner, demokrasi ve insan hakları gibi çağdaş değerlerin istismar edildiğini savunarak bu alandaki hak ihlallerinin artacağı mesajını verdi ve 'Ulus devletler adeta demokrasi adına dağılmaya, insan hakları adına da bölünmeye mahkum edilmektedirler'' dedi. Alt kimliklerin önplana çıkarılarak ulus-devlet yapısının dağıtılmaya çalışıldığını savunan Koşaner, 'Ülkemizin yumuşak gücünü oluşturacak sivil kabiliyetler geliştirilemediği gibi aksine dış fonlarla yönlendirilen sivil toplum örgütü veya kuruluşu görünümlü unsurlar, bozucu ve yıkıcı özellikleri ile kendileri güvenlik sorunu olmaktadırlar'' sözleri ile dikkat çekti.asker_ve_polis_kurdistan
DTP ve siviller hedefte 'Silahlı teröristler kadar legal alanda ortaya çıkan silahsız teröristlere ve ayrılıkçılık destekçilerine karşı da tedbirler getirilmesi gerektiğini' savunan Koşaner, DTP ve birçok Kürt kurumu çalışanı ile sivillerin de hedef alanı içerisinde olduğunu ima etti. Koşaner'in sözleri 'potansiyel suçlu' olarak Kürtleri zor günlerin beklediğinin sinyallerini verdi. Özgürlükleri tehlike olarak tanımlamakta ısrarlı konuşmaları ile dikkat çeken Koşaner, 'Terör örgütü mensuplarının ülkeye kolaylıkla giriş çıkışlarını ve pek çok cana mal olan patlayıcı maddelerin ülkeye sokulmasını önlemek amacıyla sınırlarımızda alınan tedbirlere ilaveten kara, deniz ve hava yoluyla ülkemize giriş noktalarında da ilave tedbirler alınmasına ihtiyaç vardır'' sözleri ile seyahat ve ulaşım hakkına da kısıtlamalar getirme niyetini yansıttı. 'Türkiye, bu mücadeleyi Irak'ın kuzeyinde tedbirler alınmasını da sağlayacak girişimlerle kendisi yürütmek ve sonuçlandırmak durumundadır'' sözleri ile Koşaner, Güney Kürdistan'da söz ve inisiyatif sahibi olma niyetlerini hatırlattı. ALTERNATİF

bombebarana_tirk

Büyükanıt Güney'deki gelişmeleri hedef gösterdi
Orgeneral Yaşar Büyükanıt, 31 Temmuz 2006'da atandığı Genelkurmay Başkanlığı görevini, Orgeneral İlker Başbuğ'a devrettiği törende Kürt sorunu odaklı konuştu. Konuşmasında OHAL uygulamaları için düzenleme isteyen Işık Koşaner'in talep ve değerlendirmelerine katıldığını söyleyen Büyükanıt, Güney Kürdistan'ı hedef gösterdi. PKK'nin gelişmesinin nedeni olarak Irak'taki istikrarsızlığı gösteren Büyükanıt Irak'taki istikrarsızlığın nedeni olarak da merkezi Irak yönetiminin Güney Kürdistan'a geçememesini göstererek Bölge'deki federal yapılanmaya dönük rahatsızlığını dile getirdi. 1999'da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın tutuklanmasının ardından çatışmalarda düşüş olduğunu hatırlatan Büyükanıt, PKK'nin gelişim seyrini 1 ve 2. Körfez savaşı dönemi ile geçen yıl aldıkları sınırötesi operasyon yetkisi olmak üzere üç bölümde ele aldı. Sınırötesine yapılan operasyonlarla PKK için Güney Kürdistan'ın güvenli olmadığını gösterdiklerini savunan Büyükanıt, Koşaner gibi hukuki düzenlemelerin TSK'yi zorladığını iddia etti ve baskıyı artırmayı önerdi. TSK olarak Bölge'de yaşayanları 'potansiyel terörist' olarak görmediklerini savunan Büyükanıt Topyekün savaş istedi. www.kurdtime.blogspot.com

Akp Savaşla ülkeye bir yıl kaybettirdi

İktidardaki birinci yılını orduyla uzlaşıp savaş hükümeti olarak dolduran AKP, izlediği çatışma politikasıyla ülkeye bir yıl kaybettirdi. Şimdi gözler hükümetin ikinci yılına çevrilmiş durumda. Yeni anayasa başta olmak üzere demokratikleşme adımları, Kürt sorunu ve AB hükümetin masasında duran kritik gündem başlıklarını oluşturuyor. Ancak işaretler hükümetin bir yılı daha savaşa harcayacağını gösteriyor.
İktidardaki birinci yılını orduyla uzlaşıp savaş hükümeti olarak dolduran AKP, izlediği çatışma politikasıyla ülkeye bir yıl kaybettirdi. Şimdi gözler hükümetin ikinci yılına çevrilmiş durumda. Yeni anayasa başta olmak üzere demokratikleşme adımları, Kürt sorunu ve AB hükümetin masasında duran kritik gündem başlıklarını oluşturuyor. Eğer hükümet ikinci yılında da aynı savaş politikasını sürdürürse, Türkiye'yi kritik bir yol ayrımıyla karşı karşıya getirecek.

savas_askeri_kamyonlar

Hükümet, bugün iktidardaki ikinci yılına giriyor. 3 Eylül 2007'de Meclis'te okunan 60'ıncı hükümet programında yeni anayasa, işkencenin sona erdirilmesi, siyasi partiler yasasında değişiklik ve AB uyum yasalarının güçlendirilmesi gibi bir dizi hedef yer alıyordu. Programda hükümetin bir başka önemli hedefi ise 'terörle mücadele'ydi. Hükümet programının açıklanmasının ardından hızla anayasa tartışmaları Türkiye'nin gündemine geldi. AKP, Anayasa profesörü Prof. Dr. Ergun Özbudun başkanlığındaki bir heyete yeni bir anayasa taslağı hazırlattı, ancak hükümet açıkça bu taslağı sahiplenmedi. AKP'nin anayasa tartışmalarında geldiği nokta sadece başörtüsüne serbestlik getiren bir düzenleme oldu. DTP başta olmak üzere demokratik kamuoyunun 'özgürlükler sadece başörtüsüyle sınırlandırılmasın, bir bütün olarak ele alınsın' çağrılarına rağmen AKP, türbana özgürlükte ısrar etti ve Meclis'ten geçirdi. Daha sonra bu değişiklik Anayasa Mahkemesi'nce reddedildi. Hükümet, programda yer alan siyasi partiler yasasında değişikliği ve AB uyum yasalarını da gündemine almadı. AB'den gelen '301'inci madde eleştirilerine' karşın hükümet, tümden kaldırmak yerine göstermelik bir değişiklik yaparak maddenin özünü ve ruhunu korudu. Hükümetin AB'nin taleplerini karşılamak için attığı tek adım ise, Vakıflar Yasası oldu. 
Kürtlere karşı Ergenekon'a dönüştü
Hükümetin işkenceyi teşvik eden politikası iktidardaki son bir yılında da değişmedi. Newroz ve 1 Mayıs, işkencenin sokağa taşınarak doruğa çıktığı bir dönem oldu. Hükümetin bu işkence sahneleri karşısındaki tutumu ise, polisleri, emniyet müdürleri ve valileri korumak oldu. Hatta Van Emniyet Müdürü 'üstün başarısı'ndan dolayı ödüllendirildi. Böylece hükümet, işkenceyi sona erdirmek yerine işkence uygulamalarının altında imzası bulunan kamu görevlilerini ödüllendirme yoluna gitti. Sakarya'da 29 Nisan'da DTP'nin etkinliğine saldıran ve ikinci Madımak katliamının provasını yapanlar karşısında ergenekoncular1sessiz kalan hükümet, olayda adı geçen emniyet müdür yardımcısıyla ilgili soruşturma bile başlatmadı. Hükümetin bu tutumundan güç alan milliyetçi gruplar, değişik illerde birçok kez Kürtlere karşı linç girişimlerinde bulundu. Hükümetin özel savaş uygulamalarından İmralı Cezaevi de nasibini aldı ve tecrit daha da ağırlaştırıldı. Hükümet, Öcalan'ın barış çağrılarına 'saç kazıtma' provokasyonuyla yanıt vererek, gerilimi tırmandırdı. Ankara'da Ergenekon çetesiyle mücadele ediyor gözüken hükümetin kendisi Kürtlere karşı bizzat Ergenekon'a dönüştü. İnsan hakları örgütlerinin raporlarına göre sadece 2008 yılının ilk yarısında çoğunluğu Bölge illerinde olmak üzere 16 bin 719 ihlal tespit edildi. Bin 285 kişi hakkında düşüncelerini ifade ettiği için dava açıldı, 434 kişi işkence ve kötü muamele gördü. Hakkari, Van, Ağrı ve Iğdır'da dur ihtarına uymadığı gerekçesiyle kolluk güçleri tarafından 32 kişi vurularak öldürüldü, 2 kişi de yaralandı. 22 yayınevinden çıkan 38 yazarın 47 kitabı hakkında soruşturma ve dava açılması, gazete, televizyon ve internet sitelerinin kapatılması, muhalif basın çalışanlarının gözaltına alınması hükümetin son bir yılındaki uygulamaları oldu.
Enerjisini savaşa harcadıgerillaictimapkkhpg
Son bir yılında demokratikleşme adımları atmak yerine özgürlüklerin alanını daraltan uygulamalara giden hükümetin asıl ağırlığını verdiği alan ise 'terörle mücadele' oldu. Deyim yerindeyse hükümet bir yılını PKK'yle savaşa harcadı. Hükümet kurulduğunda PKK ve Öcalan, Kürt sorununun çözümü için 'barış' çağrısında bulunmuştu. Ancak iktidar hesapları nedeniyle orduyla uzlaşma yoluna giden Başbakan Erdoğan'ın bu barış çağrılarına yanıtı 'operasyonlar sürecek' oldu. Ordunun taleplerini bir bir yerine getirmek için hazırda bekleyen hükümet, ilk etapta Genelkurmay Başkanlığı'na operasyonların yoğunlaştığı Siirt, Hakkari ve Şırnak'ta 'Güvenlik Bölgesi' uygulaması başlatması için yetki verdi. Ardından da, 17 Ekim 2007'de sınırötesi operasyon tezkeresi Meclis'ten geçirildi. Bu arada hükümetin, Kürtlere karşı siyasi, ekonomik, sosyal, psikolojik savaşı öngören 'Bölücü Faaliyetlere Yönelik Eylem Planı'nı uygulamaya soktuğu ortaya çıktı. Genelkurmay'ın silahsız 'siyasi kolu' gibi çalışan hükümet, tezkerenin hemen ardından bütün enerjisini sınırötesi operasyon için uluslararası alanın desteğini almaya harcadı. Ekim sonlarında İngiltere'ye giden Başbakan Erdoğan ardından 5 Kasım'da ABD'ye geçerek, verdiği tavizler karşılığında Washington yönetiminden operasyon vizesi aldı. TSK, hükümetin verdiği siyasi direktif doğrultusunda 16 Aralık'ta sınırötesi hava operasyonunu başlattı. Kürt sorununun sivil demokratik çözüm taleplerine karşı kulakları tıkayan hükümet, Genelkurmay'a kara harekatı için direktif verdi ve TSK, 20 Şubat'ta Güney Kürdistan'a girdi. TSK gördüğü direnç karşısında erken çekilmek zorunda kalınca hükümetin PKK'nin tasfiyesi yönündeki beklentisi de boşa çıkmış oldu. Hükümet askeri alanda elde edemediği sonucu siyasi alanda alabilmek için bu kez diplomatik girişimlere ağırlık verdi ve Başbakanlık Dış politika Başdanışmanı Ahmet Davutoğlu ile Türkiye'nin Irak Özel Temsilcisi Oğuz Çelikkol'u görevlendirerek, Güney Kürdistan yönetimiyle resmi temasları başlattı. Bu süreci Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin Ankara ziyareti izledi. Hükümet, PKK konusunda desteğini alabilmek için Türkiye'nin dış politikasını ABD, İngiltere ve İsrail'in esiri haline getirdi, taviz üstüne taviz verdi.
AKP kapatılmaktan kurtuldu
Dışarıda PKK'yle savaşırken içeride de kadrolaşmaya ve devleti ele geçirme çabalarına hız veren hükümet, 14 Mart'ta hakkında açılan kapatma davasıyla karşılaşarak neye uğradığını şaşırdı. Bu dava anayasa değişikliği ihtiyacını bir kez daha ortaya koymasına karşın hükümet, iktidarını sürdürebilmek için siyasete müdahale eden güç odaklarıyla uzlaşma yoluna gitti. Kapatma davası karşısındaki dirençsizliği eleştiri konusu olan hükümet, ABD onaylı Ergenekon operasyonunu başlattı. Operasyona muvazzaf subaylara dokunulmaması koşuluyla Genelkurmay da destek verdi. Bu uzlaşma sonunda Anayasa Mahkemesi AKP hakkında kapatmama kararı vererek, hükümetin ömrünü uzattı. Bu uzlaşma Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ'un Genelkurmay Başkanlığı'na atandığı Yüksek Askeri Şura toplantısında kendisini çok daha belirgin bir biçimde gösterdi ve Ergenekoncu askerlere dokunulmaması karşılığında irticai faaliyetlere karışan subaylar ordudan atılmayarak, TSK'deki gelenek bozuldu.
Kürtlerin payına savaş düştü
erdogan-buyukanit-gul Hükümetin bir yıllık icraatından Kürtlerin payına düşen savaş olunca Kürt sorunu da çözümsüzlüğün esiri oldu. Kürt sorununun çözümsüzlüğünün çatışmalı süreci tırmandıracağı uyarılarına kulaklarını tıkayan hükümet, izlediği yok etme politikasıyla, savaşın metropollerin kapısına dayanmasına yol açtı. DTP'nin Meclis'teki varlığını bir fırsat olarak değerlendirip çözüm için diyalog başlatması çağrıları karşısında hükümet ve Başbakan tam tersine kapıları kapattı ve Kürt milletvekillerini siyasi yönelimlerin hedefi haline getirdi. 12 askerin kaçırıldığı Dağlıca baskınının ardından Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, DTP'li vekillerle görüşerek PKK'nin esirleri bırakması için devreye girmesini istedi. Çiçek, daha sonra askerlerin kurtarılması için Güney'e giden DTP'li üç milletvekilini 'Suçüstü yakalanmışlardır' diyerek, hedef gösterdi. Emekliye ayrılacak Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın 'O partinin adını ağzıma almak dahi istemiyorum' diyerek, silahlı saldırıların hedefi haline getirdiği DTP'yi, Başbakan Erdoğan da 'Terörü kınamıyorlar' sözleriyle Meclis'te siyaseten hedef haline dönüştürdü. Ordunun, hükümetin ve muhalefetin ittifak halinde DTP'ye karşı başlattığı siyasi linç kampanyasının ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı parti hakkında kapatma davası açtı. Kara harekatının bittiği 29 Şubat günü hükümet adına DTP'lilerle görüşen Çiçek, 'Kürtlerin taleplerini' sordu ve hükümetin Kürt sorununa eğileceği mesajını verdi. AKP hakkında kapatma davası açılmasının ardından hükümet, iktidar odaklarıyla uzlaşabilmek için Newroz'da yaşanan kanlı saldırının talimatını verdi.
Yeni değil yama anayasa
Geride bıraktığı bir yılda Türkiye'yi demokrasi ve özgürlükler alanında geriye götüren toplumu darbe tartışmaları ve çetelerle karşı karşıya getiren hükümet, ikinci yılına yine bildik demokratikleşme vaatleriyle giriyor. Verdiği sözlerde ciddi inandırıcılık sorunu bulunan AKP'nin yeni anayasa başta olmak üzere demokratikleşme adımlarına yönelip yönelmeyeceği konusunda toplumda ve kamuoyunda ciddi kaygılar var. Hükümetin bu kaygıları ne derece gidereceğini izleyeceği yol haritası belirleyecek. Yol haritasına şimdilik 3'üncü Uyum Paketi gözüküyor. Gündeme getirilecek düzenlemeler arasında, siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıran Siyasi Partiler Yasası'nda yapılacak değişikliğin de bulunduğu ileri sürülüyor. Bu arada AKP sözcüleri yeni anayasa projesini yeniden telaffuz etmeye başladı. Ancak bu kez anayasanın tümden değiştirilmesi yerine bazı maddelerinde revizyona gitme düşüncesinin ağır bastığı belirtiliyor. Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, bir önceki Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, 131 yasada yapılacak değişikliğin bir kısmının Anayasa'yla alakası olacağını, yeni bir anayasa yapılmayacaksa bile bu düzenlemelerin Avrupa müktesebatına uyum sağlaması için bazı Anayasa maddelerinin değişiminde zaruret olduğunu ifade ederek, yeni bir anayasa hazırlığı içinde olmadıklarının mesajını verdi. Bu durum AKP'nin hükümet programında güncelliğini koruyan yeni anayasa konusundaki sözlerinin bir kez daha havada kalacağına dair kaygıları arttırıyor.
Kürt sorunu masada
kayip_yakinlari_ergenekon İkinci yılına giren hükümetin masasında duran en kritik konu ise, Kürt sorunu. Savaşın giderek kentlere doğru yayılmaya başlaması hükümetin bütün önceliğini çatışmaların durdurulması noktasındaki adımlara vermesini zorunlu hale getiriyor. Eğer çatışmalar önlenemezse savaşın metropollere yayılması kaçınılmaz hale gelecek. Bu noktada kamuoyundaki beklentilerden en önemlisi devletin ve hükümetin Kürt sorunu konusundaki politikasını gözden geçirmesi gerektiği yönünde. Kendisinden önceki hükümetlerin politikasını aynen sürdüren hükümet, GAP Paketi ve TRT'den başlayacak Kürtçe yayın gibi daha çok yerel seçimlere yönelik bir yatırım olarak duran makyaj niteliğindeki düzenlemelerle Kürt sorununu çözmeye! çalışıyor. Kürt sorununu siyasal bir sorun olarak ele almadığı için de hükümetin ekonomik tedbirlerle konuyu ötelemek istemesi çatışmalı süreci beraberinde getiriyor. Bu açıdan hükümetin ikinci yılında izleyeceği politika, kendi ömrünü de belirleyecek. Aslında Ergenekon operasyonu ve ardından Anayasa Mahkemesi'nin AKP hakkında verdiği 'kapatmama kararı' hükümetin önünü açtı. Artık Kürt sorununun çözümü konusunda hükümetin önünde kendisinin dışında başka bir engel bulunmuyor. Eğer bu konuda kamuoyundan ve uluslararası alandan gelen çağrıları dikkate alarak bir yol haritası oluşturursa, DTP'nin Meclis'teki varlığını ve desteğini de alarak, çatışmalı süreci durduracak yeni bir dönem başlatabilir.
İttifak sürüyor
Ancak hükümetin Kürt sorunu konusunda verdiği izlenim pek iç açıcı değil. İktidarını sağlama alabilmek için orduyla uzlaşmayı sürdüreceğine dair güçlü işaretler var. Başbakan Erdoğan, yeni Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'la 24 Haziran'da Başbakanlıkta iki saatlik olağan dışı bir görüşme gerçekleştirmişti. Bu görüşme Ankara kulislerine 'İkinci Dolmabahçe görüşmesi' olarak yansıdı. Erdoğan'ın PKK'nin tasfiyesine yönelik Büyükanıt'la kurduğu ittifakı Başbuğ döneminde sürdüreceği belirtiliyor. Eğer hükümet, Kürt sorununu askeri yöntemlerle bastırma politikasını devam ettirirse, Türkiye'nin içine gireceği çatışmalı dönem AKP'nin de sonunu hazırlayacak. Çatışmalı ortam aynı zamanda hükümetin AB reformlarına yönelme hedefini de sekteye uğratacak. Çünkü çatışmaların sürdüğü bir ortamda oluşacak milliyetçi rüzgar hükümetin hedeflediği demokratikleşme paketlerini boşa çıkartacağı gibi yapılacak düzenlemelerin de 'terörle mücadele'ye göre şekillendirilmesine yol açacak. Jandarma Genel Komutanlığı'ndaki devir teslim sırasında konuşan yeni Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Işık Koşaner'in 'Sanki ülkemizde hiç terör yokmuş gibi düzenlenen yasaların, terörle mücadeleyi zaafa uğrattığı bir gerçektir' şeklindeki sözleri, ordunun demokratikleşme paketleri karşısında önümüzdeki dönem sergileyeceği karşı duruşa işaret ediyor.
Diyarbakır kaderi belirleyecek
Hükümetin ikinci yılında atacağı adımları ve izleyeceği politikaları 2009 Mart'ında900640-Kurdish-New-Year-1  yapılacak yerel seçimler belirleyecek. Hükümetin bu noktadaki en önemli hedefini CHP'li İzmir ve Ankara-Çankaya ile DTP'li Bölge belediyeleri oluşturuyor. AKP, DTP'li Diyarbakır Belediyesi'ni kazanabilmek şimdiden varını yoğunu dökmeye başladı bile. Başbakan'ın ısrarla Diyarbakır'ı hedeflemesinin ardında DTP'yi saf dışı bırakarak Kürt sorununu eritme politikası yatıyor. DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk de yerel seçimleri referandum olarak nitelendirmişti. Bu açıdan özelde Diyarbakır, genelde Bölge'deki yerel seçim sonuçları AKP'nin kaderini belirleyecek bir nitelik taşıyor. Başbakan Erdoğan PKK'nin tasfiyesi için bütün umudunu şubattaki kara harekatına bağlamış ancak, hedeflediği sonucu alamamıştı. Şimdi Erdoğan'ın tek ve son umudunu 'Diyarbakır rüyası' oluşturuyor. Seçmenine güvenen DTP'nin Diyarbakır için herhangi bir kaygı taşımaması ve yerel seçimlerde rahat hareket edecek olması, AKP'deki telaşı daha da arttırıyor. Bu telaşın sonucu olarak AKP Genel Merkezi, partinin Hazro, Lice, Kocaköy, Dicle, Hani ve Eğil teşkilatlarını görevden aldı. Fethullah Gülen cemaati başta olmak üzere tarikatların desteğini de arkasına alan AKP, ekonomik olanaklarını Diyarbakır'ı kazanmak için seferber ediyor. Hükümetin, geçen yıl Diyarbakır'a ayırdığı sosyal yardım fonunu bu yıl iki katına çıkarttığı belirtiliyor. Sınırötesi operasyonlarla yitirdiği itibarı Ergenekon operasyonuyla yeniden kazanmayı hedefleyen AKP, 'Çetelerle mücadele ediyoruz' propagandasına ağırlık verecek. AKP'nin propaganda aracı olarak gördüğü TRT'deki Kürtçe yayının da yerel seçimler öncesi başlayacağı ifade ediliyor. AKP'nin bütün bu çabası ve dağıttığı yardım paketlerinin, izlediği savaş politikasının üstünü örtmeye yetip yetmeyeceğini seçim meydanları gösterecek. İLHAN ERDEM

Nusaybin'de Askerler bir kişiyi silahla katletti

22:55 Mardin'in Nusaybin İlçesi'nde Beyazsu piknik alanında piknik yaparken askerlerin ateş açması sonucu Nusret Kalkan adlı yurttaş yaşamını yitirdi.

yuksekovaaskerlerpanzer

Beyazsu piknik alanında askerlerin ateş açması sonucu Nusret Kalkan adlı yurttaş yaşamını yitirdi. Kalkan'ın kalbinden aldığı kurşunla yaşamını yitirdiği tespit edildi. İki kardeşinin ise gözaltına alındığı öğrenildi. Diyarbakır Devlet Hastanesi morguna kaldırılan Kalkan'ın cenazesi, yapılacak otopsi işlemlerinin ardından ailesi ve yakınları tarafından alınarak, Mardin'in Savur İlçesi'ne bağlı Yeşilbağ Köyü'ne götürülecek. Kalkan'ın daha önce HPG gerillası bir kardeşinin çatışmada yaşamını yitirdiği, bir kardeşinin de PKK davasından hükümlü olduğu öğrenildi.DİHA www.kurdtime.blogspot.com

FKB : Iraklılar 140.Maddeyi Askerî Güçle Engellemek istiyor

Fuad Hüseyin DR.FUAD HÜSEYİN’DEN FEDERAL IRAK HÜKÜMETİNE SUÇLAMA
28-Aug-08 [18:15]PNA-Federal Kürdistan Bölgesi (FKB) Divanı Başkanı Dr.Fuad Hüseyin, Federal Irak hükümetini tek taraflı olarak karar çıkarmakla suçladı ve “Federal Kürdistan Bölge Hükümetiyle kordinasyon kurmaksızın Xaneqin’e askeri güç gönderdi” dedi.

Hüseyin konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Kürtlerin çıkartılan kararlardan haberdar olması gerektiğini söyledi.Hüseyin, Irak Genelkurmay Başkanı’nın Kürt olmasına rağmen çıkartılan karardan haberi olmadığını belirtti.irakasker982

Askeri kararın önemli ve hassas olduğunu söyleyen Hüseyin, hassas bir bölge ile ilgili askeri kararın kötü sonuçları doğurmaması için taraflar arasında kordinasyonun olması gerektiğini kaydetti.

FKB Divanı Başkanı Hüseyin, Irak ordusuna ait güçlerin Xaneqin ilçesine gönderilmesinin Kerkük ve koparılan bölgelerin statüsüne ilişkin Irak Daimi Anayasasında bulunan 140.maddenin uygulanmamasına yönelik olduğunu söyledi ve bu maddenin uygulanması konusunda acele edilmesi gerektiğini belirtti.

Kürdistan - XANEQİN’DE DURUM SAKİNLEŞTİ.
28-Aug-08 [17:40]

PNA-Xaneqin Kaymakamı Muhammed Mela Hasan, Irak askeri güçlerinin Xaneqin ilçesinden çekilmesinin ardından ilçede durumun tamamen sakinleştiğini söyledi.

Xaneqin_Kurdistan

Şerkulewsat gazetesinin bugünkü sayısına demeç veren Hasan, Irak güçlerinin Xaneqin’den çekilmesinin ardından ilçede yaşamın normale döndüğünü belirtti.

Irak askerlerinin Xaneqin’e gönderilmesi kararını eleştiren Hasan, “Xaneqin'e askeri gücün yerleştirilme girişimi ilçedeki istikrar ve güvenliğin bozulması amacı taşıyor” dedi. Hasan, mezhepsel ve taifi kavgayı amaçlayacak düşüncesinin olmaması durumunda Xaneqin İlçe Meclisi’nin Irak güvenlik güçleri ile birlikte terör örgütleri karşısında duracağını söyleyerek, “Ancak Irak askerlerinin Xaneqin’e gelişi terörle mücadele değildi. Belkide ilçeyi kontrol altına alma niyetini taşyordu ” dedi.

Başkan Barzani :Anayasanın İhlal Edilmesi Kabul edilemez”

Türkiye'nin harekât hedefi PKK'nin tasfiyesi, Güney Kürdistan'ın ise kontrolü

IRAK ASKERLERİ XANEQİN’DEN ÇEKİLİYOR

Irak güçleri Xaneqin’e girdi, Kürtler protesto etti

Kürtler adım adım geriliyor

Irak ordusu KDP ve YNK bürolarını bastı!

“Telebimiz reddedilirse, Irak bakanlıklarıyla ilişkilerimizi keseceğiz’’

Devletin Irak Türkmenleri üzerindeki planları ortaya çıktı

Crocker: “Amerika Hiçbir Şekilde Kürtlere Sırtını Dönmeyecek”

İşte Katliamların TSK ibareli 'GİZLİ' Belgesi

RUS KONSOLUS: “BİZ KÜRDİSTAN’A AYRI BİR ÖNEM VERİYORUZ’’

Crocker, “Erbil - Bağdat Sorunları, ‘anahtar Iraklılarda olacak şekilde’ çözülmeli”

Türk Ordusu Misket Bombaları ile Sivil Halka Zarar Veriyor

Şengal Katliamı bir başlangıçtı

Kerkük üzerinden nüfuz savaşı

Şii Lider Sistani: “KERKÜK’ÜN GELECEĞİNİ KERKÜK HALKI BELİRLEYECEK”

Türkiye, Irak’ı siyasi krizin eşiğine getirdi

Dr.MAHMUT OSMAN: ‘’IRAK’TAN KERKÜK’E GÜÇ KAYDIRMAK ARAPLAŞTIRMA ANLAMI TAŞIYOR’’

Kandil’den Kerkük mesajı:Sömürgeciler Kürtleri denetim altında bulundurmak için Kerkük’ü enegelliyorlar”

Türkiye, Saddam Hüseyin rejimininden sonra Kürtlerin bütün kazanımlarını azaltmak için her yolu deniyor

BAŞKAN BARZANİ: ‘’KERKÜK KONUSUNDA HİÇBİR ŞEKİLDE PAZARLIK YAPMAYACAĞIZ’’

BAŞKAN BARZANİ: “KERKÜK’ÜN BÜTÜN OLUŞUMLARI İÇİN ÇALIŞACAĞIZ’’

Kerkük’teki Patlamanın Faili İstanbul’da Kaçırıldı

Ankara Kerkük'ten memnun

Kerkük'ü bekleyen ciddi tehlike

Kerkük, Küdistan'a bağlanmadıkça ne Kürdistan özgürleşecek ne de Kürdler rahat yüzü görecektir!

Irkçı Arap aşiretlerinden Kerkük’te Kürtlere karşı sonsuza dek şavaşma kararı

Barzani: Artık yeter

TARAFLAR UZLAŞAMADI...KERKÜK TATİLDEN SONRAYA BIRAKILDI...

Musul’da 500 Kürde ait toplu mezar bulundu

Kürtlere Kerkük’te Türkiye, Irak ve Suudi Arabistan kuşatması!

Irak Dışişleri Bakanlığından, Türkiye’ye: Kerkük’e karışma

Türk hükümeti, Federe Kürdistan’ın içişlerine karışacağını “tehditlerle” teyit etti!

Kerkük = Kürt sorunu

BAŞKAN BARZANİ: ‘’DIŞ GÜÇLERİN AJANDASI KERKÜK’TE BAŞARIYA ULAŞMAZ’’

KERKÜK İL MECLİSİNİN TALEBİ İÇİN UYGUN BİR YOL SUNULACAK

Barzani ile röportaj

BAŞKAN BAZRANİ: ‘’ DIŞ GÜÇLERİN KERKÜK’TEKI AMAÇLARINA HİÇBİR ŞEKİLDE YOL VERMEYECEĞİZ’’

“140.MADDE ÖLDÜ DİYENLER IRAK’IN PARÇA PARÇA OLMASINA TAHAMMÜL ETSİNLER’’

Hişyar Zebari’nin ağzından Irak

BAŞBAKAN NEÇİRVAN BARZANİ: MALİKİ 140.MADDENİN UYGULANMASINDAN YANA’’

KERKUKİ : ''DE MİSTURA , RAPORUNDAKİ HATALARI İTİRAF ETTİ''

‘’KÜRDİSTAN HALKININ 140.MADDENİN UYGULANMASINI İSTEMESİ TABİİ BİR HAKTIR’’

IRAK PARLAMENTO BAŞKAN YARDIMCISI TAYFUR: ''TÜRKİYE İÇ İŞLERİMİZE KARŞIYOR''

BAŞKAN BARZANİ VE BUSH TELEFONLA GÖRÜŞTÜ: YEREL SEÇİM YASASI DEĞERLENDİRİLDİ

Emir Türkiye’den geldi

BAŞBAKAN BARZANİ İLE PARLAMENTO BAŞKANI MÜFTÜ BİR ARAYA GELDİ: ''DE MİSTURA RAPORU KAYGI VERİCİ..."

BM'nin Kerkük raporuna Güney Kürdistan Parlamentosundan ret

Kerkük'te seçim var referandum yok

KÜRDİSTAN İTTİFAK LİSTESİ, BM'NİN 140. MADDE İLE İLGİLİ ÖNERİLERİNİ GÖRÜŞMEK ÜZERE TOPLANIYOR.

DR.MAHMUT OSMAN: "BM'NİN 140.MADDE KONUSUNDAKİ ÖNERİLERİ OLUMSUZ"

KERKÜKLÜLER KARARI ‘’KÜRDİSTAN BÖLGE YÖNETİMİNE BAĞLANMAK İSTİYORUZ’’

'Kerkük Kürtlerin yüreğidir'

YNK : Türkmen Cephesi 4 Kürdü öldürdü

'Ergenekon'un avukatı' Baykal'ın açıklamaları ve ITC saldırısı failleri gösteriyor

Kerkük'te İran, Türkiye, Suudia Arabistan'ın anti-Kürt ittifakı ve ITC parmağı

KERKUK ,ERBiL’DEN SONRA SÜLEYMANİYE’DE  BÜYÜK PROTESTO

KÜRDİSTAN BÖLGE BAŞKANLIĞI’NDAN İNTİHAR SALDIRISINA KARŞI SERT KINAMA...

ERGENEKON IRAK FELLUCE’YE NE GÔNDERDI?

İsyan çağrısından sivil katliama

ITC , ‘’HALKA ATEŞ AÇIN’’ TALİMATI VERDİ...

Sağlık Bakanı: Kerkük'te 25 kişi öldü, 180 kişi yaralandı

BAŞKAN BARZANİ: “BA’S REJİMİNDEN ÖNCE KÜRDİSTAN BAĞIMSIZ BİR DEVLETTİ, ANCAK KÜRDİSTAN PARLAMENTOSU IRAKLI KARDEŞLERLE YAŞAMAYA KARAR VERDİ”

Önümüzdeki dönem içerisinde Kürd-Sünni ittifakı yaşanabilir.

BAŞKAN BARZANİ: ‘’KERKÜK KONUSUNDA HİÇKİMSENİN ATEŞLE OYNAMASINI İSTEMİYORUZ’’

2008 yılında koparılan bölgelerin tekrar Kürdistan Bölgesi’ne bağlanmasını temenni ediyoruz. Başarı Kürdistan halkı ve hükümetinindir

Kürdistan Bölgesi’ndeki son gelişmeler, Türkiye’nin bombardımanları, 140.madde ve Kürdistan Bölgesi sınırları ile Irak sınırlarının korunması

140.MADDE...

İHSAN:Irak daimi anayasasının 140. Maddesinin uygulanması için kurulan Yüksek Komisyonun ileriye yönelik olumlu adımlar attığını'' söyledi.

Kerkük ve diğer koparılmış bölgelerinin durumunun anayasada öngörülen şekilde normale dönüştürülmesi

Kürd İttifakı:'Referandumun 2-3 ay için ertelenmesi sorun teşkil etmiyor'

Katliamcı devletler Kerkuk referandumunu erteletti!

Şengal Katliamı: 500 ölü, 400 yaralı

Kerkük referandumunun yapılması için süreç hızlandı

KERKÜK BİR KÜRT KENTİDİR

Asker Ohal Buyurdu, Akp Alkışladı!

kosaner_gul_erdogan_ohal Ohal'i buyurdu


Yeni Kara Kuvvetleri Komutanı Işık Koşaner, Büyükanıt ve Başbuğ'u aratmadı. Koşaner, OHAL'in geri getirilmesi yönünde açıklamalarda bulundu
AB sürecinde hak ve özgürlüklerle ilgili yasaların 'terör' yokmuşçasına hazırlandığını ileri süren Koşaner, 'Belli bölgelerde, belirli sürelerle ve yasalarda belirtilecek yetkili makamlarca uygulamaya konulacak tedbirleri içeren yasa tekliflerinin bir an önce sonuçlandırılması terörle mücadeleye büyük katkılar sağlayacaktır' dedi.
Koşaner'in bu talebi, Kürt sorununda şiddet politikasında ısrar eden askerin yeniden OHAL'i istediği şeklinde yorumlandı. Bu arada Şırnak, Hakkari, Siirt ve Mardin'in bazı bölgelerinde 'güvenlik bölgesi' adıyla zaten OHAL hayata geçirilmişti. Koşaner, ayrıca 'münferit' diyerek Ergenekon davasına bir kez daha sınır çizmiş oldu.

2 köylü askerlerin açtığı ateşle yaralandı, Hastanede linç edilmek istendi, tutuklandı!

Türkiye'nin harekât hedefi PKK'nin tasfiyesi, Güney Kürdistan'ın ise kontrolü

'Gaffar Okkan'ı JİTEM öldürdü'

'Şemdinli'yle geldi 'Ergenekon'la gidiyor

Mardin'de Sağ Yakalanan iki Gerilla Kurşuna Dizildi

Başbakan’a Hedik sorusu : ‘Köylerine geri dönmek isteyenlere gözdağı verilmek mi istendi?’

Askerden 'Köyü Boşaltın' Taraması

Vahşet itirafları:“Özel harekâtçı polis PKK’lı bir kadının ölüsüne tecavüz etti...”

Koşaner OHAL'i buyurdu
TSK'de yeni dönem görev devir-teslim törenlerinde yapılan konuşmalar yeni ekibin uygulamalarının yönünü gösteriyor. Gelenin gideni aratmayacağı bir döneme girildiğini düşündüren ilk konuşma Jandarma Genel Komutanlığı'nda yapılan devir teslim töreninde yapıldı. Tören sırasında konuşan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, PKK ile mücadele adına hak ve özgürlüklerin kısıtlamasını talep ederek OHAL yetkilerini istedi, DTP'yi hedef gösterdi. Yaptığı konuşmada, Avrupa Birliği doğrultusunda yapılan yasal değişikliklerin kişi hak ve hürriyetlerini genişlettiğini ancak kolluk güçlerinin PKK ile mücadelede elini zayıflattığını ileri süren Koşaner, isim vermeden DTP'nin bu özgürlükleri istismar ettiğini belirterek, yasaların 'terör' yokmuş gibi hazırlanmasını anlayamadıklarını söyledi. 'Terör', insan haklarını tehdit ediyorsa, hak ve özgürlüklerle ilgili dengenin yeniden kurulması gerektiğini savunan Koşaner, güvenliğin özgürlüklere tercih edilmesi gerektiğini savunan geleneksel zihniyetin temsilciliğini yaparken, TSK bünyesindeki Ergenekon'u 'münferit' sayarak davanın sınırlarını hatırlattı.cudi gabar
Soruşturma kışladan içeri giremez Emekli askerlerin tutuklandığı Ergenekon davası sürecindeki tartışmalardan rahatsızlığını açıklıkla belirten Koşaner, TSK bünyesindeki bu örgütlenmeyi 'münferit' sayarak hem TSK'yi aklayan, hem de ilgili soruşturmanın TSK içerisine ilerlemesini engelleyen bir dil kullandı. 'Münferit olayların bazı çevrelerce teşkilatın tümüne teşmil edilerek teşkilatın suçlu gibi gösterilmesi ve hayali senaryolar üretilerek bu yüce kurumun bütünü ile hedef alınması; canları ve kanları pahasına emniyetin, asayişin ve halkımızın güvenliğinin sağlanmasına çalışan jandarma teşkilatımızın güzide mensuplarını derinden yaralamakta ve rencide etmektedir' diyen Koşaner'in TSK değil de 'jandarma' terimini kullanması ise dikkat çekti. Konuşmasında O da son dönemlerdeki bildiriler gibi 'Ergenekon soruşturması kışla içine giremez' dedi. Özel Harp Dairesi'nin de önemli adamlarından olan ve Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda Kurmay Başkanlığı'na kadar değişik düzeylerde görevler yürüten, istihbarat çalışmalarında da yer alan Koşaner'in adı, Ergenekon operasyonları çerçevesinde tutuklananlarla da anılmıştı.

Kürt sorununda şiddeti adres gösterdi

 jitem-asker PKK ile mücadele adına özgürlükleri sınırlandıracak yeni düzenlemeler talep etmesiyle dikkat çeken Koşaner'in OHAL yetkilerini hatırlatan talepleri Kürt sorununda her şeyin sil baştan olabileceği kaygısı uyandırdı. Konuşmasında belli bölgeleri, belli süreleri içerecek yasaklama ve uygulamalardan bahsetmesi ise bir yılı aşkındır uygulanan 'Özel Güvenlikli Bölgeler' uygulamasının derinleştirilmesi olarak yorumlandı. Koşaner konuşmasında gönlündeki OHAL için gerekçelerini şu biçimde ifade etti: 'AB uyum sürecinde gerçekleştirilen yasal düzenlemeler sonucunda, jandarma görev alanını ilgilendiren konularda; önceki yasalarda suç olarak belirtilen bazı eylemlerin suç kapsamından çıkarıldığı, bazı eylemlere uygulanan cezalarda indirime gidildiği, kişi hak ve hürriyetlerinin kapsamının genişletildiği görülmektedir. Demokrasi ve kişi hakları açısından olumlu olan bu mevzuat değişiklikleri, teröre karşı mücadele ve bu mücadele kapsamında yürütülen istihbarat faaliyetlerine yeni düzenlemeler getirmiş, özellikle de suç ve suçluyu kontrolde ve gerekli önleyici tedbirlerin alınmasında kolluk güçlerinin yetkilerini geçmiş dönemlere nazaran bir ölçüde kısıtlamıştır. Bölücü terör örgütü ve legal uzantıları, bu gelişmeden de güç alarak, faaliyetlerini artırmış, yasal değişikliklerle gelen özgürlükleri istismar edercesine serbesti kazanmıştır. Ancak sanki ülkemizde hiç terör yokmuş gibi düzenlenen yasaların, teröre karşı mücadelede kolluk kuvvetlerinin bilhassa önleyici faaliyetlerinde yetersiz kaldığı ve etkin ve süratli görev yapılmasını geciktirdiği bir gerçektir. Terör insan haklarını tehdit ediyorsa hak ve özgürlükler ile alınacak tedbirler arasındaki dengenin tekrar değerlendirilmesine ihtiyaç var demektir. Belli bölgelerde, belirli sürelerle ve yasalarda belirtilecek yetkili makamlarca, sadece ihtiyaç duyulması halinde uygulamaya konulacak tedbirleri içeren yasa değişiklik tekliflerinin bu bakış açısıyla bir an önce sonuçlandırılması teröre karşı yürütülen mücadeleye büyük katkılar sağlayacaktır.' Koşaner'in talep ve söylemleri Yaşar Büyükanıt ve İlker Başbuğ'un yaptığı konuşmaları hatırlattı. Büyükanıt ve Başbuğ, PKK ile savaşta tanınan özgürlüklerin kendileri için zorlayıcı olduğunu ve yeni yetkilere ihtiyaç duyduklarını söyledikten bir süre sonra Bölge'de 'Özel Güvenlik Bölgesi' uygulamasına geçilmiş, bu bölgelerde fiili OHAL uygulanarak tampon oluşturma süreci başlamıştı. ANKARA www.gundemonline.org

TOPAL OSMAN’DAN ERGENEKONA

Sadık Varer-Kendinizi, emeğin ve insanlığın özgür geleceğini dert edinen bir ‘dünya yurttaşı’ olarak görüyorsanız, milliyetçiliğe uzak durursunuz.!..

Türkçe’yi  altı  yaşında ‘ mecburen’  öğrenen bir Laz’ım,  ama  hiç  bir zaman
Laz milliyetçisi olmadım. Ne var ki bu durum, tarihsel ve kültürel değerlerime yabancılaşmamı gerektirmiyor. Tam tersine,  yok sayılan tarihimi ve kültürümü milliyetçilerden daha büyük bir kararlılıkla sahipleniyorum.

Laz tarihini ve kültürünü araştırıp bilince çıkartan Laz aydınlarının çalışmalarını yayınlayan lazebura.net ve lazuri.com siteleri için düşündüğüm  bir yazıyla ilgili kaynakları incelerken,  resmi tarihin, Mustafa Kemal’in muhafızı olarak kaydetmekle yetindiği Topal Osman ile Ergenekoncular arasında enteresan bir ‘kader ortaklığı’  fark ettim. Böylece, 1925 öncesinin bildik Lazistan mebuslarından hareketle,  bilinmezlik halini muhafaza eden kimi konuları neşterlemeyi amaçlayan yazımın yönü ve başlığı değişti. Güncelliğini bir süre daha koruyacağı anlaşılan Ergenekon mevzuu öne geçti..

 

Topal_OsmanTopal Osman ile Ergenekon’un ne alakası var ?..

Bu sorunun yanıtını alabilmemiz içi, ya Giresun’da görevli iken, büyük bir hayranlık duyduğu Topal Osman’ın heykelini yaptıran Veli Küçük’le, Teşkilat-i Mahsusa ve Jitem - Ergenekon ‘akrabalığı’ üzerine uzun ve duygusal bir tarih sohbeti kurmak ya da Topal Osman’ın hayat hikayesine bir göz atmak lazım. Sizi bilemem ama ben  Topal Osman’ın hayat hikayesine göz atmayı seçiyorum !..

Önce bir yanlışı düzeltelim.‘Mustafa Kemal’in muhafızı Laz Osman’ olarak da bilinen Topal Osman, Lazcanın Le’sini bile bilmezdi; Lazların binlerce yıldır yaşadıkları coğrafyaya yaklaşık 250 km. uzaklıktaki Giresun’lu Topal Osman, büyük olasılıkla, Fatih’in 1461 yılında Trabzon’la birlikte Giresun, Tirebolu, Görele ve Bedreme kalelerini ele geçirdikten sonra bölgeye yerleştirdiği yüz bin civarındaki Çepnilerdendir.

Topal Osman,  birinci savaş yıllarında Karadeniz’de oldukça yaygın olan eşkıya gruplarından birinin reisidir. Onu meşhur eden ilk vukuatı,Giresun’da topladığı yüz kişilik bir eşkıya grubu ile Trabzon hapishanesini basması ve kaçırdığı yüz elli mahkumu  çetesine katmasıdır.

Bir yandan eşkıyalığın icaplarına uygun ‘işler’le uğraşan Topal Osman, diğer yandan, Enver Paşa tarafından İttihat ve Terakki Cemiyeti bünyesinde
kurulan ve özellikle Ermeni Tehciri ile  Kürt isyanlarının bastırılmasında bir dizi katliama ‘imza atan’  Teşkilat-ı Mahsusa’ya  bağlı olarak ‘memlekete faydalı işler’le de uğraşmaya başlar.

Artık, Teşkilat-ı  Mahsusa gibi ürkütücü bir gizli teşkilatla organik ilişkisini de
kullanarak ‘meşru bir güç’ haline gelmeye başlayan Topal Osman’ın önünde kimse  duramaz !..

Daha sonra, Rum teşkilatlanmasının tasfiyesinde, Karadeniz’in bu gözü kara çetecisinden yararlanabileceğini anlayan Padişah Vahdettin, işlediği sayısız yağma, soygun ve cinayetlerle birlikte, Ermeni Tehciri’nde gerçekleştirdiği katliamlardan dolayı Topal Osman  hakkında verilmiş bulunan tevkif kararını kaldırır.

Mustafa Kemal’in Topal Osman’la ilişkisi ise, ancak pragmatik siyasetin ‘kuralsızlığı’ ile açıklanabiliir; Karadeniz’deki Rum başkaldırısının tasfiyesi için bir çare arayan Mustafa Kemal, ‘ Rum meselesini çözmek’ amacıyla, zaten Rumların canını ve malını almakla meşgul olan Topal Osman’la ilişki kurmuştur. Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktıktan hemen sonra Havza’da Topal Osman’la görüştüğünü, Teşkilat-ı Mahsusa’nın son  reisi olarak bilinen Hüsamettin Ertürk’ten öğreniyoruz.

Hasan İzzettin Dinamo, ‘Kutsal İsyan II.’de  bu görüşmeye değinmektedir. Karadeniz’deki ‘Pontus belasının ortadan kaldırılması işi’ni üstlenen Topal Osman’ın Mustafa Kemal’e verdiği yanıt şöyledir ;

“Siz merak etmeyinPaşam. Bu Pontus Rumlarına öyle bir tütsü vereceğim ki, hepsi mağaralarda eşek arısı gibi boğulacaklar.”

Hiç kuşku yok ki, Topal Osman, Mustafa Kemal’e verdiği sözü ‘layıkıyla’ yerine getirmiş; binlerce Rum öldürmüş ve bu arada, korkup kaçan, ülke değiştiren Rumların mallarına el koyup,  yakın geçmişte balıkçılık ve kahvecilik yaparak geçinmeye çalışırken, Karadeniz’in en büyük zenginlerinden ‘Osman Ağa’ olmayı da başarmıştır!..

Topal Osman Ağanın ‘şansı’ yaver gitmektedir ; Büyük Millet Meclisi, Topal Osman’ı, ‘ Mustafa Kemal’in Muhafız Alayı Komutanlığı’ vazifesiyle Ankara’ya davet etmiştir..Topal Osman, artık Mustafa Kemal’in en yakın adamıdır…

Mustafa Kemal’in Topal Osman gibi ‘tehlikeli’ birini yanına almasıyla ilgili pek çok yorum yapılmıştır. Yaygın görüş, Meclis içinde ve dışında oluşan muhaliflerin tasfiye edilmesi için kendine çok sadık ve o ölçüde ‘iş bitirici’ birine duyulan ihtiyaç, şeklindedir.

Gerçekten de bu görüşü doğrulayan bir dizi bilinen olay vardır. Bunlardan ikisi, üzerinde en çok durulan olaylardandır. Birincisi, Anadolu’daki mücadeleye katılmak üzere yola çıkan Mustafa Suphi ve yoldaşlarının Trabzon’da katledilmeleri; ikincisi, Mecliste Mustafa Kemal’in en etkili muhalifi olarak bilinen Lazistan Mebusu Ali Şükrü’nün ‘ortadan kaldırılması’dır.. Lazistan Mebusu Ali Şükrü

1921 yılı başında Türkiye Komünist Partisi, ‘Anadolu Ayaklanması’ olarak nitelenen mücadeleye katılmaya karar vermiş ve bu kararını Mustafa Kemal’e bildirmişti.. Mustafa Kemal, TKP’lilerin Anadolu’ya gelmelerini ve mücadeleye katılmalarını çök tehlikeli bir gelişme olarak değerlendirmiş ve vakit geçirmeden ‘lazım gelen önlemleri’ almıştır..

Mustafa Suphi, Ethem Nejat ve diğer TKP’liler Kars’ta, halkın büyük tezahüratıyla karşılandılar. Ama, ondan sonra halkın tepkisi değişti!.. Yol boyunca ‘bazı gruplar’ın saldırıları ile karşılaşmaya başladılar. Durumu ‘değerlendiren’ yetkililer TKP’lileri Batum üzerinden Bakü’ya geri yollamak ‘amacıyla’ Trabzon’a götürdüler. Trabzon’da kayıkçı kahyalığı yapan Yahya Kaptan ve adamlarının provakatif saldırısına maruz kaldılar.
Silahsızlandırılmış halde bir taka ile Karadeniz’e açılmaya zorlandılar ve ardından, Yahya Kaptan’ın adamları tarafından kuşatılarak katledildiler. 1921 yılında, 28 Ocak gecesi Mustafa Suphi ve on dört yoldaşı Karadeniz’e gömüldüler!..

Bu trajik olayın faillerinden Yahya Kaptan’ın akıbeti ise bellidir; katliamdan kısa bir süre sonra ‘birileri’ Yahya Kaptan’ın işini bitirmiştir!..

Şimdi, Lazistan Mebusu Ali Şükrü olayına geçebiliriz.

23 Nisan 1920’de açılan ilk Büyük Millet Meclisi’nde iki grup vardır. Birinci grubu Mustafa Kemal, ikinci grubu ise Ali Şükrü yönetmektedir. Ali Şükrü, etkili bir siyasi muhalif ve aynı zamanda gazetecidir, Tan gazetesinin sahibidir.

Özellikle, İnönü başkanlığında sürdürülen Lozan görüşmelerindeki başarısızlıklar üzerine yaptığı konuşmalar ve yayınlarla Mustafa Kemal’in canını fena halde sıkmaya başlayan Lazistan Mebusu Ali Şükrü, bir Meclis toplantısında, TKP’lilerin Trabzon’da katledilmeleri ile ilgili görüşmeleri ve telgrafları deşifre edip, Mustafa Suphi ve yoldaşlarının Mustafa Kemal ‘in emri ile Topal Osman ve adamı Yahya Kaptan tarafından katledildiğini ispatlayınca, kendi sonunu hazırlamış oldu; Meclisi karıştıran bu olaydan kısa bir süre sonra Ali Şükrü ortadan kayboldu !..

Cesedi üç gün sonra Ankara’da, Mühye köyünde  bulundu  ve yapılan araştırma sonucunda, Ali Şükrü’nün  Topal Osman tarafından kaçırılıp öldürüldüğü anlaşıldı.

Bunun üzerine Meclis, Topal Osman’ın tutuklanmasına ve idam edilmesine karar verir. Tutuklanacağını haber alan ve ihanete uğradığını düşünen Topal Osman, çetesiyle Ankara’nın altını üstüne getirip kendisine sahip çıkmayan Mustafa Kemal’in peşine düşer.

Sonuç; Mustafa Kemal’in emri ile Topal Osman öldürülür.

Topal Osman’ı öldüren İsmail Hakkı’dır ve tıpkı ‘işi bitince’ öldürülen  Jitem kurucusu Cem Ersever’in en yakın adamlarından biri tarafından öldürülmesi gibi, ‘ işi biten’ Topal Osman da  bir zamanlar en yakın adamlarından biri olan nizami ordu kıta komutanı İsmail Hakkı  tarafından öldürülmüştür.

Ve hikaye, devam etmektedir… Sadık Varer  www.enternasyonalle.com Aktüel Bakış

Kürt Kültür Festivali engellenmeye çalışılıyor

Kürt Kültür Festivali

Eylül ayında yapılacak olan 16 Kürt Kültür Festivali Tertip Komitesi, Türk devletinin festivali engellemeye çalıştığını belirtti. Tertip Komitesi Kürtleri festivale her zamankinden daha büyük katılım sağlayarak saldırılara cevap vermeye çağırdı.

Tertip Komitesi yaptığı yazılı açıklama “Türk devletinin Avrupa çalışmalarımıza dönük yönelimleri ve saldırıları son zamanlanda peryodik ve sistemli bir hal almış durumdadır. Bu saldırıların başında 16 Kürt Kültür festivaline engelleme çalışmaları gelmektedir. Başta Yekkom olmak üzere bir çok Kürt kurumuna dönük yalan haber yayınlamaktadır. Yekkom yöneticileri hakkında geliştirdiği yalan, yanlış haberlerin esas amacı festival çalışmalarımızı engelleme amaçlıdır” dedi.

27.08.08 tarihli Milliyet gazetesinde çıkan habere dikkat çeken komite şöyle dedi: “Festival Türk devleti tarafından hedef olarak seçilmiştir. Gazetede yer alan yalan haberde ‘6 Eylül 2008 tarihinde Almanya’nın Gelsenkirchen kentinde ‘kültür festivali’ adı altında  düzenlenecek etkinliğe katılım için başlatılan kampanyayı olumsuz etkilediği ifade edildi.bayraklarcatipartisi

Çok sayıda örgüt yandaşının ‘Bizlerden toplanan paraların nerelere harcandığını kamuoyuna açıklayamayanlar, bunun hesabını mutlaka vermeli’ diyerek tepkilerini dile getirdikleri  ve festivale katılmama karar aldığı bildirilmişti.’ denilmektedir.  Mehmet Demir ve Ayten Kaplan kendi çalışmaları ve görevlerinin başındadır, yayınlanan haber yalandan ibarettir. Festival  gelirleri resmi ve belgeli yapılmaktadır. Tek bir kuruş dahi festival komitesinin bilgi dışında değildir. Her Kürt insanı  festival çalışmasının Avrupa’da yapılan en büyük Kürt etkinliği olduğu bilmektedir ve bu bilinçle festivale katılmaktadır. Bu karalama kampanyası bir merkezden Türk elçilikleri tarafından yönlendirilmektedir.”

Kürt halkının bu saldırılara ve engellemelere karşı yanıtı her zaman olduğu festivale en büyük katılımı gerçekleştirerek vereceğini belirten Tertip Komitesi şu çağrılarda bulundu: “Avrupa’da yaşayan her Kürt ferdini bu durumu görerek çalışmalara katılım göstermeye çağırıyoruz. Türk devleti festivali engellemek istiyorsa, bizde son yılların en büyük katılımını göstererek yanıt verelim.

Almanya devletini festivalimize dönük Türk devletinin yönelimlerini ve provakasyonunu dikkate almaya ve sorumlu davranmaya çağırıyoruz.

ANF NEWS AGENCY

Başkan Barzani : Anayasanın İhlal Edilmesi Kabul edilemez”

BAŞKAN BARZANİ ABD’NİN BAĞDAT BÜYÜKELÇİLİĞİ’NDEN ÜSTDÜZEY BİR HEYETİ KABUL ETTİ    27-Aug-08 [22:26] PNA-Federal Kürdistan Bölge Başkanı Mesut Barzani, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği’nden üstdüzey bir heyeti kabul etti. Görüşmede, son zamanlarda Xaneqin’de meydana gelen olaylar ve Irak Daimi Anayasasında bulunan 140.madde ayrıntılı olarak ele alındı. Görüşmede bir konuşma yapan Başkan Barzani, “Biz, sorun yaratıcı değiliz. Sorun da yaratmayız. Yalnız Anayasanın ihlal edilmesi kabul edilemez” dedi.

kurdistan barzani

Başkan Barzani, bugün ABD'nin Federal Irak Büyükelçiliği'nden 140. maddenin uygulanmasından sorumlu Thomas Crageske başkanlığındaki üstdüzey heyeti Salahaddin kasabasındaki makamında kabul etti.

Irak ordusunun neden böyle bir zamanda Xaneqin’e geldiğini ayrıntılı olarak ele alınan görüşmede, Başkan Barzani, Xaneqin bölgesinin genel olarak istikrarlı bir bölge olduğunu söyleyerek, “Irak ordusunun bu bölgeye terörle mücadele adıyla gelişi ve Kürdistan Bölge Hükümeti ile kordinasyon kurmaması şaşırtıcıdır” dedi.

Sorunun çözümüne vurguda bulunan Başkan Barzani, bu tür sorunların bir daha meydana gelmemesi temennisinde bulundu.

Başkan Barzani görüşmede, “Biz, sorun yaratıcı değiliz. Sorun da yaratmayız. Ancak Anayasanın ihlal edilmesi kabul edilemez” dedi.

ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği’nden 140. maddenin uygulanmasından sorumlu Thomas Crageske de, 140.maddenin uygulanmasını desteklediklerini belirterek, “Irak çerçevesinde güçlü bir Kürdistan, Irak’ı zayıflatacağına değil güçlendireceğine inanıyoruz” dedi.

Sorunlu bölgelerde yapılacak her türlü operasyonun Federal hükümeti ile Kürdistan Bölge hükümetinin kordinasyonuyla yapılması gerektiğini söyleyen Crageske, gerek Bağdat  gerekse Kürdistan Bölge Hükümeti tarafından olsun sorunun çözümü için hiçbir şekilde hiçbir gücün kullanılmasından yana olmadıklarını belirtti. 

Görüşmede, ayrıca, Irak Daimi Anayasasında bulunan 140.madde ve BM’nin maddenin uygulanmasındaki rolü değerlendirildi.

Görüşmenin sonunda, ABD halkı ile Kürdistan Bölgesi halkı arasındaki dostluk ele alındı.

Türkiye'nin harekât hedefi PKK'nin tasfiyesi, Güney Kürdistan'ın ise kontrolü

IRAK ASKERLERİ XANEQİN’DEN ÇEKİLİYOR

Irak güçleri Xaneqin’e girdi, Kürtler protesto etti

Kürtler adım adım geriliyor

Irak ordusu KDP ve YNK bürolarını bastı!

“Telebimiz reddedilirse, Irak bakanlıklarıyla ilişkilerimizi keseceğiz’’

Devletin Irak Türkmenleri üzerindeki planları ortaya çıktı

Crocker: “Amerika Hiçbir Şekilde Kürtlere Sırtını Dönmeyecek”

İşte Katliamların TSK ibareli 'GİZLİ' Belgesi

RUS KONSOLUS: “BİZ KÜRDİSTAN’A AYRI BİR ÖNEM VERİYORUZ’’

Crocker, “Erbil - Bağdat Sorunları, ‘anahtar Iraklılarda olacak şekilde’ çözülmeli”

Türk Ordusu Misket Bombaları ile Sivil Halka Zarar Veriyor

Şengal Katliamı bir başlangıçtı

Kerkük üzerinden nüfuz savaşı

Şii Lider Sistani: “KERKÜK’ÜN GELECEĞİNİ KERKÜK HALKI BELİRLEYECEK”

Türkiye, Irak’ı siyasi krizin eşiğine getirdi

Dr.MAHMUT OSMAN: ‘’IRAK’TAN KERKÜK’E GÜÇ KAYDIRMAK ARAPLAŞTIRMA ANLAMI TAŞIYOR’’

Kandil’den Kerkük mesajı:Sömürgeciler Kürtleri denetim altında bulundurmak için Kerkük’ü enegelliyorlar”

Türkiye, Saddam Hüseyin rejimininden sonra Kürtlerin bütün kazanımlarını azaltmak için her yolu deniyor

BAŞKAN BARZANİ: ‘’KERKÜK KONUSUNDA HİÇBİR ŞEKİLDE PAZARLIK YAPMAYACAĞIZ’’

BAŞKAN BARZANİ: “KERKÜK’ÜN BÜTÜN OLUŞUMLARI İÇİN ÇALIŞACAĞIZ’’

Kerkük’teki Patlamanın Faili İstanbul’da Kaçırıldı

Ankara Kerkük'ten memnun

Kerkük'ü bekleyen ciddi tehlike

Kerkük, Küdistan'a bağlanmadıkça ne Kürdistan özgürleşecek ne de Kürdler rahat yüzü görecektir!

Irkçı Arap aşiretlerinden Kerkük’te Kürtlere karşı sonsuza dek şavaşma kararı

Barzani: Artık yeter

TARAFLAR UZLAŞAMADI...KERKÜK TATİLDEN SONRAYA BIRAKILDI...

Musul’da 500 Kürde ait toplu mezar bulundu

Kürtlere Kerkük’te Türkiye, Irak ve Suudi Arabistan kuşatması!

Irak Dışişleri Bakanlığından, Türkiye’ye: Kerkük’e karışma

Türk hükümeti, Federe Kürdistan’ın içişlerine karışacağını “tehditlerle” teyit etti!

Kerkük = Kürt sorunu

BAŞKAN BARZANİ: ‘’DIŞ GÜÇLERİN AJANDASI KERKÜK’TE BAŞARIYA ULAŞMAZ’’

KERKÜK İL MECLİSİNİN TALEBİ İÇİN UYGUN BİR YOL SUNULACAK

Barzani ile röportaj

BAŞKAN BAZRANİ: ‘’ DIŞ GÜÇLERİN KERKÜK’TEKI AMAÇLARINA HİÇBİR ŞEKİLDE YOL VERMEYECEĞİZ’’

“140.MADDE ÖLDÜ DİYENLER IRAK’IN PARÇA PARÇA OLMASINA TAHAMMÜL ETSİNLER’’

Hişyar Zebari’nin ağzından Irak

BAŞBAKAN NEÇİRVAN BARZANİ: MALİKİ 140.MADDENİN UYGULANMASINDAN YANA’’

KERKUKİ : ''DE MİSTURA , RAPORUNDAKİ HATALARI İTİRAF ETTİ''

‘’KÜRDİSTAN HALKININ 140.MADDENİN UYGULANMASINI İSTEMESİ TABİİ BİR HAKTIR’’

IRAK PARLAMENTO BAŞKAN YARDIMCISI TAYFUR: ''TÜRKİYE İÇ İŞLERİMİZE KARŞIYOR''

BAŞKAN BARZANİ VE BUSH TELEFONLA GÖRÜŞTÜ: YEREL SEÇİM YASASI DEĞERLENDİRİLDİ

Emir Türkiye’den geldi

BAŞBAKAN BARZANİ İLE PARLAMENTO BAŞKANI MÜFTÜ BİR ARAYA GELDİ: ''DE MİSTURA RAPORU KAYGI VERİCİ..."

BM'nin Kerkük raporuna Güney Kürdistan Parlamentosundan ret

Kerkük'te seçim var referandum yok

KÜRDİSTAN İTTİFAK LİSTESİ, BM'NİN 140. MADDE İLE İLGİLİ ÖNERİLERİNİ GÖRÜŞMEK ÜZERE TOPLANIYOR.

DR.MAHMUT OSMAN: "BM'NİN 140.MADDE KONUSUNDAKİ ÖNERİLERİ OLUMSUZ"

KERKÜKLÜLER KARARI ‘’KÜRDİSTAN BÖLGE YÖNETİMİNE BAĞLANMAK İSTİYORUZ’’

'Kerkük Kürtlerin yüreğidir'

YNK : Türkmen Cephesi 4 Kürdü öldürdü

'Ergenekon'un avukatı' Baykal'ın açıklamaları ve ITC saldırısı failleri gösteriyor

Kerkük'te İran, Türkiye, Suudia Arabistan'ın anti-Kürt ittifakı ve ITC parmağı

KERKUK ,ERBiL’DEN SONRA SÜLEYMANİYE’DE  BÜYÜK PROTESTO

KÜRDİSTAN BÖLGE BAŞKANLIĞI’NDAN İNTİHAR SALDIRISINA KARŞI SERT KINAMA...

ERGENEKON IRAK FELLUCE’YE NE GÔNDERDI?

İsyan çağrısından sivil katliama

ITC , ‘’HALKA ATEŞ AÇIN’’ TALİMATI VERDİ...

Sağlık Bakanı: Kerkük'te 25 kişi öldü, 180 kişi yaralandı

BAŞKAN BARZANİ: “BA’S REJİMİNDEN ÖNCE KÜRDİSTAN BAĞIMSIZ BİR DEVLETTİ, ANCAK KÜRDİSTAN PARLAMENTOSU IRAKLI KARDEŞLERLE YAŞAMAYA KARAR VERDİ”

Önümüzdeki dönem içerisinde Kürd-Sünni ittifakı yaşanabilir.

BAŞKAN BARZANİ: ‘’KERKÜK KONUSUNDA HİÇKİMSENİN ATEŞLE OYNAMASINI İSTEMİYORUZ’’

2008 yılında koparılan bölgelerin tekrar Kürdistan Bölgesi’ne bağlanmasını temenni ediyoruz. Başarı Kürdistan halkı ve hükümetinindir

Kürdistan Bölgesi’ndeki son gelişmeler, Türkiye’nin bombardımanları, 140.madde ve Kürdistan Bölgesi sınırları ile Irak sınırlarının korunması

140.MADDE...

İHSAN:Irak daimi anayasasının 140. Maddesinin uygulanması için kurulan Yüksek Komisyonun ileriye yönelik olumlu adımlar attığını'' söyledi.

Kerkük ve diğer koparılmış bölgelerinin durumunun anayasada öngörülen şekilde normale dönüştürülmesi

Kürd İttifakı:'Referandumun 2-3 ay için ertelenmesi sorun teşkil etmiyor'

Katliamcı devletler Kerkuk referandumunu erteletti!

Şengal Katliamı: 500 ölü, 400 yaralı

Kerkük referandumunun yapılması için süreç hızlandı

KERKÜK BİR KÜRT KENTİDİR